Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, yarın CHP lideri Deniz Baykal ve MHP lideri Devlet Bahçeli’yi kabul edecek.Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi’nden yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in, Yüksek Seçim Kurulu arafından seçim kesin sonuçlarının dün açıklanmasının ardından, TBMM’de yer alacak olan siyasi parti genel başkanlarını kutlamak üzere kabul edeceği bildirildi.
Cumhurbaşkanı Sezer, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile yarın saat 11.00’de, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile ise saat 11.30’da görüşecek. |
Temmuz, 2007 için arşiv
BİR TEK BU SATILMAMIŞTI
Kamuoyunun susuzluk kaygısını fırsat bilen hükümet, ayağının tozuyla Türkiye’nin akarsularını satacağını açıkladı. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın hazırladığı projeye göre akarsular, göletler ve tatlı su kaynakları “Yap, işlet devret” modeliyle 49 yıllığına özel sektöre devredilecek. Satılması öngörülen akarsular arasında Fırat, Dicle ve Kızılırmak da bulunuyor. Böylece satılmayan bir tek dağlarımız kaldı. Hükumet hazırladığı projeyle akarsuların işletme hakkını özel sektöre satmaya hazırlanıyor. Projeyi açıklayan Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, hazırlanan proje kapsamında akarsuların, göletlerin ve tatlı su kaynaklarının “yap işlet devret” modeliyle, 49 yıllığına özel sektöre satılmasının planlandığını açıkladı. Böylece proje uygulamaya konulabilirse, Fırat, Dicle ve Kızılırmak’da satılığı çıkarılacak.
Hükümetin bu projesine, daha açıklanır açıklanmaz çeşitli kesimlerden tepkiler geldi. Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, her vatandaşın, su hizletlerini sağlıklı ve güvenli bir ortamda almaya hakkı olduğunu açıkladı. Şube Başkanı Eylem Tuncaelli tarafından yapılan açıklamada, projenin uygulanması durumunda, suyun kamu yararına kullanılmaktan çıkacağı belirtildi. Çevre Mühendisleri Odası’nın açıklamasında dikkat çekici bir ayrıntı da, projenin IMF’ye verilen taahhütler gereği gündeme getirilmiş olması. Açıklamaya göre, 2000 yılında Uluslararası Finans Kuruluşları tarafından ödenen tam 12 IMF kredisinde, suyun özelleştirmesi koşulu bulunuyor. |
Yeni Meclis’in ilk işi Meclis başkanını belirlemek olacak. Ancak AKP’nin kimi aday göstereceği netleşmiş değil. Eski Meclis Başkanı Bülent Arınç, “Meclis başkanı olabilecek başka arkadaşlarımız var” dedi ve AKP’den daha üst düzey bir görev talep etti. Arınç’ın yerine, Meclis Başkanlığı için Köksal Toptan, Ülkü Güney ve Cemil Çiçek’in adı geçiyor. CHP ise Meclis Başkan adayı çıkarmayacak.4 Eylül’de milletvekillerinin yemin ederek göreve başlamalarının ardından Meclis’in ilk gündem maddesi Meclis Başkanını seçmek olacak.
Yeni Meclis Başkanı 14 Ağustos’a kadar seçilecek. Ancak AKP’de kimin Meclis Başkanı olacağı netleşmiş değil. Eski Meclis Başkanı Bülent Arınç, yeni dönemde AKP’den daha üst düzey bir görev bekliyor. Arınç, milletvekilliği mazbatasını aldığı gün yaptığı açıklamada, parti içinde meclis başkanı olabilecek çok iyi arkadaşları olduğunu söylemişti. Bülent Arınç’ın, parti içinde üst düzey bir bakanlığa getirilmemesi durumunda görevine devam edeceği konuşuluyor. Ayrıca Meclis Başkanlığı için Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Adalet Komisyonu Başkanı Köksal Toptan, İçişleri eski Bakanı Ülkü Güney ve Adalet eski Bakanı Cemil Çiçek’in adı geçiyor. CHP ise, Meclis Başkanlığına aday göstermeyi düşünmüyor. Ulusal Kanal’a konuşan CHP eski Grup Başkanvekili ve İstanbul milletvekili Ali Topuz, bu konuda henüz bir parti kararı almadıklarını ancak, seçilemeyecek bir adayı göstermenin de söz konusu olmayacağını söyledi. |
Abdullah Gül adaylığını açıklamış gibi görünse de; AKP, Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin net bir tutum almış değil. Tayyip Erdoğan’ın seçimden önce cumhurbaşkanlığı için uzlaşı mesajları vermesinin ardından Abdullah Gül’ün, adaylığını ilan etmesi, parti içinde görüş ayrılığına neden oldu. Birinci kanat, Abdullah Gül’ün adaylığında ne olursa olsun ısrar etmeyi savunuyor. Diğer bir kanatsa uzlaşma görüntüsü sergileyerek, Gül’den başka bir aday çıkarılmasını istiyor.Seçimden oyunu artırmasına karşın, milletvekili sayısı azalarak çıkan AKP’de cumhurbaşkanlığı seçimi için net bir tavır sergilenmiyor. Bunun nedeni, Abdullah Gül’ün, geçen hafta cumhurbaşkanlığı adaylığını işaret etmesine dayanıyor. Seçim meydanlarında cumhurbaşkanının uzlaşmayla seçileceğini söyleyen Tayyip Erdoğan, Gül’ün adaylığını açıklamasının ardından net bir tutum takınmış değil. Erdoğan, “Abdulah Gül’ün iradesine saygı duyuyorum” derken, “adayımız Gül’dür” diyemiyor. Meclis Başkanı Arınç ise yeni adaylar olabilir, Abdullah Gül de olabilir” açıklamasını yapıyor. Birinci kanat, “Abdullah Gül’ün adaylığında ısrar edelim” çizgisini savunarak meydan okuyan bir tutum sergilemekten yana. Diğer bir kanatsa uzlaşmayı işaret ederek, Gül’den başka bir aday çıkarma çizgisini izliyor. Özellikle Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt’ın, “12 Nisan’da söylediklerimizin arkasındayız” açıklamasının ardından AKP’nin nasıl bir yol izleyeceği merak konusu. En geç 14 Ağustos’ta başlayacak cumhurbaşkanlığı seçim süreci için Tayyip Erdoğan’ın, 4 Ağustos’ta sona erecek YAŞ toplantısını beklediği ifade ediliyor. Abdullah Gül’ün Meclis başkanı yapılması fikrinin de AKP içinde konuşulduğu Ankara kulislerine yansıdı. Böylelikle Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı Vekili sıfatını kazanacağı görüşü parti içinde öne sürülüyor. |
ABD’DEN ENERJİ TEHDİDİ
İran’la enerji anlaşması imzalayan Türkiye’ye, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson’dan tehdit geldi. Wilson, Türkiye’nin İran’la enerji konulu mutabakat imzalamasının, Hazar Havzası doğalgazının, Türkiye’ye ve Uluslararası Pazarlara taşınmasını sekteye uğratacağını öne sürdü.
ABD Büyükelçisi Wilson, büyükelçiliğin internet sitesinde yer alan “Büyükelçi’ye sorun” köşesinde, “Türkiye’nin İran’la yaptığı anlaşma hakkında ABD neden yorum yapıyor? Bizler sizin Kanada ve Meksika’yla yaptığınız anlaşmalara hiç karıştık mı? Bu konu neden sizleri ilgilendiriyor?” şeklindeki soruya yanıt verdi.
Wilson, cevabında Türkiye’nin İran doğalgaz işbirliğine ilişkin ön anlaşmayla iki nedenden dolayı ilgilendiklerini ifade ederek, şunları söyledi:
“Birincisi, ön mutabakat belgesi, Türkiye ve ABD’nin on yıldan beri üzerinde çalışmakta olduğu Hazar Havzası doğalgaz kaynaklarının geliştirilmesi ve boru hatlarıyla bu kaynakların Türkiye ve uluslararası pazarlara taşınması çalışmalarını ciddi biçimde sekteye uğratabilir.”
Devamında gerekçelerini açıklayan Wilson, Türkiye’nin, Hazar Havzası doğalgaz boru hattı gibi projelere destek vermeyi sürdürerek, gerek kendi enerji ihtiyacı gerekse diğer Avrupa ülkelerinin enerji ihtiyaçlarının karşılanmasında bölgesel liderlik üstlenmiş olacağını kaydetti.
Türkiye’nin doğalgaz alanında anahtar konumundaki geçiş ülkesi olmasıyla komşuları ile olan ekonomik ilişkilerinin de güçlenerek gelişeceğini savunan Wilson, “İran’dan Türkiye’ye ithal edilen doğalgazdaki büyük artış, Azerbaycan, Kazakistan ve batı Türkmenistan’dan Türkiye’ye gelebilecek doğalgaz kaynakları konusundaki gelişmeleri engelleyebilir” ifadesini kullandı.
Mahkeme kararıyla CHP’ye dönme hazırlığı içinde olan Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, “Baykal hemen gitsin” dedi. Sarıgül, sadece CHP genel başkanlığına değil, Başbakanlığa da aday olduğunu açıkladı.
Seçim sonuçlarının ardından harekete geçen CHP’li muhalifler hergün basının huzurunda Baykal’a yükleniyor. Hikmet Çetin’in ardından Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül de CHP Lideri Baykal’ı istifaya çağırdı.
Mustafa Sarıgül, “Defalarca seçim kaybedip pişkinliğin ötesinde tutumla koltukta oturmak anlaşılamaz” ifadesini kullandı. “İstifa değil derhal siyasetten çekilmelidirler” diyen Sarıgül, kurultaya gitme anlayışını doğru bulmadığını söyledi. Sarıgül sözlerine şöyle devam etti: ”Beyler çekip gitme zamanınız geldi. CHP’yi halktan uzaklaştırdınız. Koltuklarınıza anlayışı bırakınız. Seçim sonuçları halkın sizinle ilgili düşüncesini ortaya koydu.”
Muhalifler yarın Genel Merkez önünde toplanacak. Muhaliflerin “Halk hareketi” dedikleri de “Ukrayna modeli”. Muhalifler Soros’un “Turuncu karşıdevrimleri”ni örnek alıyorlar.
CHP lideri Deniz Baykal basın toplantısı düzenleyerek, cumhurbaşkanı seçimi öncesinde liderler turuna çıkacak olan Başbakan Erdoğan’ı beklediğini söyledi, ancak “Buraya bilgi vermeye geleceksen anlamı yok” mesajı gönderdi. Baykal, Erdoğan’ın alternatif listeyle uzlaşma arayacağı sözünü hatırlattı. Deniz Baykal, Erdoğan’ın ortak aday için gelmesi halinde, kendilerinin de isim önerebileceğini ve ortak adaya oy vereceklerini söyledi. Baykal, “Biz, AKP’yle cumhurbaşkanı oylamasına katılmayız, demiyoruz. Kimin aday olacağı önemli” dedi. Baykal, adaylar üzerinde konuşmayı ise doğru bulmadığını belirtti, “Başbakan’ın ne düşündüğünü bilmiyoruz” dedi. |
Türkiye’deki genel seçimleri yakından takip eden dünya basını, AK Parti’nin seçim zaferini orduya, yargıya, bürokrasiye ve anamuhalefete güçlü bir mesaj olarak değerlendirdi.
22 Temmuz seçimlerini ülkede demokrasi ile askerî darbelerle desteklenen laik kamp arasındaki mücadele olarak gören yabancı basın, sonuçların “ordunun siyasete müdahalesi karşısında halkın tepkisi” olduğu görüşünde birleşti. Seçim sonuçlarını okuyucularına birinci sayfadan duyuran dünyanın önde gelen birçok gazetesi, AK Parti’nin laikliği tehlikeye attığı düşüncesinin ciddi bulunmadığını belirterek, “AK Parti hükümetinin yurtiçindeki ve dışındaki meşruiyeti tescillendi” yorumunu yaptı. İşte dünya basınında yer alan bazı seçim değerlendirmeleri:
Guardian (İngiltere): “Sonuç, ordunun baskısına cevap niteliği taşıyor” başlığını kullanan gazete, AK Parti’nin, ordunun örtülü tehditlerine rağmen büyük bir zafer kazandığını yazdı. “Başbakan’a karşı olan generaller ve politik rakiplerinin hükümetin altını oyma çabaları fiyasko ile sonuçlandı.” yorumunu yapan Guardian, “Zaferin düzeyi Erdoğan hükümetinin meşruiyetini içeride ve dışarıda bir kez daha tescil etmiş, tartışılmaz noktaya taşımıştır.” ifadesine yer verdi.
Independent (İngiltere): “AK Parti’nin önemli bir seçim zaferi kazandığına” dikkat çeken Independent gazetesi, sonucu “halkın ordunun siyasete müdahalesine karşı verilmiş ültimatomu” olarak değerlendirdi.
