İşte Türkiye!


20
Haz
07

Burak Erdoğan’ın çürük raporu

Tarafından skyturkvngenc r r 22 Yorumlar
Kategoriler: AK Parti, Arka Kapıdan Kaçanlar Partisi ve Recep Tayyip Erdoğan

Sekiz sene önce otomobil kullanırken; Şişli’de ünlü şarkıcı Sevim Tanürek’e çarparak ölümüne sebep olmuştur. Bu da gösteriyor ki o otomobil kullanmaktadır ve yüzde 60 iş göremez durumda sakat birisi değildir.

Gerçi kötü niyetliler; bu olayın altında çapanoğlu aradılar; Ahmet’i suçsuz çıkartan Adli Tıp uzmanı; şimdilerde Türkiye Denizcilik İşletmeleri’nde genel müdür yardımcısı yapıldı ama ben bunu tamamen bir tesadüf kabul etmek istiyorum ve o kapıyı hiç açmıyorum.

Bugün Ahmet Burak Erdoğan, milyonlarca dolarlık iş kapasitesine sahip şirketleri yönetmektedir. Bir gemisine 4-5 milyon dolar civarında değer biçilmektedir.

Böyle başarılı yeni sınıf işadamımızı kimse onulmaz hastalar veya sakatlar sınıfına sokamaz, kimse de ona o gözle bakmaz; bakamaz.

Öyleyse; Ahmet Burak neden sakat raporu almıştır?

Ey sevgili millet!

Ey büyük millet!

Binlerce yıllık tarihinde; senin çocukların vatan ve millet uğruna can verirken yöneticilerin çocukları zevkü sefa içinde yaşadı.

Ey büyük millet! Sen tarihte nice devletler kurdun. Kurduğun devletin başına geçenler; seni dışladılar; yabancıları kucakladılar. Yine de oluk oluk senin çocuklarının kanı aktı; akıyor da.

Daha geçen günlerde 6 yavrumuz yine can verdi. Uçsuz bucaksız dağlarda, dağların kovuklarında hainleri ararken canlarından oldular. Yüzlercesi gibi; binlercesi gibi…
Sizler bu vatan uğruna can verirken; sizi şu sıralarda yöneten kişi; ‘Askerlik yan gelip yatma yeri değildir!’ diye fetva verdi. Yani; ‘Ölürlerse ölsünler!’ dedi.

Ölen çocuklarımızı, şehit olarak değil değil de ‘Kelle’ diye takdim etti.

AHMET’İN CANI TATLI

Bilmiyordum; öğrenince şoke oldum: Hain tuzaklarda şehit olan çocuklarımıza ‘Kelle’ diyen Başbakan Erdoğan; büyük oğlu Ahmet Burak’a; çürük raporu almış.

2000 yılında…

Kasımpaşa Deniz Hastanesi’nden…

Böylece Ahmet Bey; askere gitmekten kurtulmuş.

Gerçi Türk milleti; askere gitmeyeni yarım adam sayar; çürük raporu almayı onuruna yediremez; sakat ise sakatlığını bile saklar ama; bizim aslan gibi delikanlımız Ahmet Burak farklı düşünüyormuş…

Gitmiş; ben sakatım veya hastayım demiş ve raporunu almış.

Şimdi dikkat sevgili okurlarım:

Aydınlık Dergisi’nin haberleştirdiği bu olaydaki ayrıntılar önemli. Eğer kişi hasta ise; bunun tedavi edilebilir durumda olması, askerlik yapmayı kaldırmıyor. Yani kişi ancak tedavi edilemez bir hastalığa yakalandı ise askere alınmıyor.

Buradan soruyorum: Acaba Ahmet Burak; böyle kötü durumda mıdır? Hiç istemem; Allah Ahmet Burak’ı böyle çaresiz bir hastalıkla boğuşturmasın.

Askere gitmemenin ikinci yolu da şu: Asker adayı muayene sonucunda iş görme gücünün yüzde 60′ını kaybetmiş gözüküyorsa o da askere alınmaz.

Bunun anlamı şudur: Askere alınmayan insan; tedavi edilemez durumda ciddi bir sakatlığı bulunan kişidir.

Bunu da Ahmet Burak için asla dilemeyiz.

Zaten kendisi de aslan gibi bir delikanlıdır…

Sekiz sene önce otomobil kullanırken; Şişli’de ünlü şarkıcı Sevim Tanürek’e çarparak ölümüne sebep olmuştur. Bu da gösteriyor ki o otomobil kullanmaktadır ve yüzde 60 iş göremez durumda sakat birisi değildir.

Gerçi kötü niyetliler; bu olayın altında çapanoğlu aradılar; Ahmet’i suçsuz çıkartan Adli Tıp uzmanı; şimdilerde Türkiye Denizcilik İşletmeleri’nde genel müdür yardımcısı yapıldı ama ben bunu tamamen bir tesadüf kabul etmek istiyorum ve o kapıyı hiç açmıyorum.

Bugün Ahmet Burak Erdoğan, milyonlarca dolarlık iş kapasitesine sahip şirketleri yönetmektedir. Bir gemisine 4-5 milyon dolar civarında değer biçilmektedir.

Böyle başarılı yeni sınıf işadamımızı kimse onulmaz hastalar veya sakatlar sınıfına sokamaz, kimse de ona o gözle bakmaz; bakamaz.

Öyleyse; Ahmet Burak neden sakat raporu almıştır?

Acaba askere alınırsa; Şırnak’ın Gabar Dağları’nda görev yapan jandarmanın yanına gönderileceğini mi düşündü?

Orada PKK’nin kurduğu ve uzaktan kumanda ile patlattığı bir mayına çarpacağından mı korktu?

Yok; o bütün bunları göze aldı da anası Emine Hanım mı karşı çıktı?

Emine Hanım; ‘İstemem; ben oğlumu o dağlarda PKK’ya yem yapamam!’ diyerek kocası Tayyip Bey’in yakasına yapışıp ağladı mı?

Yoksa, Ahmet gerçekten o kadar kötü durumda mı?

Bunu öğrenmek istiyoruz…

Çünkü o; başbakanın oğludur…

Benim bu sorularım; özel hayata müdahale değildir. Çünkü Yargıtay kararları ile kesinleşmiştir ki; siyasetçinin özel hayatı olamaz. Siyasetçi; bu alanı seçerken sorgulanmayı baştan kabul etmiş birisidir. Sayın Başbakan’ın muhalif yazarlara açtığı ve yargının reddetttiği davalarda bunun gerekçeleri uzun uzun anlatılmıştır.

Sayın Başbakan; lütfen sorularıma cevap verin… Cevap vermez iseniz; o çürük raporu hakkında; kafamızda ‘çürük rapor’ kuşkusu doğacak.


http://www.gunes.com/2007/05/26/yazarlar/y4.html

ERDOĞAN AİLESİNDE BİR BİLİNMEYEN DAHA

İlk Kurşun Dergisi

Mayıs 23 2007

Ancak çürük raporuyla ilgili ölçütler açısından Ahmet Burak Erdoğan’ın durumu biraz tartışmalı. Rapora göre, Ahmet Burak’ın hastalığı testis kanseri. Uzman hekimlerin verdiği bilgiye göre, testis kanseri tedavi edilebilir bir rahatsızlık. O nedenle, ciddi bir kanser türü olarak görülmüyor. Burası önemli, çünkü çürük raporu, asker adayı açısından ancak iş görme gücünün yüzde 60’ını yitirmesi durumunda veriliyor. Tedavi edilebilir hastalıklardaysa durum farklı. Hastalığın tedavi edilmesinin ardından kişi, askere alınıyor.

Aydınlık, bu bilgiye ulaşınca konuyu farklı kaynaklardan araştırdı. Bilgi doğruydu. Ancak Ahmet Burak Erdoğan’ın testis kanseri tedavisi gördüğüne dair herhangi bir bilgiye ise ulaşılamıyor. Aydınlık, konuyu Başbakan Erdoğan’a yazılı olarak sordu. 2 Mayıs 2007 tarihinde Aydınlık’ın sorularınaysa yanıt verilmemiş.


Tayyip Erdoğan’ın büyük oğlu Ahmet Burak Erdoğan, kardeşlerinin aksine kamuoyunda pek görünmüyor. Ahmet Burak, bundan bir yıl önce gazetelerde kurduğu denizcilik şirketi için aldığı 5 milyon dolarlık gemiyle gündeme geldi. Ama daha önce, babası Belediye Başkanı’yken ciddi bir vukuatla gazetelerde haber olmuştu. Sanatçı Sevim Tanürek’e çarpmış ve ölümüne neden olmuştu. Aydınlık dergisi bu haftaki sayısında Başbakan’ın oğlu Ahmet Burak’ın çürük raporuyla askere gitmediğini ortaya çıkardı.

Adı : Ahmet Burak.
Baba Adı : Recep Tayyip.
Ana Adı : Emine.
Doğum Tarihi : 04.07.1979.
Medeni Hali : Evli(23.02.2001).
Askerlik Durumu : ÇÜRÜK…

Recep Tayyip Erdoğan’ın büyük oğlu Ahmet Burak Erdoğan’ın, aldığı çürük raporuyla askere gitmediği ortaya çıktı. Rize Güneysu Askerlik Şubesi’ne kayıtlı Ahmet Burak Erdoğan, 2000 yılında Kasımpaşa Deniz Hastanesi’nden verilen raporla çürüğe ayrıldı.

Buraya kadar herşey normal görünüyor. Ancak çürük raporuyla ilgili ölçütler açısından Ahmet Burak Erdoğan’ın durumu biraz tartışmalı. Rapora göre, Ahmet Burak’ın hastalığı testis kanseri. Uzman hekimlerin verdiği bilgiye göre, testis kanseri tedavi edilebilir bir rahatsızlık. O nedenle, ciddi bir kanser türü olarak görülmüyor. Burası önemli, çünkü çürük raporu, asker adayı açısından ancak iş görme gücünün yüzde 60’ını yitirmesi durumunda veriliyor. Tedavi edilebilir hastalıklardaysa durum farklı. Hastalığın tedavi edilmesinin ardından kişi, askere alınıyor.

Aydınlık, bu bilgiye ulaşınca konuyu farklı kaynaklardan araştırdı. Bilgi doğruydu. Ancak Ahmet Burak Erdoğan’ın testis kanseri tedavisi gördüğüne dair herhangi bir bilgiye ise ulaşılamıyor. Aydınlık, konuyu Başbakan Erdoğan’a yazılı olarak sordu. 2 Mayıs 2007 tarihinde Aydınlık’ın sorularınaysa yanıt verilmemiş.

http://ilk-kursun.com/7762

ERDOĞAN AİLESİNDE BİR BİLİNMEYEN DAHA

22 Mayıs 2007

Ancak çürük raporuyla ilgili ölçütler açısından Ahmet Burak Erdoğan’ın durumu biraz tartışmalı. Rapora göre, Ahmet Burak’ın hastalığı testis kanseri. Uzman hekimlerin verdiği bilgiye göre, testis kanseri tedavi edilebilir bir rahatsızlık. O nedenle, ciddi bir kanser türü olarak görülmüyor. Burası önemli, çünkü çürük raporu, asker adayı açısından ancak iş görme gücünün yüzde 60’ını yitirmesi durumunda veriliyor. Tedavi edilebilir hastalıklardaysa durum farklı. Hastalığın tedavi edilmesinin ardından kişi, askere alınıyor.

Aydınlık, bu bilgiye ulaşınca konuyu farklı kaynaklardan araştırdı. Bilgi doğruydu. Ancak Ahmet Burak Erdoğan’ın testis kanseri tedavisi gördüğüne dair herhangi bir bilgiye ise ulaşılamıyor. Aydınlık, konuyu Başbakan Erdoğan’a yazılı olarak sordu. 2 Mayıs 2007 tarihinde Aydınlık’ın sorularınaysa yanıt verilmemiş.



Tayyip Erdoğan’ın büyük oğlu Ahmet Burak Erdoğan, kardeşlerinin aksine kamuoyunda pek görünmüyor. Ahmet Burak, bundan bir yıl önce gazetelerde kurduğu denizcilik şirketi için aldığı 5 milyon dolarlık gemiyle gündeme geldi. Ama daha önce, babası Belediye Başkanı’yken ciddi bir vukuatla gazetelerde haber olmuştu. Sanatçı Sevim Tanürek’e çarpmış ve ölümüne neden olmuştu. Aydınlık dergisi bu haftaki sayısında Başbakan’ın oğlu Ahmet Burak’ın çürük raporuyla askere gitmediğini ortaya çıkardı.

Adı        : Ahmet Burak.
Baba Adı        : Recep Tayyip.
Ana Adı        : Emine.
Doğum Tarihi    : 04.07.1979.
Medeni Hali    : Evli(23.02.2001).
Askerlik Durumu    : ÇÜRÜK…

Recep Tayyip Erdoğan’ın büyük oğlu Ahmet Burak Erdoğan’ın, aldığı çürük raporuyla askere gitmediği ortaya çıktı. Rize Güneysu Askerlik Şubesi’ne kayıtlı Ahmet Burak Erdoğan, 2000 yılında Kasımpaşa Deniz Hastanesi’nden verilen raporla çürüğe ayrıldı.

Buraya kadar herşey normal görünüyor. Ancak çürük raporuyla ilgili ölçütler açısından Ahmet Burak Erdoğan’ın durumu biraz tartışmalı. Rapora göre, Ahmet Burak’ın hastalığı testis kanseri. Uzman hekimlerin verdiği bilgiye göre, testis kanseri tedavi edilebilir bir rahatsızlık. O nedenle, ciddi bir kanser türü olarak görülmüyor. Burası önemli, çünkü çürük raporu, asker adayı açısından ancak iş görme gücünün yüzde 60’ını yitirmesi durumunda veriliyor. Tedavi edilebilir hastalıklardaysa durum farklı. Hastalığın tedavi edilmesinin ardından kişi, askere alınıyor.

Aydınlık, bu bilgiye ulaşınca konuyu farklı kaynaklardan araştırdı. Bilgi doğruydu. Ancak Ahmet Burak Erdoğan’ın testis kanseri tedavisi gördüğüne dair herhangi bir bilgiye ise ulaşılamıyor. Aydınlık, konuyu Başbakan Erdoğan’a yazılı olarak sordu. 2 Mayıs 2007 tarihinde Aydınlık’ın sorularınaysa yanıt verilmemiş.

http://ulusalkanal.com.tr/index.php?option=com_content&task=view&id=4694&Itemid=4

Şehit Anası :Senin oğlun çürük, benimki toprakta

26.05.2007

Oğlunun şehit olduğu öğrenilen bir kadın da Başbakan Erdoğan önünden geçerken, “Senin oğlun çürük, benim oğlum toprakta yatıyor’’ diye bağırdı. Bu sözlerin ardından da ‘Yuh’ sesleri yükseldi.

Şırnak’ta mayın patlaması sonucu şehit olan Uzman Çavuş Vedat Dayıoğlu İzmir’de toprağa verildi. Törende Başbakan Recep Tayyip Erdoğan protesto edildi

ŞIRNAK’ın Güçlükonak İlçesi yakınlarında terör örgütü PKK’nın yola döşediği mayını uzaktan kumandayla patlaması sonucu şehit olan Piyade Uzman Çavuş Vedat Dayıoğlu, İzmir’de düzenlenen törenle toprağa verildi. Törene katılanlar, Cumhurbaşkanı Necdet Sezer ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ı alkışlarken, namaza kısa süre kala gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kalabalığa girdiği anda da ‘Yuh’ sesleri yükseldi. Türk bayrağı taşıyan vatandaşlar, ‘Başbakan istifa’ sloganı attı.

Ailesi İzmir’in Bayraklı Semtinde oturan Uzman Çavuş Vedat Dayıoğlu’nun Türk bayrağına sarılı tabutu, tören için ikindi namazı öncesi Karşıyaka Bostanlı’daki Beşiklioğlu Camii’ne getirildi. Törenden önce acılı baba Recep Dayıoğlu, anne Zeynep Dayıoğlu ve eşi Şengül Dayıoğlu tabuta son kez sarılıp gözyaşı döktü. Şehit Uzman Çavuş Dayıoğlu’nun henüz 7 aylık kızı Azra da sürekli ağlarken, acı tablo yürekleri dağladı.

…

Tören alanına ikindi namazına kısa süre kala Başbakan Erdoğan, yanında Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül’le geldi. Başbakan kalabalığa girdiği anda da ‘Yuh’ sesleri yükseldi. Türk bayrağı taşıyan vatandaşlar, ‘Başbakan istifa’ sloganı attı. Başbakan Erdoğan şehit ailesinin yanına gidip başsağlığı diledi. Bu sırada şehit uzman çavuşun eşi Şengül Dayıoğlu, “Bu terör ne zaman son bulacak? Kaç çocuk babasız kalacak?’’ dedi. Başbakan Erdoğan acılı aileyi teselli ettikten sonra ikindi namazı için camiye girdi. Bu arada elleriyle bozkurt işareti yapan ülkücü grup, ‘Hepimiz askeriz, PKK’ya yeteriz’, ‘Bu asker yatmadı vatanını satmadı’, ‘Türkiye’nin imamı Amerikan papazı’ sloganlarını attı, vatandaş da bunlara alkışla destek verdi.

Kalabalık arasında çok sayıda şehit ve gazi yakını da dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Necdet Sezer ise namaz başladığı sırada camiye geldi. Bu sırada kalabalıktan alkış yükseldi, ‘şehitler ölmez, vatan bölünmez’ sloganı atıldı. Cumhurbaşkanı Sezer de Dayıoğlu Ailesi’nin yanına giderek baba, anne ve acılı eşe başsağlığı diledi. Cumhurbaşkanı Sezer, 7 aylık Azra’nın yanaklarını okşadı. Cumhurbaşkanı Sezer, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt ve kuvvet komutanları, ikindi namazının kılınmasını kendileri için hazırlanan güneşliğin altında bekledi.

Oğlunun şehit olduğu öğrenilen bir kadın da Başbakan Erdoğan önünden geçerken, “Senin oğlun çürük, benim oğlum toprakta yatıyor’’ diye bağırdı. Bu sözlerin ardından da ‘Yuh’ sesleri yükseldi. Yakalarında AKP rozeti olan gençler de ‘Şehitler ölmez vatan bölünmez’ diye slogan atarak protestoları bastırmaya çalıştı. ‘Yuh’ diye bağıran gruba kalabalıktan başka bir grup da ‘Yuh’un Allahı’ diye destek verdi. Daha sonra cenaze top arabasına konuldu. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Orgeneral Büyükanıt ve kuvvet komutanları hep birlikte yürüdü. Bu sırada 7 aylık Azra’nın çığlıkları hiç durmadı. Törene katılanlar minik kızın bu haline bakıp gözyaşı döktü. Anne Şengül Dayıoğlu, kızını, “Bak babamız gidiyor, bak’’ diyerek susturmaya çalıştı. Tören süresinde Başbakan Erdoğan yükselen protestolara hiç tepki vermedi. Başbakan Erdoğan’ın tören süresince Cumhurbaşkanı Sezer ve komutanlarla göz göze gelmemesi dikkat çekti.

Şehit Uzman çavuş daha sonra Kadifekale Hava Şehitliği’nde toprağa verildi.

http://www.yenimesaj.com.tr/index.php?haberno=7008491&tarih=2007-05-26

Çözüm hükümeti AKP

Mehmet Çelebi

27.05.2007

…

Başbakanın oğlunun “askerlik sorunu” vardı. 3 milyon dolar vermiş çocuk gemi almış, 15 ay askere gitsin “yan gelip yatsın da gemi çürüsün mü?” yazık değil mi gemiye. Bu sorunu da “çürük” alarak çözdüler. (AKP her şeyi vererek çözdü, bir tek bu konuyu, alarak çözdü)


Başbakanın oğlunun ne işi var askerde, öyle ya “Kelleler” gitsin askere.

…

http://www.ortadogugazetesi.net/makale_goster.asp?yazid=28&id=3023

.

25.05.2007

“Asıl çürük raporunu milletimiz verecektir”

Vatani görevinin en kutsal bir görev olduğunu belirten Yılmaz Tankut, “Oğul Erdoğan’ın gerçekten vatani görevini yapamayacak kadar çürük olup olmadığı bir kez daha araştırılmalıdır. Şayet rapor doğru değil ise, her gün birer beşer gencecik bedenleri toprağa veren bu millet, bu çürük zihniyeti affetmeyecektir.

MHP Adana İl eski Başkanı ve milletvekili aday adayı Yılmaz Tankut, Başbakan’ın büyük oğlu Ahmet Burak Erdoğan’ın ‘çürük’ raporu alarak askere gitmemesine tepki gösterdi:

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Adana il eski Başkanı ve 23. dönem milletvekili aday adayı Yılmaz Tankut, AKP Genel Başkanı Başbakan Tayyip Erdoğan’ın büyük oğlu armatör Ahmet Burak Erdoğan’ın ‘çürük’ raporu alarak askere gitmemesine tepki gösterdi.

Geçtiğimiz günlerde yüzde 50 pay ile sahibi olduğu MB Denizcilik’in 4.5 milyon dolara ilk gemisini almasından sonra  ‘armatör’ sıfatı da kazanan ve kamuoyunda geniş şekilde tartışılan Ahmet Burak Erdoğan’ın sıradan biri olmadığını belirten Yılmaz Tankut “Ahmet Burak Erdoğan, ülkeyi yöneten bir Başbakan’ın oğludur. Bu bakımdan çok kötü bir örnek olmuştur. Bunun toplum üzerindeki psikolojik etkisi ağır olacaktır.” dedi.
Tankut, “Teröre verilen cesaretle, emperyalizme teslimiyetle, halkımızı yoksulluğa ve yolsuzluğa mahkumiyetle en kötü bir örnek olan Başbakan Erdoğan’ın oğlunun da vatani hizmetten kaçınmasına şaşırmış değiliz. ABD’ye, AB’ye hizmette kusur etmeyen ama halka efelenenler serin mavi sularda dümene geçerken, vatan nöbetini de kendi tabirleri ile garip gurebaya yüklemişlerdir” diye konuştu.
Vatani görevinin en kutsal bir görev olduğunu belirten Yılmaz Tankut, “Oğul Erdoğan’ın gerçekten vatani görevini yapamayacak kadar çürük olup olmadığı bir kez daha araştırılmalıdır. Şayet rapor doğru değil ise, her gün birer beşer gencecik bedenleri toprağa veren bu millet, bu çürük zihniyeti affetmeyecektir. Asıl çürük raporunu da asil milletimiz 22 Temmuz’da verecektir. Bu böyle biline” dedi.

http://www.yeniadana.net/web/HaberDetay.aspx?id=12446

Aslan asker Burak!

Melih AŞIK

24 Mayıs 2007

…

Başbakan Erdoğan’ın büyük oğlu Ahmet Burak Erdoğan’ın çürük raporu alarak askere gitmediği ortaya çıktı. Ahmet Burak’ın testis kanseri olduğu söyleniyordu.

Kasımpaşa Deniz Hastanesi’nin eski baştabibi E. Tuğamiral Vehbi Alpman Milliyet’e yaptığı açıklamada “Teşhisin kanserle alakası yok” dedi. Ama çürük raporunun neye dayanarak verildiğini açıklamadı. Bu tür raporların neye dayanarak verildiği konusunda yaygın bir kanı vardır. O yüzden Ahmet Burak Erdoğan askeri hastanede yeniden muayeneden geçirilmeli, TSK da kuşku altında kalmaktan kurtarılmalıdır.

…

http://www.milliyet.com.tr/2007/05/24/yazar/asik.html

AKP PRENSLERİNİN EMRİNDE

GÜNEŞ

Rıza Zelyut

30 Mayıs 2007

Önce Başbakan Erdoğan’ın oğlu Burak ile ilgilensinler…

Prens Burak’ın, çürük raporu almasına karşılık bu genç yaşta milyonlarca dolara nasıl hükmettiğini öğrensinler.

…

‘Demokrasiyi korumak, geliştirmek için’ AKP’ye girdiğini söyleyen Ertuğrul Günay’a da Haluk Özdalga’ya inanmıyorum. ‘Demokrasi bizim için amaç değil, araçtır!’ diyen AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan ile mi demokrasiyi koruyacaklar…

AKP’ye bunlar; dürüst, temiz politika yapmak için mi gittiler?

AKP’de bunlar yolsuzlukları mı önleyecekler?

Önce Başbakan Erdoğan’ın oğlu Burak ile ilgilensinler…

Prens Burak’ın, çürük raporu almasına karşılık bu genç yaşta milyonlarca dolara nasıl hükmettiğini öğrensinler.

Sonra İçişleri Bakanı’mızın yetenekli oğlu Murat Aksu’nun İstanbul’daki yüksek başarısını incelesinler. Bunun için müteahhitlerle görüşüp Murat Bey’in moloz işinden bile iyi para kazanmasını bilen bir yetenek olduğunu keşfetsinler.

Sonra da Maliye Bakanı Unakıtan’ın oğlu Abdullah Unakıtan’ın civciv ve yumurta üzerin’den nasıl zengin edildiğini keşfetsinler.

Yetmiyorsa eski Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın oğlu Erkan Yıldırım’ın aldığı trilyonluk teşvikleri nasıl hak ettiğini tahkik edip, kendileri de bu yolda adımlar atsınlar.

Gerçek ortadadır: Ertuğrul Günay ve Haluk Özdalga, işte AKP’nin bu hızlı ve çok akıllı çocukları hakkında oluşan yolsuzluk söylentilerini göğüslemek üzere, AKP saflarına katıldılar.

Bu kahramanlık mücadelelerinde onlara başarılar diliyorum.

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan da onları alınlarından öpecektir.

…

http://www.gunes.com/2007/05/30/yazarlar/y4.html

***

YOBAZ BÖYLEDİR

GÜNEŞ

Rıza Zelyut

12 Haziran 2007

Hele hele; ehliyet alabilen oğluna çürük raporu alan ve onu askerden kaçıran bir başbakana bu yobazcıklar asla söz edemezler…

Asker düşmanlığı, bunların kromozomlarına işlenmiştir. Hükümet’in basındaki bir numaralı destekçileri Fethullahçı taifeden söz ediyorum. Efendileri, onlara; ‘Sezdirmeden sistemin kılcal damarlarına kadar sızın!’ emrini verdi; onlar da sızdılar… Polisteler, adliyedeler, milli eğitimdeler, müşavirlikteler, her yerdeler… Ve basındalar… Star’ı onlara sattılar. Bugün onların oldu. Zaman Gazetesi ise bunların Kabesi…

İşaret, Amerika’da oturan Fethullah’tan oraya geliyor. Bunlara Yeni Şafak’ı ve küfürcü-şantajcı Vakit Gazetesi’ni de ekleyin. Basındaki Fethullahçı tosuncuklar, askeri kötülemek için çok ince numaralar çekerler. Bunlardan birisi, ‘Güneydoğuda erler savaşıyor, subaylar kaçıyor!’ anlamına gelen yazı döşenmiş. Sanki o erler oraya, kendi kafalarına göre pikniğe gidiyorlar da…

Bu yobazcık, bunca subayımız şehit olmuşken onları görmezden gelir… Yobazcıklar; ‘Yahu bu güneydoğuya hep sıradan insanlaırn çocukları gidiyor; neden zenginlerin çocukları; neden başbakanların çocukları gitmiyor?’ diye asla sormaz; soramaz.

Hele hele; ehliyet alabilen oğluna çürük raporu alan ve onu askerden kaçıran bir başbakana bu yobazcıklar asla söz edemezler…

Sonra da Allah’tan, Kuran’dan söz ederek sıradan insanları kandırırlar. Allah, kimseyi bunların durumuna düşürmesin.

…

http://www.gunes.com/2007/06/12/yazarlar/y4.html

Vurulduk ey anam!

GÜNEŞ

Rıza Zelyut

08 Haziran 2007

Onlar, ‘Askerlik yan gelip yatma yeri değildir!’ derken, kendi çocuklarına çürük raporu alanlardır.
Benim oğlum gitmesin, seninki gitsin; ölürse de ölsün…
İşte bu mantık vurdu bizim çocuklarımızı…

Şu dünyanın haline bakar mısınız:
Bir tarafta, koltuk kapmak için ölümüne yarış var.
Öbür tarafta, ölümüne vatan görevi yapanlar.
Bir tarafta mülküne mülk, parasına para katmak için siyasette öldürücü yarış.
Öbür tarafta görev uğruna su gibi ölüme akış.
Bu ölenlerin babası zengin değildi.
Onlar, Kasımpaşa Deniz Hastanesi’ne başvurup da çürük raporu almadılar.
Askerden kaçmak için kendilerini de yaralamadılar.
Davul zurna çalarak…
Halaylar çekerek…
Omuzlarda taşınarak…
Havalara fırlatılarak…
Şölenlerle askere gittiler.
Ve şehit oldular…
Adlarını biliyorsunuz… İlhan, Mustafa, Eraslan, Burhan, Erdem, Eyüp, Emrah idiler…
Yirmili yaşlarda, su gibi genç, gelecek için hayaller kuran can idiler.
Sıradan insanların sıradan çocukları…
Yüreklerinde vatan sevgisi, gözlerinde bayrak çizgisi…
Tunceli’de yemek yerken kafalarında el bombası patlatıldı… Sonra da makineli tüfekle tarandılar…
İt takımı, insan takımına baskın yapmıştı…
Binlerce askerimize yedisi daha eklendi…
Dağ başında görev yaparken ölüme gittiler.
Onlar, yan gelip yatmıyordu… Vatanı bekliyorlardı…
Siz İstanbul’da gece kulüplerinde dans ederken, onlar sizin için can veriyordu.
Siz, onların koruduğu vatanı parsellere ayırıp satarken onlar o parseller uğruna canlarını sebil ediyorlardı.
Daha önceki binlerce gencimizin yaptığı gibi…
***
Katiller; Kürtçülük adına cinayet işliyor… Onlar yaparlar…
Ya buna karşı çıkması gerekenler? Ya, ‘Genelkurmay, Başbakana bağlıdır!’ diye iplerin kendi ellerinde olduğunu söyleyenler?
Onlar neredeler?
Onlar neden bu askere sahip çıkmazlar?
Onlar, ‘Askerlik yan gelip yatma yeri değildir!’ derken, kendi çocuklarına çürük raporu alanlardır.
Benim oğlum gitmesin, seninki gitsin; ölürse de ölsün…
İşte bu mantık vurdu bizim çocuklarımızı…

‘Türkiye’de Kürt sorunu vardır!’ diyerek bölücü terörün sırtını okşayanlar vurdu mehmetçiklerimizi…
2004 yılına kadar tek kurşun atamayan terörist takımının önünü açanlar vurdu çocuklarımızı…
Bölücü teröre destek verenleri Dışişleri Konutu’nda ağırlayanlar bu cinayete ortak oldular.
Silahı kullananlara değil, o silahı kullandıranlara bakın…
Türk ordusunun elini kolunu bağlamaya çalışanlara bakın.
Bölücü faşist terörü besleyen Barzani- Talabani takımına tek söz edemeyen yöneticilerimize bakın…
O zaman terörist takımının neden azdıklarını anlarsınız…
Dedim ya; oğluna çürük raporu alamayanlar ağlayacak; çürük rapor alanlar da nutuk atmaya devam edecekler.
Ey analar, ey babalar!
Siz, çocuklarınızın canını alanlardan hesap sormayacak mısınız?

http://www.gunes.com/2007/06/08/yazarlar/y4.html

BAŞBAKAN AÇIKLAMALI

Emin ÇÖLAŞAN

12 Haziran 2007

Bu durumda Recep Tayyip Bey’e düşen görev, oğlunun raporuna ilişkin bütün bilgi ve belgeleri kamuoyuna açıklamaktır.

Gerekirse onu GATA’da yeniden Heyet’e sokmak ve (eğer sakıncalı ise rahatsızlığının gizlenmesi koşuluyla) yeni bir “askerlik yapamaz” raporu alıp şom ağızlıları susturmaktır!

BAŞBAKAN’ın oğlu Ahmet Burak Erdoğan askere gitmemek için çürük raporu almış. Bu raporlar askeri hastaneler tarafından verilir. Ancak, yıllardan beri bazı çeteler türemiştir, para karşılığında sahte veya gerçek çürük raporu verirler. Güvenlik güçleri birkaç gün önce yeni bir çeteyi ortaya çıkardı.

Bazı çürük raporlarının ise para ödenmeden, hatır gönülle verildiği söylenir!

Bir başbakan oğlunun böyle bir rapor almış olması çok önemlidir. Raporu ne zaman aldığını bilmiyoruz.

Hangi rahatsızlığı nedeniyle olduğunu ise hiç bilmiyoruz!

Bu durumda Recep Tayyip Bey’e düşen görev, oğlunun raporuna ilişkin bütün bilgi ve belgeleri kamuoyuna açıklamaktır.

Gerekirse onu GATA’da yeniden Heyet’e sokmak ve (eğer sakıncalı ise rahatsızlığının gizlenmesi koşuluyla) yeni bir “askerlik yapamaz” raporu alıp şom ağızlıları susturmaktır!

Oğlunun gerçek sağlık sorunu olabilir. Bu sorun askere gitmesine engel de oluşturabilir. Bu durumda hepimize düşen görev, oğluna ve aileye “Geçmiş olsun” dileklerimizi iletmektir.

Her gün şehit cenazelerinin kaldırıldığı şu ortamda Başbakan bu olaya mutlaka açıklık getirmeli, aksi takdirde sonucuna katlanmayı göze almalıdır…

Çünkü bu sorun hep belleklerde çakılı kalacak ve kendisini ezecektir.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/6691349.asp?yazarid=5&gid=61

O, ŞİMDİ RAPORLU

logo

Sabahattin ÖNKİBAR

12 Haziran 2007

Öyle ya vatan evlatları bir bir toprağa düşerken Başbakan’ın oğlunun hangi gerekçe ile halk deyimi ile çürüğe çıktığının net olarak bilinmesi gerekiyor. Başbakan kendisine ve oğluna yönelik bu taarruzları engellemek istiyorsa derhal bir basın toplantısı yapmalı ve oğlunun raporlarını bir bir sunmalıdır.

