01 Jun 2008 için arşiv

01
Jun
08

“TELEKULAK” ORTAYA ÇIKTI: FETHULLAH SİCİLLİ İSTİHBARAT DAİRE BAŞKANI RAMAZAN AKYÜREK

AKP’nin kulağı ya da diğer adıyla tele kulağı ortaya çıktı. “Dinlemeler tek merkezden yapılıyor” iddiası gerçeklik kazandı. Dinlemeleri siciline “Fethullahçı, dikkat edilmeli!….” notu düşülen Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek’in başında bulunduğu daire yapıyor… Fethullahçı Akyürek’in “kulak birimi” herkesi dinliyor. Meğer İstihbarat Dairesi, 25 Nisan 2007′den bu yana Türkiye’deki bütün sabit, mobil, cep telefonlarını, fakslar iletilerini, e-postaları… hatta kısa mesajları bile ayrıntılı izlemeye almış…

Aman dikkat!… Şuanda dinleniyor olabilirsiniz. Birileri telefon konuşmalarınıza kulak misafiri olabilir. Röntgenciler faks iletileriniz ya da elektronik postalarınızı dikizliyor olabilir… Bu sözler şaka gibi geliyor ancak şaka değil gerçek.

Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek’in talebi doğrultusunda alınan bir mahkeme kararı, bir yıldır, Türkiye genelinde kamu çalışanları hariç iletişim araçlarıyla yapılan tüm görüşme trafiğinin Emniyet’e verildiğini ortaya çıkardı.

Sicilinde “Emniyetteki hizipleşme içinde Fethullahçılara yakın. Dikkat edilmelidir!” notu düşülen Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, tüm Türkiye’de her türlü iletişim aracını dinliyor, izliyor…

Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı, yurtdışı da dahil yapılan tüm sabit hatlı telefon görüşmeleri, Turkcell, Vodafone, Avea hatlı tüm cep telefonları ile e-mail yazışmaları, faks, hatta mesajları da ayrıntılı izlemeye aldı.

İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, 25 Nisan 2007 tarihinde “Telefon detay kayıtları” konulu bir yazıyla tüm iletişimleri izlemek için Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurdu. Tüm iletişimin izlemesine gerekçe olarak da “terör örgütlerine yönelik istihbarat” gösterildi.

Akyürek’in yazısında izlenmek istenen iletişim alanları şöyle sıralandı: “…Yurtdışı çıkışları dahil olmak üzere Türk Telekom AŞ tarafından işletilen sabit telefon veya mobil (NMT), Turkcell, Vodafone (Telsim), Avea (Aria-Aycell) GSM şirketleri ile UMTH şirketleri tarafından işletilen ve telefon üzerinden yapılan iletişime ait sinyal (tüm detay) bilgilerinin, kullanıcı ve makine, SMS alıp-gönderme, GPRS bağlantılarının, GPRS üzerinden internet bağlantılarının, Türk Telekom AŞ, internet servis sağlayıcıları ve UMTH firmalarının internet bağlantıları üzerinden DATA ve Ses (VOİP) transferi, DATA hattı üzerinden haberleşme ve faks bilgileri…”

Akyürek’in 25 Nisan 2007 tarihli istemini görüşen 11. Ağır Ceza Mahkemesi, aynı gün telefon detay kayıtlarının alınması istemini kabul etti. İstihbarat Daire Başkanlığı’nın istemi üzerine izleme kararlarının üçer aylık dönemlerle uzatılması yoluna gidildi. İzlemeye dayanak olarak terör örgütlerine yönelik istihbari çalışmalar gösterilmesine karşın izlemenin kapsamının genişliği ve kamu dışında sınırsızlığı dikkat çekti. Bu karara istinaden siyasi partilerden demokratik kitle örgütlerine, basın kuruluşlarından işadamlarına kadar herkesin izlenmesi önünde herhangi bir engel bulunmuyor.  “

01
Jun
08

FETHULLAHÇI GLADYO’NUN “EGE ORDUSU” TERTİBİ AÇIĞA ÇIKARTILMALIDIR!

