18 Jul 2009 için arşiv

18
Jul
09

Kölecilik ABD’nin genlerinde var

Kölecilik ABD’nin genlerinde var

Kölecilik ABD’nin genlerinde var

Adına Batı denilen uygarlığın (!) dünya tarihine bıraktığı en büyük miraslardan biri köleliktir. Bugün birçok insan köleliğin kökenini ta Antik Çağ Yunan uygarlığına kadar dayandırır. Aristoteles gibi Yunan filozoflarının bazı insanların doğuştan köle olduğunu söylemek gibi parlak felsefi buluşları, kölelik kavramının, etimolojik olarak Yunanca “sklabos” sözcüğünden gelmesi bu tezi doğrulasa bile, çok az insan köleliğin resmi olarak ABD’de başladığını bilir.

Gerçekten de kölelik dünya tarihinde resmi olarak ilk kez 1654 yılında ABD’nin Virginia eyaletinde başlamıştır. Yani ABD, köleliği resmi bir devlet politikası olarak benimseyen ilk devlettir. John Casor adındaki ABD’liye borcunu ödeyemeyen Anthony Johnson ABD yargısının kararıyla köle ilan edilir. Yalnızca yaşamını sürdürmeye yetecek kadar bir yiyecek karşılığında Casor’ın yanında tarihin ilk resmi kölesi olarak çalışmaya başlayan Johnson ancak yıllar sonra eşinin tüm mal varlığını satması sonunda özgürlüğüne kavuşabilir. İşin daha ilginç tarafı ise özgür kaldıktan sonra zengin olan Johnson’ın da kendisine birçok köle satın almasıdır. Yani ABD’nin kurulu emperyalist düzeni köleciliğe en fazla karşı çıkması gereken Johnson’ı da devşirmiş ve kendi ideolojisine uygun bir insana dönüştürmüştür.

Okumaya devam edin ‘Kölecilik ABD’nin genlerinde var’

18
Jul
09

Emperyalizm ve Avrasyacılık

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy

Sistem dışı muhalefet tezi olarak Avrasyacılık ve Galiyevcilik

Günümüzde, son on yoldan bu yana geliştirilen bir tez var. Emperyalizme karşı sistem dışı bir Avrasyacı muhalefet tezi. Bu tezi, romantik duygularıyla Attila İlhan geliştirmişti ve Attila İlhan’ın tezinde esas alınan nokta Rusya, Çin ve Hindistan’ın oluşturduğu Avrasya birliğine Türkiye ve İran’ın da katılmasıyla sisteme karşı güçlü bir muhalefetin oluşturulmasıdır.

Burada yapılan değerlendirme ne emperyalizmin analizine ne dünya sisteminin stratejik gelişimine ne de siyasete dayanan bir değerlendirmedir. 2005’ten bu yana bu tezlerin eleştirisini yapageldik. Günümüzde bu konuya tekrar dönmemizin nedeni hem emperyalizm analizinin son dünya krizi nedeniyle ortaya çıkan durumunu saptama açısından önemi hem de günümüzde Avrasyacılık tezinin Amerikancılar ve Rusçular tarafından Türkiye’deki ulusalcılara karşı saldırı için kullanılan bir tez haline gelmiş olmasıdır.

Okumaya devam edin ‘Emperyalizm ve Avrasyacılık’

18
Jul
09

Beyaz adama boyun eğmeyen Türk”ün öyküsü

Ve Evladı Fatihan: Havan Hasan”ve evlad-ı fatihan Havan Hasan

Tarihleri olmayan toplumların öyküleri olmaz. Romanları, efsaneleri ve şiirleri de… Türk’ünse tarihi bu nedenle sadece tarih kitaplarında değil, efsanelerinde, şiirlerinde öykülerinde gizlidir.

“Merhaba sağdıç, nasılsın? Kişinin geçmişi bırakmıyor geleceğini. Benim için geçmiş ve gelecek var yalnızca. Bugün yok. Bugün yalnızca umarsızlar için vardır zaten. En önemlisi geçmiş ve gelecek.”

Böyle başlıyor Umut Yalım’ın “Ve Evladı Fatihan: Havan Hasan” adlı kitabı. TÜRKSOLU gazetesinde 20 hafta boyunca yayınlanan bölümler uzunca bir öyküye dönüştü ve İleri Yayınları tarafından kitaplaştırıldı. Bu kitap, tarih yazmış bir milletin çocuklarının, o tarihin yazılışından neredeyse bir asır da geçmiş olsa, o tarihin yeniden öyküleştirerek geleceğe yön verebileceğinin göstergesi.

“Havan Hasan”, internet çağının öyküsü. Olayları anlatanla, çok yakını “Sağdıç”ının internet üzerinden yaptıkları yazışmaların sonunda oluşan bir öykü. Bu yüzden hem gelecek kokuyor hem de geçmiş. Ama daha fazla geçmiş.

Okumaya devam edin ‘Beyaz adama boyun eğmeyen Türk”ün öyküsü’

18
Jul
09

Komprador sistem

Komprador sistem nasıl işler?

ABD AB TÜSİAD KOMPRADOR SOL
KÜRESELLEŞME Çağımızın gerçeği Yakalamalıyız Olgudur
desteklemeliyiz
SERMAYE Özgürleştirir Demokratikleştirir İlericidir
PİYASA Demokrasinin temelidir Önündeki engeller kaldırılmalıdır Bürokrasiye karşı desteklenmelidir
DEVRİM Geçti o günler Hoş hayallerdi gerçeği bakalım Olacağı yok bari hayatımızı yaşayalım
ATATÜRK Modası geçti Altı ok gericidir Baskıcı yapının kaynağı
AB Uygarlık projesi Ne pahasına olursa olsun girmeliyiz Girelim ki demokrasi gelsin
TÜRK ULUSU Pis Türk Üçkağıtçı Türk Bu halktan
adam çıkmaz
BATI Uygarlık Zenginlik Demokrasi
KÜRT SORUNU Azınlıklara hakları verilmeli Güneydoğu yük oluyor Kürtlere özgürlük
BARIŞ ABD sağlar ABD’nin yanında olmalıyız ABD barışı getirmeli
GERİCİLİK Bize zarar vermedikçe destekleriz Piyasamız için destekleriz ABD’ye zarar vermedikçe destekleriz
18
Jul
09

Irkçılık ve mülkçülük

İnsanlık tarihinde taşlara kazınan güneş tanrı inancı ve insanlar

Güneş tanrının resmedilişi

İnsanlık tarihinde taşlara kazınan güneş tanrı inancı ve insanlar. (Üstte)
Daha sonra güneş tanrının resmedilişi. (Altta)

Türklerin tarihsel yapısı

“Türkler ırkçı olamaz” önermesi kimilerine daha baştan ırkçı bir önerme gibi gelebilir. Çünkü ırkçılığın tüm insanlara, tüm halklara ve tüm toplumlara ait bir hastalık olduğu gibi bir anlayış mevcuttur. Oysa ki ırkçılık ancak belli bazı toplumlarda, belli bir üretim ilişkileri içinde ortaya çıkabilen bir hastalıktır.

Dolayısıyla “Biz Batılı olamayız” ya da tersinden “Siz Batılı olamazsınız” önermesi nasıl ki bir tarihsel farklılığa işaret ediyorsa Türklerin ırkçı olamamalarının da tarihsel altyapısı vardır.

Türklerin tarihsel yaşantısında etkili olan iki koşul nedeniyle bu böyledir: Birincisi, göçebe toplum geleneğinin yarattığı toplumsal yaşam, ikincisi ise bu toplumsal yaşantıya uygun gök tanrı anlayışı.

Göçebe toplum çok geniş topraklara yayılan ve genelde toprağa bağlanmayan bir insan tipi yaratır. “İnsanın karnının doğduğu yer vatanıdır” sözü bir anlamda bunu yansıtabilir.

Ama göçebe toplumda asıl gelişmeyen şey, modern anlamdaki devlet yapısıdır. Göçebe toplumların eşitlikçi ve kolektif yönetimci anlayışında mülk sahibi bir devlet anlayışı ve bu devletin hükümdarı anlayışı gelişmez. Devletin başı başbuğdur, liderdir ama mülkün sahibi değildir. Zaten toprak da mülk değildir tüm halkındır.

Gök tanrıya inanılır ve ona tapılır. Gök, yani güneş yeryüzündeki hayatın kaynağıdır. Güneş gökten gelir, yağmur gökten gelir. Su ve ateş, yeryüzünde toprakla buluşur ve hayatı yaratır. O nedenle su, ateş ve toprak kutsaldır.

Toprakla kurulan bu kutsal ilişki insanların toprağı kendi mülkiyetine alması gibi bir anlayışı engeller. Toprak yaşamı vareder ve yaşayan herkesin ortak kullanımındadır. Gökteki tanrının yeryüzündeki sureti olan toprak tanrı kutsallığındadır ve ona sahip olmak demek tanrının ırzına geçmek demektir.

Okumaya devam edin ‘Irkçılık ve mülkçülük’




İstatistikler

  • 486,244 Tıklama

 

Temmuz 2009
M T W T F S S
« Jun   Aug »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031