Ağustos, 2009 için arşiv

31
Aug
09

Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin Özgürlük açılımı

Kölelik zincirini kırma mücadelesi veren Afrikalı siyahlar şöyle diyorlardı:

“Sokaklarda başıboş ama özgürce dolaşan aç kedi, kafese kapatılmış tok bir aslandan daha mutludur.”

“Aç” değildik elbette…

Kendimizi aslan kadar güçlü de görmüyorduk çünkü haddimizi biliyorduk…

Yazılı ve görsel medya gibi harcayabileceğimiz yüzmilyonlarca Dolarımız da yoktu…

Ama…

Kendilerini “Tok Aslan” gibi gören yazılı ve görsel medyadan daha özgürdük…

Maddi zorluklar içinde yaşıyorduk ancak özgürlüğümüzü hiçbir kurum ve kuruluşa ipotek etmiyorduk…

Org. İlker Başbuğ, internet medyasını 30 Ağustos Zafer Bayramı Resepsiyonuna davet ederek, “Özgürlüğünüze, çabalarınıza, emeklerinize, alın terlerinize saygı duyuyorum” mesajını verdi…

Özgürlüğümüzü resmileştirdi…

Bu davet; “Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin Özgürlük açılımı” idi…

31
Aug
09

Bu kaçıncı ihanet

Değişen bir şey yok. Her gün içimiz gene yanmakta, gözyaşlarımız gene akmakta. Bekliyoruz ne yapılacağını bilmeden. İnsanın ölümü beklemesi gibi, her şeyden umudunu kesmiş, çaresiz bir başına. Bekliyoruz yalnızca.

İnsanı kahreden umutsuzca beklemek değil, bir şeyler yapamamak. Yapması gerekenlere bel bağlamak bir yanılsama sadece.

Tüm yapılanlara inat dimdik ayaktayız yine de. Gün ağıtlar yakma günü değil, gözyaşlarımızı içimize akıtma günüdür. Mücadele günüdür. Al bayrak elde seferberlik günüdür.

Bu kaçıncı ihanettir bilir misiniz?

Bu kaçıncı hançerdir saplanan yüreğimize?

Kardeşlik türküleri yaktılar sadece ve sahtece…

Hep bizden beklediler dostluk mektuplarını, kırk yıllık kahvenin hatırını. Hep bizden istediler gencecik bedenlerin bedenine doymamış canlarını.

Ve…

Bekliyoruz, hâlâ yumruklarımız sıkılı.

Ve hâlâ bekliyoruz uzaklardan gelecek “Bir şeyler yapın artık, lütfen!” diyen utanmazları.

Anlatmayın artık kendinizin bile inanmayacağı masalları.

Kim kazanmış dünyanın en görkemli Kurtuluş Savaşı’nı ve kim söylemiş birlikte kazandığımızı?

Kim söylemiş binlerce kefensiz bedenin birlikte yattığını?

Antep’te, Maraş’ta, Adana’da, Fransız emperyalistlerine karşı verilmiş mücadeleyi kimlerin nasıl kazandığını, mücadeleyi kimlerin yücelttiğini ve binlerce Türk şehidini….

Kardeşlik türküleri yaktılar dedik sadece ve sahtece. Yüzleri kızarmadan her türlü yayını kullanarak dalga geçtiler bizlerle. Dedik ya, hep bizden beklediler barış güvercinlerini. Ve onlar kopardılar ilk barışın açan çiçeğini.

Bu kaçıncı ihanet bilir misiniz?

Okumaya devam edin ‘Bu kaçıncı ihanet’

31
Aug
09

Açılımın arkasında ABD var, peki muhalefetin?

Deniz Baykal

Türkiye’nin Yugoslavya mı yoksa Irak mı olacağının tespitini yapan CHP ve ve AKP ve MGK’yı Mondros döneminin Damat Ferit’i olarak niteleyen MHP açılımın ABD planı olduğunu, AKP’nin arasında ABD olduğunu söyleyerek muhalefet ediyorlar. CHP’nin de MHP’nin de muhalefeti ABD talimatlı olduğuna göre, sonuç yine ABD planındaki gibi olacak. Türk milleti bunlardan kurtulup, sürece kendisi dahil olmazsa tabi!

Eninde sonunda…

Kürt açılımının fotoğrafı çekildi en sonunda!

Tayyip, Gül, İlker Başbuğ yan yana…

Gülüyorlar.

Kime peki?

Her halde şehitlere, ana-babalarına, akrabalarına… Şehidi kim veriyorsa ona, yani Türk milletine!

