Haziran, 2009 için arşiv

29
Jun
09

Görünen Köy

Yekta Güngör Özden

Günler birbirini kovalıyor. Birdenbire bastıran sıcaklar insanın gücünü de etkiliyor. Hem ruhsal, hem beyinsel bağlamda belirtiler yaşlanan bedenlere ağırlık veriyor. Yine de yurtseverliğin, gerçekçiliğin, namuslu ve onurlu yaşamının gereklerini yerine getirmek özeninden geri kalınmıyor. Doğru bildiğini söyleyip yazmak erdemi kişiliğinizi dokuyor, yaşamınızı anlamlı kılıyor. Para-pul, mevki-makam, ün-şan, rütbe-konum peşinde koşanlar, çıkarlarının uşağı olanların durumlarını gördükçe vicdan huzurunun doldurduğu esenlik yetiyor da artıyor bile.

Okumaya devam edin ‘Görünen Köy’

29
Jun
09

Hürriyet’in Fethullah açılımı

Ertuğrul Özkök
Ertuğrul Özkök

Eyüp Can Sağlık
Eyüp Can Sağlık

Hürriyet’te değişim devam ediyor. Geçtiğimiz hafta Hürriyet’teki açılımlardan bahsetmiştik. Ayşe Arman’ın soyunması ve Kelebek’te yazmaya başlayan Yonca Tokbaş’ın bir türlü gelişemeyen uzuvları Hürriyet “ailesi”nin başlıca gündem maddelerini oluşturuyordu. Son Yiğit Bulut olayı da gösterdi ki, Ertuğrul bazı yazarları sansürlerken bazılarını ise sansürlemiyordu. Hatta Ertuğrul ile ilgili “kadın olsaydı şimdiye kadar çoktan soyunurdu” gibi yorumlar da yer aldı. Bu yorumları görünce açıkçası Ertuğrul iyi ki kadın değilmiş diye sevindik.

Her neyse. Hürriyet geçen hafta künyesinde birtakım değişiklikler yaptı. Bu değişiklikleri de bizzat Ertuğrul köşesinden duyurdu. Yapılan değişiklikler Ertuğrul’u o kadar heyecanlandırmıştı ki, yazı günü olmamasına rağmen Ertuğrul Pazartesi günü köşesinden okurlarına müjdeyi verdi: “Hürriyet’in ekonomi servisinden başlayıp, sonra Haber Koordinatörlüğü görevine gelen ve bu görevde, yeni haber merkezini kuran Ankara Temsilcimiz Enis Berberoğlu, şimdi ikinci bir görev daha yükleniyor. Berberoğlu, bundan böyle Hürriyet’in en üst icra organı olan İcra Kurulu üyeliğini de yapacak. Böylece Ankara temsilcilerinin gazete içindeki önemli rolü, daha da artacak. Haber Koordinatörlüğü görevine ise, Eyüp Can Sağlık geldi. Eyüp Can, Hürriyet bünyesinde çalışmaya 5 yıl önce Referans Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni olarak başladı ve gazeteyi, ekonomi ve iş dünyasının vazgeçilmezleri arasına soktu. Eyüp Can, bir süre önce Hürriyet’in ekonomi sayfalarında da yazmaya başladı. Şimdi Hürriyet’in güçlü haber sistemini daha da güçlendirmek için çalışacak. Yazıişleri müdürlerimizden Emre İskeçeli, hafta sonu eklerimizin yöneticiliğine getirildi. Dördüncü önemli değişiklik ise, Temuçin Tüzecan’ın, Hürriyet Kurumsal İletişim Koordinatörü olarak künyeye girmesi oldu.”

Okumaya devam edin ‘Hürriyet’in Fethullah açılımı’

29
Jun
09

Yemezler Yiğit yemezler

Yiğit BulutVe sonunda beklenen oldu. Doğan Medya Grubu’nun “en ulusalcı” yazarı Yiğit Bulut, Turgay Ciner’in Habertürk’üne geçti. Böylece Habertürk kadrosuna bir eski Doğan Medya yazarı daha katılmış oldu. Bildiğiniz gibi Habertürk daha kuruluş aşamasında Hürriyet’ten Pakize Suda, Ercan Kumcu ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimleri bünyesine katmıştı. Böylelikle Fatih Altaylı Doğan Grubu’na da esaslı bir darbe indirmiş oldu.

