İşte Türkiye!

Türkiye’den çıkan ve Türk’ü arkadan vuranların maskesinin düştüğü yer!

Arşiv 'Arka Kapıdan Kaçanlar Partisi' Kategori


Laiklik Bir Yaşam Biçimi midir?

Yazan: skyturkvngenc Temmuz 2, 2008

Yargıtay Başsavcısı Laiklik bir yaşam biçimidir diyor.

AKP, Hayır laiklik bir yaşam biçimi değildir diye itiraz ediyor.

Hüzün verici bir durum!

Hüzün verici bir durum, çünkü Türkiye’yi altı yıldır yönetenlerin dünya görüşü, felsefi yaklaşımı, siyaset anlayışı ve tabii bilgi düzeyi hakkında insanı umutsuzluğa sürüklüyor.

***

İnsanların yaşam biçimi, içinde yaşadıkları toplumsal yapı tarafından belirlenir.

Toplumsal yapıyı belirleyen ana öğe ise, üretim ilişkileridir.

Demek ki esas olarak yaşam biçimi, üretim ilişkileri tarafından belirlenir.

Örneğin köleci toplumda, insanların, işlerini sahip oldukları kölelere yaptırmaları doğaldır.

Örneğin feodal tarım toplumlarında, ağanın toprağa ve onun üstündeki bütün varlıklara sahip olması, köylülerin onun için üretim yapması doğaldır.

Örneğin kapitalist endüstriyel toplumlarda, işçilerin ücret karşılığında serbestçe çalışmaları ve kazandıkları parayı istedikleri gibi harcamaları esastır.

***

Hiçbir toplumda bütün bireyler homojen nitelik taşıyan tekdüze bir yaşam biçimini paylaşmaz.

Üretim ilişkilerinin belirlediği yaşam biçimi, sadece din, dil, ırk, milliyet, mezhep, yani manevi kültür bakımından çeşitlilikler göstermekle kalmaz, bireyin özgürlük alanlarında da farklılaşır.

Ama bütün bu çeşitlilikler ve farklılaşmalar, esas olarak üretim ilişkilerinin belirlediği toplumsal yapının egemen yaşam biçimini ortadan kaldırmaz.

***

Ayrıca, yaşam biçiminin temel belirleyicisi olan üretim ilişkileri dahi her toplumda tekdüze değildir:

Her toplumda egemen üretim ilişkisinin yanında, eski üretim ilişkilerinin kalıntıları ve gelecek üretim ilişkilerinin filizleri, yani farklı yaşam biçimleri vardır.

***

İşte bir yaşam biçimi olarak laiklik, kapitalist endüstriyel kent toplumlarının özelliklerinden biridir…

Aynen dinselliğin veya dinciliğin, feodal tarım toplumlarının bir yaşam biçimi özelliği olması gibi.

***

Her üretim biçimi kendi siyasal rejimini de yaratır.

Kapitalist endüstriyel üretim biçimi, zaman içinde laiklik, demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti çizgisinde gelişmiştir.

***

Birey açısından, laik bir toplumdaki laiklik herkes için zorunlu bir yaşam biçimi midir?

Kuşkusuz hayır!

Aynen demokratik bir toplumda demokrasinin, bireylerin zorunlu yaşam biçimi olmaması gibi.

Doğal olarak, demokratik bir toplumda bireyler kendi özel yaşamlarında demokrat da olabilir, otoriter veya totaliter de…

Laik bir toplumda laik de olabilir, dinci veya ateist de…

Buradaki ince nokta, laikliğin de aynen demokrasi gibi, bireysel tutum ve davranışların dışında ve ötesinde toplumsal ve siyasal bir yaşam biçimi oluşturmasıdır.

Sorun kahvaltıda ne yendiği, ne tür müzik dinlendiği değil, insanların ortak etkileşim alanlarındaki (yani kamu alanındaki) egemen ilişkilerinin niteliğidir.

Hiç kuşkusuz, bu açıdan laiklik de, aynen demokrasi gibi, toplumsal ve siyasal bir yaşam biçimidir.

Tabii birey olarak demokrat olmayanlarla demokratik bir rejimi yürütmek ne denli güçse, laik olmayanlarla da laik bir rejimi sürdürmek o denli zordur.

Yazı kategorisi: AK Parti, Abdullah Gül, Arka Kapıdan Kaçanlar Partisi, Cumhuriyet, Recep Tayyip Erdoğan | Etiketler: , , , , , , | 1 Yorum »

TAYYİP ERDOĞAN “ERGENEKON”DAKİ ROLÜNÜ İTİRAF ETTİ

Yazan: skyturkvngenc Mayıs 3, 2008

Tayyip Erdoğan, Ergenekon tertibindeki rolünü itiraf etti. Milliyet gazetesi yazarı Derya Sazak’ın bugünkü yazısında verdiği bilgiye göre Erdoğan, 1 Mayıs için kendisi ile görüşen sendika başkanlarına “Ergenekon’da bütün deliller Danıştay suikastine çıkıyor. Bilgileri gönderdik, ama nedense yargı bu bağlantıyı kurmaktan kaçındı” diye yakınmış. Erdoğan’ın 1 Mayıs kutlamalarına neden izin vermediği de ortaya çıktı. Erdoğan, Cumhuriyet mitinglerine benzer bir eylemin olabileceğinden korktu.

Tayyip Erdoğan, Danıştay saldırısı davası ile Ergenekon soruşturması arasında bağ kurmayan Ankara 11. Ağır ceza Mahkemesi’nin kararından rahatsız oldu.

Milliyet gazetesi yazarı Derya Sazak’ın bugünkü yazısında verdiği bilgiye göre Erdoğan, 1 Mayıs kutlamaları için kendisiyle görüşmeye gelen sendikacılara adeta dert yandı. Erdoğan, “Bütün bilgileri gönderdik, ama nedense yargı bu bağlantıyı kurmaktan kaçındı” diye konuştu.

