03
Şub
10

Yiğit Bulut ailece döndü

Radikal Gazetesi yazarı Namık Kemal Zeybek geçtiğimiz günlerde ABD’de Fethullah Gülen cemaatinin düzenlediği “The Gulen Movement” isimli konferansa katıldı.

Ülkücü camianın eski isimlerinden olan Zeybek, ANAP döneminde kültür bakanlığı yapmıştı. Yakın dönemde BBP’ye katılan ve ayrılarak DP’ye katılan Zeybek Radikal Gazetesi’nde yazmaya devam ediyor.

Zeybek, Habertürk yazarı Yiğit Bulut’un da kayınpederi.

Hizmet  hareketi  bizim  başarımız

Namık Kemal Zeybek katıldığı konferans sonrasında konuya ilişkin yazısında Gülen hareketini öven bir yazı dizisini başlattı.

Namık Kemal Zeybek ilk yazısında “Sayıları 40′a ulaşan liselerin ve kültür merkezlerinin ABD’deki başarılarını yerinde görmek istiyordum.

Gördüm…

Ve anladım ki ortaya konulan başarı ABD ortalamasının üzerindedir.

Yakından incelediğinde ortada şaşılacak bir durum kalmamaktadır…

Hızı kesilmezse, 40 sayısının önüne yeni sıfırların konulması içten bile değildir.

Ve ABD’de Türkiye’nin ve Türklüğün çok etkili bir lobi çalışması oluşmaktadır.

‘Hizmet’in bir hizmeti de budur” dedi.
Namık Kemal Zeybek, Fethullah Gülen’in arkasında ABD’nin olduğuna ilişkin iddialara ise şu sözlerle yanıt verdi: “diyorum ki ‘ne ABD’ye peşin düşmanlık doğrudur ne de kulluk ölçüsünde hayranlık…

’ Ne husumette hayır vardır ne de teslimiyette doğacak bir fayda…

Sonunda onlar 200 yıllık tarihleri olan ve gelecekleri belirsiz olan bir önemli güç; biz ise binlerce yıllık tarihi ve derin bir uygarlık geleneği olan köklü bir milletiz.

Geçmişimizdeki büyüklükler gelecekteki büyüklüğümüzün belgeleridir. Bunları niye mi söylüyorum.

Hizmet Hareketi ABD’nin değil, bizim başarımızdır.

Hatta ABD’nin ve bizim içimizden birilerine rağmen…”

Eskiden  başka  yazıyordu

Ancak Zeybek yakın zamana kadar milliyetçi fikirleriyle biliniyordu.

Fethullah Gülen’e ve ABD’ye muhalif yazılarıyla bilinen Zeybek’in dönüşü herkesi şaşırttı.

Namık Kemal Zeybek 3 Haziran 2004 tarihinde Tercüman Gazetesi’nde yazdığı yazıda Fethullah Gülen hakkında şu ağır ifadeleri kullanmıştı: “Bugün Fethullah Gülen hareketi güçlenmiş ve siyasetçiler için kazanılması yararlı bir güç durumuna geçmiştir. Sonunda ben de bir siyasetçiyim. Etkili bir cemaatle ilgili olumsuz söz söylememek gerekir, diye düşünülebilirim. Ama iş öyle değil… Cemaatların siyasete karışmasını, hem din, hem de siyaset için zararlı buluyorum bu bir…


İkincisi, inandıklarını söylemekten çekinen siyasetçilerin ülkeye ve halka yararlı olmayacaklarına inanıyorum.”
Bu hareket Türkiye için zararlı

Zeybek şöyle devam ediyordu: “Dolayısıyla 1997′de Abant’ta yapılan toplantıda Devlet ile ilgili değerlendirmelerde eski komünist şimdi liberalist bir takım kişilerle aynı çizgide ve ortak anlayışta olduklarını gördüğümden beri bu hareketi Türkiye için zararlı buluyorum.
Diyalog adı altında yaptıkları ve Müslümanlar’ın misyonerler karşısındaki direnişini kıracağına inandığım çalışmaların Müslümanlık için zararlı ve İslam açısından yanlış buluyorum.
Amerika’yı Irak vahşetinden sonra bile desteklemelerini insanlık için zararlı görüyorum.
Rusça’nın baskısından kurtulmaya çalışan ve öz dillerine dönmek çabası içindeki Türk Cumhuriyetleri’nde açtıkları okullarda İngilizce eğitim yapmalarını zararlı sayıyorum.
Diliyorum ki bu yanlışlarından dönerler ve oluşturdukları gücü, yararlı duruma getirirler.
Diliyorum.”

Onların  fitnesi  Deccal’dan  kötüdür

Zeybek 26 Ekim 2003 tarihinde Tercüman’da şunları yazmıştı: “Şeyhlik gücünden yararlanıp mal mülk sahibi olmuşsa… Ticaretini geliştirip, teşkilat kurmuşsa… Allah’ın kullarını ‘Allah’a götüreceğim’ diye kandırıp ‘mal’ gibi pazarlamışsa… Tasavvufu ticarete ve siyasete araç yapmışsa… İşte o zaman sahip olduğu en değerli varlığı en çok gerekli olduğunda yitirir. Son demde iman…

Ahmet Yesevi’ye kulak verelim
YALAN şeyhlerden söz ederken, döneminden günümüze çağrısını en açık biçimde yapıyor, Ahmet Yesevi:
‘Onlar müritlerinden bağış alırlar, eğer müritleri vermese çekişirler ve derler ki: ‘Senden şikayetçiyim, Allah da senden şikayetçi.’ Gerçek şeyhler bağış alırlarsa sadece hak edenlere, gariplere, çaresizlere verirler. Eğer kendileri alıp yerlerse leş yemiş gibi olurlar. Eğer alıp giyim yaparlarsa Hakk Teala onların ibadetlerini kabul etmez. Onlar cehennem azabına uğrarlar. Kim böyle şeyhlere gönlünü kaptırırsa, dinden de çıkar. Böyle şeyhler lanetlidirler. Onların fitnesi Deccal’den de kötüdür. Onlar şeriatta, tarikatta, hakikatta ve marifette dinden çıkmış sayılırlar…’
Çok mu ağır?
Hayır! Yanlışlığın ağırlığınca ağır…”

Dinlerarası  diyalog  Hristiyan  taktiği

Zeybek, 17 Ekim 2003 tarihinde ise Fethullah Gülen’in çalışmalarından en önemlisi olan Dinlerarası Diyalog çabalarını Hristiyanlığın taktiği olarak anlatıyordu: “DİNLERARASI Diyalog, Hıristiyanlığın bir taktik yaklaşımı. Taktiğe taktik ile yaklaşırsanız sıkıntı yok. Ama kendinizi kaptırırsanız, tuzağa düşersiniz.
Tuzağa düşülmüştür. Öylesine düşülmüştür ki; hayatı İslam vaizliğiyle geçen bir emekli din görevlisi için hazırlanan kitabın adı Diyaloğa Adanan Hayat olmuştur.”
Namık Kemal Zeybek yine aynı yazısında şunları söylüyordu: “Her dile çevrilen İnciller’in içine konulan dolarlar mı daha çekici gelir, mescid yapmak için ceplerden istenilen liralar mı?
Evet, dolarların kanatlandırdığı; diyalog rüzgarlarının beslediği Hıristiyan misyonerliğini kim durduracak? Milletimizin önüne konulan bu bölünme çatlağını kim onaracak? İşte asıl soru bu… Ama önce diyalog tuzağından kurtulmak gerek.”

Cemaat  lideri  mi  holding  sahibi  mi

Namık Kemal zeybek 13 Haziran 2004 tarihinde ise cemaat hakkında şunları söylüyordu: “Cemaat gazeteleri, televizyonları, işleri, işletmeleri, ticaretevleri sahibi olunca, işte ondan sonra olanlar olur… Oluyor…
Ne mi olur? Başlangıçta cemaat bütün bu dünyevi kurumların sahibi iken, yasa işlemeye başlar ve bu dünyalıklar, cemaatın sahibinin olurlar. Cemaat lideri bir süre sonra holding patronu haline gelir. Holdingin niteliği ve niceliği uluslararası boyuta ulaşmışsa; uluslararası kapitalin bir parçası olunur. Uluslararası kapital, uluslararası siyasete soyunmuşsa da uluslararası kapitalin güdümünde bir cemaat yapısı ortaya çıkar.
Artık bu noktadan sonra başlangıç noktası uzaklarda bir hayal gibi hatırlanır… Başlangıçta çok iyi niyetlerle başlanılsa bile bir süre sonra böyle olur…

Olunuyor…

Diyorum ki çevresinde kendisinden bir şeyler umarak insanların biriktiği insanlar, eğer gerçekten olgun ve oldurucu insan iseler; çevrelerindekileri örgülemesinler…

İşlerini ticaret ve siyasete bulaştırmasınlar.

