<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>İşte Türkiye!</title>
	<atom:link href="http://skyturkvngenc.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://skyturkvngenc.wordpress.com</link>
	<description>Türkiye'den çıkan ve Türk'ü arkadan vuranların maskesinin düştüğü yer!</description>
	<lastBuildDate>Mon, 09 Nov 2009 13:58:46 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<cloud domain='skyturkvngenc.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://www.gravatar.com/blavatar/3739a4569fd29c80424955a8509a936b?s=96&#038;d=http://s.wordpress.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>İşte Türkiye!</title>
		<link>http://skyturkvngenc.wordpress.com</link>
	</image>
			<item>
		<title>“Hepsini Asacağız” sloganına Türk milletinden büyük destek</title>
		<link>http://skyturkvngenc.wordpress.com/2009/11/09/%e2%80%9chepsini-asacagiz%e2%80%9d-sloganina-turk-milletinden-buyuk-destek/</link>
		<comments>http://skyturkvngenc.wordpress.com/2009/11/09/%e2%80%9chepsini-asacagiz%e2%80%9d-sloganina-turk-milletinden-buyuk-destek/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2009 13:35:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>skyturkvngenc</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://skyturkvngenc.wordpress.com/?p=9792</guid>
		<description><![CDATA[“Hepsini   Asacağız”  sloganının  yer  aldığı  önceki  sayımız  büyük  ilgi  gördü. 
 Dergimizin  reklamını  yapan  Vatan,  Milliyet,  Radikal,  Ntvmsnbc  gibi internet 
sitelerine  de  teşekkür  borçluyuz. 
 Onların  da  katkılarıyla  internet  sitemizin  ziyaretçi  sayısı  4 &#8211; 5  katına  çıktı   ve 
rekor  kırdı. 
 Binlerce  mesaj  aldık.  Yüzlerce  insan  gazetemizin  bürolarını arayarak 
desteklerini  bildirdi. 
 Türk  milletine  teşekkür  [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=skyturkvngenc.wordpress.com&blog=1212785&post=9792&subd=skyturkvngenc&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><h4><span style="color:#ffffff;"><strong><em>“Hepsini   Asacağız”  sloganının  yer  aldığı  önceki  sayımız  büyük  ilgi  gördü. </em></strong></span></h4>
<h4><span style="color:#ffffff;"><strong><em> Dergimizin  reklamını  yapan  Vatan,  Milliyet,  Radikal,  Ntvmsnbc  gibi internet </em></strong></span></h4>
<h4><span style="color:#ffffff;"><strong><em>sitelerine  de  teşekkür  borçluyuz. </em></strong></span></h4>
<h4><span style="color:#ffffff;"><strong><em> Onların  da  katkılarıyla  internet  sitemizin  ziyaretçi  sayısı  4 &#8211; 5  katına  çıktı   ve </em></strong></span></h4>
<h4><span style="color:#ffffff;"><strong><em>rekor  kırdı. </em></strong></span></h4>
<h4><span style="color:#ffffff;"><strong><em> Binlerce  mesaj  aldık.  Yüzlerce  insan  gazetemizin  bürolarını arayarak </em></strong></span></h4>
<h4><span style="color:#ffffff;"><strong><em>desteklerini  bildirdi. </em></strong></span></h4>
<h4><span style="color:#ffffff;"><strong><em> Türk  milletine  teşekkür  ediyoruz.  Ve gazetemize  gelen  mesajların  ancak  küçük </em></strong></span></h4>
<h4><span style="color:#ffffff;"><strong><em>bir  kısmını  burada  yayınlayabiliyoruz.  Tamamını  internet  sitemizden </em></strong></span></h4>
<h4><span style="color:#ffffff;"><strong><em>okuyabilirsiniz. </em></strong></span><em> </em></h4>
<h2><span style="color:#ffffff;"><em>Milletimize  candan  teşekkürler..!!!</em></span></h2>
<hr size="1" />Evet bu ülkede teröre karşı çıkan bir tek TÜRKSOLU kaldı. Ama TÜRKSOLU’nun gücü kararlılığı ve iradesinden geliyor. Çok korkuyorlar çünkü Atatürkçü Parti gelecek ve Türk’ün kaderi değişecek.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Deniz, İstanbul </strong></p>
<p>Bir hakikati yüce Türk halkıyla paylaşmak istiyorum: Tarih tekerrürden ibarettir. Bunu herkes görecek! AKP’lilerin de sonu Menderes gibi olacak!</p>
<p><strong>Bayram Kunek, İstanbul</strong></p>
<p>Kürtçü teröre Atatürkçü çözüm. Başka yolu yok!</p>
<p><strong> Fatih Özayaz, Van </strong></p>
<p>Apo’yu asmadık, kesmedik, adama yaşam hakkını teslim ettirenler bugün kendi hapishanelerinde çatır çatır adi suçlardan yargılananları komik ötesi jüri oylamasından sonra asılıyor. Onların yaşam hakları yok mu ki, suçlularını asarlar? Bize de insan hakları talkımı yuttururlar. Midem bulanıyor artık AKP, PKK ve ABD-AB’den&#8230; Evet asalım hepsini.</p>
<p><strong> Sema, Tekirdağ </strong></p>
<p>Mükemmel bir yazı. Tepki gösterenlerin hepsi dinci, Kürtçü, Türk’e savaş açmış, Türk’ü teslim olmak istiyorlar. Türk’ün hakkını savunan herkesi de yok etmek istiyorlar. Bunu herkes bilsin ki, Türkiye Türklerindir ve böyle kalacak!</p>
<p><strong> Mehmet, Konya </strong></p>
<p>Eğer sizler de Deniz’lerin yolundan gider ve biz Türkiye insanlarını bu yönde inandırırsanız sizi iktidar yaparız ve yapacağız. Türk insanına ve Türkiye’nin antiemperyalist mücadele tarihine güvenin. Sizi yarı yolda bırakmayacağız.</p>
<p><strong> Adem, İstanbul </strong></p>
<p>Bu ülkede şanlı Türk bayrağından tahrik olan insanlar el üstünde ama onu korumaya kalkan, yüceltmeye kalkan insanlar hedef oluyor. Bunu da demokrasi diye yutturuyorlar. Dedelerimizin bayrak sevgisine, vatan sevgisine bak; bir de şimdiki insanların bayrak ve vatan sevgisine bak. Bunlar kimin için yapılıyor? Dört-beş liboş mutlu olsun diye, bazılarının rahatları bozulmasın diye.</p>
<p>Bu siteyi eleştirenler; Etrafınızda şehitlere saygı yürüşleri oluyor, gerçi sizin oralarda pek işiniz olmaz ama, bakın bakalım sizin kardeş bellediğiniz topluluklardan kimseler var mı ya da ellerinde Türk bayrakları var mı? Ama burada samimi olacaksınız, kardeşlik laflarında değil. Tabi ki yoklar. Zaten onlar hiç yoklar ve hiç bir zaman olmadılar ve olmayacaklar. Siz kendinizi kandırıyorsunuz ve etrafınızdakileri de kandırmaya çalışıyorsunuz. Ama artık size kimse inanmıyor ve sizin bu yaratmaya çalıştığınız kardeşlik yalanları tutmuyor.</p>
<p>Yukarıdaki yazı gayet açık. Bu toprakların bölücüsü varsa birleştiricisi de olacak. O da inşallah TÜRKSOLU sayesinde olacak. TÜRKSOLU’na katkıda bulunan abilerime kardeşlerime selamlar.</p>
<p><strong> Emrullah, Manisa </strong></p>
<p>Siyaset için yaşım erken ama, TÜRKSOLU görüşlerimi yansıtıyor. İyi ki varsınız! Gerçek Atatürkçüler ölmedi!</p>
<p><strong> Emre Mert, Bursa </strong></p>
<p>TÜRKSOLU, sağol!</p>
<p>Şimdiye kadar uyuyan çok vatan evladı vardı, sayenizde uyanıyorlar. Sizler muhalefetin yapamadığını yapıyorsunuz. İyi ki varsınız.</p>
<p>Şimdi gelelim, bayraklarımızı kapalım, Atatürk posterlerimizi kapalım ve tüm dünyaya gösterelim, biz hala bu vatanın sahipleriyiz. Kanımızın son damlasına kadar savaşacağız! Biz vatanımızı korumakla yükümlüyüz. Hem kendimize hem verilen yüz binlerce şehitlerimize, hem 7 bin yıllık tarihimize bunu borçluyuz. Sizden talimat bekliyoruz! İlk hedefi sizler belirleyeceksiniz. Bizler ileri diyeceğiz ve hücuma geçeceğiz.</p>
<p>Ne Mutlu Türk’üm Diyene!</p>
<p>İlk Hedef Apo’nun ve işbirlikcilerin idamıdır..!!!</p>
<p><span id="more-9792"></span></p>
<p><strong>Ünal Altay, Yurtdışı </strong></p>
<p>Evet, Bahçeli seçim meydanlarında ip attı ve halktan destek aldı. Bahçeli halkı yanılttı. Halkın beklentisi tabii ki teröristlerin idam edilmesidir. Zaten idam vardı ve Apo için kaldırıldı. Ne oldu? Binlerce insanımız katledilmeye devam etti. Bugün referendum yapılsa halk Apo’nun idamını isteyecektir. Şehit analarının isyanını, gözyaşını görmeyen iktidar ve yanlı medya, onları yok sayarak, demokrasi diye diye Apo için af planları yapmaktadır. Bugün Türk milleti Atatürk’ü daha çok anlamakta ve aramaktadır. Yazılanların hepsi son derece açık ve net, son derece doğru.</p>
<p>Atatürkçü Parti kurulsun ve Atatürk Türkiyesi’nde onurumuzla yaşayalım. Yeter artık!</p>
<p><strong> Berat Tınmaz, İstanbul </strong></p>
<p>“Asmayalım da besleyelim mi” dediler Türkiye’deki devrimcileri katlettiler. Aynı zamanda Kürtçü hareketin önünü açtılar, onları beslediler. Kürtçü-Şeriatçı ittifakına karşı verilen en güzel yanıtı sokaklarda TÜRKSOLU gösterdi. Herkesin sindiği anda TÜRKSOLU tek ses oldu.</p>
<p><strong>Özgür, Manisa </strong></p>
<p>İşte duyduğum en hümanist slogan: “Dağa çıkanı da dağa çıkartanı da indireni de asacağız!” Ne var bunda? Gayet net bir şekilde söylenmiş bir slogan. Hümanizm meselesine gelince&#8230; Nedense Kürtçüsü, Şeriatçısı, Ermenicisi çok sever bu kavramı. Tıpkı barış, kardeşlik ve hele hele demokrasi gibi kavramlara bayılırlar. Şöyle bir düşününüce nedeni gün gibi ortada: Çünkü bu güruh olanca işbirlikçiliğini, hainliğini, ırkçılığını ve vahşiliğini bu kavramların ardına saklayarak yaptı ve yapıyor.</p>
<p>Duyduğum en hümanist slogana dört ayrı koldan (ki hepsi aynı merkezli) saldırmaları da boşuna değil. Çünkü artık bu kavramları istedikleri gibi kullanamayacaklarını anladılar. İstedikleri kadar kardeşlik, barış, demokrasi nutukları atsınlar, paçayı kartarmak için son kez bu kavramlardan medet umsunlar bakalım.</p>
<p>Ama inandırıcı olmadıkları en son saldırı kampanyalarında yine ortaya çıktı. Türk’e konuşma, yürüme, fikir beyan etme ve kendini savunma hakkı vermemek ancak bunların demokrasisinde var! Terörist katilleri “barış elçisi” olarak karşılamak da yine onların barış anlayışına dahil oluyor.</p>
<p>Gördüğüm en hümanist slogan için TÜRKSOLU’nun eline sağlık.</p>
<p>Türkler zaten hümanist bir millettir.</p>
<p>Türk’ten de ancak bu beklenir!</p>
<p><strong> Nizam Kayıkçı, Antalya </strong></p>
<p>“Atatürk’ün kurduğu darağaçlarını kuracağız!” başka söze gerek yok. Atatürk o zaman Yunanlıları, işbirlikçileri ve devlete isyan eden Kürtleri ürkütmüş ve hakkında idam kararı çıkartılmıştı. Ama Türk milleti Atasına, vatanına sahip çıkarak tek yürek olmuş, İstiklâl Mahkemelerini kurmuştur. Vatanın bütünlüğü tehlikededir. Biz “kan dursun” deseydik Çanakkale geçilirdi, Sakarya geçilirdi. Gerekirse hepimizin kanı canı feda olsun bu vatana.</p>
<p>TÜRKSOLU milletin sesi olmuştur.</p>
<p><strong> Kemal, Hakkari </strong></p>
<p>Vahşi katliamları yapan teröristlere idam cezasını kışkırtıcılık görenler, bir damla hümanizmden nasibini almamışlardır. Bu ceza türü hukuktaki bir çok ceza türünden birisidir. Öncelikle idam cezası hukukta bir suçun karşılığıdır. Siz bebek katillerinin, İstanbul Mavi Çarşı’da alışveriş ederken atılan molotoflarla diri diri yakılan insanların, fedakarca maaşını yoksul doğdaki köylerde çocuklarla paylaşan öğretmenlerin, ilacını cepten veren, köy köy hasta muayene eden doktorların, doğuda kışın kapanmasın diye yol yapan mühendislerin, Güngören gibi bir çok bombalama eyleminde, içinde hamile kadınların, 5 aylık bebeklerin de bulunduğu, parçalanarak ölen insanların, bu mazlumların asker ve polis şehitlerin mezarlarında rahatça uyuması için, bu alçak, ırkçı, faşist, Kürtçü PKK terörünün hesabı verilmeden hangi vicdan, hangi hukuk, hangi hümanizm bunu kabul eder? Solcu geçinip, hümanist geçinip dünyada bu kadar vahşi kan döken etnik ırkçı, kafatasçı, faşist ABD-AB emperyalizmini arkasına almış bir katiller çetesine idama nasıl karşı çıkarsınız? Utanmanız yok mu? İnsanlıktan eser kalmadı mı? Vicdanınız yerinde ABD doları mı var, yoksa taş mı? İdam cezasını bu Batıcı TBMM kaldırdı, Atatürkçü TBMM gene yasayla koyacaktır.</p>
<p><strong> Nejat, İstanbul </strong></p>
<p>“Askerlik yan gelip yatma yeri değildir” deyip Türk askerini hor gören, aşağılayan; iş PKK’ya gelince, “Biz onlara terörüst demiyoruz, demek istemiyoruz” deyip bağrına basan bu adamı daha ne konuşturuyoruz? Türkiye Türklerindir ve hep öyle kalacak. PKK yanlısı, Amerikan askeri bu adamı seçimlerde sandığa gömelim. Ne mutlu Türk’üm diyene!</p>
<p><strong> Mustafa, Konya </strong></p>
