“Başını kaldıranı vurun!”
Üç hafta önce Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine yönelik katliam bu parolayla başlamış. Çin Komünist Partisi yetkilisinin verdiği emirle birlikte başlayan katliamın sonunda 197 Uygur Türkü dünyanın gözleri önünde katledildi.
Olay bu şekilde seyrederken etrafta ne kadar çok Çinci olduğunu da görmüş olduk. Tabi bir o kadar da Türk düşmanı…
O kadar ileri gittiler ki, beş bin yıllık yurtlarında Türklerin katledilmesinden bile Türkleri sorumlu tuttular.
Türklerin ölmesi, katledilmesi o kadar doğal geliyor ki, günlerce Çin haber ajansının Türkiye şubesi gibi Çin haberlerini servis ettiler.
Ölenlerin çoğu Han Çinlisiymiş de, esas katliamı Uygur Türkleri yapmış da…
Ama katliam emrini veren Çinli yetkili, yaptığı işten o kadar keyif almaş olacak ki, çıktığı televizyon programında içini dökmüş:

Asya gezisi kapsamında Tayland’da bulunan ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, alışıldığı üzere, şer ülkeler kapsamına aldıkları İran ve Kuzey Kore’yi bir kez daha tehdit etmekten geri durmadı. Yalnız bu sefer tehdit etme yöntemi öncekilerden biraz daha farklıydı. Çünkü Clinton’un bakış açısına göre İran’ı nükleer çalışmalarından vazgeçirmenin yolu, bölge ülkelerini daha fazla silahlandırmaktan geçerken, Kuzey Kore’nin ise “bir daha nükleer silahlara sahip olamayacak şekilde, bu tip silahlardan arındırılması” gerektiğini iddia etti.
Her zaman söylüyoruz: Kürtten millet, aşiretten devlet olmaz diye. Devlet olmak öyle çoçukların eline verilebilecek bir oyuncak değildir. Deneyim gerektirir, tarih gerektirir, kültür gerektirir, yetenek gerektirir… Eğer siz bu işin ehli olmayan birine, tüm tarihi boyunca devlet kuramamış bir aşirete devlet kurdurmak isterseniz eninde sonunda kabak sizin başınıza patlar.
YÖK, geçtiğimiz hafta verdiği kararlarla Türkiye gündeminde ilk sıralara yerleşti. Önce Abdullah Gül’ün yeni YÖK üyelerini ataması ile ilgili haber gündeme geldi. Aslında oldukça tartışma yaratması beklenen atamalar, yine YÖK’ün aldığı başka bir kararla ikinci plana itildi.
Uzun zamandır tartışmaların odağında olan kurumların başında gelen RTÜK’te de yeni dönem başladı.
Doğan grubu ile Çalık grubu yine birbirlerine girdi. Bu kez kavgayı başlatan taraf Çalık’ın Sabah gazetesi. Sabah, geçtiğimiz hafta “Aydın Doğan’ın kağıt yolsuzluğu” başlıklı bir yazı dizisine başladı. Dizi başlarken Sabah’ın Genel Yayın Yönetmeni olan Erdal Şafak bir yazı yazarak amaçlarının medya savaşı değil habercilik olduğunu iddia etti. Erdal Şafak, gerekçe olarak da şunları yazdı: “Öncelikle, kamuoyunun Türkiye’nin en büyük holdinglerinden biri ve medyanın en iri grubuyla ilgili bir soruşturmanın sonucunu öğrenme hakkı bulunuyor.
Yeşil Elma Koalisyonu’nun düşman kardeşleri Birgün ile Taraf yine kapıştı. Bu seferki kapışmanın ana teması da Ergenekon. Ancak bu seferki kapışmanın konu mankeni ise Taraf yazarı Melih Altınok. Yaklaşık bir ay kadar önce Birgün’den ideolojik sebeplerle ayrıldığını açıklayan Altınok, hemen akabinde Taraf’a intikal etmişti.
Son Yorumlar