Kendilerini de kendilerine bağlananları da yakmasınlar…

Zulme rızayı küfür niteliğinde gören Müslümanlığı, zulmün şakşakçısı, destekçisi, dalkavuğu, yalakası derecesine düşürmesinler…”

Gülen’i  kurtarın

10 Haziran 2004 tarihinde ise Gülen’in Hristiyanlığın tuzağından kurtarılması gerektiğini söylüyordu: “Diyalog işi teşkilatlanmış Hıristiyan kilisesinindir. İşi ortaya atan ve attığı oltayla av ardında koşan öncelikle Vatikan’dır…. ‘PEKİ bütün bu olgulara, gerçeklere rağmen diyalog samimi olabilir mi? Zaten samimi olmadıkları yaptıkları beyanlardan da anlaşılmaktadır. Örneğin, Fethullah Gülen samimiyetle El Kaide’nin eylemlerini kınarken, Patrik Bartholomeos, Hahambaşı İshak Haleva ya da dünya ölçeğinde Papa, açıktan İsrail’in ve Amerika’nın vahşetlerini asla kınamamışlardır. Nerede diyalogtaki samimiyet? Sonuç olarak Dinlerarası Diyalog Toplantıları sinsi Hıristiyanlaştırma ve alinasyon (yabancılaştırma) planlarını bünyesinde taşımaktadır.’ Diyorum ki, kendilerine göre hangi ihtiyaçtan ötürü bu diyalog tuzağına düşenler varsa, bir an önce kendilerini kurtarmalıdırlar. Gecikmeden…”

Siyonizmle  kolkola

Zeybek 23 Ocak 2005 tarihinde ise Fethullah Gülen cemaatinin çabalarını Siyonizm ve ABD ile yan yana koyuyordu:
“SÖZÜN aslı diyalog olsa da diyalogcular, diyaloğ dediler ve sözü de yumuşattılar. Özlerinin de yumuşaklığı ortaya çıktı….

Müslümanlığın topyekün köktenci olması durumunda denetlenemez güç olması olabilir… Bunun da önlemi alındı: Ilımlı Müslümanlık…

Ilımlı Müslümanlığı üretmek için bulunan en kestirme yol ise diyalog. Hıristiyan ile Müslümanlığın diyalogundan ılımlı Müslümanlık doğdu.
Ilımlı Müslümanlık ne demek? Evangelist Hıristiyanlık ile diyalog kuran Müslümanlık…

Yani? Yani, Evangelist Siyonist’in hiçbir çalışmasına karşı çıkmayan Müslümanlık… Yani, global kapitale teslim olmuş Müslümanlık… Yani, Müslümanlık olmayan Müslümanlık… Ne güzel diyalog değil mi? Diyalogdan çıkan sonuç, Hıristiyanlık aşırı olacak, Müslümanlık ılımlı…

ILIMLI Müslüman, söz gelimi ABD güçleri Irak’a saldırıp Müslümanlar’ı öldürürken, kadınların ırzına geçerken hiç itiraz etmez… ABD’yi haklı gösterecek, savunacak, koruyacak mazeretler üretir… Niye? Çünkü o ılımlı Müslüman’dır.

Ilımlı Müslüman, kendi cemaatının çıkarlarını, güvencesini almıştır. Cemaatına dokunulmadıktan sonra ötekiler hiç önemli değildir. Çünkü o ılımlı Müslüman’dır.

Ilımlı Müslüman, ABD’cidir. Ilımlı Müslüman, AB’cidir. Ilımlı Müslüman, ne isterseniz o’cudur. Yeter ki cemaatına dokunulmasın… Yeter ki cemaat bağlıları ve başı rahat etsin. Ötesi ne gam…

Ilımlı Müslüman, köktenci Müslümanlık’tan dönme olduğu için yaptığı her işe kaynaklardan delil bulmakta da ustadır. Ilımlı Müslüman hiç yanlış yapmaz. Ne yapsa doğrudur. Kaynaklara uymak zorunluluğu yoktur. Kaynakları kendine uydurur.

Ilımlı Müslüman, İslam düşmanlarına, Türklük düşmanlarına, insanlık düşmanlarına karşı çok ılımlıdır.

Ama kendilerine, çıkarlarına, patronlarına ve büyük patronlarına yani büyük şeytana yönelik bir eleştiri karşısında bütün ılımlılıklarını bırakır ve çok sert olurlar.

Ne yazılar yazarlar, ne imalar yaparlar…

Neler derler, neler…”


0 Responses to “Yiğit Bulut ailece döndü”



  1. Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


İstatistikler

  • 1,887,263 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Şubat 2010
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Oca   Mar »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 37 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: