18
May
09

“Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür”

Türkiye'yi kurtarmak CHP'yi kurtarmaktan daha kolay

Kuşaklar boyu Atatürkçüler CHP’yi düzeltme derdiyle tükendi gitti. Oysa Türkiye’yi kurtarmak CHP’yi kurtarmaktan çok daha kolay… CHP’yi mi kurtaracağız yoksa Türkiye’yi mi? Önce buna karar verelim. Eğer önce Türkiye diyorsak CHP’nin Atatürkçülerle halk arasında engel olduğunu kesinlikle göreceğiz.

“Fikri hür,  vicdanı hür,  irfanı hür”  insanlar

nerede..?

Atatürkçülerimizin en sevdiği sözlerden biri: “Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” olmak… Atatürk bunu söylediğinde devrimin yeni nesillerini ve yeni insanını tarif ediyordu.

Bugünkü Atatürkçülerimiz genellikle Atatürk’ün tarif ettiği bu yeni insanda kendilerini bulurlar. Oysa Atatürk’ün özlemini duyduğu devrimci nesille, bugünkü umursamaz ve kaderci bireylerin hiçbir alakası yoktur.

Atatürk Bursa Nutku ve Gençliğe Hitabe’de “hür” olmanın ne demek olduğunu çok açık tarif etmektedir. Burada kastedilen “hür”lük toplumdan kopuk, kendine has, asude ve boş bir hayat yaşamak değildir. Atatürk tersine, karşı devrimden ve onun sisteminden “hür” olmayı, onların iktidarından ve zincirlerinden “hür” olmayı, gerekirse karşı devrimci iktidara karşı taşla sopayla karşı çıkmayı öğütlüyordu. Kısacası Atatürkçü, iktidardan ve düzenden “hür” ama devrime bağlı olmak zorundadır.

Oysa bugünkü Atatürkçülerimiz ne yazık ki birey olmak derdindedir. Zannetmektedirler ki, Atatürk onlara ümmet olmaktan çıkın ve birey olun demiştir. Dolayısıyla onlar toplumdan, ülkenin sorunlarından ve devrimden “hür” ama burjuva yaşam tarzına ve düzene tamamen bağımlı yaşamayı “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” olmakla bir görmektedirler. Böylelikle Cumhuriyet yıkılsa bile kendi burjuva rahatlıklarından ve hürriyetlerinden asla taviz vermemek, “aydınlanmış birey” kalabilmek mümkün olabilmektedir.

Oysa ümmetlikten bireyliğe çıkmış olmakla övünen bu tür Atatürkçü aslında AKP için ümmetin en kolay güdülebilecek kesime haline gelmiştir. Çünkü örgütsüzdür, asla mücadele etmez, asla kendi örgütünü kurmaz. En kolay yönlendirilebilecek ve en apolitik kitle haline gelmiştir. Ümmetçiler daha ne istesin?!

Sürüklenmek  kader mi..?

Toplum iradesinin vücut bulduğu alan politikadır. Politikleşen ve örgütlenen kişi, birey olmaktan çıkıp toplumsal güç öznesi olmaya başlar. Kısacası insan olmanın yolu bireyselleşmek değil, tersine bireycilikten arınmak ve politikleşmektir.

Türkiye’de  siyasetin  en  dışındaki  kesim  kimdir..?

En örgütsüz, en apolitik, en eylemsiz kesimi soruyoruz. Türkiye’de her siyasi görüşü savunan kesimin örgütü vardır. Partisi vardır. Demokratik kitle örgütlerinde, sendikalarda faaliyet gösteren fraksiyonları vardır.

Ancak tek bir kesim buna istisnadır. Bu da ne yazık ki Atatürkçü kesimdir. Dolayısıyla bırakın “hür” olmayı ne yazık ki en kolay güdülen ve kontrol edilen kesimdir bu.

Hep başkalarının gazetelerini okur. Hep başkalarının sendikalarına üye olur. Hep başkalarının kitaplarını alır. Başkalarının kafasıyla düşünür ve dolayısıyla hep başkalarının partilerine oy verir.