<p>Biz Türk’üz. Türk doğduk, Türk öleceğiz! Bu vatan sahipsiz değildir. O yüce insanı, Atatürk’ü, yerinde rahat uyutacağız. Bizler var olduğumuz müddetçe canımız-kanımız sana helal olsun bu vatan için.</p>
<p><strong> Salih Gürsoy, Denizli </strong></p>
<p>Lütfen hep uyanık ve akıllı olalım. Bu AKP illetini ulusumuzdan yok edelim. Sinsi planlarının oyununa gelmeyelim. Karşılarında daima dik duralım, ulusumuzu AKP illetine yem etmeyelim, savaşalım.</p>
<p><strong> Sadi Çağlı, İzmir </strong></p>
<p>Şimdi Türkiye Türklerindir broşürünüzü okudum. Okurken de tüylerim diken diken oldu. Sonuna kadar sizi destekliyorum ve fikirlerinizi paylaşıyorum. Elinize yüreğinize sağlık. Ne mutlu Türk’üm diyene!</p>
<p><strong> Esin, Aydın </strong></p>
<p>Kararlı duruşunuzu çok beğeniyor ve saygı duyuyorum ve hala toplumun bu basiretsiz halini gördükçe üzülmeden, gelecekten endişe etmeden duramıyorum. İstila adlı kitabı okudum ve çevremdeki herkese tavsiye ediyorum. İnanın çok param olsa o kitaptan yüzlerce alır, sokakta dağıtırdım.</p>
<p><strong> Ahmet Korkmaz, Bursa </strong></p>
<p>Tükiye’nin bölünmemesi için elimden geleni yapacağıma namusum üzerine yemin ettim. Vatan namustur ve şimdi namusumuz elden gitmeden harekete geçmeliyiz. Elimden geleni sizinle birlikte yapmak istiyorum. Dergilerinize, gazetenize üye olmak isterdim ama işsiz olduğum için maddi sıkıntı içindeyim. İnşallah ilerki zamanlarda o da olur. Ailem ne kadar karşı çıksada Kemalist olmama ben her zaman Kemalisttim. Vatan için ne gerekiyorsa yapalım. Türkiye’nin yüz ölçümünü koruyalım. Atamızın bize emanet ettiği gibi devam edelim. Ben de vatanım için yumruğumu sizlerle birlikte kaldırıyorum.</p>
<p><strong> Yavuz Arslan, Zonguldak </strong></p>
<p>Tüm benliğimle var oluşumuzun temeli olan Türk milletinin birliği ve geleceği için yüreğimi ortaya koymaya her zaman hazırım.</p>
<p><strong> İlhan Turan, Bursa </strong></p>
<p>Öncelikle göstermiş olduğunuz cesaretten dolayı sizlerı kutluyorum. Diliyorum ki, söylemiş ve düşünmüş olduğunuz herşey gerçek olur, aydınlık günler bizimle olur. Bizim gibi o kadar sessiz çoğunluk var ki&#8230; Bu vatanın bizden başka sahibi yok. Bu topraklar bizim. “Mevzu bahis vatansa gerisi teferruattır.”</p>
<p><strong> Bülent Akpınar, Ordu </strong></p>
<p>TÜRKSOLU son manşeti ile gerçekten de devrimci-demokrat halkımızın düşünce ve duygularına tercüman oldu. Dağa çıkanı da, dağdan indireni de asmak lazım! Bölücü Ahmet Türk, bebek katili Öcalan, ABD uşağı Erdoğan bilsin ki, biz bu vatanı kupon toplayarak değil, ecdadımızın asil kanları ile aldık! Herkes bilsin ki, Menderes de Erdoğan gibi seçimle iktidara geldi, dileğim o ki Erdoğan’ın da sonu Menderes gibi olur!</p>
<p><strong> Hanife Kunek, İstanbul </strong></p>
<p>Türkiye’de sanki kan akıtan bizleriz, bebekleri öldüren kalleş kurşunları sıkan, sonra özgürlük demokrasi deyip meydanlara çıkanlara sesleniyorum: Biz ölmedik! Atatürk’ün bilinçli gençleri eninde sonunda akıttığınız kanın hesabanı soracak!</p>
<p><strong> Yakup, Konya </strong></p>
<p>Son günlerde dağıtılan broşür ve el ilanlarının ve 25 Ekim’deki görkemli “Şehidine, vatanına, bayrağına, namusuna sahip çık!” yürüyüşümüzün PKK taraftarlarını ne denli rahatsız ettiği görülmektedir. Kaçınılmaz sonlarının, en son kapağımızda da belirtilen biçimde olacağını görmekte ve dehşete kapılmaktadırlar. Boş tehditler savurarak, TÜRKSOLU devrimcilerini yıldıramayacaklar, susturamayacaklar. Tarihi misyonumuz, önderimiz Atatürk’ün bize emrettiği üzere, “Türk İstiklalini, Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.” Bu emri uygularken, muhtaç olduğumuz kudreti damarlarımızdaki asil Türk kanından almaktayız.</p>
<p>Burada tekrar haykırıyoruz ki; Korkun ey hainler, sonunuz çok yakın. Çünkü Atatürkçü, devrimci bir parti geliyor.</p>
<p><strong> Tayfun Bulca, İstanbul </strong></p>
<p>Sevgili TÜRKSOLU ailesi,</p>
<p>Türkler ve Atatürkçüler birlikte el ele omuz omuza olduğumuz sürece bu vatanda hainler asla barınamaz. Türkiye Türklerindir! Vatan hainlerine ve ihanet içindekilere yer yoktur. Türklerin ve Atatürkçülerin artık bir yeri vardır, yalnız değildir. TÜRKSOLU Türklerin ve Atatürkçülerin birlikte olmaları gereken tek yerdir. Kurulacak partinin de Türkiye’de Türkleri ve Atatürkçüleri temsil eden tek parti olacağına inancım sonsuzdur. Sevgi ve saygılarımla.</p>
<p><strong> Savaş Sarıyar, İstanbul </strong></p>
<p>Çok doğru yazmışsınız, Türk milleti asil bir millettir. Türkiye Türklerindir. Çalışmalarınızı takip ediyorum. İyi ki varsın TÜRKSOLU.</p>
<p><strong>Ömer Faruk, Uşak </strong></p>
<p>Türkiye Türklerindir. Bu alçaklar yaptıkları ihanetin bedelini yeniden kurulacak olan İstiklâl Mahkemelerinde verecekler.</p>
<p><strong> Saygın, İzmir </strong></p>
<p>Bu vatanın tüm aklıselim evlatları gibi bekliyorum. Eğer ordu ve devlet gereğini yapamayacak ise işte o zaman sıra biz yurtseverlere gelecek. Ve inanıyorum ki, tarihte örneklerine sıkça rastladığımız destanlarımıza bir Türk Destanı daha eklenecek. Evlatlarımıza bırakacağımız en büyük miras bu olacak: Yeni Kutlu Türk Destanı.</p>
<p><strong> Menderes Kasap, Antalya </strong></p>
<p>Sol demek, emperyalizme karşı çıkmak demektir. Küresel şirketlere karşı, IMF’ye karşı vatanı savunmaktır sol. Gericiliğe, bölücülüğe ve işbirlikçiliğe taviz vermemektir. TÜRKSOLU, Atatürk’ün çizgisini benimsemiştir. Bu konuda TÜRKSOLU dergisi çalışanlarını ve yazarlarını tebrik ederim. Kürtler, geçmişte olduğu gibi bugün de Batılı devletlerin oyunlarına alet olmaktadırlar. Batı, Büyük Ortadoğu hayalini gerçekleştirmek için BOP’u devreye sokmuş, bu çerçevede Kürtleri piyon olarak kullanmaya başlamıştır. Bunları görmemek için ya aptal olmak gerekir, veyahut da bu işten çıkarı olmak. Kürtler hainliklerinden, kalleşliklerinden bir an önce geri dönmelidir. Aksi takdirde kendi açtıkları lağım çukurlarında kendileri boğulacaklardır.</p>
<p><strong> Melih, İstanbul </strong></p>
<p>Sonuna kadar destekliyorum. Ben şu anda Amerika’dayım. İnşallah yakında geleceğim ülkeme. Sizleri sonuna kadar takip ediyoruz ve destekliyoruz. Gün gelecek bunlardan hesap soracağız.</p>
<p><strong> Kasım F. Şahin, Yurtdışı </strong></p>
<p>TÜRKSOLU dergisini tebrik ederim! Çok güzel bir kapak koymuşsunuz. İstila belgeseli de çok güzeldi, gerçekler ortada. Bazıları bu gerçekleri görmezlikten geliyor ama biz bilinçli Türk Milliyetçileri olarak bunları biliyoruz. Atatürkçü Parti iktidara gelecek ve vatan hainleri İmralı’daki teröristbaşı başta olmak üzere işbirlikçi hainler asılacak! Her zaman yanınızdayım. TÜRKSOLU dergisine binlerce selam. Zafer Atatürkçülerin olacaktır. Ne Mutlu Türk’üm Diyene!</p>
<p><strong> M. Serhat Akman, Muğla </strong></p>
<p>İçimden geçenleri kaleme alsam ancak bu kadar yazabilirdim. Aklınıza, fikrinize, elinize sağlık. Fütursuzca bu ülkenin değerleriyle oynayanlar, şehit kanları üzerinde halay çekenler, asla bu yaptıklarınız yanınıza kar kalmayacak. Şu an yaptıklarınız sadece nefretimizi biliyor. Sevgili arkadaşımın dediği gibi bu toprakların da bayramı gelecek. Asla ümitsiz değiliz, bu olanların hepsini yazıyoruz ve hesabını vereceksiniz.</p>
<p><strong> Gürsel Özkan, İstanbul </strong></p>
<p>Kesin ve tek bir cümle ile vermiş olduğunuz uyarıcı ve sert uslubunuzdan dolayı sizleri canı gönülden tebrik ediyrum. Yeni fark ettiğim kuruluşunuzun artık sürekli takipçisi olacağım.</p>
<p><strong> Sinan, Bolu </strong></p>
<p>“Dağa çıkanı da dağdan indireni de hepsini asacağız!” Türkiyem ancak bu şekilde düze çıkar.</p>
<p>“Memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler.”</p>
<p>Günümüzde yaşanan ihaneti Atatürk’ün bu sözlerinden daha güzel ne anlatabilirdi ki?</p>
<p>TÜRKSOLU emekçileri hepinize kucak dolusu sevgi ve selamlar. Yanınızdayız.</p>
<p><strong> Zafer Şahin, Kayseri </strong></p>
<p>Utanç yılları bunlar. Doğuracağım çocuklara bu yılları harf harf anlatabilmek ve bilinçli çocuklar yetiştirebilmek için, bir “Türk Kızı” olarak üzerime düşen görevi yapabilmek için TÜRKSOLU okuyorum. Her şartın karşısında Atatürkçülüğümü koruyorum. Ve bu kahredici utanca rağmen ülkemi çok seviyorum.</p>
<p><strong> Aslıhan, Antalya </strong></p>
<p>Yüreğinize sağlık, kaleminize sağlık. Utancımdan yazabilecek tek şeyim, Kuvva-yı Milliye ordusunda şehit olmaya hazır olduğumdur.</p>
<p><strong> Oğuz Uzun, Yurtdışı</strong></p>
<hr size="1" />
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="11"><img src="http://turksolu.org/252/foto/giris/arsiv_sol.gif" alt="" width="11" height="27" /></td>
<td bgcolor="#eb1c23">
<div>Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R&#8230;</div>
</td>
<td width="11"><img src="http://turksolu.org/252/foto/giris/arsiv_sag.gif" alt="" width="13" height="27" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="11"></td>
<td>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%" bgcolor="#fff4d0">
<tbody>
<tr>
<td colspan="7">
<div>
<p><span style="color:#000000;"><strong><br />
Haber yaparak akılları sıra Türk milletinin TÜRKSOLU&#8217;na saldıracağını düşünmüş zavallılar. İşte milletten bu kadar habersiz olmanın ve işbirlikçiliğin bariz örneği&#8230;<br />
Ellerinde patlamış!<br />
HEPSİNİ ASACAĞIZ!<br />
YAŞASIN TÜRKSOLU!</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Sedef, Samsun<br />
26 Ekim 2009</strong></span></p>
<hr size="1" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="11"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/skyturkvngenc.wordpress.com/9792/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/skyturkvngenc.wordpress.com/9792/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/skyturkvngenc.wordpress.com/9792/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/skyturkvngenc.wordpress.com/9792/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/skyturkvngenc.wordpress.com/9792/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/skyturkvngenc.wordpress.com/9792/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/skyturkvngenc.wordpress.com/9792/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/skyturkvngenc.wordpress.com/9792/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/skyturkvngenc.wordpress.com/9792/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/skyturkvngenc.wordpress.com/9792/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=skyturkvngenc.wordpress.com&blog=1212785&post=9792&subd=skyturkvngenc&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://skyturkvngenc.wordpress.com/2009/11/09/%e2%80%9chepsini-asacagiz%e2%80%9d-sloganina-turk-milletinden-buyuk-destek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">skyturkvngenc</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://turksolu.org/252/foto/giris/arsiv_sol.gif" medium="image" />

		<media:content url="http://turksolu.org/252/foto/giris/arsiv_sag.gif" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Milletimizin tek vücut olması saldırganları korkuttu..!!!</title>
		<link>http://skyturkvngenc.wordpress.com/2009/11/09/milletimizin-tek-vucut-olmasi-saldirganlari-korkuttu/</link>
		<comments>http://skyturkvngenc.wordpress.com/2009/11/09/milletimizin-tek-vucut-olmasi-saldirganlari-korkuttu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2009 13:13:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>skyturkvngenc</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://skyturkvngenc.wordpress.com/?p=9786</guid>
		<description><![CDATA[





Milliyet  ve  Vatan’a  yanıtı            kendi  okurları  verdi :

“ Helal   olsun   TÜRKSOLU ”
Vatan, Milliyet, Radikal ve Ntvmsnbc, internet sitelerinde TÜRKSOLU’na saldıran bir yayın yaptılar. 
