16
Ara
11

Ortadoğu’da “Yeni Sykes – Picot” ve AKP’nin rolü

Cemaat  Arap  baharına  uzandı

II. Abdülhamid, Enver Paşa ve Mekke Şerifi Hüseyin

Suriye’ye karşı kurulan ve AKP iktidarının desteklediği Özgür Suriye Ordusu Komutanı Albay Riyad Al Asaad da Hatay’daki kampta misafir olarak buluyor. Özgür Suriye Ordusu’na destek veren Tayyip Erdoğan, aynı zamanda Türkiye’yi Suriye muhalefetinin toplantı merkezi haline getirdi.

Arap Baharı tartışması en son yapılan Abant Platformu’nun tartışma konusuydu. Ortadoğu’da yaşanan “değişim” sürecinin aslında emperyalizmin yüzyıllık planı olarak sınırları ve yöneticileri değişecek bir Ortadoğu hedeflediğini başından beri yazdık. Ancak bu değişimi “Yeni Osmanlı”, “emperyal Türkiye”, “bölge gücü” ve “lider ülke” gibi kavramların etkisiyle yorumlayan AKP yandaşı kesim, Ortadoğu’nun değişiminde Türkiye’nin rolünü de buna bağlamakla meşgul. Onlara göre Türkiye Ortadoğu’da bölge gücüdür, Arap baharı sürecinde de bu rolü daha çok ortaya çıkmıştır.

Türkiye, bu değişim sürecinde ABD’nin yanındadır. ABD’nin ikinci adamı Joe Biden’in Türkiye’ye gelip Tayyip Erdoğan’la evinde görüşmesinden çıkarılan sonuç da ABD Başkanı Obama’nın da Tayyip Erdoğan’ın arkasında olduğudur. Ancak bu kesim Ortadoğu’da yaşanlanlarla ilgili herkesin kendileri gibi düşünmediğini iyi biliyor.

Nâsır’ın bir dönem danışmanlığını da yapmış Mısırlı ünlü gazeteci Muhammed Hasaneyn Heykel geçtiğimiz haftalarda Arap baharını “Yeni Sykes-Picot” olarak tanımladığı bir yazı yazdı. Ortadoğu’da yaşanan gelişmeyi “Bütün bunlar tekrar planlanan, tekrar düzenlenen ve tekrar, bir daha elden çıkmaması için güvenli hale getirilmek istenen bir Ortadoğu için hazırlanıyor” şeklinde özetlediği fikirleri de doğal olarak “Baas artıkçılığı” ve Nâsır kastedilerek “diktatör savunuculuğu” şeklinde saldırılere maruz kaldı.

Son günlerde Suriye’de düğümlendiği göz önüne alınınca, yandaşlar Arap baharı sürecinde meseleye kendileri gibi bakmayanları “Suriye’yi kollayanlar” olarak Heykel’le aynı ağızla konuşmakla suçluyorlar.

Peki Hasaneyn Heykel’in Ortadoğu’daki Arap baharı sürecini Birinci Dünya Savaşı’nın gizli Sykes-Picot Anlaşması’na benzetmesi ne kadar doğru?

Tekrardan Osmanlı’nın Ortadoğu’dan çekiliş yıllarına dönüp bakmak, belli şeylerin tekrar ettiğini görmek, Heykel’in söylediklerini daha iyi anlamamızı sağlayabilir.

Arabistanlı  Hüseyin,  Suriyeli  Riad

Bugün kimelerinin Batı karşıtı bir imaj çizdikleri II. Abdülhamid’in baskıcı rejiminin gerek İstanbul’da gerekse Osmanlı’nın Ortadoğu’daki elayetlerine kadar hissedildiği yıllar, aynı zamanda Osmanlı’nın en çok toprak kaybettiği yıllar olmuştur. II. Abdülhamid, emperyalist devletler arasında sürdürdüğü ikili hatta üçlü siyasetiyle kimilerince devleti savunmuştur, ancak o dönem yaşanan kayıplar gerçeğin muhasebesini bakımından önemlidir.

Abdülhamid’in kurduğu ajan ağı sadece sarayın etrafında değil, Kuzey Afrika’ya ve Arap Yarımadası’na kadar uzanmıştı. Abdülhamid bir taraftan Müslüman dünyayı Batı’ya karşı cihad için harekete geçirmeye çalışırken, aynı zamanda Libya’da Fransızlara karşı direnen Senusileri -ki İtalyanlara kök söktüren Çöl Aslan Ömer Muhtar da buradan yetişmiştir- sürekli izletmiş ve engellemiştir.

Abdülhamid bu politikayı sürdürürken karşısına çıkabilecek olası engelleri de etkisiz hale getirmek için adımlar atıyordu. Arabistan’ın Haşimi ailesinden nüfuzu olan Hüseyin İbn Ali’yi bu sebeple İstanbul’a çağırıp burada ikamet etmesini sağladı. Arabistanlı misafir 16 yıl İstanbul’da konuk olacaktı.

Abdülhamid’in devrilmesinin ardından İttihad ve Terakki Araplarla ilişkileri geliştirmek adına bu zoraki misafiri Arabistan’a geri yollamıştı.

O sıra Osmanlı devleti başta Enver olmak üzere Alman hayranı İttihatçıların eliyle Birinci Dünya Savaşı’na giriyordu. Aynı yıl Mısır elden çıktı.

Önce Abdülhamid’in ardından da İttihatçıların politikası için Arabistan-İstanbul-Arabistan yolunda gidip gelen Hüseyin İbni Ali, İngilizlerin desteğiyle Arabistan’da Osmanlı’ya karşı Arap isyanın başlatacak olan Mekke Şerifi Hüseyin’den başkası değildi!

Bugün Suriye’ye karşı kurulan ve AKP iktidarının desteklediği Özgür Suriye Ordusu Komutanı Albay Riyad Al Asaad da Hatay’daki kampta misafir olarak buluyor. Özgür Suriye Ordusu’ne destek veren Tayyip Erdoğan, aynı zamanda Türkiye’yi Suriye muhalefetinin toplantı merkezi haline getirdi. Hem Abdülhamid’i hem de Enver’i aynı anda oynayabilen Tayyip Erdoğan’ın Suriye muhalefetine desteği oldukça manidar değil mi?

Osmanlı’nın son döneminde süreç Birinci Dünya Savaşı’na doğru giderken Mekke Şerifi Hüseyin bir yol ayrımında kaldı. İki taraftan birini seçmek zorundaydı.

Ya Halifeliği elinde bulunduran Osmanlı padişahının cihad çağrısına uyacaktı, ya da İngilizlere güvenip Osmanlı’ya bağlı olmaktan kurtulacaktı.

O, kaderini Türklere değil, İngilizlere bağlamayı seçmiş ve Türklere karşı emperyalizmin yanında olmuştu. O, Arapların emperyalizmle dost olanlarının aynı zamanda Türk’e de düşman olduğunun en bariz örneği olarak tarihe geçti.

İngiltere’nin Mekke Şerifi Hüseyin’le ilişkisi, Arap yarımadasındaki İngiliz temsilcisi McMahon’la 1915-1916 yılları arasında karşılıklı mektuplaşmalarla sağlanmıştı.

İngiltere, Mısır’daki duruma hakim görünse de Osmanlının, yani İttihatçıların Almanlarla birlikte savaşa girmesi durumunda Suriye ve Irak’taki Arapların tutumunun ne olacağını kestiremiyordu. Savaştan önce yapılmış ve Ekim Devrimi patlak verince ortaya serilen gizli anlaşmalara göre Fransa’nın Suriye üzerinde hak iddia edeceği de biliniyordu.

Sykes – Picot  planı  devrede

Mekke Şerifi Hüseyin, kuzeyde Mersin’den güneyde Kızıldeniz’e, doğuda İran sınırından batıda Akdeniz’e kadar uzanan bağımsız bir Arap devleti kurma hayali için İngilizlerin desteğini istiyordu. İngilizlerle pazarlığa yüksek başladı, çünkü kendisi de İngilizlere birçok şeyi kabul ettiremeyeceğini biliyordu.

Nitekim aralarında gidip gelen mektupların birinde İngilizler gerçek amaçlarını ortaya koymuşlardı. Esas anlaşma çoktan yapılmıştı:

“Mersin, Hatay ile Şam, Humus, Hama ve Halep’in batısında kalan Suriye toprakları Arap sayılamayacağından önerilen sınırlandırmanın dışında tutulmalıdır.”

İngilizler, müttefiki Fransa’nın payını ayırmıştı.

“Önerilen sınırlar içinde kalan bölgelerde İngiltere, müttefiki Fransa’nın çıkarlarına karşı olmamak şartıyla dilediği gibi hareket etmekte özgürdür.”

Büyük Arap devletinin sınırları Şerif Hüseyin’in beklendiğinden az oluyordu!

“Arapların danışma ve fikir alma konusunda İngiltere’ye öncelik tanıdıkları anlaşılmaktadır ve sağlam bir idari sistemin kurulması için gerek duyulacak Avrupalı danışman ve devlet memurları İngiliz olacaktır.”

Şerif Hüseyin, “Arap devrimi”ni bir an önce başlatabilmek için İngilizlerin tüm maddelerini onaylıyordu. Bugünkü Arap baharının, “Tahrirli devrimcilerin” ve “Yasemin devrimcileri”nin arkasındaki açık Batı desteği ortada. Şerif Hüseyin’in İngiliz destekli “Arap devrimi” ruhu, bugün Tahrircilerde yeniden doğuyor.

Şerif Hüseyin’in beklediği an gelmiş ve sonunda Haziran 1916’da isyan başlamıştı. Hüseyin isyanın her yerde ayna anda başlamasını planlıyordu, ancak Suriye’deki ayaklanma planı bizzat İngiltere tarafından reddedilmişti. Çünkü Fransa’nın hakkı olan Suriye’de işgali ancak ve ancak Fransa’nın da içinde olduğu bir ordu yapabilirdi.

Nitekim Şerif Hüseyin’in büyük Arap devleti hayali kendisinin yalnızca Hicaz Kralı ilan edilmesiyle son buldu. Bugün Arap baharının geçtiği yerlerdeki durum ortada. Gerek Mısır’da iktidarı alan Müslüman Kardeşler, gerek Libya’daki Ulusal Geçiş Konseyi ve Tunus’taki Nahda hareketi Batı’yla sorunu olmayan iktidarlar olarak “yeni Hicaz Kralları” oldular.

Tüm  bunlar  olurken  tıkır  tıkır  işleyen  plan  açığa  çıktı.

Rusya’da  yaşanan  Ekim  Devrimi’nin  ardından  Çarlığın  kasalarından  çıkan  ve  adını  Georges  Picot  ve  Sir  Mark  Sykes’tan  alan  gizli  Sykes – Picot  Anlaşması  açıklandı.

İngiltere, Fransa ve Rusya’nın kendi aralarındaki paylaşım planı “kırmızı” ve “mavi” bölgeli işgal bölgeleriyle A ve B diye bölünmüş sözde bağımsız bir Arap devletini gösteriyordu.

Kudus ve Filistin ise geçici bir yönetimi elinde kahverengiyle gösteriliyordu.

General  Allenby  rolü  kimin  olacak ?

Anlaşma açığa çıkmış, Şerif Hüseyin de neler olup bittiğini öğrenmişti, ancak işgal de çoktan başlamıştı.

General Allenby komutasındaki işgalciler Suriye’yi işgal ettiler ve Suriye’de Türk egemenliği son buldu. Bir ay sonra imzalanan Mondros Ateşkeş Anlaşması’yla Osmanlı için sadece savaş değil imparatorluğun kendisi de sona ermişti.

Tayyip-Davutoğlu politikasıyla Suriye’yle ilişkilerimiz savaş noktasına gelmişken, yeni Allenby rolünü kimin oynayacağı sanırım bellidir.

İşgaller sürerken işgalciler Arapların endişelerini gidermek için bir bildiri yayınladılar. İşgal politikasının amacı “bu bölgelerin gelecekteki hükümetlerinin yönetilenin rızası ile başa gelmesi” olarak açıklandı.

Bugün Arap baharıyla iktidardan düşürülen “diktatör”ler ve “özgürlüğe kavuşan” ülkeler için de aynı sözlerin tekrarlanması tesadüf olmasa gerek!

Tarih gösteriyor ki bugün “Yeni Osmanlı” adı altında izlenen politikanın geçmişteki sonuçları parçalanmış ve yok edilmiş bir Osmanlı olmuştu. Tayyip Erdoğan, Arap baharı boyunca önce Mübarek ve Kaddafi’ye bugün de Esad’a karşı aldığı tavırla “Yeni Sykes-Picot”un emrinde, Abdülhamid ve Enver karışımı rolüyle yol almaya devam ediyor.

Tuğrul  ÇELİK

http://www.turksolu.org/346/celik346.htm


0 Responses to “Ortadoğu’da “Yeni Sykes – Picot” ve AKP’nin rolü”



  1. Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


İstatistikler

  • 1,901,659 Tıklama

Aralık 2011
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Kas   Oca »
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 37 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: