Atatürk’ün ölümünden hemen sonra Türkiye’de başlayan karşı devrim hareketinin bugün temsilciliğini üstlenmiş olan AKP iktidarı, 70 yıllık birikimlerinin meyvesini toplama safhasından yeme safhasına doğru geçmiş durumda. Bu 70 yıllık siyaset hayatında pek çok kişiler, kurumlar, partiler ve politikalar son derece önemli değişimler geçirdi.
Kürt-İslam Faşizminin Türkiye’de en güçlü dönemlerini yaşadığı şu günlerde, ülkemizde ciddi bir kutuplaşma da başlamış durumda. Aslında uzun süredir var olan bu kutuplaşma son günlerde iyice belirgin bir hal aldı.
Bu kutuplaşmanın bir ayağını bugün Şeriatçı-Kürtçü-liberal cephe oluştururken; bir ayağını da Atatürkçü cephe oluşturmaktadır.
Batı emperyalizminin de yönlendirmesi ile birlikte bu şeriatçı-Kürtçü-liberal cephe ya da çete, ciddi bir örgütlülük ve işbirliği içerisinde Cumhuriyet rejimine saldırmakta ve Atatürk’le hesaplaşmaktadır.
Bu hesaplaşmayı kimi zaman silahla, kimi zaman gösterilerle, kimi zaman TV programları ve sinemalarla yapmaktadır.
Bu saldırılar iki biçimde ilerlemektedir. Birinci saldırı şekli açıktan yapılan saldırılardır. Bu saldırıları düzenleyenleri ve amaçlarını herkes bilir. Saldırılarını ve saldırganlarını gizleme gereğini duymazlar. Bu saldırılar genelde Kürtçü ve Şeriatçı koldan ilerlemektedir.
İkinci saldırı ise, ki bu aslında en tehlikeli olanı ve birinci saldırıya zemin hazırlayan ve onu meşrulaştıran bölümdür, gizli yapılan psikolojik saldırılardır. Bu saldırı direk olarak milli değerleri hedef alır. Çarpıtma, küçültme, alay etme ve yanlış yönlendirme gibi nedenlerle yapılır. Bu sayede milli direnç kırılmaya çalışılmaktadır. Bu saldırılar genellikle liberal ve Şeriatçı çevrelerden gelmektedir.
Bu hareketlerin en büyük amacı da halkın örgütlenmesini ve harekete geçmesini önlemektir. Yani herhangi bir toplumsal sorun karşısında doğacak sorunları pasifize eder.
Okumaya devam edin ‘Emperyalizm desteğinde Şeriatçı-Kürtçü-liberal ittifak’
Son Yorumlar