Ulusal Kanal İzmir Temsilcisi Hayati Özcan Ergenekon Operasyonu’nda 25 Mart sabahı gözaltına alınmış ve sorgulanmak üzere İstanbul’a getirilmişti. 25 Mart gecesi saat 23.30’da başlayan sorguda, önüne bir yoğun disk kondu. İstanbul Emniyeti Terörle Mücadele Şubesi’nde yapılan sorguda, memur önce bir açıklama yaptı: “Ankara’da İşçi Partisi’nde yapılan aramada bulunan bir CD üzerine seni aldık. O CD’nin içinde Ege Ordusu’na ait birçok belge var.” Sonra da Hayati Özcan’a CD’yi nerden buldun diye sordu. Özcan CD’den haberi olmadığını belirtti. Polis İP Genel Merkezi’ndeki boş masanın çekmecesine konan CD’den Ege Ordusu’yla, Çiğli Ana Jet Üssü’yle ve Şirinyer NATO Karargâhı’yla ilgili belgelerin çıktığını iddia etti. Ergenekon Operasyonu’yla gözaltına alınan Hayati Özcan ve Hikmet Çiçek’in “bize ait değil” dedikleri bu CD ile ne yapılmak isteniyor? İşçi Partisi Merkez Yürütme Kurulu konuyla ilgili bir açıklama yaptı.

İşçi Partisi Merkez Yürütme Kurulu’nun açıklamasını sunuyoruz:

Fethullahçı Gladyo’nun “Ege Ordusu” tertibi açığa çıkartılmalıdır!  İşçi Partisi’ne, aylardır polisin arama yapacağı bilgileri gelmekteydi. Aramadan önceki hafta bu konuda beş ayrı haber geldi. İşçi Partisi’nde, zaten bu tür ne olduğu bilinmeyen yoğun diskler (CD’ler) ve kroki benzeri belgeler yoktu. İşçi Partisi kendi içinde yaptığı inceleme sonucu “Ege Ordusu”, “Çiğli Ana Jet Üssü”, “NATO Karargâhı”, “Yargıtay Krokisi”, “Org. Büyükanıt’ın Balıkesir gezisi” gibi esrarengiz yoğun disk (CD), dosya ve belgelerinin kesinlikle parti arşivlerinde veya basın ve yayın organları belgeliklerinde bulunmadığını saptamıştır. Kamuoyuna kesinlikle açıklıyoruz. Bu yoğun disk (CD) ve belgeler arama sabahı, arama ekipleri içinde yer alan bazı görevliler tarafından, suçlanan arkadaşlarımızla hiçbir ilgisi olmayan masaların üzerine veya çekmecelere beceriksizce bırakılmıştır.

Ankara Genel Merkez’deki arama, 21 Mart 2008 Cuma gecesi bitti ve tutanak düzenlendi. İstanbul İl Merkezi ve Ulusal Kanal ile Aydınlık’taki aramalar da 21 Mart gece yarısına kadar sürdü. Belgeler çuvallara kondu ve mühürlendi. Çuvalların İstanbul Emniyeti’nde açılması ve içindekilerin belirlenmesi CMUK’un öngördüğü kuralların hiçbirine uyulmaksızın yasadışı yöntemlerle gerçekleştirildi. Altışar katlı, her birinde 60’ın üzerinde oda bulunan, yüzlerce masa ve dolabın olduğu binalarda yüzbinlerce sayfa dosya ve klasörlerin içinden “bulunması gereken belgeler” 2 dakikada keşfediliyor ve çuvallar açılmadan basına veriliyor! Bir tertip, bu kadar uydurma ve zavallıca olur. 

(…)İşçi Partisi yöneticileri 40 yıldan beri her kriz döneminde Amerikancı darbeciler tarafından yargılanmış, araştırma ve soruşturmaların konusu olmuştur. Bununla birlikte düşmanları bile İşçi Partisi’ni suçlayacak bir toplu iğne başı kadar leke bulamamışlardır.  İşçi Partisi binalarına konan Ordu ile ilişkili belgelerin hangileri uydurmadır, hangileri gerçektir; bunları ancak Türk Silahlı Kuvvetleri saptayabilir. Belgelerden çoğunun düzmece olduğu izlenimi edinilmektedir.

