26
Oca
12

“Siyasette hiçbir şey tesadüf değildir”

Uğur  Mumcu’ya  Saygı…

24 Ocak…   Şöyle  bir  yoklayalım  belleğimizi…   Kaç  olay  hatırlarız?

24  Ocak  1980  Ekonomik  Kararları’nın  açıklanması…

Bu açıklamayı yapan dönemin Başbakan’ı Süleyman Demirel biliyor muydu acaba böylesi bir tasarrufun demokratik bir toplumda, sendikaların, demokratik kitle örgütlerinin var olduğu bir ülkede hayata geçmesinin zordan da öte bir zorluk olduğunu?

Kaç  kez  yazdık,  Erol  Manisalı  Hoca’nın  1977’den  kalma  bir  anısını…

Yer,   Park  Otel   Taksim – İstanbul…

Yapılacak  açık  oturumun  konuşmacılarından  biri  Erol  Manisalı’dır.

Diğer konuşmacıyı Manisalı Hoca şöyle tanımlar :   Kısa boylu, şişman, gözlüklü, kırpık bıyıklı biri… DPT’de mühendismiş… Turgut Özal… Daha sonra 24 Ocak kararlarının mimarı olacak, 12 Eylül Amerikancı darbesinin Başbakan Yardımcı ve 1983’den sonra ise ANAP Genel Başkanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı seçilecektir.

“Anayasa’yı  bir  kere  delmekle  bir  şey  olmaz…”,

“Federasyonu  tartışalım…”   diyen  Sam  Amca’nın  gözde  adamı,  tonton (!)  bir  zattır.

1977’de Turgut Özal’ın savunduğu ekonomi politikaları “24 Ocak 1980 Kararları” ile başlayarak ve 12 Eylül 1980 darbesinden sonra sürdürülen, Türkiye’yi uluslararası sermayeye teslim ederek ülkeyi açık pazara dönüştüren bir açılımdır.

Bu politikalara, Bunlar ancak demokrasinin, sendikaların, demokratik kitle örgütlerinin olmadığı ülkelerde uygulanabilir diye itiraz eden Erol Manisalı’ya Özal’ın yanıtı “Bunlar olacaktır” söylemidir.

“24 Ocak 1980 Kararları” hızla gelmekte olan 12 Eylül 1980 darbesinin sosyoekonomik zeminidir. Bu kararların mimarı Turgut Özal ise 12 Eylül 1980 darbesinin nesidir? Başbakan Yardımcısı… Kararları açıklayan dönemin Başbakanı ise Zincirbozan’dadır nice siyasetçi ile birlikte…

“Siyasette hiçbir şey tesadüf değildir. Bir şey vuku buluyorsa o şeyin önceden planlandığından emin olabilirisiniz…”

ABD Başkan’ı Rooswelt’in bu öngörüsü, altı çizilerek tarihe kaydedilmelidir.

Özal bir tesadüf olmayıp, Türkiye için hazırlanan 2012 yılında tüm çıplaklığıyla ortaya çıkan planın, sahneye konulan oyunun sahte baş aktörüdür.

24 Ocak 1993 ise emperyalizmin sahneye koyduğu oyunun perde arkasını görerek Türk toplumuna anlatan Uğur Mumcu’nun bombalı bir suikast sonucu öldürüldüğü tarihtir.

Dönüp 24 Ocak 1980 ve sonrasına bakıyorum.

Uğur Mumcu’nun cenazesi için yüz binlerin Ankara’ya akışı… Yürekleri duydukları büyük ve gerçek acıyla sarsılanların karanfilleri ve mafya liderinin cenazeye çelenk gönderen mafya liderinin çelengi… Kitlelere hedef şaşırtmada emperyalizm, her zaman ki gibi son derece başarılıdır Uğur’un cenazesinde…

Ulusalcı, antiemperyalist önderleri taşeron kullanarak öldürttükten sonra kendi kanlı ellerini ve emellerini saklamak için ne diye bağırtılmıştı kitleler?

“Mollalar  İran’a”…

Attırılan bu slogandan sonra birileri kanlı ellerini pardösülerinin ceplerine sokup usulca sıvışmışlardır o meydandan… İşlem tamamdır çünkü…

Ne olmuştur Uğur Mumcu’nun üzerinde çalıştığı terör örgütü PKK dosyasına ?

1993’de hangi bilgilere ulaşmış, hangi bağlantıları çözmüştür acaba ?

Üstü  örtüldü gitti  bu  dosyanın…

Turgut Özal’ın en büyük ideali Anadolu Cumhuriyetleri Federasyonunu ilan etmek ve bu federasyonun başkanlığına soyunmak değil midir ?

