|
Sekiz sene önce otomobil kullanırken; Şişli’de ünlü şarkıcı Sevim Tanürek’e çarparak ölümüne sebep olmuştur. Bu da gösteriyor ki o otomobil kullanmaktadır ve yüzde 60 iş göremez durumda sakat birisi değildir. Gerçi kötü niyetliler; bu olayın altında çapanoğlu aradılar; Ahmet’i suçsuz çıkartan Adli Tıp uzmanı; şimdilerde Türkiye Denizcilik İşletmeleri’nde genel müdür yardımcısı yapıldı ama ben bunu tamamen bir tesadüf kabul etmek istiyorum ve o kapıyı hiç açmıyorum. Bugün Ahmet Burak Erdoğan, milyonlarca dolarlık iş kapasitesine sahip şirketleri yönetmektedir. Bir gemisine 4-5 milyon dolar civarında değer biçilmektedir. Böyle başarılı yeni sınıf işadamımızı kimse onulmaz hastalar veya sakatlar sınıfına sokamaz, kimse de ona o gözle bakmaz; bakamaz. Öyleyse; Ahmet Burak neden sakat raporu almıştır? |
Ey sevgili millet!
Ey büyük millet!
Binlerce yıllık tarihinde; senin çocukların vatan ve millet uğruna can verirken yöneticilerin çocukları zevkü sefa içinde yaşadı.
Ey büyük millet! Sen tarihte nice devletler kurdun. Kurduğun devletin başına geçenler; seni dışladılar; yabancıları kucakladılar. Yine de oluk oluk senin çocuklarının kanı aktı; akıyor da.
Daha geçen günlerde 6 yavrumuz yine can verdi. Uçsuz bucaksız dağlarda, dağların kovuklarında hainleri ararken canlarından oldular. Yüzlercesi gibi; binlercesi gibi…
Sizler bu vatan uğruna can verirken; sizi şu sıralarda yöneten kişi; ‘Askerlik yan gelip yatma yeri değildir!’ diye fetva verdi. Yani; ‘Ölürlerse ölsünler!’ dedi.
Ölen çocuklarımızı, şehit olarak değil değil de ‘Kelle’ diye takdim etti.
AHMET’İN CANI TATLI
Bilmiyordum; öğrenince şoke oldum: Hain tuzaklarda şehit olan çocuklarımıza ‘Kelle’ diyen Başbakan Erdoğan; büyük oğlu Ahmet Burak’a; çürük raporu almış.
2000 yılında…
Kasımpaşa Deniz Hastanesi’nden…
Böylece Ahmet Bey; askere gitmekten kurtulmuş.
Gerçi Türk milleti; askere gitmeyeni yarım adam sayar; çürük raporu almayı onuruna yediremez; sakat ise sakatlığını bile saklar ama; bizim aslan gibi delikanlımız Ahmet Burak farklı düşünüyormuş…
Gitmiş; ben sakatım veya hastayım demiş ve raporunu almış.
Şimdi dikkat sevgili okurlarım:
Aydınlık Dergisi’nin haberleştirdiği bu olaydaki ayrıntılar önemli. Eğer kişi hasta ise; bunun tedavi edilebilir durumda olması, askerlik yapmayı kaldırmıyor. Yani kişi ancak tedavi edilemez bir hastalığa yakalandı ise askere alınmıyor.
Buradan soruyorum: Acaba Ahmet Burak; böyle kötü durumda mıdır? Hiç istemem; Allah Ahmet Burak’ı böyle çaresiz bir hastalıkla boğuşturmasın.
Askere gitmemenin ikinci yolu da şu: Asker adayı muayene sonucunda iş görme gücünün yüzde 60′ını kaybetmiş gözüküyorsa o da askere alınmaz.
Bunun anlamı şudur: Askere alınmayan insan; tedavi edilemez durumda ciddi bir sakatlığı bulunan kişidir.
Bunu da Ahmet Burak için asla dilemeyiz.
Zaten kendisi de aslan gibi bir delikanlıdır…
Sekiz sene önce otomobil kullanırken; Şişli’de ünlü şarkıcı Sevim Tanürek’e çarparak ölümüne sebep olmuştur. Bu da gösteriyor ki o otomobil kullanmaktadır ve yüzde 60 iş göremez durumda sakat birisi değildir.
Gerçi kötü niyetliler; bu olayın altında çapanoğlu aradılar; Ahmet’i suçsuz çıkartan Adli Tıp uzmanı; şimdilerde Türkiye Denizcilik İşletmeleri’nde genel müdür yardımcısı yapıldı ama ben bunu tamamen bir tesadüf kabul etmek istiyorum ve o kapıyı hiç açmıyorum.
Bugün Ahmet Burak Erdoğan, milyonlarca dolarlık iş kapasitesine sahip şirketleri yönetmektedir. Bir gemisine 4-5 milyon dolar civarında değer biçilmektedir.
Böyle başarılı yeni sınıf işadamımızı kimse onulmaz hastalar veya sakatlar sınıfına sokamaz, kimse de ona o gözle bakmaz; bakamaz.
Öyleyse; Ahmet Burak neden sakat raporu almıştır?
Acaba askere alınırsa; Şırnak’ın Gabar Dağları’nda görev yapan jandarmanın yanına gönderileceğini mi düşündü?
Orada PKK’nin kurduğu ve uzaktan kumanda ile patlattığı bir mayına çarpacağından mı korktu?
Yok; o bütün bunları göze aldı da anası Emine Hanım mı karşı çıktı?
Emine Hanım; ‘İstemem; ben oğlumu o dağlarda PKK’ya yem yapamam!’ diyerek kocası Tayyip Bey’in yakasına yapışıp ağladı mı?
Yoksa, Ahmet gerçekten o kadar kötü durumda mı?
Bunu öğrenmek istiyoruz…
Çünkü o; başbakanın oğludur…
Benim bu sorularım; özel hayata müdahale değildir. Çünkü Yargıtay kararları ile kesinleşmiştir ki; siyasetçinin özel hayatı olamaz. Siyasetçi; bu alanı seçerken sorgulanmayı baştan kabul etmiş birisidir. Sayın Başbakan’ın muhalif yazarlara açtığı ve yargının reddetttiği davalarda bunun gerekçeleri uzun uzun anlatılmıştır.
Sayın Başbakan; lütfen sorularıma cevap verin… Cevap vermez iseniz; o çürük raporu hakkında; kafamızda ‘çürük rapor’ kuşkusu doğacak.
http://www.gunes.com/2007/05/26/yazarlar/y4.html
ERDOĞAN AİLESİNDE BİR BİLİNMEYEN DAHAİlk Kurşun Dergisi Mayıs 23 2007
Tayyip Erdoğan’ın büyük oğlu Ahmet Burak Erdoğan, kardeşlerinin aksine kamuoyunda pek görünmüyor. Ahmet Burak, bundan bir yıl önce gazetelerde kurduğu denizcilik şirketi için aldığı 5 milyon dolarlık gemiyle gündeme geldi. Ama daha önce, babası Belediye Başkanı’yken ciddi bir vukuatla gazetelerde haber olmuştu. Sanatçı Sevim Tanürek’e çarpmış ve ölümüne neden olmuştu. Aydınlık dergisi bu haftaki sayısında Başbakan’ın oğlu Ahmet Burak’ın çürük raporuyla askere gitmediğini ortaya çıkardı. Adı : Ahmet Burak. Recep Tayyip Erdoğan’ın büyük oğlu Ahmet Burak Erdoğan’ın, aldığı çürük raporuyla askere gitmediği ortaya çıktı. Rize Güneysu Askerlik Şubesi’ne kayıtlı Ahmet Burak Erdoğan, 2000 yılında Kasımpaşa Deniz Hastanesi’nden verilen raporla çürüğe ayrıldı. Buraya kadar herşey normal görünüyor. Ancak çürük raporuyla ilgili ölçütler açısından Ahmet Burak Erdoğan’ın durumu biraz tartışmalı. Rapora göre, Ahmet Burak’ın hastalığı testis kanseri. Uzman hekimlerin verdiği bilgiye göre, testis kanseri tedavi edilebilir bir rahatsızlık. O nedenle, ciddi bir kanser türü olarak görülmüyor. Burası önemli, çünkü çürük raporu, asker adayı açısından ancak iş görme gücünün yüzde 60’ını yitirmesi durumunda veriliyor. Tedavi edilebilir hastalıklardaysa durum farklı. Hastalığın tedavi edilmesinin ardından kişi, askere alınıyor. Aydınlık, bu bilgiye ulaşınca konuyu farklı kaynaklardan araştırdı. Bilgi doğruydu. Ancak Ahmet Burak Erdoğan’ın testis kanseri tedavisi gördüğüne dair herhangi bir bilgiye ise ulaşılamıyor. Aydınlık, konuyu Başbakan Erdoğan’a yazılı olarak sordu. 2 Mayıs 2007 tarihinde Aydınlık’ın sorularınaysa yanıt verilmemiş. http://ilk-kursun.com/7762 |
ERDOĞAN AİLESİNDE BİR BİLİNMEYEN DAHA
22 Mayıs 2007
Tayyip Erdoğan’ın büyük oğlu Ahmet Burak Erdoğan, kardeşlerinin aksine kamuoyunda pek görünmüyor. Ahmet Burak, bundan bir yıl önce gazetelerde kurduğu denizcilik şirketi için aldığı 5 milyon dolarlık gemiyle gündeme geldi. Ama daha önce, babası Belediye Başkanı’yken ciddi bir vukuatla gazetelerde haber olmuştu. Sanatçı Sevim Tanürek’e çarpmış ve ölümüne neden olmuştu. Aydınlık dergisi bu haftaki sayısında Başbakan’ın oğlu Ahmet Burak’ın çürük raporuyla askere gitmediğini ortaya çıkardı. Adı : Ahmet Burak. Recep Tayyip Erdoğan’ın büyük oğlu Ahmet Burak Erdoğan’ın, aldığı çürük raporuyla askere gitmediği ortaya çıktı. Rize Güneysu Askerlik Şubesi’ne kayıtlı Ahmet Burak Erdoğan, 2000 yılında Kasımpaşa Deniz Hastanesi’nden verilen raporla çürüğe ayrıldı. Buraya kadar herşey normal görünüyor. Ancak çürük raporuyla ilgili ölçütler açısından Ahmet Burak Erdoğan’ın durumu biraz tartışmalı. Rapora göre, Ahmet Burak’ın hastalığı testis kanseri. Uzman hekimlerin verdiği bilgiye göre, testis kanseri tedavi edilebilir bir rahatsızlık. O nedenle, ciddi bir kanser türü olarak görülmüyor. Burası önemli, çünkü çürük raporu, asker adayı açısından ancak iş görme gücünün yüzde 60’ını yitirmesi durumunda veriliyor. Tedavi edilebilir hastalıklardaysa durum farklı. Hastalığın tedavi edilmesinin ardından kişi, askere alınıyor. Aydınlık, bu bilgiye ulaşınca konuyu farklı kaynaklardan araştırdı. Bilgi doğruydu. Ancak Ahmet Burak Erdoğan’ın testis kanseri tedavisi gördüğüne dair herhangi bir bilgiye ise ulaşılamıyor. Aydınlık, konuyu Başbakan Erdoğan’a yazılı olarak sordu. 2 Mayıs 2007 tarihinde Aydınlık’ın sorularınaysa yanıt verilmemiş. http://ulusalkanal.com.tr/index.php?option=com_content&task=view&id=4694&Itemid=4 |
|
Şehit Anası :Senin oğlun çürük, benimki toprakta 26.05.2007
Şırnak’ta mayın patlaması sonucu şehit olan Uzman Çavuş Vedat Dayıoğlu İzmir’de toprağa verildi. Törende Başbakan Recep Tayyip Erdoğan protesto edildi
ŞIRNAK’ın Güçlükonak İlçesi yakınlarında terör örgütü PKK’nın yola döşediği mayını uzaktan kumandayla patlaması sonucu şehit olan Piyade Uzman Çavuş Vedat Dayıoğlu, İzmir’de düzenlenen törenle toprağa verildi. Törene katılanlar, Cumhurbaşkanı Necdet Sezer ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ı alkışlarken, namaza kısa süre kala gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kalabalığa girdiği anda da ‘Yuh’ sesleri yükseldi. Türk bayrağı taşıyan vatandaşlar, ‘Başbakan istifa’ sloganı attı. Ailesi İzmir’in Bayraklı Semtinde oturan Uzman Çavuş Vedat Dayıoğlu’nun Türk bayrağına sarılı tabutu, tören için ikindi namazı öncesi Karşıyaka Bostanlı’daki Beşiklioğlu Camii’ne getirildi. Törenden önce acılı baba Recep Dayıoğlu, anne Zeynep Dayıoğlu ve eşi Şengül Dayıoğlu tabuta son kez sarılıp gözyaşı döktü. Şehit Uzman Çavuş Dayıoğlu’nun henüz 7 aylık kızı Azra da sürekli ağlarken, acı tablo yürekleri dağladı. … Tören alanına ikindi namazına kısa süre kala Başbakan Erdoğan, yanında Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül’le geldi. Başbakan kalabalığa girdiği anda da ‘Yuh’ sesleri yükseldi. Türk bayrağı taşıyan vatandaşlar, ‘Başbakan istifa’ sloganı attı. Başbakan Erdoğan şehit ailesinin yanına gidip başsağlığı diledi. Bu sırada şehit uzman çavuşun eşi Şengül Dayıoğlu, “Bu terör ne zaman son bulacak? Kaç çocuk babasız kalacak?’’ dedi. Başbakan Erdoğan acılı aileyi teselli ettikten sonra ikindi namazı için camiye girdi. Bu arada elleriyle bozkurt işareti yapan ülkücü grup, ‘Hepimiz askeriz, PKK’ya yeteriz’, ‘Bu asker yatmadı vatanını satmadı’, ‘Türkiye’nin imamı Amerikan papazı’ sloganlarını attı, vatandaş da bunlara alkışla destek verdi. Kalabalık arasında çok sayıda şehit ve gazi yakını da dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Necdet Sezer ise namaz başladığı sırada camiye geldi. Bu sırada kalabalıktan alkış yükseldi, ‘şehitler ölmez, vatan bölünmez’ sloganı atıldı. Cumhurbaşkanı Sezer de Dayıoğlu Ailesi’nin yanına giderek baba, anne ve acılı eşe başsağlığı diledi. Cumhurbaşkanı Sezer, 7 aylık Azra’nın yanaklarını okşadı. Cumhurbaşkanı Sezer, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt ve kuvvet komutanları, ikindi namazının kılınmasını kendileri için hazırlanan güneşliğin altında bekledi. Oğlunun şehit olduğu öğrenilen bir kadın da Başbakan Erdoğan önünden geçerken, “Senin oğlun çürük, benim oğlum toprakta yatıyor’’ diye bağırdı. Bu sözlerin ardından da ‘Yuh’ sesleri yükseldi. Yakalarında AKP rozeti olan gençler de ‘Şehitler ölmez vatan bölünmez’ diye slogan atarak protestoları bastırmaya çalıştı. ‘Yuh’ diye bağıran gruba kalabalıktan başka bir grup da ‘Yuh’un Allahı’ diye destek verdi. Daha sonra cenaze top arabasına konuldu. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Orgeneral Büyükanıt ve kuvvet komutanları hep birlikte yürüdü. Bu sırada 7 aylık Azra’nın çığlıkları hiç durmadı. Törene katılanlar minik kızın bu haline bakıp gözyaşı döktü. Anne Şengül Dayıoğlu, kızını, “Bak babamız gidiyor, bak’’ diyerek susturmaya çalıştı. Tören süresinde Başbakan Erdoğan yükselen protestolara hiç tepki vermedi. Başbakan Erdoğan’ın tören süresince Cumhurbaşkanı Sezer ve komutanlarla göz göze gelmemesi dikkat çekti. Şehit Uzman çavuş daha sonra Kadifekale Hava Şehitliği’nde toprağa verildi.
http://www.yenimesaj.com.tr/index.php?haberno=7008491&tarih=2007-05-26 |
Çözüm hükümeti AKP
Mehmet Çelebi
27.05.2007
… Başbakanın oğlunun “askerlik sorunu” vardı. 3 milyon dolar vermiş çocuk gemi almış, 15 ay askere gitsin “yan gelip yatsın da gemi çürüsün mü?” yazık değil mi gemiye. Bu sorunu da “çürük” alarak çözdüler. (AKP her şeyi vererek çözdü, bir tek bu konuyu, alarak çözdü)
…
http://www.ortadogugazetesi.net/makale_goster.asp?yazid=28&id=3023 |
|
. 25.05.2007 “Asıl çürük raporunu milletimiz verecektir”
http://www.yeniadana.net/web/HaberDetay.aspx?id=12446 |
|
Aslan asker Burak!