Bu durumda “TSK’yı ve Türkiye’yi savunan kurum ve insanları yıpratmak amacıyla hangi karanlık kuvvetler bu tertipleri uygulamaktadır?” sorusu ortada bırakılamaz. TSK dışında İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Cumhuriyet Savcılıkları, hatta Yasama Organı bu konuları araştırmak sorumluluğuyla karşı karşıyadır. Eğer sorgulanan tutuklu arkadaşlarımıza dahi yalnızca başlıkları gösterilen ve içerikleri gizli tutulan belgelerden bazıları gerçek belgeler ise, o zaman da bu belgelerin Fethullahçı Galdyo tarafından nasıl elde edildiği sorusu ortaya çıkar.

Fethullahçı ekibin Genelkurmay’ı dinleme konusundaki sabıkaları bilinmektedir. Son uygulamaları aydınlığa kavuşturmak, artık TSK için ve Türkiye için hayati önemde güvenlik sorunudur. 

(…) Sahneye konan tertip, kişilerden önce Türkiye’nin güvenliğini sağlayan ve Türkiye’yi ayakta tutan siyasal, askeri ve yargı kurumlarını hedef almaktadır. Tertibin arkasındaki kuvvetler, tertipte kullanılan aletler ve tertipçilere devlet kurumları içinden yardım ve yataklık yapanların açığa çıkartılması, Türkiye için bir var olma sorunudur. Aksi takdirde millî devlet çözülür ve dağılır.

(…)Millî Devleti, Atatürk Devrimi temelinde korumak ve yeniden inşa etmek sorumluluğunu taşıyan bütün devlet kurumlarını Cumhuriyet Kanunları’nı uygulamaya davet ediyoruz. 

01
Jun
08

İRTİCA-EMPERYALİZM İŞBİRLİĞİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya esas hakkındaki görüşünde AKP-emperyalizm işbirliğine de vurgu yapıyor. Emperyalizmin tarih boyunca irticayla işbirliği halinde olduğu kaydedilen görüşte emperyalist işbirlikçiler şöyle tarif ediliyor: “halkın din duygularını sömüren din tacirleri ile ekonomik ve siyasi çıkarlarını müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit eden işbirlikçi sözde aydın bir kesim.”

Yargıtay Cumhuriyet başsavcısı, esas hakkındaki mütalaasında emperyazim vurgusu da yaptı. Kurtuluş Savaşı yıllarında, Cumhuriyet’in kuruluş aşamasında ve sonrasında irticai grupların emperyalizmle işbirliği yaptığı kaydedilen esas hakkındaki görüşte tarihten örneklerle irtaca-emperyalizm işbirliği anlatılıyor.

Kurtuluş Savaşı yıllarında irticai ayaklanmaya kalkışanların Yunan ordularını islamın ve halifenin koruyucusu olarak gösterdiği hatırlatılan görüşte, Osmanlı’nın ulema sınıfından olan Sait Molla ve Dürrizade Abdullah Efendi’den örnekler veriliyor. Şeyh Sait, Derviş Vahdeti gibi şeiatçıların İngilizlerle işbirliği içinde olduğu hatırlatılan görüşte, yakın tarihimizden Malatya, Kahramanmaraş, Çorum ve Sivas katliamları örnek gösterildi. Bugün de işbirliğinin devam ettiği vurgulanan esas hakkındaki görüşte emperyalist işbirlikçileri şöyle tarif ediliyor: “halkın din duygularını sömüren din tacirleri ile ekonomik ve siyasi çıkarlarını müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit eden işbirlikçi sözde aydın bir kesim.”

Esas hakkındaki görüşte, Cumhuriyet’in temelindeki Kurtuluş Savaşı’nın sadece yabancı işgalcilere karşı değil, onun içindeki işbirlikçisi irticaya, din istismarcılarına karşı da verildiği kaydedildi. AKP’nin eylem ve söylemlerinin ılımlı islam devleti adı altında bir şeriat devletine gidişin açık kanıtları olduğu belirtilen esas hakkındaki görüşte şöyle deniliyor: “Türkiye Cumhuriyeti devleti ve toplumu, davalı siyasi partinin sistemi tartışmaya açan politikaları nedeniyle ayrışmakta, kamplara bölünmektedir”. 

 

01
Jun
08

DOĞALGAZA ZAM GELDİ

Doğalgaza zam geldi. Elektrikte yeni bir tarifeye geçiliyor. Bugünden itibaren doğalgazda konutta yüzde 7.4, sanayide 8.3 zamlı kullanılacak. Elektrikte de benzindeki gibi otomotik fiyatlandırmaya gidilecek. Yani vatandaşa hissetirilmeden elketrik sürekli zamlanacak. Başbakan zamların dışa bağımlı enerji kaynakları yüzünden olduğunu söylüyor ama Türkiye dünya da en pahalı doğalgaz, elektrik ve petrol ürünleri kullanan ülkeler arasında ilk sıralarda bulunuyor.

Doğalgaz bugünden itibaren konutlarda yüzde 7.4, sanayide yüzde 8.3 zamlı kullanılacak. Doğalgaza erken zam kararında, 1 Temmuz’da elektrik ve doğalgazın aynı anda zamlanmasının yaratacağı sıkıntı ile BOTAŞ’ın acil zam ihtiyacının etkili olduğu belirtiliyor.

TOBB Genel Kurulu’nda konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin dışa bağımlı olduğu konularda şartların piyasa tarafından belirlendiğini söyledi. Başbakan Erdoğan, hükümetin 1 Temmuz’da otomatik fiyatlandırma ile elektriğe zam yapma hazırlığında olduğunu hatırlattı. Otomatik fiyatlandırma petrol ürünleri için uygulanıyor. Bilinidiği üzere otomatik fiyatlandırma nedeniyle Türkiye dünya da en pahalı petrol ürünü kullanan ülkeler sırılamasında üst sıralara yerleşti.

 

01
Jun
08

MECLİS SALI GÜNÜ DİNLEME SKANDALINI GÖRÜŞECEK

Meclis, yine yoğun bir haftaya giriyor. Genel Kurulda, AKP’nin, CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın dinlenilmesine ilişkin iddiaların araştırılarak, gerekli tedbirlerin tespit edilmesi amacıyla ”Meclis Araştırması” açılması için sunduğu önergenin, 3 Haziran Salı günü görüşülmesi bekleniyor.

Önergenin gerekçesinde, bugüne kadar Türkiye’de birçok kişinin yasa dışı dinlemelerin mağduru olduğu belirtildi. Yasa dışı dinlemelerden ötürü çok sayıda dava açıldığı ve konunun sürekli tartışıldığı bildirilen önergede, yasa dışı olarak dinlenildiğini öne sürenler arasında siyasetçiler, gazeteciler ve hatta yargı mensupları bulunduğu kaydedildi.

Demokratik bir hukuk devleti olan Türkiye’de, geçmişte bu tür olayların yaşanması, toplumda demokrasiye olan güvenin zedelenmesine yol açtığı ifade edilen önergede, ”Son zamanlarda ülkemizde yaşanan ve basına yansıyan CHP Genel Sekreterinin dinlenilmesi iddiaları ile tekrar gündemimize girmiştir ve bu konuda tartışmalar yapılmaktadır. Bu konunun ayrıntılı bir şekilde araştırılmasının ve sonucuna göre gereğinin yapılmasının doğru olacağı kanaatindeyiz” denildi. 

01
Jun
08

YALÇINKAYA’NIN MÜTALAASI ERDOĞAN, TÜRKİYE’Yİ BÖLEN PROJENİN EŞBAŞKANI

Tayyip Erdoğan, Türkiye’yi bölen Büyük Ortadoğu Projesi’nin eşbaşkanı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya esas hakkındaki görüşünde, Amerika’nın projesini ve Türkiye’nin bu projede nasıl bölünmek istendiğini anlattı, ardından Erdoğan’ın inkar ettiği eşbaşkanlık görevinin delillerini sundu. Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi’ne sunduğu ön savunmada bu görevini inkar etmiş, Yargıtay’ın Medeniyetler İtitfakıyla, Büyük Ortadoğu Projesi’ni karıştırdığını iddia etmişti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya esas hakkındaki görüşünde, BOP eşbaşkanlığını belgeleriyle Anayasa Mahkemesi’ne sundu ve şöyle dedi: “Başsavcılığımız, bir başka siyasi hegemonya projesi olan Medeniyetler ititfakı ile BOP’u karıştırmış değildir”

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, Tayyip Erdoğan’ın Anayasa Mahkemesi’ne söylediği yalanı belgeleriyle çürüttü. AKP’nin, Tayyip Erdoğan imzasıyla Anayasa Mahkemesi’ne verdiği ön savunmada, Erdoğan’ın BOP eşbaşkanı olduğu inkar edilmişti.