Kocatepe’de “Tayyip oğlunu askere gönder” sloganı

Şırnak’ta PKK mayınıyla şehit düşen Binbaşı Ramazan Armutçuoğlu’nun cenazesi dün Ankara Kocatepe Camiinden kaldırıldı. Hüzünlü törende yankılanan bir slogan AKP’yi seçim sürecinde de vuracağa benziyor. Tören boyunca “AKP dışarı, hükümet dışarı” diye tempo tutan katılımcılar bir ara “Tayyip oğlunu askere gönder” diyerek Başbakan’ın askerliğini rapor alarak yapmayan oğlunu hedef aldı…

Kuşkusuz Erdoğan’ın büyük oğlu Burak’ın askere gitmemesinde bir gerekçe elbette vardır. Ancak kamuoyu merakını gidermek için bu gerekçenin ayrıntıları ile açıklanması gerekiyor. Öyle ya vatan evlatları bir bir toprağa düşerken Başbakan’ın oğlunun hangi gerekçe ile halk deyimi ile çürüğe çıktığının net olarak bilinmesi gerekiyor. Başbakan kendisine ve oğluna yönelik bu taarruzları engellemek istiyorsa derhal bir basın toplantısı yapmalı ve oğlunun raporlarını bir bir sunmalıdır. Aksi halde spekülasyonların önünü alamayacaktır.


http://www.yenicaggazetesi.com.tr/yazarlar/selahattinonkibar/listelerin-galibi-kim.html

AKP dünyasında kelle (Şehitler) paniği!…

logo

Sabahattin ÖNKİBAR

14 Haziran 2007

Tamam aldığı rapor sebebi ile askere gitmesi uygun görülmeyen ve çürüğe ayrılan oğlunuzla ilgili haberler canınızı sıkıyor ama bunun için şehid cenazelerinde hissiyatlarını dışa vuranlara korku salmak sizin gibi sivil ve demokrat(!) bir lidere vallahi hiç yakışmıyor!

Öcalan’a Sayın diye hitap edip şehitlerimiz için kelle nitelemesinde bulunan Recep Tayyip Erdoğan şimdi de şehit cenazelerinde hissiyatını dışarı vuranları terbiyesizlikle itham ediyor ve korku salıyor.
Neymiş efendim cenazede bunlar olmazmış.
Ne olmuş cenazede!
Hükümet ve üyeleri protesto edilmiş. Bunu yapanlar için araştırma başlatılacakmış.
Yahu bu bir cenaze merasimi, birkaç genç acıyla söylenmemesi gerekeni söylemiş olabilir. Bu şiddet ve celal bir devlete ve başkanına yakışır mı?
Evet Başbakan işi gücü bıraktı, Kocatepe ve Manisa’daki cenaze merasimlerinde kim hangi lafı etti diye kameraları tarattırıyor?
Korkarım Abdüllatif Şener’in elini sıkıp diğer bakanların yüzüne bile bakmayan şehit binbaşımızın eşleri için de soruşturma başlatacaklar.
Yahu hani siz demokrasi sevdalısıydınız, hani söz etme hürriyetine sonuna kadar taraftınız. Hani bu mesajı veren afişleri caddelere astırıyordunuz!
Hem yapılan neticede cenazedeki bir dışa vurum değil midir?
Ermeni Hrant Dink’in cenazesinde yapılanları övüp arşa çıkarırken, Kocatepe ve Manisa’daki mini ve münferit bir kaç protestoyu niçin sineye çekemiyorsunuz?
Demokrasinin sizin için tramvay olduğunu bu tahammülsüzlüğünüzle bir kez daha kanıtladınız.
Şu söylenene bakın.
Yapılanlar psikolojik harekatmış.
Türkiye’nin Başbakanı olarak Türk Milliyetçilerine karşı, günler ve haftalarca kafatascı diye kampanya yapmak psikolojik harekat değil, ama cami de birkaç gencin acı içinde attığı slogan psikolojik harekat öyle mi?
İnsanlar acı içinde, kocasını, babasını, evladını vatan adına toprağa veriyor, ülkenin Başbakan’ı bu acıya ortak olacağına buna psikolojik harekat diyor.
Peki bütün bunları niye mi yapıyor?
Paniktedir de ondan… Hem öyle bir paniktedir ki bütün yoldaşlarını harekete geçirip seferberlik ilan ediyor ve dezenformasyona başvuruyor.
Asıl korkusu birkaç gün sonra başlayacak olan terörü telin mitingleri… Korkutması da ondan. Aklınca kameraları inceliyoruz deyip katılımı engellemek istiyor.
İşte sırf bunun için sevgili okurlar bu mitinglere iki elimiz kanda olsa da gitmeli ve bu mandacılara meydan okumalıyız.
Son cümlemiz şu olacak:
Dün Sevgili Yılmaz Özdil yazdı bugün ben de yazıyorum.
Lütfen sayın Başbakan, lütfen.
Tamam şehitlerimizin cenazelerine gelmiyorsunuz, bu sizin takdirinizdir. Ama ne olur acılarını yaşamak isteyenleri rahat bırakınız.
Tamam aldığı rapor sebebi ile askere gitmesi uygun görülmeyen ve çürüğe ayrılan oğlunuzla ilgili haberler canınızı sıkıyor ama bunun için şehid cenazelerinde hissiyatlarını dışa vuranlara korku salmak sizin gibi sivil ve demokrat(!) bir lidere vallahi hiç yakışmıyor!

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/yazarlar/selahattinonkibar/listelerin-galibi-kim.html

MHP’DEN TEPKİ!

“Senin terör konusundaki tek tedbirin, oğluna çürük raporu alarak askere göndermemek midir”

Süleyman Korkmaz, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın tutumunu eleştirerek, “Senin terör konusundaki tek tedbirin, oğluna çürük raporu alarak askere göndermemek midir?

Bugün maşallah turp gibi sağlam görünen ve milyon dolarlık hisselerle şirket ortağı olan, Allah yürü ya kulum dediği için iki gemiyi birden satın alan oğlunuz Ahmet Burak Erdoğan’a 2000 yılında Kasımpaşa Deniz Hastanesi’nden hangi sakatlıktan dolayı çürük raporu aldınız?

Yaşanan terör olaylarına tepkiler sürüyor. Milliyetçi Hareket Partisi İl Başkanı Süleyman Korkmaz, parti binasında düzenlediği basın toplantısında hükümeti ve KAYSO Başkanı Mustafa Boydak’ı eleştirdi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın terör konusundaki tutumunu eleştiren Kormaz, “Senin terör konusundaki tek tedbirin, oğluna çürük raporu alarak askere göndermemek midir” diye sordu.

Yaşanan terör olaylarının ardından oluşan tepkiler sürüyor. Milliyetçi Hareket Partisi İl Başkanı Süleyman Korkmaz, parti binasında Kocasinan İlçe Başkanı Yavuz Karaçavuş ve Melikgazi İlçe Alparslan Sel’in de katıldığı basın toplantısında Süleyman Korkmaz, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın tutumunu eleştirerek, “Senin terör konusundaki tek tedbirin, oğluna çürük raporu alarak askere göndermemek midir?

Bugün maşallah turp gibi sağlam görünen ve milyon dolarlık hisselerle şirket ortağı olan, Allah yürü ya kulum dediği için iki gemiyi birden satın alan oğlunuz Ahmet Burak Erdoğan’a 2000 yılında Kasımpaşa Deniz Hastanesi’nden hangi sakatlıktan dolayı çürük raporu aldınız?

Üçer beşer şehit verdiğimiz bu günlerde, şehit anaları ve kamuoyu bunu bilmek istiyor. Çıkın halkın karşısına ve açıklayın benim oğlumun eli sakat, ayağı sakat, ne ise sakatlığı açıklayanı ve sizde vicdani sorumluluktan kurtulun, biz de aydınlanalım.

Kendi oğlunuzu çürük raporu ile korurken, şehit olan askerlere ‘kelle’ diyebilmenizin rahatlığını şimdi anlıyoruz. Oğlunuz yan gelip yatarken, askerliğin yan gelip yatma yeri olmadığını söylemenizi şimdi daha iyi anlıyoruz ve sizi yüce Türk Milletinin yüksek vicdanına havale ediyoruz” dedi.

…

http://www.kayserihaber.com.tr/giris.asp?kanal=haberler&id=3774

Hiç kimse oğlunun rahatsızlığından utanmaz

Can Ataklı

17.06.2007

Son zamanlarda terör yine can almaya başladı. Hükümet ise terördeki bu tırmanmayı ciddiye almadığı gibi, bunu “bizi devirmek için tezgahlıyorlar” paranoyasına saplandığı için görmezden bile gelmeye çalıştı.

Üstelik iktidar şehit olan her yiğidin askerin elini kuvvetlendirdiği zannına kapılarak, silahlı kuvvetleri rencide edecek bir hakaret ve iftira kampanyası bile başlattı.

AKP’li yazarlar “Neden sadece fakir ailelerin asker çocukları ölüyor, neden hiç subaylar ölmüyor?” diye soracak kadar kendilerinden geçtiler. Hemen ardından subaylar da şehit olmaya başladığında bu kez “Her şey planlı, terörü PKK’nın yaptığı ne malum” sorularına yöneldiler.

Böyle bir ortamda bir yazar “Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bu kadar hakaret yeter. Sen önce kendi oğlunun neden çürük raporu aldığını açıkla” diye soruverdi.

…

Madem oğlunun askerlik yapamayacağı kamuoyu tarafından da öğrenildi, bu durumda Tayyip Bey’in yapması gereken hiç utanca kapılmadan ortaya çıkıp “Evet, maalesef benim oğlumun şöyle bir hastalığı var. Bu bizi de kendisini de çok üzüyor, ama Allah’ın takdiri, yapacak bir şey yok. Bu nedenle oğlum askere bile gidemiyor. Bu da onu kahrediyor” derdi.

Başbakan Erdoğan’ın oğlunun askerliğine engel olacak bir hastalığı olduğu bilinmiyor muydu?

Biliniyordu. Ama medyanın da yazılı olmayan bazı kuralları vardır. Önemli görevlerde bulunan bazı kişilerin, tamamen özellerine giren konular sıkça dile getirilmez, hatta bazılarına hiç dokunulmaz bile.

Aileden birinin hastalığı bunun örneklerinden biridir.

Ayrıntılar bilinmemekle birlikte Tayyip Bey’in oğlu Burak’ın askerliğini yapmasına olanak vermeyecek bir hastalığı olduğu biliniyordu. Zaten askeri hastane de hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde gerekli raporları bundan 7 yıl önce düzenlemiş.

Peki bu konu niye ortaya çıktı, medyanın bir kuralı mı bozuldu?

Hayır. Son zamanlarda terör yine can almaya başladı. Hükümet ise terördeki bu tırmanmayı ciddiye almadığı gibi, bunu “bizi devirmek için tezgahlıyorlar” paranoyasına saplandığı için görmezden bile gelmeye çalıştı.

Üstelik iktidar şehit olan her yiğidin askerin elini kuvvetlendirdiği zannına kapılarak, silahlı kuvvetleri rencide edecek bir hakaret ve iftira kampanyası bile başlattı.

AKP’li yazarlar “Neden sadece fakir ailelerin asker çocukları ölüyor, neden hiç subaylar ölmüyor?” diye soracak kadar kendilerinden geçtiler. Hemen ardından subaylar da şehit olmaya başladığında bu kez “Her şey planlı, terörü PKK’nın yaptığı ne malum” sorularına yöneldiler.

Böyle bir ortamda bir yazar “Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bu kadar hakaret yeter. Sen önce kendi oğlunun neden çürük raporu aldığını açıkla” diye soruverdi.

Kural bozulmamıştı ama hani halk deyimiyle şehitlerin acısının böylesine sömürülmesi “buraya kadar” getirmişti.

Konu budur.

Peki Tayyip Bey ne yaptı? Müthiş hiddete kapıldı. Bunu belden aşağı vurmakla aynı şey olduğunu söyledi.

Oysa hastalık insanın kendi elinde olan bir şey değil. Hepimizin ailesinde hastalananlar olabilir. Madem oğlunun askerlik yapamayacağı kamuoyu tarafından da öğrenildi, bu durumda Tayyip Bey’in yapması gereken hiç utanca kapılmadan ortaya çıkıp “Evet, maalesef benim oğlumun şöyle bir hastalığı var. Bu bizi de kendisini de çok üzüyor, ama Allah’ın takdiri, yapacak bir şey yok. Bu nedenle oğlum askere bile gidemiyor. Bu da onu kahrediyor” derdi.

Kimsenin böyle bir açıklamaya itiraz edecek hali yok ki.

Ama iktidar hırsı ve üst üste gelen başarısızlıkların şoku Tayyip Bey’in ruhunu öylesine tahrip etmiş ki, oğlunun hastalığından bile utanır hale gelmiş. Ne hazin…

*****

http://www4.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=17.06.2007&Newsid=124036&Categoryid=4&wid=142

Çürük Olan Burak mı, Rapor mu?

Neval Kavcar

Binbaşı Murat Özyalçın ve Uzman Onbaşı Cihan Kızıltaş PKK dan sonra birde bu yaptırımlarla vuruldu. Tabutu taşıyan araç ise Türkiye’yi isyan ettirdi. Törenin her santimetre karesine bir polis düşüyordu ve bu baskı da neyin nesi dedirtti vatandaşa. Milletin canını koruyamayan bir iktidar, “ Burak Gitsin askere”  sloganı söylenmesin diye törene katılan vatandaşları ablukaya aldılar.

…

2000 yılında Kasımpaşa Deniz Hastanesinden aldığı raporla çürüğe ayrılan Burak’ın teşhisi “testis kanseri” denildi. Bu nasıl bir hastalıktır ki insanı askerlikten alıkoyarak iş görme gücünü %60 kaybettirmekle birlikte evlenmesine mani teşkil etmiyor.

Askerlik çağı geldiğinde muayenesinde “Testis kanseri” tanısı konulduğu için “Peygamber Ocağına “ gidemeyen Burak konusu her açıldığında Erdoğan sinirleniyor. Gündeme gelme sebebinin “siyasi” olduğunu vurguluyor. Burak Erdoğan’ın 1998 yılında sanatçı Sevim Tanürek’e çarparak ölümüne sebebiyet vermekten psikolojinin bozulduğu ve buna bağlı bir iş göremez raporu oluşturulduğu duyulmuş, sonra asıl raporun o olmadığı duyurulmuştur.

Burak testis kanseri olduğu için verilen “çürük raporu” ile askere gitmemiştir. Böylesine önemli bir teşhisten sonra bugün tedavisi ne aşamadadır? Hiç tedavi yapılmış mıdır? Yapıldı ise nerede yapılmıştır?

Derken raporu veren Deniz Hastanesinin eski baştabibi emekli Tuğamiral Arif Vehbi Alpman diyor ki:
“Askerliğe elverişsizdir raporu aldı, ama konulan teşhisin kanserle alakası yok”

Testis kanserinden tutun psikolojik travmaya kadar bir dizi senaryo çöpe gitti mi şimdi?

“Minareleri süngü yapan” BOP eş başkanı Erdoğan’ın oğlu Burak’ı asker ocağından uzak tutan hastalığı nedir Allah aşkına?

…

Burak Erdoğan’ın çürük raporunu öğrenmek bu milletin hakkıdır. Verilmeyen cevapla demek ki çürüklük bir durum yok intibaı güçlenecektir. Başbakan Tayyib Erdoğan’ın buna müsaade etmeyeceğini, şehit ailelerini de düşünerek GATA ya gitme kararı vereceğine inanıyorum.

…

Atılması gerekli adımı ASAL atarsa ki Başbakanın tavrı da budur; “Çürük olan Burak mı, rapor mu?”  anlaşılır.

AKP iktidarı İstanbul’da aldığı polisiye tedbirle, protestoların önüne geçmeye çalıştı. Her AKP li bakanı çelik kuvvet koruyor artık. Halkın arasına çıkamıyorlar anlayacağınız. Şehit cenazesi değil de bir teröristin cenazesi kalkıyordu sanki dün. Polis camiyi çevirip, törene katılanları sıkı bir aramadan geçirerek, adeta bir daha katılmayın dedi. Bu arada “Türk Bayrağının “ şehit törenlerinde yasaklandığı öğrenildi, bayraklar toplandı.

Binbaşı Murat Özyalçın ve Uzman Onbaşı Cihan Kızıltaş PKK dan sonra birde bu yaptırımlarla vuruldu. Tabutu taşıyan araç ise Türkiye’yi isyan ettirdi. Törenin her santimetre karesine bir polis düşüyordu ve bu baskı da neyin nesi dedirtti vatandaşa. Milletin canını koruyamayan bir iktidar, “ Burak Gitsin askere”  sloganı söylenmesin diye törene katılan vatandaşları ablukaya aldılar.

ABD uzantılı PKK her gün canımızı alırken, Erdoğan K.Irak’a girilecek demeye korkuyor. Yaklaşan seçim ve giderek artan kan kaybını gören stratejik dostları, “Çapanoğlu Projesini” derinleştirebilirler. “Belirli bir mesafeye “ kadar Irak’a girme izni her an çıkabilir.

BOP sultanı Erdoğan da acilen hükümeti toplar ve “sınır ötesi” kararı çıkarır. Sonra BOP Fatihi olur mu bilmem fakat fasulyeden bu operasyon problemi çözmez. PKK nın görevlerinden ikisi, “Sözde Kürdistan”ın oluşumunu tamamlamak ve bölgede “Kürt şuuru” uyandırmaktır. Ve K.Irak’ta sadece PKK yla değil Barzani ile de bir şeyler olursa rahatlama olur.

Washington’un Dünyayı işgal projeleri ile Türkiye’nin hedeflerinin çakıştığını söyleyen BOP un Gül’üne sormak gerekir, PKK saldırıları da bu hedefe dâhil midir diye?

Kanallara sırayla çıkan başbakan için 2002 seçimlerinde ki taktik uygulanıyor. Önceden hazırlanmış özel sorularla, mazlum, milletin menfaatini gözetir Erdoğan portesi çiziliyor. 23 Temmuz sabahında ise iktidarın devam edeceğini varsayıyor. Aç tavuğun kendini buğday ambarında görmesi gibi oy oranın arttığını, yüzde kırklara dayandığını söylüyor, Başbakan.

PKK saldırıları ve şehit cenazeleri ile birlikte vatandaş Erdoğan’ın oğullarının askerliğini araştırmış haklı olarak. Ahmet Burak Erdoğan’ın askerlik yapmadığı ortaya çıkınca, şehit cenazelerinde buna yapılan vurgu giderek artıyor. “ Mehmetçik şehit oluyor, Burak yan gelip yatıyor” ya da “ Burak gitsin askere” deniliyor. Tayyib Erdoğan bu konu gündeme gelince sinirleniyor, ailesinin böyle alçakça bir yola teşebbüs etmeyeceğini söylüyor.

Lübnan’a asker gönderme tartışmaları sırasında “çıkarsa tezkere Burak gitsin askere” söylemi ile gündeme gelen bu konu kapanacağa benzemiyor. 2000 yılında Kasımpaşa Deniz Hastanesinden aldığı raporla çürüğe ayrılan Burak’ın teşhisi “testis kanseri” denildi. Bu nasıl bir hastalıktır ki insanı askerlikten alıkoyarak iş görme gücünü %60 kaybettirmekle birlikte evlenmesine mani teşkil etmiyor.

Askerlik çağı geldiğinde muayenesinde “Testis kanseri” tanısı konulduğu için “Peygamber Ocağına “ gidemeyen Burak konusu her açıldığında Erdoğan sinirleniyor. Gündeme gelme sebebinin “siyasi” olduğunu vurguluyor. Burak Erdoğan’ın 1998 yılında sanatçı Sevim Tanürek’e çarparak ölümüne sebebiyet vermekten psikolojinin bozulduğu ve buna bağlı bir iş göremez raporu oluşturulduğu duyulmuş, sonra asıl raporun o olmadığı duyurulmuştur.

Burak testis kanseri olduğu için verilen “çürük raporu” ile askere gitmemiştir. Böylesine önemli bir teşhisten sonra bugün tedavisi ne aşamadadır? Hiç tedavi yapılmış mıdır? Yapıldı ise nerede yapılmıştır?

Derken raporu veren Deniz Hastanesinin eski baştabibi emekli Tuğamiral Arif Vehbi Alpman diyor ki:
“Askerliğe elverişsizdir raporu aldı, ama konulan teşhisin kanserle alakası yok”

Testis kanserinden tutun psikolojik travmaya kadar bir dizi senaryo çöpe gitti mi şimdi?

“Minareleri süngü yapan” BOP eş başkanı Erdoğan’ın oğlu Burak’ı asker ocağından uzak tutan hastalığı nedir Allah aşkına?

Hemen her güne iki şehit cenazesi düşen bu günlerde bu sorunun elbette cevabını isteyeceğiz. Burak’ın çürük raporunda ki teşhisi öğrenmek, “özel hayatın deşifresi” olamaz. Erdoğanlar sinirlendikçe kuşku artmaktadır. Üfürükten bir rapor değilse açıklanır.

Burak Erdoğan’ın çürük raporunu öğrenmek bu milletin hakkıdır. Verilmeyen cevapla demek ki çürüklük bir durum yok intibaı güçlenecektir. Başbakan Tayyib Erdoğan’ın buna müsaade etmeyeceğini, şehit ailelerini de düşünerek GATA ya gitme kararı vereceğine inanıyorum.

CNNTürk de Ahmet Hakan’ın, “ Liderler Zirvesi “adlı programına katılan Erdoğan:
“Ortada Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay var. Oğlum 29 yaşında, ASAL Dairesi inceler, atılması gereken adım atılır. “ ( Gazete Vatan – 16 Haziran 2007)
Demiştir.

Atılması gerekli adımı ASAL atarsa ki Başbakanın tavrı da budur; “Çürük olan Burak mı, rapor mu?” anlaşılır.

http://www.davamiz.com/yazar-curuk-olan-burak-mi,-rapor-mu-2017.html

Tayyip’in oğlu çürük çıktı

Kurthan Reyizoğlu

Her gün bölücü teröristlerin saldırılarında kurban verdiğimiz şehitlerimize ağlıyoruz. Yan gelip yatmadılar, hainlerin kahpe kurşunlarıyla şahadet şerbeti içtiler. 2.3 milyon dolara gemi sahibi olan Başbakan Erdoğan’ın tacir oğlu Ahmet Burak, “Yan gelip yatmamak” için 2000’de çürük (askerliğe elverişli değil) raporu almış… Ahmet Burak’ın yapacak çok işi olmalı!

Habere göre Başbakan Erdoğan’ın tacir oğlu Burak Erdoğan çürük çıkmıştı. Burak Erdoğan 2000 yılında Kasımpaşa Deniz Hastanesi’nden aldığı raporla çürüğe ayrılmış ve askerlik yapmaktan, babası Başbakan Erdoğan’ın ifadesiyle, “Yan gelip yatmaktan” kurtulmuştu. Raporda Burak Erdoğan’ın testis kanseri tedavisi gördüğü bilgisi yer alıyordu…

Ancak raporu veren dönemin Baştabibi Tuğamiral A.Vehbi Alpman testis kanseri iddialarını yalanladı. Burak Erdoğan’a “askerliğe elverişsiz” yani çürük raporu verdiğini doğrulayan Alpman, raporu neye dayanarak verdiği konusunda bir açıklama yapmadı…

Bu raporla Başbakan’ın sevgili oğlu Ahmet Burak; askere gitmekten kurtulmuş. Gerçi Türk Milleti; askere gitmeyeni yarım adam sayar; çürük raporu almayı onuruna yediremez. Sakat ise sakatlığını bile saklar ama bizim aslan gibi delikanlımız Ahmet Burak farklı düşünmüş…

Gitmiş; ben sakatım veya hastayım demiş ve raporunu almış.

“Askerlik yan gelip yatma yeri değildir” sözüyle şehit ailelerinin sabrını taşıran, teröristbaşına “sayın”, şehitlerimize de “kelle” diyen Başbakan Tayyip Erdoğan, seçim meydanlarında kendi oğlunun niçin askere gitmediğini ve çürük raporu aldığını açıklayabilecek mi?


Yalaka medya tarafından fazla itibar edilmese de bir haber çok dikkat çekiciydi…

Habere göre Başbakan Erdoğan’ın tacir oğlu Burak Erdoğan çürük çıkmıştı. Burak Erdoğan 2000 yılında Kasımpaşa Deniz Hastanesi’nden aldığı raporla çürüğe ayrılmış ve askerlik yapmaktan, babası Başbakan Erdoğan’ın ifadesiyle, “Yan gelip yatmaktan” kurtulmuştu. Raporda Burak Erdoğan’ın testis kanseri tedavisi gördüğü bilgisi yer alıyordu…

Ancak raporu veren dönemin Baştabibi Tuğamiral A.Vehbi Alpman testis kanseri iddialarını yalanladı. Burak Erdoğan’a “askerliğe elverişsiz” yani çürük raporu verdiğini doğrulayan Alpman, raporu neye dayanarak verdiği konusunda bir açıklama yapmadı…

Bu raporla Başbakan’ın sevgili oğlu Ahmet Burak; askere gitmekten kurtulmuş. Gerçi Türk Milleti; askere gitmeyeni yarım adam sayar; çürük raporu almayı onuruna yediremez. Sakat ise sakatlığını bile saklar ama bizim aslan gibi delikanlımız Ahmet Burak farklı düşünmüş…

Gitmiş; ben sakatım veya hastayım demiş ve raporunu almış.

“Askerlik yan gelip yatma yeri değildir” sözüyle şehit ailelerinin sabrını taşıran, teröristbaşına “sayın”, şehitlerimize de “kelle” diyen Başbakan Tayyip Erdoğan, seçim meydanlarında kendi oğlunun niçin askere gitmediğini ve çürük raporu aldığını açıklayabilecek mi?

2.3 milyon dolara gemi almıştı

Başbakan Erdoğan’ın sevgili oğlu Ahmet Burak, bundan birkaç zaman önce bir arkadaşıyla ortak 2 milyon 300 bin dolara gemi almıştı. Paranın 500 bin doları peşin ödenmişti. Geriye kalanı da 50 bin dolar taksitle 36 ayda ödenecekti.

Tayyip Erdoğan, oğlunun gemi aldığı haberinin ortaya çıkmasına ve bunun gazetelerde yer almasına çok sinirlenmiş; “Ne yani, iş yapmasın da ihale takipçiliği mi yapsın?” diyerek oğlunu savunmuştu…

İki yıl öncesine kadar burslu okuyan Ahmet Burak, babasının açıklamasına göre; peşin olarak verdiği 500 bin doları bankadan kredi almış, taksitleri de kazanıp ödeyecekmiş…

İnsan Ahmet Burak Erdoğan gibi becerikli olunca; bankadan 500 bin dolar kredi de çeker, ayda 50 bin dolar taksit de öder… Hatta hatta 4-5 milyon dolar olduğu iddia edilen gemiyi de taksitle 2 milyon 300 bin dolara kapatır…

Ev almadan olur mu?

Başbakan’ın oğlu Ahmet Burak Erdoğan’ın çalışmaları ve başarıları saymakla bitmiyor… İş dünyasının önde gelen isimleri tarafından burslu okutulan Ahmet Burak, gemi almakla yetinmemiş…

İddiaya göre, Ahmet Burak, kardeşi Necmeddin Bilal ile ortak İstanbul Üsküdar’da Kısıklı Mahallesi, Avcı Kazım Sokağı, 157 numaralı pafta, 788 numaralı ada ve 3. parselde yer alan; bahçeli kargır ev ve 5020 metrekarelik arsa satın almış…

Alabilir bunda ne var diyeceksiniz…

Ancak arsa ve evin değeri 1.000.000 YTL… Yazıyla 1 milyon Yeni Türk Lirası… Başka bir ifadeyle 1 trilyon Türk Lirası…

Bu haber gazetelerde yer almasa bile tapu fotokopisi internet sitelerinde dolaşıyor…

Bu iddianın doğru olup olmadığını da Başbakan Erdoğan sanırım seçim meydanlarında açıklayacaktır…

http://www.ufukotesi.com/yazigoster.asp?yazi_no=20070654

Rate this:

Paylaş :

  • Facebook
  • Twitter
  • Email
  • Print

Like this:

Beğen
Be the first to like this post.

22 Yanıt, “Burak Erdoğan’ın çürük raporu”

Bu yazı için besleme Geri İzleme Adresi

  1. 1 buse847
    Haziran 27, 2007, 5:02 pm

    Bunların yürekleri çürük aslında…
    Testis mestis bahane!
    Evlenmeye, barklanmaya özürlü olmuyorda, vatan görevine gelince mi özürlü oluyor?

    Ne var ki bunları adam sayanlar çoğunlukta. Şekline bakarak, şimaline bakarak oy verilirse bu ülkede, güzel memleket insanı eşek olur, sırtında taşır böylelerini…

    Sırtından indirdi mi de zırıl zırıl ağlar beyni çürük, yüreği çürük olanlar.

    El yordamı, marifet…
    yolsuzluğun, hainliğin meziyet olduğu güzel ülkemde olanlara şaşıramıyorum bile!

    Bu topluma dayadın mı, gelin-kaynana tantanasını, dünya batsa umurunda olmaz…

    Adamlar “açık kapı arsızı” olmuş artık, yüzlerine de ayakkabı köselesinden daha kalın maske takmışlar. Sanırsınız adam!!

    İki lugat parçaladı mı ağlayarak, oylar ipotekli nasılsa, verelini iktidar!

    Gördün mü bak!
    Adam oğluna gemi almış, bir trilyonluk ev (saray yavrusu), çürük raporunu da dayamış resmi ağızdan… Meydanlarda anıra anıra ağlar tabii ki!

    BOP marifetiyle Diyarbakır’ı yıldız, Kürdistanın başkenti yapıyor. Oraya yatırım yapmak en büyük hayali adamın. Kimin parasıyla allayıp pullayıp satacak Doğu’yu, Güneydoğu’yu, kürdistan yapacak ve resmen de tanıyacak?

    Türkiye Cumhuriyeti’nin parasıyla tabii ki. Garibanın cebinden el yordamıyla çaldıklarını, kürdistana bağışlayacak, garibanın cebinden çaldıklarıyla seçim mitinglerinde boy gösterecek, oy dilenecek…

    Adamlar yüzsüzlüğü, aymazlığı almış bir kere eline. Silahı da hazır… Din dedi mi akan sular durur bu ülkede…
    Vay halimize vay!!

  2. 2 Murat
    Temmuz 14, 2007, 2:20 pm

    TESTİS KANSERİ
    NEDİR
    BİLİRMİSİNİZ?

    ALLAHIN SİZİN OĞLUNUZA BU HASTALIĞI VERMESİNİ İSTERMİSİNİZ…

    SİZİ AMACINIZ OĞLUNUN ASKERE GİTMEMESİ DEĞİL…
    SİZN AMACINIZ..
    BAŞKA:..

    ASKER ERDOĞANI SEVMİYOR ZATEN…
    SAHTE BİR ÇÜRÜK RAPORU OLSA
    ŞİMDİYE ÇOKTAN ERDOĞANIN
    ÜMÜĞÜNE YAPIŞMIŞLARDI…

    BUNA AŞAĞILIK VE AHLAKSIZ SİYASET DERLER

  3. 3 Murat
    Temmuz 14, 2007, 2:21 pm

    OYUNA GELİYORSUNUZ

  4. 4 skyturkvngenc
    Temmuz 14, 2007, 5:22 pm

    testis kanseri nedir bilirim.
    nedir biliyor musun?
    öyle bir kanser yok.
    ve o kanser hakkında yazılarn çizilen herşey yalan….

    bir gerçek var o da bu kanserin olmadığı…

    bunun askere engel olmadığı…

    akp iktidarsız iktidar hükümeti,artık askerleri de kendine benzetti.tabi yapışmıyacak yakasına…

  5. 5 İSİMSİZ
    Temmuz 20, 2007, 9:06 pm

    benımde askerlıkle ılgılı gecıkmem var ancak enınde sonunda gıdecegım her kes gıbı . sımdı herkes gıdıyorda gıtmeyen agalar cokmu akıllı yada herkesten neyı fazla,
    adamlar bu sekılde kendı yakınlarına yıllardır kıyak gectıler ama olan yıne torpısızlere oldu.
    hanı tek partılerdı yapsalardı terorle mucadele ıcın adam gıbı dısa bagımsız bır kanunda haınlerı kazısalardı topraklarımızdan ve kendı oglunuda gorseydık kıslada. halkın ıcındeyız derler su secım gunlerınde ama sozde bunlar . halk sıze tek basına ıktıdar verdı ne yaptınız soralım sıze ?
    asgarı ucret ıle su kadar urun alınıyordu sımdı %80 daha fazla alınıyor dıyorsunuz bakalım oylemı sız geldıgınızde asgarı ucret neydı sımdı ne ozaman urunlerın bırım fıyatlaı neydı sımdı ne?
    ssk bagkur ıcın geldıgınızde ne prım alınıyordu ve verılen hızmet ne duzeydeydı sımdı ne alıyorsunuz ve ne verıyorsunuz.
    ben soyleyeyım yaklasık 4 kat azla prım alıyorsunuz ve %50 az ımkan tanıyorsunuz ..

    otoyol yaptık dıyorlar ok bu guzel ama nasıl ?

    halktan aldılar prımlerı vergılerı vs (alınsın ama ınsaf ıle )

    yaptılar yolları tabı bırde gemıcıklerı vıllaları yumurtaları ,

    ne kadar ıs yaptılar kı ne dıyorlar , bende tek basıma ıktıdar olsam ( su anda mevcut hıc bır partıye destegım yoktur) bende asam kessem halkı zora soksam ulkeyı ab ve abd ye peskes etsem ekonomıyı aynı bunlar gıbı duzelırmıs gıbı gostersem soruyorum sıze sızce halk neder bana veya bunu yapan bır baskasına ….

    ben duyar gıbı oluyorum cevabınızı ama buraya yazmaya cekınıyorum olurya bır sorun olur bulurlar sonra devlet buyugune hakaretten yatarız……

    son olarak sunu belırteyım ben AKP ‘ye karsı olan bır bırey degılım ama şu da var kı karsı olmamak elde degıl. Vatana mıllete gercekten ayda sağlasınlar yanlarındayım ama fayda gıbı gosterıp zarar veren kım olursa karsısındayım ve mılletce de bu sekılde karsılarında olmayı yüce Türk Milletinden desteklemelerı Atatürk ilkelerine sahıp cıkmalarını ıstıyorum.