Ortadaki “Kürt açılımı”nın nereye doğru gittiği de mâlum. Affa ve bölünmeye. Artık kim kimden çok onun hesabı yapıp, ona göre ad verecekler böldükleri yerlere. Bu süreçte Türklerin bir yerde çoğunluk olmaları ihtimalini de varın siz hesaplayın!

Eninde sonunda yapmak istedikleri, olacak olan da bu. Henüz o fotoğraf karesinde gözükmüyor; ama muhalefet nerede? Herhalde o zaman Baykal’ın da Bahçeli’nin de millete söyleyecek birşeyleri olmaz. Bugün olduğu gibi.

Arınç geçenlerde şöyle demişti:

“CHP ve MHP’nin başlangıçtaki olumsuz tavırlarının ilelebet sürmeyeceğine inanıyorum. Çünkü hiçbir siyasi parti toplumsal talebin dışında kalamaz. CHP’nin bünyesi, tabanı, Türkiye’deki demokratik güçler CHP’yi bunun dışında bırakamaz. İstese de kalamaz. MHP de öyle.”

Arınç’ın bu açıklamaları görüldüğü üzere daha çok CHP üzerine.

Okumaya devam edin ‘Açılımın arkasında ABD var, peki muhalefetin?’

31
Aug
09

İşkencenin yeni adı barış

İlyas Salman

Taraf gazetesinin emperyalizm ve onun uşağı AKP’den aldığı dolarlardan payını yeteri kadar lüplemiş olan Taraflı yazarı karnı tok sırtı pek beslemelere mahsus koltuğundan vaaz veriyor: “Canınızı sıkmayın barış gelecek…”

Bize tarihten örnekler veriyor. “Koşullar” diyor, “koşullar barışı zorunlu kılıyor.”

Evet savaşı zorunlu kılan koşullar barışı da zorunlu kılıyor. Savaşa sebep olan koşullar neydi bir anımsayalım.

Türkiye’nin batısı ile doğusu arasında tarihimizin en derin geçmişinden bu yana kapatılması mucizelere kalmış bir refah uçurumu var. Ekmeğinden sağlık hizmetine, konutundan eğitimine, ulaşımından halkla karşı karşıya olan kolluk kuvvetlerinin tavrına kadar. Bu büyük uçurumun altında yatan temel neden kocaman harflerle: EMEK-SERMAYE ÇELİŞKİSİ.

Azıcık beyni olan, yormadan yorumlayabilen, zekanın “z”sine sahip bir insanın anlayabileceği şekilde açıklayayım. Mevcut savaş emeğin kitlelerden ve yine kitlelerin emeği ile birikmiş olan sermayenin de başka ellerde birikmesinden kaynaklanan ekmek kavgasının bilinçli olarak bir ırklar kavgasına dönüştürülmüş olmasıdır.

Okumaya devam edin ‘İşkencenin yeni adı barış’

31
Aug
09

Sezen, artık çek git yoluna bıkmışım dertten gölge etme başka ihsan istemem senden

Sezen AksuSanat  cephesinde  Kürt  açılımı

AKP’nin başlattığı Kürt açılımı toplumun her kesiminde tartışılmaya devam ediyor. Bu kesimlerin arasında şüphesiz en çok öne çıkanlardan biri de sanat camiası.

Önce Yaşar Kemal atıldı ortaya.

Sürecin başından beri akil adam pozlarında gerek hükümetin gerek PKK kanadının el üstünde tuttuğu biri Yaşar Kemal.

Abdullah Gül’den onur madalyası da alan Yaşar Kemal, yaptığı açıklamalarla sürecin önemli bir aktörü olduğunu ortaya koydu.

Daha önceki demeçlerinden birinde PKK’lı teröristleri gerilla mertebesine yükselten, şimdilerde iyiden iyiye PKK sözcülüğünü üstlenmiş durumda bulunan Yaşar Kemal.

Yaşar Kemal’den sonra da sazı Zülfü aldı eline.

Önce gazetelerde çarşaf çarşaf röportajlar.

Ne oluyor demeye kalmadan, konserde Kürtçe “Yiğidim Aslanım”.

Sonra “AKP karşıtıyım ama Kürt açılımını destekliyorum” gibi garip bir açıklama yaptı. Böyle tutarsız bir açıklama olmazdı ama herkes Zülfü’nün ne demek istediğini anladı.

Zülfü, AKP’nin yanındaydı ama aynı zamanda AKP’nin yanında görünmek de istemiyordu.

Ancak kaçış yoktu.

Zülfü’nün içinden geldiği Batıcı sol gelenek, sonunda O’nu AKP’yle aynı safa düşürdü.

İşin  garibi  bu  isimlerin  hiçbirinin  Kürt  açılımının  nasıl  bir  şey

olduğundan  haberlerinin  olmamasıydı.

Okumaya devam edin ‘Sezen, artık çek git yoluna bıkmışım dertten gölge etme başka ihsan istemem senden’

31
Aug
09

İnsan değillermiş..!

Ahmet AltanKim mi? Kim olacak Tarafçılar.

Bunu ben iddia etmiyorum üstelik.

Bizzat eş genel yayın yönetmeni olacak olan Ahmet Altan söylüyor.

Evet evet, Ahmet Altan sonunda itiraf etti.

Meğersem bizim Tarafçılar Marslıymış.

Bu da nereden çıktı demeyin. Ahmet Altan geçenlerde yazdığı yazısında Tarafçıların Marslı olduğunu iddia etti.

Belge mi soruyorsunuz?

Haksız da sayılmazsınız. Türkiye’nin en ‘belgeli’ gazetesi hakkında bir şey yazarken belgesini de ortaya koymak lazım.

Belge aslında kendileri.

Taraf gazetesi geçtiğimiz günlerde bambaşka bir mizanpajla çıktı karşımıza. Kocaman başlık ve spotlar, haberleri birbirinden ayıran kalın ve duruma göre bir veya iki rengarenk çizgiler ve sapsarı yüzleriyle köşe yazarları.

Ahmet Altan’ı ilk o şekilde görünce önce biraz şaşırdım ve baskı hatası falan olmuş zannettim ama yakışmış dedim içimden. Sonra logonun yanıdaki içinde Ahmet Altan’ın sarımtrak resminin bulunduğu kutucuğu okuduğumda anladım Tarafçıların Marslı olduğunu.

Okumaya devam edin ‘İnsan değillermiş..!’

31
Aug
09

Sabah’tan Nazlı’ya sansür

Nazlı Ilıcak
Nazlı Ilıcak

Erdal Safak
Erdal Safak

Geçtiğimiz hafta Sabah gazetesinde ilginç bir sansür vakası yaşandı. Şu bakımdan ilginç, Sabah yönetiminin sansür uyguladığı yazarı da Sabah gibi AKP yandaşı olan Nazlı Ilıcak’tı.

Geçtiğimiz hafta İstanbul’da bir okul yıkımı oldu. Vakti zamanında Sabah gazetesinin yöneticisiyken gazeteden ayrılıp Vatan’ı kuran ve sonra da Aydın Doğan’a devreden Zafer Mutlu’nun başında bulunduğu Zeynep Mutlu Vakfı’na ait Kemer Okulları, 500 kişilik zabıta ekibi ve 150 kişilik Jandarma gücüyle İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yıkıldı. Yıkım gerekçesi okulun kaçak olmasıydı. Gerçi mahkeme yıkımın durdurulması kararı vermişti ama iş işten geçmişti.

İşte Nazlı Ilıcak her nasıl olduysa bu yıkımı eleştiren bir yazı yazdı. Yazıda özetle “Vatan gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Mutlu’nun, Kemerburgaz’daki Vakıf okulunun binaları, evvelki gün, sabaha karşı, Belediye ekipleri tarafından, ‘kaçak olduğu’ gerekçesiyle yıkıldı.

Zafer Mutlu, Milli Emlâk’tan arsa tahsisi almıştı ama, Eyüp Belediyesi, bu arazinin kendisine ait olduğunu ileri sürüyordu ve Maliye Bakanlığı’nın tahsis ettiği arsayla ilgili açtığı iptâl davasını kazanmıştı. (27 Mayıs 1999) Mutlu, buna rağmen, hem kolej inşaatını tamamladı, hem de Milli eğitim Bakanlığı’ndan okul işletmek için ruhsat aldı. Ortada bir hukuki ihtilâf var. Ama, pekâlâ, uzlaşma yoluyla bu ihtilâfın halli mümkündü. Buna mukabil, yıkım kararı alındı ve icra edildi.

*İstanbul’daki tek kaçak bina Zafer Mutlu’nunki mi?

*Bina kaçak bile olsa, Eyüp Belediyesi, uzlaşma yoluna gidip, bir bedel karşılığı okulların faaliyetini sürdürmesine imkân tanıyamaz mıydı?

*Bu okul, Zafer Mutlu’ya değil de, AK Parti’ye yakın bir işadamına ait olsaydı, böyle bir yıkım kararı uygulanır mıydı?

Okumaya devam edin ‘Sabah’tan Nazlı’ya sansür’

31
Aug
09

Türbandan sonra Kürtçe de Çankaya’da

Hürriyet gazetesi, yine üzerine düşeni yerine getirerek Kürt sorununun “insani” bir yönünü ortaya koydu. Ama ortada olan tek şey Türkiye’nin hızla bölünmeye gittiği.

Hürriyet gazetesi, yine üzerine düşeni yerine getirerek Kürt sorununun “insani” bir yönünü ortaya koydu. Ama ortada olan tek şey Türkiye’nin hızla bölünmeye gittiği.

“Önceki akşam Cumhurbaşkanı Gül’ün şehit yakınlarına verdiği iftar yemeğinde çok duygusal bir olay yaşanıyor… Öylesine duygusal ki dinlerken tüylerim diken diken oldu… Şimdi bir an olsun kendinizi o masadaymış gibi düşünerek okuyun…

Gül, iftara gelen şehit yakınlarının gruplar halinde masalara dağıtılmasını istiyor… Her masaya Cumhurbaşkanlığı’ndan bir görevli oturuyor… Görevlilerin elinde bir kart var, bu karta şehit yakınlarının düşünceleri ve talepleri yazılıyor…

Cumhurbaşkanı da kendi masasına oturan şehit yakınlarıyla konuşup düşüncelerini ve isteklerini alıyor…

Gül tek tek konuşurken bir ara hemen çaprazındaki kadına soruyor:

“Peki sizin bir isteğiniz var mı?”

Kadın başını kaldırıyor, Cumhurbaşkanı’na dönüyor, öylece bakıyor… Gül bir kez daha soruyor:

Okumaya devam edin ‘Türbandan sonra Kürtçe de Çankaya’da’

31
Aug
09

AKP’den yeni yargı atağı

AKP’den yeni yargı atağıTüm Türkiye Kürt açılımına kilitlenmişken, AKP stratejik bir adım daha atarak yargı reformuna girişti. Yargı reformu diyorlar ama siz bakmayın, bunların yargı reformu dedikleri şey aslında yargıyı tamamen ellerine geçirmek için yaptıkları bir düzenleme. Gerekçeleri de hazır zaten. Neymiş efendim yargıyı AB’ye uyumlu hale getirebilmek için yaptıkları bir düzenlemeymiş bu.

Konu ile ilgili ilk açıklamayı Adalet Bakanı Sadullah Ergin yaptı. Ergin yaptığı açıklamada, yapılması düşünülen değişiklikler için uluslararası metinlerden referans alındığının altını çizdi.

Yapılması planlanan değişikliğin esas hedefi ise Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) ile Anayasa Mahkemesi’nin yapılarının değiştirilmesi olacak. Anlayacağınız HSYK ile Anayasa Mahkemesi’nin üyelerinden bir kısmının TBMM ( siz onu AKP olarak okuyun ) tarafından seçilmesi hedefleniyor.

Okumaya devam edin ‘AKP’den yeni yargı atağı’

31
Aug
09

ABD’nin Afganistan’daki en kanlı yılı

2009 yılı daha şimdiden Afganistan’da en çok yabancı askerin öldüğü yıl haline geldi. ABD operasyon üstüne operasyon yapsa da, asker-sivil ayrımı gözetmeksizin her tarafı hava bombardımanına tutsa da sonuç değişmiyor: Afganistan’da Taliban her geçen gün nihai zafere bir adım daha yaklaşırken, ABD’ye gönderilen tabut sayısı sürekli tırmanıyor.

Oysa 2001 yılında 11 Eylül saldırılarını bahane ederek Afganistan işgalini başlattıklarında ABD ordusu kendinden son derece emin görünüyordu. Taş devri koşullarında yaşayan, doğru dürüst teknolojik bir silaha sahip olmayan düzensiz birlikler karşılarında ne kadar dayanabilirdi ki? Fakat aradan geçen her yıl, Pentagon’un ne büyük bir hesap hatası yaptığını ortaya koydu. Bırakın Afganistan’da kontrolü ele geçirmeyi, Taliban güçleri NATO birliklerini neredeyse kışlalarına hapsetti.

Geçtiğimiz hafta ise NATO gücünde görevli 4 Amerikan askerinin yol kenarına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu yaşamını yitirmesi ile de 2009 yılı daha şimdiden Afganistan’da en çok yabancı askerin öldüğü yıl haline geldi. Son saldırıyla birlikte bu yıl içinde Afganistan’da yaşamını yitiren ABD askerlerinin sayısı 295’e yükseldi; 2001 Ekiminden bu yana ise 800.

Okumaya devam edin ‘ABD’nin Afganistan’daki en kanlı yılı’




İstatistikler

  • 458,284 Tıklama

 

Ağustos 2009
M T W T F S S
« Jul   Sep »
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31