Ön savunmada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın Medeniyetler İttifakı ile BOP’u karıştırdığı ileri sürülmüştü. Abdurrahman Yalçınkaya esas hakkındaki görüşünde, Erdoğan’ın BOP eşbaşkanlığını belgeleyen konuşmaları ek delil olarak Anayasa Mahkemesi’ne sundu.

Mütalaada şunlar belirtiliyor. “AKP’nin Genel Başkanı (Erdoğan) Türkiye üzerinde böylesi açık niyetleri olan yayılmacı bir projenin ‘eşbaşkanı’ olduğunu, Diyarbakır’ın bu projenin merkez üssü olacağını açık bir şekilde bir TV programında (Fatih Altaylı ile Teke Tek-14 Şubat 2004) ve bir parti konuşmasında ifade etmiş, AKP’nin internet sitesinde projenin bütün ayrıntıları yer almıştır. Başsavcılığımız, bir başka hegemonya projesi olan ‘Medeniyetler İttifakı’ ile BOP’u karıştırmış değildir.” İşte Başsavcı’nın mütalaada da belirttiği Tayyip Erdoğan’ın Teke Tek programında söyledikleri ve BOP eşbaşkanlığı itiraflarından yalnızca biri.

Yalçınkaya esas hakkındaki görüşünde, Büyük Ortadoğu Projesi’ni de şöyle anlatıyor: “Büyük Ortadoğu Projesi, Ortadoğu ve Orta Asya’daki ülke sınırlarının ‘etnik, dinsel, dilsel’ durumlara göre yeniden çizilmesini öngörmektedir. Bu, suni olarak üretilmiş Ilımlı İslam ideolojisi kullanılarak yapılmaya çalışılmaktadır. Bu bir dedikodu değildir. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana çalışması devam etmektedir. Büyük müttefik ülkenin ‘Silahlı Kuvvetler Dergisi’nde yayınlanan makalede, ortadoğu sınırlarının doğal olmadığı, adil bir yapılanma ile sınırların değiştirilmesi gerekitği savunulmuş, makaleye eklenen iki haritada Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri, Karadeniz’e de açılacak şekilde ‘Özgür Kürdistan’ın sınırları içinde gösterilmiştir.”

01
Jun
08

AKP’nin avukatı AB…

Yargı ile karşı karşıya gelen AKP’ye en büyük destek AB’den geldi. Türkiye’nin dönüştürülmesinde AKP’yi alternatifsiz gören emperyalist merkezlerin desteğinin sürmesi bekleniyor. Yargıtay’ın açtığı dava nedeniyle kapatılma tehlikesiyle karşı karşıya kalan AKP, emperyalist merkezlerden destek bekliyor. ABD’nin seçim sürecine girmesi nedeniyle Türkiye’nin iç siyasetine dair net açıklamalardan kaçındığı bir dönemde öne çıkan dış destek kaynağı Avrupa Birliği (AB) oldu.

AB’nin Türkiye’nin birliğe üyeliğine karşı net bir tavır almasına rağmen, “müzakere” sürecinin ve reformların devam etmesi konusunda ısrarcı olan AKP, yargı organları başta olmak üzere başını ağrıtan devlet kurumlarını etkisizleştirmek ve kontrolü altına almak için Türkiye burjuvazisi açısından “tartışılmaz” olan AB hedefinden yararlanmak istiyor.

AKP’nin “Biz bu reformları üyelik için değil, kendi iyiliğimiz için yapıyoruz zaten” söyleminin en son örneği Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından dün dile getirildi.

Avrupa Vakıflar Merkezi’nin (EFC) Swissotel’de düzenlenen 19′uncu Genel Kurul toplantısında konuşan Erdoğan, Türkiye’nin müzakere sürecinden bağımsız olarak reformlarını kararlılıkla yaptığını ve tam anlamıyla uygulanması için de sıkı şekilde takip ettiğini belirtti.