Erdoğan’ın bu sözleri, Ergenekon tertibinin bizzat Tayyip Erdoğan tarafından yönetildiğini gözler önüne serdi. Erdoğan, 23 Ocak günü TESK’i ziyareti sonrası yaptığı açıklama da Ergenekon tertibinde yürütme ile yargının uyum içinde çalıştığını söylemişti. 

Derya Sazak’ın yazısında dikkat çeken bir başka yön de DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin AKP hakkındaki sözleri. AKP’ye destek veren Çelebi, “1 Mayıs’ta konuşsaydık, AKP’nin haklarını da biz savunacaktık. Partiler kapatılmasın, diyecektik” dedi.

Derya Sazak’ın yazısında önemli bir vurgu daha vardı. Tayyip Erdoğan 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasına neden izin vermedi.? Derya Sazak şu sözlerle anlatıyor: “Cumhuriyet mitinglerine benzer bir organizasyon olma ihtimali, dolayısıyla sadece iktidarın suçlanacak olması”… 

Demek ki Tayyip Erdoğan, 1 Mayıs günü yüzbinlerce işçinin büyük bir protesto gösterisi yapacağını biliyordu. Eleştirilere tahammül edemeyen Tayyip Erdoğan bu mitingi ancak “provokasyon” olacak gerekçesiyle engelleyebilirdi.

Sendikaların taleplerine de işçiden ve eleştirilerden korktuğu için olumlu yanıt veremedi ve o korkuyla önüne gelene biber gazı sıktı.  

Yazı kategorisi: AK Parti, Arka Kapıdan Kaçanlar Partisi, Recep Tayyip Erdoğan, ergenekon | 1 Yorum »

İP: “TAKSİM’E PROVOKASYON GRUPLARIYLA DEĞİL, TÜRK BAYRAĞI İLE ÇIKILIR”

Yazan: skyturkvngenc Mayıs 3, 2008

Tayyip Erdoğan’ın “ayaklar başları yönetmeye kalkarsa kıyamet kopar” sözleri gerçek oldu. İstanbul bu yıl 1 Mayıs kutlamalarında Erdoğan’ın terörüne maruz kaldı. Yüzünü Taksim’e çeviren biber gazı yedi. Peki Taksim’e nasıl çıkılırdı? İşçi Partisi bugün bu soruya cevap verdi. Partinin Genel Başkan vekili Mehmet Bedri Gültekin, “Taksim’e PKK ve provokasyon grupları ile değil, Türk bayrağı ile çıkılır” dedi.

 

İşçi Partisi Genel Başkan vekili Mehmet Bedri Gültekin’in açıklamasının tam metni.

1 Mayıs 2008’in ardından çıkarmamız gereken sonuçlar şunlardır:
1. 1 Mayıs 2008’e Tayyip Erdoğan’ın, “Ayaklar başları yönetmeye kalkarsa felaket olur” sözleri ile ifade ettiği anlayış damgasını vurdu.

AKP iktidarı, 1 Mayıs Bayramı’nı kutlamak isteyen emekçilere görülmemiş bir terör uygulayarak, halk ve emekçi düşmanı yüzünü bir kez daha gösterdi.

Sosyal Güvenlik Yasası ile emekçilerin kazanımlarına saldıran, mezarda emekliliği getiren, sağlık hizmetlerini paralı yapan ve kıdem tazminatını ortadan kaldırmaya çalışan AKP, 1 Mayıs günü uyguladığı terör ile emekçilere yönelik ölçüsüz baskıyı devam ettireceğinin mesajını vermiştir.

AKP iktidarı, İstanbul’da uygulamaya koyduğu politika ile halk muhalefetine, bundan sonra uygulayacağı terörün pratiğini yapmıştır.

TAKSİME ÇIKMANIN YOLU
2. Türk iş ve diğer işçi sendikalarımızın çıkarması gereken ders ise şudur: Batı destekli bölücülük ve provokasyon grupları ile hiçbir hak mücadelesinin verilemeyeceği bir kez daha görülmüştür.

Sorun “Taksim’e çıkıp çıkmamak” değil, 1 Mayıs’a işçi sınıfının doğru program ve doğru hedefler temelinde yoğun katılımını sağlamaktır.

PKK ile kol kola girerek “Taksim’e” çıkamazsınız. Batı destekli bölücülük ile İşçi sınıfımızın hiçbir ortak yanı yoktur.

Ankara’daki ve Adana’daki 1 Mayıs kutlamalarının gösterdiği üzere, provokatif hareketleri ile polis saldırısına davetiye çıkaran grupçuklar ile de Emek Bayramı kutlanamaz.

Türkiye’nin yurtsever devrimci güçlerine karşı “Ergenekon Operasyonu” adı altında tertiplere girişen Fethullahçı Gladyo’nun psikolojik savaş yalanlarını tekrarlayan sol maskeli grupçuklar ile savunulabilecek bir işçi davası yoktur. Bunlar aslında Gladyonun hizmetindedir.

İşçi sendikaları; bölücülük ve provokasyon grupları ile aralarına bir sınır çekmedikleri müddetçe Taksim’e de çıkamazlar, hiçbir emekçi hakkını da savunamazlar.
“Taksime”, PKK ile kol kola girilerek çıkılmaz ama Türkiye’ye yönelik emperyalist saldırıya karşı direnişin sembolü olan Türk bayrağı ile çıkılır. Türk bayrağı altında verilecek mücadele, işçi sınıfını tüm milli güçlerle birleştirir, bölücüler ile provokatör grupçukları tecrit eder. Sınıfı başarıya ulaştıracak tek yol budur.

TÜRK-İŞ’İN TAVRI
3. 2008 1 Mayıs’ında ciddi bir önderlik zaafı yaşanmıştır. Türk-İş Genel Merkezi’ndeki bölünme, AKP’nin İşçi düşmanı tavrına cesaret vermiştir.

Türk-iş’in son gün saat 13.00 sıralarında açıkladığı karar;
- Birinci olarak İstanbul’daki kutlamalara katılımı engellemiştir.
- İkinci olarak AKP iktidarını, şiddet kullanma konusunda cesaretlendirmiştir.
- Üçüncü olarak son anda yapılan açıklama, alternatif kutlama yapma olanağını da ortadan kaldırmıştır.

Bu 1 Mayıs, İşçi Sınıfımızın Sosyal Güvenlik Yasası ile emekçi haklarına karşı gerçekleştirilen saldırıya tepkisini ortaya koyacağı bir gün olacaktı. Doğal olarak bu tepki, en fazla İstanbul’da gösterilecekti. Türk-iş Genel Merkezi son anda açıkladığı geri çekilme tavrı ile bu tepkinin ortaya konulmasını da engelledi.

İŞÇİ PARTİSİ 1 MAYIS’I BÜTÜN YURTTA KUTLADI
4. İşçi Partisi Emek Bayramı’nı Ankara’da Sakarya, İzmir’de Gündoğdu Meydanı’nda emekçilerle birlikte coşkuyla kutlamıştır. İşçi Partisi, ayrıca Anadolu’da 12 Merkezde emek örgütleri tarafından gerçekleştirilen kutlamalara da katılmıştır.

AKP İKTİDARI YIKILMAKTADIR
5. AKP iktidarının uyguladığı terör, yıkılırken çıkardığı gürültüden ibarettir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın gayrımeşru ilan ettiği Parti, İşçilere uyguladığı şiddet ile gayrımeşru olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.
Ergenekon tertibi ile yurtseverliği terör kapsamına alan AKP, İşçi sınıfımıza ve sendikalarımıza karşı güvenlik güçlerini seferber ederek ve şiddet uygulatarak; terörle mücadeleden anladığının, halka terör uygulama olduğunu göstermiştir.
AKP iktidarı yıkılmaktadır. Sadece hakkında açılmış olan kapatma davasından dolayı değil, İşçilere ve halka uyguladığı terörden dolayı da yıkılacaktır.

Yazı kategorisi: AK Parti, Arka Kapıdan Kaçanlar Partisi | Etiketler: , , , | Yorum Yok »

AK Parti ön savunmasını sundu

Yazan: skyturkvngenc Nisan 30, 2008

Hakkında Anayasa Mahkemesi’ne kapatma davası açılan AK Parti ön savunmasını verdi. 3 klasör halindeki 126 sayfalık ön savunma mahkemeye sunuldu.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat ile AK Parti Grup Başkan Vekilleri Sadullah Ergin ve Bekir Bozdağ, partinin 6 klasörden oluşan ön savunmasını saat 18.20 civarında Anayasa Mahkemesi’ne verdi.

AK Parti hakkında açılan kapatma davasında, Anayasa Mahkemesi, tensip tutanağı ile birlikte iddianameyi 2 Nisanda AK Parti’ye göndermişti. AK Parti’nin, tebliğden itibaren 1 ay içinde ön savunmasını vermesi gerekiyordu. Buna göre ön savunma süresi 2 Mayıs Cuma günü sona erecekti.

YALÇINKAYA SÖZLÜ AÇIKLAMA YAPACAK
Ön savunmanın verilmesinin ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, esas hakkındaki görüşünü bildirecek. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının esas hakkındaki görüşü AK Parti’ye gönderilecek, AK Parti de esas hakkındaki savunmasını yapacak.

Daha sonra belirlenecek bir tarihte Yalçınkaya sözlü açıklama, AK Parti yetkilileri de sözlü savunma yapacak. Bütün bu aşamalarda istenebilecek ek süre taleplerini de Anayasa Mahkemesi değerlendirecek.

Bu sürecin ardından, davaya ilişkin bilgi, belgeleri toplayacak raportör, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Bu işlemler sürerken, gerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, gerekse davalı AK Parti ek delil veya yazılı ek savunma verebilecek.

Raporun, Anayasa Mahkemesi’nin 11 üyesine dağıtılmasının ardından, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç bir toplantı günü belirleyecek. Üyeler, belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacaklar.

KAPATMAYA 11 KİŞİLİK ÜYELER KARAR VERECEK
AK Parti hakkındaki kapatma davasını, 11 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi Heyeti karara bağlayacak. Asıl üyelerden herhangi birinin bulunmaması veya emekliye ayrılması halinde 4 yedek üyeden en kıdemlileri heyete katılacak.

Anayasa’ya göre bir siyasi partinin kapatılmasına karar verilebilmesi için nitelikli çoğunluğun oyu aranacak. Buna göre, kapatma kararı için Anayasa Mahkemesi’nin 11 asıl üyesinin en az 7’sinin oyu gerekecek.

Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 69. maddesine göre, ”temelli kapatma” yerine, dava konusu fiillerin ağırlığına göre ”Hazine yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakma” kararı da verebilecek.

FIRAT: SAVUNMANIN ÖZÜ HUKUKİ
Mahkemeye savunmayı sunduktan sonra gazetecilerin sorularını cevaplayan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, savunma için sürenin 2 Mayıs’ta sona erdiğini hatırlatarak, “Biz gerekli çalışmayı yaparak bugünden teslim ettik” dedi. Savunmanın özünün hukuki olduğunu söyleyen Fırat, “Hakkında yasaklama istenen kişilerle ilgili sabıka kaydı bizimle ilgili değildir. Cumhuriyet Savcılığı gerek görürse temin eder kayda kor. Biz bireysel savunma yapmaktan ziyade hukki savunma yapıldı.” diye konuştu

Yazı kategorisi: AK Parti, Arka Kapıdan Kaçanlar Partisi, Recep Tayyip Erdoğan | Etiketler: , , , , | Yorum Yok »

BAHÇELİ: AKP’NİN BİTİŞİ YAKIN YARGILANACAKLAR

Yazan: skyturkvngenc Nisan 29, 2008

 
 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli grup toplantısında yaptığı konuşmada, AKP’nin iç ve dış politikalarını sert bir dille eleştirdi. Bahçeli, “AKP iktidarının bitişi yakındır, mutlaka yargı önünde hesap vereceklerdir” dedi. Bahçeli, Ermeni iddialarının önünü açanın da AKP olduğunu söyledi.MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, AKP’yi sert bir dille eleştirdi. Bahçeli, Atv- Sabah ihalesiyle AKP’nin mutlaka yargı önünde hesap vereceğini söyledi.

Gıda sektöründeki krizin boyutunun yüksek oldğunu ifade eden MHP lideri, fiyat artışları aniden ortaya çıkmadığını tarımda uygulanan yanlış politikaların Türkiye’yi krize sürüklediğini belirtti.

Devlet Bahçeli, 301. Madde yapılması planlanan değişikliğinde Halk oylamasına sunulmasını istedi. 

Yazı kategorisi: AK Parti, Arka Kapıdan Kaçanlar Partisi, Recep Tayyip Erdoğan | Yorum Yok »

AKP İÇİNDEKİ ÇATLAK MİLLETVEKİLLERİNDEN PARTİ YÖNETİMİNE KADAR DERİNLEŞİYOR

Yazan: skyturkvngenc Nisan 29, 2008

 
 AKP’deki derin çatlak Ankara’nın ağırlıklı gündem maddesi haline geldi. Dün Fikret bila’ya adını gizleyerek açıklamalar yapan Cemil Çiçek’le Erdoğan’ın yollarının ayrıldığı konuşuluyor. Öte yandan AKP’nin kurucularından Abdüllatif Şener’in de çok sayıda AKP milletvekilini kopararak yeni parti kuracağı belirtiliyor.Parti içindeki görüş ayrılıkları nedeniyle, kapatma davasının ardından bir adım atamayan AKP, milletvekillerinden parti yönetimine kadar derin bir görüş ayrılığı yaşanıyor.

Milliyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Fikret Bila’ya konuştuğu belirtilen Cemil Çiçek’in bu iddiaları yalanlamaması da AKP içindeki çatlağı bir kez daha gözler önüne serdi. “Bazı bakanların değişmesi ve laiklik konusunda halkın endişelerini giderecek adımların atılması gerektiğini” söyleyen Bakanın, Cemil Çiçek olduğu kaydedildi.

Cemil Çiçek’le Erdoğan’ın yollarını ayırdığı belirtiliyor. Bu AKP içinden şimdiye kadar çıkmış en dikkat çekici farklı ses olarak değerlendirildi. Önümüzdeki dönemde AKP’den çok sayıda milletvekilinin kopacağı da kaydediliyor.

AKP’li milletvekilleri çeşitli gruplar halinde Ankara’nın çeşitli yerlerinde toplantılar yapıyor ve ne yapacaklarını tartışıyor. Çok sayıda milletvekilinin Abdüllatif Şener’in kurmayı planladığı yeni partiye katılma eğiliminde olduğu ifade ediliyor.

Şener’den bağımsız olan grupların da olduğu belirtiliyor. Bu arada Abdullatif Şener’in de önümüzdeki döneme ilişkin ne yapacağı konusunda yarın bir açıklama yapması bekleniyor.

Yazı kategorisi: AK Parti, Arka Kapıdan Kaçanlar Partisi, Recep Tayyip Erdoğan | Yorum Yok »

ZAMAN GAZETESİ AKP’Yİ KURTARMAK İÇİN ÇIRPINIYOR

Yazan: skyturkvngenc Nisan 29, 2008

 
 Fethullah Gülen’in yayın organı Zaman gazetesi, AKP’yi kapatma davasından kurtaracak formüller için çırpınıp duruyor. Zaman ilk olarak Fazilet Partisi kapatma davası sürürken gündeme gelen, ancak tepkiler nedeniyle yasalaşmayan Anayasa değişikliğini manşete taşıdı. Ardından Demokratikleşme paketi ve Bahçeli’nin açıklamalarına sarıldı. Son olarak, 30 sene önce Milli Selamet Partisi döneminde yapılan Anayasa değişikliğini AKP’yi kurtaracak çözüm gibi sundu.Fethullah Gülen’in yayın organı Zaman gazetesi, AKP’ye açılan kapatma davasının ardından ne yapacağını şaşırdı.

Zaman, AKP’yi kurtarmak için neredeyse her gün farklı bir formül ortaya atıyor. Zaman ilk olarak, 2000 yılında, Fazilet Partisi kapatma davası sürerken, DSP-MHP-ANAP hükümeti dönemindeki Anayasa değişikliğini gündeme getirdi. Zaman, MHP ve DSP de dava sürerken değişiklik yapmış başlığıyla duyurduğu haberde dava sürürken Anayasa değişikliği yapıldığını iddia etti. Oysa 2000 yılında gündeme gelen Anayasa değişikliği askıya alınmıştı.

1999 yılında Siyasi Partiler Yasası’nda yapılan değişiklik ise Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmişti. Baltayı taşa vuran Zaman, demokratikleşme paketine bel bağladı. CHP ve MHP’nin yanı sıra AKP içinde de destek bulmayan paket birkaç gün sonra gündemden düştü.

Zaman, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 23 Nisan resepsiyonunda yaptığı açıklamanın üzerine atladı. Zaman’a göre Ankara Bahçeli’nin formülünü konuşuyordu. Acaba Bahçeli, bir kez daha AKP’ye kurtarıcı rolüne soyunabilir miydi? Ancak bu da tutmadı.

