İşte Türkiye!

Türkiye’den çıkan ve Türk’ü arkadan vuranların maskesinin düştüğü yer!

Arşiv 'iç politika' Kategori


MEDYADA DERGİ BOLLUGU

Yazan: skyturkvngenc Ağustos 7, 2007

Türkiye İstatistik Kurumunun verilerine göre, Türkiye de 2005 yılında 4 bin 208 gazete ve dergi yayımlanırken bu yayınların yüzde 56,1 ini dergiler oluşturdu.
 


TÜİK tarafından hazırlanan 2005 yılına ilişkin Yazılı Medya İstatistikleri yayımlandı. Yazılı medya araştırması, Türkiye’de ulusal, bölgesel ve yerel düzeyde yayımlanan gazetelerin ve dergilerin genel yapısını kurumsal ve içerik yönünden değerlendirmek, sunulan hizmetin niteliği, süresi, sıklığı ile ilgili bilgileri derlemek ve karşılaştırmak amacıyla ilk defa 2004 yılında TÜİK tarafından uygulandı. 2005 yılında soru kağıdı geliştirilerek düzenli olarak uygulanmaya başlandı. 2005 yılında faaliyet gösteren yayın kuruluşlarına ilişkin anket sonuçlarına göre, Türkiye’de yayımlanan gazetelerin yüzde 92,7 si yerel, yüzde 2,6 sı bölgesel ve yüzde 4,7 si ulusal yayın yaptı. Aynı dönemde dergilerin ise yüzde 39,7 si yerel, yüzde 6,9 u bölgesel veyüzde 53,4 ü ulusal yayın içinde oldu.


TOPLAM TİRAJ 1,6 MİLYAR

Türkiye’de yayımlanan 4 bin 208 gazete ve derginin yıllık toplam tirajı 1 milyar 616 milyon 814 bin 401 olup bunun yüzde 94,6’sını gazetelerin tirajı oluşturdu. Gazete tirajlarının yüzde 93,1′ini günlük gazeteler oluşturdu. Yayımlanan gazetelerin yüzde 77,8′i siyasi/haber içerikli yayınlar olup, dergilerin ise yüzde 26,2’si sektörel/mesleki içerikli yayın yaptı.

Gazete ve dergilerde çalışanların yüzde 27,7’sini kadınlar oluşturdu. 2005 yılı Kasım ayı itibariyle gazeteler ve dergilerde toplam 38 bin 55kişi çalıştı. 2005 yılı Kasım ayında gazete ve dergilerde çalışanlardan 1940 kişi mesleği ile ilgili bölümlerden mezun olurken bunun 1 bin 28 kişisi gazetelerde görev aldı.

Yazı kategorisi: AK Parti, Arka Kapıdan Kaçanlar Partisi, Medya, iç politika | Yorum Yok »

MGK toplandı

Yazan: skyturkvngenc Haziran 20, 2007

Milli Güvenlik Kurulu (MGK), Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer başkanlığında Çankaya Köşkü’nde toplandı.

59. Hükümet üyelerinin son kez katıldığı Milli Güvenlik Kurulu toplantısı saat 13.30′da başladı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı ABDullah Gül, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcıları ABDüllatif Şener ve Mehmet Ali Şahin, İçişleri Bakanı Osman Güneş, Adalet Bakanı Fahri Kasırga, kuvvet komutanları, MİT Müsteşarı Emre Taner, Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal ve diğer kurul üyelerinin katılımıyla başlayan toplantıda

ana gündem maddesi terörle mücadele. Toplantıda bölgede sürdürülen operasyonlar, sınır güvenliğinin sağlanması noktasında atılan adımlar ve Kuzey Irak’taki terör örgütü varlığının ortadan kaldırılması için ABD ve Irak’la sürdürülen diplomatik temaslar ele alınacak.

22 Temmuz seçimlerine ilişkin güvenlik konularının da tartışılacağı toplantıda, terör örgütünün büyük şehirlerde gerçekleştirebileceği eylemlere yönelik istihbari çalışmaların da gündeme gelmesi bekleniyor. Kurul, başta Ortadoğu ve Irak’ta yaşanan gelişmeler olmak üzere dış politika konularını da görüşecek.

Yazı kategorisi: iç politika | Yorum Yok »

Vatan gazetesi ve diğer tecavüz bültenleri

Yazan: skyturkvngenc Haziran 18, 2007

Muhterem Müslümanlar bu yazı genelde Vatan adlı gazeteyi konu almakla beraber

özelde tüm tecavüz bültenlerini yani diğer medyayı ele almaktadır.

Öncelikle vatan gazetesinin bugün ki web sayfasında bir inceleme yapalım ve

bakalım ki bir Müslüman bu gazeteyi hangi gerekçelerle para verip alır.

Linkini vermekten haya ettiğimiz bir haber:

Yarı çıplak (yani çok çağdaş )bir kadın ve haber şöyle:

Avrupanın konuştuğu kalçalar /video

Hemen yanında işte “Miss Turkey 2007 güzelleri” .Bu tabir zaten bir cinayet sebebi.

Düşününsene  Turkish language yarışmaları gibi bir tabir hoş olur mu?işte Miss Turkey güzellik yarışması tabiride o kadar hoş ve tecavüz bülteniyle uyumlu bir haber.

Sİtenin altlarına doğru yine çıplak bir kadın ve haber başlığı şöyle:

Düşük bele hapis… Bu haber tangalı bir bayan resmiyle verilmiş.

Muhtemelen ABD’de manşet olmuştur.

Şöyle manşetler mesela:

ABD’ye şeriat geldi, Dinciler düşük beli yasakladı,hangi çada yaşıyoruz…

Çünkü habere göre ABD’de düşük belli pantolon giyerek iç çamaşırların göstermesine sebep vermek yasaklanmış.Habere yapılan yorumlar ise bitirici. Neyse bu kadar yeter.

Yanlız şunu bilmelisiniz ki daha bir çok cinsel içerikli haber var orada.

Kısacası Rtük bu konulara el atsın ve bu tip gazeteleri

çağdaş yaşamı teşvikten ötürü ödüllendirsin.

Gazetenin yazarları ise zeka küpü maşallah.Hele bir Ruhat Mengi var ki oku oku gülmekten yarıl türünden bir deha. Okurken bir insan bu kadar mı zeki olur,hadi

bu kadar zeki oldu ama bu kadar mı bilgili olur diyesi geliyor.

Hele de birde ben cesurum,programlarımda sorulmayanı sorarım,en tarafısz benim,

hem ben her şeyide bilirim havası yok mu? Ruhat Mengi ve diğer deha

Güngör Mengi cehepe aşkıyla yanıp tutuşuyorlar. Akp o kadar yamuk ki

bu adamlar Akp’nin fasolarını anlatmaktan cehepeye vakit bulamıyorlar.

Gerçi bazen vakit bulut chpyi övüyorlar,hak yemeyelim.

Aslında bunlara gerek yok,gazetede Reha Muhtar’ın yazdığını söylemem

bu gazetenin alınmaması için tek başına yeterli bir gerekçe.

Gazete’nin diğer yazarı ise Mustafa Mutlu adında bir zeka küpü.

Bu adama göre başörtülü kadın Türk kadınını temsil etmiyormuş. Zannederim bir Müslümanın bu gazeteyi alırken aslında nasıl bir sorumluluk aldığını gösteren bir kanıttı.

Gazetede bir de Can Atak’lı var.Onu ilk defa Cem Uzan’ın eski yayın organı Star Tv’de gördük. Satılmış bir gazeteci nasıl olur? rolündeydi. Şimdide Akp’ile uğraşa devamda.

İlginçtir bu adam Star’da Objektif adlı programı sunuyordu.Objektifin ne demek olduğunu öğrenince programdan ayrılmış olabilir. O zamanlar çarşaflı kadınların resimleriyle de yakından ilgileniyordu.İşte Türkiye nereye sürükleniyor türünden haberler.

Müthiş din alimi SÜleyman Ateş’in bu gazetede yazdığını da söylersek her şey aydınlanır.

Evrim teorisini savunan eski diyanet işleri başkanı Süleyman Ateş’ten bahsediyoruz.

Bugün gündemde olan haberlerden  eski bir asker olan

ulusalcı bir şahsiyetin evinde bulunan cephanelerin bu gazetede haber olmaması ilginçti.

Daha niceleri… Bu gazete İslam’ı hiç sevmedi. Taraflı haberler yaptı.

Chpnin yayın organlığını yaptı.Gazete sayfaları Podyum gibi. Şimdi bir Müslüman bu gazeteyi neden alır? Gerçekten vicdanımıza soralım:Allah’ın emirlerini hiçe sayan bir

gazeteyi niye alıyoruz? Bu gazetede evrim teorisini savunan yazarların olduğunuda söylemeyi unutmayalım…

Boyalı basının diğer yayın organlarıyla ilgili yazılara devam edeceğiz.

Unutmayın yaptığımız her şeyden sorumluyuz.Aldığımız gazetelerde buna dahil.Safımızı iyi seçmek durumundayız…

Yazı kategorisi: iç politika | Yorum Yok »

Konferansta Kuzey Irak vurgusu

Yazan: skyturkvngenc Haziran 14, 2007

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Irak makamlarının kendi topraklarındaki PKK faaliyetlerini önlemek için hiçbir çaba içinde olmadıklarını ifade ederek, “Saddam rejimine karşı Irak’ın kuzeyindeki insanların karşı karşıya kaldıkları saldırılarda, Türkiye’nin bu insanlara bir gecede kucak açtığını ve yıllarca misafir ettiğini hatırlatmak istiyorum. Türkiye olarak beklentimiz Irak hükümetinin kendi sınırlarını kontrol edebilmesi, bunu yapamaz ise koalisyon kuvvetlerinin bunu gerçekleştirmesi, bunun da olmaması halinde sorunu halledebilecek olanlarla işbirliği içerisine girmeleridir” diye konuştu.
İki gün sürecek olan ve 80 ülkeden bine yakın üst düzey yetkilinin katıldığı “II. İstanbul Demokrasi ve Küresel Güvenlik Konferansı”, TİM Gösteri Merkezi’nde başladı. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından organize edilen konferansa Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Bülent Arınç, İçişleri Bakanı Osman Güneş, İstanbul Valisi Muammer Güler, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah ile 80 ülkeden bakan, bakan yardımcısı, müsteşar ve emniyet müdürleri katıldı.

“KUZEY IRAK’TA 3 BİN 500-3 BİN 800 PKK’LI VAR”

Abdullah Gül, konferansın açılışında yaptığı konuşmada, PKK’nın Kuzey Irak’taki varlığına işaret ederek, Irak makamlarını kendi topraklarındaki PKK faaliyetlerini önlemek için hiçbir çaba içinde olmamakla suçladı. PKK’nın son 23 yılda gerçekleştirdiği saldırılar sonucunda 35 binden fazla insanın yaşamını yitirdiğini hatırlatan Gül, son dönemlerde PKK eylemlerinde yeniden bir artış yaşandığını söyledi. PKK’nın Kuzey Irak’taki varlığına dikkat çeken Gül, “Bu saldırıların terör örgütünün komşumuz Irak’ın kuzeyinde yuvalanmasından ve hiçbir engellemeye maruz kalmadan hareket etmesinden kaynaklandığı verilerle sabittir” dedi. 2006 yılında güvenlik güçleri tarafından yapılan PKK’ya karşı yürütülen operasyonlarda ele geçirilen Irak menşeli plastik patlayıcı miktarının toplam 2 tona ulaştığına işaret eden Gül, halen 3 bin 500 ila 3 bin 800 arasında PKK’lının Kuzey Irak’taki kamplarda barındığını, lojistik ve silah ihtiyaçlarını bu bölgeden karşıladığını belirtti.

“TÜRK HALKININ GÜVENLİĞİ İÇİN HER TÜRLÜ TEDBİRİ ALIRIZ”

Gül, şöyle konuştu:
“Üzücü olan nokta Türkiye’nin Irak’ın güvenliği, refah ve istikrarına katkı yapmak için tüm imkanlarını seferber etmesine rağmen, Irak makamlarının kendi topraklarındaki PKK faaliyetlerini önlemek için hiçbir çaba içinde olmamalarıdır. Saddam rejimine karşı Irak’ın kuzeyindeki insanların karşı karşıya kaldıkları saldırılarda, Türkiye’nin bu insanlara bir gecede kucak açtığını ve yıllarca misafir ettiğini hatırlatmak istiyorum. Türkiye olarak beklentimiz Irak hükümetinin kendi sınırlarını kontrol edebilmesi, bunu yapamaz ise koalisyon kuvvetlerinin bunu gerçekleştirmesi, bunun da olmaması halinde sorunu halledebilecek olanlarla işbirliği içerisine girmeleridir.”
Türkiye’nin hiçbir ülkenin toprağında gözü olmadığını, Irak ile de herhangi bir sorunu bulunmadığını vurgulayan Gül, ancak Türk halkının güvenliğinin sağlanması için her türlü tedbiri almak konusunda kararlı olduğunu kaydetti.

“HİÇBİRİMİZ 11 EYLÜL’Ü TAHMİN EDEMEDİK”

Günümüz dünyasındaki tehditlerin giderek sınır aşan, karmaşık ve asimetrik bir niteliğe büründğünü ifade eden Gül, “Hiçbirimiz 11 Eylül’ü tahmin edemedik. Bundan sonra da neler olacağını tahmin etmek pek kolay değildir” dedi. Gül, küresel terörizme karşı tüm dünya devletlerinin işbirliği içerisinde çalışması gerektiğine vurgu yaptı. Güvenlik ve demokrasi arasında bir çatışma değil, tamamlayıcılık olduğunu dile getiren Gül, “Demokrasi ve demokratikleşme tek başına terörü durdurmaya yetmez ancak teröristleri izole eder. Terörle mücadele ederken, demokrasiden taviz vermek, düşülmemesi gerekilen bir tuzaktır” diye konuştu.

Gül, Coğrafi konumu nedeniyle organize suç güzergahlarının kavşağında bulunan ve 1970′lerden beri terörle mücadele eden Türkiye’nin bu alanda gösterilecek uluslararası işbirliğinin en büyük savunucularından biri olduğunu vurguladı. Gül, Türkiye’nin büyük ölçüde kendi öz kaynaklarıyla sarfettiği çabaların ve elde ettiği sonuçların sadece Türkiye halkı için değil, diğer ülkeler için de olumlu getirileri zolduğuna dikkat çekti.