“Reformlar devam edecek”
Erdoğan, reformları yapmaya devam ettiklerini ve edeceklerini, hedeflerinin Türkiye’nin yaşam standartlarını, demokrasideki kalitesini, refahını, kalkınmasını ve ilerlemesini belli bir seviyeye taşımak olduğunu söyledi.

Bunu gerçekleştirmek için şu ya da bu kriterden bağımsız olarak yollarına devam edeceklerini vurgulayan Erdoğan, hükümet olarak Türkiye’nin “özgürlükler ülkesi” olabilmesi, demokrasinin standartlarını en ileri seviyeye taşımış bir ülke olabilmesi için 5,5 yıllık sürede birçok tarihi reformu gerçekleştirdiklerini, en son da düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki engelleri kaldırmak amacıyla gerekli düzenlemeleri yaptıklarını kaydetti.

Erdoğan, bunun yanı sıra Vakıflar Yasası, Dernekler Yasası, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası ile Terörle Mücadele Yasası’nı çıkardıklarını, devlet ve millet arasındaki tüm engelleri, tüm mayınlı arazileri, güvensizlik oluşturan tüm alanları, engelleri kaldırmak konusunda son derece kararlı olduklarını dile getirdi.

Konuşması boyunca üyelik konusunda “Türkiye’nin önüne zorluklar, engeller çıkaran” AB ülkelerine serzenişte bulunan Erdoğan, bir süredir soğumaya bırakılan AB gündeminin yeniden ısıtılacağının işaretini verdi.

Patronlara çağrı
Erdoğan’ın söz konusu konuşmayı, büyük holdinglerin kurduğu vakıfların oluşturduğu EFC Genel Kurulu’nda yapması da dikkat çekti.

Sabancı Holding Yönetim kurulu Başkanı Güler Sabancı ve Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç gibi geleneksel büyük sermayenin temsilcilerine hitap eden Erdoğan, böylece AB aracılığıyla devlet kurumlarını tasfiye etme projesine sermaye sınıfından da destek istemiş oldu.

Erdoğan’ın “demokratikleşme sürecine” destek vermeleri ve AB’deki sivil toplum örgütleri nezdinde bu yönde lobicilik yapmaları için çağrıda bulunduğu, TÜSEV bünyesindeki sivil toplum örgütleri arasında, Vehbi Koç Vakfı, Hacı Ömer Sabancı Vakfı, Aydın Doğan Vakfı ve TÜSİAD öne çıkıyor.

01
Jun
08

Alkım Kitabevi üyeleri soruyor: ‘Taraf’ı nasıl bilirdiniz’

Deniz Gezmiş ve 68 kuşağına karşı akıl almaz yanlışlar eşliğinde değerlendirmelerde bulunan, sol değerlere saldırı niteliğinde yazılar yayınlayan Taraf gazetesine tepkiler sürüyor. Alkım Kitabevi üyeleri yazılardan duydukları rahatsızlığı dillendirmek amacı ile 4 Haziran’da Kadıköy Alkım Kitabevi önünde bir basın açıklaması yapmaya hazırlanıyor.  Taraf Gazetesi’nin son günlerde, sola ve devrimci değerlere saldıran yazılar yayınlanması üzerine Alkım Kitabevi üyeleri duydukları rahatsızlığı hazırladıkları bir metinle kamuoyu ile paylaştı. Kitabevi’nin üyeleri yaptıkları açıklamada, Taraf Gazetesi’nin sahibi olduğunu ya da en azından destekçisi olduğunu bildikleri Alkım Kitabevi’nin artık üyesi olmak istemediklerini ifade ettiler

Deniz Gezmiş ve 68 kuşağına karşı akıl almaz yanlışlar eşliğinde değerlendirmelerde bulunulduğuna dikkat çeken üyeler, bu yazılardan sonra, böyle bir açıklama yapma gereği duyduklarını vurguladılar. Alkım Kitabevi üyelerini ve duyarlı olan herkesin, tepkisini göstermeye çağrıldığı metinde, 4 Haziran 2008 tarihinde saat 13:00′te Kadıköy Alkım Kitabevi önünde buluşularak bir basın açıklaması yapılacağı belirtildi. Üyeler, basın açıklaması ile üyelikten istifa edeceklerini de açıkladılar.

 

Alkım Kitapevi üyeleri tarafından “Taraf’ı Nasıl Bilirdiniz?” başlığı ile kamuoyuna açıklanan metni aşağıda yayınlıyoruzı:

“Son günlerde Taraf gazetesi, bir süredir sütunlarında, sola ve devrimci değerlere karşı bir kampanya başlatmış bulunuyor. Sola ve sol değerlere kin ve nefretle yaklaşan yazılara sütunlarında yer veriyor.

Deniz Gezmiş ve 68 kuşağına karşı akıl almaz yanlışlar eşliğinde değerlendirmelerde bulunuyor. 68 kuşağının anti-emperyalist ve devrimci geleneğine gölge düşürmek istiyor. Sanırız rahatsız oldukları bir şeyler var.

Emperyalizm, ülkemize biçtiği misyonlarını adım adım yerine getirmek için canla başla çalışıyor. Amerikancı, karanlık ve piyasacı AKP, işçi ve emekçi karşıtı yasaları bir bir meclisten geçiriyor, Tuzla’da işçiler ölüyor, yanıbaşımızda Irak’ta işgal devam ediyor, ancak TARAF Gazetesi ne yazık ki bunlar yerine, onurlu bir mücadeleyi geride bırakmış Denizlere ve anti-emperyalistlere saldırmayı tercih ediyor, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarına karşı yazılar kaleme alıyor.

Bu durum bizi rahatsız ediyor!

Biz artık niyetin ne olduğunu anlamış bulunuyoruz.

Sola ve sol değerlere yapılan saldırı korosuna şimdi de TARAF Gazetesi de eklenmiş bulunuyor.

Vakit, Yeni Şafak, Zaman gibi bir yayın olacaksa TARAF Gazetesi, kimsenin tuttuğu yok. Ancak net olarak açıklasın, Truva atını kimse oynamasın!

Geçmişimizde varolan bu değerleri, ve bu değerleri bugüne taşıyan Deniz Gezmiş’i ve temsil ettiği anti-emperyalist, bağımsızlıkçı ve devrimci mücadelesini yok etmeyi başaramayacaklardır. Söyledikleri ve yazdıklarının, ülkemizin tarihi ve gerçekliği karşısında hiç bir gerçekliğini olduğunu düşünmüyoruz.

Emperyalizme, gericiliğe karşı verilecek mücadele dün olduğu gibi bugün de ülkemizin en önemli sorunudur. Emin olsunlar ki, Denizler, bu topraklarda umudu besledi ve beslemeye devam edecekler.

Taraf Gazetesi’nde çıkan bu yazılardan sonra düşündük ve TARAF Gazetesi’nin sahibi olduğunu ya da en azından destekçisi olduğunu bildiğimiz ALKIM Kitabevi üyeleri olarak artık ALKIM Kitabevi üyesi olmak istemiyoruz.

ALKIM Kitabevi üyelerini ve duyarlı olan herkesi, tepkilerini göstermeye çağırıyoruz.

04.06.2008 tarihinde saat 13.00 de Kadıköy ALKIM Kitabevi önünde buluşarak yapacağımız basın açıklaması ile üyelikten istifamızı gerçekleştireceğiz.

Not: TARAF gazetesi çalışanlarının bir kısmı bu yayın politikasına tahammül edememiş ve istifa etmişlerdir.”

01
Jun
08

Emniyet Vakit’e destek çıktı

CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın dinlenmesi skandalında görüş açıklayan Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı, Vakit’in iddialarını destekledi. Gelişme, skandalın boyutlanması olarak yorumlanıyor. İçişleri Bakanı Beşir Atalay’a bilgi veren Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı, Vakit gazetesinin dinleme skandalıyla ilgili iddialarına destek çıktı.

Atalay, dün Emniyet Genel Müdürlüğü’ne gelerek Genel Müdür Oğuz Kağan Köksal, Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Gülcü ve dinleme skandalı nedeniyle gündemde olan İstihbarat Dairesi’nin Başkanı Ramazan Akyürek’le toplantı yaptı.