Buna ehven-i şer tavrı deniyor. Bir seçim geliyor birileri diyor ki Ecevit’e oy verin. Niye? Çünkü tek seçenek o. İyi ama adam Fethullahçı, ABD’ye boyun eğmiş, solla Atatürk ile hiçbir ilgisi yok. Olsun ehven-i şer bu…

Öbür seçim aynı çevreler yine dürtüyor koyunları… Ecevit bunadı. Bu sefer CHP’ye… İyi ama hani siz geçen seçim Baykal’ı lanetlemiştiniz. Olsun artık tek seçenek bu. İyi de bu adam Ecevit’ten de beter. Tayyip ile anlaşmış. Kemal Derviş’i getirmiş. ABD ve AB ne isterse yapacak.

İtiraz edenler biraz çoğalırsa onları hizaya getirmek kolay: “CHP’ye vermezseniz bu AKP ve Tayyip’e yarar.” Bu her zaman ikna etmeye yeterli oluyor. Atatürkçülerin adeta kaderi bu…

CHP   Kürt – İslam’ın   çobanı

2002’de AKP’ye yaramasın diye CHP’ye oy attı insanlar. İyi de Recep Tayyip’i meclise o CHP sokmadı mı?

Aradan beş yıl geçiyor. Yine aynı terane: Aman oylarınızı mutlaka CHP’ye verin yoksa Recep Tayyip gelir. Birkaç ay sonra aynı Baykal açıklama yapıyor: “Anayasa Mahkemesi’nin AKP’yi kapatmasına karşıyız.”

“AKP tüm toplumu ümmet yapmak istiyor.” diye haykırıyor bir Cumhuriyet okuru. Ne gerek var? CHP Kürt-İslam’ın çobanı olmuş. Asla ümmet olmayacak bir kesimi sürüde tutuyor nasıl olsa.

İnsanımız bu oyuna o kadar alışmış ki! Bu oyunu görüp isyan ettiği zaman aklına gelen ilk şey CHP’nin sürüsünden çıkıp başka bir sürüye girmek oluyor. Adamın biri meydanlarda ciyak ciyak bağırıyor: “MHP de Atatürkçü oldu. Solcular CHP’ye, sağcılar MHP’ye… Hem MHP, DTP’lileri mecliste rahat bırakmaz.”

Ardından Bahçeli elini önce DTP’lilere sonra da Abdullah Gül’e uzatıyor.

Bu hikâye böyle uzayıp gider. Siyaset dünyanın her yerinde grup çıkarları ve programlar üzerinden yapılır. Sınıflar, toplumsal kesimler, uluslar kendi çıkarları için siyasi programları oluşturur ve destekler.

Bu kural bir tek Türkiye’de geçersiz… Toplumun siyasi kimlik açısından en geniş kesimi, Atatürkçüler gazla siyaset yapıyor. Bu “en eğitimli ve en bilinçli” kesim asla parti politikası ve programına bakmıyor.

Program olarak CHP veya MHP’nin AKP’den hiçbir farkı var mı? AKP türbancı… MHP de öyle… Pek ya CHP? Hiçbir farkı yok.

AKP Kürtçü. Kürtçe TV, Kürtçe eğitim, Kürt özerkliği, Apo’ya af temel politikası. Bu temel politikalarda MHP’nin hiçbir farkı var mı? CHP ise artık ben daha Kürtçüyüm yarışına çıkmış.

AKP Amerikancı ve AB’ci. CHP ve MHP de öyle… AKP liberal ve özelleştirmeci… CHP ve MHP de öyle.

O zaman neden AKP’ye oy vermiyorsunuz? Program ve politikaları aynı… “Olsun nüans ve imaj farkları var.”

Zaten aynı “nüans ve imaj” farkıyla Atatürkçüler Recep Tayyip’i desteklemedi mi? Bu adam değişti, Erbakan’a göre daha ılımlı, Milli Görüş gömleği çıkardı diye gaz verilmiyor muydu bir zamanlar.

Atatürkçüyü kandırmak ne yazık ki çok kolay… Dün DSP, ondan önce SHP, bugün CHP, yarın kim bilir kim?

Atatürkçüler  güçlerinin  farkına  varsa…!!!!!!!!!!!!!

Atatürkçü olmayanları ister cahillikle suçlayın, ister eğitimsiz olmakla, ister kandırılmış olmakla… Ancak Atatürkçüler haricindeki tüm kesimler program ve ideoloji temelinde siyaset yapıyor. Gazla ve imajla oy veren tek kesim Atatürkçüler. Çünkü Atatürkçüler yalnızca oy veriyor. Bunu da demokrasi sanıyor.

