10 Jun 2008 için arşiv

10
Jun
08

İYİMAYA: ANAYASA MAHKEMESİ’NİN KARARINI ASKIYA ALALIM

Anayasa Mahkemesi’nin türban kararından sonra AKP yönetimi de ne yapacağını şaşırdı. Meclis Adalet Komisyonu Başkanı AKP’li Ahmet İyimaya’dan ilginç bir öneri geldi: “Anayasa Mahkemesi kararlarını askıya alalım”. İyimaya’nın açıklamasından iki saat önce Ulusal Kanal’a konuşan AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ise Anayasa değişikliği konusunda AKP olarak bir girişimde bulunmayacaklarını söylemişti.

Anayasa Mahkemesi’nin türban kararından sonra topu Meclis Başkanı Köksal Toptan’a atan AKP yönetimi Toptan’ın çıkışını yetersiz bulmuştu. Toptan’dan daha sert bir çıkış bekleyen AKP yönetimi ne yapacağını şaşırmış durumda. AKP Ankara Milletvekili ve Meclis Adalet Komisyonu üyesi Ahmet İyimaya, Anayasa Mahkemesi kararlarını askıya alma önerisi yaptı.

İyimaya bu öneriyi yapmadan iki saat önce Ulusal Kanal’a konuşan AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, AKP olarak bir Anayasa değişiklik önerisi getirmeyeceklerini söyledi. Elitaş, Anayasa değişiklik girişimini Meclis’teki diğer partilerle görüşecek Meclis Başkanı Köksal Toptan’ın yapması gerektiğini kaydetti.

Ahmet İyimaya ise Elitaş’ı yalanlarcasına bir yazılı açıklama yaparak “askıya alıcı veto” adını verdiği bir öneri taslağı gündeme getirdi. Anayasa Mahkemesi’nin türban konusunda verdiği kararla yetkilerini aştığını ve Anayasa’yı ihlal ettiğini ileri sürerek, Mahkeme kararını uygulamamayı önerdi. İyamaya’nın öneri taslağına göre, Meclis üye tam sayısının en az üçte birinin yazılı teklifi ve beşte üçünün gizli oyu ile Anayasa Mahkemesinin iptal ve itiraz davalarına ilişkin kararları ile yürürlüğü durdurma kararları askıya alınabilecek.

İyimaya’nin önerisine göre askıya alma kararı, Anayasa Mahkemesi kararını bütün hüküm ve sonuçları ile ortadan kaldıracak. Ahmet İyimaya’nın Anayasa’yı ihlal eden bu önerisine tepkiler de gecikmedi.

CHP Grup Başkanvekili Hakkı Süha Okay şöyle konuştu:”İyimaya, sağ eliyle sol kulağını, başının üzerinden göstereceğine, doğrudan ‘Anayasa Mahkemesi kuralları uygulanmaz, mahkeme lağvedilmiştir’ diye bir teklifte bulunursa, belki sorunu çok daha kolay aşar” Türkiye gündemini yeniden karıştıracak bu tür önermelerle Türkiye’nin meşgul edildiğini belirten Okay, önerinin hukuk devletini, kuvvetler ayrılığını ortadan kaldırmaya yönelik olduğunu vurguladı. 

 

10
Jun
08

FETHULLAHÇI BUGÜN”ÜN YALAN HABERİ

Tertipçiler, yalan haberlerini sürdürüyor sürdürmesine de; haberleri yaparken yüzlerine gözlerine bulaştırıyorlar. Bunun en güzel örneklerinden biri Fethullahçı Bugün Gazetesi’nde bugün yer alan bir haberdi. Haber aslında, geçen haftaki Aydınlık Dergisi’nde yer alan bir habere dayanıyordu ancak sonrası tamamen deli saçmasıydı. Fethllahçılar olayı o kadar abartmış ki başlığı “NATO üssünü vuracaklardı” diye atmışlardı. İşçi Partisi, Fethullahçı Gazete’yi anında yalanladı ve yetkilileri göreve çağırdı.

Tertibe maşa olarak kullanılan Fethullahçı gazete İşçi Partisi’nde ele geçirildiği iddia edilen bir CD’ye dayanarak “NATO üssünü vuracaklardı” diye manşet attı. Haberde, NATO üssüne saldırı planlarının olduğu, bazı komutanlar ile eş ve çocuklarına ait üzerine çarpı konmuş ve “susacak” yazılı olan fotoğrafların bulunduğu ileri sürülüyor.