Melih AŞIK 24 Mayıs 2007
… Başbakan Erdoğan’ın büyük oğlu Ahmet Burak Erdoğan’ın çürük raporu alarak askere gitmediği ortaya çıktı. Ahmet Burak’ın testis kanseri olduğu söyleniyordu. Kasımpaşa Deniz Hastanesi’nin eski baştabibi E. Tuğamiral Vehbi Alpman Milliyet’e yaptığı açıklamada “Teşhisin kanserle alakası yok” dedi. Ama çürük raporunun neye dayanarak verildiğini açıklamadı. Bu tür raporların neye dayanarak verildiği konusunda yaygın bir kanı vardır. O yüzden Ahmet Burak Erdoğan askeri hastanede yeniden muayeneden geçirilmeli, TSK da kuşku altında kalmaktan kurtarılmalıdır. … |
|
AKP PRENSLERİNİN EMRİNDE GÜNEŞ Rıza Zelyut 30 Mayıs 2007
… ‘Demokrasiyi korumak, geliştirmek için’ AKP’ye girdiğini söyleyen Ertuğrul Günay’a da Haluk Özdalga’ya inanmıyorum. ‘Demokrasi bizim için amaç değil, araçtır!’ diyen AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan ile mi demokrasiyi koruyacaklar… AKP’ye bunlar; dürüst, temiz politika yapmak için mi gittiler? AKP’de bunlar yolsuzlukları mı önleyecekler? Önce Başbakan Erdoğan’ın oğlu Burak ile ilgilensinler… Prens Burak’ın, çürük raporu almasına karşılık bu genç yaşta milyonlarca dolara nasıl hükmettiğini öğrensinler. Sonra İçişleri Bakanı’mızın yetenekli oğlu Murat Aksu’nun İstanbul’daki yüksek başarısını incelesinler. Bunun için müteahhitlerle görüşüp Murat Bey’in moloz işinden bile iyi para kazanmasını bilen bir yetenek olduğunu keşfetsinler. Sonra da Maliye Bakanı Unakıtan’ın oğlu Abdullah Unakıtan’ın civciv ve yumurta üzerin’den nasıl zengin edildiğini keşfetsinler. Yetmiyorsa eski Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın oğlu Erkan Yıldırım’ın aldığı trilyonluk teşvikleri nasıl hak ettiğini tahkik edip, kendileri de bu yolda adımlar atsınlar. Gerçek ortadadır: Ertuğrul Günay ve Haluk Özdalga, işte AKP’nin bu hızlı ve çok akıllı çocukları hakkında oluşan yolsuzluk söylentilerini göğüslemek üzere, AKP saflarına katıldılar. Bu kahramanlık mücadelelerinde onlara başarılar diliyorum. Maliye Bakanı Kemal Unakıtan da onları alınlarından öpecektir. … http://www.gunes.com/2007/05/30/yazarlar/y4.html *** YOBAZ BÖYLEDİR GÜNEŞ Rıza Zelyut 12 Haziran 2007
Asker düşmanlığı, bunların kromozomlarına işlenmiştir. Hükümet’in basındaki bir numaralı destekçileri Fethullahçı taifeden söz ediyorum. Efendileri, onlara; ‘Sezdirmeden sistemin kılcal damarlarına kadar sızın!’ emrini verdi; onlar da sızdılar… Polisteler, adliyedeler, milli eğitimdeler, müşavirlikteler, her yerdeler… Ve basındalar… Star’ı onlara sattılar. Bugün onların oldu. Zaman Gazetesi ise bunların Kabesi… İşaret, Amerika’da oturan Fethullah’tan oraya geliyor. Bunlara Yeni Şafak’ı ve küfürcü-şantajcı Vakit Gazetesi’ni de ekleyin. Basındaki Fethullahçı tosuncuklar, askeri kötülemek için çok ince numaralar çekerler. Bunlardan birisi, ‘Güneydoğuda erler savaşıyor, subaylar kaçıyor!’ anlamına gelen yazı döşenmiş. Sanki o erler oraya, kendi kafalarına göre pikniğe gidiyorlar da… Bu yobazcık, bunca subayımız şehit olmuşken onları görmezden gelir… Yobazcıklar; ‘Yahu bu güneydoğuya hep sıradan insanlaırn çocukları gidiyor; neden zenginlerin çocukları; neden başbakanların çocukları gitmiyor?’ diye asla sormaz; soramaz. Hele hele; ehliyet alabilen oğluna çürük raporu alan ve onu askerden kaçıran bir başbakana bu yobazcıklar asla söz edemezler… Sonra da Allah’tan, Kuran’dan söz ederek sıradan insanları kandırırlar. Allah, kimseyi bunların durumuna düşürmesin. …
|
|
Vurulduk ey anam! GÜNEŞ Rıza Zelyut 08 Haziran 2007
Şu dünyanın haline bakar mısınız: http://www.gunes.com/2007/06/08/yazarlar/y4.html |
|
BAŞBAKAN AÇIKLAMALI
Emin ÇÖLAŞAN 12 Haziran 2007
BAŞBAKAN’ın oğlu Ahmet Burak Erdoğan askere gitmemek için çürük raporu almış. Bu raporlar askeri hastaneler tarafından verilir. Ancak, yıllardan beri bazı çeteler türemiştir, para karşılığında sahte veya gerçek çürük raporu verirler. Güvenlik güçleri birkaç gün önce yeni bir çeteyi ortaya çıkardı. Bazı çürük raporlarının ise para ödenmeden, hatır gönülle verildiği söylenir! Bir başbakan oğlunun böyle bir rapor almış olması çok önemlidir. Raporu ne zaman aldığını bilmiyoruz. Hangi rahatsızlığı nedeniyle olduğunu ise hiç bilmiyoruz! Bu durumda Recep Tayyip Bey’e düşen görev, oğlunun raporuna ilişkin bütün bilgi ve belgeleri kamuoyuna açıklamaktır. Gerekirse onu GATA’da yeniden Heyet’e sokmak ve (eğer sakıncalı ise rahatsızlığının gizlenmesi koşuluyla) yeni bir “askerlik yapamaz” raporu alıp şom ağızlıları susturmaktır! Oğlunun gerçek sağlık sorunu olabilir. Bu sorun askere gitmesine engel de oluşturabilir. Bu durumda hepimize düşen görev, oğluna ve aileye “Geçmiş olsun” dileklerimizi iletmektir. Her gün şehit cenazelerinin kaldırıldığı şu ortamda Başbakan bu olaya mutlaka açıklık getirmeli, aksi takdirde sonucuna katlanmayı göze almalıdır… Çünkü bu sorun hep belleklerde çakılı kalacak ve kendisini ezecektir. http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/6691349.asp?yazarid=5&gid=61 |
|
O, ŞİMDİ RAPORLU
Sabahattin ÖNKİBAR 12 Haziran 2007
Kocatepe’de “Tayyip oğlunu askere gönder” sloganı Şırnak’ta PKK mayınıyla şehit düşen Binbaşı Ramazan Armutçuoğlu’nun cenazesi dün Ankara Kocatepe Camiinden kaldırıldı. Hüzünlü törende yankılanan bir slogan AKP’yi seçim sürecinde de vuracağa benziyor. Tören boyunca “AKP dışarı, hükümet dışarı” diye tempo tutan katılımcılar bir ara “Tayyip oğlunu askere gönder” diyerek Başbakan’ın askerliğini rapor alarak yapmayan oğlunu hedef aldı… Kuşkusuz Erdoğan’ın büyük oğlu Burak’ın askere gitmemesinde bir gerekçe elbette vardır. Ancak kamuoyu merakını gidermek için bu gerekçenin ayrıntıları ile açıklanması gerekiyor. Öyle ya vatan evlatları bir bir toprağa düşerken Başbakan’ın oğlunun hangi gerekçe ile halk deyimi ile çürüğe çıktığının net olarak bilinmesi gerekiyor. Başbakan kendisine ve oğluna yönelik bu taarruzları engellemek istiyorsa derhal bir basın toplantısı yapmalı ve oğlunun raporlarını bir bir sunmalıdır. Aksi halde spekülasyonların önünü alamayacaktır.
