İşte Türkiye!

Türkiye’den çıkan ve Türk’ü arkadan vuranların maskesinin düştüğü yer!

Arşiv 'Laik' Kategori


Ben laik değilim arkadaş

Yazan: skyturkvngenc Haziran 10, 2007

Laik düşünceden yana olanları aşağılamak için bir deyim uydurmuşlardı:
‘Laikçi’ diyorlardı. İçkici gibi bir şey.
O zamanlar ‘laikçi’ olmak öyle kolay bir şey değildi. İmzalı imzasız teditler gelirdi. Arada bir laikçilerin otel odalarında meşale gibi yakıldığı, kapı önlerinde arabayla havaya uçurulduğu olurdu. Atatürk devrimlerini ve laikliği öven bir yazı yazmayagörün, çarşaf çarşaf tehdit alırdınız: ‘Seni domuz laikçi, son duanı et, seni devrimbaz, evrimbaz, hokkabaz seni, elimizden kurtuluş yok, bilesiniz!’
Ve bu tehditler, bir orkestra eşliğinde yürütülürmüş gibi aynı anda, aynı tonda başlar, aynı zamanda kesilirdi.
28 Şubat’tan sonra bu tehditler bıçakla kesilir gibi durdu.
Yani laikçilik zor zanaattı. Öldürülmeyi gerektiren bir nitelik.
Ve son zamanlarda dramatik bir şey oluyor: Gün geçmiyor ki, bir zamanlar ‘laikçilere’ küfretmeyi, onları tehdit etmeyi meslek edinmiş kişiler birer birer laikçi kanada geçmeye başlamasın. Üstelik bunlar öyle sıradan kişiler de değil. Kitap yazmışlar, konferans vermişler, gazetecilik yapmışlar…
Şimdi de bakanlık, müsteşarlık, danışmanlık yapan, devlet gemisini yüzdüren insanlar.
Bir zamanlar neler dememişler: Laikçileri şiş kebap yapalım, camileri kışla yapalım, Cumhuriyet’i dinle terbiye edelim, kahrolsun laiklik, kahrolsun Kemalizm…
Ve ne hikmetse laikliği, Cumhuriyet’i, Atatürkçülüğü düşman sayan bu insanların hemen hepsi şimdi en üst makamlarda. Ne kadar çok küfrettilerse, o kadar yükselmişler.
Ve şimdi yeni bir moda başladı. Gün geçmiyor ki bu zevattan biri ‘laikçi’ kanada iltihak etmesin:
‘Ben artık laikliğe inanıyorum!’ (Biz savunduğumuz zaman ‘laikçilik’, onlar inandığı zaman nedense birden ‘laiklik’ oluyor.)
“Neden? Yerinizde su mu çıktı?”
“Yok yok, laiklik iyi bir şeymiş. Biz fark edememişiz.”
“Ya laiklik aleyhine onca yazdıkların, konuştukların, savurduğun tehditler.”
“Olur öyle yanılgılar. Herkesin dönme hakkı yok mudur?”
Vardır tabii.
Ama insanlar bir kutuptan diğerine zıplıyorsa, bunun makul bir açıklaması da olmalı.
İlk başlarda laikliğin gördüğü bu rağbet hoşuma gitmişti. ‘Bak, savunduğumuz görüşlerin doğruluğu ortaya çıkmaya başladı’ diye sevinmiştim.
Ama yavaş yavaş fikrimi değiştirmeye başladım. Birdenbire herkesin laik kesilmesinde doğal ve yerinde olmayan bir şey var. Bir oyun oynuyor gibiler.
‘Yeter artık, lütfen bugün olsun kimse laikliği benimsediğini, saf değiştirdiğini açıklamasın,’ diye aklımdan geçiyor bazen. O kadar tıkış tıkış oldu ki laik kanat, nefes alacak yer kalmadı.
Belki de en iyisi, ‘Ben laik filan değilim arkadaş’ deyip çıkmak işin içinden. Nasıl olsa yeteri kadar laikçi kazandı toplum

TÜRKER ALKAN

Yazı kategorisi: Laik, Türker Alkan, laiklik | Yorum Yok »

Ben laik değilim

Yazan: skyturkvngenc Haziran 10, 2007

Türkiye denildiği gibi laik bir ülkeyse o zaman da demokrasi değildir. Dini de kapsayan bir şekilde sistem oluşturmaya çalışıyorsak eğer, olmak zorunda olduğumuz şey laiklik değil sekülerleşmedir.

