|
İran, Suriye ve Irak’a bakmadan PKK’yı anlamak mümkün mü? ‘Dört parçacı’ eğilim PKK’da neden yeniden güçleniyor? Ruşen Çakır’ın analizi
BUNDAN SONRA? 3
Türkiye’de 1970’li yılların ortasında “Beş Parçacılar” diye bilinen solcu-Kürtçü küçük bir grup vardı
Türkiye, Irak, İran, Suriye ve o zamanların Sovyetler Birliği’ne bağlı olan Ermenistan’da yaşayan tüm Kürtleri tek bir bağımsız devlet altında birleştirmek istiyorlardı. PKK ile silahlı çatışmaya giren bu grup kısa sürede tarih sahnesinden silindi ama tüm Kürtleri birleştirmeye yönelik “Pan-Kürtçülük” fikri Türkiye’de hep varlığını sürdürdü. Ne var ki bu hareketin unsurları, Marksist, Leninist, hatta bazıları Maoist oldukları için, milliyetçiliğe de karşı çıkmaya çalışıyorlardı.
Bu arada Barzani ailesinin yönetimindeki IKDP de, feodal ilişkileri kullanarak, soldan mümkün olduğunca uzak ve ABD’ye de yakın olmaya çalışarak bir başka Pan-Kürtçü hareket yaratmaya çalışıyordu. Ancak Barzani ailesi Türkiye’de hep sol duvara tosladı. Hatta Irak’ta da Celal Talabani liderliğindeki solcu aydınlar ayrılıp KYB’yi kurdular.

PKK’nın yavru örgütleri
1984’de sistemli silahlı eylemlere başlayan PKK uzun süre “kaba solculuk” yaptı ve milliyetçiliği öne çıkaran diğer Kürt grupların hemen tümüyle çatıştı ve büyük kısmını ortadan kaldırdı. Ancak Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından PKK bayrağındaki “orak-çekiç” i atıp Batılı ülkeler ve devletlere daha şirin gözükeceğini umduğu yeni bir üslup benimsedi ve siyasallaşmayı ana hedef olarak benimsedi.

Bu süreçte PKK, Irak’ta Demokratik Çözüm Partisi (PÇDK), İran’da Özgür Yaşam Partisi (PJAK) ve Suriye’de Demokratik Birlik Partisi (PYK) adlarında kukla örgütler kurdu ve adım adım bu üç ülke Kürtlerini kendi saflarına çekmeye çalıştı. İlginçtir, İran ve Suriye rejimleri PKK’yı Türkiye’ye istikrarsızlık verdiği için, pek de gizlemeye gerek duymadan destekliyorlardı. PKK’nın kendi Kürtlerini örgütlemesi ve bunları Türkiye’ye karşı savaştırmasından rahatsız olmuyor, hatta kendi ülkelerinde rejim karşıtı Kürt hareketlerinin çıkmasını engellediği için memnun da kalıyorlardı.
Fakat bugün PJAK’ın ABD’nin örtülü desteğiyle Tahran rejimini en fazla zorlayan örgüt haline gelmesi, PKK’nın nasıl bir silahtan çok “bumerang” olduğunun, onu kullanmaya çalışanların elinde patladığının kanıtıdır. Benzer bir gelişmeye çok geçmeden Suriye’de de tanık olabiliriz. Zira hem ABD, hem İsrail buradaki Baas yönetimini yıkmak istiyor ve Müslüman Kardeşler’den sonra ülkenin en ciddi muhalefet hareketinin, sayıları çok az da olsa Kürtler içinde yeşerdiği biliniyor.
Öcalan’ın çabaları
Tekrar PKK’ya dönecek olursak. Abdullah Öcalan yakalandıktan sonra “birleşik ve bağımsız Kürt devleti” fikrinden uzaklaştı ve Atatürk’e sistemli bir şekilde övgüler düzerek önce Türkiye, ardından tüm bölgedeki Kürt hareketlerini Ankara’nın rotasına sokmak için gönüllü oldu. İstikrarlı bir şekilde Barzani ve Talabani’yle, doğal olarak Kuzey Irak’taki Kürt oluşumuna karşı mücadele etti. Öcalan örneğin, 2003 yılı sonunda yaptığı değerlendirmede şöyle demişti: “Kerkük Kürt milliyetçiliğinin, Diyarbakır Kürt demokratikleşmesinin kalesi olabilir. Kürtler bunu derinliğine kavramalıdır. Demokrasi gelişmezse, iki taraf milliyetçiliği katliamlar yaratır. Bu durumda Amerika ve İngiltere kârlı çıkar.”
Ancak o tarihlerde PKK’nın eylemlerine ara vermiş olmasının da verdiği rehavetle, devlet içinde Öcalan’ı muhatap alma seçeneği pek bir taraftar bulmadı. Öcalan’ın, samimi olup olmadığı şüpheli, meseleyi Türkiye’nin kendi içinde çözme önerisi Ankara’da ilgi görmedikçe PKK saflarında yeniden milliyetçi, hatta Pan-Kürtçü eğilimler yeniden güçlenmeye başladı. Bu noktada PKK’ya ev sahipliği yapan Irak Kürtlerinin müdahale ve teşviklerinin de hayli etkili olduğu açıktır.
Sonuç olarak:
1) Bugünün PKK’sında “dört parçacı” (çünkü Ermenistan’daki Kürtler önemsenmeyecek kadar azlar) yaklaşımı öne çıkıyor;
2) Irak’taki Kürt oluşumuyla stratejik bir ilişki içindeler;
3) Irak Kürtleri üzerinden bir şekilde ABD ve hatta İsrail’e de uzanabilirler;
4) İran’da PJAK, Suriye’de PYK’yı da bu iki ülkeye ulaşmada araç olarak kullanıyorlar.
İşte muhtemel bir sınır ötesi operasyonu tasarlarken bunun Kürt sorununun bölgesel geleceğini ve PKK’nın uluslararasılaşmasını nasıl etkileyeceğini çok iyi hesaplamak gerekiyor.
|
Son Yorumlar