Toplumdaki tüm siyasi akımların örgütü ve partisi var. Atatürkçüler ise adı üstünde seçmen… Bu yüzden siyasi yelpazeye bakıyor. En makul hangisi görünürse ona oy veriyor. Diğer siyasi kesimler ise en makulü veya ehven-i şer için değil, kendi partisi için çabalıyor.

Atatürkçülük ve devrimcilik yapmamak için çok kolay bir yol bulunmuş. 50 yılı aşkın süredir bu böyle devam ediyor. Atatürkçü seçmen diyor ki; ehven-i şer politikası yürütelim. Çünkü Atatürkçü parti yok. En azından CHP var. Orada toplanalım.

CHP ise diyor ki; nasıl olsa ehven-i şer politikası var. En az 7 milyon Atatürkçü bana oy vermek zorunda. Başka gidecek yerleri yok. O zaman ben de Atatürkçülük yapmak zorunda değilim. Kürtçülük, dincilik ve Amerikancılık yapabilirim. Böylelikle siyaset meydanında elim rahat olur.

Atatürkçüler topu CHP’ye atıyor. CHP topu Atatürkçülere atıyor. Böylelikle kimse Atatürkçülüğü ve Altı Ok’u savunmak zorunda kalmıyor.

Atatürkçü, başka parti yok bahanesiyle CHP’ye açık çek veriyor. Böylelikle rahatını bozmamış oluyor.

CHP de diyor ki senin desteğin zaten bende; izin ver ben de sağcılık yapayım ki daha geniş destek alalım.

Peki CHP Atatürkçüler dışında oy alabiliyor mu? Hayır, ama CHP biliyor ki bu palavrayı Atatürkçü seçmen yutacak, çünkü aslında onlar da dürüst değil. Onlar beş yılda bir CHP’ye oy verip sonra beş yıl boyunca CHP ve Baykal’a küfredebilmeyi hazmetmiş bir kitledir.

Bu sayede iki saçma mantık silsilesi birbirini doğrulamış oluyor. Atatürkçü CHP’ye oy vermek zorunda, çünkü Atatürkçü parti yok. CHP de Atatürkçülük yapmak zorunda değil, çünkü kendisine bir tek Atatürkçüler oy veriyor. Ne büyük sahtekarlık değil mi?! Bu konformist yozlaşma ve ikiyüzlülük hem CHP’ye hem de seçmenine yaramaktadır. Ama Türkiye ve Atatürkçülük bundan büyük bir zarar görmektedir. Kimsenin aklına da Atatürkçü bir parti kurmak gelmemektedir.

Aslında çok basit bir aritmetik hesabıyla ehven-i şer felsefesi çürütülebilir. Atatürkçülüğün mümkün olmadığını söyleyenler buna kanıt olarak kemikleşmiş Atatürkçü oyların sadece yüzde 20 civarında olduğunu söylüyorlar. Bu yüzden Atatürkçülük yapılamayacağını, ancak Atatürkçülüğü terk ederek iktidar olunabileceğini -sanki bir kez olsun iktidar olabilmişler gibi- ileri sürüyorlar.

Halbuki, toplumdaki Atatürkçülerin oranı yüzde 20 değil çok daha fazladır. Yüzde 20 sadece ehven-i şer oyununa takılıp kalmış, laiklik ekseninde politika yapan inatçı kesimdir.

Oysa milliyetçi ve halkçı anlamıyla gerçek Atatürkçülük toplumda çok daha geniş bir kesime hitap eder. Atatürk, Türk milletinin en büyük milli değeridir. Oy götürmez, tersine getirir. CHP oylarının bu kadar az olmasının nedeni ehven-i şer politikasının halkı tiksindirmesidir. CHP halkı kandırıp her kesimden oy alacağım derken, aslında sadece halk için köhne ve inandırıcı olmayan bir parti olarak kalmaktadır. Dolayısıyla klasik laik seçmen dışında oy alamamaktadır.

Üstelik, toplumda ideolojik olarak Atatürkçüyüm diyen kemikleşmiş kesim %20 ise, bu son derece yüksek bir orandır. Bu oranda bir ideolojik şartlanma Türkiye’de başka hiçbir siyasi akım için yoktur. En yüksek tahminlerle DTP’nin kemik kitlesi %5, MHP’nin %9, AKP’nin %15’tir ve Atatürkçü kesimin sayısına ulaşamazlar.