Zaman son olarak 30 yıl öncesine gitti. O dönemde Milli Selamet Partisi döneminde yapılan Anayasa değişikliğini kurtarma formülü olarak ortaya attı. AKP’yi kapatmaktan kurtarmak için ne yapacağını şaşıran Zaman’ın MSP formülü de Tayyip Erdoğan’ın CHP Atatürk’ün resmini paradan çıkartmıştı açıklamasına bentildi. 

Yazı kategorisi: AK Parti, Abdullah Gül, Arka Kapıdan Kaçanlar Partisi, Fethullahçılar, Recep Tayyip Erdoğan | 1 Yorum »

AKP’lilerden Kamer Genç’e linç girişimi

Yazan: skyturkvngenc Nisan 29, 2008

Önceki hafta hafta Meclis’in tansiyonu AKP’liler yüzünden epey yükseldi. Hemen her konuşmalarında “demokrasi”, “millet iradesi” gibi sözcükleri dillerinden düşürmeyen AKP’liler, Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç’i dövmeye kalkıştı. Tayyip’in Katar ziyaretinden sonra bu ülke ile imzalanan anlaşmaların oylanması oturumunda söz alan Kamer Genç’in AKP hükümetini ve Tayyip’i eleştirmesi üzerine AKP Tokat Milletvekili Zeyid Aslan, Trabzon Milletvekili Mustafa Cumhur ve AKP Manisa Milletvekili İsmail Bilen, Kamer Genç’in üzerine yürüyerek onu dövmeye çalıştı. Girişim, CHP Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim ve MHP Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak tarafından engellendi. Oturumu yöneten TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu’nun oturuma ara vermesi nedeniyle CHP’li milletvekilleri tarafından kulise çıkarılan Kamer Genç’e yönelik saldırı girişimi burada da devam etti. Onlarca AKP’li tarafından saldırıya uğrayan Genç’i yine CHP’li milletvekilleri kurtardı. Bildiğiniz gibi Kamer Genç 22 Temmuz seçimlerinden sonra oluşan yeni mecliste tek başına etkili muhalefetiyle biliniyor.

Olaylardan sonra bir açıklama yapan Kamer Genç, bu tür olayların kendisini yıldıramaycağını, milletin meclisinde can güvenliğinin olmadığını, TBMM Başkanlığından koruma talep ettiğini ve can güvenliğinin sağlanamaması halinde genel kurul toplantılarına silahla geleceğini belirtti. Bu konuda bazı çevreleri esas şaşkınlığa düşüren ise Tayyip’in tavrı oldu. Konu ile ilgili açıklama yapan Tayyip, asıl provakatörün Genç’in kendisi olduğunu söyledi. Tayyip’ten de zaten kimse kendi milletvekillerini kınamasını beklemiyordu. Zaten AKP’nin bu konuda defteri epey kabarık. AKP Van Milletvekili Mustafa Bayram’ın karakol basmasını da, Isparta Tarım İl Müdürü’nün AKP’li milletvekilleri tarafından dövülmesini de, AKP Mardin eski milletvekili Selahattin Dağ’ın kendisine kimlik soran polis memurunu hastanelik ettiğini de kimse unutmadı.

Zaten Tayyip de izin verip arkasında durduktan sonra kim tutar bunları.

Yazı kategorisi: AK Parti, Arka Kapıdan Kaçanlar Partisi, Recep Tayyip Erdoğan | Yorum Yok »

Sızlanma! Kasti faul yaparsan kırmızı kart görürsün

Yazan: skyturkvngenc Nisan 29, 2008

AB’ye “Maç başladıktan sonra kural değişmez” diyen Tayyip’e yanıt:
Sızlanma! Kasti faul yaparsan kırmızı kart görürsün

İzinli Kuran kursları sayısını dört yılda 4 bin 332’den 7 bin 367’ye, kurslardaki öğretici imam sayısını 6 binden 11 bin 682’ye ve öğrenci sayısını 128 binden 250 bine çıkaranların bir adım geri atması neyi çözer?

İzinli Kuran kursları sayısını dört yılda 4 bin 332’den 7 bin 367’ye, kurslardaki öğretici imam sayısını 6 binden 11 bin 682’ye ve öğrenci sayısını 128 binden 250 bine çıkaranların bir adım geri atması neyi çözer? Türban takanların oranı son 4 yılda yüzde 3.5’tan yüzde 16.2’ye, türban takan lise mezunlarının oranı yüzde 2.5’dan yüzde 17.2’ye ve türban takan üniversite mezunlarının oranı yüzde 2.6’dan yüzde 11.4’e yükselmiş ise bir adım geri gitmek neyi çözümler?

Parti kapatılması
milli iradeye aykırı değildir

İspanya’da BASK Komünist Partisi, Almanya’da Nasyonel Sosyalist Partisi ve Komünist Partisi, İtalya’da Faşist Parti’yle Avusturya’da ırkçı FPÖ kapatıldı. Almanya’da aşırı ırkçı Ulusal Demokrat Parti (NPD) kapatılıyor. ABD’nde komünist ve faşist parti kurmak yasak olmasına rağmen Başbakan RTE; “parti kapatma anlayışı milli iradeye karşı tavırdır” ve Anadolu Aslanları Derneği kongresinde ise; “darbe çığırtkanları var” diyebiliyor. Oysa darbecilerin hukuka saygısı ve inancı yoktur.

Franco, Hitler ve Mussolini gibi tek adam yani “yarı tanrı liderler” ancak faşist yönetimlerde olur.

Ayrıca Başbakan RTE geri adım atmıyor; “Geri adımın ne olduğunu anlayamadım. Böyle bir şey söz konusu değil.”, “Açıklamaların hedefi ne? İktidar nasıl adım atmalı?” “Anlatsınlar da öğrenelim.” ve “Ben bin düşünüp bir adım attım” diye beyanat veriyor.

Anayasa Mahkemeleri, ülkelerin kuruluş felsefelerinden ve anayasalarından yana taraftır ve bunun için kurulmuşlardır. Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığının devamı için Anayasa Mahkemeleri vardır ve istemeyenlere rağmen olacaktır.

Anayasamız gereğince yeni anayasa yapılması mümkün olmadığı, Anayasa’cılarca açıklanmasına rağmen kendilerine yakın isimlere Anayasa taslağı ısmarlayıp, hazırladıkları taslağı kamuoyuna ve muhalefete göstermeden ABD’ne gönderip, görüş alanlar bir adım geri atsalar, toplumca kabul gören bir Anayasa meydana çıkar mı?

Stockholm’de yaptığı konuşmada, Türkiye’nin tam üyeliğini kastederek; “Maç başladıktan sonra kural değişmez” diyen Başbakan RTE, Türkiye’de, Anayasa Mahkemesinde başlamış olan maçın kurallarını değiştirmeyi düşünebilir mi?

Milli iradeye yabancı müdahalesi

Newsweek, ABD eski Ankara Büyükelçisi Morton Abramowitz ile Türkiye Uzmanı Dr. Henry Barkey ikilisinin yazdığı, “Türkiye’de Yargı Darbesi” başlıklı yorum yazılarının değerlendirmesinde; “AKP kazansa da kaybetse de sonuç kötü olacaktır. ABD kenarda oturup bekleyemez. Türkiye’nin istikrarına yönelik tehdit çok büyük boyutlarda ve ABD’nin çıkarlarını etkileme olasılığı da yüksek. bu nedenle ABD ciddi bir müdahalede bulunmalı. Bunu özel olarak da yapabilir, açık olarak da.”

“Türkiye’ye özel veya açık olarak müdahale yapılmalıdır” diyenlere, Başbakan RTE bu milli iradeye karşı bir tavırdır diye neden tepki koymuyor?

Irak’a “demokrasi” götüren ABD’ne şimdi Türkiye’ye güç kullanarak “istikrar” getirmesi önerilmektedir. ABD’nin Türkiye’ye müdahaleyi göze alacak kadar AKP neden vazgeçilmezdir?

Osmanlı’nın son döneminden çok daha ağır bir cüretkârlık ve saygısızlıkla karşı karşıyayız. ABD’nin ürettiği “Ilımlı İslâm” modelinden sonra şimdi de AB yeni bir model üretti; “Demokratik laiklik.”

Yabancıların haddini aşan küstah söylemleri AKP’yi tahrik etmesin. Kapatma davasının karar vericisi ne ABD’dir ne AB’dir ne de TBBM ‘dir. Tek karar verici vardır, oda Büyük Önder’in dediği gibi “Yüce Mahkeme”dir.

Türkiye’de rejimin yasal çerçeve içerisinde kendisini korumaya geçmesi neden yabancıların çıkarlarına ters düşmektedir? Bu müdahaleye sebep olanlar, bu utancı sahiplenmelidirler. AKP’nin çıkarları,ABD ve AB’nin çıkarlarıyla nasıl örtüşebilir?

AKP, menfaati gereği taraf olduğu konularda uluslar arası kişi ve kurumları ve son olarak da Jose Manuel Barroso örneğinde olduğu gibi destek alabileceği kişileri, milletin egemenliğinin karar ve kullanılma yeri olan TBMM’ de konuşturuyor.

AKP’nin birden “demokrasi paketi” aşkı depreşiverdi.

İktidarın bu tutumundan cesaret alan Rehn “Türkiye demokrasinin laiklikten önemli olduğunu göstermeli,” Barroso “Zorla laiklik dayatılamaz” ve en son da Solana “Mahkeme mantıklı olsun” küstahlığını yapabilecek konuma gelmiştir..

Terör örgütüne ve Türkiye’yi din devletine dönüştürmek isteyenlere destek veren AB’ne 2 yıldır sırtını döndükten sonra kapanma süreci başlayınca AB’den destek arayanlar AB’ne girmek istiyor mu? Veya girebileceğine inanıyor mu?

Hukukun kimse elini tutmaya kalkmasın. Yargıya müdahale kimsenin haddine değildir. Herkes konumunu ve yerini bilmelidir.

Hukuk meselesi değil siyaset ve ideoloji meselesidir.

Kültür Bakanı Ertuğrul Günay; “Öyle anlıyor ve üzülüyorum ki Türkiye’nin ileriye gitmesini istemeyen çevreler çok önemli yerlere sızmıştır.” diyor ve devam ediyor; “Türkiye bununla hesaplaşacaktır meraklanmayın.Türkiye demokrasisi bu tuzağı aşmayı başaracaktır. Halka güveniyoruz, Hak’ka güveniyoruz. Gerisi boş.” bunları söyleyebilen bir Bakan, hesaplaşmadan vazgeçer mi?

Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç; “ Endişemiz yok, düşe- kalka doğru hedefe gideceğiz!..” Hedefe yönelmiş olan bir kişiyi bir adım geri getirebilmek mümkün müdür?

“Meclis’i kapatın,” “İyice şımardılar,” “Abdullah Gül Başsavcıyı azletsin,” Milli iradeye kilit vurulamaz” ve “Velev ki kapattın!” diye manşetler atabilen dinci medyanın geri bir adım atması medyayı Artin Kemal’lerden kurtarabilir mi?

Araf Suresi 179. ayetinden “Gözleri var görmezler, kulakları var duymazlar” bölümünü alarak kendileri gibi düşünmeyenleri “biz ve ötekiler” dinsel yorumuyla eleştirenlerin bir adım geri atmaları insanları birleştirir mi?

“Laik bir ordunun askerleri şehit olamaz, türbanı reddeden laiklerden şehit olmaz” diyen bir emekli imam ve onun gibi düşünenlerin bir adım geri atması şehitlerimizin onurunu kurtarır mı?

“Karar 9’a 2, ya da 8’e 3 çıkacak. Bu bir hukuk meselesi değil, bir siyaset ve ideoloji meselesidir” diye TRT-1’deki “Enine-Boyuna” programında yorum yapan ve “ Anayasa Mahkemesi 367 ayıbını yapabilmişse bunu da yapar” diyebilen eski Devlet Bakanı Hasan Celal Güzel, bir adım geri atsa Anayasa Mahkemesi aklanır mı?

Bir Başbakan… Hukuka zarar getirmeyin diyen Hukuk Fakültelerinin Dekanlarına; “iş dekanlara mı düştü” diye sesleniyorsa o ülkede bağımsız hukuk eğitimi yapılabilir mi?

Sosyal ve ekonomik çöküntü

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, “Sanayimiz bitti. Pakistanlının, Çinlinin, Hindistanlının komisyoncusu olduk” diye feryat ediyor. Sanayicinin ihraç ettiği malın içindeki işlenmiş ara malı ithalat payı yüzde 59 oranına çıkmış bir ekonomi kolay, kolay düzelir mi?

Kendi kontrolündeki SHÇEK çocuk yuvaları ile öğrenci yurtlarındaki kimsesiz çocukların yıllardır arka arkaya tecavüzüne ve hatta grup tecavüzüne uğramalarını engelleyemeyip sesi çıkmadan seyredenlerin bir adım geri atması kimsesiz yavruların ırzını kurtarabilir mi?

Yoksuldan al zengine ver. Devletten al özel sektöre ver ve Türk insanından al sömürgeci yabancılara ver. Dışarı daim servet transfer et.

Ekonomik yokluktan; Evde şiddet, sokakta şiddet. adliyede dahi şiddet. Neyi çözdünüz de bunları çözeceksiniz? 5 yıldır türbanla yattılar, İmam Hatiple kalktılar.

Sekiz yılda tam 9 mahkeme dolaşanların ve 35 kişiden 25’i hakkında zaman aşımı dolan ve kendisinin de zaman aşımına 2 yıl kalan ve son celsede de; Mahkeme Heyeti Başkanı ve 2 üye hakimin de; “haklarında iftira ve suçlamalar olduğu” gerekçesiyle davayı bırakma kararı almalarını görmezden gelen bir yerde hak’tan, adaletten ve demokrasiden kim söz edebilir?

Bu davanın mağduru hanım bir daha ne olursa olsun mahkemeye gitmem noktasına gelebiliyorsa hukukun üstünlüğünden bahsedebilir misiniz?

Kadınımızı; “Çarşafı çıkarıp pardösü giysem Allah beni cezalandırır mı? Günaha girer miyim?” diye insanlarımızı din adamından görüş alabilecek duruma getirenlerin bir adım geri atması bu kadının vicdanını rahatlatabilecek mi?

Emekli İmam Abdullah Cihangir, katıldığı cenazede; “Kadınların sesi 4 duvar arasından dışarıya asla çıkmayacak. Kadın sesi 4 duvar arasından çıktı mı bu haya perdesinin yırtılmasıdır,” “ Televizyonlarınızı fazla seyretmeyiniz göz nurunuz, yüz nurunuz gitmesin,” diyen bir imamın bir adım geri gitmesi cenaze namazlarına bir huzur getirecek mi ?

Bolu İlinde yapılan Risale-i Nur Enstitüsü’nün konferansına katılan Said-i Nursi’nin öğrencisi 80 yaşındaki Mustafa Sungur’un elini öpmek için sıraya giren Bolu İl Milli Eğitim Müdürüne soruşturma açıldı mı?

Kendi göbek deliğini dünyanın merkezi sananlar, tarihe bakarlarsa göbek deliklerini dünyanın merkezi sananların feci sonlarını görürler. Akıl, bilim ve mantıktan uzaklaşmış halkı aptal sanan kurnazların sonu hep aynı olmuştur.

Türban için 5 yıl sabrettik

Başsavcının iddialarına gönderme yaparcasına konuşmalarında ayetlere referans verip, Türban için “5 yıl beklediklerini” açıklayanlar bir adım geri atsa geriye 4 yıl 364 gün kalır. Bu kayıp kolay telafi edilebilir mi?

Ayet-i Kerimelerle, Hadis-i Şeriflerle, şiirlerle, atasözleri ve hakaret dolu ifadelerle dolu eleştirilerden bir adım geri gitmek neyi çözer?

Dinci hamlelerin ucu devamlı açık tutuluyor. Önce fiil yaratılıyor ve daha sonra yaratılan fiili duruma çözüm getirmek amacıyla hukuki yollar zorlanıyor. Hukuki olmayan yolları açmak içinde herkes demokrat, özgürlükçü ve AB’ci oluyor.

Hem “başı açık olan zina yapmakla eşdeğerdir” diyeceksin hem de Yüce Peygamberimize kurban kesmek için cemaatten para toplayacaksın. Kurban Allah için kesilir. En büyük mertebeye ulaşmış Yüce Peygamberimizin bu din sömürücülerinin göndereceği ne kurbana, ne de sevaba ihtiyacı vardır?

28 Şubat 2006 tarihinde TSK’da görev yapan dönemin komutanlarını fotoğraflarını yayınlayıp terör örgütlerine hedef gösterdikleri iddiasıyla yargılanıp suçlu bulunanlar yine daha sonra resim yayınlamaya devam etmişlerdir.

Muhalefet, 22 Temmuz seçimlerinin ardından 9 ayda iktidarın çıkardığı kanun ve Anayasa değişikliğinin iptali için Yüce Mahkemeye gitmek zorunda kalıyorsa iktidar bir adım geri atsa muhalefet Yüce Mahkemeye sadece 8 kez gitmek zorunda kalırdı. Sekiz veya dokuz. Sekiz kere giden dokuz kere de gider.

İzinli Kuran kursları sayısını dört yılda 4 bin 332’den 7 bin 367’ye , kurslardaki öğretici imam sayısını 6 binden 11 bin 682’ye ve öğrenci sayısını 128 binden 250 bine çıkaranların bir adım geri atması neyi çözer?

Türban takanların oranı son 4 yılda yüzde 3.5’tan yüzde 16.2’ye, türban takan lise mezunlarının oranı yüzde 2.5’dan yüzde 17.2’ye ve türban takan üniversite mezunlarının oranı yüzde 2.6’dan yüzde 11.4’e yükselmiş ise bir adım geri gitmek neyi çözümler?

İşe alınırken, kadının türbanı ve erkeğin badem bıyığının referans alındığı ve bu doğrultuda üst bürokraside artık inkâr edilemez biçimde örneklerin yer aldığı kadrolaşmadan bir adım geri neyi çözer?

Hamdolsun 79 yıldan daha fazla borçlandık

“Hamdolsun enflasyon hedefini tutturduk,” “Hamdolsun askerimiz görevini yerine tam anlamıyla getirdi,” “Hamdolsun 79 yılın en büyük büyümesini yaptık,” diyerek dini kavramlarla kendini yüceltirken kendinden önceki dönemi küçümseyen Başbakan RTE, “Yargı dini kararlar alırken bize sorsun” diyen Diyanet İşleri Başkanı ile maçı kazandıktan sonra “çok çalıştık Allah da yardım etti” diyen Beşiktaş Kulübü teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam bir adım geri atsa dünya şampiyonu mu olacağız?

Başarıyı Allah’a bağlayanlar başarısızlığı da şeytana mı bağlayacak? Böyle bir yaklaşımı akıl ve mantığın kabul etmesi mümkün değildir.

2004 yılında kapatılmış olan Milli Gençlik Vakfı’nın bir devamı olarak kabul edilen Anadolu Gençlik Derneği, Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Töreninde, şehitlikte alternatif anma töreni düzenlemişler ve bu dernekle İzmit-Gölcük’ten gelen Sabri Göney; “Çanakkale Zaferi için melekler indi” yorumunu yapmıştır.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kayseri’de üniversite açılış töreninde “Üniversiteler, tüm inançların serbestçe yaşandığı yerler olmalı” diyerek akıl ve bilim merkezi Üniversiteleri, ibadethaneler merkezi gibi tanımlamıştır.

Kurulan tuzakların bir an önce çökmesi için suni uzlaşma yok.

Tam bağımsız gerçek çözüme evet. Mevcut yoz sömürüye hayır.

“Demokrasi, çoğunluğun borusu değil, azınlığın korunmasıdır.”

AKP ve zihniyeti gitmeden hiçbir hiçbir şey çözülemez.

Büyük önderin dediği gibi: “Karar Türk hakimlerinindir.”

Yazı kategorisi: AK Parti, Abdullah Gül, Arka Kapıdan Kaçanlar Partisi, Recep Tayyip Erdoğan | Yorum Yok »

Ne Kadar Özelleştirildik?

Yazan: skyturkvngenc Nisan 28, 2008

Aşağıda geçen işletmeler 5 yıl önce devlete ait, şirketlerin kimi hisseleri ise dolaylı yoldan ya da doğrudan millete ait idi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül mü olsun diye referandum yapan zihniyet, millete ait şirketleri satarken millet uyanmasın diye bin takla atıyor. Ancak aşağıdaki liste devletin ve milletin kaynaklarının nasıl yağmalandığını gözler önüne seriyor. İleride çok daha detaylı bir şekilde özelleştirmelere değineceğiz. Ancak bu yazıyı da tarihe not düşüyoruz:

 

Türk Telekom, Arap’ ın.

Telsim İngiliz’in.

Kuşadası Limanı İsrailli’nin.

İzmir Limanı Hong Konglu’nun..

Araç muayene işi Alman’ın.

Başak Sigorta Fransız’ın.

Adabank Kuveytli’nin.

İETT Garajı Dubaili’nin.

Avea Lübnanlı’nın.

Petkim? Ermeni’nin. (Kazak’a sattık, dediler. Kazağı bi çıkard ık..Ermeni…)

Rakı , Amerikalı’nın.

Finansbank Yunanlı’nın…

Oyakbank Hollandalı’nın.

Denizbank Belçikalı’nın.

Türkiye Finans Kuveytli’nin.

TEB Fransız’ın.

Cbank İsrailli’nin.

MNG Bank Lübnanlı’n ın.

Alternatif Bank Yunanlı’nın.

Dışbank Hollandalı’nın.

Şekerbank Kazak’ın.

Yapı Kredi’nin yarısı İtalyan’ın.

Turkcell’in yarısı Finli’nin Rus’un.

Beymen’in yarısı Amerikalı’nın.

Enerjisa’n ın yarısı Avusturyalı’nın.

Garanti’nin yarısı Amerikalı’nın.

Eczacıbaşı İlaç, Çek’in.

İzocam, Fransız’ın.

TGRT(Fox) Amerikalı’nın.

Demirdöküm Alman’ın.

Döktaş Fransı z’ın.

Süper FM Kanadalı’nın.

 

Bunların Hepsi TÜRK’tü.

Sadece 4.5 yıl önce.

Daha önce de söylemiştik. Sırada Etibank özelleştirmesi var ki Türkiye’nin Bor rezevrlerini bu banka elinde tutuyor. Banka satılırsa bankayı alacak olan taşınmazlara da sahip olacak. Bu demek oluyor ki Bor madenleri ve işletmeleri satılan kişilerin ellerine geçecek…

Bu yağmaya dur demek için Ulusal düşüncede bir parti başa gelmelidir. Amerikan’ın Kuşatma Partisi daha fazla iş başında kalamaz. Yoksa sonumuz Meksika’dan beter olur.

Saygılar

Yazı kategorisi: AK Parti, Abdullah Gül, Arka Kapıdan Kaçanlar Partisi, Recep Tayyip Erdoğan | Yorum Yok »