Çanakkale’de yapımı devam eden termik santral, doğa ve tarih yağmalıyor.
Çanakkale’nin Biga ilçesinde kurulum çalışmaları devam eden termik santrale tepkiler giderek artıyor. Çelik Enerji Tersane ve Ulaşım Sanayi A.Ş. (İÇDAŞ) tarafından projelendirilen, toplam 2100 megawat gücündeki santralin, yapıldığı yerin tarihsel önemi, çevresel ve ekonomik etkileri, tepkilerin esas hedefini oluşturuyor.
Son olarak geçtiğimiz cuma günü Çanakkale Ziraat Mühendisleri Odası’nda Çanakkale Çevre Platformu Dönem Sözcüsü Hicri Nalbant tarafından, “dünyanın en kirli teknolojisi” olarak nitelendirilen termik santrale ve İÇDAŞ’ın politikalarına karşı bir basın açıklaması yapıldı.
Termik santrallerin çevreye olan kalıcı zararlarının anlatıldığı basın açıklamasında, Çanakkale’de üç yıldır yapım çalışmaları devam eden santralin kurulum yerine değinilerek, kazı çalışmaları hâlâ devam eden ve tarihi İ.Ö. 8. yüzyıla kadar uzanan antik kent Parion’un 1 km kuzeyinde yapılacak santralin kültürel ve tarihi değerleri yok edeceği belirtildi.
“Sosyal suçluluk projesi”
Basın açıklamasında konuyla ilgili özel olarak vurgulanan bir nokta ise, İÇDAŞ’ın Parion kazılarına sponsor olmasıydı. Bu sponsorluğun “manidar” olduğunu söyleyen Hicri Nalbant, bu durumun kabul edilemez olduğunu ifade ederek “yapılacak bilimsel araştırmaların da bu gelişmelerden şüphesiz etkileneceği”ni vurguladı. İÇDAŞ’ın termik santralin yapılacağı yerde 2005 yılından bu yana sürdürülen kazılara “sosyal sorumluluk projesi kapsamında” sponsor olması büyük bir reklam kampanyasıyla tanıtılmış, kuruluş Çanakkale Valiliği’nden ödül almıştı. Genel Müdür Bülend Engin’in ödül töreninde “sosyal sorumluluk projelerinin İÇDAŞ’ın kurumsal kimliğinin bir parçası” olduğunu iddia etmiş ve “tarihine sahip çıkamayan toplumların geleceklerine sahip çıkamayacaklarını” söylemişti.
“Çanakkale’nin emisyon hacmi dikkate alınmadan yanlış yer seçimi”yle yapılan santralin, ormanları yok edeceği, suları zehirleyeceği ve dolayısıyla tarım ürünlerinde kalite ve üretim kaybına neden olacağı konuları basın açıklamasında yer bulan diğer etkilerdi. Bu gelişmelerin, “yaşamını tarımdan, ormancılıktan ve balıkçılıktan sağlayan çok sayıda üreticiyi göçe zorlayacağı” belirtilerek “gıda güvenliğimiz tehlikeye düşecektir” denildi.
“Santraller dışa bağımlılığımızı artıracak”
Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Hicri Nalbant, yapılması düşünülen santrallerin fiyatı son bir senede yüzde 100 artan ithal linyitle çalıştığını ve bunun ülkemizi dışa bağımlı hale getirdiğini belirterek çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Çanakkale bölgesinde sanayi kurulması için ilgili alanların tarım alanları statüsünden çıkarılıp sanayi alanı statüsüne sokulması ve bu konudaki raporun illerle bulunan Toprak Koruma Kurulu’ndan (TKK) alınması gerekliliğini açıklayan Nalbant, İÇDAŞ’ın ilk önce ÇED raporu alarak inşaata başladığını ama TKK’dan gerekli izni almadığı için sürecin yasal bir şekilde işlemediğini dile getirdi.