Ama bu partiler daha güçlüdür. Çünkü kendi kemik kitlelerini örgütlerler, ideolojilerinden taviz vermezler ve belli bir program için seferber ettikleri örgütlü güçleriyle kemik kitlelerinin dışından da oy alırlar.

Eğer  Atatürkçüler  örgütlense,  1919’dan günümüze gelen Kemalist geleneği kendi ideoloji ve programıyla öne çıkarsa ne olur diye sormaya bile gerek yok. Şüphesiz ki Türkiye’de Atatürkçülük en köklü gelenektir, ancak bir şekilde bu kitle edilgenliğe ve ehven-i şer politikasına ikna edilmiştir. Bu kısır döngünün dışına çıkıldığı andan itibaren Türkiye’de her şey alt üst olacaktır. Bu yüzden CHP’si, Cumhuriyet gazetesi ve diğer “Atatürkçü” çevre ve grupçukları düzenin gözbebeğidir. Bunlar Atatürkçülerin uykuda kalmasını sağlamaktadır. Ancak bu daha fazla böyle sürmez. Süremez!

CHP  misyonunu  tüketti

Bir kere her şeyden önce Türkiye artık bu oyunu kaldıramamaktadır. SHP-DSP-CHP’ye destek çizgisi Türkiye’yi Şeriatın ve parçalanmanın eşiğine getirmiştir. Artık bu merkezci, liberal çizginin tarihsel yenilgisi apaçık ortadadır.

Ayrıca kurulan Kürt-İslam faşizminin kendisi merkezci liberalizme daha fazla yaşam hakkı tanımamaktadır. CHP ve merkezci büyük medya AKP’lileşmekte ve DTP’lileşmektedir. Ama yine de telefonlarının dinlenmesinden, Ergenekon soruşturmalarından ve mutlak AKP diktasından kurtulamamaktadırlar.

CHP ile MHP’nin AKP’yi, PKK’yı ve ABD’yi durduramayacağı, hatta böyle bir niyetlerinin olmadığı da kesinleşmiştir. Ancak kavga sürüyor. Siyaset boşluk kaldırmaz. Bu yüzden Atatürkçü parti şarttır. Bu kavgayı birileri üstlenmelidir.

Bunun yanı sıra CHP artık Türkiye partisi olmaktan çıkmıştır. Toplumda solu ve Atatürkçülüğü temsil edememektedir. Sadece sahil hattına sıkışmış, Anadolu’nun batısından öteye geçemeyen bir parti haline gelmiştir. CHP belli bir sosyolojik tabakaya sıkışmış durumdadır. Ve bu tabaka ne yazık ki erimekte ve gittikçe %20’nin de altına düşmektedir.

CHP’nin oy aldığı tabaka şüphesiz ki eğitimli ve Atatürkçü bir kesimdir. Ama CHP bu kesimi temsil etmekten çok, izole etmektedir. Dünyanın hiçbir yerinde aydınlar izole olmaz. Örgütçüdürler ve aydınları toplayan bir parti çok geniş halk kesimlerini örgütler. Oysa Türkiye’de aydınlar CHP yüzünden kendi semtlerine hapsolmuş durumdadır.

Her siyasi parti iktidarı hedefler ancak CHP adeta iktidar olmamak için çalışan bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla CHP Atatürkçülerin sesi, iktidar aracı bir kurum olarak değil, tersine onların sesini kısan ve edilgenleştiren bir örgüt olarak çalışmaktadır.

CHP’nin belli bir oy oranını aşamayacağı, asla Atatürkçü ve milliyetçi bir politika yürütemeyeceği, AKP’yi engelleyemeyeceği ve Atatürk İlkelerinin egemen olduğu bir Türkiye’yi kuramayacağı artık ortaya çıkmıştır.

Sorun şudur; Atatürkçüler CHP’nin makus talihine ortak mı olacaklar; yoksa Türkiye’nin makus talihini değiştirmek için kendi örgütlerini mi kuracaklar?

Yıllardır Atatürkçülere CHP’nin içine girip, partiyi içerden düzeltmeyi ve kurtarmayı öğütlüyorlar. Bunu söyleyenler de o partinin içindekiler. Yani kendi partilerini Atatürkçü yapmadıkları gibi, bizi de aynı girdaba sokmak istiyorlar. Peki gözümüzün önünde Türkiye yok olurken CHP’yle uğraşmaya ve vakit kaybetmeye devam mı edeceğiz?

