Artık Türkiye’de darbe yapabilecek bir değil iki güç var!
TSK’nın yeri ve “darbe” tehlikesi üzerine yoğunlaşan tartışmalar, siyasette “vesayet” konusunu da yenden gündeme getirdi. Bilindiği gibi, belli kesimler AKP’ye karşı siyaset yapan bütün özneleri “darbe yandaşı” ya da “ordu vesayetinde” olmakla suçluyor. Ancak bu suçlamaları yapan kesimlerin ortak özelliği Avrupa Birliği, ABD ya da Soros’un vesayeti altında olmaları. Ülkede yaşananlar, sanal düşman üretip kendi niyetlerini gizlemeye dayanan emperyalist toplum mühendisliği taktiğinin bir kez daha sahneye konduğunu gösteriyor.
TSK’nın siyasetteki yerine dönük tartışmalar son üç yılda yoğunlaştı. Bu dönem aynı zamanda Avrupa Birliği ve ABD’nin toplumsal ölçekte daha çok sorgulanır olduğu yıllara denk düşüyor. Son yıllarda üst üste yapılan kamuoyu araştırmaları Türkiye halkının ABD ve AB’ye güven duymadığını gösteriyor. Bu iki emperyalist odağın Irak işgali, “çuval hadisesi”, AB’nin Türkiye’ye karşı uyguladığı düşünülen çifte standart gibi gündemlerle itibarının sarsılmasının hemen ardından uygulamaya konulan “toplum mühendisliği”, ders kitaplarına geçecek bir incelik taşıyor.
Emperyalist odaklarla yakın bir ilişki içerisinde olan aktörler tarafından yürütülen kampanya Türkiye’de, Sırbistan-Ukrayna-Gürcistan-Kırgızistan örneklerinde olduğu gibi, neo-liberal politikaların ihtiyaç duyduğu devlet yapısının kurulmasını kolaylaştıracak bir toplumsal zemin oluşturmak ve “bağımsızlık” düşüncesini bütünüyle çağdışı ilan etmek gibi amaçlar taşıyor. Bir yandan AKP karşıtı olmak “darbecilikle” özdeşleştirilirken, AB, ABD ve Soros vesayetçiliği meşru hale getirilmeye çalışılıyor.
Kim bu mühendisler?
ABD’li spekülatör George Soros’un Türkiye temsilcilerini listenin en başına yazmak mümkün. Bilindiği gibi George Soros’un ismi Gürcistan’da, Ukrayna’da ve Kırgızistan’da hayata geçirilen turuncu ve kadife devrimlerde sıkça duyulmuştu. Soros tarafından kurulan ve uluslararası bir örgütlenme olan Açık Toplum Enstitüsü Türkiye’de de çalışma yürütüyor. Enstitü’nün Türkiye direktörü Hakan Altınay yine Soros tarafından finanse edilen “Bağımsız” İletişim Ağı’nda (bianet.org) ve Taraf Gazetesi’de yayımlanan yazısında Soros’tan “zengin, ancak servetini çok lüks bir yaşam sürdürmek yerine, ‘açık toplum’ ideali için harcayan sıradışı biri” olarak bahsediyor. Bu enstitü TESEV, Açık Toplum Enstitüsü, Helsinki Yurttaşlar Derneği, Türk Demokrasi Vakfı, Tarih Vakfı, ARI Derneği, Liberal Düşünce Topluluğu, TOSAV, BiaNET, AÇEV, Umut Vakfı ve Bilgi Üniversitesi’ni doğrudan destekliyor.
Soros’tan yıllık 2 milyon dolar
Danışma Kurulu üyelerini her sene değiştiren Enstitü’de şu ana kadar Neşe Düzel, Murat Belge, Eser Karakaş, Baskın Oran gibi isimler görev almış. Enstitü’nün Danışma Kurulu Başkanlığı’nı ise eski TÜSİAD yöneticisi patron Nazif Can Paker yapıyor. Paker aynı zamanda TESEV’in başkanlığını yürütüyor. Paker, Soros’un yıllık yaklaşık 2 milyon dolarlık bir bütçeyi Türkiye’deki projeler için ayırdığını söylemişti. Gürcistan, Ukrayna, Kırgızistan gibi ülkelere yapılan desteklerin yüz bin dolarlarla ifade edildiği düşünüldüğünde bu rakamın önemi anlaşılıyor. Can Paker bir röportajında şöyle söylüyor: “AB hedefine kim adım atabiliyorsa kesin ona destek veririm. Adım atmayana destek vermemeye çalışırım. Artı karşısında olmaya çalışırım. AB yolundan ayrılanların da yine karşısına çıkarım. Benim için Türkiye’nin siyasi çatısı Avrupa Birliği’dir.” Açık Toplum Enstitüsü ve vesayeti altındaki kurumlar ve kişiler, yayınları ve yürüttükleri faaliyetlerle “toplum mühendisliği”nin en önemli örneklerini sunuyorlar.
Fethullahçılar
Toplum mühendisliği söz konusu olduğunda Açık Toplumcularla yarışan bir diğer ekip ise Fethullah’çılar. Medya ayağını Zaman, Samanyolu TV, Aksiyon Dergisi, Ebru TV, Mehtap TV, Cihan Haber Ajansı ve Burç Fm’in de içinde olduğu bir dizi yayın organının yaptığı bu örgütlenme ayrıca 1998 yılında bu yana Abant Toplantılarını düzenliyor. Yüzlerce akademisyen, yazar ve siyasetçiyi bir araya getiren Abant Toplantıları, (şimdilik) ABD’deki Fethullah Gülen’in Türkiye siyasetinin eksenini belirlemekteki en önemli platformu olarak görülüyor.
Sene başında AKP’ye karşı üniversitelerde düzenlenen eylemleri provokatörlük ve darbe yandaşlığı olarak niteleyen bu grubun yayınları, AKP yayını gibi çalışan Yeni Şafak, Bugün, Star türü gazetelerle birlikte güncel olarak devam eden “Darbeye Karşı 70 Milyon Adım” gibi inisiyatiflerin de baş destekçisi durumunda.
Son dönemde AKP’ye yakın sivil toplum örgütlerinin bir araya gelişiyle oluşturulan ve 350’ye yakın katılımcıya sahip Ortak Akıl Hareketi ise “darbe karşıtı” bir toplumsal hareketlilik yaratma amacını taşıyor. İlk mitingini dün Malatya’da gerçekleştiren Ortak Akıl Hareketi’nin “Kayıt yok, şart yok, Egemenlik Milletin” yazılı afişleri bu günlerde panoları süslüyor.
Geçen hafta İstiklal Caddesi’nde “Darbeye karşı 70 milyon adım” inisiyatifi tarafından düzenlenen “Darbeye Durde” yürüyüşünde bütün bu aktörlerin buluşmasına tanık olundu. Kendisini “solcu” olarak tanımlayan isimlerin de dahil olduğu bu yürüyüş AKP’ye ve emperyalizme karşı verilecek mücadelenin önünü kesmek üzere yürütülen faaliyetin nicel olmasa da nitel anlamda önemli bir yol aldığını gösterdi.
Son Yorumlar