Nisan, 2008 için arşiv

30
Apr
08

AK Parti ön savunmasını sundu

Hakkında Anayasa Mahkemesi’ne kapatma davası açılan AK Parti ön savunmasını verdi. 3 klasör halindeki 126 sayfalık ön savunma mahkemeye sunuldu.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat ile AK Parti Grup Başkan Vekilleri Sadullah Ergin ve Bekir Bozdağ, partinin 6 klasörden oluşan ön savunmasını saat 18.20 civarında Anayasa Mahkemesi’ne verdi.

AK Parti hakkında açılan kapatma davasında, Anayasa Mahkemesi, tensip tutanağı ile birlikte iddianameyi 2 Nisanda AK Parti’ye göndermişti. AK Parti’nin, tebliğden itibaren 1 ay içinde ön savunmasını vermesi gerekiyordu. Buna göre ön savunma süresi 2 Mayıs Cuma günü sona erecekti.

YALÇINKAYA SÖZLÜ AÇIKLAMA YAPACAK
Ön savunmanın verilmesinin ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, esas hakkındaki görüşünü bildirecek. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının esas hakkındaki görüşü AK Parti’ye gönderilecek, AK Parti de esas hakkındaki savunmasını yapacak.

Daha sonra belirlenecek bir tarihte Yalçınkaya sözlü açıklama, AK Parti yetkilileri de sözlü savunma yapacak. Bütün bu aşamalarda istenebilecek ek süre taleplerini de Anayasa Mahkemesi değerlendirecek.

Bu sürecin ardından, davaya ilişkin bilgi, belgeleri toplayacak raportör, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Bu işlemler sürerken, gerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, gerekse davalı AK Parti ek delil veya yazılı ek savunma verebilecek.

Raporun, Anayasa Mahkemesi’nin 11 üyesine dağıtılmasının ardından, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç bir toplantı günü belirleyecek. Üyeler, belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacaklar.

KAPATMAYA 11 KİŞİLİK ÜYELER KARAR VERECEK
AK Parti hakkındaki kapatma davasını, 11 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi Heyeti karara bağlayacak. Asıl üyelerden herhangi birinin bulunmaması veya emekliye ayrılması halinde 4 yedek üyeden en kıdemlileri heyete katılacak.

Anayasa’ya göre bir siyasi partinin kapatılmasına karar verilebilmesi için nitelikli çoğunluğun oyu aranacak. Buna göre, kapatma kararı için Anayasa Mahkemesi’nin 11 asıl üyesinin en az 7’sinin oyu gerekecek.

Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 69. maddesine göre, ”temelli kapatma” yerine, dava konusu fiillerin ağırlığına göre ”Hazine yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakma” kararı da verebilecek.

FIRAT: SAVUNMANIN ÖZÜ HUKUKİ
Mahkemeye savunmayı sunduktan sonra gazetecilerin sorularını cevaplayan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, savunma için sürenin 2 Mayıs’ta sona erdiğini hatırlatarak, “Biz gerekli çalışmayı yaparak bugünden teslim ettik” dedi. Savunmanın özünün hukuki olduğunu söyleyen Fırat, “Hakkında yasaklama istenen kişilerle ilgili sabıka kaydı bizimle ilgili değildir. Cumhuriyet Savcılığı gerek görürse temin eder kayda kor. Biz bireysel savunma yapmaktan ziyade hukki savunma yapıldı.” diye konuştu

30
Apr
08

İşçi filmleri 1 Mayıs’ta beyaz perdede

Bu yıl üçüncüsü düzenlenecek “Uluslararası İşçi Filmleri Festivali”, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda başlıyor. İstanbul, Ankara ve İzmir’de eş zamanlı olarak başlayacak festival, 10 Mayıs’ta sona erecek. Festival daha sonra geçen iki yılda olduğu gibi Adana’dan Artvin’e, Bursa’dan Eskişehir’e kent kent süren ve bütün yıla yayılan uzun bir yolculuğa çıkacak.

Temel amacı Türkiye ve dünyadan emekçilerin yaşamlarını ve mücadele deneyimlerini izleyicilerle buluşturmak ve Türkiye’de işçi filmi üretimini özendirmek olan festivalde bu yıl düzenleyici kurumların sayısı da arttı. “3. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali”, Halkevleri, Sendika.Org, Sine-Sen, Dev Sağlık-İş, Birleşik Metal-İş, Hava-İş, Petrol-İş ve SES tarafından destekleniyor.