Okumaya devam edin ‘Yemezler Yiğit yemezler’

29
Jun
09

Sen neymişsin be Erhan!

Erhan Göksel
Erhan Göksel

Geçtiğimiz hafta Ali Özsoy’un ulusalcı gurulardan bahsederken verdiği isimlerden biri de Erhan Göksel’di. Önceki yıllarda Flash TV gibi küçük bir kanalda program yapmasına rağmen ortaya attığı tezlerle ulusalcı kesimler içinde oldukça etkili olan Göksel, son olarak geçtiğimiz hafta Nazlı Ilıcak ile girdiği polemikle gündeme geldi.

Nazlı Ilıcak, geçtiğimiz hafta ATV’de yayınlanan ve kendisinin hazırlayıp sunduğu “Siyaset Kazanı” programında Erhan Göksel ile ilgili bir iddia ortaya atmış. İddiaya göre 28 Şubat’tan önce Genelkurmay Göksel’e bir araştırma yaptırmış Refah Partisi kapatılsa ne olur diye. Erhan Göksel de Nazlı Ilıcak’a danışmış “RP kapatılsa ne olur?” İşte bizim Erhan da buna bozulmuş ve bir internet sitesinde zehir zemberek açıklamalarda bulunmuş. Ancak açıklamasında öyle bir laf etmiş ki, adeta kendi kendini ele vermiş.

Okumaya devam edin ‘Sen neymişsin be Erhan!’

29
Jun
09

İran olaylarında antiemperyalist yaklaşım ve faşist “sol”

Hürriyet olayları, İran halkının “Kahrolsun cüce, kahrolsun diktatör” diye bağırarak eylem yaptığını vurgulayarak verdi

Hürriyet olayları, İran halkının “Kahrolsun cüce, kahrolsun diktatör” diye bağırarak eylem yaptığını vurgulayarak verdi. Daha önceden de Kuzey Kore lideri Kim Yong İl için “bücür diktatör” ifadesini kullanan Hürriyet’in bu tavrını ırkçılığına mı verelim? Ama belki de Ertuğrul Özkök kısa boylu insanlardan bizim bilmediğimiz bir zarar görmüştür. Bu durum da sadece onun yaşadığı travmanın yansımalarından ileri geliyordur. Orasını Allah bilir…

Musavi melek, Ahmedinejad şeytan mı?

İran seçimlerinden Ahmedinejad galibiyetle çıktı çıkmasına ama İran’da sular bir türlü durulmuyor. Bir taraftan sonuçları kabul etmeyen Musavi taraftarları gösterilerini sürdürüyor, diğer taraftan da Ahmedinejad’a bağlı güçler gittikçe tavırlarını sertleştiriyor. Karşımızda nereye gittiği çok da belli olmayan bir İran tablosu var. Sonuçta Ahmedinejad duruma hakim olmayı başarsa bile İran’da artık hiçbir şeyin çok da eskisi gibi olamayacağı anlaşılıyor…

İran seçimlerinin ve ardından yaşanan olayların Türkiye’ye yansıması da her zamanki gibi Amerikan penceresinden oldu. İşbirlikçi basın olayları Batılı ajanslardan takip etti ve yine gazetelerin yorum sayfaları birbirini tekrar edip duran yazılarla doldu taştı. Bunlara kalırsa yaşanan çok basitti. Bir tarafta Şeriatçı şeytan Ahmedinejad varken bunun tam karşısında İran’da laik ve demokratik hareketin öncüsü melek Musavi vardı!

Basın Musavi’yi o kadar yüceltti ki, karşımızda çizilen portre radikal bir İslamcıdan ılımlı bir demokrata evrilen bir azizdi sanki…

Okumaya devam edin ‘İran olaylarında antiemperyalist yaklaşım ve faşist “sol”’

29
Jun
09

19. Abant Platformu Cumhuriyet’e karşı toplandı

Bülent Arınç

Arınç Türkiye’nin yaşadığını iddia ettiği bu “demokratikleşme yolunda önemli adımlar”ın etkilerini de şöyle sıraladı. Mesela artık Türkiye, bir kitapçık fırlatılmasıyla krize giren bir ülkeden, belgeyi kastederek, bir yanda soruşturmanın bir yandan da hayatın devam etttiği ve artık kimsenin sabah radyodan Hasan Mutlucan’ı duyacağı ihtimalini düşünmediği bir ülke haline gelmiş. Arınç iyi bir noktada olduklarını da ekliyor. Arınç Türkiye’deki bu dönüşümü analiz ediyor aslında. Türk milletinin de bu dönüşüme alıştırıldığının da farkında. Abdullah Gül’ün “iyi şeyler olacak” müjdesinden sonra da tüm siyaset bunun üzerinden dönmeye başlamış, tüm siyasete ayar çekilmiş ve demokratikleşmenin önündeki engel olarak hedef tahtasına koyulan Ordu da dahil olmak üzere bu plana toptan uyum sağlanmıştı.

“Sivil Anayasa”yı yapacak
“sivil”lere bakın

Bir Abant Platformu daha toplandı. 19. kez “Demokratikleşme: 12 Eylül’den AB’ye Siyasi Partiler” adıyla başlayan ve demokrasinin tartışılan toplantının ne kadar demokrat olduğu ise ayrı bir tartışma.

Geçen sefer birisi Abant’ta diğeri de anlamlı bir şekilde Erbil’de düzenlenen “Kürt sorunu”nun tartışıldığı “Barışı ve geleceği birlikte aramak” konulu toplantıda hep bir ağızdan Kürtçülük yapılmıştı. Tek bir farklı fikrin olmadığı bir tartışma yapılmıştı.

Bu seferki de aynı şekilde gerçekleşti. Bütün “demokrasi” sevdalıları, demokratikleşmeyi tartıştılar, ama yine hepsi aynı şeyleri söyledi, “filanın dediği gibi” laflarla birbirlerinden alıntı yaptılar. Mesele tartışmak değildi tabii ki…

“Tartışma”nın merkezinde en son çıkan “İrticayla mücadele eylem planı” adlı belge vardı. Bunun üzerinden Türkiye’de demokrasinin gelişmesindeki engeller masaya yatırıldı. Burada da hedef tahtasına tabii ki Ordu oturtuldu. Bununla birlikte 82 Anayasası’nın yerine geçecek “sivil anayasa” tartışıldı. “Tartışma” derinlere indikçe Türkiye’nin demokrasi macerasından karelerle, sivillikten neyin kastedildiği gün yüzüne çıktı.

Okumaya devam edin ‘19. Abant Platformu Cumhuriyet’e karşı toplandı’

29
Jun
09

Roma’dan önce İtalya’daki Türkler – Etrüskler-2-

Capitolina Dişi Kurdu

Capitolina Dişi Kurdu

Capitolina Dişi Kurdu, Etrüsk yontu sanatının en büyük eserlerinden biridir. Dişi kurdun yüz ayrıntısına dikkatle bakıldığında hem korku hem de tehdit anlatımı olduğu açıkça görülür.

“Karnten yazıtlarından birinde şöyle deniliyor:

BENÜK EDİS ALTUÇ ESİZİS: Ebedi anıt Kral hatırasınadır.

Bu yazıttaki BENÜK (ebedi anıt) sözü yalnız Asya yazıtlarına mahsus bir sözdür. Avrupa (ve Etrüsk) yazıtlarında geçmiyor. Buna karşılık, ALTUS sözü yalnız ve yalnız Etrüsk yazıtlarına mahsus bir söz, diğer yazıtların hiçbirinde geçmiyor. Bu da bize Qazaqstan’dan gelen Etrüsklerin ilk önce Avusturya’ya yerleştiklerini ve Avusturya’dan Po Ovasına indiklerini kanıtlayan en güzel delil.” sf. 23

“(…) Yani, Erken Etrüskler ON-UYUL halkıdırlar ve onların Karnten’de bıraktıkları yazılar D.Ö. 3000 yıllarına aittir.”

“Piacenza Yazıtındaki2 ehram üç doğrultuyu gösteriyor: Güney kısmı Etruria’yı, kuzey-doğu kısmı Etrüsklerin anavatanı olan Avusturya’yı ve kuzey-batı kısmı Etrüsklerle kardeş halk olan Glozelllilerin (doğu Fransa, M.İ.) yaşadığı yeri(…)” sf. 25

“(…) Protogreklerin (Pelasglar, M.İ.) dili ile Etrüsklerin dili ve adetleri aynı bir kökene dayanmaktadır. Yani, Attikalılar kadar Etrüskler de Prototürk’tür.” sf. 37

“(…) Etrüsklerde gördüğümüz demokrasi müesseselerini, zamanının tekniğini, adalet ve milli müdafaa kavramlarını -şimdi artık Etrüsklerden çok daha sonraları hüküm sürmüş oldukları açıkça anlaşılmış olan- ne Fenikelilerde ne Yunanlılarda ve ne de Romalılarda bulabilmekteyiz.” sf. 38

Okumaya devam edin ‘Roma’dan önce İtalya’daki Türkler – Etrüskler-2-’

28
Jun
09

Finansal depremin küresel stratejik analizi

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy

Kriz  bitti  söylemi  ekonomik  değil   ideolojikti

1945 ile 70 yılı arasında dünya sisteminin maddi büyümesi sürecinde ekonomi teorisyenlerinin vurguladıkları, 1930’lu yıllardaki gibi bir krizin artık kapitalizmin gündeminden düştüğü idi. 70’li yılların başlarında petrol fiyat şoku nedeniyle, dünya ekonomik sistemindeki maddi büyüme dönemi sona erdi. Ve bu süreçte euro-dolarlar petro- dolarlar olarak para sermaye; sanayi üretiminden önce ticari sonra da tefeci sermayeye dönüşmeye başladı. Yeni Marksist teorisyenler bu dönemde sistem krizinin beklendiği söylemini ileri sürdüler.

Oysa bu mali genişleme döneminde para sermaye, Amerikan maddi sermayesinden ayrılarak Japonya ve Almanya’da klasik endüstrilerde yeni bir büyüme sürecini başlattı. Ve bu dönemde yani 80’li yıllar döneminde dışa açık büyüme tezi ile yeni liberal ekonomik görüşler egemenleşmeye başladı. 45’le 70 dönemi arasında devletin müdahalesinde ve kontrolünde çevre ülkelerde gelişen ithal ikamesi, maddi büyüme, yeni Keynesci tezleri egemenleştirmiştir.

Oysa dışa açık büyüme döneminde devletin üretimden ve ekonomiden koparılması, gümrük duvarlarının yani ulusal devlet ekonomik koruyuculuğunun kaldırılması, finansın liberalleşmesini öne çıkaran Monoterist Freidmancı politikalar dünya ekonomik sisteminde kriz sözünün artık kalmadığı söylemine geldiler.

Bu ekonomipolitik söylem giderek yerini ideolojik ve politik söylemlerle sağlamlaştırma yoluna girdi. Fukuyama’nın ünlü “tarihin sonu” söylemi, liberal demokrasi ve serbest pazar ekonomisi toplum biçimlerinin gelişimlerinin son aşamasıdır tezini ileri sürdü.

Okumaya devam edin ‘Finansal depremin küresel stratejik analizi’

27
Jun
09

Aleviler Sosyalist Olamaz mı..? Hızır Paşa’dan Marx’a

Oğuz Han

Oğuz Han’ın en büyük oğlu Gün Han’dır. Gün Han’ın en büyük oğlu ise Kayı’dır. Hanın oğlu han değil bey olabilir o nedenle Kayı Bey olarak bilinir. Kayı Bey’in ardılları Kayı Boyunu oluşturmuştur. Oğuz Han’ın Kayı Bey gibi toplam 24 torunu vardır ve bu 24 torun da 24 boy oluşturmuştur. Bu 24 boy da Orta Asya’dan Anadolu’ya akınlar halinde gelmiştir. Bunlardan biri de Oğuz Han’ın altıncı oğlu Deniz Han’ın oğlu Kınık Bey’in boyudur. Kınık Boyu Selçuklu İmparotarluğu’nu, Kayı Boyu ise Osmanlı İmparatorluğ’nu kurmuştur. Yani bu iki imparatorluk da, kökleri Oğuz Han’a dayanan, soylu ve saf Türk devletleridir.

Tarihsel  materyalizmi  tartışmak

Sevgili İlyas Salman geçtiğimiz haftaki yazısında benim “Aleviler İlerici Sünniler Gerici mi” yazımı okuyunca “kirpiye döndüğünü” yazmış.

Geçtiğimiz hafta ikimiz de ara vermiştik, bu hafta tartışmaya devam edeceğiz. Çünkü İlyas Ağabey de gayet iyi bilir ki, önemli olan kirpiye dönmek değildir, asıl kaçınmamız gereken devekuşuna dönmektir.

Bu arada tamamen habersiz bir şekilde sevgili hocam Şener Üşümezsoy da tartışmaya dahil olmuş oldu. Geçtiğimiz sayılarda çıkan iki yazısı da konunun stratejik ve ideolojik içeriğini dört dörtlük açıklıyor.

Devrimciler arasında ideolojik, kültürel, stratejik meseleler üzerine tartışma her zaman için kaçınılmazdır ve son derece de doğaldır. Çünkü ideolojinin kendisi ancak karşılıklı tartışma içerisinde gelişebilir. Senteze ulaşmak için her tez kendi anti-teziyle yüzleşmek zorundadır. Bu da sosyalist felsefenin, diyalektik düşüncenin olmazsa olmazıdır.

Ama tartıştığımız meselenin çok derin tarihi kökleri zaten var. Mesele Marksizmin en temel kavramı üzerinde düğümleniyor; tarihsel materyalizm doğru mu değil mi?

Tarihsel materyalizm, Marks’ın bulduğu bir kavram. Bu kavrama göre tarihsel olarak tüm toplumları sınıflandırabileceğimiz bir şablon mevcuttur. Bu şablon içinde ilkel komünal toplumdan sosyalizme giden toplam beş aşama vardır. Bu beş aşama da tarihsel zorunluluklardır, yani tüm toplumlar bu beş aşamadan geçmek zorundadır. Beş aşamanın sonunda sosyalizme ulaşılacaktır, sosyalizm bu nedenle insanlığın kaçınılmaz geleceğidir.

Okumaya devam edin ‘Aleviler Sosyalist Olamaz mı..? Hızır Paşa’dan Marx’a’

27
Jun
09

Roma’dan önce İtalya’daki Türkler (1) Etrüskler

Etrüsk ülkesi
Etrüsk ülkesi

“Yunanca Tyrrhenoi/Tyrsenoi, Latince Turci/Etruski, Mısır yazıtlarında Tursha, kendi dillerinde ise Rasenna-Rasna adlarıyla anılan Etrüskler, MÖ 8. yy.da İtalya yarımadasında oluşan kültür evriminin yaratıcılarıdır.”

“Etrüsklerin, Orta İtalya’ya doğudan gelerek yerleştiklerini, MÖ 5. yy. terihçilerinden Halikarnassoslu Herodotos uzun uzadıya hikaye eder. Ona göre, Etrüsklerin anavatanı Batı Anadolu’daki Lydia bölgesidir. Yıllar süren kıtlık sonucu, kura ile saptanan bir grup halk, Kral Atys’ün oğulları Tyrrhenos ile Tarkhon (bildiğimiz ‘Tarkan’, M.İ.) önderliğinde Smyrna’dan (Eski İzmir) gemilere binerek, yeni bir yurt edinmek için denize açılmış, sonunda İtalya’nın Umbria kıyılarında karaya çıkmış, kentler kurmuş ve adını başkanlarının ismine hürmeten Tyrsenler şeklinde değiştirmişti.”

“Bu arada Etrüsklerin MÖ 7.-6. yy.larda denizcilikte çok ilerlediklerini, dolayısıyla Akdeniz’deki üstünlüklerini hatırlamak gerekir. bugün dahi Akdeniz’in İtalya’nın batısında kalan kısmına ‘Tiren Denizi’ denilmektedir.” sf. 13

Okumaya devam edin ‘Roma’dan önce İtalya’daki Türkler (1) Etrüskler’




İstatistikler

  • 446,822 Tıklama

 

Haziran 2009
M T W T F S S
« May   Jul »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930