İstihbarat Daire Başkanlığı tarafından Atalay’a verilen raporda, “Vakit gazetesi Ankara Temsilcisi Serdar Arseven’in CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ı 23 Mayıs’ta kendi cep telefonundan aradığı, kısa süre sonra da Vakit gazetesine ait Ankara’ya kayıtlı ‘sabit telefon hattından’ Sav’ın cep telefonunu ikinci kez aradığı, bu aramanın 44 dakika sürdüğü” bilgisi yer aldı.

Vakit’in açıklamasında Sav’ın cep telefonunun açık kaldığı ve “haberin bu şekilde temin edildiği” öne sürülmüştü.

“Delil karartıyorlar”
Sav ise, cep telefonunu “açık bırakması” konusunda, “Böyle bir olay hatırlamıyorum. Dökümleri alacağım. Sonuçları kamuoyuna açıklarım. Açık kalsa bile valiyle aramda 3 metre var. Konuşmasını nasıl duymuşlar? Delil karartıyorlar” dedi.

Sav, “Kesinlikle Vakit gazetesinin bir mensubuyla konuşmadım. Cep telefonunu zaten sık kullanmıyorum. Valiyle görüşmem sırasında da böyle bir konuşma yaptığımı hatırlamıyorum. Ola ki valiyle görüşmem sırasında cep telefonum çalmış, ben de açtıktan sonra kapatmayı unutmuş olayım ki, böyle bir olay da hatırlamıyorum. Böyle olmuş olsa bile bu kolayca anlaşılır. Savcılık üzerinden telefon dökümlerini istedim. Sonucu da kamuoyuyla paylaşacağım. Ben böyle bir olay üzerinden siyaset yapmam. Diyelim ki dedikleri gibi oldu. Hadi benim konuşmalarımı duydular. Benim oturduğum masayla, konuğun oturduğu koltuğun arası neredeyse 3 metre. Benimle vali arasında 3 metre var. Onun konuşmalarını nasıl duydular? Bence delil karartıyorlar” diye konuştu.

01
Jun
08

Yunan ve Türk komünist gençlerden ortak panel

Yunanistan’da Türk kökenli azınlığın yoğun olarak yaşadığı İskeçe’de ortak bir panel düzenleyen KNE ve TKP’li Öğrenciler, Balkanlar’da barışın ancak NATO ve AB’ye karşı mücadele ederek sağlanabileceğini belirttiler. Yunanistan’ın İskeçe şehrinde Yunanistan Komünist Gençliği (KNE) tarafından düzenlenen “Balkanlar’da barış ancak NATO ve AB’siz olabilir” başlıklı panele Türkiye Komünist Partili Öğrenciler de katıldı.

Demokritus Üniversitesi’nde geçen hafta yapılan panelde NATO ve AB’nin bölgedeki politikaları üzerinde duruldu.

Yunanistan Komünist Partisi (KKE) ve gençlik örgütü KNE, panelden önce, bölgede yoğun olarak bulunan Türk kökenli nüfusa yönelik bildiri dağıttı. Bildiride AB politikaları yüzünden işsiz kalma tehlikesiyle yüz yüze kalan tarım işçileri ve daha önceden Yunan hükümeti tarafından çoğu hakları elinden alınan ve Haymatlos (vatansız) ilan edilen vatandaşlar için haklarının geri alınması talep edildi.

Panel öncesinde üniversite önündeki yolu kapatarak, basın açıklaması yapan KNE’liler, öğrencileri panele çağırdılar. KNE temsilcisi konuşmasında, özellikle Yunanistan-Bulgaristan arası inşa edilen doğalgaz boru hattının bölgeye refah değil, daha fazla bağımlılık getireceğini vurguladı

TKP’li Öğrenciler adına konuşan Ilgın Kaya ise NATO’nun Nisan ayındaki Bükreş zirvesini hatırlatarak Balkanlar’da oynanan oyunlara bir son verilmesi gerektiğini söyledi. Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattının NATO müdahalesine zemin yarattığını vurgulayan Kaya, AB ve NATO’nun ikisinin de emperyalist bir karakteri olduğunu, iki kurumun da bölgeyi daha fazla bağımlılaştırmaya hizmet ettiğini anlattı.

Programdan sonra Nazım Hikmet şiirlerinden oluşan bir müzik dinletisi yapıldı.




İstatistikler

  • 461,672 Tıklama

 

Haziran 2008
M T W T F S S
« May   Jul »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30