Bilinen bir hikayedir. Ama yine de bir hatırlatalım: Kurbağa eti kimi yerlerde çok sevilir. Ama tazesi makbuldür. En güzeli de canlı canlı haşlanan kurbağa etidir. Bir hayvan canlı canlı nasıl haşlanır diye sormayın. Bunun da bir yolu bulunmuştur: Kurbağayı sıcak ateşe atarsanız, bir refleks hareketiyle sıçrayarak hemen kazanın dışına kaçar. Ama normal sıcaklıkta bir suyun içine koyarsanız, tehlikeden habersiz keyfine bakar. Sonra suyun sıcaklığını yavaş yavaş artırırsınız. Kurbağa hâlâ tehlikeden habersizdir. Hatta sıcaklığın da etkisiyle hafif uyuşur. Su yeterli sıcaklığa geldiğinde kurbağa artık haşlanmaya başlamıştır. Ve o kadar uyuşmuştur ki, sıçrayıp kazandan kaçacak dermanı da kalmamıştır. Zaten haşlandığının da farkında değildir artık… Buyurun iki “Atatürkçü kurbağa”nın şu son 6 yılına bir göz atalım.
Ağustos 2002: “Türkiye erken seçime gidiyor. Ecevit’i çok sevdiğimden değil, ama böyle giderse AKP iktidar olacak.”
“Merak etme, Türkiye’nin laik dinamikleri izin vermez. Tek başlarına mı iktidar olacaklar. En kötü ihtimalde yeni bir 28 Şubat süreci Türkiye’yi kurtarır.”
“Sağol, rahatlattın beni.”

Son Yorumlar