Belgeler konusunda gazeteciler Hayati Özcan ve Hikmet Çiçek sorumlu gösterilmek isteniyor. Oysa her iki gazeteci hem polisteki sorgularında hem de savcılık sorgusunda bu belgeleri görmediklerini açıkça ifade etmişlerdi.  Tertibi Aydınlık Dergisi bir hafta önce kamuoyuna açıklamıştı.

1 Haziran tarihli Aydınlık Dergisi’nde yer alan haberde, böyle bir komplonun hazırlandığını ve tertibin amacının Yüksek Askeri Şura’ya müdahale olduğu yazılmıştı. Haberin başlığıysa “Fethullahçıların Ege Ordusu Tertibi”ydi.  Aydınlık’ın dediği aynen çıktı. Fethullahçı Bugün Gazetesi Aydınlık’ın haberinden bir hafta sonra bu haberi yayınladı. İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Özbey, haberde adları geçen Hayati Özcan ve Hikmet Çiçek’in söz konusu belgeleri, ilk kez sorgu sırasında duyduklarını ancak kendilerine bile gösterilmediğini beyan ettiklerini hatırlattı ve şu soruların yetkili kurumlarca cevaplanmasını istedi:

1 – NATO ve Ege Ordusu’na ait olduğu söylenen “Gizli” belgeler gerçek midir, düzmece midir?

2- Bunlar Fethullahçı çetenin elinde ne arıyor?

3- Belgelerin İşçi Partisi’nde bulunduğu iddialarıyla amaçlanan nedir?

4- Bu belgeleri bulundurmak iddiasıyla sorguya çekilen Hikmet Çiçek ve Hayati Özcan’ın bile bilmedikleri, görmedikleri dosyalar Bugün gazetesinde nasıl manşet oluyor?”

“Türk devleti CIA güdümlü iki buçuk Fethullahçı’ya boyun eğemez. Bu kanunsuz ve karanlık girişimlerde bulunanları derhal ortaya çıkarmak ve cezalandırmak hem devletin, hem milletin görevidir” diyen Özbey Bugün gazetesi ve haberi yapan sorumlulardan yargı önünde hesap soracaklarını söyledi. 

10
Jun
08

ÇALIK HOLDİNG ŞİKAYET ETTİ SAVCI, “AYDINLIK GÖREVİNİ YAPIYOR” DEDİ

Aydınlık Dergisi hakkında Çalık Holding ile ilgili haber nedeniyle yapılan incelemede, Savcılık “soruşturmaya gerek yok” kararı aldı. Aydınlık, 20 Ocak 2008 tarihli sayısında Türkmenistan’ın devlet sırlarının rüşvetle ele geçirildiğini belgeleriyle yayınlamıştı. Ardından Ahmet Çalık ve dönemin TPAO Genel Müdürü ve şimdinin Çalık Enerji Genel Müdürü Osman Saim Dinç savcılığa suç duyurusunda bulunmuştu. Savcılık kararını açıkladı ve “Aydınlık görevini yapmıştır, kovuşturmaya gerek yoktur” dedi.

Savcılık, Aydınlık’ın kamuya haber verme görevini yerine getirdiğine kanaat getirerek Çalık’la ilgili haber için kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Çalık’ın şikayetçi olduğu haber 20 Ocak tarihli Aydınlık dergisi’nde yayınlanmıştı. Haberde, TPAO ve Çalık’ın Türkmenistan Devleti’ne ait gizli bilgileri rüşvet karşılığı ele geçirdiği ve ardından çalık enerji’nin bu ülkede sondaj yatırımlarına hız verdiği bilgileri yer alıyordu. Haberde, rüşvetle ilgili resmi belgelere de yer veriliyordu. 

 Bu haber üzerine hem Çalık Holding’in patronu Ahmet çalık hem de dönemin TPAO Genel Müdürü, şimdiyse Çalık Enerji’nin başında olan Osman Saim Dinç, kendilerine yayın yoluyla hakaret edildiğini ileri sürerek Aydınlık Dergisi’nden ve haberi yapan Levent Ak’tan şikayetçi oldular. İstanbul Cumhuriyet Savcılığı şikayet üzerine inceleme yaptı, haberi yazan Levent Ak’ın ifadesine başvurdu. 

Savcılık 30 Mayıs’ta son sözünü söyledi ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.  Savcılığın karar yazısında basının kamuya haber iletme görevi olduğu hatırlatılarak sözkonusu haberin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Dolayısıyla bu haberde hakaret amacının güdülmediğine kanaat getiren savcılık, haberi yazan kişi hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. 

10
Jun
08

ÖNDER AYTAÇ VE EMRE USLU FETHULLAH’IN AKP’YE ÖNERDİĞİ YOL HARİTASINI YAZDI

Taraf Gazetesi yazarları Önder Aytaç ve Emre Uslu, Fethullah’ın yol haritasını yazdı. Aytaç ve Uslu’ya göre AKP Ergenekon operasyonunu genişletmeli, güçlü bir medya desteği sağlamalı, yeni bir Anayasa yapmak üzere baskın seçim kararı almalı. Bunlar yapılmazsa AKP dağılacak ve yok olacak.

Taraf Gazetesi Yazarları Emre Uslu ve Kültür Bakanlığı Müsteşarlığına atanan Önder Aytaç, AKP’yi Fethullah’ın bundan sonra önerdiği yol haritasını yazdı. AKP Hükümeti ve düşüncesinin bir daha geri gelmeyecek şekilde gönderilmesinin planlandığını yazan Aytaç ve Uslu’nun cümlesi çok dikkat çekici: “Menderes sonrası Demirel, Demirel arkasından Özal, Özal gidince Erdoğan’ın geldiği düşünülürse, bir sonrasında da Allah göstermesin ABD destekli “Gülen” birileri gelebilir mi?” Aytaç ve Uslu, bunu başkalarının korkusu gibi yazıyor ama daha çok bir planı da açığa vurarak tehdit savuruyor.

AKP’nin yok olmaması için üç şey yapması gerektiğini ileri süren Aytaç ve Uslu, sırayla şunların yapılmasını istiyor: 1. Ergenekon operasyonu Türk Silahlı Kuvvetlerini ve yargıyı da kapsayacak şekilde genişletilmeli. TSK ve yargı içinde tasfiyenin bu aşamada mümkün olmadığını yazan Aytaç ve Uslu, “kritik zamanlarda kritik müdahaleler yaparak yeni maceracıların yolları tıkanabilir” diyor. 2. AKP’ye güçlü bir medya desteği sağlanmalı. Gay ve lezbiyenleri kucaklayacak ölçüde açılımlar yapılması. 3. Baskın erken seçim. Meclis’in acil bir oturumla toplanarak Anayasa mahkemesi kararını hükümsüz sayan bir karar alması ve arkasından da yeni anayasayı yapmak üzere baskın seçim kararı alması. 4. AKP ve yandaşlarının sokağa çıkması. Önder Aytaç ve Emre Uslu’ya göre AKP bunları yapmazsa dağılacak ve yok olacak; Köksal Toptan, Cemil Çiçek 160′a yakın milletvekili ile 500′e yakın emniyetçi ve bürokrat AKP’yi terkedecek.

10
Jun
08

ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANI KILIÇ’IN İBDA-C BAĞLANTILI OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI

Aydınlık Dergisi’nin bu haftaki bir haberi gündem yaratacak. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın terör örgütü İBDA-C ile bağlantılı olduğu ortaya çıktı. Türkiye’nin en yüksek yargı organının başkanlığı görevini yürüten Kılıç, 12 Eylül öncesinde İBDA-C lideri Salih Mirzabeyoğlu’nun başında bulunduğu hareketin yayın organı olan Gölge Dergisinin Ankara sorumlusuydu. Haşim Kılıç, Anayasa Mahkemesi üyeliğine Turgut Özal tarafından atanmıştı.

Şu anda Türkiye’nin varlığı için en önemli kararlar vermek durumunda olan yüksek yargı organının başkanı Haşim Kılıç’ın bir dönem terör örgütü İBDA-C ile bağlantısı olduğu ortaya çıktı. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, İBDA-C’nin 1975-1976′larda çıkardığı “Gölge” dergisinin Ankara Sorumlusuydu.

Bu iddiayı ilk kez İBDA-C’ye yakın Baran Dergisi 1 Mayıs 2008 tarihli sayısında ortaya attı. Bu hafta bayilerde olan Aydınlık Dergisi de Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın terör örgütü İBDA-C ile bağlantılı olduğunu güçlü kanıtlarla okurlarına duyurdu.