Times (İngiltere): Gazete, ‘halkın, AK Parti’nin İslami bir devlet kuracağına dair ürkütücü planları bulunduğuna dair endişeleri reddedip, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a bir kez daha iktidar olma hakkı verdiğini’ yazdı. Gazetedeki bir yorumda, “seçimin etkilerinin sınırları aştığı, bu seçimin Müslüman dünyası için politik İslam açısından emsal olarak algılandığı” ifade edildi.
Financial Times (İngiltere): “Türk seçmeni AK Parti’ye ezici çoğunlukla destek verdi” başlığını kullanan gazete, sonuçların, ‘laikler ve ordu için darbe niteliği taşıdığını’ vurguladı.
Le Monde (Fransa): Sandıktan çıkan sonuçların Başbakan Erdoğan’a verilen “güvenoyu gibi” olduğu yorumunda bulundu. AK Parti’nin “aşırı laik İzmir’den Güneydoğu’nun köşelerine kadar” bütün bölgelerde başarılı olduğunu belirten gazete, iş dünyası ve Hıristiyan cemaatlerinin de gizlice AK Parti’yi desteklediğini yazdı.
Le Figaro (Fransa): Seçim sonuçlarını, “İslamcıların mutlak çoğunluğu” başlığıyla manşetine taşıyan sağ eğilimli Le Figaro, AK Parti’nin başarısını “dinî muhafazakârlığın laik muhafazakârlığa karşı zaferi” olarak yorumladı. Gazete, AK Parti’nin zaferine rağmen sonuçların AK Parti-ordu gerginliğini bitirmeyeceğini ileri sürdü.
Deutsche Welle (Almanya): Alman yayın kurumu Deutsche Welle “AKP şaşırttı” başlıklı haberinde Türkiye’de 50 yıldır ilk defa bir iktidar partisinin oylarını yükselterek yeniden hükümet kuracağına dikkat çekti.
El Mundo (İspanya): “Erdoğan, ordu ile bilek güreşini oy sandıklarında kazandı.”
New York Times (ABD): Seçmenlerin, ‘eski tüfeklere acı bir ders’ verdiğini kaydeden gazete, “Çok sayıda seçmen, partiyi Türk demokrasisine bir tehdit olarak görmedikleri mesajını verdi.” ifadesini kullandı.
Washington Post (ABD): ‘Laikler ve ordunun azarlandığı’ değerlendirmesini yapan gazete, AKP’nin ılımlı İslam’la yoğun bir ekonomik gelişmenin karışımı olduğu yorumunu yaptı.
El Cezire (Katar): Arap dünyasının en çok izlenen televizyon kanalı El Cezire, haberlerinde özellikle bir İslam ülkesi olarak Türkiye’nin demokraside gösterdiği büyük olgunluğa vurgu yaparken, AK Parti’ye verilen oyların sadece mütedeyyin kesimlerden değil, liberal, Atatürkçü ve ülkenin farklı etkin kesimlerinden de geldiğini duyurdu.
Türkiye’deki parlamento seçimlerinin, gündeminin en ön sıralarına yerleştiği Ortadoğu’da bölgenin önemli televizyon kanalları Türkiye’den sık sık canlı yayınlar yaparken, birçok gazete de Adalet ve Kalkınma Partisi’nin büyük zaferini manşetten duyurdu.
BU MAAŞA 5 VAKİT NAMAZ OLMAZ!
İmamlar yatsı ve sabah namazı için tazminat istiyor
Merkezi Konya’da bulunan Diyanet ve Vakıf Çalışanları Sendikası (DİVA-SEN), günün 18 saati görevleri gereği camilere bağımlı oldukları gerekçesiyle Hükümete sunulmak üzere yatsı ve sabah namazları için imamlara tazminat ödenmesini öngören bir dosya hazırlıyor.
DİVA-SEN Genel Başkanı Hüseyin Demirci, AA muhabirine yaptığı açıklamada, imamların, birçok ekonomik sıkıntılarının bulunduğunu belirtti.
Devlette döner sermayesi bulunan kurumların maddi getirileri nedeniyle el üstünde tutulduğunu ifade eden Demirci, “Buna karşın imamlara, maddi getirileri olmadığı için bugüne kadar hep tüketici gözüyle bakılmış.