Festivalde 25 ülkeden 50 film gösterilecek. Filmlerden 12’si uzun metrajlı kurmaca 38’i ise belgesel olacak. Yedi film de özel gösterimle izleyicilere sunulacak. Ayrıca dört çizgi film de bazı film gösterimleri başlamadan önce izleyicilerle buluşacak. Ayrıca bu üç kentte de birçok mahalle, sendika ve işyerinde özel gösterimler yapılacak.

“EMEĞİ GÖREN KAMERA, SOKAĞA ÇIKAN SİNEMA”

Bu yılki teması “Emeği Gören Kamera, Sokağa Çıkan Sinema” olan festival, üçüncü yılında salonlardan sokağa taşacak. Bu kapsamda, mahallelerde, işyerlerinde ve sendikalarda düzenlenen özel gösterimlerin sayısı önceki yıllara göre artacak. Tüm gösterimler her yıl olduğu gibi bu yıl da ücretsiz olacak.

Festivalin açılış filmi olan “Tariş-Çimentepe-Gültepe Direnişi” 2 Mayıs’ta İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nde gösterilecek ve Özgür Açılım platformunun hazırladığı “Unutturulanlar” başlıklı belgesel serisinin dördüncüsünün ilk gösterimi gerçekleştirilmiş olacak. Film sonrasında, belgeselde yer alan iki işçinin de katılımıyla “Dünden Bugüne Tariş” başlıklı bir söyleşi düzenlenecek. 7 Mayıs akşamı saat 20.00’de ise Beyoğlu Emek Sineması’nda Festival Gecesi düzenlenecek. Gecede sinema emekçilerine, işçi filmlerine emeği geçmiş oyuncu, yönetmen ve emek dostlarına teşekkür plaketi verilecek. İspanya’dan “Çalışma Üzerine Anlatılar” filminin yönetmeni Montse Romani’nin de katılacağı gecede özel performanslar gerçekleştirilecek, festival filmlerinden fragmanlar sunulacak. Gecenin sunuculuğunu usta oyuncu Yetkin Dikinciler yapacak. Ayrıca Moğollar grubundan Cahit Berkay ve Emrah Karaca da bir konser verecek.

FESTİVAL FİLİMLERİ

Arjantinli dünyaca ünlü yönetmen Fernando Solanas’ın 2007 yapımı “Argentina Latente” (Uykudaki Arjantin) filmi Türkiye’de ilk kez “3. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali”nde gösterilecek. Britanyalı usta sinemacı Ken Loach’a ait “Kerkenez”, İspanyol yönetmen Fernando Leon de Aranoa’nın imzasını taşıyan “Güneşli Pazartesiler”, İranlı yönetmen Marzieh Meshkini’nin elinden çıkma “Şaşkın Köpekler”, Finlandiyalı yönetmen Aki Kaurismaki’nin eseri “Kibritçi Kız”, Ömer Kavur’un yönettiği “Yusuf ile Kenan”, Erden Kıral’ın filmi “Bereketli Topraklar Üzerinde” bu yıl festivalde gösterilecek uzun metrajlı kurmaca filmlerden arasında yer alıyor.

“Ruhi Su”, “Arka Bahçede Yıkım”, “Tuzla Tersanelerinde Yaşam”, “3 Direniş 3 Öykü” gösterim programındaki yerli belgeselleri, “Darwin’in Kabusu”, “Devrim Adımları: Che”, “Jari Mari Giysiler ve Diğer Öyküler”, “Demokrasiye Karşı Savaş: Bolivya, El Salvador, Şili” ise yabancı belgeselleri oluşturuyor.

ATÖLYE ÇALIŞMALARI

Festival kapsamında ayrıca, ortaya bir işçi filminin çıkması hedeflenen, Ahmet Soner’in yönetiminde bir atölye çalışması gerçekleştirilecek.
Ayrıca Ankara’da birçok sinema dostunun ve Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin katkıları ile düzenlenen “Sinema Atölyesi” de festival boyunca devam edecek. Festival filmlerinden biri görme engelliler için sesli betimleme ile sunulacak.

30
Apr
08

Dünyanın en çok aranan 10 Nazi’si!

Merkezi Los Angeles’da bulunan Musevi kuruluşu Simon Wiesenthal Merkezi’nin hazırladığı, dünyanın en çok aranan 10 nazi savaş suçlusu şüphelisinin listesinin bir numarasında, Nazi doktor Aribert Heim’ın geldiği bildirildi.

Arananlar listesinin aslı ise yüzlerce ismi içeriyor.

AP, merkezin bugün yayımlaması beklenen en çok aranan 10 kişi listesini ele geçirdi.

Listeye göre en çok aranan Nazi savaş suçluları şunlar:
1. Dr. Aribert Heim: Nerede olduğu bilinmiyor. Merkez yetkilileri, yaşadığına inanıyor. Almanya’da hakkında, İkinci Dünya Savaşı sırasında doktor olarak çalıştığı Mauthausen toplama kampında yüzlerce kişiyi öldürdüğü gerekçesiyle dava açıldı. Mahkemeye çıkmadan önce, 1962′de ortadan kayboldu.

2. John Demjanjuk: Halen ABD’de yaşıyor. Amerikalı yetkililer, Ukrayna’dan ABD’ye göçen Demjanjuk’un Nazi kamplarında muhafız olduğunu ileri sürüyor, kendisi reddediyor. 1986′da İsrail’e iade edildi. Treblinka kampındaki ‘Korkunç İvan’ adlı muhafız olduğu gerekçesiyle ölüm cezasına çarptırıldı. 1993′de ceza temyizde bozuldu ve Demjanjuk ABD’ye döndü. 1998′de ABD vatandaşlığı geri verildi, 2002′de tekrar vatandaşlıktan çıkarıldı. Göç mahkemesinin sınır dışı kararına itirazının reddedilmesi hakkında tekrar temyize başvurdu. Temyiz başvurusu reddedilirse Almanya, Polonya veya Ukrayna’ya iade edilecek.

3. Sandor Kepiro: Macaristan’da yaşıyor. İkinci Dünya Savaşı sırasında Sırbistan’da binden fazla sivilin öldürülmesinden sorumlu olduğu ileri sürülen eski Macar jandarması. Macar mahkemelerinde 1944 ve 1946′da iki kez mahkum edildi ama asla cezasını çekmedi. Arjantin’de on yıllarca yaşadıktan sonra 1996′da Macaristan’a döndü ve iddiaları reddetti. Macaristan’da hakkında yeniden soruşturma açıldı.

4. Milivoj Asner: Avusturya’da yaşıyor. Hırvatistan’da savaş sırasındaki kukla Nazi hükümetinin polis şefi. Yüzlerce Sırp, Yahudi ve Çingenenin öldürülmesine katıldığından şüphe ediliyor. Hırvatistan 2005′de Avusturya’dan Asner’in iade edilmesini istedi, ancak Avusturya sağlık durumunun sorgulanma ve yargılanmaya uygun olmadığı gerekçesiyle bu isteği reddetti.

5. Soeren Kam: Almanya’da yaşıyor. 1943′de bir gazetecinin öldürülmesiyle ilişkili olarak Danimarka iadesini istiyor. İadesi Bavyera mahkemesinin 2007′de aldığı kararla engellendi.

6. Heinrich Boere: Almanya’da yaşıyor. Waffen-SS’in 3 Hollandalı sivili öldüren tetikçisi olduğunu kabul etti. 1949′da Hollanda’da gıyabında yargılandı ve ölüm cezasına çarptırıldı, ceza daha sonra müebbet hapse çevrildi. Alman mahkemeleri Boere’yi iade etmeyi reddetti, ardından bu mahkeme kararının geçersiz olduğunu ilan etti. Almanya’nın Dortmund kentindeki bir mahkeme bu ay hakkında yeni bir soruşturma açtı.

7. Charles Zentai: Avustralya’da yaşıyor. Eski Macar askeri. Macaristan Dışişleri Bakanlığı, Peter Balazs’i, Yahudi olduğunu gösteren sarı yıldızı takmadığı gerekçesiyle 1944′de Budapeşte’de öldürdüğü şüphesi ile hakkında 2004′de soruşturma açtı. Zentai iddiaları reddediyor ve sınır dışı edilmesi isteğine karşı mücadele ediyor.

8. Mikhail Gorshkow: Estonya’da yaşıyor. Amerikalı yetkililer ve Musevi grupları Gorshkow’u Nazi Gestaposu’nda Belarus’da tercümanlık ve sorgucu olarak çalışırken Yahudilerin öldürülmesine yardım etmekle suçluyor. 2002′de ABD’de federal mahkemenin vatandaşlık hakkını elinden alma kararından kısa süre önce ülkesi Estonya’ya döndü. Estonya savcıları hakkındaki suçlamaları araştırıyor.

9. Algimantas Dailide: Almanya’da yaşıyor. 2003′de ABD’den Almanya’ya sınır dışı edildi. Almanya’dan, gönüllü olarak yargılanmak için Litvanya’ya gitti. Litvanya’da 2006′da sona eren davada Vilnius güvenlik polisi yetkilisi olarak Yahudilerin toplanmasına yardım etmekten 5 yıl hapse mahkum oldu, ama hakim sağlık durumunun cezayı çekemeyecek kadar kötü olduğuna karar verdi.

10. Harry Mannil: Venezuela’da yaşıyor. Nazilerin Estonya’yı işgali sırasında Estonya gizli polisi ve Alman güvenlik kuvvetlerinde yönetici olarak çalıştı. Mannil’in 1990′daki vize başvurusunu inceleyen ABD yetkilileri, yüzlerce Yahudi’nin öldürülmesine katıldığı sonucuna vararak, başvurusunu reddettiler. Estonya’da hakkında açılan insanlığa karşı suç davasında ise 2005′de aklandı.

30
Apr
08

301. maddenin değişikliği kabul edildi

Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 301. maddesinde değişiklik öngören kanun teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda 65 ret oyuna karşın 250 oyla kabul edildi.

Teklif, maddeler ve verilen önergeler üzerindeki görüşmelerle, yaklaşık 8 saat süren mesainin ardından, elektronik cihazla yapılan oylama sonucunda 65 ret oyuna karşın, 250 oyla kabul edildi.

Kabul edilen kanunla, 301. maddenin başlığı, ”Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama” olarak değiştirildi. Böylece eski 301. maddede yer alan ”Türklüğü” ibaresi ”Türk Milleti”, ”Cumhuriyeti” ibaresi de ”Türkiye Cumhuriyeti Devleti” olarak değiştirildi. Kabul edilen 301. maddeye göre, Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini veya Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni, Türkiye Cumhuriyeti Hükumeti’ni ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişi, 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacak. Devletin askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişilere de aynı ceza uygulanacak. Eleştiri amacıyla açıklanan düşünceler suç oluşturmayacak. 301. madde kapsamına girecek suçlar nedeniyle soruşturma yapılması, Adalet Bakanı’nın iznine bağlı olacak.

30
Apr
08

Ergenekon savcısı şikayet edildi

İşçi Partisi, Ergenekon soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz hakkında bir kez daha Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na (HSYK) şikayette bulundu.

11 Mart 2008 günü de HSYK’ya savcı Öz ile ilgili başvuruda bulunan İşçi Partisi’nin şikayet gerekçesi ise Öz’ün “cumhuriyet savcılığı göreviyle bağdaşmayan uygulamaları” ve “görevini ihmal ve suistimal suçunu” işlediği iddiası.

İşçi Partisi’nin Öz hakkında yasal işlem yapılması talebini içeren dilekçesi, Parti Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Özbey ve bazı partililer tarafından HSYK’ya verildi.

Özbey, burada yaptığı açıklamada, soruşturma kapsamında tutuklananların tutukluluk süreleri üzerinden uzun süre geçmesine rağmen, iddianamenin hazırlanamadığını ve dava açılamadığını ifade etti. Özbey, “dava açmayı sağlayacak tek bir kanıtın bulunmadığını” öne sürdü.

UYDURMA BELGELERE DAYANIYOR
Savcı Öz’ün Ergenekon soruşturmasını Tuncay Güney’in 2 Mart 2001′de İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şubesi’nde verdiği ifade ve teslim ettiği bazı uydurma belgelere dayandırdığını savunan Özbey, “Yedi yıl önce dayanağı olmadığı saptanan Tuncay Güney’in ifadesi ve teslim ettiği belgeler, bugün nasıl olmaktadır da Türkiye’yi sarsan bir soruşturmasının kanıtı olarak kullanılmaktadır?” dedi.

Tuncay Güney’in Fethullah Gülen’in özel kalem müdürüyken, 7 yıldır New York Institutes gibi CIA denetimindeki paravan kurumlarda görev yaptığını öne süren Özbey, “Tuncay Güney, 8 yıl önce 2000 yılında CIA tarafından ele geçirilmiş, kendisine o zaman 10 yıllık ABD vizesi verilmiş, uydurma ifade vermesi sağlandıktan sonra ABD’ye yerleştirilmiştir” iddiasında bulundu.

SAVCI OLMAYAN SUÇU ÜRETMEYE ÇALIŞIYOR
“Zekeriya Öz’ün tek dayanağının Güney’in yalan ve iftiraları olduğunu” iddia eden Özbey, “Savcı Öz, olmayan suçu üretmeye çalışmaktadır” dedi.

Savcı Öz’ün halen tutuklu bulunan İP Genel Sekreteri Nusret Senem tarafından 11 Mart 2008 günü HSYK’ya şikayet edildiğini anımsatan Özbey, soruşturmanın Adalet Bakanlığı tarafından halen Yüksek Kurul’un gündemine getirilmediğini belirtti.

Özbey, “Savcı Öz’ün 11 Mart’tan bu yana suçları artmıştır. Bu sebeple yeniden şikayet ediyoruz. Savcı Öz’ü hukuk dışı ve cumhuriyet savcılığı göreviyle bağdaşmayan uygulamaları ve görevini ihmal ve suistimal suçunu işlemeye devam etmesi nedeniyle Hakimler ve savcılar Yüksek Kurulu’na yeniden şikayet ediyoruz” diye konuştu.

İP Hukuk Bürosu Başkanı Hüseyin Gökçearslan ise Ergenekon soruşturmasında Türkiye’nin en seçkin bilimadamlarının suçlandığını ifade ederek “Bunlarla çete suçlaması yapıyorlar. Türkiye bugün büyük bir kuşatmayla karşı karşıyadır. Ergenekon çetesi emperyalizmin büyük kuşatmasına karşı Türkiye’nin savunmasının sekteye uğraması için yaratılmış bir tertiptir” dedi.

Soruşturma çerçevesinde, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün de aralarında olduğu 45 kişi tutuklu bulunuyor

30
Apr
08

Vakit’ten Hüseyin Üzmez açıklaması!

Vakit Gazetesi Yayın Kurulu, Hüseyin Üzmez olayı ile ilgili olarak yazılı bir basın açıklaması yaptı.

Gazetenin Yayın Kurulu’ndan yapılan açıklamada şöyle denildi:

Ne yanlışa sahip çıkar, ne de komploya boyun eğeriz

26 Nisan’dan bu yana, Hüseyin Üzmez’in şahsında Vakit Gazetesi ve Vakit Gazetesi’nin şahsında tüm mütedeyyin insanları karalama maksatlı yayınlar herkesin malumudur.

Vakit Yayın Kurulu olarak, bu vesile ile şu hususları kamuoyuna duyurmayı bir borç bilmekteyiz.

Görsel ve yazılı medya, Hüseyin Üzmez üzerinden Vakit Gazetesi ve hatta tüm mütedeyyin insanları suçlayıcı yayınlara devam etmektedir.

Üzmez’in suçu henüz kesinlik kazanmamıştır… Buna rağmen, biz bu fiili tasvip etmediğimizi defalarca deklâre ettik… Böyle bir suç işlendiğinde; ölçümüz, Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (sav); “Hırsızlık yapan kızım Fatıma da olsa, elini keserim” şeklindeki ilkesidir. Eylem tasvip edilmediği müddetçe; “fail”in yakınlarının ve çalıştığı kurumun o eylemden sorumlu tutulması mümkün olamaz!..

Evrensel hukukta, “suçun şahsiliği” ilkesi esastır. “Fail” kim ise, “eylem” sebebiyle sadece o suçlanabilir ve o cezalandırılabilir.

Eylemin; HüseyinÜzmez’e, “şahsi suç” olarak atfedilen bir “iddia” olduğu, Vakit Gazetesi ile hiçbir ilgisinin bulunmadığı ortadadır!.. Buna rağmen; ısrarla “Vakit Gazetesi”nin ve mütedeyyin insanların suçlanmaya kalkışılması, olayın “maksatlı” olduğu tezini güçlendirmektedir.

Şu ana kadar Hüseyin Üzmez aleyhine delil olarak küçük kızın karakol beyanlarından başka bir bilgi yoktur. Bu kız da; “adı kötüye çıkmış bir kadın”la dolaştığı için, olaydan iki gün önce babasından “dayak” yiyen ve bu sebeple karakolluk olan bir kızdır. Dolayısıyla o kızın beyanlarının ne derece sıhhatli olduğu şüphelidir.

Kaldı ki; adı geçen kızın, tutuklama sonrasında kendi öz babasına ve teyzesine, olayın gerçek olmadığını açıkladığı tarafımızca bilinmektedir.

Tüm bu süreç sonrasında, Hüseyin Üzmez hakkındaki iddiaların, tüm yönleriyle açıklığa kavuşmasını bekliyor, Vakit Gazetesi olarak da; alnımızın ak, başımızın dik olduğunu tekraren kamuoyuna duyuruyoruz..

Biz; duruşunu, güvenilirliğini tüm kamuoyu nezdinde ispat etmiş bir gazeteyiz.

Peki; Üzmez üzerinden Vakit Gazetesi’ne saldıranlara ne derece güvenilir?

Onlar; “porno” yayından kesinleşmiş mahkûmiyeti olan “sabıkalı bir patron”un, halen emrinde çalışan gazeteciler (!) değil midir?

Onlar; Etibank’ı hortumlayıp, bir şekilde kendilerini çete suçundan sıyırıp, bir başka patronun kontrolünde yayınlarına devam eden gazeteciler (!) değil midir?

Onlar; patronlarının “banka hortumu”na sessiz kalan, fakir fukaranın üzerine milyarlarca dolarlık borç yıkan, hatta patronları tutuklandıktan sonra bile, ona destek yazıları yazan, destek haberleri yapan gazeteciler (!) değil midir?

Onlar; TRT’yi dolandırma suçundan yargılanıp mahkûm olan, basın kartı hamili sözde gazeteciler değil midir?

Eşi dışında bir kadın ile yatak sahneleri internet sitelerinde halen yayında olan, üstelik o görüntülerdeki “sadistçe” fiilleri apaçık ortada iken, bu sadistleri ana haber bülteni sunması için büyük transfer bedelleri ile kanallarına getirenler, onlara program yaptıranlar kimdir?

Toplumun ahlâkını bozmak için özellikle sübvanse edilen; kağıt bedelinin bile altındaki bir fiyatla satılan ucuz gazetelerinde “Aldatan kadınlar” başlıkları ile tam sayfa “zina dizi yazıları” yapanlar kimdir?

Çıplak kadın fotoğraflarını “arka sayfa güzeli” adı altında pazarlayanlar kimdir?

Zina suç olmasın diye kampanya başlatıp, “hayvanlar gibi özgürce sevişmek” isteyenler kimlerdir?..

Devletin anayasal düzenini değiştirme suçundan gözaltına alınıp, 83 yaşında olması dolayısıyla, 15 günde bir imza verme şartı ile salıverilen ve bu suç sebebi ile yurtdışına çıkışı yasaklanan başyazarlarına, bu suçlamadan aklanmadan başköşelerini açanlar onlar değil midir?

Çete sanığı başyazarlarını; tebriklerle, kutlamalarla, alkışlarla göklere çıkaranlar onlar değil midir?

Bizim ölçümüz, “fasıklardan gelen habere itibar etmemek”tir. Bu ölçü gereğince; biz ortalığa saçılan haberlere ihtiyatla yaklaşacak ve olayın tamamen açıklığa kavuşmasını bekleyeceğiz.

“İddia”lardan bu yana HüseyinÜzmez’in tek bir yazısı bu gazetede yayınlanmamıştır.

Ama sadece Üzmez’i değil, onun üzerinden topyekûn bir camiayı suçlayanlar, “pornodan mahkûm olan patron”un emrinde, halen yazı yazmaya, gazetecilik (!) yapmaya devam etmektedirler.

İşte Vakit’in farkı budur.

Vakit; henüz netleşmiş bir durum olmamasına rağmen, Hüseyin Üzmez aklanıncaya kadar onun yazılarına ara vermiş ve suçu sabit görüldüğünde “yollarını ayıracağını” deklâre etmişken, onlar hortumcuların kontrolünde gazete çıkarmaya devam etmekte hiçbir beis görmemektedir.

Vakit, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da “inananların yüzakı” olma misyonunu sürdürecektir.
İnananların gören gözü, işiten kulağı, haykıran sesi olmaya devam edecektir.

Bomba koydurarak, kaleşnikofla taratarak, çete reisine iftira ettirerek, 28 Şubat sürecinde 400 polisle baskın yaptırarak susturulmak istenen sesimiz, Allah’ın izniyle bundan sonra da gür bir şekilde çıkmaya devam edecektir.

Hiç kimsenin yanlışına sahip çıkmayacak, ancak komplolara da boyun eğmeyeceğiz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

29
Apr
08

AKP’NİN ELİNDE İKİ “AÇILIM” KALDI: ERMENİSTAN VE KUKLA DEVLET’E EL UZATTILAR

AKP yanlısı basın-yayın kuruluşlarında Ali Babacan’ın bir yıldan kısa sürede 48 ülke dolaştığına ilişkin haberler çıkıyor. Peki bu ziyaretlerin sonucunda ne oldu? Türkiye’nin itibarı mı arttı, Türkiye’nin çıkarlarına uygun bir gelişme mi ortaya çıktı? Aksine, bu süreçte Avrupa Birliği yandaşlarının bile tahammül edemediği gelişmeler ortaya çıktı. Dünya siyasetinde herhangi bir etkisi olmayan ülkelerden bile Türkiye’ye talimat niteliğinde açıklamalar gelmeye devam ediyor. Üstelik bu Hükümet’in ipine sarıldığı Avrupa Birilği sürecinde bile ciddi kesintiler ortaya çıkmlış durumda. Peki yeni olarak ne var? Ermenistan’la diyalog ve Kukla Devlet’le ilişkilerin geliştirilmesi.

AKP medyası, Ali Babacan’ın, 7 ay içinde48 ülke dolaşmasını öve öve bitirimiyor. Peki Türkiye’nin çıkarlarına uygun bir atılım mı ortaya çıktı? Bu soruya yanıt veren kimse yok. Biz yanıt verelim…

Ali Babacan’ın 48 ülke ziyaretinden sonra ortada 2 açılım kaldı: Ermenistan’la diyalog ve Irak’ın kuzeyindeki Kukla Devlet’le ilişkilerin geliştirilmesi. AKP, Ermenistan’da yeni kurulan Hükümet’e diyalog çağrısı yapan bir mektup yolladı. Ermenistan tarafı da diyalog çağrısından memnun olduğunu açıkladı.

Babacan, çalışmalarıyla Irak’ın Kuzeyi’nde kurulan Kukla Devlet yöneticilerinin de takdirini kazandı. Babacan, bugün yaptığı açıklamada, Kukla Devlet yönetimiyle kurulacak temasın sıklaştırılacağını belirtti. Babacan, daha önce Kukla Devlet yöneticilerinden Neçirvan Barzani’nin Türkiye’ye gelmesine olumlu baktığını kaydetmişti.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Mir Dengir Mehmet Fırat, AKP hakkındaki kapatma davasından sonra çıkan Aktüel dergisine verdiği demeçte Erbil’de konsolosluk açabileceklerini belirtmişti. 

29
Apr
08

VURAL SAVAŞ: ERDOĞAN İÇİN YÜCE DİVAN DOSYASI HAZIRLANIYOR

Yargıtay Onursal Başsavcısı Vural Savaş, Tayyip Erdoğan’ı Yüce Divan’a götürecek dosyanın hazırlandığını, ATV- Sabah Grubu’nun Çalık’a satışının da dosyada yer aldığını belirtti. Savaş, Anayasa değişikliği çalışmalarını Yüce Divan’dan kurtulma çabası olarak değerlendirdi.