Gölge Dergisinin 1975-1976 yılında çıkan bazı sayılarında Ankara Temsilcisi olarak “H. Kılıç” yazarken, bazı sayılarında ise açıkça “Haşim Kılıç” yazıyor. Dönemin radikal İslamcı çevrelerine yakın kaynaklar da Haşim Kılıç’ın İBDA-C lideri Salih Mirzabeyoğlu hareketindeki bu görevini doğruluyor.

Haşim Kılıç ise bu iddiaları yalanlıyor: “Benim 1975, 1976 ve daha sonraki yıllarda o isimdeki bir dergiyle veya öyle kişilerle, guruplarla uzaktan yakından bir ilgim yoktur, olmamıştır. Künyede Haşim Kılıç diye geçse de, asla ilgim yoktur. Baran diye bir dergiyi görmedim, bilmiyorum. Ben o tarihlerde Sayıştay’da görevli devlet memuruydum. Müstafi addedilmem gerekir. Benim olmam mümkün değildir.”

Haşim Kılıç İBDA-C’nin yayın organı Gölge’deki yöneticilik görevini yalanlıyor ancak terör örgütünün lideri Salih Mirzabeyoğlu “Tilki günlüğü” adlı 6 ciltlik kitabında birçok kez Haşim Kılıç’tan söz ediyor: “Sayıştay müfettişi Haşim Kılıç Bey… Yanında biri var… Haşim kızgın ve kavga etmeye gidiyor gibi… Yanındaki, ona mani olmak için ceketinin arkasından çekerken, sanki ceketi çıkacak… Haşim Bey’in üzerine sert bir şekilde gidiyorum ve vuruyorum… Sonra yatmış bir haldeyken ayağını buruyorum ve baş aşağı bir çukura sarkıtıyorum… Bu sırada o küçülüyor, bir çocuk olarak sağ pazumun üstüne oturmuş… Pazum, dikkati çekecek şekilde diri ve şiş… Memnun bir halde, alkışa mukabele eder gibi, elimle selamlıyorum!”

Haşim Kılıç hukukçu değil, Sayıştay denetçisi. Ancak hukukçu olmamasına rağmen, Sayıştay kanununa eklenen geçici bir maddeyle adaylar arasına girmesi sağlanıyor ve Cumhurbaşkanı Turgut Özal tarafından Anayasa Mahkemesi’ne üye yapılıyor. Bu durum sert itirazlara gürültüye yol açıyor, Anayasa Mahkemesi geçici maddeyi Anayasaya aykırı bularak iptal ediyor.

Buna rağmen Özal, Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez diyerek Kılıç’ın görevde kalmasını sağlıyor. Özal yalnızca Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararını işletmemekle kalmadı, o sırada devletin istihbarat birimleri tarafından bilgisine sunulan, Haşim Kılıç’ın İBDA-C bağlantısını dikkate almadı. 

10
Jun
08

ANAYASA MAHKEMESİ’NİN KARARI YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NIN ELİNİ GÜÇLENDİRDİ

Anayasa Mahkemesi’nin türban kararı, AKP kapatma davasında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın elini güçlendirdi. Türban düzenlemesi, AKP’nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline gelmesinde önemli eylemlerden biriydi. Düzenlemenin Anayasa’nın laiklik ilkesine aykırı bulunarak iptal edilmesi, kapatılma ihtimalinin güçlendiği şeklinde yorumlandı.

Anayasa Mahkemesi’nin türban düzenlemesini laiklik ilkesine aykırı bularak iptal etmesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın hazırladığı iddiananeyi güçlendirdi. Türban düzenlemesi, AKP’nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline gelmesinde önemli bir eylem olarak iddianamede yer alıyordu.

İddianamede, türbana serbestlik tanınmasının Anayasa’nın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddelerine aykırı olduğu kaydediliyor ve Anayasa ve yasalarda değişiklik yapılarak türbana serbestlik tanınmasının olanaklı olmadığı vurgulanıyor. İddianamede, türbanın, AKP’nin Cumhuriyet devrimlerine karşı kararlılıkla yürüttüğü mücadelede kullandığı bir dini ve siyasi simge olduğunun altı çiziliyor.

İddianamede, türban düzenlemesinin yanında kapatmaya konu olacak, BOP eşbaşkanlığından, kadrolaşmaya kadar AKP yetkililerinin bir çok eylem ve açıklaması bulunuyor.




İstatistikler

  • 461,672 Tıklama

 

Haziran 2008
M T W T F S S
« May   Jul »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30