Atatürkçü  parti  mümkün  ve  şart

Kuşaklar boyu Atatürkçüler CHP’yi düzeltme derdiyle tükendi gitti. Oysa Türkiye’yi kurtarmak CHP’yi kurtarmaktan çok daha kolay… CHP’yi mi kurtaracağız yoksa Türkiye’yi mi? Önce buna karar verelim. Eğer, önce Türkiye diyorsak, CHP’nin Atatürkçülerle halk arasında engel olduğunu kesinlikle göreceğiz.

Her şeyden önemlisi, CHP artık politikalarıyla Kürt-İslam saflarında durmaktadır. Özellikle 22 Temmuz’dan sonraki politika değişiklikleri CHP’nin ve MHP’nin AKP’ye direnç değil, destek noktası olduğunu göstermektedir. Oysa Türkiye büyük bir uçuruma sürüklenmektedir. Bu gidişe karşı yığınak yapacak mevzi şarttır. CHP’nin kendisi bu görevden yan çizmiştir.

Türkiye hızla bir iç savaşa sürüklenmektedir. İç savaş ve ABD müdahalesi kaçınılmaz hale gelmektedir. Faşizm ve işgal koşullarında artık beş yılda bir koyun gibi sandığa gitmek de mümkün olmayacaktır. Bu yüzden mücadele edecek devrimci ve Atatürkçü bir parti şarttır.

Bunu yüzde 20’lik kesim değil, Türkiye talep etmektedir. Çünkü Atatürkçülük sadece CHP seçmeninin değil, AKP’ye, MHP’ye oy verenlerin ve Türk milletinin diğer tüm kesimlerinin de artık tek kurtuluş yoludur. Ulusal Kurtuluş için savaşmak şart olunca, Ulusal Kurtuluşun tek programı olan Atatürkçülük ve Altı Ok’tan başka hiçbir yol kalmaz.

Atatürkçü parti mümkündür. Çünkü toplumun düzenden ve siyasetten umudu kalmamıştır. Partilerin hepsi kirlenmiştir. ABD uşağıdır. Toplum nezdinde kirlenmemiş ve alternatif olabilecek tek program Altı Ok’tur.

Atatürkçü parti mümkündür, çünkü başka Atatürkçü parti yoktur. Artık Türkiye’de Atatürkçüler kuyrukçu olmaktan bıkmıştır. Kendi gazeteleri, kendi yayınevleri, kendi medyaları, kendi sermayeleri ve nihayet kendi partileri olmak zorundadır.

Program  ve  ideoloji  partisi

Hepsinden önemlisi hiçbir ideoloji çok uzun süre örgütsüz ve partisiz kalamaz. Atatürkçülük açısından 1938’den beri devam eden partisizlik ve öndersizlik durumu, toplum ve siyaset bilimine aykırı bir acayipliktir. Türkiye’de her türlü ideolojinin partisi vardır. Bir tek Atatürkçülüğün partisi yoktur.

Buna son vereceğiz.

Bizler Atatürkçü ideolojinin taraftarlarıyız.

İdeolojimiz Ulusal Soldur ve emperyalizme karşı ezilen ulusların kurtuluşunu sağlayacak tek evrensel pusuladır. Aynı zamanda Türkiye’de en fazla potansiyele sahip, en milli ideolojidir.

Bu ideolojinin programı bellidir, değiştirilemez. Bu tarihsel program Atatürk’ün yazdığı Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik, Devrimcilik ilkeleridir. Bugün Türkiye’nin kurtuluşu 1923-1938 arasında uygulanan Altı Ok’u tekrar iktidar yapmaktır. Oysa bugün tek bir parti bile bu ilkeleri savunmamaktadır. Buna CHP de dahildir.

Bu yüzden Atatürkçü ideolojiyi savunanların bu ideolojiyi ve Altı Ok programını reddedenleri desteklemesi gibi bir durum söz konusu olamaz.

Atatürkçü olanlar kendi ideoloji ve programlarını partileştirmekle yükümlüdür.

Sadece ideolojik duruşumuz bile bağımsız bir partiyi şart koşmaktadır.

Artık kaçış yok. Altı Ok’u savunan bir parti kuruluyor.


0 Responses to ““Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür””



  1. Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


İstatistikler

  • 1,909,895 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Mayıs 2009
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Nis   Haz »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 37 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: