17 Jun 2008 için arşiv

17
Jun
08

HAŞİM KILIÇ DERHAL İSTİFA ETMELİDİR

Aydınlık Dergisinin “Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç İBDA-C Bağlantılı çıktı” haberi gündemdeki yerini korumaya devam ediyor. Aydınlık, Haşim Kılıç’ın İBDA-C’ye bağlı Gölge Dergisi’nin Ankara temsilcisi olduğunu yazdı. Kılıç’sa sözü edilen kişinin kendisi değil Hüsnü Kılıç adında birinin olduğunu savundu. İşçi Partisi, Gölge Dergisi’nin Ankara temsilcisinin Hüsnü Kılıç değil Haşim Kılıç olduğunu belgeldi ve Kılıç’ın Anayasa Mahkemesi Başkanlığı görevinden derhal istifa etmesi gerektiğini açıkladı.

İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Erkan Önsel, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın yalan söylediğini ve görevinden istifa etmesi gerektiğini belirtti. Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç’ın söz konusu yayın organı ile örgütle hiçbir bağının bulunmadığını ve dergide adı geçen kişinin de kendisi değil Hüsnü Kılıç isimli bir vatandaş olduğunu iddia etti.

İşçi Partisi de, 1975-1976 yılında yayımlanan İBDA-C’nin Gölge dergisinin sayılarının künyelerini ortaya çıkardı. Derginin künyesinin Ankara temsilciği kısmının karşısında Haşim Kılıç yazdığı da böylece belgelenmiş oldu. İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Erkan Önsel ise Haşim Kılıç’ın “sözü edilen kişi ben değilim Hüsnü Kılıç’tır açıklamasına sert cevap verdi:

“Bu yalandır! Haşim Kılıç bu yalanını, derginin bazı sayılarında adı geçen kişinin “H.Kılıç” olarak yazılmasına dayandırmaktadır. Oysa derginin künyelerinde Haşim Kılıç’ın adı açıkça yazılıdır. Kendisi derginin künyesinde açıkça “Haşim Kılıç” yazılı olmasını açıklayamamaktadır. Bu “Haşim Kılıç”ın halen Anayasa Mahkemesi Başkanı olan Haşim Kılıç olduğu İBDA-C hareketinin lideri Salih Mirzabeyoğlu’nun 1991 yılında yayınlanan “Tilki Günlüğü” adlı anı kitabının beş ayrı yerinde yazılıdır. Salih Mirzabeyoğlu, kendisinden o tarihteki göreviyle “Sayıştay denetçisi Haşim Kılıç” olarak söz etmektedir. Haşim Kılıç’ın son açıklamalarıyla, otuz yıl önce İBDA-C’nin yayın organı Gölge dergisinin Ankara temsilcisi olmasından da ötesinde daha vahim bir durum ortaya çıkmıştır: Haşim Kılıç yalan söylemektedir. Yalan söyleyen bir kişi Anayasa Mahkemesi Başkanı olamaz. Haşim Kılıç derhal istifa etmelidir.

17
Jun
08

FETHULLAH’I ÖVEN İZZETTİN DOĞAN’A TEPKİ YAĞIYOR

Cem Vakfı Genel Başkanı İzzettin Doğan’ın Fethullah Gülen’i öven açıklamalarına siyasi parti ve Alevi kitle örgütlerinden tepki geldi. Doğan’ın yaptığı açıklamanın ideolojik olduğunu belirten Alevi dernekleri, “İzzettin Doğan durduğu yeri açıkca belli etmiştir. Doğan, alevi şeriatı kurmak istiyor” dediler. İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Özbey de “İzzettin Doğan, Türk milletinden özür dilemeli ve köşesine çekilmelidir!” dedi.

İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Özbey tarafından yapılan yazılı açıklamada, İzzettin Doğan’ın açıklamalarının derin bir infial yarattığı belirtildi. Açıklamada şöyle denildi:

“Cumhuriyetçi Eğitim (CEM) Vakfı Başkanı İzzettin Doğan, 16 Haziran 2008 günlü Vatan gazetesinde yayımlanan açıklamalarında, “Fethullah Hoca’yı tanırım. Saydığım bir insan. Birkaç defa görüştük, konuştuk, kendisi geldi. Cemevlerinin yapımında olumlu bir katkısı vardır. Fethullah Hoca’nın düşüncesi açık ve net. Eğitim yoluyla, demokratik yolla 15-20 yıl içersinde Türkiye’yi bir Müslüman devlet haline dönüştürmek istiyor. Amacı bu” dedikten sonra, Anayasal düzeni yıkmak için örgüt kurmak suçundan yargılanan Fethullah Gülen’in, Nazım Hikmet’le aynı durumda olduğunu savlamış ve “Fethullah Gülen konusu da, onun Türkiye’ye gelmesi konusu da müsamaha görmeli” deme cüretini gösterebilmiştir.

İzzettin Doğan’ın açıklamaları Atatürk Cumhuriyetinden yana tüm yurttaşlarımızda derin bir infial yaratmıştır.  Fetullah Gülen, sığındığı Amerika’dan Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında milletimizi etnik, dinsel, mezhepsel kardeş kavgalarına sürüklemek ve nihayet güzel Türkiyemizi parçalamak planının piyonudur. Fetullah Gülen, Atatürk Cumhuriyetinin düşmanıdır. Bu düşmanlığını eylemli olarak sürdürmektedir. Oluşturduğu F Tipi Gladyo örgütü aracılığıyla ulusal kuvvetler, Türk Silahlı Kuvvetleri ve bağımsız Türk yargısına karşı tertip ve karalamalar peşindedir. Bu görevi BOP Eşbaşkanı Recep Tayyip Erdoğanlarla birlikte icra etmektedir.

Hedefi Atatürk Cumhuriyetini yıkarak yerine Amerikan sömürgesi ılımlı İslam devleti kurmaktır.
Türkiyemizin başına gelen her melanetin altında Fetullah Gülen vardır. Fetullah Gülen bu şer faaliyetleri nedeniyle yargılanmaktadır. Öte yandan Nazım Hikmet, vatan şairidir. Türk milletinin yiğit bir evladıdır. Fetullah Gülen’le, Nazım Hikmet’i benzeştirmek akıl, mantık ve vicdan dışıdır. Alevi yurttaşlarımız ayrılmaz asli unsuru oldukları Türk milletinin tamamı gibi her şart altında Atatürk Devrimini savunmuşlardır ve savunmaya devam edeceklerdir. Atatürk düşmanlarına övgüler düzenlerin Alevi kültürü ve kimliğiyle, Türk ulusunun özlem ve istemleriyle bir ilgisi olamaz. Adı “Cumhuriyet”le başlayan CEM Vakfı’nın başkanı olan ve Alevi yurttaşlarımızın kutsal inançlarını istismar ederek onların önderi rolüne soyunan İzzettin Doğan’ın, bu davranışının adını Alevi kültürü koymuştur: “Yol düşkünlüğü”. Diğer adıysa “Hınzır Paşa”lıktır.
İzzettin Doğan, Türk milletinden özür dilemeli ve köşesine çekilmelidir!”

Alevi örgütleri, Nazım Hikmet ve Fethullah’ın ayın yere koyulamayacağını söyleyerek, “İzzettin Doğan’ın açıklaması kendisini bağlar, Aleviler cumhuriyet düşmanına sahip çıkmaz” dediler.

17
Jun
08

ESAS HAKKINDAKİ SAVUNMA AKP’DEN HAKARETE VARAN İFADELER

AKP’nin esas hakkındaki savunmasında,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı hedef alınıyor. Savunmada, hakarete varan ifadeler dikkat çekiyor. İşte birkaç örnek: “bilgisizlik, ideolojik önyargı, hayal ürünü iddialar, iftira, karalama, siyasi paranoya, çaresiz, ilkel, geri, çağdışı”… AKP’nin kendini savunmak yerine hakereti tercih etmesi, çaresizliğinin bir sonucu olarak yorumlandı.

AKP esas hakkındaki savunmasında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya hakkında hakarete varan ifadeler kullandı. Esas hakkındaki savunmada, bilgisiz, hayal ürünü iddialar, iftira, karalama, siyasi paranoya, çaresiz, ilkel, çağdışı gibi ifadelerin yer alaması dikkat çekti. İşte bir kaç örnek: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, esas hakkındaki görüşünde, Laikliğin bilime dayanan, siyasal, sosyal ve kültürel yaşamın çağdaş düzenleyicisi olduğunu vurgulamıştı.

