İşte Türkiye!

Türkiye’den çıkan ve Türk’ü arkadan vuranların maskesinin düştüğü yer!

Arşiv 'Bokakıtan' Kategori


Bu kitap Ertuğrul Özkök’ü bitirecek ve götürecek

Yazan: skyturkvngenc Ekim 8, 2007

Ve Emin Çölaşan’ın 22 yıllık Hürriyet macerası ”Kovulduk ey halkım unutma bizi” ismiyle yayınlandı.

Ertuğrul Özkök’ün Tayyip Erdoğan ve Aydın Doğan arasında, ”cambazlık yaptığını” Özkök’ün kendi ifadeleriyle anlatan kitap epey ses getirdi. Bu kitap belki de mesleki anlamda sık sık ”gel gitler yaşadığı anlaşılan” Ertuğrul Özkök’ün Genel yayın Yönetmenliği yaşamının da sonu olacak.

HACIBAYRAM’DA 22 YIL ARAYLA AYNI DUA

Emin Çölaşan adaşı ve baba dedesi Fizan sürgünü Yüzbaşı Emin Bey ile anne dedesi Adnan Menderes’in ilk Adalet Bakanı Refik Şevket İnce’den ”vatan sevgisi ve dürüstlük” genleri aldığını anlatarak kitabına başlıyor. Refik Şevket İnce’nin ”manevi mürşidi” olan Trablus sürgünü Hüsamettin Öztürk’ün oğlu Kazım Öztürk’ün kendisine 30 yıl önce gönderdiği mektubu yayınlıyor.

Hürriyet’te işe başladığı gün olan 7 Şubat 1977 tarihinde Hacıbayram’da Allah’a ”Beni dürüstlükten ayırma” duası ediyor. Kovulduğu 15 Ağustos 2007 tarihinde yani 22 yıl sonra yine Hacıbayram’da, ”şükür duası” ile Hürriyet günleri sona eriyor.

AYDIN DOĞAN VE AİLESİ SAYGIN, MÜTEVAZİ

Vurulduk Ey Halkım Unutma Bizi isimli kitap ”dört ana başlıkta topladığı” kırgınlıklar olsa da ne Aydın Doğan, ne Vuslat Doğan, ne Mehmet Ali Yalçındağ üzerine kurulmamış. Hatta, ”AKP iktidarına kadar patron iyi adam. Hoşgörülü, mütavazı, Çok düzgün bir ailesi var. Dört kızı da eşi de saygın insanlar” sözleriyle memnuniyet içeren ifadeler var.

Kitap Ertuğrul Özkök ile başlayıp Ertuğrul Özkök ile bitiyor…

Emin Çölaşan patronu ve tavla arkadaşı Aydın Doğan’ın kendisine Cem Uzan ile ilgili yazı yazmadığı, Başbakan’ın eşi Emine Erdoğan’dan, ‘karı” diye bahsettiği için sık sık sitem ettiğini anlatıyor. Kendisinin ”karı koca” savunmasının dikkate alınmadığını, bu kırgınlıkların 2004 yılında başladığını ve dört ana başlıkta toplandığını Kelkit’te Atatürk Posteri yazısı ile iplerin koptuğuna vurgu yapıyor.

İlişkinin bozulmasında Ertuğrul Özkök’ün ”yönlendirmesi olduğunu” açık açık ima ediyor. İkili oynadığını ve kendisinin yanında durmadığı gibi yazılarını sürekli sansürlediğini örneklerle ortaya koyuyor.

ERTUĞRUL ÖZKÖK YÖNLENDİRMESİ

Ertuğrul Özkök’ün yönlendirmesi ile o dönemde ”en yakını” olan Fatih Altaylı’nın kendisinin aleyhine yazılar yazdığını da anlatan Emin Çölaşan, Mehmet Emin Karamehmet adına Serdar Turgut, Nuray Başaran, İsmail Küçükkaya, Turgay Ciner ve Fatih Altaylı adına da Yavuz Donat’ın, Cem Uzan adına da üç defa Fatih Çekirge’nin bu dört yıllık dönemde zaman zaman kendisini aradığını, bu açık iş tekliflerini çekinmeden reddettiğini Aydın Doğan’a anlattığını, buna karşılık Ertuğrul Özkök’ün ”iş teklifleri ve hükümet ile ilgili şikayetler” konusunda patronu tek yönlü atraksiyonlarla aleyhte etkilediğini sık sık vurguluyor.