|
|
AKP dünyasında kelle (Şehitler) paniği!…
Sabahattin ÖNKİBAR 14 Haziran 2007
Öcalan’a Sayın diye hitap edip şehitlerimiz için kelle nitelemesinde bulunan Recep Tayyip Erdoğan şimdi de şehit cenazelerinde hissiyatını dışarı vuranları terbiyesizlikle itham ediyor ve korku salıyor. http://www.yenicaggazetesi.com.tr/yazarlar/selahattinonkibar/listelerin-galibi-kim.html |
|
MHP’DEN TEPKİ! “Senin terör konusundaki tek tedbirin, oğluna çürük raporu alarak askere göndermemek midir”
Yaşanan terör olaylarına tepkiler sürüyor. Milliyetçi Hareket Partisi İl Başkanı Süleyman Korkmaz, parti binasında düzenlediği basın toplantısında hükümeti ve KAYSO Başkanı Mustafa Boydak’ı eleştirdi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın terör konusundaki tutumunu eleştiren Kormaz, “Senin terör konusundaki tek tedbirin, oğluna çürük raporu alarak askere göndermemek midir” diye sordu.
Yaşanan terör olaylarının ardından oluşan tepkiler sürüyor. Milliyetçi Hareket Partisi İl Başkanı Süleyman Korkmaz, parti binasında Kocasinan İlçe Başkanı Yavuz Karaçavuş ve Melikgazi İlçe Alparslan Sel’in de katıldığı basın toplantısında Süleyman Korkmaz, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın tutumunu eleştirerek, “Senin terör konusundaki tek tedbirin, oğluna çürük raporu alarak askere göndermemek midir?
Bugün maşallah turp gibi sağlam görünen ve milyon dolarlık hisselerle şirket ortağı olan, Allah yürü ya kulum dediği için iki gemiyi birden satın alan oğlunuz Ahmet Burak Erdoğan’a 2000 yılında Kasımpaşa Deniz Hastanesi’nden hangi sakatlıktan dolayı çürük raporu aldınız?
Üçer beşer şehit verdiğimiz bu günlerde, şehit anaları ve kamuoyu bunu bilmek istiyor. Çıkın halkın karşısına ve açıklayın benim oğlumun eli sakat, ayağı sakat, ne ise sakatlığı açıklayanı ve sizde vicdani sorumluluktan kurtulun, biz de aydınlanalım.
Kendi oğlunuzu çürük raporu ile korurken, şehit olan askerlere ‘kelle’ diyebilmenizin rahatlığını şimdi anlıyoruz. Oğlunuz yan gelip yatarken, askerliğin yan gelip yatma yeri olmadığını söylemenizi şimdi daha iyi anlıyoruz ve sizi yüce Türk Milletinin yüksek vicdanına havale ediyoruz” dedi.
… http://www.kayserihaber.com.tr/giris.asp?kanal=haberler&id=3774 |
|
Hiç kimse oğlunun rahatsızlığından utanmaz
Can Ataklı 17.06.2007
Başbakan Erdoğan’ın oğlunun askerliğine engel olacak bir hastalığı olduğu bilinmiyor muydu? Biliniyordu. Ama medyanın da yazılı olmayan bazı kuralları vardır. Önemli görevlerde bulunan bazı kişilerin, tamamen özellerine giren konular sıkça dile getirilmez, hatta bazılarına hiç dokunulmaz bile. Aileden birinin hastalığı bunun örneklerinden biridir. Ayrıntılar bilinmemekle birlikte Tayyip Bey’in oğlu Burak’ın askerliğini yapmasına olanak vermeyecek bir hastalığı olduğu biliniyordu. Zaten askeri hastane de hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde gerekli raporları bundan 7 yıl önce düzenlemiş. Peki bu konu niye ortaya çıktı, medyanın bir kuralı mı bozuldu? Hayır. Son zamanlarda terör yine can almaya başladı. Hükümet ise terördeki bu tırmanmayı ciddiye almadığı gibi, bunu “bizi devirmek için tezgahlıyorlar” paranoyasına saplandığı için görmezden bile gelmeye çalıştı. Üstelik iktidar şehit olan her yiğidin askerin elini kuvvetlendirdiği zannına kapılarak, silahlı kuvvetleri rencide edecek bir hakaret ve iftira kampanyası bile başlattı. AKP’li yazarlar “Neden sadece fakir ailelerin asker çocukları ölüyor, neden hiç subaylar ölmüyor?” diye soracak kadar kendilerinden geçtiler. Hemen ardından subaylar da şehit olmaya başladığında bu kez “Her şey planlı, terörü PKK’nın yaptığı ne malum” sorularına yöneldiler. Böyle bir ortamda bir yazar “Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bu kadar hakaret yeter. Sen önce kendi oğlunun neden çürük raporu aldığını açıkla” diye soruverdi. Kural bozulmamıştı ama hani halk deyimiyle şehitlerin acısının böylesine sömürülmesi “buraya kadar” getirmişti. Konu budur. Peki Tayyip Bey ne yaptı? Müthiş hiddete kapıldı. Bunu belden aşağı vurmakla aynı şey olduğunu söyledi. Oysa hastalık insanın kendi elinde olan bir şey değil. Hepimizin ailesinde hastalananlar olabilir. Madem oğlunun askerlik yapamayacağı kamuoyu tarafından da öğrenildi, bu durumda Tayyip Bey’in yapması gereken hiç utanca kapılmadan ortaya çıkıp “Evet, maalesef benim oğlumun şöyle bir hastalığı var. Bu bizi de kendisini de çok üzüyor, ama Allah’ın takdiri, yapacak bir şey yok. Bu nedenle oğlum askere bile gidemiyor. Bu da onu kahrediyor” derdi. Kimsenin böyle bir açıklamaya itiraz edecek hali yok ki. Ama iktidar hırsı ve üst üste gelen başarısızlıkların şoku Tayyip Bey’in ruhunu öylesine tahrip etmiş ki, oğlunun hastalığından bile utanır hale gelmiş. Ne hazin… ***** http://www4.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=17.06.2007&Newsid=124036&Categoryid=4&wid=142 |
|
Çürük Olan Burak mı, Rapor mu?