19 Aralık 1992′de Ankara’da Turgut Özal’ın himayesinde Türkiye Gönüllü Kültür Teşekkülleri 3. İstişare Toplantısı yapılmıştır.

O toplantıda, dönemin Refah Partisi milletvekili olan Abdullah Gül, Türkiye’nin Güvenliği ve Bütünlüğü Açısından Moral Değerler konulu bir tebliğ sunmuştur.

Tebliğden  çarpıcı  satır  başları :

*Türkiye’de  sistem  bunalımı  vardır.

* Bu  sistem,  halkına  zıt,  halkı  ile  barışık  olmayan,  ona  düşman  olan  bir  sistemdir.

* 70  senedir  uygulanan  bu  sistem,  bizi  bugün  ülkenin  bütünlüğünü konuşma  noktasına  getirmiştir.

*Türkiye’nin b u  resmi  ideolojisinin  tabii  karakterleri,  bu  sistemi  kuran  tek  partinin  altı  sloganı  ile  ortaya  çıktı…

Bu sunuma cepheden karşı çıkan ve Cumhuriyet’in kurucu felsefesini, Kemalist Devrim’i savunanların hele o dönemde önde geleni Kalpaksız Kuvvacı diye tanımlanan Uğur Mumcu değil midir?

ABD Başkanlarında Roosevelt’in o sözünü mıh gibi çakmalıyız belleklerimize…

“Siyasette hiçbir şey tesadüf değildir. Bir şey vuku buluyorsa o şeyin önceden planlandığından emin olabilirsiniz…”

Prof. Dr. Muammer Aksoy, Doç. Dr. Bahriye Üçok, Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, Doç Dr. Necip Hablemitoğlu, Orgeneral Eşref Bitlis ve Gaffar Okkan’ın katledilmesi gibi…

Sağ gösterip sol vurmada da üstüne yoktur emperyalizmin…

Hırant Dink’in 5. ölüm yıldönümü ve davanın karara bağlanmasının ardından, kitlelere oynatılan binlerce figüran rolüne ne demeli? Ellerinde Hepimiz Ermeni’yizkartonları, dillerinde o slogan…

Her eylemde yapan, yaptıran vardır. Ama en önemlisi o eylemden kimin kazançlı çıktığıdır. Uğur Mumcu öldürülmüş, ama kitlelere yanlış hedef gösterilerek toplumdaki muhalif enerji topraklanarak boşaltılmıştır. Hırant Dink suikastından kazançlı çıkan yine emperyalizm ve onun işbirlikçileridir.

Kalpaksız Kuvvacı Uğur Mumcu, emperyalizmin tertiplerini Türk milleti ile paylaştığı için şehit edilmiştir. O görkemli cenaze töreninde ise hedef saptırması yapılarak Mollalara İran’a sloganı attırılmıştır. Tıpkı bugün Hepimiz Ermeni’yiz” sloganı attırılarak, binlerce figüranı oynatılan Yetmez Ama Evet!çiye baş düşman emperyalizmin saklamada perde görevi yaptırılması gibi… Vay aydınlar vay… Siz neleri karartmaktasınız, bir bilseniz… Sizi, siz lejyoner aydınları Türk milleti hiç, ama hiç affetmeyecektir…

Oynanan oyun, 2012 içinde dayatılacak Sivil Anayasa tertibine karşı toplumu etkileyerek referandumda oy toplamak… Bu oyunun içinde Kenan Evren ile Tahsin Şahinkaya’nın ve hatta bazı bürokratlar hakkında soruşturma açılması da vardır. Topluma karşı “Bakınız biz ne kadar ileri demokratız, işte darbecilerle hesaplaşıyoruz…” edebiyatı yapılırken bir de bakmışsınız ki devrimle kurulan Türkiye Cumhuriyeti etnik temelde federasyonlara ayrılıvermiş…

Olanla olması gerekenin ayırtına varamayanlar bir diğer deyişle iki hamle sonrasını göremeyenlere söylenecek şey, “Uyan ey gözlerim gafletten uyan…”dır.

Ne demişti Roosevelt, “Siyasette hiçbir şey tesadüf değildir. Bir şey vuku buluyorsa o şeyin önceden planlandığından emin olabilirisiniz…”

Tüm şehitlerimizi sevgi ve saygıyla anıyorum… Verdikleri kararlı mücadele Kemalist Devrim’in yolunu aydınlatmaya ve Türk milletine yol göstermeye devam ediyor.

Gazanfer  ERYÜKSEL

http://www.ilk-kursun.com/haber/93630


0 Yanıt, ““Siyasette hiçbir şey tesadüf değildir””



  1. Yorum yapın

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


İstatistikler

  • 1,285,355 Tıklama

 

Ocak 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Ara   Şub »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

Arşivler


Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.