Akdeniz Üniversitesi’nde düzenlenen ‘Anayasa Hukuku ve Son Gelişmeler’ başlıklı panele Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu ve meslektaşı Vural Savaş konuşmacı olarak katıldı.  AKP hükümetinin Anayasa değişikliği çalışmalarını sert bir dille eleştiren Vural Savaş, “Başbakan’ın Yüce Divan dosyası oluşuyor. Çalık işi de bu dosyanın içinde” dedi. Savaş, Anayasa değişkliği çalışmalarının Yüce Divan’dan kurtulma çabası olarak değerlendirdi.

Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu da Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın Anayasa Mahkemesi’nin 46′ncı kuruluş yıldönümünde yaptığı konuşmayı eleştirerek, “Türkiye’de hiçbir hakim, laik cumhuriyet karşısında tarafsızım diyemez” dedi.

Kanadoğlu, Kılıç’ın ‘Yeni Anayasa için toplumsal mutabat gerekir’ sözleri ile de siyasi iktidara hizmet ettiğini savundu. Sabih Kanadoğlu, AKP iktidarının devletin tüm kademelerinde büyük kadrolaşma hareketi içinde olduğunu belirterek, “Türkiye yol ayrımına doğru hızla yürüyor.

Kendi kafalarındaki ideolojik rejimi yerleştirebilmek için devletin tüm kadrolarında büyük bir kadrolaşma hareketi kesinlikle görünüyor. 17 kişilik Anayasa Mahkemesi kadrosunun 8′inin meclis tarafından seçilmiş olduğu bir an düşünürseniz ortaya çıkacak tablo siyasallaşmış bir yargı olacaktır” diye konuştu. 

29
Apr
08

BAYKAL: SİYASİ BASKILAR SONUCUNDA DEVLET BANKALARI ÇALIK’A KREDİ VERDİ

 CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Kurultay’dan sonraki ilk grup toplantısında “AKP kapatılırsa kötü olur” yönündeki değerlendirmeler konusunda “tehdit ve şantajla yargıyı etkileme” çabası olarak niteledi. CHP Genel Başkanı, Kurultay’da kendisine rakip olan Genel Başkan aday adaylarının siyasete CHP’de devam etmesini istedi.

Kamuoyunda “AKP kapatılırsa kötü olur” yorumlarının yapıldığına dikkat çeken CHP Genel Başkanı Baykal, “Tehdit ve şantaj, yargıyı etkilemeye başlarsa o zaman tehdit olur” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Atv-Sabah satışının kaygı verici boyutlara ulaştığını belirtti. Baykal, iki devlet bankasının siyasi baskılar sonucunda Çalık’a kredi verdiğini hatırlatarak “Bu iki banka, Çalık’a verdiği koşullarda kredi alabiliyor mu? Verilen devletin parası” diye konuştu.

Türkiye’nin ekonomik ve siyasi anlamda yol ayrımında olduğunu vurgulayan Baykal, yolsuzlukların üzerine gidilmesi gerektiğini vurguladı. Grup konuşmasında haftasonu yapılan Kurultay’a da yer veren Baykal, Genel Başkan aday adayı olarak karşısına çıkan CHP’liler için “Çalışmalarına CHP çatısı altında devam etmelerini isterim” dedi. 

 

29
Apr
08

BAHÇELİ: AKP’NİN BİTİŞİ YAKIN YARGILANACAKLAR

 
 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli grup toplantısında yaptığı konuşmada, AKP’nin iç ve dış politikalarını sert bir dille eleştirdi. Bahçeli, “AKP iktidarının bitişi yakındır, mutlaka yargı önünde hesap vereceklerdir” dedi. Bahçeli, Ermeni iddialarının önünü açanın da AKP olduğunu söyledi.MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, AKP’yi sert bir dille eleştirdi. Bahçeli, Atv- Sabah ihalesiyle AKP’nin mutlaka yargı önünde hesap vereceğini söyledi.

Gıda sektöründeki krizin boyutunun yüksek oldğunu ifade eden MHP lideri, fiyat artışları aniden ortaya çıkmadığını tarımda uygulanan yanlış politikaların Türkiye’yi krize sürüklediğini belirtti.

Devlet Bahçeli, 301. Madde yapılması planlanan değişikliğinde Halk oylamasına sunulmasını istedi. 




İstatistikler

  • 449,602 Tıklama

 

Nisan 2008
M T W T F S S
« Mar   May »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
282930