
Galiyev

Nerimanov

Rıskulov

Vahidov
Stalin’in Türk komünistlerini önce dışlayan daha sonra ise katlettirmeye kadar varan terör politikasının sonucunda birkaç yıllık bir süreçte Rusya’daki Türk komünist hareketinin bütün örgütleri dağıtıldı ve Türk komünist hareketi neredeyse tarihten silinecek ölçüde ve hiçbir iz kalmayacak şekilde ortadan kaldırıldı. Sultan Galiyev ve onun Türk komünist hareketindeki sağ kolu ve TKP’nin de kurucusu Mustafa Suphi başta olmak üzere, Nerimanov, Rıskulov gibi Türk komünistleri de Stalin’in tertipleriyle katlettirildiler. Böylelikle Rus topraklarında doğan Türk Sosyalizmi akımı boğulduğu gibi binlerce yıllık Türk vatanı olan Turan ülkesini birleştirecek Sosyalist Turan ideali de engellenmiş oluyordu. Türk halkları da Sovyetler’in yıkılışına kadar neredeyse yetmiş yıl sosyalizm adına Rus sömürgeciliğinin tahakkümünde yaşamak zorunda kalacaklardı.
|
|
Çin’in bağımsızlığı mı, Doğu Türkistan’ın
bağımsızlığı mı?
Doğu Türkistan’da yaşanan Türk katliamı karşısında bile Türk’ü savunmaktan imtina eden ve açıkça Çin’i destekleyecek kadar da pervasızlaşan bir solumuz var ne yazık ki.
Tabii solu sokaktaki sıradan bir Türk vatandaşının bile gerisine düşüren bu ucube tavrın ideolojik gerekçesi de bulunmuş: Antiemperyalizm!
Neymiş; Amerikan emperyalizmi sözde Çin’i bölmek için Uygurluları kullanıyormuş! (Doğu Türkistan’a Sincan dedikleri gibi Uygur Türkü demekten de itina ile kaçınıyorlar ve Uygur diyorlar, Uygur neyse artık!)
Bu çarpık ön kabulden yola çıkan sol, Çin’in bağımsızlığı ve ulusal çıkarlarını savunmak adına yüzlerce yıldır esaret altında yaşayan Türklerin maruz kaldığı sömürgeci politikaları görmezden gelmekte, oradaki Türklerin yüzlerce yıllık bağımsızlık davasını yok saymakta, hatta bunun arkasındaki esas gücün ABD emperyalizmi olduğunu bile savunabilmektedir.
Türk’ü savunmayan bir solun gidip Çin’i ve Çinliyi savunması bile başlı başına bir komedi ama bu tavır antiemperyalist bir tavır olmadığı gibi meselenin antiemperyalizmle ilgili olmadığı da ortada. Madem emperyalizme karşı çıkacaksanız, o zaman asimile edilen, kimlikleri yok sayılan ve neredeyse iki yüz yıldır katliamlarla ortadan kaldırılmaya çalışılan Uygur Türklerinin hakkını savunun, öyle ya!
Ama bu ucube tavrın TKP ve İP gibi birbiriyle karşı olduklarını iddia eden iki grubu Çin’i savunma noktasında bir araya getirmesi de gösteriyor ki, bu grupları bir araya getiren ortak şey antiemperyalizm falan değil. Bunları bir araya getiren tek şey var; bilinç altlarındaki Türk düşmanlığı. Yoksa Sovyetçi ve Stalinist çizgideki (aynı zamanda da yurtsever!) TKP ile Çin Komünist Partisi’nin Türkiye seksiyonu gibi çalışan Maocu İşçi Partisi’nin kol kola Çincilik yapmalarını başka nasıl açıklayabilirsiniz?
“Yurtsever” TKP’nin, “ulusalcı” İşçi Partisi’nin ve diğer bilumum solcunun göremediği gerçekse, Türkiye gibi bir ezilen ülkede yurtsever olmanın, ulusalcı olmanın, solcu ve sosyalist olmanın yegâne koşulunun kendi ulusunu savunmak olduğudur!
Kendi ulusunu savunamayan bu sol, bu tavrı alamadığı için kimi zaman Rusya’yı, kimi zaman Çin’i, kimi zaman da ABD’yi savunabilmekte ama ne hikmetse bir tek Türk’ü ve Türkiye’yi savunamamaktadır.
Oysa Türk solu için önemli olan ezilen Türk’ün hakkını savunmaktır. Bugün Türk solunun savunması gereken şey, tam da bu nedenle, Doğu Türkistan’ın bağımsızlığı, oradaki Türklerin haklarıdır.
Çin gibi sömürgeci bir ülkenin bağımsızlığını savunmak niye Türk solunun görevi olsun? Çin’in bağımsızlığını ve ulusal çıkarlarını bırakın Çin’in solcuları savunsun. Ama Çin Komünist Partisi de iddia ettikleri gibi gerçekten de solcu ve komünist bir partiyse önce esaret altında tuttuğu ve katlettiği Türklerin bağımsızlığını tanısın. Binlerce yıllık Türk toprağı olan Doğu Türkistan’daki sömürgeci uygulamalarına son versin.
Bunu yapmadıklarına göre, dahası bizzat Türkleri katleden sömürgeci politikaların karar ve uygulama mercii olduklarına göre, Çin Komünist Partisi’nin sözde solculuğuna ve Çin’in sömürgeci uygulamalarına karşı çıkmak da Türk solunun başlıca görevidir. Bunun aksi, antiemperyalizm falan değil, düpedüz Çin emperyalizminin işbirlikçiliğidir.
Rusya ve Çin antiemperyalist bir kutup olabilir
mi..?
Burada solun içine düştüğü temel yanılgı Çin’i sosyalist bir ülke ya da en azından ABD’ye karşı bir güç olarak görme hatasıdır. Benzer bir yanılgı Rusya söz konusu olduğunda da tekrarlanmaktadır.
Böylesi bir tanımlama yaptığınız andan itibarense, antiemperyalizm yapalım derken bir emperyalist kutuptan kopup diğerinin kuyruğuna takılmış olursunuz ki, bugün solun yaptığı bundan başka bir şey değil.
Tabii bu yanlış kabullenme sizi doğal olarak Rusya’daki Türk cumhuriyetlerinin çıkarlarını ya da Çin zulmü altında yüzlerce yıldır ezilen Doğu Türkistan’ın çıkarlarını ilgilendiren her olayda bunun Rusya ve Çin’i zayıflatacağı ve ABD emperyalizminin ekmeğine yağ süreceği gerekçesiyle karşı tavır almanızı gerektirir. Zaten olan da basitçe bu.
Gerçekte ise Rusya ve Çin, ne ABD emperyalizmine karşı çıkmaktadırlar ne de bu ikisi antiemperyalist birer kutup olma iddiasındadırlar.
Çin ve Rusya, tıpkı AB ve ABD gibi, iki emperyalist güçtür.
Çin, bugün Dünya Ticaret Örgütü’nün en önemli üyelerinden biri olup Birleşmiş Milletler’de de veto yetkisine sahip bir ülkedir. Ama bu yetkisini şu ana kadar antiemperyalist bir doğrultuda kullandığına rastlanmış değildir!
Okumaya devam edin ‘Sosyalist maskeli sömürgecilik ve Türk Sosyalistleri’
Son Yorumlar