Halbuki, imamlar ve diğer din görevlileri, toplumun ahlaki ve manevi yönünü kuvvetli hale getirerek önemli bir sorumluluğu yerine getiriyorlar. Bu açıdan imamlara da maaş konusunda, diğer memurlarla eşit davranılması gerekir” dedi.
İMAMLAR, HAFTALIK İZİN DE YAPAMIYOR
Demirci, bugün ülke genelinde imamların temmuz-ağustos aylarında yaz kuran kurslarının açılması nedeniyle yıllık izin yapamadıklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Bunun dışında imamlar, haftalık izinlerini de kadro eksikliği nedeniyle kullanamıyorlar. Bir imam sabah namazı için en geç 04.00’de ayakta olması gerekiyor. Gün içinde diğer vakit namazlarını kıldıran imamların 22.00’de okunan yatsı namazını kıldırdıktan sonra en erken gece 23.00’da görevi tamamlanıyor. Yani imamlar aşağı yukarı günün 18 saatinde görevleri gereği camilere bağımlılar. Görev yerlerinden kesinlikle uzaklaşamıyorlar. Hafta sonu ve hafta içi tatile veya uzaktaki bir akrabalarına dahi gidemiyorlar. Gecelerini gündüzlerini veren imamlar bunların yanı sıra camilerin temizliği, çevre bakımı gibi görevleri olmayan konularla da ilgilenmek zorunda kalıyorlar. Buna rağmen, 20 yıllık bir imamın aldığı maaş 800-900 YTL arasında. Bu maaş, yerine getirdikleri görevleriyle kıyaslanırsa oldukça düşük.”
YATSI VE SABAH NAMAZLARI İÇİN 300 YTL TAZMİNAT İSTİYORLAR
Ekonomik anlamda bir iyileştirme için Hükümete sunulmak üzere bir dosya hazırladıklarını anlatan Demirci, dosyada sabah ve yatsı namazları için imamlara aylık 300 YTL tazminat ödenmesini istediklerini bildirdi.
Demirci, dosyanın tazminat talebinin yanı sıra din görevlilerinin sosyal haklarında iyileştirmeler yapılması, Diyanetin Teşkilat Kanunu’nun çıkarılması gibi düzenlemeleri de içerdiğini dile getirerek, yeni Hükümetin kurulmasından sonra hazırladıkları dosyayı Hükümete sunacaklarını anlattı.
Ülkenin ilerlemesini istemeyen bazı yabancı odakların Milli Eğitim ve Diyanet çalışanlarını yıpratmaya çalıştığını ifade eden Demirci, “Diyanet çalışanları ekonomik yönden zayıflatılarak, vatandaşa bağımlı hale getiriliyor ve itibarlarının yitirilmesine çalışılıyor. Böylece insanların manevi ve ahlaki yapıları çökertilerek, toplumu parçalamak istiyorlar. Bu nedenle imamlar ve diğer din görevlilerinin ekonomik bağımsızlıklarının kazandırılması gerekiyor” diye konuştu.
Demirci, ülke genelinde çok sayıda imam açığı bulunduğunu, ancak maaşların düşüklüğü nedeniyle mevcut imamların da öğretmenliğe geçmeye çalıştığını sözlerine ekledi.
SEÇİM SONUCU PAŞALARI ŞOK ETMİŞ!
22 Temmuz 2007… Saat 19.00 gibi, haberleri ilk almaya başladığımız an bulunduğumuz ortama bomba düştü sanki!” Emekli paşalar seçim gecesini anlattı.
Türkiye Emekli Subaylar Derneği Başkanı emekli Tümgeneral Rıza Küçükoğlu, o dakikaları “22 Temmuz 2007… Saat 19.00 gibi, haberleri ilk almaya başladığımız an bulunduğumuz ortama bomba düştü sanki!” şeklinde özetliyor.
Aktüel dergisine konuşan Küçükoğlu, AK Parti’nin yüzde 46,6 oy almasını olumlu da buluyor: “Mutlu olduğumuz bazı şeyler var. Biri, tatil dönemi olmasına rağmen Türkiye’nin koşarak bu sıcakta oy vermesi ve yüzde 80′lere varan katılım; olaysız, hilesiz, iradenin seçim sandığına tam olarak yansıması. Bir diğer konu, AK Parti’nin Güneydoğu’da DTP’den fazla oy alarak bölgede söz sahibi olması, başka bir bölücü ittifakın Meclis’te olmaması ve halkın gerçekten istikrar, kalkınma ve çağdaşlık yolunda ümitlerinin devam etmesi.”