Vatan’ın manşeti “Akıllara zarar slogan”, Milliyet’inki “Türk Solu’ndan kanlı urgan”, Radikal’inki “Akla ziyan slogan”, NTV’nin ise “Türk Solu&#8217;ndan tehlikeli çağrı”ydı. Ancak [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=skyturkvngenc.wordpress.com&blog=1212785&post=9786&subd=skyturkvngenc&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><img src="http://turksolu.org/259/foto/04.jpg" alt="" width="675" height="931" /><br />
<img src="http://turksolu.org/259/foto/05.jpg" alt="" width="675" height="931" /></p>
<p><img src="http://turksolu.org/259/foto/06.jpg" alt="" width="675" height="931" /></p>
<p><img src="http://turksolu.org/259/foto/08.jpg" alt="" width="675" height="940" /><br />
<img src="http://turksolu.org/259/foto/07.jpg" alt="" width="675" height="931" /><br />
<img src="http://turksolu.org/259/foto/10.jpg" alt="" width="675" height="931" /></p>
<h3><span style="color:#ffffff;"><em>Milliyet  ve  Vatan’a  yanıtı            kendi  okurları  verdi :</em><br />
</span></h3>
<h2><span style="color:#ffffff;"><em>“ Helal   olsun   TÜRKSOLU ”</em></span></h2>
<p><strong>Vatan, Milliyet, Radikal ve Ntvmsnbc, internet sitelerinde TÜRKSOLU’na saldıran bir yayın yaptılar. </strong></p>
<p>Vatan’ın manşeti “Akıllara zarar slogan”, Milliyet’inki “Türk Solu’ndan kanlı urgan”, Radikal’inki “Akla ziyan slogan”, NTV’nin ise “Türk Solu&#8217;ndan tehlikeli çağrı”ydı. Ancak bu haberlere gelen yorumların büyük çoğunluğu TÜRKSOLU’nu kutluyor ve destekliyordu. O kadar ki, Vatan ilk 5-10 yorumdan sonra mesaj bölümünü kapattı ve yorumları sildi. TÜRKSOLU’nu “akıllara zarar” olmakla suçlayan bu sitelere soruyoruz: Bizi destekleyen kendi okurlarınız için de böyle manşet atabilir misiniz? Biz bir örnek verelim: “Milliyet okurundan akıllara zarar slogan!” Bu internet sitelerindeki okur yorumlarının bir kısmını aktarıyoruz:</p>
<p><strong>Yanlış olan nedir? </strong><br />
Vatanını seven herkesin içinden geçenlere tercüman olmuşlar. Ne alakası var sağınan solunan önünen arkayınan. Helal olsun o başlığı atana. Her babayiğidin yazamayacağını yazmışlar.</p>
<p><strong> Zorunuza mı gidiyor? </strong><br />
Teröristleri asmak zorunuza mı gidiyor?</p>
<p><strong> İşte Türkiye’nin ihtiyacı bu </strong><br />
Türkiye Cumhuriyeti’nde idamın geri gelmesi gerekir. İnsan hakları dedikleri şey bizde farklı kullanılıyor. Suçlu isen hele de vatana ihanetse asılmalısın.</p>
<p><span id="more-9786"></span></p>
<p><strong>Helal<br />
</strong>Solcu veya sağcı önemli olan vatan birliği. Bu vatan için bunu söyleyebiliyorlarsa helal olsun&#8230;</p>
<p><strong> Neden tüyleriniz ürperdi? </strong><br />
Dağdaki teröristler kardeşlerimizi öldürürken hiç ürpermedin mi? Bunlara yataklık yapanları duydukça ürpermiyor musun? Bu ülkeyi kaderine terk etmeyecek Atatürkçü sol gençlik var. Zorunuza gitse de gitmese de&#8230;</p>
<p><strong> Ne yapalım? </strong><br />
Vatan hainlerini, Türk askerini öldürenleri, kundaktaki bebeğe kurşun sıkanları ne yapalım?</p>
<p><strong> Türk Solu </strong><br />
Adamlara helal olsun lafı ağızlarında eveleyip geveleyip durmuyorlar, ne yapacaklarını açık seçik ortaya koyuyorlar. Onlar en azından saflarını belirlemişler.<br />
Ya sizler? Ortalıkta tenis topu gibi dolaşanlar?<br />
Size ne demeli?</p>
<p><strong> Tek dil tek bayrak<br />
</strong>Asmak kelimesi ne kadar tüylerimi ürpertse de gereken buysa yapılmalıdır. Kimse vatanın bütünlüğünü bozamaz.<br />
Tek Dil, Tek Din, Tek Bayrak!!                   Ne mutlu Türk’üm diyene!!</p>
<p><strong> Her şey vatan için </strong><br />
Valla solu takdir ettim ilk kez. Zaten böyle durumlarda sağ sol olmaz, her şey vatan içindir.</p>
<p><strong>Çiçek vermek mi normal<br />
</strong> Çiçek verip alkışlayınca normal geliyor da eli kanlı teröristi asacağız deyince mi anormal geliyor?          Farklı bir boyuttan bakalım. Bu ülkede idam cezası kaldırıldı; fakat o kadar pis ve adi işler yapan insanlar oldu ki bunların idamı kadar normal bir şey yoktur. Örneğin onlarca sivilin ölmesine neden olan PKK’lı bombacılar gibi ya da küçük bir kıza tecavüz edip öldüren insanlıktan nasibini almamışlar gibi. Bence suçlulara hak ettiğinden fazlasını ya da eksiğini vermek adaletsiz bir tutum olur. Devletin suçlu insanlara gereken cezayı vermemesi insanların vicdanını rahatsız eder ve adalet arayışı içine girer, ya legal ya da illegal.</p>
<p><strong> İş varmış<br />
</strong> Türk Solu’nda iş varmış.</p>
<p><strong> İşte özlediğim, vatanını seven sol<br />
</strong> Ülkesi için bölücülere karşı çıkanların sesi olan bu yayını bundan sonra devamlı takip edeceğim.</p>
<p><strong> Bildiğim bir şey var<br />
</strong> Otuz yıldır bildiğim bir şey varsa o da bu memleketin gerçek milliyetçilerinin solcular olduğudur. Irkçılık ayrı bir şey.</p>
<p><strong> Mevzubahis vatansa<br />
</strong> “Mevzubahis memleketse gerisi teferruattır.” Yapılması gereken bellidir. Yöntemler tartışılabilir.</p>
<p><strong> Ben de artık böyle düşünüyorum<br />
</strong> Bu kadar gerginlik bunu getirir. Ben de artık böyle düşünüyorum. Artık uykumuz kaçtı.</p>
<p><strong> Helal olsun&#8230; </strong><br />
Nihayet yürekli birileri çıktı, canı gönülden tebrik ederim. Sonuna kadar arkanızdayız.</p>
<p><strong> Suç cezasız kalmamalı<br />
</strong> Adamlar doğru söylemiş. Halkın hislerine tercüman olmuşlar.</p>
<p><strong> Tebrikler </strong><br />
Arkadaşlarım, neyi eleştiriyosunuz? Dağdan inen ben pişman değilim diyor, yasadan yararlanmayacağım diyor; biz adamları serbest bırakıyoruz, kucak açıyoruz. Adamlar da kendi fikirlerini söylemiş: “Dağa çıkanı, dağa çıkaranı dağdan indireni de asacağız!” Helal olsun tebrikler. Ben yıllardır sağcıyım ama eğer sol bu ise solcu olmaya razıyım.</p>
<p><strong>Çok doğru!!<br />
</strong> Sonuna kadar sol.</p>
<p><strong>PKK! </strong><br />
Terörün sağı solu olmaz. Bu illet hepimizi yakmadı mı? Bombalar patlarken sağcı ölüyor da solcu ölmüyor mü? Böyle tepkiyi herkes vermeli bu ülkedeki. Niye şaşırılıyor anlamadım.</p>
<p><strong>Türksolu</strong><br />
Türksolu “kafatası milliyetçiliği” yapanlardan daha vatanperverdir.</p>
<p><strong> Yorum kolay </strong><br />
Kendine milliyetçi diyenler Türk Solu grubundan biraz ders alsın. Okuyun, tanıyın, sonra bir daha yorum yazın!!</p>
<p><strong> Yaşasın milliyetçi sosyalizm!<br />
</strong> Türkiye’yi, Türk Milleti’ni sevmek Arapça slogan atmaktan başka bir şey bilmeyen sağcıların tekelinde olamaz. Kalbimiz sizinle.</p>
<p><strong>İnşallah</strong><br />
Hadi kolay gelsin.</p>
<p><strong> Süpersiniz </strong><br />
Türk Solu, süpersiniz. Bir urgan da benden.</p>
<p><strong>Yazık</strong><br />
Teröristi asmak ne zamandan beri ırkçılık oldu&#8230;</p>
<p><strong> Ben Türk sağıyım; ancak sizinle göğsüm kabardı. </strong><br />
Keşke Türk Sağı da Türk Solu kadar cesur olabilse.</p>
<p><strong> PKK’lı yapınca özgür ifade<br />
</strong> PKK’lılar çıkıp pişman değiliz, gene yaparız deyince özgür ifade oluyor, adamlar teröristi asalım deyince suçlu&#8230;</p>
<p><strong> Helal olsun size<br />
</strong> Alkışlıyorum.</p>
<p><strong> Solcular asılırken </strong><br />
Solcular üstelik yaşı büyültülüp asılırken akla ziyan olmuyor mu?</p>
<p><strong> Saygı duymalıyız </strong><br />
PKK’nınki demokrasi ise bunların yaptığı da demokrasi&#8230; Saygı duymalıyız.</p>
<p><strong> Sol milli olmalı<br />
</strong> Solcu olmak Marksist olmayı gerektirmez. Sol gayet milli olabilir. Irkçılık insanları ırkına göre ayırmaktır. Oysa bu dergi “Ne mutlu Türk’üm diyene” sözünü benimser. Marksistler derler ki “Kapital’de şu yazıyor.” Kapital’i tanıyan kim? Bizim için önemli olan Atatürk ilke ve devrimleridir; Marks değil.</p>
<p><strong>Güzel</strong><br />
Bence bir mahsuru yok.</p>
<p><strong> Destekliyorum </strong><br />
Türksolu’nu kutluyor, düşüncelerini sonuna kadar destekliyorum.</p>
<p><strong> Hak ettiler<br />
</strong> Bu milleti bölmeye çalışanların hak ettiği budur bence.</p>
<p><strong> Ne var yani?<br />
</strong> Doğru söze ne denir?</p>
<hr size="1" />
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="11"><img src="http://turksolu.org/252/foto/giris/arsiv_sol.gif" alt="" width="11" height="27" /></td>
<td bgcolor="#eb1c23">
<div>Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R&#8230;</div>
</td>
<td width="11"><img src="http://turksolu.org/252/foto/giris/arsiv_sag.gif" alt="" width="13" height="27" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="11"></td>
<td>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%" bgcolor="#fff4d0">
<tbody>
<tr>
<td colspan="7">
<div><span style="color:#000000;"><strong>Bugün Türk&#8217;ü temsil eden bir tek TÜRKSOLU varsa, tüm saldırıların da TÜRKSOLU&#8217;na yapılması kadar normal birşey olamaz.<br />
Bugün TÜRKSOLU&#8217;na güya saldırmaya çalışan zavallılara gelince&#8230;<br />
Hümanist olmak için evvela insan olmak gerekir.<br />
Bebek katilerini, ırkçıları, kan dökücüleri savunmayı hümanizmlerinin neresine sığdırabiliyorlar aklım almıyor?<br />
Bunu bir de sol adına yapmıyorlar mı&#8230; Güya eşitlikçidirler, özgürlükçüdürler, kardeşliği ağızlarından düşürmezler. Bütün bu kavramlar ellerinde kirleneli çok oldu.<br />
İdama gelince&#8230; Sorsunlar bakalım Türk milletine idama karşı mı değil mi? Gelen destek mesajları da ortada. Ama soramazlar&#8230; Sormazlar!<br />
GÜCÜNÜ TÜRK MİLLETİNDEN ALAN, BU TOPRAKLARIN SOLU TÜRKSOLU&#8217;nun arkasındayım.<br />
Atasına layık her Türk gibi!</strong></span><span style="color:#000000;"><strong>Tuğrul, Antalya<br />
9 Kasım 2009</strong></span>
<p>&nbsp;</p>
<hr size="1" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/skyturkvngenc.wordpress.com/9786/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/skyturkvngenc.wordpress.com/9786/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/skyturkvngenc.wordpress.com/9786/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/skyturkvngenc.wordpress.com/9786/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/skyturkvngenc.wordpress.com/9786/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/skyturkvngenc.wordpress.com/9786/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/skyturkvngenc.wordpress.com/9786/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/skyturkvngenc.wordpress.com/9786/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/skyturkvngenc.wordpress.com/9786/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/skyturkvngenc.wordpress.com/9786/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=skyturkvngenc.wordpress.com&blog=1212785&post=9786&subd=skyturkvngenc&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://skyturkvngenc.wordpress.com/2009/11/09/milletimizin-tek-vucut-olmasi-saldirganlari-korkuttu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">skyturkvngenc</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://turksolu.org/259/foto/04.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://turksolu.org/259/foto/05.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://turksolu.org/259/foto/06.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://turksolu.org/259/foto/08.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://turksolu.org/259/foto/07.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://turksolu.org/259/foto/10.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://turksolu.org/252/foto/giris/arsiv_sol.gif" medium="image" />

		<media:content url="http://turksolu.org/252/foto/giris/arsiv_sag.gif" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Nefes &#8212; Vatan Sağolsun</title>
		<link>http://skyturkvngenc.wordpress.com/2009/11/09/nefes-vatan-sagolsun/</link>
		<comments>http://skyturkvngenc.wordpress.com/2009/11/09/nefes-vatan-sagolsun/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2009 12:58:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>skyturkvngenc</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://skyturkvngenc.wordpress.com/?p=9773</guid>
		<description><![CDATA[Çok  önemli  bir  film :  “Nefes  /  Vatan  Sağolsun” 








Gerçekten de PKK’ya karşı özellikle 93 yıllarında verilen savaş; kendine özgü kurallarıyla o savaşın içerisinde yer alanlar için bambaşka ve olağanüstü zorluklar, korkular ya da fedakârlıklar içermişken ve başlı başına bir kurtuluş savaşı niteliğine bürünmüşken, acaba Türk halkı içerisinde kaç kişi bunun ayırdında olabilmiş veya oradaki [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=skyturkvngenc.wordpress.com&blog=1212785&post=9773&subd=skyturkvngenc&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><h2><span style="color:#ffffff;"><em>Çok  önemli  bir  film :  “Nefes  /  Vatan  Sağolsun” </em></span></h2>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="5" width="30%" align="right">
<tbody>
<tr>
<td>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="5" width="50%">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://turksolu.org/259/foto/nefes-filmi.jpg" border="1" alt="Nefes" hspace="5" vspace="5" width="214" height="165" /></p>
<p style="text-align:right;"><strong>Gerçekten de PKK’ya karşı özellikle 93 yıllarında verilen savaş; kendine özgü kurallarıyla o savaşın içerisinde yer alanlar için bambaşka ve olağanüstü zorluklar, korkular ya da fedakârlıklar içermişken ve başlı başına bir kurtuluş savaşı niteliğine bürünmüşken, acaba Türk halkı içerisinde kaç kişi bunun ayırdında olabilmiş veya oradaki kahramanların hissiyatını empatik bir şekilde içselleştirebilmiştir? İşte bu film; verdiği bu mesajlar ve çarpıcı sahneleriyle bu gerçekleri gündeme taşıması açısından çok önemlidir.</strong></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h3><span style="color:#ffffff;"><em>Yılın  en  dikkat çeken  filmi :  Nefes</em></span></h3>
<h2><span style="color:#ffffff;"><em>Evet.  Bu  film  muhakkak  izlenmeli.</em></span></h2>
<h3><span style="color:#ffffff;"><em>Hatta bir kere yetmez. Birkaç  kez  izlenmeli.</em></span></h3>
<p>Neden izlenilmeli? Çünkü, toplumsal ve kültürel alanların vıcık vıcık Kürtçü, işbirlikçi ve küreseselci ürünlerin istilâsına uğradığı bir dönemde ulusalcı çizgideki böyle yapıtlara piyasalarda rastlayabilmek çok zor olduğu için bu tür üretilere dört elle sarılmak bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır da ondan izlenilmeli&#8230;</p>
<p>Bu film hamâsi anlamda &#8220;Vatan, millet, Sakarya!&#8221; edebiyatı bağlamında bir film değildir. Sinema teknikleri açısından da yetkin bir filmdir. Kurgu, çekim, oyuncu seçimi, senaryo, rol ve reji kalitesi çok başarılı noktalardadır. Hele mekân seçimi son derece isâbetli yapılmıştır. O mekân öyle bir mekândır ki, bir taraftan PKK’lı katillerle gerçekleştirilen savaşın nasıl olağanüstü zor doğa koşullarında yapıldığını gösterirken, diğer taraftan sadece bulutların, rüzgâr sesinin, soğuğun, erişilmez dağ zirvelerinin, boz kayalıkların ve kardelen çiçeklerinin şâhitliğindeki yalnızlık atmosferini de çok iyi yansıtmıştır. O mekân aynı zamanda, kimsesizlik ortamındaki savaş psikolojisinin insani korkularını körükleyen görsel boyutları da ortaya koymaktadır. Yine o mekânın vurguladığı diğer bir nokta; 93 yıllarında avantajlı duruma geçen PKK ile mücadelede karakol seçimlerinin yanlışlığıdır.</p>
<p>Filmde PKK ile savaşın çocuk oyuncağı olmadığı çok gerçekçi bir biçimde verilmiştir. Yüzbaşının filmin başında karakol komutanı Asteğmeni yatağından kaldırarak ve kasaturasını metal kaba vurarak savaşın gerçeklerini anlatması çok etkileyicidir. Çünkü, daha yoldayken saldırıya uğramışlar ve en sevdiği Astsubayını Kanas kurşunuyla kaybetmiş ve savaşın gerçek yüzüne çok kısa bir süre önce bir kez daha şâhit olmuştur. Yine aynı Yüzbaşının içtima sırasında, karakol mangasındaki askerlere askerliğin kurallarına uymadıkları takdirde başlarına ne geleceğini ailelerini de işin içerisine katarak kafalarına sokmaya çalışması, savaşın şaka olmadığının gösterilmesi açısından çok önemli sahnelerden biridir. Hele son çatışma sahneleriyle gözler önüne serilen silah cayırtıları, roket infilâklarıyla yangınları, gencecik ve tecrübesiz vatan evlatlarının hiç beklemedikleri anda karşılaştıkları âni saldırı ve savaşın gerçek yüzü karşısında girdikleri şoklar, uzuvlarının kopması da dâhil olmak üzere aldıkları yaralar, çatışmalar sırasında bir canlı bombanın karakola girerek intiharı ile birlikte ortalığın kan gölüne çevrilmesi ve o ortamdaki çılgınlık derecesindeki kaos, bu savaşın vehâmeti yanında onun bir atari oyunu olmadığı gerçeğini de çok etkileyici bir şekilde zihinlere ve vicdanlara kazımıştır. Bütün bu görsel anlatımlar “Nefes” filmiyle; gerek çekim teknikleri, gerek makyaj, gerek kurgu, gerek oyuncuların rol becerileri ve gerekse yönetmenin ustalığı açısından son derece başarılı şekilde beyazperdeye aktarılmıştır.</p>
<h3><span style="color:#ffffff;"><em>Asker,  kimin  için  savaşıyor  farkında  mıyız..?!!!</em></span></h3>
<p>Evet! Gerçekten de PKK’ya karşı özellikle 93 yıllarında verilen savaş; kendine özgü kurallarıyla o savaşın içerisinde yer alanlar için bambaşka ve olağanüstü zorluklar, korkular ya da fedakârlıklar içermişken ve başlı başına bir Kurtuluş Savaşı niteliğine bürünmüşken, acaba Türk halkı içerisinde kaç kişi bunun ayırdında olabilmiş veya oradaki kahramanların hissiyatını empatik bir şekilde içselleştirebilmiştir? İşte bu film; verdiği bu mesajlar ve çarpıcı sahneleriyle bu gerçekleri gündeme taşıması açısından çok önemlidir.</p>
<p>Dedik ki, bu iç acıtıcı gerçeklerden Türkiye’de acaba kaç kişi haberdardı? İşte bu filmde bu da bir mesaj olarak sunuluyordu. Bir sahnede Asteğmenlerden biri İstanbul’daki kız arkadaşıyla telefonla konuşurken kız arkadaşı “bencilce” bir yaklaşımla Asteğmenin yanında olmamasından dolayı sıkıldığını, kendisinin dağlarda savaşmasının nedeninin kız arkadaşının huzur içinde evinde uyumasını sağladığı söyleminin artık kendisini doyurmadığını ve kendisini kesmediğini, o yüzden de ayrılabileceğini ifade ediyordu. Hatta bunun arkasından gelen sahnede Yüzbaşı diğer iki Asteğmenin de içinde olduğu grupla konuşurken, aynı Asteğmene önce kız arkadaşının nerede yaşadığını soruyordu. İstanbul yanıtını aldıktan sonra da ona karşı, o tür kızların kendini aldatabileceği çünkü, onların kendilerinden ve ihtiyaçlarından başka bir şey düşünmediklerini belirten bir söylemi oluyordu. Buradaki ana fikir; büyük şehir yaşam tarzının ve bu yaşam tarzını benimsemiş insanların “pragmatizmini” ve “egosantrizmini” dile getirmeye yönelik bir anlam üzerineydi. Yine PKK’ya karşı verilen savaşta medyanın duyarsızlığını ön plana çıkaran replik, Yüzbaşının içtima konuşmasında erlere yönelik söylediği “Oğlum, senin ölümünün medyadaki değeri 45 saniyelik bir görüntüdür.” cümlesinde yatıyordu. Bu cümlenin kafasında yer etmiş olduğu bir er; sahnelerden birinde arkadaşına, esprili bir şekilde; “Ben saat tuttum, şehidin televizyonda görünme süresi komutanın söylediği gibi 45 saniye değil, 56 saniyeymiş.” diyerek medya umursamazlığıyla ilgili mesaja kinâyeli bir yaklaşımla katkı vermiş oluyordu.</p>
<p><span id="more-9773"></span></p>
<p>Toplum tarafından anlaşılmaları sağlanamamış bu yalnız kahramanların hayal kırıklıklarıyla ilgili olarak filmin baş rol oyuncusu Yüzbaşının başka bir repliğinde ise, terhis olanlara yönelik; “Buradan ayrıldıktan sonra sevgilinizin veya karınızın omzunda bir süre daha ağlayarak buraları anacak, fakat daha sonraları buradaki yaşanmışlıkları ve yaşanmakta olanları aklınıza getirmeyeceksiniz.” anlamında bir sitem de yer alıyordu.</p>
<p>Bu bağlamda bir sahneye daha değinmek gerekiyor. Orada da Yüzbaşının esas mesleği bankacılık olan Asteğmene <em>“Ben ev almış olsam benden de ipotek ister miydin?” </em>sorusuna karşılık verilen “Evet!” yanıtından sonra <em>“Benim verecek ipoteğim sadece dağlar olabilir!”</em> şeklinde verdiği karşılık da çok şey ifade eder nitelikteydi. Öyle ya! Ömrü dağlarda “vatanı kurtarmakla” geçmiş bir savaşçının verebileceği başka bir ipotek türü olabilir miydi ki? Ya da bu insanlardan, yani hayatını Türk toplumunun varlığı, rahatı ve huzuru için fedâ etmiş insanlardan bir ipotek esirgenemez miydi?</p>
<h3><span style="color:#ffffff;"><em>Türk  toplumu  vatan  evlatlarına  sahip  çıkamadı</em></span></h3>
<p>Ne yazık ki, Türk toplumu, o asil insanları yeteri kadar anlayamadı ve sahip çıkamadı. Onlara sahip çıkılmasını önlemek için her türlü aracı ve satılıkları kullanan sömürgecilerin oyunlarına geldi.</p>
<p>Bu film, gerçekten de tek başına bir başyapıttır.</p>
<p>Vermek istediği mesajlar çok fazladır ve çok anlamlıdır.</p>
<p>Bunlardan en önemlilerinden biri de, doktorun şahsında her şeyi bildiğini zanneden “okumuşlara” verilmiş olanıdır.</p>
<p>Evet “Hipokrat yemini” önemlidir. Evet “Hümanizma” yaşam felsefemizin başlıca kılavuzlarından biri olmalıdır. Hatta, sıralamada birinci sırada yer almalıdır. Ancak, savaşın da kanunları ve o kanunların uygulayıcı uzmanları vardır. Bu kanunlara uyulmaz ve uygulayıcıların uzmanlıklarına güvenilmezse savaş kazanılamaz. Çünkü karşı taraf olan PKK katilleri en acımasız ve kuralsız savaş taktiklerini uygulamaktadırlar. Savaş kazanılmayınca da “Toplum nefes alamaz.”</p>
<p>Filmin en etkileyici finâl sahnelerinden birinde, Yüzbaşı, doktoru yatağından kaldırır. Daha önce, yaralanmış bir kadın PKK’lının sorgulanma yöntemleri konusunda doktorla aralarında, doktorun boğazının sıkılması noktalarına kadar varan bir sürtüşme yaşanmıştır. Doktor derin uykusundan kaldırıldığında ayakları çıplaktır. Oysa o saatte Yüzbaşı, savaş kurallarına göre yetiştirilmiş bir uzman olarak, hâlâ postallarıyladır ve âni bir baskına hazır durumdadır. Çünkü savaş kanunları onun sımsıcak yatağında mışıl mışıl uyumamasını, postallarını çıkarmayarak ve her an baskına hazır vaziyette tetikte olmasını gerektirmektedir.</p>
<p>Aynı çıplak ayaklı durum, filmin başında yüzbaşı karakol komutanı Asteğmenin odasına elini kolunu sallayarak girdiğinde de yaşanmıştır. O zaman da o Asteğmen tatlı rüyalı uykusundan kaldırıldığında çıplak ayaklarla yere basarken onun koğuşuna hiçbir direnme ile karşılaşmadan girmiş olan Yüzbaşı savaş kıyafetiyledir ve oraya gelirken iki askerini kaybetmiş durumdadır. Yüzbaşı çıplak ayaklı karakol komutanına şunu söyler:</p>
<p>“Benim yerimde PKK’lı da olabilirdi ve sen ölmüş olurdun!&#8230;”</p>
<h3><span style="color:#ffffff;"><em>“Ya  nefes  alırsın  ya  da  nefes  verirsin”</em></span></h3>
<p>Fakat Yüzbaşının “gerçeklerden habersiz okumuşları” temsil eden çıplak ayaklı “Asteğmen doktora” söyledikleri filmin en çarpıcı ve etkileyici sahnelerinden birinde yer almaktadır. Replik söyledir: <em>“Sen (yani gerçeklerden uzak entellektül) benim sayemde NEFES alıyorsun! Savaşın kuralları farklıdır. Gecelerden en uzun olanında (yani çatışma gecelerinde) ya nefes alırsın, ya nefes verirsin! İkisinin ortası yoktur!&#8230;” </em></p>
<p>Gerçekten de Yüzbaşı haklıdır. Bizlere nefes veren, kendisinin de dâhil olduğu o büyük kahramanlardır. Bizleri bırakın; onları yerden yere vuran, haklarında söylemediklerini bırakmayan, onları malûm savcılara gammazlayan dışarıdan kumandalı sözde entellektüeller bile nefes alışlarını onlara borçludurlar.</p>
<p>Yine filmde bu konu ile ilgili bir sahne vardı ki, çok önemlidir. Burada, filmin sonlarına yakın Yüzbaşı yaralanır. Doktor onu tedavi etmek için çarşafı üzerine çekip tedavi maksadıyla el fenerini açar. Yüzbaşı ısrarla bağırmaktadır “ışığı söndür, ışığı söndür!” diye. Çünkü savaşta kural, “ışıksız ortamın” önemidir. Yani, Yüzbaşı için geçerli olan kendi yarası değil, savaşın kurallarıdır. Bu arada dürüst bir kişi olarak doktor da bağlı olduğu “Hipokrat yeminine” sadık kalmaktadır.</p>
<p>Fakat, o sahnenin finâli hem doktorun hem de Yüzbaşının karakola giren PKK’lı tim lideri tarafından öldürülmesi ile sonuçlanmaktadır. Belki de sebep, açılmaması gerektiği hâlde açılan el feneridir. Bu sahne ile ilgili çok genel bir yorum yaptığımızda şunları söyleyebiliriz; Savaş kurallarına ve uzmanlarına saygı gösterilmemesi; aymaz entellektüellerin kendilerinin de nefes almalarını sona erdirecektir.</p>
<p>Ama onların dünya gerçeklerinden habersiz bir şekilde bu kahramanları dışarıdan kumandalı davalarla nefes alamaz hale getirmeleri, PKK’lı “Doktor” kod adlı teröristin Yüzbaşı ve TSK mensubu doktor Asteğmenin her ikisini de birlikte öldürmesi gibi son tahlilde sadece ve sadece emperyalistlere ve onların emrindeki Kürtçülere yarayacaktır. Yok edilen kahramanlardan sonra topluma nefes aldıracak başka kahramanlar bulmakta mümkün olamayacaktır.</p>
<p>Bir başka mesaj da aynı bağlamda Savcılara yöneliktir. Filmin başlarındaki bir sahnede vurulan Orhan Astsubay ve diğer er için zabıt tutan Savcı sivil kıyafetledir ve bir ara buzda ayağı kayar. Onu hemen yakalayarak düşmesini önleyen ise yanındaki komando askerdir. Yani denilmektedir ki, ey Savcı bey; “Bak bu olumsuz şartlarda sen ayakta duramazken ben buralarda savaşıyorum. Ve seni düşerken tutan, bir başka ifade ile sana nefes aldıran benim. Sen ise, açtığın davalarla seni düşmekten kurtaranı yok ediyorsun.”</p>
<h3><span style="color:#ffffff;"><em>Teröristle  savaşan  Mehmetçiğin  yaşamından  gerçekçi  bir  kesit</em></span></h3>
<p>Tabii filmin çok uzun bir bölümünde, ülkenin dört bir tarafından gelen; içerisinde Kürt kökenlisi, dindarı da bulunan; o yaşların canlılığı, umursamazlığı ve tecrübesizliği içerisinde hata yapmaya müsait pırıl pırıl, yaşam dolu, güler yüzlü, esprili ve coşkulu neşeli vatan evlatlarının o kervan geçmez kuş konmaz karakoldaki bir aile gibi olmuş yaşamları betimlenmektedir. Bu ana-baba kuzularının özlemleri, sevdaları, ailelerinin ve özellikle anneciklerinin onlara düşkünlükleri, özel sorunları, hayal kırıklıkları, doğal korkuları zaman zaman içerisine esprili anlatım tekniklerinin de monte edildiği bir biçem ile beyazperdeye aktarılmaktadır.</p>
<p>Filmin sonunda ise tüm bu masumiyeti simgeleyen güzelliklerin sahibi gencecik fidanlar bizlere “Nefes” aldırma uğruna yok olup gitmektedirler.</p>
<p>İşte bu film, bu gencecik kahramanların insanî profilini gözler önüne sererek “toplumun nefes alması” uğruna kimlerin feda edildiğinin anlaşılmasını sağlamaktadır.</p>
<p>Hatta bir boyutuyla bu tür savaşların bu gencecik ve tecrübesiz insanların işi olmaması gerektiği, bunların üstesinden ancak profesyonellerin gelebileceği anlatılmak istenmektedir.</p>
<p>O vatan evlâtlarının içerisinde yer almış olan devletten yana olan Kürt kökenli gencin de en az diğerleri kadar kıymetli olduğu özellikle vurgulanmaktadır. Onun değerini ortaya koyan replikte o genç, Yüzbaşının kendisini izine göndereceğini söylemesi üzerine şöyle karşılık vermektedir; “Komutanım, ben seninle geldim, seninle giderim…” Nitekim, ölüme de birlikte gitmektedirler.</p>
<p>Filmin üzerinde döndüğü Komando Yüzbaşının psikolojik karakterinin analizi de çok önemli mesajlar içermektedir. Acaba TSK’nın o asil subayı, son dönem yandaş Kürtçü ve işbirlikçi medya kalemşörlerinin, sahte aydınların ya da ipi dışarıda olan politikacıların lanse ettiği gibi “Faşist, acımasız, her türlü yolsuzluğa bulaşmış” bir asker midir? Hayır!&#8230; Zaten olamaz da&#8230; Onun özünde derin bir sevgi vardır. Bu sevgi yüzünden askerlerine savaşın kurallarını hatırlatma konusunda serttir, ödünsüzdür. Çünkü, onları çok sevmektedir. Sevdiği birçok dostunu bu savaşta kaybetmiştir ve onların acısını yüreğinin derinliklerinde hissetmektedir. Askerlerinin ölmesini istememektedir. O vatanına da büyük bir aşkla bağlıdır. O kadar ki, bu aşk yüzünden hayatını dağlarda, ovalarda terörist peşinde koşarak hebâ etmiştir ve bundan şikâyetçi değildir. Bu savaş ortamının yarattığı “sert adam” tipinin gereklerinden dolayı eşine “seni seviyorum” demeye bile utanmıştır. Savaş şartlarının yarattığı korkular onda “çocuğunun olmasını engelleyecek” psikolojik travmalar yaratmıştır. Kendi yaşamını ve bireysel ihtiyaçlarını hep bir kenara atmıştır. Karakolda eşi ile telefonda bile konuşabilecek özgürlüğe sahip değildir. Çünkü araya hep telsizle terörist lideri girmekte ve çok seyrek gerçekleşen bu özel anları rezil etmektedir. Oysa o kadar çok yalnızdır ve sevgiye ihtiyacı vardır ki&#8230; Nitekim, filmin son sahnelerinde eşine yazdığı ve ona olan özlemiyle gereksinimini dile getirdiği mektup muhteşem bir “aşk serenadı”dır. Bu mektup, inanılmaz bir duygu yoğunluğunun ifadesidir. Evet! O bir savaşçıdır ama, aynı zamanda insandır da&#8230; Hem de bir liderdir. En zor olanı da budur. 40 kişinin hayatı ona bağlıdır. Bu ana-baba kuzularını korumak için savaş kurallarına uymak ve sert olmak zorundadır. Ama diğer taraftan insan olarak onun da insanî intiyaçları bulunmaktadır. Gel gelelim bu ihtiyaçlarını hep geri plana atmak mecburiyetindedir. Bütün bunları, bir insanın kişiliğinde harmanlayabilmesi çok, ama çok zor bir iştir.</p>
<h3><span style="color:#ffffff;"><em>Mehmetçiğin  kahramanlığını  ve  fedakârlığını  anlatan  film</em></span></h3>
<p>Filmin en özel bölümlerinden biri de terörist tim komutanı ile Yüzbaşı arasındaki restleşmedir. 93 dönemi, PKK’nın avantaj kazandığı bir dönem olduğu için “Doktor” kod adlı terörist hâkim durumda bulunduğu o alanda kendine güvenmekte ve Yüzbaşıya sürekli olarak “evine dönme” uyarısında bulunmaktadır. Fakat Yüzbaşı her defasında aynı kararlılıkla onun restini görmekte ve cesaretle ona meydan okumaktadır. Hem de öleceğini bile bile&#8230; Nitekim, öldürülürken dahi meydan okumaya devam etmiş ve bir kerecik olsun gözünü kırpmamıştır. Bu, Türk toplumuna “Nefes” aldıran özel insanların cesaretlerinin en önemli kanıtlarından biridir.</p>
<p>Evet ne acıdır ki, Türk toplumu bu kahramanları anlayamadığı ve haklarını teslim edemediği gibi örselenmelerine de seyirci kalmıştır.</p>
<p>Filmin en son sahnesinde de çarpıcı mesajlar vardır. Çatışma bitmiş, gün doğmuş ve teröristler ölülerini bırakarak kaçmışlardır. Ama karakol teslim alınamamıştır. 3 Türk komandosu hâlâ dimdik ayaktadır. Hem de PKK’nın 93 yılındaki en avantajlı durumlarına karşın…</p>
