19
Şub
12

Burası Türkiye, Burada Türkçe Konuşulur..!!!

“Bu  memleket  tarihte  Türk’tü,  halde  Türk’tür  ve  ebediyen  Türk  olarak  yaşayacaktır.”

“Türk  milletindenim  diyen  insanlar  her  şeyden  önce  ve  mutlaka  Türkçe  konuşmalıdır.”

Büyük  önderimiz,  Cumhuriyetimizin  kurucusu  Gazi  Mustafa  Kemal

Atatürk ‘ten  bu  sözler.

Dünkü  bir  gazete  haberi  anımsattı  bana  bu  sözleri:
“Kadın   polis,   Bakan   Şimşek’i   Kürtçe   konuşmayla   karşıladı.”
”Bakan, program sonrası yaptığı konuşmaya Kürtçe başladı, Türkçe bitirdi. Bakan Şimşek, Kürtçe yaptığı konuşmada, “Helal olsun size iyi akşamlar” demesi salonda bulunanlar tarafından büyük alkış aldı.”
   (Cümledeki anlam bozukluğu, öznenin eksiz yazılması yazıyı aldığım haber ajansına aittir)

Hem de gazete, sözün Türkçe anlamını bir ayraç içinde yazmış. Türkçe ikinci dil olmuş, açıklanan dil. İkinci sıradaki dil.
TRT, demin birini konuşturuyordu Birinci kanalında. Kadın İngilizce bağıra bağıra konuşuyor. Alt yazı Türkçe.
Bu durumda başka ülkeler, ulus devletleri, onurlarını, gururlarını korumak adına, devlet olma adına, başka bir dil konuşanın sesini kısarlar, belli belirsiz arkada fonda tutarlar, kendi dillerinde yaptıkları çeviriyi ise yüksek sesle verirler. İsterlerse yabancı dilde alt yazı yazarlar.
Yukardaki haberi duyunca, nedense aklıma eller Mersin’e giderken, tersine giden bizlerin iç yakan hâli geldi.

Bir de hemen Alman Bakan’ın kulaklara küpe şu sözlerini anımsadım:

Alman Bakan Westerwelle, “Burası Almanya, burda Almanca konuşulur!”demişti.

Dünkü gazete haberinin başlığı şöyleydi, anasayfalarda bütün gün kaldı:
“Kadın polis, Bakan Şimşek’i Kürtçe konuşmayla karşıladı.”

Bakan Batman’da bir toplantıya katılıyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin polisi, bu bir kadın polismiş, Bakan’ı kapıda karşılıyor ve Kürtçe(?) konuşarak hoşgeldiniz, falan filan diyor.
Şimdi bunu niye yapıyor devletin resmi görevlisi?
Bu bir yabancı konuk, bir evsahibi kadın falan değil. Sıradan vatandaş değil. Resmi görevli bir kadın. Hem de devletin güvenlik gücünün temsilcisi, devletin polisi.
Bakan, Türkiye Cumuhriyeti’nin bir bakanı değil mi?
Bakan, Kuzey Irak’ın Kukla Devleti’nin bakanı mı?
Bakan başka bir ülkede mi? Başka bir ülkeyi ziyarete mi gitmiş?
Kapıda görevli kadın polis, başka ülkenin polisi mi?
Kadın polis Türkçe bilmiyor mu?
Bakan Türkçe bilmiyor mu?
Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi dili Türkçe değil mi?
Başka bir dille, hem de bir yerel ağızla, bir devlet görevlisi, bir devlet görevlisini niye karşılıyor?
Her iki görevli de, Türkiye Cumhuriyeti görevlisi ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı değil mi?
Yoksa bilmediğimiz bir durum mu var?
Böyle bir iş neden olmuştur? Kim plânlamıştır? Neye, niçin,neden yapılmıştır?
Bahar Gönen adlı kadın polis bize çevirdiklerine göre şunları demişmiş:
“Sayın bakanım ve değerli misafirlerimiz, hoş geldiniz. Vanlı bin 200 öğrenci kentimiz Batman’a geldi. Batman Emniyeti, bu Vanlı öğrencilerle birlikte yardım amaçlı program hazırladı. Hoş geldiniz, baş göz üstüne geldiniz”
Sonra konuşmanın başını bakan Kürtçe, bitişini Türkçe yapmış.
Bu iş de tıpkı, bir cami imamının başbakanın Cuma günü namaz için gittiği camide Türkçe vaazdan sonra bir de İngilizce vaaz etmesi gibi. Habersiz olması mümkün değil. İngilizin diliyle hutbe okunuyor. Cami Türkiye’de. Cami cemaati Türk. Dinimizin dili hadi Arapça diyelim, Arapça hutbe okusalar hım… hım… diyen olabilir, neden olmasın diyen, olur ya, bir yandan da Araplaşıyoruz zaten… Peki niye İngilizce?
Burada da resmen, resmi görevli yerel ağız konuşuyor. Sıradan bir polis memuru. O dille demezse Bakan anlamayacak mı? Bakan bilmediğimiz bu yerel ağızlı bir ülke varda orada mı okumuş büyümüş yetişmiş, okullar bitirmiş…
Bir yerlere işaret olduğu kesin.
Milleti alıştırmak amaçlı olduğundan da kimse şüphe edemez değil mi? Meğer biz iki dilliymişiz de kimsenin haberi yokmuş. Bebek doğmuş çoktan. Adı bile konmuş…
Şimdilik iki dilli tabii. Sonrasını sormayın.
Görünen köye klavuz mu arıyorsunuz? Bunu bana niye soruyorsunuz? Benden aptalını bulamadınız mı yoksa?
Bundan birkaç gün önce de şöyle bir haber düştü bütün haber kanallarına. Yayınlamayanın hatırı kaldı. Ben ilk önce Haber Türk’ün bilgiağı sayfasında gördüm:

“Kürtçe  resmi  dil  oldu!”

Bu başlığın hemen altına gazete şu açıklamayı yapmaya gerek duymuş:

“İngiliz seyahat rehberi Lonely Planet’ten çok tartışılacak hata .”

Ama diğer gazetelerde bu açıklama bile yoktu.

“Kürtçe resmi dil oldu!” demeyenin hatırı kaldı o gün. Uzun uzun da bu rehberin ne kadar önemli, ne kadar ünlü, ne kadar çok kişiye ulaştığı vurgulandı. … ” internet ortamında verdiği seyahat önerilerinin dünya üzerinde, milyonlarca takipçisi var.” dendi.

Bakın açıklamaya. Oldu bittiye getirilmesine. Rehbere yapılan övgüye.

O günden bugüne kadar da bu konuya bir itiraz edeni, kınayanı, kitabı toplatma girişimini, bu olmazsa mutlaka kitaba ek açıklama yaptırma girişimini falan duymadık. Demek milyonlarca kişiye doğurtacakları bebeği böyle muştuladılar. Ülkemizde de dal değil yaprak bile oynamadığına göre işleri tıkırında küresel çetenin ve işbirlikçilerinin.

Daha önce de şunu dediler. Bir hafta kadar önce:

Hangisi d aha  zor:  Türkçe  mi?    İngilizce  mi?

Niye  soruyorlar  biliyor  musunuz ?

“ İngilizce Türkçeye göre çok kolaymış da, beyin hemen algılıyormuş da, Türkçede ise iki kat güç harcıyormuş. Çünkü eylem sözcüğü sondaymış, beyin anlamak için vakit kaybediyormuş.”

Şimdi  anladınız  mı  bu  haber  niye  verilmiş :

Fethullah  Okullarına  haklılık  kazandırmak.

Şöyle  demek  isteniyor: “Bakın Türkçe zor. Zaten biz iki dilliyiz. Yok yok, pardon, çok dilliyiz. Şimdilik iki diyelim de işimiz görülsün, kurbağalar ürkmesin…Kürtçe konuşan Kürtler var. Madem eğitimde dünya ile bütünleşeceğiz, millî bir eğitim yapmayacağız artık o halde bu Türkçe ne başımızda? Kaldıralım İngilizceyi alalım. İsteyen Türkçe mi öğrenir, isteyen Kürtçe mi(?), Gürcüce mi, kendisi bilir canım. Ha Arapçaya gelince o başka. Onu herkes ilkokul dörtte öğrenecek, “ Elifba” sesleri dolduracak ortalığı. Elifba”Elifba!” “Hay maşallah!” diyelim!”

Bunları duyduktan sonra Alman Bakan’ın yukardaki sözü aklımdan çıkmıyor.

Hem bu sözü derken Bakan bile değil.

Bir siyasetçi, bakan olması ihtimali olan.

Kendisine İngilizce soru soran muhabiri bu sözüyle bir güzel haşlıyor.

Dünyaya ve bu arada bizim gibi aymazlara da örnek oluyor:

“Burası  Almanya,  burda  Almanca  konuşulur”

Koalisyon öncesi görüşmelerde de şu konuda görüşbirliği sağlamışlardı o zaman:

“Almanya’da Hıristiyan Demokrat/Hıristiyan Sosyal Birlik Partileri (CDU/CSU) ile Hür Demokrat Parti (FDP) arasında yapılan koalisyon görüşmelerinde, “Almanya Federal Cumhuriyeti’nin dili Almancadır” ibaresinin Anayasa’ya girmesi konusunda görüşbirliği sağlandı.9. 10 2009”

Alman,  okullarında,  en  önemli  dersi  için,  Almancadır,  der.

Almanca  dersi.

Önce  Almanca  diye  bas  bas  bağırırlar.

Evlenen  eşleri  bile  Almancadan  sınava  sokar,  ülkelerine  öyle  alırlar.

Dilleri  her  şeyleridir.

Turstlerle  İngilizce  konuşmazlar,  bilmez  gibi  davranır  küçüğü  büyüğü,  okumuşu  okumamışı.

Oysa herkes okullarda konuşup anlayacak kadar İngilizce öğrenir ama bunu devlet okullarına, devletin diline, halkın diline katmazlar.

Bir  zenginlik  olarak  kenarda  durur.

Bu konuşmadan Alman’ın bu sert çıkışından kendi millîyetini dolayısıyla dilini korumasından en çok kimler rahatsız olmuş biliyor  musunuz ?

Bizim  Zamancılar.

Bakın  bir  yazarı  o  günlerde  neler  döktürmüş :

“Konuşulan dilin ötesinde bir de ‘diplomasi dili’, ‘diplomatik dil’ diye bir şey var. Bunu en iyi bilmesi gerekenler dış işleri bakanlarıdır. ‘Burası Almanya burada Almanca konuşulur’ ifadesiyle yabancı ülke mensuplarına yaklaşırsanız Almanya üçüncü kez kaybeder. İngilizce sorulan soruya Almanca cevap verirsin, muhabir demek istediğini anlar. Ya da hiç cevap vermez soruyu anlamadığını ima edersin. Bir tercüman vasıtasıyla sordurtursun! Millet ne demek istediğini anlar. ‘Burası Almanya burada Almanca konuşulur’ Almanya’nın küreselleşen dünyadaki üslubu olmasa gerektir. Hepimiz insanız, Westerwelle’nin bu gafletini de isterseniz zafer sarhoşluğuna, isterseniz zafer sevincine verin. “

Zaman yazarı, Alman Bakan’ın bu onurlu duruşunu gaflet olarak tanımlıyor.

Yazarın biri de onun iyi İngilizce bilmediğini varsayıyor, bu yüzden saklandı diyor, İngilizce konuşursa gülmesinler diyeymiş…

Hay  akıl  hay.

Alman  iyi  İngilizce  bilmeyen  birini  Dışişleri  Bakanı  yapacak.

Akla  bakın.

Alman   niye   büyüyor,   bari   bunu   bir   araştırın.

Hepsi  aynı  demiri  dövüyor.

Hepsi  aynı  ulusal  çizgide  birleşiyor.

Ülkeyi,  yönetmek  için  ortaya  çıkanlar  yönetiyor. 

Yıkmak   için   değil..!!!

Ama    kraldan   çok   kralcı   olmuş   bizdeki   dinciler.

Korkuyorlar  herhalde  ya  bizde  de  böyle  düşünürlerse  diye.

“ İngilizceyle okulları, çarşıyı pazarı, sanayii, okumuşu, cahili, cümle alemi kontrolümüze aldık. Bölücülerin yolunu da bir güzel açtık. Aman tekerimize taş konmasın!”

Yandaş, yalakadaş basın yayın neredeyse İngilizceyi kendi dilleri yaptılar.

Hepsinde bir bahaneyle İngilizce konuşan biri çıkıyor, kendi dilinde alt yazısı da Türkçe olarak yayın yapılıyor.

Eğlence programlarına, yarışmalara, bilimsel bir yayına İngilizce konuşarak çıkan çıkana…

Bahanesi  hazır.

Amaç  bu  dili  dayatmak  olduktan  sonra.

TRT 6,  2009’dan beri devlet içinde başka bir devlet dili varmış gibi başka dillerle 24 saat yayın yapıyor, hem de altyazısız…

Atış  serbest !

Bu işin ustaları, devletin televizyonu TRT eliyle böyle bir maskaralığı övmedi mi geçen günlerde. 

Muallim adlı türküyü Amerikan okulunda Amerikan bayrağı altında, söyletirmiş gibi yapıp, bizim algımızı karıştırmaya, bu kültüre ve dile kul etme, sevdirme işine girişmediler mi müzik aracılığıyla.

Aynı sesli görüntünün aynı müzikle bire bir taklidini de İstanbul’da bir okul yapmadı mıydı? Bir yerinde bile bayrağımız görünmeden. Atatürk’ün resmi görünmeden, Gençliğe Hitabe okulun bir yerinde bile karşımıza çıkmadan. Bomboş uzay sınıfı gibi sınıflar. İçine istediğiniz milleti yerleştirin olur, çünkü milleti yok. Elginkan Anadolu Lisesi’nde çekilmiş bu filmler. Hem de bu lise devlet okuluymuş. Vakfın yaptırıp devlete bağışladığı bir okul.

“Milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar.”sözünü boşuna mı dedi Atatürk !

Alman  iki  bölümdü,  neredeyse  yirmi  sene  öncesinde.

Ama   azmetti,   birleşti   ve   tek   devlet   oldu…

( Ve   de   bizim   devlet   “yönet”icisi   pezevenklerin   halt   ettiklerine   bakın..!!!

Diğer   bütün   Türk   Cumhuriyetleri   ile   birleşmek   için   çalışacaklarına,  

mevcut   Türkiye   Cumhuriyeti’ni   parçalatmak   amacındalar..!!!

Bu   yüzden   de   önce   dili   parçalamak   istiyorlar..!!!)

Anayasasına  tek  dil  Almancayı  daha  geçen  yıllarda  yazdırmışlar,  bunun  ihtiyacını  duymuşlar.

Bakan’ı,  İngiliz’e  dersini  vermiş :

“Burası   Almanya,   burada   Almanca   konuşulur..!!!   O   KADAR..!!!”

Bizim  bu  Alman’dan  neyimiz  aşağı ?

Atatürk  milletimize  Türk  milleti  zekidir,  çalışkandır  demedi  mi?

Biz   neden   bu   durumdayız ?

Nereye   gidiyoruz    koşar  adım ?

Bakın   yayılmacılar   birleşiyor,   toplanıyor,   bütünleşiyor.

Oysa   bizim   her   parçamız   darmadağın..!!!

Eline çekiç alan, baltayı kapan, ağzına geleni kulağı duymadan, küfürler ederek, bizi birleştiren, millet yapan, bize bağımsız bir ülke ve eşsiz güzellikte bir yurt bağışlayan Atatürk’e saldırıyor.

Bodrum’da yaşayan, oraları sömürgeleri yapmakla meşgul İngilizlere göre düşünmeye başlayan yöneticilerimiz bile var.

“Türkiye’de yaşayan yabancılar vardır. Mesela Bodrum’da yaşayan İngilizler var. Alanya’da oturan Almanlar var. Yabancılar bana mektuplar yazdılar, bakanlığımın ilk aylarında. “Biz Türk değiliz, biz Türkiye’de yaşıyoruz ve çocuklarımız Türk okullarına gidiyor. Her sabah çocuklarınızı sıraya geçiriyorsunuz ve onlara and içiriyorsunuz.” dediler. İnsani mi bu peki, doğru bir şey mi? “

Sanki elin İngiliz’i bizim kara kaşımız kara gözülmüz için burada. Buraları sömürmek için değil.

Sanki bizim için çalışıyor, bizim ilerlememiz için uğraşıyor, emek veriyorlar…

İş  dünyamızda  bize  işçilik  ediyorlar…

Battıkça  batıyoruz.

Vakit  varken,  iş  işten  geçmeden,  köprüler  atılmadan,  kim  çıkıp  diyecek  bizde  de :

“Burası  Türkiye !    Burda  Türkçe  konuşulur !”

Kim ?

Feza  TİRYAKİ,    18  Şubat  2012

http://www.ilk-kursun.com/haber/96218


3 Yanıt, “Burası Türkiye, Burada Türkçe Konuşulur..!!!”


  1. 1 dilek
    Şubat 20, 2012, 2:10 pm

    bak eyvallah burası türkiye olabilir ama unutmaki nekadr türk varsa okadrda kürt milleti var yni nekadr türk.e konuşuluoyrsa okadrda kürtçe konuşulack kısacası türkiyede 2 dil vardr kürtçe ve türkçe haa yok sadece türkçe var diorsanız hepiniz görüyorsunuz neler oldunu sırf bu yzdn bnlerce insan ölüyor ve kan dökülüyr eğer hala ısrarcıysanız vay bizim halimize bende rahatlıkla kndi dilimi knşmk istiorm çok şeymi bu ya….

  2. 2 cancanx
    Şubat 21, 2012, 10:31 pm

    Kendi dilini bilenlerle aranda konuş kimse karışmaz. Türkiye’nin resmi dili TÜRKÇE. Daha imla kurallarından haberin yok. İmla kurallarının dili olmaz.

  3. 3 dilek
    Şubat 22, 2012, 8:30 pm

    bak sen merak etme benim herşeyden haberim var türkiye cumhuriyetini savaşları sadece siz kazanmadınız orda kürt milletide var sok onu o kafana bak ağzımı bozamk istemiyorum sizin bu tutmunuz yüzünden savaşlar kanlar durmuyor yeter yaaa bu ne türkiyede 2 dil var kabullen türkçe ve kürtçe türkçe nasıl serbestse kürtçede serbest olacak göreceksin…


Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


İstatistikler

  • 1,285,355 Tıklama

 

Şubat 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Oca   Mar »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829  

Arşivler


Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.