Cumhuriyet mitinglerinin rüzgarının arkaya alınamadığından yakınan Küçükoğlu, “Cumhuriyet mitingleriyle doğan inanılmaz bir hava vardı. Bu havayı Sayın Baykal, Zeki Sezer kadar okuyamadı. Bu mitinglerde oluşan rüzgar, adaylar ne olursa olsun CHP’ye yarayacak diye düşündü.” diyor.
Önümüzdeki günlerde kalabalıkların yeniden sokağa dökülebileceğini de iddia eden Küçükoğlu şunları söyledi: “Sivil toplum kuruluşlarıyla gene toplantı halindeyiz. Durumu, tepkileri konuşuyoruz. Örneğin Meclis’te yemin konusunda yine bir skandal olursa ne yapılacaktır? AB süreci diye egemenlik haklarımız kaybedilmeye başlarsa neler olabilir? Bu konulara karşı SMS’ler, internet gibi araçlarla milyonların toplanması söz konusu olabilir.”
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, yarın CHP lideri Deniz Baykal ve MHP lideri Devlet Bahçeli’yi kabul edecek.Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi’nden yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in, Yüksek Seçim Kurulu arafından seçim kesin sonuçlarının dün açıklanmasının ardından, TBMM’de yer alacak olan siyasi parti genel başkanlarını kutlamak üzere kabul edeceği bildirildi.
Kamuoyunun susuzluk kaygısını fırsat bilen hükümet, ayağının tozuyla Türkiye’nin akarsularını satacağını açıkladı. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın hazırladığı projeye göre akarsular, göletler ve tatlı su kaynakları “Yap, işlet devret” modeliyle 49 yıllığına özel sektöre devredilecek. Satılması öngörülen akarsular arasında Fırat, Dicle ve Kızılırmak da bulunuyor. Böylece satılmayan bir tek dağlarımız kaldı. Hükumet hazırladığı projeyle akarsuların işletme hakkını özel sektöre satmaya hazırlanıyor. Projeyi açıklayan Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, hazırlanan proje kapsamında akarsuların, göletlerin ve tatlı su kaynaklarının “yap işlet devret” modeliyle, 49 yıllığına özel sektöre satılmasının planlandığını açıkladı. Böylece proje uygulamaya konulabilirse, Fırat, Dicle ve Kızılırmak’da satılığı çıkarılacak.
Yeni Meclis’in ilk işi Meclis başkanını belirlemek olacak. Ancak AKP’nin kimi aday göstereceği netleşmiş değil. Eski Meclis Başkanı Bülent Arınç, “Meclis başkanı olabilecek başka arkadaşlarımız var” dedi ve AKP’den daha üst düzey bir görev talep etti. Arınç’ın yerine, Meclis Başkanlığı için Köksal Toptan, Ülkü Güney ve Cemil Çiçek’in adı geçiyor. CHP ise Meclis Başkan adayı çıkarmayacak.4 Eylül’de milletvekillerinin yemin ederek göreve başlamalarının ardından Meclis’in ilk gündem maddesi Meclis Başkanını seçmek olacak.
Abdullah Gül adaylığını açıklamış gibi görünse de; AKP, Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin net bir tutum almış değil. Tayyip Erdoğan’ın seçimden önce cumhurbaşkanlığı için uzlaşı mesajları vermesinin ardından Abdullah Gül’ün, adaylığını ilan etmesi, parti içinde görüş ayrılığına neden oldu. Birinci kanat, Abdullah Gül’ün adaylığında ne olursa olsun ısrar etmeyi savunuyor. Diğer bir kanatsa uzlaşma görüntüsü sergileyerek, Gül’den başka bir aday çıkarılmasını istiyor.
CHP lideri Deniz Baykal basın toplantısı düzenleyerek, cumhurbaşkanı seçimi öncesinde liderler turuna çıkacak olan Başbakan Erdoğan’ı beklediğini söyledi, ancak “Buraya bilgi vermeye geleceksen anlamı yok” mesajı gönderdi. Baykal, Erdoğan’ın alternatif listeyle uzlaşma arayacağı sözünü hatırlattı.
Son Yorumlar