Nalbant, İÇDAŞ’ın Parion kazılarına sponsor olmasıyla ilgili olarak da “bilimsel araştırmaların üzerine siyasetin ve paranın gölgesinin düştüğü” görüşlerine yer verdi ve artık “kazıları sürdüren Cevat Başaran’ın söylediklerini şüpheyle karşılarım” dedi.
Santralin sonuçlarını “dışa bağımlılık, ormanların ve arazilerin tahrip olması, insanların sağlıklarının ciddi oranda bozulması” olarak özetleyen Nalbant, Çanakkale’nin fazlasıyla rüzgar ve güneş alan bir şehir olduğunu belirterek “rüzgardan, güneşten ve su buharından” enerji üretilmesini alternatif olarak önerdi.
Çevre ve tarih katili: İÇDAŞ
İÇDAŞ, İstanbul Sanayi Odası tarafından yapılan ilk 500 sanayi şirketi sıralamasında 2007 yılında 10. sıraya yükseldi. Patronu Bayram Aslan da Türkiye’nin 97. zengini. İthal hurda demiri işleyerek demir çelik üreten şirketin 2007 cirosu 2 milyar 100 milyon dolar. 2008’de bunu yüzde 50 oranında arttırmayı hedefleyen İÇDAŞ, AKP döneminden de Çanakkale’nin altın tepside sunulması başta olmak üzere en fazla nemalanan şirketlerden biri.
Şirket Çanakkale’de geçtiğimiz yıl 1,5 milyar dolar tutarında yatırımla yeni bir “entegre” tesis yaptı. Hurdadan demir üretmekten yani dışa bağımlılıktan vazgeçmeyen, “entegresi”ni demir çelik üretiminin yanısıra tersane, liman, enerji santrali gibi alanlarda da yatırım yapıyor oluşundan alan tesise 2009 yılında da 2 milyar dolar civarında harcama yapılacağı belirtiliyor. İÇDAŞ, bu yatırımlar içinde yer alan deniz suyu arıtma projesi sayesinde geçtiğimiz Haziran ayında “çok itibarlı” olduğu vurgulanan bir ödül aldı. Avrupa Birliği Çevre Ödülü “Yönetim Kategorisi”nde İÇDAŞ’a verildi. Şirket çevre konusunda kendilerini temize çıkaracak faaliyetlere özel önem veriyor.
Başbakan da tescilledi: İÇDAŞ “çevre dostu”
Türkiye’nin Erdemir’den sonra en büyük demir çelik üreticisi olduğu vurgulanan İÇDAŞ’ın Biga’daki tesislerinin açılışı geçtiğimiz Nisan ayında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapıldı. Beraberinde 10 bakanla geldiği törende Erdoğan İÇDAŞ’ın başarısıyla gurur duyduğunu söyleyip “Türkiye’de Aslan Ailesi gibi müteşebbislerin olması bizi memnun ediyor ve bu insanlar bağırarak çağırarak ‘biz buradayız’ demiyorlar. Yatırım ve üretim yapıyorlar. Türkiye’nin ihtiyacı içi boş olan tartışmalar değil, işte burada gördüğünüz manzaradır. Aslan Ailesi, ülkemiz sanayisinin yüz akıdır” demiş, yapılan enerji santralinin çevre dostu olduğunun da altını çizmişti.
“Kayıp” tesis
Çevre ödülleri ve övgüleri yağan İÇDAŞ’ı “bugünlere getiren” ve halen faal olan Güneşli’deki tesisten nedense kimse söz etmiyor. Firmanın web sitesinde bile yer almayan tesis İstanbul’un kirliliğine özel katkısı ile biliniyor. Ancak daha iyi ambalanmış olsa da hem bağımlılık hem de çevre kirliliği açısından Çanakkale’deki tesisin de aşağı kalır yanının olmadığı uzmanlar tarafından vurgulanıyor.
Son Yorumlar