AKP ise bu tanımı eleştirdi. Eleştirmekle de kalmadı, işi hakarete götürdü. AKP’ye göre bilime dayanan siyasal, sosyal ve kültürel yaşam ibaresi, 19′uncu yüzyılda kalmış pozitivizme özgü bir iddia. AKP’ye göre, “Bu iddia çağdaş bilimin varmış olduğu nokta açısından ilkel, geri ve çağdışıdır.” Yalçınkaya, AKP’nin türbanın önünü açan Anayasa değişikliğini de eleştirmiş, AKP’nin Anayasal düzeni ve demokrasiyi tehlikeye soktuğunun altını çizmişti.

AKP ise bu olguya yine hakaretle cevap verdi. AKP’ye göre bu ifade siyasi paranoya örneği. Yine AKP’ye göre, AKP’nin demokrasiyle bağdaşmayan bir projeye sahip olduğunu söylemek de hayal ürünü bir iddia. AKP’nin esas hakkındaki savunmasında kendini savunmak yerine saldırı ve hakareti tercih etmesi ise Ankara’da çaresizliğin bir sonucu olarak yorumlandı. 

17
Jun
08

AKP SAVUNMASINDA EŞBAŞKANLIK İNKAR EDİLEMEDİ BOP SAVUNULDU

AKP, Anayasa Mahkemesi’ne sunduğu esas hakkındaki savunmada, Tayyip Erdoğan’ın Büyük Ortadoğu Projesi’nin eşbaşkanı olduğunu bu kez inkar edemedi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın esas hakkındaki görüşünde Erdoğan’ın BOP eşbaşkanlığını belgeleriyle kanıtlamasının ardından AKP, bu kez Büyük Ortadoğu Projesi’ni savundu.

AKP, Anayasa Mahkemesi’ne sunduğu esas hakkındaki savunmada, Büyük Ortadoğu Projesi’ni savundu. AKP’ye göre herhangi bir anlaşma ya da sürece dayanmayan Büyük Ortadoğu Projesi, siyasal söylemdem ibaret, AKP, savunmasında BOP’la ilgili ek iddiaların senaryo ve hayal ürünü olduğunu da ileri sürüyor.

AKP’ye göre, ABD’de çıkan bir dergide yayımlanan bir yazı ve haritadan hareketle AKP’nin bölge ülkelerinin sınırlarını, Türkiye’nin üniter yapısını değiştirmek, bağımsız Kürt devletine destek olmak gibi bir planın ve çabanın içinde olduğunu iddia etmek temelsiz ve ideolojik bir suçlama.

Esas hakkındaki savunmada, AKP’nin dış politika çalışmalarının ulusal güvenliği güçlendirdiği de iddia ediliyor. Küreselleşmeyle birlikte milli güvenliğin ulusal sınırların ötesinde başladığı ileri sürülen savunmada, AKP’nin ileri cephe siyaseti izlediği ifade ediliyor.

Tayyip Erdoğan’ın savunmasında ise Büyük Ortadoğu Projesi’nin eşbaşkanlığıyla ilgili bir ifade yer almaması ise dikkat çekti. Erdoğan, 152 sayfalık savunmasında Büyük Ortadoğu Projesi’nden bahsetmedi.

Ön savunmada, BOP eşbaşkanlığını inkar eden Erdoğan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın esas hakkındaki görüşünde Erdoğan’ın BOP eşbaşkanlığını belgelemesinin ardından bu konuyu görmezden geldi. Erdoğan, ön savunmada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Büyük Ortadoğu Projesi’yle Medeniyetler İttifakı’nı karıştığını ileri sürmüştü. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, esas hakkındaki görüşünde, Erdoğan’ın BOP eşbaşkanlığını belgeleyen konuşmaları ek delil olarak Anayasa Mahkemesi’ne sunmuştu.

Yalçınkaya esas hakkındaki görüşünde, Büyük Ortadoğu Projesi’yle Ortadoğu ve Orta Asya’daki ülkelerin sınırlarının etnik, dinsel ve dilsel durumlara göre yeniden çizilmek istendiğini vurguladı. BOP’un Ilımlı İslam ideolojisi kullanılarak yapılmaya çalışıldığını belirtilen esas hakkındaki görüşte, AKP’nin de Ilımlı islam ideolojisini benimsediği kaydedildi. ABD’de yayınlanan haritalara da atıf yapılan esas hakkındaki görüşte, BOP haritalarında Türkiye’nin Güneydoğusu’nun Kürdistan olarak gösterildiği vurgulandı.

 




İstatistikler

  • 461,650 Tıklama

 

Haziran 2008
M T W T F S S
« May   Jul »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30