17 Jul 2009 için arşiv

17
Jul
09

Mehmet Ali Aybar’ı ölümünün 14. yılında anıyoruz

Türkiye’nin adım adım Amerikan emperyalizmine bağımlı hale getirildiği 40’lı yılların sonlarında, bu duruma karşı çıkan ve Atatürkçü tam bağımsızlığı savunan aydınların başında Mehmet Ali Aybar yer alıyordu. Aybar daha sonra 1962-69 yılları arasında Türkiye İşçi Partisi’nin Genel Başkanlığını yürüttü. Bu dönemde de tam bağımsızlıkçı sosyalizm anlayışının önde gelen savunucularından biri oldu. 10 Temmuz 1995’te yitirdiğimiz Mehmet Ali Aybar’ı ölümünün 14. yılında anıyoruz. Amerikan mandacılığına karşı çıkan ve yayınlandığı dönemde büyük yankı yaratan iki önemli yazısını yayınlıyoruz.

Amerikan mandacılığına karşı Kuvayı Milliye ruhu

Mehmet Ali AybarCumhuriyet Bayramı’nı kutlarken
(29 Ekim 1949)

Cumhuriyet kurulalı 26 yıl oldu. Bundan 26 yıl önce Türk halkı saldırgan emperyalist ordularını eşine az rastlanan kahramanca savaşlar vererek yendiler. Kuvva-i Milliye ruhu muzaffer oldu. Ve tarihe karışan Osmanlı İmparatorluğu yerine, bağımsız yeni bir devlet kuruldu. 29 Ekim 1923’te kurulan bu yeni idarenin hususiyeti, ayırt edici vasfı ne idi acaba?

Türkiye Cumhuriyeti emperyalizmle savaşarak doğmuş ve emperyalizme karşı koyarak kurulmuş ve gelişmiş olduğu için, hiç şüphe yok ki, yeni idarenin ayırt edici vasfı, hususiyeti de, emperyalizm düşmanı olmasında, emperyalizme karşı durmasında idi.

Ama emperyalizm düşmanı olmak, emperyalizme karşı durmak, yurda düşman silahlı kuvvetler saldırdıkça onlarla savaşmaktan ibaret değildir. Bağımsız milletler, emperyalist silahlı kuvvetlerin saldırışına uğramadan yıllarca evvel, iktisaden boyunduruk altına alındığı için, korunma çarelerinin de buna göre olması gerekir.

Bu gerçeği biz herkesten iyi biliriz. Çünkü Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşü, bunun en canlı örneğidir. Emperyalist devletler Osmanlı Devleti’nin bağımsız hayatına son darbeyi indirmezden evvel, onu yüzyıllarca can damarlarından sömürdüler, mecalsiz düşürdüler.

Okumaya devam edin ‘Mehmet Ali Aybar’ı ölümünün 14. yılında anıyoruz’

17
Jul
09

Sivil darbe nöbetine girenler…

Dersini kraldan al!

80’li yılların başlarında İspanyol demokrasisi çok çetin günler geçirdi. Bu gerçek. Üstelik, bu ülkedeki demokrasi savaşımı ilginç öğeler de taşıyor. Demokrasiyi savunanların, onun erdemli yönlerine inanç bağlayanların, dahası demokrasiden kesinkes ödün vermeyenlerin başını aslında tam onun karşıtı olması gereken biri, Monark Juan Carlos çekiyordu. Hani Maurice Duverger’in o günlerde bir hayli moda olan “Akdeniz Nüansı” deyimi de bayağı yakışıyor bu olguya. Ciddi boyutlarda ele alınacak bir konu bu. Çünkü Carlos 1981’de Herald Tribune’e verdiği bir demeçte “Tahtımı halk verdi bana. Nasıl olur da halkın çıkarlarını ve yararlarını tek yasa olarak bilip onları sonuna dek savunmam? Monarşi, bir gelenektir. Evet ama demokrasiler de ondan daha eski ve köklü bir gelenektir” diyor. Fransızların ünlü deyimiyle şapka çıkartılır bu deyime.

Okumaya devam edin ‘Sivil darbe nöbetine girenler…’




İstatistikler

  • 486,238 Tıklama

 

Temmuz 2009
M T W T F S S
« Jun   Aug »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031