DOĞAN AİLESİNDEN ŞİKAYETÇİ OLAN ÖZKÖK,
”BEN GAZETECİ DEĞİL CAMBAZ VE JONGLÖRÜM” DİYOR

Kendisini, ”jonglör ve cambaz” olarak tanımlayan Ertuğrul Özkök’ün 10 Mart 2004 tarihinde Sedat Ergin ve Bekir Coşkun’un yanında Aydın Doğan’dan şu sözlerle şikayetçi olduğunu anlattı:

Ben cambazım cambaz. Cambazlık yapıyorum. Siz bilmezsiniz. Benim zamanımın yüzde 20’si gazetecilikle yüzde 80′i cambazlıkla geçiyor. Karşımda patronum, kızları ve damadı var. Hangisine dert anlatacağımı şaşırıyorum. Yediğim fırçanın haddi var hesabı yok. Sen de takıntılarından arınacak ve dediğimiz gibi yazacaksın.”

TANSU DOĞALGAZ BORUSUNU AĞZINA TUTSUN

Zaman zaman da Aydın Doğan adına da konuşulan sohbetlerde Tayyip Erdoğan ve hükümet için, ”Şimdi erken zamanı gelince onlara dünyayı dar edeceğiz.” sözlerinin de aktarıldığı kitapta zaman zaman traji komik diyaloğlar da yer alıyor:

Topal’dan alıntı yapmışsın yapma
Topal kim?
Doğu Perinçek
……

Sen biraz frene bas. Keyfimize bakalım. Paramız iyi, maaşımız iyi, niye kendimizi sıkıntıya sokalım. Frenli git.
……
Yav Fethullah Gülen ve Zaman ile ilgili bir şey yazma
Niye?
Zaman’ın dağıtımını biz yapıyoruz. Her gün 500 bin gazete. Yoksa Sabah’a gider
…….
Patronu ara. Duygusal oldu son yıllarda. Bak yılbaşı geliyor. Bakarsın iyi bir prim verir. rahatımıza bakalım bu Dünya’da be. Bize ne yolsuzluktan, siyasetten.
…..
Medya’yı eleştirince Beni kasdediyorsun. Medya Benim..
….
Ben artık bu aracılık görevinden yorgun düştüm. İkiniz ne haliniz varsa görün arkadaş. Hesabını patrona verirsin
Benim kimseye verecek hesabım yok.
……
Ama Aydın bey kinleniyor. Ama zamanı gelince bunların (….)
……

Sen Beni öldüreceksin. Kendimi 11. kattan aşağı mı atayım?

Hayır Tansu’ya (eşi) söyle doğalgaz borusunu boğazına dayasın. Daha acısız oluyormuş.

İPİN KOPUŞU VE ÖZKÖK HEDEFTE

Emin Çölaşan’a, ”patronun gönlünü al” diye yılarca baskı yapan Ertuğrul Özkök muhalif yazar Yılmaz Özdil’i kadrosuna dahil ettikten sonra rahatlamış bir biçimde İzmir Deniz Restoran’da kovma işini bizzat ve keyifle tebliğ ediyor. Bu arada, ”bize iyi şaraplar alacak para veriyor” dediği Aydın Doğan’ı araması ve gönlünü alması yönündeki ısrarını sürdürüyor.

Herhalde ”hayır” cevabı ile refüze etmek ve yılların rövanşını almak için.

Kitapta özellikle onlarca sansür olayı satır satır örnekleriyle anlatılıyor.

Aslında Ankara’nın birinci Gündemi Anayasa değişikliği ve yüreğimizi yakan 13 şehidimiz başta olmak üzere yeniden hortlayan PKK terörü. O konuya bir sonraki yazıda değişik bir açıdan bakacağız.

Medya’nın iç gündemi ise şu:

Bu kitap Özkök’ü götürecek mi? Aydın Doğan daha ne kadar Özkök’ü taşıyabilecek? Emin Çölaşan Ertuğrul Özkök’ü anlatan müstakil bir kitap yazacak mı?

Yazı kategorisi: AK Parti, Arka Kapıdan Kaçanlar Partisi, Bokakıtan, Emin Çölaşan, Ilımlı İslam, faşist | Yorum Yok »

atvye meclisten tepki

Yazan: skyturkvngenc Ekim 8, 2007

Şehit haberleri geldiği sırada yapılan program, CHP tarafından Meclis’e getirildi.

CHP İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek, Şırnak’ta 13 askerin şehit edildiğine ilişkin haberlerin verildiği sırada, televizyonlarda magazin programlarının kesilmemesini TBMM gündemine taşıdı.

Özyürek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın cevaplandırması istemiyle TBMM Başkanlığına sunduğu soru önergesinde, ”Şırnak’ta 13 askerin şehit olduğuna dair üzücü haberin televizyon ekranlarından halka duyurulurken, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) bünyesinde bulunan ATV televizyonunun, dansözlü magazin programını kesmek lüzumunu görmediğini” ifade etti.

Eğlence programlarının diğer bazı kanallarda da devam ettiğini belirten Mustafa Özyürek, ”Böyle bir durum ülkemizin bütünlüğünü borçlu olduğumuz şehitlerimizin aziz hatırasına saygısızlık değil midir? Böyle bir durum, söz konusu bazı televizyonlar tarafından artık terörün kanıksandığı ve aziz şehitlerimizin boşuna öldüklerinin düşünüldüğünü mü göstermektedir?” diye sordu.

CHP’li Özyürek, bir kamu kurumu olan TMSF bünyesinde yer alan ATV yöneticileri hakkında herhangi bir işlem yapılıp yapılmayacağının açıklanmasını istedi.

Yazı kategorisi: Arka Kapıdan Kaçanlar Partisi, AİHM, Baran, Bilderberg, Bokakıtan, Büyük Ortadoğu Projesi, BİM, Cem Uzan | Yorum Yok »

ATV’deki eğlence Meclis’te

Yazan: skyturkvngenc Ekim 8, 2007


Yazı kategorisi: Arka Kapıdan Kaçanlar Partisi, AİHM, Baran, Bilderberg, Bokakıtan, Cem Uzan | Yorum Yok »

Unakıtan Sezer’i böyle yadetti

Yazan: skyturkvngenc Ekim 7, 2007

Uçurumun kenarındaki ülkenin sözü dinlenir hale geldiğini söyleyen Maliye Bakanı Unakıtan, vatandaşın evet oyu ile ‘asık suratlı vetocuların birdaha kolay kolay gelemez’ dedi.

Unakıtan, Sezer’i böyle yadetti

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Türkiye’nin uçurumun kenarında bir ülke iken söz sahibi olan, liderinin sözü dinlenen bir ülke haline geldiğini söyledi.

Unakıtan, partisinin Adana İl Teşkilatınca düzenlenen Danışma Meclisi Toplantısı’nda, Türkiye’nin 2002′den bu yana önemli mesafeler kat ettiğini, herkesin yatırım yapmak için can attığı bir ülke haline geldiğini belirtti. Türkiye’ye yıllarca gelmemiş devlet başkanlarının yurdu ziyaret ettiğini kaydeden Unakıtan, ”Türkiye, artık dünya gündeminde önemli bir madde. Türkiye’de her şey değişti, politika da siyaset de değişti.

Artık kavga gürültü çıkarıp bundan nemalanmaya çalışanlar yok. Türkiye uçurumun kenarında bir ülkeyken söz sahibi olan, liderinin sözü dinlenen bir ülke haline geldi” dedi. Unakıtan, 21 Ekimde yapılacak referanduma değinerek, bundan sonra halk iradesinin cumhurbaşkanını belirleyebilmesi için sandıktan yüzde 51 oranında ”evet” oyu çıkması gerektiğini bildirdi.

-”HER OTURUM 3 TRİLYON LİRAYA MAL OLUYOR”-

Geçen nisan ayında bir talihsizlik yaşandığını, dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün, ilk turda 367 milletvekili sayısı bulunamadığı gerekçesiyle cumhurbaşkanı seçilemediğini hatırlatan Unakıtan, şunları kaydetti: ”Anayasa Mahkemesi geçmiş yıllardaki farklı uygulamalara rağmen 367 sayısı bulunamadığını belirterek bir karar verdi.

Anayasa Mahkemesine itiraz edemezsiniz. Kabullendik ancak, Türkiye’de her şey kilitlendi. Başı olmayan bir ülkede doğal olarak her şey bir anda kilitlenir. Mecliste 367 milletvekilinin bulunamamasının tek nedeni bazı partilerin oturuma katılmamasıydı. Meclisteki her oturum 3 trilyon liraya mal oluyor. Bu para, vatandaştan çıkıyor, milletin vekili olarak meclisten kaçıyorlar. Biz onlara ‘gel’ dedik, gelmediler.

İşte millet gelmeyenleri böyle gönderir. Halk desteği olmadan hiçbir şey yapamazsınız. Cumhurbaşkanı seçimi problem olmaktan çıkmalı, bu nedenle seçimi halka bırakılmalı. Hiç bir Avrupa ülkesinde cumhurbaşkanı seçimi krizi yaşanmıyor. Bizim artık kısır çekişmelerle zaman kaybetme şansımız yok.” Bakan Unakıtan, Abdullah Gül’ü seçmek istediklerinde engelle karşılaştıklarını ancak, sonunda 22 Temmuz’da milletin istediğinin gerçekleştiğini belirtti. -”.

..BİRAZ GÜL BE KARDEŞİM”-

Referandumda ”evet” oyu kullanılması halinde Abdullah Gül’ün yeniden seçileceği görüşünün de yanlış olacağını ifade eden Unakıtan, şöyle devam etti: ”11. Cumhurbaşkanı seçildi. Referandum 12. Cumhurbaşkanının seçimi için geçerli olacak. Yani ‘evet dersem Gül tekrar mı seçilecek’ gibi bir şey söz konusu değil. Halkı, bu süreçte iyi bilinçlendirmeliyiz. Fitneciler milletin kafasını karıştırıyorlar. Biz ‘halka gidelim, halk seçsin’ diyoruz.

CHP çıkıp, ‘halka gitmeyelim’ diyor. Hem halkı idare edeceksin hem de halktan korkacaksınız. Yok öyle bir şey. Biz millete gideceğiz ve sonucu göreceğiz. 21 Ekim’deki referandumdaki çoğunluk ‘evet’ derse asık yüzlü, her kanunu veto eden cumhurbaşkanı bir daha kolay kolay gelmez. Başbakan ziyaretine geliyor, biraz gül be kardeşim. Ama asık yüzü devam…

Partiler de kazanmasını istedikleri adaylarını daha dikkatli seçerler. Geniş görüşlü, hoşgörü sahipleri adaylar ortaya sunulur.” Maliye Bakanı Unakıtan, ekonomideki sıçramaların her alanda yapılması gerektiğini, özellikle demokratikleşmede buna ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Bakan Unakıtan, toplantının ardından Adana Havalimanına geçerek, hava yoluyla İstanbul’a gitti.

Yazı kategorisi: Bokakıtan | 1 Yorum »

fıkralar

Yazan: skyturkvngenc Eylül 22, 2007

  FAHRİ DOKTORA

………Zenginlerden biri bir üniversiteye yüklü miktarda bagis yapmis. Yaptigi bu bagistan ötürü ona “Fahri Doktora” lik vermisler. Ancak eve geldiginde karisi :

- Sen doktor oldun. Bende istiyorum. Git bir bagista benim için yap. Banada doktoralik al demis.

- Yaw etme eyleme. Bak ya verirler ya vermezler.

. . ….Adam yine gitmis üniversiteye. Rektörle görüsmeye baslamis.

- Yaw ben doktor oldum. Ancak benim karimda istiyor. Evde huzur kalmadi. Bir bagis daha yapsam

onada doktoralik alabilir miyiz ?

- Tabii. Neden olmasin.

…….Adam yine yüklü miktarda bagis yapmis üniversiteye. Karisi da doktor olmus. Bir süre sonra karisi :

- Beey. Git bizim ata da doktoralik al. Sen doktor oldun, ben doktor oldum hayvan komplekse girdi.

- Yaw olur mu hanim. Ata doktorluk verirler mi.

- Ama hayvan yemeden içmeden kesildi. Çabuk git ona da doktorluk al.

- Valla ya olur, ya olmaz. Ben giderim rektörle görüsmeye.

……..Adam yine üniversitede. Rektörle görüsüyor.

- Rektör bey. Ben doktor oldum, karim doktor oldu. Bizim at bunalim geçiriyor. Hayvan komplekse girdi

Bir bagisda onun icin yapsam ona da doktorluk verir misiniz?

. ….Rektör bir süre düsünmüs.

- Tabii. Neden olmasin. Simdiye kadar ne eseklere doktorluk verdik… . . . :)))



Yüzme Yarisi

. . . . . Bir gün çok özürlüler arasinda yüzme yarisi yapilacak. Yarismacilar geliyorlar

kulvarlarin basina. Bir tanesinin kollari yok, bir tanesinin bacaklari yok, bir tanesinin

belden asagisi yok ve bi tanesi de sadece kafa.

. . . . .Diziliyorlar kulvarlarin basina. Silah sesi duyuluyor. Hep birden atliyorlar havuza

Yaris basliyor. Kollari olan kollarini çirpiyor, bacaklari olan bacaklarini çirpiyor. Ama

kafa meydanda gözükmüyor. Aradan 2 dakika geçiyor. Diger yarismacilar 2. tura basliyorlar

ama kafadan hala haber yok. Yarisi durduruyorlar. Hemen bir dalgiç ekip yolluyorlar

havuzun dibine. Bir bakiyorlar kafa havuzun bir kösesinde duruyor. Hemen tutup çikartiyorlar

disari. Kafa disari çikar çikmaz derin bir nefes aliyor.

Soruyorlar.

- Yaw noldu birader.

Kafa cevap veriyor.

- Sorma abi kramp girdi. Kramp. . . . . : D



Polis oluyor.

…. Polisin biri birgün kumsalda gezinirken kumla garip sekiller yapan cocuk gormus.

Yanina gitmis.

-Cocugum sen ne yapiyorsun

-Polis yapiyorum

-Nasil yapiyorsun

-Kum katiyorum, su katiyorum, bok katiyorum polis oluyor.

-Ne ! Bok katiyorsun haa !

-Al sana

Cocugu bir guzel dovmus. Ertesi gun gelmis bakmis cocuk yine orada

-Cocugum sen ne yapiyorsun

-Polis yapiyorum

-Nasil yapiyorsun

-Kum katiyorum, su katiyorum, bok katiyorum polis oluyor.

-Ne ! Bok katiyorsun haa !

-Al sana

Cocugu yine dovmus. Ertesi gun gelmis bakmis cocuk yine orada. Gitmis yanina.

-Cocugum sen ne yapiyorsun

-Asker yapiyorum

-Nasil yapiyorsun

-Kum katiyorum, su katiyorum asker oluyor.

-Bok katmiyor musun ?

-Yoooo. Bok katinca polis oluyor ! ! !



Müdürler

…. Bir gün insanin iç organlari toplanmis bir karara varmaya çalisiyorlar.

“Durumumuz hiç iyi degil. Yeni bir sistem gerek. Yeni bir yönetici gerek”

Beyin ilk yönetici adayi olarak geliyor…

- En iyi düsüneniniz benim. Ben olmasam düsünemezsiniz. Ben yönetici olucam

Arkadan ayaklar geliyor…

- Sizi ben tasiyorum. Ben olmasam yürüyemezsiniz.

Sonra mide geliyor…

- Yediklerinizi ben sakliyorum ben müdür olucam.

Böylece bütün organlar geliyor ben müdür olucam diyor.

Ama bu görüsmeye götü çagirmiyorlar bile. Bu duruma göt çok bozuluyor ve kendini kapatiyor.

Aradan bir hafta geçiyor. Bakiyorlar durum daha kötüye gidiyor. Gidiyorlar götün yanina…

-Ne olur aç kendini

diyorlar. Götde

-Müdürlügü bana verirseniz açarim kendimi diyor.

Vermiyorlar müdürlügü. Bir hafta geçiyor üstünden. Durum hepten kötüye gidiyor. Diger

organlarda derman kalmiyor. Gidiyorlar götün yanina.

-Tamam. Aç kendini. Müdürlükte senin olsun. diyorlar

. . . . . . . . O gün bugündür bütün götler müdür…



Felsefe

. . . . . Temel kahveden içeri girmis. Bir bakmis adamin biri gömülmüs kitaplarin arasina

biseyler okuyor. Merak etmis gitmis yanina. Sormus.

- Hemserim. Sen ne okuyon böyle.

- Sssshhhttt. Felsefe okuyorum.

- Felsefe mi ? O ne ula ?

- Simdi sana anlatsam anlamazsin. Ben iyisi sana bir örnek vereyim. Senin evinde akvaryum var mi?

- Heee. Vaaar.

- Evinde akvaryum varsa demek ki sen hayvanlari seviyorsun.

- Heeee seviyorum.

- Hayvanlari seven insanlari da sever.

- Heee seveeeer.

- Sen evlisindir.

- Evet evliyiim.

- Senin çocuklarinda vardir.

- Heee vaaaaar.

- Demekki sen ibne degilsin !!!

. . .

. . Bu is Temel’in çok hosuna gitmis. Ertesi gün ayni kitaplardan kendiside almis. Oturmus

kahveye baslamis okumaya. O sirada Dursun gelmis.

- Ula Temel ne okuyorsun öyle ?

- Sssshhhhttt. Felsefe okuyorum.

- Ula felsefede neymis.

- Simdi sana anlatsam anlamazsin. Ben iyisimi sana bir örnek vereyim. Senin evinde akvaryum

varmi?

- Hayiir. Yoook.

- Hadi ordan ibne seni ! ! !

Yazı kategorisi: AGİT, AK Parti, Abdullah Gül, Abdullah Öcalan, Abdurrahman Boztaş, Ahmet Burak Erdoğan, Almanya, Arka Kapıdan Kaçanlar Partisi, Ata, Atatürk, Atilla Yayla, Avrupa Birliği, Aziz Karaca, Baran, Bilderberg, Bokakıtan, Bülent Arınç, Büyük Ortadoğu Projesi, BİM, CSI, Cem Uzan, Citibank, Cumhuriyet, Cüneyt Zapsu, DTP, Demokratik, Deniz Baykal, Destekleyenler, Devlet Bahçeli, Doğu Perinçek, cimbom, dış politika | Yorum Yok »

Unakıtan Gül’ün adaylığına karşı çıktı!

Yazan: skyturkvngenc Ağustos 15, 2007

Başbakan Erdoğan başkanlığında önceki gün yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışılırken, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın “Abdullah Bey kardeşim kusura bakmasın. Bu meselelerde daha geniş perspektiften bakmak gerekir” dediği öğrenildi.
Erdoğan, toplantıda bakanların görüşlerini tek tek sordu. Edinilen bilgiye göre Unakıtan, “Abdullah Bey kardeşim kusura bakmasın. Gündelik politikalarla geleceğe yürüyemeyiz. Olayı kısa vadeli düşünmeyelim” diye konuştu.
Devlet bakanları Ali Babacan ve Beşir Atalay ile Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ise Gül’ün mutlaka cumhurbaşkanlığına aday olması gerektiğini ifade etti. Gül’e destek veren bakanlar, seçimlerin bu adaylığı onayladığını söylerken, aday olmaması halinde bunun seçmene anlatılamayacağını ve partinin zor durumda kalacağını kaydetti.

10 bakan renk vermedi

10 kadar bakan da sürecin gerginlik yaratılmadan çözülmesi gerektiği üzerinde durarak, Gül’ün lehinde veya aleyhinde ifadeler kullanmadı. Erdoğan ise kendisinin aday olmadığını daha önce açıkladığını belirtirken, Gül meydanların sesi doğrultusunda hareket etmesi gerektiğinin altını çizdi. Abdullah Gül, aday olduğunu da “Millet iradesine saygının gereğini yerine getirmem gerekir” sözleriyle dile getirirken, Erdoğan bunun üzerine “Abdullah Bey’in kararına saygılıyız” dedi.
Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu, isimlerinin sürekli cumhurbaşkanlığı adaylığı için gündeme getirilmesinden duydukları rahatsızlığı dile getirdi.

Yazı kategorisi: Bokakıtan | Yorum Yok »