AKP iktidarı İstanbul’da aldığı polisiye tedbirle, protestoların önüne geçmeye çalıştı. Her AKP li bakanı çelik kuvvet koruyor artık. Halkın arasına çıkamıyorlar anlayacağınız. Şehit cenazesi değil de bir teröristin cenazesi kalkıyordu sanki dün. Polis camiyi çevirip, törene katılanları sıkı bir aramadan geçirerek, adeta bir daha katılmayın dedi. Bu arada “Türk Bayrağının “ şehit törenlerinde yasaklandığı öğrenildi, bayraklar toplandı. Binbaşı Murat Özyalçın ve Uzman Onbaşı Cihan Kızıltaş PKK dan sonra birde bu yaptırımlarla vuruldu. Tabutu taşıyan araç ise Türkiye’yi isyan ettirdi. Törenin her santimetre karesine bir polis düşüyordu ve bu baskı da neyin nesi dedirtti vatandaşa. Milletin canını koruyamayan bir iktidar, “ Burak Gitsin askere” sloganı söylenmesin diye törene katılan vatandaşları ablukaya aldılar. ABD uzantılı PKK her gün canımızı alırken, Erdoğan K.Irak’a girilecek demeye korkuyor. Yaklaşan seçim ve giderek artan kan kaybını gören stratejik dostları, “Çapanoğlu Projesini” derinleştirebilirler. “Belirli bir mesafeye “ kadar Irak’a girme izni her an çıkabilir. BOP sultanı Erdoğan da acilen hükümeti toplar ve “sınır ötesi” kararı çıkarır. Sonra BOP Fatihi olur mu bilmem fakat fasulyeden bu operasyon problemi çözmez. PKK nın görevlerinden ikisi, “Sözde Kürdistan”ın oluşumunu tamamlamak ve bölgede “Kürt şuuru” uyandırmaktır. Ve K.Irak’ta sadece PKK yla değil Barzani ile de bir şeyler olursa rahatlama olur. Kanallara sırayla çıkan başbakan için 2002 seçimlerinde ki taktik uygulanıyor. Önceden hazırlanmış özel sorularla, mazlum, milletin menfaatini gözetir Erdoğan portesi çiziliyor. 23 Temmuz sabahında ise iktidarın devam edeceğini varsayıyor. Aç tavuğun kendini buğday ambarında görmesi gibi oy oranın arttığını, yüzde kırklara dayandığını söylüyor, Başbakan. PKK saldırıları ve şehit cenazeleri ile birlikte vatandaş Erdoğan’ın oğullarının askerliğini araştırmış haklı olarak. Ahmet Burak Erdoğan’ın askerlik yapmadığı ortaya çıkınca, şehit cenazelerinde buna yapılan vurgu giderek artıyor. “ Mehmetçik şehit oluyor, Burak yan gelip yatıyor” ya da “ Burak gitsin askere” deniliyor. Tayyib Erdoğan bu konu gündeme gelince sinirleniyor, ailesinin böyle alçakça bir yola teşebbüs etmeyeceğini söylüyor. Lübnan’a asker gönderme tartışmaları sırasında “çıkarsa tezkere Burak gitsin askere” söylemi ile gündeme gelen bu konu kapanacağa benzemiyor. 2000 yılında Kasımpaşa Deniz Hastanesinden aldığı raporla çürüğe ayrılan Burak’ın teşhisi “testis kanseri” denildi. Bu nasıl bir hastalıktır ki insanı askerlikten alıkoyarak iş görme gücünü %60 kaybettirmekle birlikte evlenmesine mani teşkil etmiyor. Askerlik çağı geldiğinde muayenesinde “Testis kanseri” tanısı konulduğu için “Peygamber Ocağına “ gidemeyen Burak konusu her açıldığında Erdoğan sinirleniyor. Gündeme gelme sebebinin “siyasi” olduğunu vurguluyor. Burak Erdoğan’ın 1998 yılında sanatçı Sevim Tanürek’e çarparak ölümüne sebebiyet vermekten psikolojinin bozulduğu ve buna bağlı bir iş göremez raporu oluşturulduğu duyulmuş, sonra asıl raporun o olmadığı duyurulmuştur. Burak testis kanseri olduğu için verilen “çürük raporu” ile askere gitmemiştir. Böylesine önemli bir teşhisten sonra bugün tedavisi ne aşamadadır? Hiç tedavi yapılmış mıdır? Yapıldı ise nerede yapılmıştır? Derken raporu veren Deniz Hastanesinin eski baştabibi emekli Tuğamiral Arif Vehbi Alpman diyor ki: “Minareleri süngü yapan” BOP eş başkanı Erdoğan’ın oğlu Burak’ı asker ocağından uzak tutan hastalığı nedir Allah aşkına? Burak Erdoğan’ın çürük raporunu öğrenmek bu milletin hakkıdır. Verilmeyen cevapla demek ki çürüklük bir durum yok intibaı güçlenecektir. Başbakan Tayyib Erdoğan’ın buna müsaade etmeyeceğini, şehit ailelerini de düşünerek GATA ya gitme kararı vereceğine inanıyorum. CNNTürk de Ahmet Hakan’ın, “ Liderler Zirvesi “adlı programına katılan Erdoğan: Atılması gerekli adımı ASAL atarsa ki Başbakanın tavrı da budur; “Çürük olan Burak mı, rapor mu?” anlaşılır. http://www.davamiz.com/yazar-curuk-olan-burak-mi,-rapor-mu-2017.html |
|
Tayyip’in oğlu çürük çıktı
Kurthan Reyizoğlu
Habere göre Başbakan Erdoğan’ın tacir oğlu Burak Erdoğan çürük çıkmıştı. Burak Erdoğan 2000 yılında Kasımpaşa Deniz Hastanesi’nden aldığı raporla çürüğe ayrılmış ve askerlik yapmaktan, babası Başbakan Erdoğan’ın ifadesiyle, “Yan gelip yatmaktan” kurtulmuştu. Raporda Burak Erdoğan’ın testis kanseri tedavisi gördüğü bilgisi yer alıyordu… Ancak raporu veren dönemin Baştabibi Tuğamiral A.Vehbi Alpman testis kanseri iddialarını yalanladı. Burak Erdoğan’a “askerliğe elverişsiz” yani çürük raporu verdiğini doğrulayan Alpman, raporu neye dayanarak verdiği konusunda bir açıklama yapmadı… Bu raporla Başbakan’ın sevgili oğlu Ahmet Burak; askere gitmekten kurtulmuş. Gerçi Türk Milleti; askere gitmeyeni yarım adam sayar; çürük raporu almayı onuruna yediremez. Sakat ise sakatlığını bile saklar ama bizim aslan gibi delikanlımız Ahmet Burak farklı düşünmüş… Gitmiş; ben sakatım veya hastayım demiş ve raporunu almış. “Askerlik yan gelip yatma yeri değildir” sözüyle şehit ailelerinin sabrını taşıran, teröristbaşına “sayın”, şehitlerimize de “kelle” diyen Başbakan Tayyip Erdoğan, seçim meydanlarında kendi oğlunun niçin askere gitmediğini ve çürük raporu aldığını açıklayabilecek mi? 2.3 milyon dolara gemi almıştı Tayyip Erdoğan, oğlunun gemi aldığı haberinin ortaya çıkmasına ve bunun gazetelerde yer almasına çok sinirlenmiş; “Ne yani, iş yapmasın da ihale takipçiliği mi yapsın?” diyerek oğlunu savunmuştu… İki yıl öncesine kadar burslu okuyan Ahmet Burak, babasının açıklamasına göre; peşin olarak verdiği 500 bin doları bankadan kredi almış, taksitleri de kazanıp ödeyecekmiş… İnsan Ahmet Burak Erdoğan gibi becerikli olunca; bankadan 500 bin dolar kredi de çeker, ayda 50 bin dolar taksit de öder… Hatta hatta 4-5 milyon dolar olduğu iddia edilen gemiyi de taksitle 2 milyon 300 bin dolara kapatır… Ev almadan olur mu? İddiaya göre, Ahmet Burak, kardeşi Necmeddin Bilal ile ortak İstanbul Üsküdar’da Kısıklı Mahallesi, Avcı Kazım Sokağı, 157 numaralı pafta, 788 numaralı ada ve 3. parselde yer alan; bahçeli kargır ev ve 5020 metrekarelik arsa satın almış… Alabilir bunda ne var diyeceksiniz… Ancak arsa ve evin değeri 1.000.000 YTL… Yazıyla 1 milyon Yeni Türk Lirası… Başka bir ifadeyle 1 trilyon Türk Lirası… Bu haber gazetelerde yer almasa bile tapu fotokopisi internet sitelerinde dolaşıyor… Bu iddianın doğru olup olmadığını da Başbakan Erdoğan sanırım seçim meydanlarında açıklayacaktır… http://www.ufukotesi.com/yazigoster.asp?yazi_no=20070654 |












Bunların yürekleri çürük aslında…
Testis mestis bahane!
Evlenmeye, barklanmaya özürlü olmuyorda, vatan görevine gelince mi özürlü oluyor?
Ne var ki bunları adam sayanlar çoğunlukta. Şekline bakarak, şimaline bakarak oy verilirse bu ülkede, güzel memleket insanı eşek olur, sırtında taşır böylelerini…
Sırtından indirdi mi de zırıl zırıl ağlar beyni çürük, yüreği çürük olanlar.
El yordamı, marifet…
yolsuzluğun, hainliğin meziyet olduğu güzel ülkemde olanlara şaşıramıyorum bile!
Bu topluma dayadın mı, gelin-kaynana tantanasını, dünya batsa umurunda olmaz…
Adamlar “açık kapı arsızı” olmuş artık, yüzlerine de ayakkabı köselesinden daha kalın maske takmışlar. Sanırsınız adam!!
İki lugat parçaladı mı ağlayarak, oylar ipotekli nasılsa, verelini iktidar!
Gördün mü bak!
Adam oğluna gemi almış, bir trilyonluk ev (saray yavrusu), çürük raporunu da dayamış resmi ağızdan… Meydanlarda anıra anıra ağlar tabii ki!
BOP marifetiyle Diyarbakır’ı yıldız, Kürdistanın başkenti yapıyor. Oraya yatırım yapmak en büyük hayali adamın. Kimin parasıyla allayıp pullayıp satacak Doğu’yu, Güneydoğu’yu, kürdistan yapacak ve resmen de tanıyacak?
Türkiye Cumhuriyeti’nin parasıyla tabii ki. Garibanın cebinden el yordamıyla çaldıklarını, kürdistana bağışlayacak, garibanın cebinden çaldıklarıyla seçim mitinglerinde boy gösterecek, oy dilenecek…
Adamlar yüzsüzlüğü, aymazlığı almış bir kere eline. Silahı da hazır… Din dedi mi akan sular durur bu ülkede…
Vay halimize vay!!
TESTİS KANSERİ
NEDİR
BİLİRMİSİNİZ?
ALLAHIN SİZİN OĞLUNUZA BU HASTALIĞI VERMESİNİ İSTERMİSİNİZ…
SİZİ AMACINIZ OĞLUNUN ASKERE GİTMEMESİ DEĞİL…
SİZN AMACINIZ..
BAŞKA:..
ASKER ERDOĞANI SEVMİYOR ZATEN…
SAHTE BİR ÇÜRÜK RAPORU OLSA
ŞİMDİYE ÇOKTAN ERDOĞANIN
ÜMÜĞÜNE YAPIŞMIŞLARDI…
BUNA AŞAĞILIK VE AHLAKSIZ SİYASET DERLER
OYUNA GELİYORSUNUZ
testis kanseri nedir bilirim.
nedir biliyor musun?