“2005 YILINDA 8 BİN 200 KİLO EROİN ELE GEÇİRİLDİ”

Türk polis ve gümrük teşkilatının sadece 2005 yılında Türkiye üzerinden geçirilmeye çalışılan 8 bin 200 kilo eroin ele geçirdiğine dikkat çeken Gül, bu miktarın aynı yıl 25 Avrupa Birliği ülkesinde ele geçirilen eroin miktarının yüzde 91′ini, Balkanlar üzerinden gerçekleştirilen eroin kaçakçılığının ise yüzde 53′ünü oluşturduğunu kaydetti. Gül, son 3 yılda yasadışı suç örgütlerine karşı yaklaşık 11 bin operasyon düzenlendiğini ve 170 bin yasadışı göçmen yakalandığını, 800 insan ticareti mağduruna da gereken yardımın yapıldığını sözlerine ekledi

Yazı kategorisi: AK Parti, Abdullah Gül, Arka Kapıdan Kaçanlar Partisi, Ilımlı İslam, PKK, Sömürü, dış politika, iç politika, İktidar, İslam, İstihbarat | Yorum Yok »

Diyarbakır Birlik ve Kardeşlik Mitingi onbinlerin katılımıyla yapıldı

Yazan: skyturkvngenc Haziran 13, 2007

DİYARBAKIR, TÜRKİYE’Yİ BİRLEŞTİRDİ!
 
Türkiye dün (9 Haziran 2007) tarihi günlerinden birini yaşadı. Diyarbakır, Türkiye’yi buluşturdu. Cumhuriyet mitinglerinin ardından en anlamlı miting bugün Diyarbakır’da gerçekleşti.

İşçi Partisi’nin öncülüğünde düzenlenen, sendikaların ve kitle örgütlerinin de destek verdiği mitingte tek bir slogan hakimdi: “Türk kürt kardeştir Amerika kalleştir”. Mardin’den, Bingöl’den, Muş’tan, Diyarbakır’dan ve Türkiye’nin dört bir yanından katılımın olduğu mitinge kardeşlik halayı çekildi, ABD’ye “Bizi bölemezsin” mesajı verildi.

Miting alanına “Başbakan Perinçek” sloganları ile giren İP Genel Başkanı Doğu Perinçek, Diyarbakırlıları Kürtçe selamladı. Perinçek, “ABD’yi Türkiye’yi bölen haritasına gömeceğiz” sözünü verdi.

Büyük kucaklaşma bugün Diyarbakır’da gerçekleşti. İşçi Partisi’nin öncülüğünde düzenlenen Birlik ve Kardeşlik mitingi davul zurnalarla halk oyunlarıyla başladı.
Bismil’in Cumhuriyet köylüleri, Harzo’nun Tercil köylüleri, Çınar’ın Yaprakbaşı ve Kervanpınar köylüleri “Yaşasın Cumhuriyet, Yıkılsın Ağalık” pankartıyla mitingin en önünde yeraldılar. Sadece Diyarbakır’dan değil, Mardin, Bingöl, Siirt ve Batman’dan da gelen köylülerde miting alanında yerlerini aldılar. Köylülerin bayramlık kıyafetleriyle gelmesi dikkat çekti.

Mitingde ilk konuşmayı Diyarbakır’ın Bismil İlçesi Cumhuriyet köyü önderi Muhsin Vural yaptı. Vural konuşmasında Cumhuriyet köyünün ağalığa karşı verdği toprak mücadelesini anlatarak “buradan tüm dünya”ya bayrak gösteriyoruz” dedi. Birlik ve Kardeşlik mitinginde ABD’ye, AB’ye ve BOP eşbaşkanlarına “Bizi kimse bölemez” mesajı verildi.

Köylü önderi Muhsin Vural’ın ardından Türk-İş 7. Bölge Temsilcisi Bahri Karakoç söz aldı. Karakoç konuşmasında birlik ve kardeşliğe vurgu yaparak şöyle konuştu; “yüzyıllardan beri bu coğrafya’da yaşıyoruz kız aldık kız verdik kimse bizi ayıramaz”

Siirt’ten mitinge katılan işçi önderlerinden Bahattin Işık’ta yaptığı konuşmada, “BOP kardeşliği değil, Türk kürt kardeşliği inancımız bayrağımız herşeyimiz bir” dedi.
Dünya’ya birlik beraberliğimizi gösteriyoruz diyen Akut Başkanı Nasuh Mahruki şunları söyledi. ” AKUT cumhuriyetine bağlılığını Tandoğan’da, Çağlayan’da gösterdi. Şimdi Diyarbakır’dan da gösteriyoruz. bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak”

E. Hava Korgeneral, İP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Müjdeci konuşmasında “ABD ve AB’nin oyununu bozacağız” dedi.

Daha sonra İP Genel Başkanı Doğu Perinçek konuşma yaptı.

Perinçek’in ardından sahneye çıkan sanatçı Kadir Demirel, katılımcıları türküleriyle coşturdu.

Mitingde atılan sloganlarsa şöyle:
Birlik, Barış, Kardeşlik!Ne ABD Ne AB Tam Bağımsız Türkiye!
Millete Birlik, Vatana Bütünlük, Köylüye Toprak!
Diyarbakır BOP’un değil, Türkiye’nin Yıldızı!
Amerika Irak’tan Defol!
Türk Kürt Kardeştir, Amerika Kalleştir!
Diyarbakır’ımızı Kucaklıyoruz, Yaraları Saracağız!
Edirne’den Diyarbakır’a Bin Selam!
Yaşasın Cumhuriyet, Yıkılsın Ağalık!
“Cehennemde tek Kürt kalsa, Türkün Cennet’e girmeye hakkı yoktur”

Yazı kategorisi: Miting, iç politika | Yorum Yok »

Baydemir’in PKK itirafı

Yazan: skyturkvngenc Haziran 12, 2007

Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, terör örgütüne duyduğu sempatiyi Financial Times’a açıkladıOSMAN Baydemir, öğrencilik yıllarında bağımsız Kürdistan amacıyla çalışmalar yaptığını açıkladı.

Baydemir, ayrıca İstanbul’da üç milyona yakın Kürt yaşadığını ve İstanbul’un Kürtler için “Kültürel Başkent” haline dönüştüğünü ileri sürdü.

Başkanlardan PKK itirafıŞemdinli Belediye Başkanı Hurşit Tekin, PKK terör örgütünün kendilerini temsil ettiğini söylerken, Osman Baydemir “Bağımsız Kürdistan” için nasıl çalıştığını anlattı.

ŞEMDİNLİ olaylarını değerlendiren Financial Times gazetesi, Güneydoğu’da yaşanan şiddet olaylarının, Türkiye’ye Avrupa Birliği yolunda engel oluşturduğunu belirtti. Konu ile ilgili olarak gazeteye konuşan Şemdinli Belediye Başkanı Hurşit Tekin, terör örgütü PKK’nın, “Bu bölgede yaşayan insanların siyasi isteklerini temsil ettiğini” idda etti. Ancak Financial Times, bu görüşün Türkiye’deki bütün Kürtler arasında yaygın olmadığı yorumunu yaptı. Şemdinli’deki bombalama olayının nasıl yaşandığının anlatıldığı haberde bu tür olayların, “Türkiye’nin en büyük kabusu olan ayrılıkçı Kürtlerle devlet arasında bir savaş başlatması kaygılarını” tekrar canlandırdığı belirtildi. Olaylarda dükkanına bomba konulan Seferi Yılmaz’ın “terör örgütü PKK yanlısı bir ayrılıkçı” olduğu belirtilen haberde, Yılmaz’ın olaylarla ile ilgili olarak “Bu benim sorunum değil. Bu Kürt sorunu” dediği aktarıldı.

“DİYARBAKIR SİYASİ BAŞKENT”

Diyarbakır’dan “Kürtler’in siyasi başkenti” olarak bahsedilen haberde, “Diyarbakır’ın görece modern ve sofistike yapısıyla dağdaki insanlar arasında dünya kadar fark var ve bu insanların Türkiye’ye uyum sağlamayı denemekten başka şansları yok. Burada yaşayanlar muhtemelen Avrupa’nın coğrafi açıdan en çok izole edilmiş insaları. Bu durum da ayrımcılık duygularını güçlendiriyor” ifadeleri yer aldı.

“LEYLA ZANA UMUT”

Türkiye’deki Kürtlerde bir de “İstanbul etkisi” olduğu belirtilen haberde, Türkiye’nin ekonomik ve kültürel açıdan en gelişmiş kentinde Doğu bölge-lerinden ciddi bir göç yaşandığı ifade edildi. Gazete, Kürtler’in bazılarının Leyza Zana’dan yana umutlu olduklarını, ancak Diyarbakır yakınlarında yaşayan Zana’nın röportajlara pek yanaşmadığını belirtti.

Güneydoğu’nun kahramanı!

FINANCIAL Times gazetesi, Türkiye’nin bütünlüğünü bozmaya yönelik çalışmalar gerçekleştiren AB’nin eski Genişlemeden Sorumlu Komiseri’ni “Güneydoğu’nun Kahramanı” olarak niteledi. Gazete, Avrupa Birliği’nin eski Genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen’in, Güneydoğu’ya pek çok ziyaret gerçekleştirdiği için bölgede bir nevi kahraman olarak görüldüğünü belirtti. Gazete , Verheugen’in varisi Olli Rehn’in de Güneydoğu’ya sık sık geziler düzenlediğini ifade etti.

Bu arada, ABD’de iktidardaki Cumhuriyetçi Parti’nin Kongre’deki en önemli isimlerinden senatör John McCain, Türkiye’nin, kuzey Irak’ta bağımsız bir Kürt devletini hiçbir zaman kabul etmeyeceğini söyledi. McCain, Irak’ın üç parçaya bölünmesinin, bütün bölgeyi kaosa sürükleyeceğini söyledi. Senatör McCain, ‘’Irak’ın üçe bölündüğünü düşünün. Şiiler ve Sünniler, Bağdat’ta bir arada yaşıyor. Birbirlerinden coğrafi olarak ayrılmamış durumdalar. Kürtlerin bağımsız bir devlet olmasını da Türkler hiçbir zaman kabul etmeyecek. Irak’ın üç parçaya bölünmesi, ancak kaosun formülü olabilir’’ dedi.

“Kürdistan için çalıştım”

DİYARBAKIR Belediye Başkanı Osman Baydemir İstanbul’da halen 3 milyona yakın Kürt’ün yaşadığını ve İstanbul’un Kürtler için bir “kültürel başkent” haline dönüştüğünü söyledi. “1992 ve 1993 öncesi dönemde Kürtler’in talebinin bağımsız bir Kürdistan yaratmak olduğunu” söyleyen Baydemir, öğrencilik yıllarında kendisinin de bu amaçla çalışmalar yaptığını itiraf etti. Baydemir, “Ancak daha sonra daha gerçekçi bir görüşe doğru bir evrim yaşandı” dedi. Türkiye’deki Kürtler’in şimdi “eşit vatandaşlık” arayışında olduğunu söyleyen Baydemir, ancak ayrılıkçı görüşlerin tamamen ölmediğini ifade etti.

Yazı kategorisi: PKK, dış politika, iç politika | 1 Yorum »

K. Irak için ‘kontrollü gerginlik’ politikası

Yazan: skyturkvngenc Haziran 12, 2007

Hükümet ve asker, bugün Güvenlik Zirvesi’nde, 20 Haziran günü de MGK’da bir araya gelecek. Gündemde, Kuzey Irak terör ve operasyon için tezkere konuları bulunuyor. Askeri kanat hükümetten ‘tezkere’ isteyecek.
 Giderek yoğunlaşan terör olayları ve Kuzey Irak’ta yuvalanıp Türkiye’yi tehdit eden PKK unsurlarına karşı ”Kontrollü Gerginlik Politikası”na geçiliyor. Hükümet ve asker, bugün Güvenlik Zirvesi’nde, 20 Haziran günü de MGK’da bir araya gelecek… Gündemde, Kuzey Irak terör ve operasyon için tezkere konuları bulunuyor. Askeri kanat bugünkü toplantıda ve MGK’da, “Sınır ötesi operasyon için” TBMM’nin olağanüstü toplanarak tezkere çıkarılması gereğini vurgulayacak.
KONTROLLÜ GERGİNLİK
Masaya yatırılacak konuların başında Kuzey Irak için “Kontrollü Gerginlik Politikası” izlenmesinin bulunduğu öğrenildi. Bu politikanın ana unsuru, sınır ötesi harekat için tezkerenin gündeme getirilmesi. Böylelikle hem ABD, hem de peşmergelere

 Sabrımız taştı, gireceğiz” mesajı verilecek. “Türkiye kararlı” denilerek muhataplar da, acil çözüm için sıkıştırılacak. Bugünkü Güvenlik zirvesine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ katılacak. Zirvenin 4 kişi ile dar kapsamlı tutulması, önemli karar ve önerilerin masaya yatırılacağını gösteriyor. Başbakanlık kaynakları 4 kişilik zirvenin ilerleyen bölümlerinde, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Işık Koşaner, MİT Müsteşarı Emre Taner ve Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kaan Köksal’ın da toplantıya davet edilebileceğini belirttiler.
TEZKERENİN ÖNEMİ
Güvenlik zirvesi, MGK ve “Kontrollü Gerginlik Politikası” konusunda bilgi veren bir kaynak bu politikada tezkerenin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkarılması öncesinde de bu politika izlendi. Suriye sınırında sabrımızın taştığı ve savaş dahil kararlı olduğumuz, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanınca açıklandı. Ardından Cumhurbaşkanı TBMM’yi açış konuşmasında aynı konuyu dile getirdi ve Apo Suriye’den çıkarıldı. Şimdi ise Kuzey Irak’tan ülkemize yönelik PKK tehdidini bertaraf etmek için kararlı olduğumuzu göstermemiz gerekiyor. TBMM’den çıkarılacak yetki tezkeresi bunun en önemli unsuru. Uzun süreli bir yetki karşı taraf için caydırıcı olacak ve hem ABD’nin hem de peşmergelerin terör örgütüne karşı adım atmasını sağlayacaktır. Son aşama ise sınır ötesi operasyondur. Bu politika merdiven basamağı gibidir. Aşama aşama kararlılık adımlarını atmamız gerekiyor. TSK bunların bir bölümünü de atmıştır. Sırada siyasi irade vardır”
GÜVENLİK ŞERİDİ
Ankara’daki her iki zirvede Türk sınırına 3-4 kilometre mesafede bir güvenlik şeridi oluşturma önerisinin de tartışılması bekleniyor. Amerika’dan gelen son mesajlar ve ABD

Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın eskiye göre operasyon için Türkiye’ye yeşil ışık yakan tavrı sonrası, hükümet de Anayasa’nın 92’inci maddesi gereği TBMM’ye sunulacak tezkere için, zirvede görüşünü açıklayacak. Hükümet daha önce tezkereye çok da olumlu yaklaşmıyor ve ABD ile Türkiye arasındaki Terörle Mücadele Koordinatörlüğünden çözüm bekliyordu. Ancak Edip Başer’in istifası bu beklentinin kısa vadeli olmayacağını gösterdi. 12 Nisan’dan bu yana Genelkurmay Başkanının yaptığı açıklamalara rağmen hükümet seçim arifesinde tezkere konusuna çok sıcak yaklaşmadı. Ancak son gelişmelerin hükümetin tavrında da farklılığa neden olduğu konuşuluyor. Bugünkü güvenlik zirvesinin ardından 20 Haziran’daki MGK bu nedenle daha önem kazanıyor.
ŞEKİLLENEN TEZKERE
Devletin zirvesindeki görüşler çerçevesinde çıkarılması daha kuvvetlenen tezkerenin 3 ana unsuru da şöyle şekilleniyor:

• Türkiye’nin milli birliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan terör unsurlarının Irak’ta yuvalanmalarının önlenmesi, Türkiye için hayati bir konudur. Irak’ın PKK terör unsurlarından temizlenmesinde ve Irak topraklarının ileride teröristler için sığınma yeri olmaktan çıkartılması konusunda Türkiye kararlıdır.

• Bu konudaki haklı güvenlik endişelerimiz ABD tarafından da iyi bilinmektedir. ABD ile resmi görüşmelerde de, PKK’nın Kuzey Irak’tan tasfiyesi konusundaki ortak anlayış birliği teyit edilmiştir.

• Bu düşüncelerle gereği, kapsamı, sınırı ve zamanı hükümet tarafından belirlenecek şekilde Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının yurt dışına gönderilmesine ve bu kuvvetlerin görev ve kullanılmasına ilişkin gerekli düzenlemelerin hükümet tarafından yapılmasına, Anayasa’nın 92. maddesi uyarınca (….) ay süreyle izin verilmesi gerekmektedir..

Yazı kategorisi: PKK, dış politika, iç politika | Yorum Yok »

Ertuğrul Günay konuştukça açılıyor

Yazan: skyturkvngenc Haziran 12, 2007

SON dönemde siyasi arenada “en büyük sürpriz” olarak soldaki dostlarını şaşırtan ve üzen Ertuğrul Günay, konuştukça açılıyor. Kim ne derse desin, ne denli kızarsa kızsın, Ertuğrul Günay güzel konuşuyor.
Çünkü yazmasını da bilir.
Çünkü çok okur!
Bu nedenle, her ne kadar mensubu olduğu partilerin yöneticileri anlamasalar da, dost ve sevenleri kendisini anlarlardı.
Şimdiki söylediklerini de anlıyorlar.
Fakat içlerine sindiremiyorlar.
Dostlarından biri de bendim.
Anlamaya çalışıyorum. Zorluyorum kendimi… Fakat olmuyor… Üslup aynı üslup, ama içeriği ters geliyor.
Bunu hakaret veya eleştiri olarak yazmıyorum, içimden gelenleri sayfaya döküyorum.Ertuğrul Günay, Ordu ilinin sevecen iklimini Ankara’da yansıtıyordu. Bu iklimin nemi ise İstanbul’daki Hukuk Fakültesi yıllarından geliyordu.   Genç yaşta meclise girdiğinde, ben ondan bir kuşak daha büyük genç bir gazeteci idim. 1973 seçimleri sonrasından bahsediyorum.   O dönemin CHP sol kanadında eski Genel Sekreter Doktor Kamil Kırıkoğlu, liseden sınıf arkadaşım Süleyman Genç, Zonguldak Milletvekili Kemal Anadol ve Ertuğrul Günay en genç ve ateşli isimlerdi. Dönemin Adalet Partisi ve Güven Partisi sözcüleri Günay’ı ağır dille suçluyorlardı. Kimisi Beyazıt Kulesi’ni kızıl bayrak çektiğini öne sürüyordu, kimileri de Kars Kalesi’ne… Oysa o Kars’ı görmemişti bile… Ama şu gerçekti; Ertuğrul Günay hızlıydı.   CHP Parti yönetimi bile, kendisini yan gözle yakından izliyorlardı ki, partiye yıpratıcı işlere tevessül etmesin(!) Oysa, Ertuğrul sürekli okuyordu. Türkiye’nin en zengin ve düzenli hazinesi olan Meclis Kütüphanesi’ne en çok giren ve araştırma yapan milletvekillerinden biri Ertuğrul idi, diğeri de Burdur Milletvekili Ali Sanlı..
Bunları neden anlatıyorum?   Çünkü, benim tanıdığım Ertuğrul Günay ile son günlerde sürekli konuşan, susmayı bile unutan Ertuğrul Günay, kendi geçmişi ile çelişiyor da, buna üzüldüğüm için yazmayı görev biliyorum. “AKP içinde de sosyal demokrasi için çalışacağım” diyor. Ne yani, AKP sosyal demokrat ilkelere programında yer mi veriyor? Yoksa, bir zamanlar Adalet Partisi’nin yaptığı gibi, Demokratik Sol hareket ve programla ortaya konulan hedefleri sürekli sulandırıp halkı mı kandıracak?   Ertuğrul Günay, eleştirilerinin bir yerinde haklı; çünkü soldaki güç birliği aslında ilkeler demetine ve yeni bir kalkınma programına falan dayanmıyor. Şahıslar çekişmesiydi.   Ancak, şu an toplumda laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ni tehlikede görün milyonların CHP ve MHP’yi AKP karşısında kurtarıcı alternatif saymaları yanlış mı yani? O halde yıllarca Laik ve Demokratik Cumhuriyete sahip çıkan, Atatürk ile ve devrimlerinden ödün vermeyen partilerde; hem CHP’de, hem de DSP’de neden bulundun?   Partiden ihraç edildiğinde üzülmüştüm. Bunu demokratik bulmamıştım. Mahkemeye başvurduğunda kararın bozulacağından emindim. Demek ki, CHP yönetimi haklıymış. Çünkü bir insan partide olduğunda da, ayrıldıktan sonra da bir partiyi “takınmış-tükenmiş” diyerek horlayamaz. Bu üslup, benim tanıdığım Ertuğrul ile çelişiyor. Deniz Baykal’a olan öfkesini Recep Tayyip Erdoğan’a övgüler düzerek dindirmek, tanıdığım Ertuğrul’a yakışmıyor.   Ertuğrul Günay, “İktidara geldiği günden beri izliyorum. Cumhuriyet aleyhine, rejim aleyhine, demokrasi aleyhine, hükümetten kaynaklanan herhangi bir davranış bilmiyorum” diyor. O halde, Başbakanlık Müsteşarını tanımıyor olmalı. Laik ve Demokratik Cumhuriyet’in İslami temellere oturtulmasını isteyen o değil miydi? Milli Eğitim Bakanlığı darmadağın edilerek rejime ters eğitim ve öğretimin Devrim Yasaları’na karşı büyük tahribat yarattığını tanıdığı ilim ve fenne önem veren bilim adamlarından hiç dinlemedi mi?   Bugün Recep Tayyip beye müteşekkir olduğunu söyleyen Ertuğrul Günay, yarın DSP’ye anında eleştirilere başlamıştı. Hatta bir televizyon programında ben telefonla kendisi canlı olarak karşı karşıya da gelmiştik. Ben kızmamıştım, o müthiş eleştirmişti.   Ertuğrul Günay’ın hem Vatan Gazetesi’nde Mine Şenocaklı ile yaptığı söyleşiyi de hem de dün NTV ekranlarında anlattıklarını da dikkatle izledim.   Kendisi için hayırlı olsun, ama doğrusu ya çok şaşırdım.   Yıllar sonra kendisiyle çelişmesini içime sindiremedim. Hiç kusura bakmasın!  tam tersini söyleyebilir. Buna inanıyorum.İsmet Çolak

Yazı kategorisi: Cumhuriyet, iç politika | 4 Yorum »

Öfke zirvede, böyle gitmez

Yazan: skyturkvngenc Haziran 12, 2007

Türkiye şehitlerine son görev için tek yürek oldu. Şehit Binbaşı Ramazan Armutçuoğlu’nun Ankara Kocatepe Camii’ndeki cenazesinde toplumsal öfke üst seviyedeydi. Şehit ailesi ise hükümetin terör politikasına tepki gösterdi

GENELKURMAY Başkanlığı’nın teröre karşı toplumsal refleks çağrısına destek veren binlerce vatandaş, şehit Binbaşı Ramazan Armutçuoğlu’nun cenaze töreni için Ankara’daki Kocatepe Camii’ne akın etti. Şehit Binbaşı’yı son yolculuğuna gözyaşları ile uğurlayan vatandaşlar, teröre lanet yağdırırken, hükümeti de protesto ettiler. Törende taziyeleri kabul eden şehit Binbaşı Armutçuoğlu’nun babası Haydar Ali Armutçuoğlu, annesi Sultan Armutçuoğlu, eşi Nilgün Armutçuoğlu ile oğulları Emre (1 8) ve Eren (11) tören boyunca gözyaşlarını tutamadı.

Devlet erkanı törendeydi

Şırnak’ın Güçlükonak ilçesinde uzaktan kumandalı mayının patlaması sonucunda şehit olan Binbaşı Ramazan Armutçuoğlu’nun cenaze törenine; Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt’ın yanı sıra, Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Başbakan Yardımcıları Mehmet Ali Şahin, Abdullatif Şener, Devlet Bakanları Beşir Atalay, Kürşad Tüzmen, Kara Kuvvetleri Komutanı Org. İlker Başbuğ, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Faruk Cömert, Deniz Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yener Karahanoğlu, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Işık Koşaner, DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, CHP’ye katılan Yaşar Okuyan, BBP eski Lideri Muhsin Yazıcıoğlu, Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal, çok sayıda komutan ve vatandaş katıldı. Aynı saatlerde İstanbul’dan Ankara’ya dönmekte olan Başbakan Erdoğan ise törende yoktu.

Bakanların elini sıkmadılar

Tören alanına gelen Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt, “Şehitler ölmez vatan bölünmez” sloganlarıyla karşılandı. “Türkiye seninle gurur duyuyor” sloganları ile tören alanına giren Cumhurbaşkanı Sezer ise, şehit Binbaşı Armutçuoğlu’nun ailesi ve komutanlar tarafından ayakta alkışlandı.

Tören alanına AKP’li bakanların gelmesi ile birlikte cami avlusunda toplanan kalabalık hareketlendi. Başbakan Yardımcıları Abdullah Gül, Mehmet Ali Şahin ile Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Devlet Bakanları Beşir Atalay, Kürşad Tüzmen ve İçişleri eski Bakanı Abdülkadir Aksu, şehit ailesi ve vatandaşlar tarafından protesto edildi. AKP’li bakanların taziyesini kabul etmeyerek ellerini sıkmayan şehit Binbaşı Armutçuoğlu’nun ailesi, kabine üyelerinden sadece Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül ve 22 Temmuz seçimlerinde aday olmayacağını açıklayan Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener’in taziyesini kabul etti. CHP Lideri Deniz Baykal da törende alkışlanan isimler arasında yer aldı.


‘AKP medyası’ protesto edildi

YoĞun güvenlik önlemlerinin alındığı Kocatepe Camii avlusuna sınırlı sayıda vatandaş alındı. “Şehit kanı size haram olsun”, “AKP dışarı” sloganları atan kalabalık grup, teröre lanet yağdırdı. AKP yanlısı basın organlarının da protesto edildiği törende, “AKP medyası dışarı”, “Satılmış medya istemiyoruz”, “Hepimiz Türk’üz, hepimiz Mehmet’iz”, “Kana kan intikam”, “Kahrolsun PKK işbirlikçisi AKP”, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz”, “Askere uzanan eller kırılsın”, “Türkiye Türk’tür Türk kalacak” ve “Bir gece ansızın gelebiliriz” sloganları atıldı. Hükümet yetkililerine tepki gösteren ve bir an önce tezkerenin çıkartılması yönünde sloganlar atan kalabalık grup, AKP hükümetini istifaya davet etti.

Ailesinin güçlükle ayakta durduğu törende cenaze namazında, siyasiler ve komutanlar aynı safta yer tuttu. Törene Ankara Garnizonu’ndaki çok sayıda subayın katılması dikkat çekti. Merasim Bölüğündeki askerler ilk kez slogan atarak teröre tepkilerini dile getirdi.

Şehit Binbaşı’nın, Türk Bayrağı’na sarılı naaşı askerlerin omuzlarında bir süre taşındıktan sonra top arabasına konuldu. Saygı geçişinin ardından şehit komutan, Cebeci Şehitliği’nde toprağa verildi.


Senin baban şehit oldu mu?

ANKARA Kocatepe Camii, bugüne kadar çoğunluğu şehitlerden oluşan birçok cenaze törenine defalarca ev sahipliği yaptı. Al bayrağa sarılı tabutlar içinde, ülkesi uğruna can vermiş onlarca şehidimiz için imam efendi üç defa tekrarlayarak hep aynı şeyi sordu:

“Helal ediyor musunuz?”

İçinde vatan sevgisi, Allah korkusu ve bayrak aşkı olan hangi yürek, hangi dil ve hangi nefes “Helal etmiyorum” diyebilirdi ki!… Bu ülkenin yılmaz bekçileri Türk Silahlı Kuvvetleri’nde, toprağını böldürmemek için şehit olmuş yiğit Mehmetçilklerde ve bayrağını indirtmemek için kolunu, bacağını ve gözünü feda etmiş gazi askerlerimizde bir damla hakkımız varsa binlerce defa helal olsun!… Aslında helallik isteyeceğimiz; yani hakkını bizlere helal etmesi gereken onlar değil mi?

Şırnak’ta şehit cenazesinden dönerken kahpe terör örgütünün döşediği mayınla şehit düşen Binbaşı Ramazan Armutçuoğlu’nun dün Ankara Kocatepe Camisi’nde kılınan cenaze namazına katıldım. Caminin avlusu ve çevresi hınca hınç doluydu.

Bakanlara hiç yakışmadı!

Basın mensupları cami avlusunda bir daire içine sıkıştırılmış ve çift sıralı polis kordonu ile kontrol altına alınmıştı. “Neye ve kime karşı?” diye merak edenler için yazıyorum; Protesto edilen AKP Hükümeti’nin bakanlarına yapılacak tezahüratların çekilmemesi amacıyla… Ancak bazı uyanık gazeteciler çevredeki binaların çatı ve balkonlarına çıkıp görüntü alarak bu engellemeye takılmamışlardı. Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, İçişleri eski Bakanı Abdulkadir Aksu ve Devlet Bakanlarından Kürşad Tüzmen ve Beşir Atalay cami avlusundaki vatandaşlar tarafından hep bir ağızdan yuhalanırken, “Şehitler ölmez, vatan bölünmez”, “Başbakan oğlunu askere gönder” ve “Mehmetçik içeri, AKP dışarı” sloganları atıldı.

Alana gelen Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener ise “Helal olsun sana, helal olsun” sloganları ile destek buldu. Ayrıca şehit Armutçuoğlu’nun eşi ve yakınları, Şener dışında hiçbir bakan ile tokalaşmadı. Devlet Bakanlarından Kürşad Tüzmen ve Beşir Atalay’ın cami çıkışında kendilerini yuhalayan vatandaşlara, bel hizasında tuttukları sağ ellerini sallayarak “Boşa bağırıyorsunuz” anlamına gelen işaret sonrası kalabalık iki bakanın üzerine hep birden bozuk para yağmuru başlattı.

İki bakanın tahrike yönelik davranışları ise çevredeki vatandaşlar tarafından hiç de hoş karşılanmadı.

Babaya son dokunuş…

Şehit Binbaşı Ramazan Armutçuoğlu’nun al bayrağa sarılı tabutu, tören kıtası askerleri tarafından omuzlara alınıp top arabasına götürülürken, tabutun hemen arkasında 11 ve 18 yaşlarında iki gencecik fidan yürüyordu. Onlar, bölücü terörün yetim bıraktığı Şehit Binbaşı Ramazan Armutçuoğlu’nun üzgün ama gururlu iki evladıydı

Onsekiz yaşındaki Emre Armutçuoğlu, sarıldığı babasının resmi ile tören kıtasıyla yürürken gözlerini bir an olsun babasının tabutundan ayırmıyordu. Onbir yaşındaki küçük Eren biraz zorlansa da küçücük elleriyle babasının tabutuna dokunabilmek için var gücüyle bir kez daha uzanıp belki de babasına “Güle güle” diyordu.

Başın bugünkü gibi her zaman dimdik olsun Eren kardeşim, vatanın bölünmez bütülüğünü sana, al bayrağa sarılı tabutuyla şehit babandan başka hiç kimse anlatamazdı!…


Yarbay Gülova’yı onbinler uğurladı

ŞIRNAK’TA terör örgütü PKK tarafından yola döşenen mayının uzaktan kumanda ile patlatılmasıyla şehit olan Yarbay Melih Gülova, memleketi Manisa’da onbinlerin katılımı ile gerçekleşen törenle son yolculuğuna uğurlandı. Eşi Yardımcı Doçent Asena Gülova ile kardeşlerinin tabutuna kapanarak uzun süre gözyaşı döktüğü törene 4 yaşındaki kızı Naz ise getirilmedi. Vilayet binası karşısındaki Hatuniye Camii’nde başlayan törenden sonra Gülova’nın naaşı 13 kilometrelik mesafede bulunan Şehitlik’e sloganlar arasında götürüldü.

Manisa Hatuniye Camisi’nde yapılan törene katılan TBMM Başkanı Bülent Arınç, aleyhindeki sloganların artması nedeniyle Vali Refik Arslan Öztürk’ün makam aracına bindirilerek uzaklaştırıldı. Bu sırada Arınç’ın peşindeki koruma araçlarından birisinin tekerleği, kalabalığı engellemeye çalışan Manisa Emniyet Müdür Yardımcısı Fikri Özsoy’un ayağının üzerinden geçti. Arınç ise Şehitlik’teki törene katılmayıp İzmir Caddesi üzerindeki evine gitti. Törenin bitiminden sonra basın toplantısı düzenleyen Arınç, “Hakkımda söylenenleri misliyle iade ediyorum” dedi.

Vilayet binası karşısındaki caminin avlusunu ve çevresi ile Emekli Parkı, Atatürk Caddesi, Hükümet Caddesi ve valilik önünü dolduran binlerce kişi, dini törenin ardından Şehitlik’e kadar 13 kilometrelik kortej oluşturdu. Top arabasına konan şehit Yarbay’ın naaşı Mustafakemalpaşa Caddesi, Merkez Kavşağı, Cumhuriyet Caddesi, Seyfettin Bey Caddesi ‘ni takip ederek Şehitlik’e ulaştı.

Arınç’ı korumaları kaçırdı

TBMM Başkanı Bülent Arınç ile Belediye Başkanı Bülent Kar ve AKP Milletvekili Hüseyin Tanrıverdi’nin cami önüne gelişinde, şadırvanın sol tarafında grup oluşturan vatandaşlardan tepki geldi. ‘Arınç dışarı’ sloganları atıldı. Askerlere ve aileye başsağlığı dileyen Arınç, zaman zaman emekli Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ile yanyana durdu. Arınç, Beyaz Fil binası önünde tepkilerin artması üzerine korumalarının ve çevik kuvvet polislerinin yardımıyla birkaç adım gidip kendisini Manisa Valisi Refik Arslan Öztürk, makam aracına atabildi. Vatandaşların yoğun tepkisi üzerine araç ara sokaklardan kaçarcasına uzaklaştı.


Şehit babasından komutanına “Oğlum nasıl bir askerdi” sorusu

ŞIrnak’In Güçlükonak ilçesi yakınlarında terör örgütü PKK tarafından döşenen uzaktan kumandalı mayının patlaması sonucu şehit olan 23 yaşındaki Piyade Onbaşı Hasan Güreşen’in cenazesi İstanbul Levent Camisi’nde kılınan öğlen namazının ardından Edirnekapı Şehitliği’nde toprağa verildi. Şehir babası Nuri Güreşen “Lazı Çerkezi, Kürdü, Türkü bu vatanı hep birlikte kurduk. Üç beş çapulcuya bırakmayız, vatan sağ olsun” dedi. Birliğinde Güreşen’in komutanı olan ve cenazesini İstanbul’a getiren Kıdemli Üstçavuş Eyüp Açıkyörük ile baba Güreşen arasında geçen diyalog herkesi göz yaşlarına boğdu. Baba Güreşen, “Oğlum size karşı nasıl davranırdı, iyi bir asker miydi?” diye sordu. Başçavuş da “Çok saygılı bir askerdi” dedi.

Yazı kategorisi: Cumhuriyet, Terörizm, dış politika, iç politika | Yorum Yok »

AKP’YE DUYULAN NEFRET ARTIYOR

Yazan: skyturkvngenc Haziran 12, 2007

Türkiye

Başta RTE olmak üzere bütün AKP’lileri korkunç bir son bekliyor. Çok yakın bir gelecekte, Recep Tayyip ve hükümet üyeleri görüldükleri yerde taşa tutularak linç edilirse şaşırmayın. Onlara duyulan nefret dalga dalga yayılıyor. ‘Sesar’ın RTE ve avanesini topa tuttuğu bu yazıyı okuyanlar, Sesar’ın da Ötüken’leştiğine şahit olacak:

* * *

RTE VE AKP’LİLER, HZ. MUHAMMED’İN (S.A.V) ELLERİ YAKANIZDA OLACAK! SANA KIBRIS’I VE VATANI SATMAYI TELKİN EDEN TERBİYEYİ HANGİ PEYGAMBER VERDİ? SANA BU YÜZDEN “VATAN HAİNİ” DEDİK!

SANA BU YÜZDEN “EHLİYETSİZ, LİYAKATSİZ, TERBİYESİZ ADAM” DEDİK!

SANA BU YÜZDEN “SENİN PEYGAMBERİMİZ HZ. MUHAMMED’LE (S.A.V) NE ALAKAN VAR” DEDİK!

Hergün gökyüzüne yükselen milyonlarca “ahh”tan haberiniz var mı?

Hergün söndürdüğünüz ocakların sayısını biliyor musunuz?

Hergün kaç anayı iffetsiz, kaç babayı gurursuz bıraktığınızı birliyor musunuz? Hiç bu insanların ahlarını duydunuz mu?

Evet RTE, senin peygamberin kim? Bize peygamberini söyler misin? Söyleyebilir misin?

“Türkiye’nin kaybedeceği hiçbir şey yok, kaybederse AB kaybeder.” RTE’nin 05.12.2006 tarihli grup toplantısından.

Başlıktaki bu cümlenin ardından iki sayfa “Biz bu süreçten vazgeçmeyiz, AB Türkiye için ne kadar gerekliyse, Türkiye’de AB için o denli, o derece gereklidir; AB’nin içinde bizden yana sesler çıkıyor” diyerek yine yaltaklanma, yine alttan alma, yine yalvarma, yakarma, yine “Ne olursunuz bizi AB’den uzaklaştırmayın” bayağılıklarını içeren satırlar var.

İşte sen busun! Sözünün ardında duramıyorsun. Hükümet etmeyi bilmiyorsun. Siyaseti, dış politikayı, ekonomiyi, dünyayı bilmiyorsun. Bunları geçtik, Rize’yi de, Kasımpaşa’yı da, Başbakanlığı da bilmiyorsun. Sonra da kalkıp “Başbakanım ben” diyebiliyorsun.

Bir defa Edelman YSK’ya gidip sıkıştırmasaydı, Başbakan bile değildin. Edelman’ın atadığı bir adam Başbakan olabilir mi?

Papa’yı yardımcın Mehmet Ali Şahin’e havale ettiğini söyleyip egonu tavan yaptırırken, “Peygamber terbiyesi aldık, misafiri iyi karşılayacağız” deyip “zar” inceliğinde biri haline gelip rafine yaltaklanma pozisyonuna geçiyorsun.

Aynen “Türkiye’nin kaybedeceği hiçbir şey yok, kaybederse AB kaybeder” sözünde olduğu gibi, önce doğru bir ifade kullanıp ardından yine “zar” inceliğine inerek “AB bizi bırakma” diye yalvarıyorsun, yakarıyorsun.

Madem Türkiye’nin kaybedeceği hiçbir şey yok, madem AB kaybedecek, bırak AB gerekli çabayı göstersin, bırak onlar senin önüne taviz paketleri ile gelsin.

Böyle davranamazsın değil mi?

Çünkü Kıbrıs’ı sattın! Şimdi parsel parsel Türkiye’yi satıyorsun. Bakıyorsun ki kimsenin gıkı çıkmıyor. “Hımm! Devlet yok, ordu yok, millet yok satmaya devam edeyim” diyorsun.

Evet Kıbrıs’ı sattın! Türkiye’nin oradaki tüm kazanımlarını parti parti yok ediyorsun.

Evet Türkiye’yi sattın, yaşanmaz hale getirdin. Bu ülkenin sokaklarını, caddelerini yasadışı oluşumlara, uyuşturucu tacirlerine bıraktın. Bir nesli mahvettin.

Şimdi açıkça söylemeye yüreğin elvermiyor. “Utanıyorsun!” diyeceğim ama sizler gibi din tüccarları utanmazlar biliyoruz.

Açıkça biz söyleyelim, AB kapıları kapatırsa Türkiye kaybetmez, çok doğru söylüyorsun. AMA RTE; AB PERDEYİ İNDİRİRSE SEN KAYBEDERSİN. AKLINDAN GEÇEN ŞU: YA TÜRKİYE’Yİ TASFİYE EDİP “CANIMI KURTARAYIM” YA DA “AB’YE TESLİM EDİP TÜYEYİM”. TAVİZ KESESİNİN AĞZINI AÇMASININ SEBEBİ BU!

ŞİMDİ RTE BURADAN SANA VE SATIN ALDIĞIN HERKESE SÖYLÜYORUZ: HESAP VERECEKSİN! YARGININ ÖNÜNE ÇIKIP (SATIN ALAMADIĞIN HAKİMLERİN ÖNÜNDE) TÜRK MİLLETİNE VE DEVLETİNE HESAP VERECEKSİN!

AB, Türkiye’yi almamakla kaybedecekse niye bunca tavizi verdin, niye bölücülüğü devlete ortak ettin, niye devletin taşınır ve taşınmazlarını peşkeş çektin, niye bir nesli, bir ülkeyi, bir milleti mahvettin. BU İHANETİN HESABINI VERECEKSİN!

Unutturamayacağın bir cümle var; “Peygamber terbiyesi aldık” cümlesi.

Şimdi tekrar soruyoruz:

Senin peygamberin kim? Peygamberinin adını söyler misin?

Bu soruyu bir de tüm AKP’lilere soruyoruz; sizin peygamberiniz kim? Peygamberinizin adını söyler misiniz?

Edelman’ın atadığı RTE, eğer “Peygamberim Hz. Muhammed (S.A.V)” diyeceksen, soruyoruz, bir İslam ülkesinde bir Müslüman’ı bir gayr-i Müslim (o ülkenin yöneticisi değilse) nasıl Başbakanlığa taşıyabilir?

Bir Müslüman nasıl olur da ülkesinin, devletinin, milletinin kaderini bir gayrı-i Müslim’in eline bırakabilir.

Bir Müslüman, yani Hz. Muhammed (S.A.V) ümmetinden birisi nasıl olur da beytül mal-ı (hazineyi) yağmalar ve yağmalattırır?

Bir Müslüman yöneticinin ülkesinde nasıl TV’ler fuhuş pazarına dönüşebilir? Sokaklar eşkıyanın elinde nasıl kalabilir?

Senin peygamberin gerçekten kim RTE?

Hergün gökyüzüne yükselen milyonlarca “ahh”tan haberiniz var mı?

Hergün söndürdüğünüz ocakların sayısını biliyor musunuz?

Hergün kaç anayı iffetsiz, kaç babayı gurursuz bıraktığınızı biliyor musunuz? Hiç bu insanların ahlarını duydunuz mu?

Evet RTE, senin peygamberin kim? Bize peygamberini söyler misin? Söyleyebilir misin?

Evet AKP’liler sizler! Sizler bize peygamberinizin adını söyleyebilir misiniz?

Evet, şehit kanlarıyla sulanmış toprakları satabilenlerin peygamberi kimdir merak ediyoruz?

Namuslarının, dinlerinin, özgürlüklerinin tek mekanı olan vatanlarını satabilenlerin peygamberi kimdir merak ediyoruz.

RTE ve AKP’liler bilesiniz ki, Hz. Muhammed (S.A.V.)’in iki eli yakanızda olacaktır. İslam’ın ve insanlığın sevgili peygamberi ona attığınız iftiranın hesabını soracaktır.

RTE ve AKP’liler bilesiniz ki Sultan Alparslan, Osman Gazi, Fatih Sultan Mehmet’in ve Atatürk’ün elleri yakanızda olacak.

RTE ve AKP’liler bilesiniz ki; tüm şehitlerin elleri yakanızda olacak.

RTE ve AKP’liler, tüyü bitmemiş yetimlerin haklarını yağmaladınız ve yağmalattınız. Tüyü bitmemiş yetimlerin elleri yakanızda olacak.

Kıbrıs’ta şehit düşmüş askerlerin elleri yakanızda olcak, Türk milletinin ve Müslümanların elleri yakanızda olacak.

Ama bundan önce Türk milletine ve devletine ihanetinizin hesabını vereceksiniz.

Kıbrıs’ı satmanın, Yunan ajanı olmanın, Emperyalizmin ajanı olmanın hesabını vereceksiniz!!!

Yazı kategorisi: AK Parti, Abdullah Gül, Cüneyt Zapsu, Recep Tayyip Erdoğan, iç politika | 14 Yorum »