    Bakın gecmıse cok degıl bır kac sene once ne demıstı RTE ” laıklık ıle muslumanlık aynı yerde olamaz” ya sımdı ne dıyor ? ya kardesım sen kımsın kı benım muslımanlıgımı tartıyorsun sen kımsın kı halkı galyana getırıyorsun sen kımsın kı En buyuk degerlerı ezerek asmaya calısıyorsun.

    Su bır gercektır kı ınancını ve ıbadetını ısteyen bu topraklarda kanunların belırledıgı sekılde yapar . aksını ıddaa eden varsa ozaman cuma namazlarına nasıl gıdıyorsunuz yasaklayan mı var soylesın eger yasak olsa gıdemezdınız dogrumu

    Ey Türk Milleti , Atana İnancına İlkeleribe sahip çık ve gelecek nesildeki evlatlarına bu vatanı tek parça olarak miras bırak

  6. 6 onder
    Temmuz 21, 2007, 8:38 am

    Bu adilere oy verenlere yazıklar olsun..vatanı satan satmaktan utanmayan ve yuzsuzce satacagını soylemeye devam edenlere lanet olsun.askerler bir bir olurken kalkıp askerlik yan gelip yatma yeri deildir diyenlere sehit ailesi icin ne konuscam be o kadınla dienlere lanet olsun..bi kere bile NE MUTLU TÜRKÜM demeyen bi başbakan tarafından yonetilmek isteyenlere lanet olsun..siktirin gidin bu memleketten amerikada yaşayın işbirlikçi köpekler…

  7. 7 Ali İhsan
    Mart 26, 2008, 1:02 pm

    Siz TSK nın hekimlerine güvenmiyorsunuz.
    Söylediğiniz gibi bir durum olsa buna TSK müsade etmez.
    Hale RTE çocuğuna hiç müsade etmez.
    Yalanla kimseyi kandıramaz. Yalancı olursunuz..

  8. 8 Ali Uz
    Nisan 10, 2008, 1:26 pm

    bırakın bu işleri. etcik denizden yilmazdan ulaştan ahmet kayadan nazımdan “halklara özgürlük” ve “bağımsız Türkiyeden bahsedin de milletin içi açılsın.

  9. 9 skyturkvngenc
    Nisan 27, 2008, 2:24 pm

    Burda yazılan her yazı her kaynağı araştırarak bulundu,bu yazılar bir iddia değil kanıtlanmış birşeydir.

  10. 10 seval
    Mart 27, 2009, 6:17 pm

    ne denirki bunlara allah sorsun sizden bunun hesabını bizim aptal halkımız halkımız da koşsun akparti için oy peşinden biz haketmiyoruz bu haksızlığı ama başımıza geliyo ve daha neler gelecek oy vererek destekliyoruz yakın zaman da gidecek yer bulamıyacağız ülkemiz amerikaya satılıyo bu seçimide alırsa tamamını vericek bizide bir zamanalar kapımızı açıp aldığımız kendi halkımızdan üstün olan bulgaristan bile kabul etmeyecek

  11. 11 mustafa kemal
    Mart 30, 2009, 10:22 am

    aziz türk milleti bunları nasıl cezasız bırakıyor ben anlamıyorum çok zoruma gdyor içim içimi yıyor bunları yapıyorlar sonra herkes oy verıyorum nasıl bı ulke de yaşıyorum nasıl bı mıllet oldukk allah ım yardım et bıze

  12. 12 Uğur
    Haziran 9, 2009, 8:18 pm

    Yazıklar olsun , bu doğruysa( %90dogru ) Allah bin belasını versin testis deilde baska yerlerınden kanser olsun inş.

  13. 13 bekir
    Haziran 12, 2010, 1:29 pm

    yoruma gerek yok icraat varsa ordayım

  14. 14 Alp Tari
    Temmuz 10, 2010, 1:39 pm

    87 yillik Turkiye Cumhuriyet’i 8yildir seriatcilarin isgalindedir.Ne yazikki 1946 da baslatilan cogulcu sistemi halk hala anlamamistir.Adindan baska hicbir seyi demokrat olmayan Bayar-Menderes ikilisinin partisiyle seriatcilik hortlatilmis.Asirlarca %80ninin anneleri ve haremleri Turk olmayan Osmanli sultanlari Anadolu halkini seriatin karanliginda birakmislardir.DP seriatcilikla 1950 de iktidara geldiginin 3.gunu 18 yil Turkce okunan ezani tekrar Arapca haykirislara dondurmustur.Bu korkunc gidis darbe demeye dilimin varmadigi 27 Mayis 1960 devrimiyle durdurulmus Turkiyenin en cagdas Anayasasi yapilmis.Fakat ne yazikki bu guzel donem 3yil da bitmis DPnin devami AP ve onu takiben MSP hatta 12 Eylul 1980 askeri darbesi ANAP ve en buyuk bela AKP ile bugunlere yani halkin %46sinin seriatcilari sececek duzeye inmesini yaratmistir
    Varliklarina yurekten inandigim Gercek Ataturkcu laik cok iyi yetismis yurtsever durust toplumcu yuzbinlerce insan dururken ulkenin boyle Imam-Hatip cikisli Kasimpasa agizli birinin onderliginde seriatcilarin ellerine birakilmasi COK UTANDIRICI VE COK UZUCU BIR DURUMDUR.Sozum ona Tanri korkusunu agzindan dusurmeyen El Tayyib 1998de buyuk oglu Burak’in ehliyetsiz araba kullanirken yayalara yesil isik yakildigi sirada karsidan karsiya gecen degerli Turk Sanat Muzigi sanatcisi Sevim Tanurek’i ezip oldurmus butun suc delilleri o zaman Istanbul Belediye Baskanligi isgalcisi El Tayyib’in adamlari tarafindan yok edilmistir.Bu buyuk oglan bu suctan ak pak siyrilmakla kalmamis askerliktende CURUK raporuyla siyirtmis torpille buyuk gemici olmustur.Iste AKP (AKREP)in Tanri adaleti..Yaziklar olsun bu korkunc seriatci gidise tepki gostermeyen kis uykusuna devam edenlere !Komur nohut sadakasi veya devlet belediye ihalelerinden pay kapma karsiligi seriatcilara oy vermek asla DEMOKRASI DEGILDIR.ONCE HALK GERCEK ATATURKCU LAIK BIR SISTEMLE EGITILIR DEMOKRASIYI ANLAYACAK OLGULUGA GETIRILIR DAHA SONRA COGULCU SISTEME GECILIR.DEMOKRASI SERIATCILARIN HEDEFLERINE TIRMANIP DAHA SONRA FIRLATIP ATACAKLARI MERDIVEN OLAMAZ.

    ALP TARI

  15. 15 celal
    Ağustos 5, 2010, 3:27 am

    yazılarınız çok güzel. inşaallah devamı gelir.

  16. 16 Engin
    Ağustos 17, 2010, 2:34 pm

    Kolaylıklar diliyorum ;

    Mantık der ki elin yoksa tutamazsın. ahmet burak tayyibenin testisleri arızalı imiş. Tanrı şifa vermesin dileğim amaaa tutupta şimdi bu elemanın bir evladı olursa kanserli bir testisle nasıl oldu yada yardımcın kim diye sormakta bizim hakkımız tayyibe…

    33yaşın da Marmariste yaşayan bir Türk evladıyım. Her Türk vatandaşı gibi elimden geldiğince güncel olaylara duyarlıyım, belki de her Türk vatandaşından biraz fazlaca.. Son on yılımıza baktığım da ülke olarak ne tür bir kaosun içine doğru itildiğimizin belki yaşım belki de yaşım ile birlikte artan tecrübelerim neticesin de farkındayım. Ömrüm boyunca inandığım, benimsediğim ve bu idealler için ölümü göze aldığım ülkem için ne yapabilirim diye düşünmekle geçiyor günlerim. Benim sadece elim de sevgilime yada asker arkadaşlarıma mektup yazabileceğim bir kalemim var…

    Güç nedir? Bunun tanımını hiç yapma gereği duydunuz mu bilmiyorum.. Güç ansızın kafanızı 35 derece sağa çevirip sessiz bir ses tonu ile emir erinizi, subayınızı,astsubayınızı çağırıp bir şeyler emretmek bir güçtür; masada duran içi su dolu bardağı alıp kaldırmakta yer çekimine karşı uygulanan bir güçtür. Güç kullanmanız gerektiği yerde kullanabildiğiniz enerjidir…

    Kullanılamayan bir irade güçsüzlük olduğu gibi acziyettir! Su bardağı masa da inanılmaz susuzluk çekiyor ama suyu içemiyorsunuz, bu acizliktir.

    Şimdi benim ülkem benim ülkemin, ülkesini ve Atasını, Atasının devrimlerini ve emanetini seven halkım ! Atasının bıraktığı emanetlere, ilke ve inkilaplara ve en önemlisi millet olma ruhuna aç, susuz, üşüyor… ” Açlığa belki ama soğuğa dayanamadım, bir tabut çalıp yakacağım Allah affetsin… ” der bir ozanımız. Şehit tabutlarını mı yakıp ısınalım ? Ben de bu şerefli orduya onsekiz ay hizmet etmiş bir Türk evladı olarak öğrendim ki asker olmanın en güzel yanı düşmanı karşın da görebilmektir… Benim şanlı şerefli binlerce yıllık ordumun askerleri düşmanı göremiyor mu ?

    Bar baaarrr bağıran Türk ulusunun şerefini ayaklar altına atan ve buna müsade eden sivil irade adı altın da darbe yapmaya çalışan ve yapan sivil, askeri, polis, mit yeni yapılanma kgt bunca cepheden haberdar mı ordum, haberdar ve bir şey yapmayı düşünür mü, yapmalımıdır yapmak üzeremidir. Yoksa uluslar arası hukuk saçmalıklarına anlaşmalara yada demokrasiye vurgu yaparak yediğimiz vurgunların üzerini örtmektemidir. Bizim ulus olarak yaramız çok derin. Bu yara kanamakta siz görün yada görmeyin, görüyorsanız müdehale edin yada etmeyin. Ordu dediğimiz şey benden ibaret. Ordu benim biziz Mehmetler…

    Evet.. Oturup bilgisayarın başına buradan ahkam kesmenin kolay olduğunu biliyorum ve bundan daha kolay kelle kesildiğini de !!! O koruduğunuz sınır boylarını kan ile çizdi Atalarımız ” Yurtta sul cihan da sulh ” dünyanın en büyük ve iddialı sözüdür bu ve aslın da bize der ki bu iki cephede sulh olması için sınır da kan olması gerekir…

    Her gün verdiğimiz şehitlerden dolayı mutsuz olduğunuzu biliyorum. Bizler de mutsuzuz. Mutsuzluğumun sebebi şehit vermemiz değil, şehitliğin anlamını bilmeyip Türk bayrağını yakarak, şuraya buraya pkk bayrağı asacağım diye ortalıklar da gezinen soysuzların kahkahalarını dinlemek beni üzüyor… Daha da önemlisi rejimi ve Türkiye Cumhuriyetini iç ve dış tehlikelerden korumak olan Şanlı Türk Ordusunun bu ölüm sessizliği… Korkunuz nedir söyleyin bilelim, kalabalıklar mı ? Söyleyin gelelim. Güçlüler mi ? Bildirin ezelim. Çok mu büyükler? Darmadağın edelim…

    Benim bu e-mailimi yani düşüncelerimi yani düşüncelerine ortak olduğum ve düşüncelerime ortak olan milyonlarca Türkiye sevdalısını duymazdan gelip belki de gülüp geçebilirsiniz. Unutun bizi… Bir tek cevabınız olsun. Mustafa Kemal Atatürk kalkıp gelse verebileceğiniz bir tek cevabınız olsun… Benim bin sorum Size bir cevap etmez, bin cevap verseniz bile Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e yetmez…

  17. 17 murat
    Ağustos 20, 2010, 10:00 pm

    bu olayı ilk duyduğumda ve detaylarını okuyuncda aklıma fatih sultan mehmet hanın rum bir vatandaşın elini haksız yere kestirip ardından da şehülislam tarafından fatih sultan mehmedin suçlu bulunup kısasa kısas gereği elinin kesilmesi cezasının verildiğini hatırladım. ondan sonra da rum vatandaş bu adalet karşısında padişahın elinin kesilmesini hazmedemeyip davasından vazgeçiyordu. işte bu dev imparatorluk bu adaleti yüzünden 700 küsür sene hüküm sürdü. çok ağır olacak ama bu iğrenç olayları ve bu denli adaletsiz devlet bürokrasisini duyunca Türkiyemizin sonunu hiç iyi görmüyorum . Allah bu zalimlerin cezasını onları, firavunun yanmakta olduğu cehennemin en derin katında ona komşu ederek versin.