öyle bir kanser yok.
ve o kanser hakkında yazılarn çizilen herşey yalan….
bir gerçek var o da bu kanserin olmadığı…
bunun askere engel olmadığı…
akp iktidarsız iktidar hükümeti,artık askerleri de kendine benzetti.tabi yapışmıyacak yakasına…
benımde askerlıkle ılgılı gecıkmem var ancak enınde sonunda gıdecegım her kes gıbı . sımdı herkes gıdıyorda gıtmeyen agalar cokmu akıllı yada herkesten neyı fazla,
adamlar bu sekılde kendı yakınlarına yıllardır kıyak gectıler ama olan yıne torpısızlere oldu.
hanı tek partılerdı yapsalardı terorle mucadele ıcın adam gıbı dısa bagımsız bır kanunda haınlerı kazısalardı topraklarımızdan ve kendı oglunuda gorseydık kıslada. halkın ıcındeyız derler su secım gunlerınde ama sozde bunlar . halk sıze tek basına ıktıdar verdı ne yaptınız soralım sıze ?
asgarı ucret ıle su kadar urun alınıyordu sımdı %80 daha fazla alınıyor dıyorsunuz bakalım oylemı sız geldıgınızde asgarı ucret neydı sımdı ne ozaman urunlerın bırım fıyatlaı neydı sımdı ne?
ssk bagkur ıcın geldıgınızde ne prım alınıyordu ve verılen hızmet ne duzeydeydı sımdı ne alıyorsunuz ve ne verıyorsunuz.
ben soyleyeyım yaklasık 4 kat azla prım alıyorsunuz ve %50 az ımkan tanıyorsunuz ..
otoyol yaptık dıyorlar ok bu guzel ama nasıl ?
halktan aldılar prımlerı vergılerı vs (alınsın ama ınsaf ıle )
yaptılar yolları tabı bırde gemıcıklerı vıllaları yumurtaları ,
ne kadar ıs yaptılar kı ne dıyorlar , bende tek basıma ıktıdar olsam ( su anda mevcut hıc bır partıye destegım yoktur) bende asam kessem halkı zora soksam ulkeyı ab ve abd ye peskes etsem ekonomıyı aynı bunlar gıbı duzelırmıs gıbı gostersem soruyorum sıze sızce halk neder bana veya bunu yapan bır baskasına ….
ben duyar gıbı oluyorum cevabınızı ama buraya yazmaya cekınıyorum olurya bır sorun olur bulurlar sonra devlet buyugune hakaretten yatarız……
son olarak sunu belırteyım ben AKP ‘ye karsı olan bır bırey degılım ama şu da var kı karsı olmamak elde degıl. Vatana mıllete gercekten ayda sağlasınlar yanlarındayım ama fayda gıbı gosterıp zarar veren kım olursa karsısındayım ve mılletce de bu sekılde karsılarında olmayı yüce Türk Milletinden desteklemelerı Atatürk ilkelerine sahıp cıkmalarını ıstıyorum.
Bakın gecmıse cok degıl bır kac sene once ne demıstı RTE ” laıklık ıle muslumanlık aynı yerde olamaz” ya sımdı ne dıyor ? ya kardesım sen kımsın kı benım muslımanlıgımı tartıyorsun sen kımsın kı halkı galyana getırıyorsun sen kımsın kı En buyuk degerlerı ezerek asmaya calısıyorsun.
Su bır gercektır kı ınancını ve ıbadetını ısteyen bu topraklarda kanunların belırledıgı sekılde yapar . aksını ıddaa eden varsa ozaman cuma namazlarına nasıl gıdıyorsunuz yasaklayan mı var soylesın eger yasak olsa gıdemezdınız dogrumu
Ey Türk Milleti , Atana İnancına İlkeleribe sahip çık ve gelecek nesildeki evlatlarına bu vatanı tek parça olarak miras bırak
Bu adilere oy verenlere yazıklar olsun..vatanı satan satmaktan utanmayan ve yuzsuzce satacagını soylemeye devam edenlere lanet olsun.askerler bir bir olurken kalkıp askerlik yan gelip yatma yeri deildir diyenlere sehit ailesi icin ne konuscam be o kadınla dienlere lanet olsun..bi kere bile NE MUTLU TÜRKÜM demeyen bi başbakan tarafından yonetilmek isteyenlere lanet olsun..siktirin gidin bu memleketten amerikada yaşayın işbirlikçi köpekler…
Siz TSK nın hekimlerine güvenmiyorsunuz.
Söylediğiniz gibi bir durum olsa buna TSK müsade etmez.
Hale RTE çocuğuna hiç müsade etmez.
Yalanla kimseyi kandıramaz. Yalancı olursunuz..
bırakın bu işleri. etcik denizden yilmazdan ulaştan ahmet kayadan nazımdan “halklara özgürlük” ve “bağımsız Türkiyeden bahsedin de milletin içi açılsın.
Burda yazılan her yazı her kaynağı araştırarak bulundu,bu yazılar bir iddia değil kanıtlanmış birşeydir.
ne denirki bunlara allah sorsun sizden bunun hesabını bizim aptal halkımız halkımız da koşsun akparti için oy peşinden biz haketmiyoruz bu haksızlığı ama başımıza geliyo ve daha neler gelecek oy vererek destekliyoruz yakın zaman da gidecek yer bulamıyacağız ülkemiz amerikaya satılıyo bu seçimide alırsa tamamını vericek bizide bir zamanalar kapımızı açıp aldığımız kendi halkımızdan üstün olan bulgaristan bile kabul etmeyecek
aziz türk milleti bunları nasıl cezasız bırakıyor ben anlamıyorum çok zoruma gdyor içim içimi yıyor bunları yapıyorlar sonra herkes oy verıyorum nasıl bı ulke de yaşıyorum nasıl bı mıllet oldukk allah ım yardım et bıze
Yazıklar olsun , bu doğruysa( %90dogru ) Allah bin belasını versin testis deilde baska yerlerınden kanser olsun inş.