Türkiye’de düzeni savunduklarını sanan insanlar her fırsatını bulduklarında laik olduklarını söyler.

Bunun ne anlama geldiğini bildiklerinden bile şüpheliyim.

Aynı çevreler laiklik savunusu içinde özgürlükler lafını kullanmayı da ihmal etmezler. Onların kafasında laiklik, özgürlük ve demokrasi aynı düzlemde yer alması gereken, birbirlerine yakışır kavramlardır. Cumhuriyetin temelini de laiklik kavramı ile açıklarlar.

Bazı kavramları açıklamak ve savunmak cahillerin eline kaldığı zaman gayet tabii ki cumhuriyet de sistem olarak zayıflamaya mahkum olabiliyor.

Laiklik, dini inanışın devlet tarafından belirlenmesine verilen addır. Bu nedenle tek parti iktidarlarına özgü bir ideolojidir ve özünde de faşistik bir yaklaşımdır.

Bir sistemin laik olmasıyla demokrasiyi bağdaştırmak mümkün değildir. Eğer Türkiye denildiği gibi laik bir ülkeyse o zaman da demokrasi değildir.

Dini de kapsayan bir şekilde sistem oluşturmaya çalışıyorsak eğer, olmak zorunda olduğumuz şey laiklik değil sekülerleşmedir.

Laiklik, dini bireysel tercih olmaktan çıkarır ve dini inanışın devlet tarafından yönlendirilmesini, kuralların devlet tarafından belirlenmesini ister.

Aksine, sekülerleşme dini inanışı bireysel özgürlüklerin bağlamında görür ve kuralları devlet tarafından koymaya kalkışmaz.

Dinine uygun kuralları bireyin kendisi için koymasına güvenir ve ona müdahale etmez.

Türkiye bu kritik aşamaya gelmiştir. Laiklik yandaşları ile seküler sistemden yana olanlar karşı karşıyadır…

Laiklik yandaşları Abdullah Gül’e karşıdır ve bunun için ortaya sürebildikleri tek mesele eşinin türbanıdır.

Bu, laiklik yandaşlarının ne kadar sığ bir argüman içinde olduğunu göstermektedir. Bu sığlık içinden yıllardır çıkamamaktadırlar ve bu kısır döngüleri artık Türkiye’de rejimi zedeler hale gelmiştir.

Eğer bu insanlar dedikleri gibi gerçekten rejimi düşünüyorlarsa o zaman laiklik sığlığının dışına bir an önce çıkmalıdırlar. Dünyadaki her toplumda olduğu gibi dinin, popüler kültürün oluşmasında yeri büyüktür.

Bu nedenle din ile ilgili tutarlı bir tavır oluşturmadan düzen ile ilgili tutarlı, siyasi tavır da almak imkansızdır.

Kısır döngü dolayısıyla çıkmazlar yaratan laiklik dışına çıkıp da din meselesini ortada bırakmamanın tek yolu seküler tavrı geliştirmektir.

Bu sistemde bireyler din ile tercihlerinde ve o tercihlerini nasıl yaşayacaklarında özgür olacaklar.

Bu gerçek demokrasiye giden yolun temeltaşıdır. Ve seküler düzende kimse onun bunun türbanıyla, kıyafet seçimi ile uğraşmayacaktır.

Gayet tabii bireylerin dindar olmama tercihine de sadık kalınacaktır. Avrupa’da olan düzen budur.

Avrupa Birliği üyesi olmaya aday bir ülkede seküler olmaktan başka çıkar yol da yoktur.

Yani istesek de istemesek de seküler olacağız zaten. Tercih, düşünerek ve tercih özgürlüğümüzü kullanarak laik olmaktan çıkıp yerine seküler olmamızdır.

Bunun da AKP tarafından gerçekleştirilecek olması, düzeni korumak için var olduklarını söylemekte olan partilerin bir ayıbıdır.

Asıl onların yapması gereken iş, dinci olarak saldırdıkları parti tarafından yapılıyor. Oturup da düşünsünler tavırları hakkında.

Çankaya’da da yaşanacak transformasyon tarihsel anlamda kaçınılmazdır.

Bu dönüşümün Abdullah Gül gibi devlet adamının kontrolü altında olmasında da büyük yarar vardır.

SERDAR TURGUT

Yazı kategorisi: Laik, Serdar Turgut, laiklik | Yorum Yok »