  18. 18 murat
    Ağustos 20, 2010, 10:07 pm

    ve bu olayın en acı tarafı şudur ki 1998 yani akepe nin daha piyasada olmadığı ve tayyibin başbakan olmadığı bir dönemde yaşanmış olmasıdır. düşünsenize bizim milletin ne kadar aptal ve duyarsız olduğunu. sırf karısı ve kabinesindeki adamlarım karıları türbanlı diye dindar sanıp oy verdi bu memlekttteki her iki kişiden biri ! ne acı değil mi ? her gördüğün sakallıyı deden sanma derler ya aynen öyle bu milletin hali .
    adam belediye başkanıyken bu denli zalim ve vicdansız , hem kendisi hem seceresi , başbakanken neler yapar gerisini siz düşünün ….

  19. 19 erhan
    Eylül 3, 2010, 12:29 pm

    Alp Tari ya cevaben,
    ————-
    “Turkce okunan ezani tekrar Arapca haykirislara dondurmustur” demişsin ama.. böyle hakaret etmene gerek yok ezanın aslı arapcadır, bildiğim kadarıyla aslına sadık kalınmasının daha uygun olduğudur.

    Bir insanın Imam-Hatip cikisli veya Kasimpasa agizli veya seriatci olmasını neden aşağılık birşeymiş gibi görüyor veya göstermeye çalışıyorsun, bunlarda bi ahlaksızlık yok kişinin hareketlerinde bi yalnıslık varsa kişi sorumludur. imam hatiplileri kasımpasa agızlıları ve seriatci düsünenleri kendinden alcak görme, kimin kimden üstün olduğu daha belli değil..

    Şeriatıda bilen biri değilim onuda savunmuyorum tam olarak her ne ise. Fakat konuşmandaki saptırmayı açıkça görüyorum. Ya sen “pireye kızıp yorgan yakıyorsun”,”papaza kızıp oruç bozuyorsun” (seç birini). yada tayyip erdoğanın sucunu alıp insanları dinimize karşı provoke ediyorsun.

    Dinimizde herkes kendinden sorumludur bir insan tüm görünen ibadetini eksiksiz yapıyorsa bile. Sen onunla ne iş yapıyorsan yaptığın işindeki adaletine bakıp karar vermelisin. tayyibi beğenmeyip dinimizin temsilcisiymiş gibi, lafı “tüm dindar insanlar böyle işte”ye getirmişsin sanki. Ama asıl dinsizlerden korusun Allah müslümanları, onlar ki modernlik ayağına ahlakımızı esnetiyorlar nesilden nesile içten içe.

    Dini bütün bir insan zaten ibadetini reklamsız yapmaya gayret eder. Ama dini olmayan insan diğer insanları kandırmak için herşeyi taklit edebilir bu yüzden şunu doğru anlayalım, Senin bahsettiğin gibi birşey değildir laiklik, yöneticilerin ibadetine bakıp adaletine karar vermemendir laiklik. Çünkü yanıltıcı olabilir.

    Konuyla ilgili yazılarıda okudum hiç bilmiyordum. Oğluyla ilgili böyle şeyler olduğunu yinede emin olmak için tekrar araştıracağım fakat bilgilendirdiğiniz içinde teşekkür ederim.

  20. 20 Harun
    Ekim 6, 2011, 1:14 am

    Sadece şunu demek isterim….”Dini kullanarak bir yerlere sahip olandan hayır gelmez…” Laiklik diyorsak Laik olalım… Halkımız dindar olabilir buna kimse karışamaz,din ve vicdan özgürlüğü vardır, lakin laik bir devletiz diyorsak anayasamızda, o zaman temsilcilerimiz dini siyasette rol etmeyecekler kardeşim o zaman…!

  21. 21 Atatürkçü gençlik
    Mayıs 18, 2012, 10:39 am

    Sorun şu bunların hala ne mal olduğunu görmeyen verdiği oyun Abd ye verildiğini ,sömürücü küresel güçlere dolaylı yoldan hizmet ettğini bilmeyen yandaş,şuursuz rantını düşünen yada okumayan cahil ,din iman sömürüsüyle hala kandırılan %49 seçmende kabahat…Bunların ne olduğunu bilmek için tarihe bakmak yeterli müneccim olmaya gerek yok daha dün kurtuluş savaşında hortlayan irticanın ,şeriatçı yobazların mirasçıları bunlar ,yazıklar olsun bunların peşinden gidenlere ,bunlara oy verenlere şehitlerimizin kemikleri sızım sızım sızlıyor.


  1. Bana Sorarsan ? » Blog Archive » Herkes Okusun “Sevim Tanürek” 24 Nis 2008, 9:08 pm yazısı için Pingback tarafından yapılan yorum

Yorum yapın Cancel reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

Gravatar
WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. ( Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. ( Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. ( Log Out / Değiştir )

Vazgeç

Connecting to %s


« Cumhurbaşkanı, Erdoğan’ı derhal azletmelidir!
MGK toplandı »


İstatistikler

  • 1,285,355 Tıklama

Site girişi

  • Kayıt ol
  • Giriş
  • Yazılar RSS
  • Yorumlar RSS
  • WordPress.com

Son Eklenen Yazılar

  • SEZARYEN, KÜRTAJ VE ERDOĞAN’IN DOMATESLERİ
  • RTE İktidar Oyununu Kaybeder mi ?
  • DİRENİŞ BAŞLAMıŞTıR, ARTıK GERİYE DÖNÜŞ YOK…
  • 27 MAYıS
  • İşadamı eli öpen rektör
  • “MİT”İMİ BEN GÖNDERDİM
  • Tıbbiyeli Hikmet’in oğlu Orhan Boran vefat etti
  • YETMEZ AMA EVET (!)…
  • PARAMıZı NEREYE HARCADıNıZ..??!!!!!
  • Necdet Özel Pentagon’da, AKP’li danışmanlar Genelkurmay’da
  • Allah size de Silivri’de yatmayı nasip etsin Babahan..!!!
  • Emre Kınay’la Röportaj : “Sanat muhaliftir, muhafazakar olamaz..!!!”
  • BÖLÜCÜ ANAYASAYA HAYıR..!!!
  • 19 Mayıs’ı “Atatürkçü”ler yasakladı..!!!
  • ÖZGÜRLÜK VE BAĞıMSıZLıK SİMGEMİZ 19 MAYıSA SALDıRı, SÖMÜRGECİ BOP SALDıRıSıDıR..!!!
  • CHP İzmir Milletvekili YASAK DİNLEMEDİ… VE…
  • ŞİMDİ FENERLİ OLMAK VARDı ANASıNı SATİYİM
  • AKP ile F Tipine karşı FB ambalajı ile sokak muhalefeti
  • Erdoğan’ın Alevi Düşmanlığı
  • YıLMAZ ÖZDİL’E…

 

Haziran 2007
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    Tem »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
252627282930  

En Çok Okunan Yazılarımız

  • Burak Erdoğan'ın çürük raporu
  • Tayyip Karikatürleri
  • Kürtler Çanakkale’de var mıydı..?!!!
  • Türkiye’de Kürt İsyanları
  • Kezban, Senden Sonra Öyle Orospular Türedi Ki..!!!
  • Tayyip Karikatürleri-2
  • HÜR ADAM mı, güdümlü adam mı.??!!!
  • Son Osmanlı : Atatürk
  • 19 ilçe daha il olacak!
  • Balkan Savaşlarında, Türk Dünyasının Katliamı, Soykırımı ve Acı Çileleri
  • Fethullah Gülen'in Bilinmeyenleri
  • MASON – AKP İLİŞKİSİ HİÇBİR ZAMAN BİTMEDİ

Son Yorumlar

  • CIA tetikçisi Ağca ve Amerikan kontrgerillası için kaan varol
  • Kürtler Çanakkale’de var mıydı..?!!! için suat
  • Kürtler Çanakkale’de var mıydı..?!!! için suat
  • Kürtler Çanakkale’de var mıydı..?!!! için MALATYALI GENÇ
  • Kürtler Çanakkale’de var mıydı..?!!! için aysen
  • Kürtler Çanakkale’de var mıydı..?!!! için suat
  • Kürtler Çanakkale’de var mıydı..?!!! için MALATYALI GENÇ
  • Kürtler Çanakkale’de var mıydı..?!!! için aysen
  • Burak Erdoğan’ın çürük raporu için Atatürkçü gençlik
  • Kürtler Çanakkale’de var mıydı..?!!! için suat

Arşivler

  • Mayıs 2012 (48)
  • Nisan 2012 (69)
  • Mart 2012 (111)
  • Şubat 2012 (94)
  • Ocak 2012 (84)
  • Aralık 2011 (134)
  • Kasım 2011 (125)
  • Ekim 2011 (117)
  • Eylül 2011 (132)
  • Ağustos 2011 (118)
  • Temmuz 2011 (81)
  • Haziran 2011 (131)
  • Mayıs 2011 (115)
  • Nisan 2011 (113)
  • Mart 2011 (173)
  • Şubat 2011 (121)
  • Ocak 2011 (80)
  • Aralık 2010 (133)
  • Kasım 2010 (57)
  • Ekim 2010 (155)
  • Eylül 2010 (138)
  • Ağustos 2010 (178)
  • Temmuz 2010 (103)
  • Haziran 2010 (210)
  • Mayıs 2010 (163)
  • Nisan 2010 (166)
  • Mart 2010 (246)
  • Şubat 2010 (204)
  • Ocak 2010 (96)
  • Aralık 2009 (70)
  • Kasım 2009 (74)
  • Ekim 2009 (122)
  • Eylül 2009 (109)
  • Ağustos 2009 (185)
  • Temmuz 2009 (121)
  • Haziran 2009 (101)
  • Mayıs 2009 (38)
  • Nisan 2009 (80)
  • Mart 2009 (87)
  • Şubat 2009 (169)
  • Ocak 2009 (214)
  • Aralık 2008 (68)
  • Kasım 2008 (37)
  • Ekim 2008 (17)
  • Eylül 2008 (83)
  • Ağustos 2008 (100)
  • Temmuz 2008 (72)
  • Haziran 2008 (209)
  • Mayıs 2008 (74)
  • Nisan 2008 (46)
  • Mart 2008 (2)
  • Aralık 2007 (16)
  • Ekim 2007 (23)
  • Eylül 2007 (10)
  • Ağustos 2007 (96)
  • Temmuz 2007 (83)
  • Haziran 2007 (240)

 

WordPress.com'dan blog alın. | Tema Redoable Lite, Dean J Robinson tarafından yapılmıştır.
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Powered by WordPress.com
loading Vazgeç
Post was not sent - check your email addresses!
Email check failed, please try again
Sorry, your blog cannot share posts by email.