<p>Hele, Atatürk’ün büstünü temizlemekle görevli erin kaidesinden düşmüş büstü büyük bir sevgiyle yerine koymak üzere kucaklaması tam da finâle yakışan bir sahne olmuştur. Bu arada üzerinde “Ne mutlu Türk’üm diyene!” yazılı kaidenin onca çatışmaya ve ölüme rağmen hafif yan yatmasının dışında hâlâ ayakta duruyor olması da birilerine yönelik mânidar bir mesaj olarak yorumlanmalıdır.</p>
<p>Finâldeki diğer bir sahnede ise; sağ kalan komandolardan birinin, arkadaşlarının hepsine yakınını kaybetmesine ve savaş ortamının ruh haline karşın sağ ele geçirilmiş teröristi öldürmekten kaçınması söz konusu edilmiştir. Bu sahne, TSK’daki derin “hümanizma” etiğinin en güzel ifadelerinden biri olarak kabul edilmelidir.</p>
<p>Gerçekten de, bu filmin ortaya çıkmasında katkıları olan herkes, yürekten kutlanmalıdır. Çok önemli bir başlangıç yapmışlar ve iş başarmışlardır. Helâl olsun onlara!&#8230;</p>
<p>Bu arada bu filmin, film teknikleri açısından Oliver Stone’un “Müfreze” ve Clint Eastwood’un “Iowa Jima’dan Mektuplar” kalitesinde ve ayarında bir film olduğunu da teslim etmemiz gerekiyor.</p>
<h2><span style="color:#ffffff;"><em>Tüm  emek  verenlerin  ellerine  sağlık..!!!</em></span></h2>
<p>Peki, bu filmi teslimiyetçilere, işbirlikçilere, kimliksizlere, Kürtçülere, onursuz ve gurursuz olanlara tavsiye edebilir miyiz?</p>
<p>Ben şansen etmem!</p>
<p>Çünkü, onlara ağır gelir ve bünyeleri kabul etmez.</p>
<p>Büyük ihtimâlle de ishâl olurlar.</p>
<h3><span style="color:#ffffff;"><em>Eser Özaltındere</em></span></h3>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/skyturkvngenc.wordpress.com/9773/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/skyturkvngenc.wordpress.com/9773/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/skyturkvngenc.wordpress.com/9773/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/skyturkvngenc.wordpress.com/9773/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/skyturkvngenc.wordpress.com/9773/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/skyturkvngenc.wordpress.com/9773/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/skyturkvngenc.wordpress.com/9773/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/skyturkvngenc.wordpress.com/9773/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/skyturkvngenc.wordpress.com/9773/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/skyturkvngenc.wordpress.com/9773/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=skyturkvngenc.wordpress.com&blog=1212785&post=9773&subd=skyturkvngenc&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://skyturkvngenc.wordpress.com/2009/11/09/nefes-vatan-sagolsun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">skyturkvngenc</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://turksolu.org/259/foto/nefes-filmi.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Nefes</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Milletimizin Önlenemez Şahlanışı..!!!</title>
		<link>http://skyturkvngenc.wordpress.com/2009/11/09/milletimizin-onlenemez-protestosu/</link>
		<comments>http://skyturkvngenc.wordpress.com/2009/11/09/milletimizin-onlenemez-protestosu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2009 12:41:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>skyturkvngenc</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://skyturkvngenc.wordpress.com/?p=9766</guid>
		<description><![CDATA[
       <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=skyturkvngenc.wordpress.com&blog=1212785&post=9766&subd=skyturkvngenc&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><img class="alignnone size-full wp-image-9769" title="protesto259" src="http://skyturkvngenc.files.wordpress.com/2009/11/protesto259.png?w=655&#038;h=475" alt="protesto259" width="655" height="475" /></p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/skyturkvngenc.wordpress.com/9766/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/skyturkvngenc.wordpress.com/9766/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/skyturkvngenc.wordpress.com/9766/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/skyturkvngenc.wordpress.com/9766/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/skyturkvngenc.wordpress.com/9766/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/skyturkvngenc.wordpress.com/9766/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/skyturkvngenc.wordpress.com/9766/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/skyturkvngenc.wordpress.com/9766/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/skyturkvngenc.wordpress.com/9766/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/skyturkvngenc.wordpress.com/9766/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=skyturkvngenc.wordpress.com&blog=1212785&post=9766&subd=skyturkvngenc&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://skyturkvngenc.wordpress.com/2009/11/09/milletimizin-onlenemez-protestosu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">skyturkvngenc</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://skyturkvngenc.files.wordpress.com/2009/11/protesto259.png" medium="image">
			<media:title type="html">protesto259</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Tarih ve vatan satanın korkusu</title>
		<link>http://skyturkvngenc.wordpress.com/2009/11/09/tarih-ve-vatan-satanin-korkusu/</link>
		<comments>http://skyturkvngenc.wordpress.com/2009/11/09/tarih-ve-vatan-satanin-korkusu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2009 07:29:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>skyturkvngenc</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://skyturkvngenc.wordpress.com/?p=9755</guid>
		<description><![CDATA[
Bağımsızlığımızın yitirişimizin, dış borç bataklığına              sürüklenişimizin, sömürgeleşme sürecine doludizgin girişimizin, Cumhuriyetimizin              temelinden (kültürden) koparılışının, tüm ilkelerinin haraç mezat            [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=skyturkvngenc.wordpress.com&blog=1212785&post=9755&subd=skyturkvngenc&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><img src="http://www.turksolu.org/resimler/yagci.jpg" alt="Öner Yağcı" hspace="10" vspace="10" width="150" height="231" align="right" /></p>
<p>Bağımsızlığımızın yitirişimizin, dış borç bataklığına              sürüklenişimizin, sömürgeleşme sürecine doludizgin girişimizin, Cumhuriyetimizin              temelinden (kültürden) koparılışının, tüm ilkelerinin haraç mezat              satılığa çıkarılıp elden çıkarılışının, kısacası Mustafa Kemal Atatürk              önderliğinde kazanılan her şeyin kaybedilişinin ilk büyük adımlarının              atıldığı dönemde, yurdumuzun onur anıtlarından Nâzım Hikmet:<br />
“İnsan olan vatanını satar mı? / Suyun içip ekmeğini yediniz.              / Dünyada vatandan aziz şey var mı? / Beyler bu vatana nasıl kıydınız?”              diyor.</p>
<p>Bu dizeler, onun “Bu Vatana Nasıl Kıydılar?” adlı              şiirinin giriş dörtlüğü&#8230;</p>
<p>Şiirin bir başka dörtlüğünde de şöyle diyor:</p>
<p>“Eli kolu zincirlere vurulmuş, / Vatan çırılçıplak              yere serilmiş. / Oturmuş göğsüne Teksaslı çavuş. / Beyler bu vatana              nasıl kıydınız?”</p>
<p>Nâzım Hikmet, “Kore’de Ölen Bir Yedeksubayımızın              Menderes’e Söyledikleri” adlı şiirinde de:</p>
<p>“Elleriniz itti beni ölüme&#8230; / Vıcık vıcık terli,              tombul ellleriniz. / Gözleriniz şöyle bir baktı arkamdan / ve ben              al kan içinde ölürken / çığlığımı duymamanız için / kaçırdı sizi bacaklarınız              arabanıza bindirip&#8230; / Ama ben peşinizdeyim&#8230; / Ölüler otomobilden              hızlı gider, / Kör gözlerim, kopuk ellerim, / kesik bacaklarımla peşinizdeyim.              / Diyetimi istiyorum&#8230; / Göze göz, ele el, bacağa bacak / Diyetimi              istiyorum, / alacağım da.” dizeleriyle Kore’ye asker gönderme kararını              verenleri lanetliyor.</p>
<p>“Geçmişten ders almayanlar onu yeniden yaşamaya mahkûmdurlar.”              diyor İspanyol halk ozanı Santayana.</p>
<p>“Ölmüş tüm kuşakların geleneği yaşayanların beynine              büyük bir ağırlıkla yerleşmiştir.” diyor Karl Marks.</p>
<p>Bizde de “Tarih tekerrürden (yinelemelerden) ibarettir.”              diye bir söz vardır ve devamını halk getirmiştir:</p>
<p>“Hiç ders alınsaydı tekerrür eder (yinelenir) miydi?”</p>
<p>Bugüne bakınca gördüğümüz tarihin benzer biçimde              yinelenmesinden başka bir şey değil.</p>
<p><span id="more-9755"></span></p>
<p>Bir yıl süreyle gereğini, kapsamını, sınırını, zamanını              belirleme yetkisini aldığı tezkere ile Irak’a asker gönderme kararını              vermeye hazırlanan AKP; Anayasa’nın, “Milletlerarası hukukun meşru              saydığı hallerde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yabancı ülkelere gönderilmesine              izin verme yetkisi TBMM’nindir.” biçimindeki 92. maddesini açıkça              ihlal ediyor. ABD emperyalizminin uluslararası hukuk kurallarını çiğneyerek              ve yalan üzerine yalan inşa ederek giriştiği Irak işgaline yardımcı              güç olarak katılmasının ve destek vermesinin adını “Irak’ta güvenlik              ve istikrara katkıda bulunmak.” koyuyor. ABD yöneticileri bu kıvraklığa              hemen teşekkürlerini iletiyor.</p>
<p>İdeolojisi, geçmişi, takıyyesi, ile AKP iktidarının              yalnızca bir politik iktidar biçimi olmasının (yönetim erkindeki çoğunluğuna              dayanan bir faşizm olmasının) ötesinde aynı zamanda bir kültür, bir              yaşama biçimi olduğunu unutmamalıyız. Bu çıkarcı, tüccar ve dinci              politik iktidar, bu her şeyi pazarlama ustası, köhnemiş ve köleleşmiş              kültür, bu ulusal değer yoksunu ve işbirlikçi yaşama biçimi tutkunu              yönetim; iktidara gelmesinin diyetini ödemek ve 8,5 milyar dolarlık              “borç” uğruna, ülkemizi yeni ve kahredici serüvenlere sürüklemekten              hiç çekinmiyor.</p>
<p>Tanklar ve bombalar işgal edilmiş Irak’ı yakıp yok              ederken, insanlarını öldürürken bir gerçeğe daha bakalım: Birinci              Dünya Savaşı’nda ölenlerin % 5’i sivildi, İkinci Dünya Savaşı’nda              ölen sivil oranı % 48’i buldu ve bu oran 1990’ların bölgesel savaşlarında              % 95’e ulaştı. Irak’ta bu oran doğrulanıyor ve bizde tezkere çıkıyor.</p>
<p>İnsanlarımız, yine Nâzım Hikmet’in deyişiyle “Ah              benim insanlarım” ise, hâlâ susuyor.</p>
<p>Nâzım Hikmet, “İstiklal” adlı şiirinde:</p>
<p>“Şarkılarımız kardeştir, isimlerimiz kardeş, / yoksulluğmuz              kardeştir, / yorgunluğumuz kardeş” diyor ve devam edip yıllar öncesinden              bugünü anlatıp uyarıyor sanki:</p>
<p>“&#8230;İstiklal otobüs değil ki / birini kaçırdın mı              öbürüne binesin&#8230; / İstiklal sevdiğimiz gibidir / aldattın mı bir              kere / zor döner bir daha&#8230; / İnsanın yurdu bir kat daha kendinin              olur / toprağına, suyuna karıştıkça kanı. / Yaşamış sayılmaz zaten              / yurdu için ölmesini bilmeyen millet&#8230;”</p>
<p>Sahi, “Milletimin en talihsiz gecesi / Ana rahmine              düştüğünüz gecedir.” diye kime seslenmişti o?</p>
<p>Kimi uyarmıştı “Korku” adlı şiirinde, “Hiçbir korkuya              benzemez halkını satanın korkusu.” dizesiyle?</p>
<p>Tarih de hesap sorar, gelecek de!</p>
<h3><span style="color:#ffffff;"><em>Öner Yağcı</em></span><span style="color:#ffffff;"><em><span style="color:#ffffff;"><strong></strong></span></em></span></h3>
<p><span style="color:#ffffff;"><em><span style="color:#ffffff;"><strong>( Bu yazı 14.10.2003 tarihinde yayımlanmıştır )</strong></span><br />
</em></span></p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/skyturkvngenc.wordpress.com/9755/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/skyturkvngenc.wordpress.com/9755/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/skyturkvngenc.wordpress.com/9755/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/skyturkvngenc.wordpress.com/9755/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/skyturkvngenc.wordpress.com/9755/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/skyturkvngenc.wordpress.com/9755/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/skyturkvngenc.wordpress.com/9755/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/skyturkvngenc.wordpress.com/9755/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/skyturkvngenc.wordpress.com/9755/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/skyturkvngenc.wordpress.com/9755/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=skyturkvngenc.wordpress.com&blog=1212785&post=9755&subd=skyturkvngenc&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://skyturkvngenc.wordpress.com/2009/11/09/tarih-ve-vatan-satanin-korkusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">skyturkvngenc</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.turksolu.org/resimler/yagci.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Öner Yağcı</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Üçüncü Dünya Savaşı Çıkar mı..?</title>
		<link>http://skyturkvngenc.wordpress.com/2009/11/07/ucuncu-dunya-savasi-cikar-mi/</link>
		<comments>http://skyturkvngenc.wordpress.com/2009/11/07/ucuncu-dunya-savasi-cikar-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Nov 2009 18:26:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>skyturkvngenc</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://skyturkvngenc.wordpress.com/?p=9743</guid>
		<description><![CDATA[Bugünlerde, zihinleri en fazla meşgul eden sorulardan biri bu! Acaba, durmadan artan küresel baskı bir Üçüncü Dünya Savaşına sebep olur mu? Bu soruya cevap aramaya çalışanların bir kısmı, çıkabileceğini, bir kısmı çıkmayacağını, bir kısmı ise, çıkmasına gerek olmadığını, zaten savaşın başladığını söylüyorlar. Bunları söyleyenlerin, elbette, kendilerine göre bir sürü, sebepleri ve gerekçeleri var.
Biz de nacizane, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=skyturkvngenc.wordpress.com&blog=1212785&post=9743&subd=skyturkvngenc&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Bugünlerde, zihinleri en fazla meşgul eden sorulardan biri bu! Acaba, durmadan artan küresel baskı bir Üçüncü Dünya Savaşına sebep olur mu? Bu soruya cevap aramaya çalışanların bir kısmı, çıkabileceğini, bir kısmı çıkmayacağını, bir kısmı ise, çıkmasına gerek olmadığını, zaten savaşın başladığını söylüyorlar. Bunları söyleyenlerin, elbette, kendilerine göre bir sürü, sebepleri ve gerekçeleri var.</p>
<p>Biz de nacizane, savaşın başladığı görüşündeyiz. Üçüncü Dünya savaşı, küreselleşme faaliyetlerinin yoğunlaştığı, üçüncü dünya ülkelerine ya da milli devletlere yoğun baskıların gelmeye başladığı iki binli yılların başında başladı. Yalnız bu savaşın, daha önce dünyanın yaşadığı iki büyük Dünya Savaşından mahiyet olarak farklı yönleri var. Bundan önceki iki büyük savaşın sebebi aynıydı. Gelişmiş ve zengin ülkelerin, pazar kapma, sömürge paylaşma savaşı olarak niteleyebileceğimiz iki savaş da, ikiye bölünmüş zengin ve gelişmiş ülkelerin savaşıydı. Bu yüzden bu iki savaşa, literatürde “Paylaşım Savaşı” denmişti.</p>
<p>Bugün başladığını iddia ettiğimiz Üçüncü Dünya savaşı, diğer iki savaşım paylaşımcı özelliğini taşısa da, mahiyet olarak yani savaşan taraflar olarak iki savaştan da farklı bir özellik göstermektedir. Bu savaşta, dünyanın en zengin ve azgın ülkeleri bir tarafı oluştururken geri kalmış, henüz gelişmesini tamamlayamamış ya da tamamlamak üzere olan ülkeler diğer kampı oluşturmaktadır. Yani, daha açık bir ifade ile, bu savaş gelişmiş ülkeler ile gelişmemiş ülkeler, zengin ülkeler ile fakir ülkeler ya da Yahudi- Hıristiyan ülkeler ile Müslüman ve diğer dinlere mensup ülkeler arasında olmaktadır. Çok oransız olan bu kamplaşma, savaşın şeklini de değiştirmiş, öncelikle, gizli ya da açık yürütülen küreselleşmeye zorlayan taktikler yoğunluk kazanmış, zorla ya da rüşvetle, mevki vaadi ile iktidarlar değiştirilmeye çalışılmış, olmazsa bölgesel savaşlarla emperyalizmin yayılma alanı genişletilmesine ağırlık verilmiştir. Yani, diğer iki savaşta görülen, top yekün savaş stratejisi değiştirilmiştir.</p>
<p>Savunma da bulunan uluslar da savaş taktiklerini değiştirmişler, ülkelerini savunurken savunma hattını genel olarak bütün dünyaya yaymışlardır. Saldırganlar inlerinde vurulmaya başlanmış, ülkeleri savaş tehdidi ile karşı karşıya bırakılmıştır. Kimilerinin terörist saldırılar dediği bu girişimler, aslında savunma stratejisi değişikliğinden kaynaklanan bir taktik olarak görülmelidir.</p>
<p>Daha önce yaşamış bulunduğumuz diğer iki büyük savaşa baktığımız zaman, genelde yakılıp yıkılan yerlerin, bugün bir kampı oluşturan emperyalist ülkelerin toprakları olduğunu görürsünüz. Lokal olarak belli birkaç bölgenin, Kafkasya ve Afrika’nın kuzeyi gibi, yakılıp yıkılması tezimizin doğru olmadığını göstermez. Çünkü; iki atom bombası Japonya’da patlamış, Londra yıllar boyu süren bombardımanlarla karşı karşıya kalmış, Almanya, hatta Avrupa’nın tamamı baştan başa yakılıp yıkılmıştır. Bu durum, zengin ve emperyalist ülkeleri, bu sorunun çözülmesi için çalışmalara itmiş, geliştirilen “Medeniyetlerin Çatışması”, “ Tarihin Sonu” Globalleşme ve Küreselleşme” gibi tezlerin hayata geçirilmesi sonucunda, savaşın şekli ve boyutları değiştirilmiştir. Böylece ortaya, yeni bir savaş stratejisi çıkmıştır. Özet olarak bu strateji, birbirleriyle savaşmadan, birbirlerinin ülkelerini yakıp yıkmadan paylaşımı öngörmektedir. Bu öngörü, belki de, dünyanın sonunu getirebilecek bir top yekün savaş tehdidini ortadan kaldırdığı gibi, işi daha kısa zamanda, daha kolay bir şekilde bitirebilme imkanını da getirmektedir.</p>
<p>Geliştirilen bu savaş stratejisinin ideolojisi “Küreselleşme”dir. Küreselleşme, emperyalist güçlerin geliştirdikleri, yeni sömürgeciliğin de ideolojisidir. Bu ideoloji sayesinde, emperyalist güçler kendi aralarında birleşerek dünyayı paylaşmışlar, üçüncü dünya ülkelerine yaşama şansı bırakmamışlardır.</p>
<p>Bugün küreselleşme ideolojisinin başı ABD’dir. ABD bütün kurumları (Pentagon, CİA, IMF, Dünya Bankası, Dolar) ve diğer yandaş ve destek ülke ve kurumlar ile (AB, Japonya, Rusya ve Çin, Dünya Ticaret Örgütü, OPEC, G-8 ler, BM, Sivil Toplum Kuruluşları) küreselleşme olgusunun yaygınlaştırılması çalışmaları içerisindedir. ABD ve ortakları, küreselleşme olgusunu, diğer ülkelerde ya güzellikle ya da zorla hayata geçirme uğraşı içerisindedirler. Yoğun propaganda, ekonomik sıkıştırmalar, askeri baskılar bu sürecin her zaman kullanılan araçlarıdır. Bu devlet ve kurumların ihraç etmeye çalıştıkları küreselleşme ülküsünün sloganları ise, “Demokrasi ve İnsan Hakları”dır. Bu iki önemli değer, onların elinde sadece kullandıkları bir argümandan ibarettir. Gerçekte, onların istediği ne demokrasi, ne de insanların insan gibi yaşamasıdır. Irak’a getirdikleri demokrasiye bakarak niyetlerini kolayca anlamak mümkündür. Eğer, söylediklerini istemiş olsalardı, o ül-keyi rahat bırakır, zenginliklerine göz dikmezlerdi.</p>
<p>Bu küresel suç örgütü, milliyetçiliğin, milli ve moral değerlerin, ulusal devletlerin baş düşmanıdır. Ulusal devlet sözüne bile tahammülleri yoktur. Çünkü; ulusal devletleri sömürmek, isteklerini hayata geçirmek be-del isteyen bir uğraşı gerektirir. Bütün bu ol-gular, açık olarak dünya üzerinde bir savaşın, açık ya da gizli sürdüğünün göstergeleridir. Bu savaş, sadece savaş alanlarında karşılıklı orduların vuruşması şeklinde değildir. Savaşan taraflar bütün güçlerini kullanarak savaşı kazanma, karşı tarafı pasifize etme çabası içindedirler. Birden bire ortaya çıkan ekonomik dar boğazlar, dile, dine, kültürel ve moral değerlere yöneltilen saldırılar, tarihi, coğrafyayı , yurt, millet sevgisini dışlama çabaları, eğitimi milli çizgisinden uzaklaştırma işlemleri, sanatı ve yaşayış tarzını seviyesizleştirme savaşın bütün alanlarda tüm hızıyla sürdüğünün kesin kanıtlarıdır. Tüm bunlar, bizim ülkemizde de olduğuna göre, biz de bu savaşın içindeyiz demektir. Bu durumda, savaş kurallarının mutlak surette işletilmesi gerekmektedir.</p>
<h3><span style="color:#ffffff;"><em>Küresel  Suç  Örgütünün  Çalışmaları</em></span></h3>
<p>Günümüz dünyasının çeşitli bölgelerinden çekilen fotoğrafları birleştirdiğimiz zaman, emperyalizmin, küresel sömürgecilik dönemi içerisine girdiğine tanık olmaktayız.</p>
<p>Artık, bölgesel ve kişisel sömürü dönemi sona ermiştir.</p>
<p>Dünya kapitalist sistemi, tekelci sermayenin dünya hakimiyetini sürekli kılmak için, dünya düzenini yeniden yapılandırarak emperyalist güçlerin, sömürü, kontrol ve hakimiyet bölgelerini yeniden belirlemiştir.</p>
<p><span id="more-9743"></span></p>
<p>Dünyanın hemen her bölgesinde uluslar arası tekelci sermayenin iç içe geçmesi ve kaynaşması, metropol burjuvazisi ile yerel milli burjuvalar arasında da, aynen yaşanmaktadır. Bu süreç sonucunda, oluşturulan yerli burjuvazi ve yerli yönetim organları, uluslararası ortak yönetim organlarının direktifleri ile, egemen oldukları coğrafyayı küreselleşmeye, daha doğrusu, açık sömürüye, uygun hale getirmeye çalışmaktadırlar. Ülkemiz bu sürecin en tipik örneği olarak önümüzde durmaktadır.</p>
<p>Yukarıda kısaca dokunduğumuz, uyumlaştırma işi, ABD, AB, Japonya, Rusya, Çintarafından, aracı kurumlar vasıtasıyla ortaklaşa yürütülmektedir. Bu ülkeler, paylaşım sonucu hakimiyetleri altına girmiş bulunan bölgeler de yaptıkları çalışmalarla, küreselleşmenin yaygınlaştırılmasını sağlamaktadırlar. Bunların, birbirleriyle çatışmaları, söz konusu bile olamaz. Bazen, medyada yer alan çatışma haberleri, bilgileri dahilinde medyaya sızdırılan bir tiyatrodan başka bir şey değildir. Yapılan her şey küreselleşme ideolojisinin gereği olarak kollektif bir şekilde yapılmakta ve uygulanmaktadır.</p>
<p>Yukarıda söylediğimiz gibi bu küresel suç örgütünün başı AB’de ve onun kurumlarıdır. Pentagon, CIA, WallStreet, dolar, ABD medyası, sineması, müziği ve ABD’nin egemenliği ve kontrolü altında olan NATO, IMF, BM, G-8’ler, Dünya Ekonomik Forumu, Dünya Ticaret Örgütü ve dünyanın tüm ülkelerine yayılmış bulunan sivil toplum kuruluşları, küreselleşme olgusunun hayata geçirilmesinin baş aktörleri durumundadır. Pentagon, küreselleşmenin askeri beynidir. Emri altında bulunan ABD ordusu, NATO ordusu ve bu orduları destekleyen inanılmaz savaş sanayisi pentagonun militarist yapısının güç odaklarıdır. CIA, emrinde çalıştırdığı binlerce bilim adamına yaptırdığı araştırmalar ve tüm dünyaya dağılmış, on binlerce ajanı ile, küresel suç örgütünün haber kaynağı ve haberleşme merkezidir. IMF ve Dünya bankası, küresel suç örgütünün ekonomik merkezidir. Tüm dünyanın ekonomisi, bu iki kurumdan yönetilir. Bu kurumların uygun bulmadığı hiçbir ülke, hiçbir ülkeden kredi alma şansına sahip değildir.</p>
<p>Küresel suç örgütünü oluşturan ülkeler ve etki alanlarına giren diğer güçlerle birlikte, yerli burjuvazi, onların istedikleri dünyayı, kısa zamanda ve zahmetsiz bir şekilde önlerine koymaktadır. Eğer, küresel suç örgütü, içerideki iş birlikçileri başarılı olamazsa, devreye askeri gücünü sokmakta ve göz dikilen ülkeyi işgal etmektedir. Irak ve Afganistan bunun tipik örnekleridir. Sömürü düzeninin adı ve şekli değişmiş, fakat mahiyeti aynı kalmıştır.</p>
<p>Yukarıdan beri sıraladığımız hususları özetlersek;</p>
<p>a. Küresel suç çetesini meydana getiren ülkeler, iki dünya savaşından çıkardıkları dersleri iyi öğrendikleri için, yeni bir savaşın, kendi ülkelerinde olacağını ve yakılıp yıkılan ülkelerin kendi ülkeleri olacağının bilincindedirler. Bu yüzden aralarında savaşmazlar.</p>
<p>b. Küresel suç çetesi ülkeleri, kurdukları uluslar arası çete organizasyonu aracılığı ile dünyayı aralarında paylaştıklarından ve diledikleri gibi sömürdüklerinden birbirleri ile savaşmazlar.</p>
<p>c. Küresel suç çetesi ülkeleri, geri kalmış ya da kalkınmasını henüz tamamlayamamış ülkeleri, kurdukları organize kurumlar ile, daha kısa zamanda ve daha kolay sömürebildikleri için birbirleriyle savaşmazlar.</p>
<p>d. Gelişmiş ve zengin olan küresel suç çetesi elemanları, aralarındaki nükleer dengenin bozulmasından endişe etmektedirler. Bu yüzden, kendilerinden başka hiçbir ülkenin nükleer güç sahibi olmasını istemezler ve bu yolda çalışan ülkeleri caydırmaya çalı-şırlar, gerekirse askeri güç kullanırlar.</p>
<p>e. Ellerindeki nükleer gücün kullanılması durumunda, dünyanın sonunun geleceğini iyi bildikleri için birbirleriyle savaşmazlar.</p>
<p>Yukarıdan beri sıraladığımız gerekçeler, küresel gücü oluşturan, küresel suç çetesi ülkelerinin birbirleriyle savaşamayacaklarının açık ve somut göstergeleridir. Fakat, bu, sa-vaş olmayacak anlamına alınmamalıdır. Sa-vaş, hatta savaşlar olacaktır. Çünkü, bu ülke-lerin ekonomisinin beslendiği en önemli kaynak savaş alanları ve dökülen kandır. Savaş olmadığı zaman, bu ülkelerin ekonomileri ciddi sarsıntılara uğrar. Sarsıntıların yaşanmaması için, savaşlar mutlaka olma-lıdır.</p>
<p>Küresel suç çetesinin önemli çalışma alanlarından birisi, bölgesel anlaşmazlıkları körükleyerek çatışma alanı yaratmak ve çatışma alanlarını olabildiğince genişletmektir. Çatışan iki tarafa silah satarak ekonomilerini canlı tutmak ve ekonominin işlemesini sağlamak istediklerinden, bölgesel hiçbir çatışmanın, diyaloglarla çözülmesine yardımcı olmazlar. Görünürde ara bulucu rolünü üstlendikleri halde, kapalı kapılar ardında ara bozucu olmayı çıkarlarına uygun gördüklerinden, anlaşmazlıkların uzaması ve çözülmemesi için gayret sarf ederler. Mesala, elli yıla yakın süren Kıbrıs sorununu devamlı karıştırarak Türkiye ve Yunanistan’a elli yıl boyunca silah satmışlardır. Orta doğu sorunu ve Afrika kıtasındaki iç karışıklıkların bir türlü bitmemesinin esas sebebi, silah satış-larının sürekli olarak yapılmak istenmesidir.</p>
<p>Bütün bunları aktarmamızın sebebi, küresel suç çetesinin yaşayabilmesi için temel ihtiyaçlarını nasıl temin ettiğinin gösterilmesidir. Küresel suç çetesinin önemli çalışma metotlarından biri de, hedef olarak seçtikleri ülkelerin yerli elemanlarından, kendileri hesabına çalışacak kişileri seçmek, eğitmek, yetiştirmek, seçtirmek, üst bürokraside ve yönetim organlarında görev almalarını sağlamaktır. Böylece ülke içerisinde, kendileri için çalışan elemanlar vasıtasıyla, emperyalist düşüncelerini daha kolay ve zahmetsiz hayata geçirebilme imkanı elde ederler. Bu yolla iktidar değişikliğine uygun zemini hazırlar, iktidarları değiştirebilirler. Son, Gür-cistan, Ukrayna, Sırbistan Karadağ ve Kırgızistan’daki iktidar değişiklikleri, uyguladıkları stratejinin en canlı örnekleridir.</p>
<p>Bu metodun çalışmaması durumunda, hedef ülkenin demokratik olmadığı ve insan haklarını ihlal ettiği için, demokratikleştirme sürecini başlatırlar. Bu süreç onlar için, bölgesel yeni bir savaş demektir. Demokra-tik olmayan iktidarı devirirler, kendilerine bağlı bir yönetim kurarlar ve o yönetimin de hamisi olurlar. Son Afganistan ve Irak savaşı, bu stratejinin canlı örnekleridir. Saddam ve Talibanlar gitmiş, kendi adamları olan Hamid El Karzai Afganistan’da ve Talabani ile Caferi Irak’ta iktidara getirilmiştir.</p>
<p>Biraz daha dirençli ve güçlü gördükleri ülkeleri, IMF’nin tuzağına düşürerek ekonomik çıkmazlara sürüklerler ve “para alanın buyruk da alacağı” gerçeğinden hareket ederek önce borçlandırır, sonra da süründürürler. Her istediklerini dikte ettirerek yaptırtırlar. Türkiye’de bu durumun en güzel örneğidir.</p>
<p>Bu çalışmaları dünya ölçeğine uyguladığınız zaman, ortaya çıkan tablo, sömüren ve sömürülen şeklinde iki kutbun varlığını işaret eder.</p>
<p>Sömürenler ki biz, bunlara küresel suç çetesi dedik, ABD, AB, Rusya, Japonya ve Çin olarak karşımıza çıkar. Sömürülenler ise, dünyanın geri kalmış mazlum halkları&#8230; Yani, dünya şu anda bazılarının söylediği gibi tek kutuplu bir dünya değildir. İki kutupludur. Kutbun bir tarafını sömürenler ve ezenler, diğer tarafını sömürülenler ve ezilenler teşkil etmiş durumdadır. Aralarında büyük bir kin ve nefret vardır. Bizim düşüncemize göre, Üçüncü Dünya savaşı, bu iki kutup arasında, ama, mahiyet ve şekil olarak diğer iki dünya savaşından farklı biçimde başlamıştır ve sürmektedir.</p>
<h3><span style="color:#ffffff;"><em>Üçüncü  Dünya  Savaşının  Nedenleri</em></span></h3>
<p>Üçüncü Dünya savaşının taraflarını tespit ettikten sonra, nedenlerine geçebiliriz. Taraflardan birisi sömüren ve ezen, diğeri sömürülen ve ezilen olduğu için, savaşın birinci nedeni, sömürülenler açısından sömürüyü kaldırmak, sömürenler açısından ise, sömürüyü sürdürmek olarak kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Aslında bu açık neden aynı zamanda savaşın temel nedenidir.</p>
<p>Sömürülen uluslar, sömürenlerin dayatmalarla getirmek istedikleri dünya düzenine, kendilerine insan onuruna uygun bir yaşam vaat etmediği için karşı çıkmaktadırlar. Kendi ulus devletlerinde, kendi yağları ile kavrulmayı yeğlemektedirler. Fakat, ulus devletler, genelde, dünya sanayisinin ve ekonomisinin ihtiyacı olan ham madde yataklarına sahiptirler. Petrol, doğal gaz, uranyum, altın gibi stratejik önemi haiz maddelere sahip olmak, aynı zamanda büyük bir risk taşımak demektir. Taşınan risk savaşın ikinci önemli nedenidir. Önemi yüksek hammaddelere ihtiyacı olan küresel suç çetesi, bunları parasını verip almak yerine, daha ucuz ve kolay almanın yolunu arar. Aynı zamanda bu hammaddelere hakim olmak ister. Yani, üretim ve satışını kontrol etmeyi düşünür. Burada, ulus devletle bir çatışma söz konusu olur. Her ulus kendi halkının refah ve mutluluğunu istediğinden, çıkar çatışması ortaya çıkar.</p>
<p>Çıkar çatışmasını, ezen ve ezilen kendi lehine halletmenin yollarını arar. Ezenlerin ellerinde, oluşturdukları askeri, ekonomik ve siyasal güç, oluşturdukları uluslararası kuruluşlar olduğu için bunları harekete geçirirler. Bazen Türkiye’de olduğu gibi, iktidara ve üst kamu yönetimine getirdikleri kişiler vasıtasıyla, bazen Ukrayna ve Gürcistan’da olduğu gibi kadife devrimler vasıtasıyla, bazen de Irak ve Afganistan’da ol-duğu gibi silahlı güçleri vasıtasıyla ilk etapta, istediklerini elde ederler. Amaçları, stratejik önemi haiz bölgeleri kontrolleri altında tutmaktır. Bu istek, kontrol altına alınmak istenen bölge halkına direnme hakkı verir. Bu da sava-şın üçüncü önemli nedenidir.</p>
<p>Ülkeleri sömürülen ulusların, sömürüyü durdurma ve kendi kaynaklarını kendi halklarının yararına kullanma amacıyla uygulamaya koydukları direnme hakkı, ya da yaşama hakkı, savaşın dördüncü önemli nedenidir. Bu, uygulama hakkıdır. Yani saldırılara, saldırı ile cevap verme hakkı. Emperyalistler, buna terörist eylem demektedirler ve her eylemin arkasından bir bölgeyi bombalarlar.</p>
<p>Bu nedenlerin dışında, ezenlerin kullandığı ve dünya kamu oyunu yanıltmaya yönelik bir çok neden daha sıralayabiliriz. Demokrasi getirmek, insan haklarına uyan bir yönetim oluşturmak, dünya nimetlerini eşit paylaşmak gibi. Aslında bu nedenlerin tümü, uydurma, insanların akıllarını karıştırmaya ve insanları yanıltmaya yönelik nedenlerdir. Bu yüzden üzerinde durmayı gereksiz görü-yoruz.</p>
<p>Temel neden; sömürü düzeninin devamını sağlayarak zenginlikleri ve kaynakları kendi halkları lehine kullanmaya çalışanlara karşı, sömürü düzenini yıkmaya ve kendi kaynaklarını kendi halkları için kullanmaya çalışanların mücadelesidir. Soruna bu açıdan baktığımız takdirde, Üçüncü Dünya Savaşı’nın başladığını rahatlıkla söyleyebiliriz.</p>
<h3><span style="color:#ffffff;"><em>Tarafların  Analizleri</em></span></h3>
<p>Savaşın taraflarını analiz etmeden, savaşın boyutlarını, değişen mahiyetini ve şeklini anlamamız kesinlikle mümkün değildir. Yeni savaşın boyutunu, yani yayıldığı mekanları, mahiyetini, yani cephesiz savaş oluşunu, şeklini, yani saldırıların özelliklerini anlamamız için, savaşan tarafların kullandığı savaş argümanlarını iyi bilmemiz ve anlamamız gerekir:</p>
<p>Bir tarafta, dünyanın en modern ve en güçlü ordusu var. En gelişmiş ve teknolojinin en son harikaları diyebileceğimiz silahları, hem de acımasızca kullanan bu orduya karşı cephe savaşı yapmak, intihar etmek ile eş değerdir. Yani, ezilen ve sömürülen uluslar cephe savaşında kesinlikle kaybedeceklerinin bilincindedirler.</p>
<p>Dünya, siyasi arenasında seslerini ve haklılıklarını duyuramayacaklarının da farkındadırlar. Çünkü, dünya siyasi arenaları, sömürgeci ulusların kontrolü altında, onların direktifleri ile hareket ederler. Arada bir sömürülenler yönünde bir tepki çıksa da, sömürgeci uluslar, o uluslararası teşkilatı ya sustururlar ya da o kuruluşun kararını tanımayacaklarını bildirirler. Irak savaşından önce Birleşmiş Milletler kararı isteyen ABD yönetimi, böyle bir kararın Birleşmiş Milletler teşkilatından zor çıkacağını fark ettiği zaman, Başkan Bush’un “siz ne karar alırsanız alınız. Bu bizi bağlamaz” dediğini hatırlayınız. Yani, bu ve benzer olaylarla, uluslar arası kuruluşların, bay pas edilmesi sonucunda, o kuruluşların, sömürülen uluslara desteğinin ne kadar olabileceği açık olarak görüldüğünden, sömürülen uluslar, bu kuruluşlardan da ümidini kesmişlerdir.</p>
<p>Taraflardan birisi, güçlü orduları, güçlü teknolojisi, güçlü ekonomisi, güçlü lobileri, arkalarına aldıkları uluslar arası kuruluşları, savaşın etkisini bile hissetmeyen kamu oyu ile birlikte savaşa girerken, diğer taraf, ordusundan yoksun, silahsız, korumasız, parasız ve savaşın içinde yaşayacak bir kamu oyu ile savaşa girecektir. Bu akıl almaz boyuttaki oransızlık, Üçüncü Dünya Savaşı’nın boyutunu, mahiyetini ve şeklini değiştirmiştir.</p>
<p>Ezilen ve sömürge yapılmak istenen uluslar, cephe savaşları ile kolayca yok edileceklerinin bilincinde olarak savaş stratejilerini değiştirip savaşı bütün dünya geneline yaymaya çalışmaktadırlar. Savaşın belli bir mekanı yoktur. Bu savaş dünya genelinde sürdürülmektedir. Cephe savaşı yerine “ Vur-Kaç” taktiği ezilen ulusların savaş taktiği olarak ortaya çıkmıştır. Mekanı belli olmayan ve vur kaç taktiği ile sürdürülen savaş, bazı insanları tedirgin etmekte, eylemleri, masum halka yönelik saldırılar olarak nitelemelerine neden olmaktadır. Aslında bu niteleme temelinden sakattır. Çünkü, bir savaş yapılmaktadır ve bu savaşta askerlerin ölmesi kadar, masum insan dedikleri sivillerin de ölmesi gayet doğaldır.</p>
<p>İkinci boyutu, sivillerin ölmesine karşı çıkanların, askerlerin ölmesine sessiz kalmaları da bir çelişkidir. Netice de asker, sivil, hepsi insandır. Bir başka boyutu da, sömürgeciler vururken ya da kendi taraftarları vururken yapılanların, savaşın doğal sonucu olarak görülmesi, kendilerine yapılan ve nefsi müdafaa sayılması gereken saldırılara da terörizm damgası vurulmasıdır. Bu bir tuzak ve aldatmacadır. İnsanlara yönelik saldırılar terörizm ise, her yerde terörizmdir, savaş ise, her yerde savaştır. Londra’da bombalar patlayıp insanlar öldüğü zaman, terörizm yaygaralarını basanlar, ABD’nin Bağdat’a, Telefar’a bomba yağdırmasını, on binlerce sivili öldürmesini savaşın doğal sonucu olarak algılayabiliyorlar. Madrit’te, Londra’da, Newyork’ta patlayan bombalara terörist saldırısı diyeceksiniz, sonra da İzmir’de, Antalya’da, Kuşadası’nda patlayan bombaları bir halkın kurtuluş mücadelesi sayacaksınız. Sanki, oralarda ölenler sadece insan, bizim ülkemizde, ya da başka bir geliş-memiş ülkede ölenler insan değil! Bu, aldatmacadan başka bir şey değildir ve bize kurulmuş bir tuzaktır. Örneği kendimizden ver-dik, aslında bu gibi olaylar dünyanın neresinde olursa olsun, sömürenlerin yararına ol-duğu zaman başka, zararına olduğu zaman başka değerlendirildiği için, bu değerlendirme bize kurulmuş bir tuzaktır ve aldatmacadır diyoruz.</p>
<p>Üçüncü Dünya Savaşı, yer, mekan belli olmadan dünyanın hemen her yerinde, özellikle, üçüncü dünya ülkelerine saldıran güçlerin kendi topraklarında, lokal olarak saldırıya uğrayan üçüncü dünya ülkelerinde ve üçüncü dünya ülkelerinin tümünde devam etmektedir.</p>
<p>ABD’ye yapılan 11 Eylül saldırıları, savaşın zaman ve mekan mefhumunu değiştirmiştir. Daha sonra da İspanya’ya ve İngiltere’ye yöneltilen saldırılar, direnme hakkını kullanan sömürülen ulusların hak arama mücadelelerinin, dünya kamu oyuna aksettirilmesinden başka bir şey değildir. Bunları terörist saldırı saymak, ABD’nin, İngilte-re’nin Irak’a yağdırdığı bombaları görmezden gelmek, en azından insanlık onuruna aykırı bir davranış biçimidir. Sadece ABD’nin son iki yıl da Irak’ta öldürdüğü sivil sayısı, Newyork, Madrit ve Londra’da yapılan saldırılarda ölen sivillerden üç-beş kat daha fazladır. Bunları dikkate almadan yapılan her türlü değerlendirme, yanlıdır ve taraflıdır. Kendi insanlarından başka, hiçbir insana acımayan ve insan değeri vermeyen ulusların insanlarına acımak ve üzülmek, dangalaklığın ve aptallığın ta kendisidir.</p>
<p>Ezilen ve sömürülen ulusların savaşı, Rusya’da, Çin’de, ABD’de, İngiltere’de, İspanya’da, Irak’ta, Afganistan’da, Endenozya’da ve saldırıda bulunan emperyalizmin üs ve kurumlarının bulunduğu her yerde sürdürülmektedir. Rusya’da Çeçen direnişçilerin Moskova dahil, Rusya’nın hemen her bölgesinde yaptıkları eylemler, Çeçen halkının üzerine yağdırılan bombaların cevabıdır. Kongo’da, Bahreyn’de, Irak’ta, Endenozya’da, Mısır’da patlayan bombalar, yıllar boyu ABD ve onun iş birlikçilerinin, zavallı masum halkların tepelerinde patlattıkları her türlü bombanın cevaplarıdır. Eğer, o bombalar patlamasaydı, Irak, Filistin; Çeçenistan işgal edilmeseydi, bu bombaların patlaması mümkün değildi. Bu yüzden değerlendirme yapılırken doğadaki etki, tepki sorunu gözden uzak tutulmamalıdır. Bu savaş, bundan önce olmuş iki Dünya savaşından çok farklı bir savaştır. Düşman hedefleri, nerede olursa olsun vurulmaktadır. Savaşın boyutları genişlemiş ve sömüren ulusların halkları da tehdit altına alınmıştır. O insanlar da, bombalar altında ve bomba korkusu ile yaşamanın ne olduğunu anlamalıdırlar. Yıllarca, kendi yöneticilerinin yaptıklarının boyutlarını ve uygulattıkları vahşeti yaşamalıdırlar ki, ezilen ulusların halklarının yaşadıklarının farkına varsınlar. Ve hükümetlerinin bu insanlık dışı saldırılarına destek olmasınlar.</p>
<p>Görünen dünya manzarası, Üçüncü Dünya Savaşının, hemen her alanda, sosyal, ekonomi ve siyasi olarak sürdüğünün kanıtıdır. Bu savaş üçüncü dünya ülkeleri ve ulus devletlerle, küresel güç arasındadır. Yani emperyalizm ile, emperyalist saldırıya karşı koymaya çalışan masum halklar arasındadır. Elbette biz de bu savaşın bir tarafıyız ve emperyalizme karşı savaşacağız. Ülkemizin emperyalist emellere teslim edilmesine, son ferdimize kadar karşı çıkacağız. Büyük Atamızın Bursa’da söylediği gibi “Türk gençleri olarak bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, onlar bu işi halletsinler demeyeceğiz. Nerede tehlike görürsek onun yok edilmesi için kimseden izin almadan görevimizin başına koşacağız!”</p>
<p>Biz bu savaşı zaten yapıyoruz ve devam ettireceğiz. Ülkemizin bölünmez bütünlüğü, egemenliği ve bağımsızlığı, milletimizin refah ve huzuru için görev başına!<span style="color:#ffffff;"><em></em></span></p>
<h3><span style="color:#ffffff;"><em>Hüseyin Adıgüzel</em></span></h3>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/skyturkvngenc.wordpress.com/9743/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/skyturkvngenc.wordpress.com/9743/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/skyturkvngenc.wordpress.com/9743/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/skyturkvngenc.wordpress.com/9743/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/skyturkvngenc.wordpress.com/9743/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/skyturkvngenc.wordpress.com/9743/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/skyturkvngenc.wordpress.com/9743/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/skyturkvngenc.wordpress.com/9743/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/skyturkvngenc.wordpress.com/9743/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/skyturkvngenc.wordpress.com/9743/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=skyturkvngenc.wordpress.com&blog=1212785&post=9743&subd=skyturkvngenc&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://skyturkvngenc.wordpress.com/2009/11/07/ucuncu-dunya-savasi-cikar-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">skyturkvngenc</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Zam furyası &#8220;bekleniyor&#8221;&#8230;!!!</title>
		<link>http://skyturkvngenc.wordpress.com/2009/11/06/zam-furyasi-bekleniyor/</link>
		<comments>http://skyturkvngenc.wordpress.com/2009/11/06/zam-furyasi-bekleniyor/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 20:47:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>skyturkvngenc</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://skyturkvngenc.wordpress.com/?p=9705</guid>
		<description><![CDATA[Bir  zamanlar  &#8220;bir  lokma  &#8211;  bir  hırka&#8221;  diyen  şimdinin  gözüdoymaz 
kocabaş  haramzade  kravatlı  domuzlarımıza  ithaf  olunur&#8230;
Tabii  bunlara  inanıp  da  oy  veren  saf  öküz  sürülerimize  de&#8230;
( Biyolojik  öküzlerden  özür  dileyerek&#8230;)


Hayale,  düşe,



Doğa  ötesine  karnım  tok.



Cine,  periye,  tanrıya,  iblise  karnım  tok.



Adam  gibi  yaşadım  şu  dünyada  diyebilsem  bir  gün,



Gerisine  karnım  tok.
 
 


A.Behramoğlu
       [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=skyturkvngenc.wordpress.com&blog=1212785&post=9705&subd=skyturkvngenc&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><h3><span style="color:#ffffff;"><em>Bir  zamanlar  &#8220;bir  lokma  &#8211;  bir  hırka&#8221;  diyen  şimdinin  gözüdoymaz </em></span></h3>
<h3><span style="color:#ffffff;"><em>kocabaş  haramzade  kravatlı  domuzlarımıza  ithaf  olunur&#8230;</em></span></h3>
<h3><span style="color:#ffffff;"><em>Tabii  bunlara  inanıp  da  oy  veren  saf  öküz  sürülerimize  de&#8230;</em></span></h3>
<h4><span style="color:#ffffff;"><em>( Biyolojik  öküzlerden  özür  dileyerek&#8230;)</em></span></h4>
<h2><span style="color:#ffffff;"><br />
</span></h2>
<h2><span style="color:#ffffff;"><em>Hayale,  düşe,<br />
</em></span></h2>
<h2><span style="color:#ffffff;"><br />
</span></h2>
<h2><span style="color:#ffffff;"><em>Doğa  ötesine  karnım  tok.<br />
</em></span></h2>
<h2><span style="color:#ffffff;"><br />
</span></h2>
<h2><span style="color:#ffffff;"><em>Cine,  periye,  tanrıya,  iblise  karnım  tok.<br />
</em></span></h2>
<h2><span style="color:#ffffff;"><br />
</span></h2>
<h2><span style="color:#ffffff;"><em>Adam  gibi  yaşadım  şu  dünyada  diyebilsem  bir  gün,<br />
</em></span></h2>
<h2><span style="color:#ffffff;"><br />
</span></h2>
<h2><span style="color:#ffffff;"><em>Gerisine  karnım  tok.</em></span></h2>
<p><span style="color:#ffffff;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#ffffff;"><strong> </strong></span></p>
<h4><span style="color:#ffffff;"><br />
</span></h4>
<h4><span style="color:#ffffff;"><em>A.Behramoğlu</em></span></h4>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/skyturkvngenc.wordpress.com/9705/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/skyturkvngenc.wordpress.com/9705/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/skyturkvngenc.wordpress.com/9705/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/skyturkvngenc.wordpress.com/9705/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/skyturkvngenc.wordpress.com/9705/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/skyturkvngenc.wordpress.com/9705/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/skyturkvngenc.wordpress.com/9705/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/skyturkvngenc.wordpress.com/9705/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/skyturkvngenc.wordpress.com/9705/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/skyturkvngenc.wordpress.com/9705/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=skyturkvngenc.wordpress.com&blog=1212785&post=9705&subd=skyturkvngenc&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://skyturkvngenc.wordpress.com/2009/11/06/zam-furyasi-bekleniyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">skyturkvngenc</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Eski  YÖK &#8220;protestoları&#8221;</title>
		<link>http://skyturkvngenc.wordpress.com/2009/11/06/eski-yok-protestolari/</link>
		<comments>http://skyturkvngenc.wordpress.com/2009/11/06/eski-yok-protestolari/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 14:34:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>skyturkvngenc</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://skyturkvngenc.wordpress.com/?p=9680</guid>
		<description><![CDATA[

Geleneksel  eylem  günlüğünden  bir  sayfa :  6 Kasım
Bazı tarihler var ki, o tarihlerde muhakkak bir şeyler yapmak, belli meseleler konusunda tavır koymak gerekir.
Bazı tarihlerin özel anlamları vardır ve her yıl dönümünde kimi zaman anma, kimi zaman da protesto gösterileri şeklinde bir tavrın gelenekselleşmesidir yapılan.
Gelenek evrimleşip bir dogma haline gelince de bir bakmışız durum işin içinden [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=skyturkvngenc.wordpress.com&blog=1212785&post=9680&subd=skyturkvngenc&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><div>
<div>
<h3><span style="color:#ffffff;"><em>Geleneksel  eylem  günlüğünden  bir  sayfa :  6 Kasım</em></span></h3>
<p>Bazı tarihler var ki, o tarihlerde muhakkak bir şeyler yapmak, belli meseleler konusunda tavır koymak gerekir.</p>
<p>Bazı tarihlerin özel anlamları vardır ve her yıl dönümünde kimi zaman anma, kimi zaman da protesto gösterileri şeklinde bir tavrın gelenekselleşmesidir yapılan.</p>
<p>Gelenek evrimleşip bir dogma haline gelince de bir bakmışız durum işin içinden çıkılmaz hale gelmiştir.</p>
<p>Hele hele bu geleneğin bir iktidarla bağlantılı olarak gelişmesinin sonuçlarına baktığımızda, görülecek tek şey yozlaşma olacaktır. Ne mi mesela?</p>
<p>Alalım elimize bir geleneksel eylem günlüğü, karıştıralım…</p>
<p>Mayıs’ın ilk günü… 1 Mayıs!</p>
<p>“İşçinin emekçinin bayramı” olarak yıllar öncesinin bir değer savunusu olarak bugünlere uzanması gerekirken, yolundan saptırılan bir tarih mesela 1 Mayıs.</p>
<p>“1 Mayıs’ta Alanlara!” sloganı, bizzat emperyalizmin yanında saf tutup; devlet karşıtlığına, emek karşıtlığına, antiemperyalizm karşıtlığına özünde de sol karşıtlığına dönüşüverdi.</p>
<p>Bakmaya devam ediyoruz…</p>
<p>6 Mayıs mesela… Deniz’lerin idam ediliş tarihi.</p>
<p>Deniz’lerin mirasçıları olduğunu iddia edenlerin, onların tüm mirasını reddeden bir “solcu” tayfanın aktivitesinden sıyrılıp, Deniz’lerin gerçekten mücadelesi devamını getireceklerin bir eylemi olmalıdır 6 Mayıs’lar. Onlardan bayrağı devralanların eylemi olmalıdır. Devam ediyoruz…</p>
<h3><span style="color:#ffffff;"><em>6  Kasım,   YÖK’ün kuruluş  yıldönümü.</em></span></h3>
<p>Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) 12 Eylül’den sonra 6 Kasım 1981’de 2547 sayılı Yüksek öğretim kanunu uyarınca İhsan Doğramacı başkanlığında üniversiteleri denetlemek amacıyla kurulmuştu.</p>
<p>Tartışacağımız konu YÖK’ün ortaya çıkışı ve ne kadar demokratik olup olmadığının tartışmasından çok, AKP iktidarının Kürt-İslam Faşizmine evirildiği dönem içinde AKP-YÖK ilişkisi ve YÖK karşıtlığı üzerine olacak.</p>
<p>Kürt-İslam Faşizminin gelişimiyle bağlantılı olarak olaya şöyle bir bakarsak, 6 Kasım’lardaki değişimi de fark edebiliriz.</p>
<h3><span style="color:#ffffff;"><em>AKP  &#8211; YÖK  çatışması</em></span></h3>
<p>AKP iktidarının üçüncü yılında, daha %47’lik oy oranının “milli irade” olarak ortaya koyulup faşizme paravan edildiği günlerden önce, AKP-YÖK arasındaki gergin döneme uzanalım.</p>
<p>Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Yücel Aşkın’ın yolsuzluk suçlamasıyla tutuklandığı dönem AKP-YÖK gerginliğinin de ayyuka çıktığı döneme denk geliyordu.</p>
<p>Şeriatçı gazetelerin yine iktidarın borazanlığı yaptığı dönemde, gazetelerde YÖK ve YÖK başkanı Erdoğan Teziç karşıtı haberlerden geçilmiyordu.</p>
<p>“YÖK’ün hıncı millete” gibi başlıklarla İHL’ler, meslek liseleri ve hiç değişmeyen türbanla ilgili YÖK zulmünden bahsediyordu tüm şeriatçılar.</p>
<p>AKP’li bakanlar art arda yaptıkları açıklamalarda YÖK’ü hedef tahtasına oturtuyorlardı.</p>
<p>AKP-YÖK gerginliğinin ilk ortaya çıktığı dönem,“YÖK siyasi iradenin üzerinde olamaz”, “Türkiye’de YÖK diye bir bakanlık yok” türünden açıklamalar yapılıyordu.</p>
<p>Hatta bu açıklamaların dozu zaman zaman artmış ve Kasımpaşalı Tayyip’in “kafaları basmıyor” türünden hakaretlerine kadar varmıştı.</p>
<p>Yücel Aşkın’ın tutuklanması olayının YÖK tarafından AKP iktidarının bir tertibi olarak değerlendirilmesinden sonra da, AKP’nin karşı saldırıları art arda gelmişti.</p>
<p>Yaşanan tartışmayı “ideolojik” olarak değerlendiren Tayyip, bir anlamda AKP’nin yaratmaya çalıştığı düzene giden süreçte – tam anlamıyla karşısında olmamakla birlikte- önündekilerle yaşadığı çatışmanın temelini ortaya koymuş oluyordu.</p>
<p>O dönem Dışişleri Bakanı olan Abdullah Gül’ün üç yıl önce yaptığı bir konuşma sanki bugünkü AKP’nin yarattığı Kürt-İslam Faşizminin bir ön habercisiydi.</p>
<p>Gül, şöyle demişti: “Bu ülkede başbakanlar, bakanlar, ordu komutanları, vekiller mahkemeye çıkıp hesap verirken ‘sadece rektörler hesap veremez’ diye bir şey asla olamaz.”</p>
<p>Bahsettiği hesap veren başbakanın asılan Menderes ya da mahkemede yolsuzluktan yargılanan Tayyip olduğu ve aynı şekilde yargılanan AKP’lilerin de hesap verdiğini ortaya koyan Gül, ordu komutanları derken günümüzdeki AKP faşizminin üç yıl önceden sinyallerini göndermiş bile.</p>
<p>Yücel Aşkın da hesap vermesi gereken rektör oluyordu tabi ki.</p>
<p>“YÖK’ün görevi rejime kafa tutmak değil” gibi açıklamaların ardından, çatışmanın kesin çözümünü AKP şöyle dillendirmişti: “YÖK ortadan kalkacak”</p>
<p>YÖK protestolarının aktörleri: Şeriatçılar, Kürtçüler ve komprador sol</p>
<p>AKP’nin bu isteği o dönemki 6 Kasım YÖK protestolarının en yaygın sloganı olmuştu. Meclis’te AKP, sokakta 6 Kasım protestocuları kol kola, omuz omuza…</p>
<p>AKP-YÖK çatışmasının yaşandığı günlerde “ne AKP ne YÖK” sloganıyla ortaya atılan Kürtçüler ve onların gölgesindeki komprador sol bu söyleminin aksine, eylemlerinin merkezine koydukları tüm sloganlarıyla AKP’yle aynı düzlemde siyaset yaparak YÖK karşıtlığına soyunduklarını göstermişlerdi.</p>
<p>YÖK protestosunun “anadilde eğitim” gösterilerine dönüştüğü gösteriler, bir anda yerlerinden sökülen kaldırım taşlarının havalarda uçuştuğu sapan ve Molotof kokteylli sokak gösterilerine dönüşmüştü.</p>
<p>Kürt-İslamın bugünkü ayaklanmalarının küçük birer örneği, 2005 yılı 6 Kasım YÖK protestolarında yaşanmıştı.</p>
<p>Kürt-İslamcılığın Kürtçü ayağı oradaydı peki İslamcı ayağı?</p>
<p>Hemen anadilde eğitimi, Kürtçe eğitimi savunan Kürt-İslam yoldaşının yanı başındaydı.</p>
<p>Medyanın “her renkten protesto” haberiyle verdiği eylemler de bunu anlatıyordu.</p>
<p>Geleneksel alan olan Beyazıt Meydanı’na ilk girişi anarşist bir grup yapıyor: “YÖK’e hayır!”</p>
<p>Hemen ardından türbanlı öğrencilerin ön sıralarda boy gösterdiği şeriatçılar geliyor: “YÖK’e hayır!”</p>
<p>Ve onların ardından gelen Kürtçüler ve komprador solcular: “YÖK’e hayır!”</p>
<p>Ama 2006’da, aradan geçen bir yılda, Türkiye’deki Kürt-İslam Faşizminin ilk net belirtileri de yaşanmaya başlanmıştı bu gösterilerde.</p>
<p>Daha çok kendi aralarında çatışma yaşayan grupların aynı meydanda, aynı amaçla toplandıklarının belirtildiği haberlerde; Beyazıt Meydanı’ndaki protestoların anarşistlerle başlayıp, milliyetçi, solcu, İslamcı ve sağ görüşlülerle devam ettiğini ve ilk kez göstericilerle polis arasında çatışma yaşanmadığı özellikle belirtilmişti.</p>
<p>Kürt-İslam Faşizmine yaklaşılırken, Kürt-İslam kardeşlerinin sırayla sergiledikleri müsamereleri ve onlara alkış tutan polisler…</p>
<p>İşte Kürt-İslam arifesinde 6 Kasım YÖK’ü protesto manzaraları.</p>
<p>2007’nin 22 Temmuz’unda AKP’nin %47’yle tekrar iktidar olup faşizmini ilan etmesinin ardından gelen 6 Kasım’ın adı bile geçmedi denebilir. Protestolarla ilgili basında neredeyse haber bile çıkmadı. Bu sıralar çokça duyduğumuz ve Türklere masallar kuşağından “halkların kardeşliği” sloganlarının da eklendiği gösteriler hemen dağıldı.</p>
<h3><span style="color:#ffffff;"><em>Faşizm  geldi,  protesto  bitti</em></span></h3>
<p>Türkiye’de Kürt-İslam Faşizminin adım adım yerleştiği üç-dört yıllık sürede YÖK protestolarını birlikte değerlendirince karşımıza çıkan manzara ilginç.</p>
<p>İçerik olarak protestoların Kürt-İslamcı ideolojiye paralel ve hatta “halkların kardeşliği”, “demokrasi”, “şovenizm” temalı aynı söylemler olması gösteriyor ki, bu gösterilerin amacı dillerinden düşürmedikleri “12 Eylül faşizminin ürünü YÖK” ve “12 Eylül faşizmi” karşıtlığı değil, bizzat faşizmin ta kendisi.</p>
<p>AKP’nin Türkiye’de kurmaya çalıştığı Kürt-İslam Faşizminin protestocuların tüm taleplerini karşılamasına baktığımız zaman ortada protesto edecek bir mesele de otomatikman kalmamış oluyor.</p>
<h2><span style="color:#ffffff;"><em>Hani  nerede  sokaktaki  türban  için eylem  yapanlar..?!!</em></span></h2>
<h2><span style="color:#ffffff;"><em>Hani “kışla” değil, özgür demokratik üniversite talepleri.</em></span></h2>
<p>Yeni seçilen YÖK başkanı Yusuf Ziya Özcan’ın onların “tam da istediği gibi konuşan” birisi olduğunu ve parasını onların verdiğini bizzat Kemal Unakıtan söylemişti.</p>
<p>Ardından gelen rektör atamalarında tercihin AKP zihniyetine yakınlık olarak belirlenmesi ve yapılması geldi.</p>
<p><span id="more-9680"></span></p>
<p>Seçilen rektörlerden birisi soluğu teşekkür için AKP’li belediye başkanının yanında alırken, diğeri üzerinde “durmak yok yola devam” yazan kutlama pastası kesmişti.</p>
<p>Bu durumda başka talebe, hele hele sokağa çıkıp eylem yapmaya ne gerek var?</p>
<p>Bulmuşlar gül gibi YÖK’ü!</p>
<p>YÖK’ün mimarı İhsan Doğramacı’yla, bahsettiğimiz AKP-YÖK gerginliğinin yaşandığı bir 6 Kasım’da bir röportaj yapılmış. Sorular yöneltiyorlar Doğramacı’ya:</p>
<p>“-Acaba hiç 6 Kasım’larda kulağınız çınlıyor mu? Kuruluş yıldönümünde yapılan YÖK protestolarını TV’den seyrediyor musunuz?</p>
<p>-Elbette.</p>
<p>-Sinirinize dokunuyor mu?</p>
<p>-Hayır.</p>
<p>-Ahlayışla mı karşılıyorsunuz?</p>
<p>-Hayır, çünkü bu bir tür dünyayı bilmemezliktir.”</p>
<p>Doğramacı ne kadar dünyayı bilmemezlik var dese de, herkes işini biliyor.</p>
<h3><span style="color:#ffffff;"><em>Tüm  protestolarda  YÖK  ve  12  Eylül  faşizmi  sözde  hedef  olurken, </em></span></h3>
<h3><span style="color:#ffffff;"><em>AKP’ nin  Kürt &#8211; İslam  Faşizmine  kıyak  geçiliyor.</em></span></h3>
<h2><span style="color:#ffffff;"><em>Eee,  ne  de  olsa  onların  faşizmi..!!!</em></span></h2>
<p>Türban istekleri de, Kürtçe eğitim istekleri de, Türklere dayatılmasını istedikleri “demokrasi” ve “halkların kardeşliği” söylemleri de, üniversitede istemedikleri “kışla düzeni” de bizzat Kürt-İslam Faşizminin yapılacaklar listesinde.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h3><span style="color:#ffffff;"><em>Müjde  verelim  onlara…</em></span></h3>
<h3><span style="color:#ffffff;"><em>Artık  taleplerini  dile  getirmek  için  bu  6  Kasım  da  sokağa  çıkıp, </em></span></h3>
<h3><span style="color:#ffffff;"><em>protesto  etmelerine  gerek  kalmadı..!!!</em></span></h3>
</div>
</div>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/skyturkvngenc.wordpress.com/9680/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/skyturkvngenc.wordpress.com/9680/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/skyturkvngenc.wordpress.com/9680/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/skyturkvngenc.wordpress.com/9680/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/skyturkvngenc.wordpress.com/9680/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/skyturkvngenc.wordpress.com/9680/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/skyturkvngenc.wordpress.com/9680/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/skyturkvngenc.wordpress.com/9680/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/skyturkvngenc.wordpress.com/9680/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/skyturkvngenc.wordpress.com/9680/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=skyturkvngenc.wordpress.com&blog=1212785&post=9680&subd=skyturkvngenc&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://skyturkvngenc.wordpress.com/2009/11/06/eski-yok-protestolari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">skyturkvngenc</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bölmekten vazgeçtim..!!!</title>
		<link>http://skyturkvngenc.wordpress.com/2009/11/05/bolmekten-vazgectim/</link>
		<comments>http://skyturkvngenc.wordpress.com/2009/11/05/bolmekten-vazgectim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Nov 2009 17:09:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>skyturkvngenc</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://skyturkvngenc.wordpress.com/?p=9673</guid>
		<description><![CDATA[Birçok şeyin bir karşıtı var; siyah’ın beyaz, uzun’un kısa, güzel’in çirkin, zayıf’ın şişman, fakir’in zengin, kirli’nin temiz olduğu gibi.
Öcalan’ın, PKK’ya yaptığı çağrı üzerine Kandil ve Mahmur’dan seçilerek oluşturulan bir grup Türkiye’ye geldi. Öcalan, PKK ve DTP, bu grubu “Barış Grubu” olarak adlandırdılar.
Her şeyin bir karşıtı olduğuna göre, düz mantıkla “Barış” adlı bu grubun karşıtının veya [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=skyturkvngenc.wordpress.com&blog=1212785&post=9673&subd=skyturkvngenc&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Birçok şeyin bir karşıtı var; siyah’ın beyaz, uzun’un kısa, güzel’in çirkin, zayıf’ın şişman, fakir’in zengin, kirli’nin temiz olduğu gibi.<br />
Öcalan’ın, PKK’ya yaptığı çağrı üzerine Kandil ve Mahmur’dan seçilerek oluşturulan bir grup Türkiye’ye geldi. Öcalan, PKK ve DTP, bu grubu “Barış Grubu” olarak adlandırdılar.<br />
Her şeyin bir karşıtı olduğuna göre, düz mantıkla “Barış” adlı bu grubun karşıtının veya muhatabının adı ne olabilir; “Savaş Grubu”. Peki, bu durumda savaş grubu kim oluyor; PKK ile 25 yıldır mücadele eden Türkiye Cumhuriyeti Devleti.<br />
PKK grubunun adı, barış grubu olduğuna göre, bu durum, PKK’nın barış istediği anlamına gelmez mi; gelir. Peki, barış kimden istenmektedir; Devlet’ten.<br />
Barış isteyen biri, karşı tarafa şartsız koşulsuz elini uzatmaz mı; uzatır. Uzattılar mı; hayır. Şartlar, koşullar öne sürdüler mi; evet.<br />
Siz hiç, müsabaka esnasında zor duruma düşen boksörünün imdadına yetişmek ve maçı sona erdirmek amacıyla ringe havlu atan bir antrenörün, zafer çığlıkları attığını gördünüz mü; hayır. Barışalım diyen birinin zafer işareti yaptığını; hayır. O halde!!!<br />
O halde bu grup, bir barış grubu asla olamaz, olsa olsa, “zeval olmaz” diye bildiğimiz elçidir ve Öcalan’ın “Elçi Grubu” olarak adlandırılmalıdır.<br />
Olması gerekeni daha iyi anlamak için, durumun tam tersini düşünelim. Barış adımı atılmış olsun ve Türk askeri memleketine dönmüş olsun mesela. Manzara ne olurdu sizce? İnsanlar, zafer işaretleri ve çığlıkları yerine, sevinç gözyaşlarıyla kucaklaşır, sarmaş dolaş olurlardı herhalde, bunu şova dönüştürmeden.<br />
Öyle veya böyle, “Barış Süreci” denilen bir süreç yaşanıyor şu aralar Türkiye’de. Sürecin yoğun yaşanması nedeniyle de, bilgili bilgisiz, bilinçli bilinçsiz her kafadan ayrı bir ses çıkıyor bu günlerde. Hele, bir kesim var ki, insanın inanası gelmiyor. Bu kesimi, daha önceki bir yazımda “At Gözlüklü Romantik Bakışlılar” diye adlandırmış ve bu tanımlamanın üzerlerine “cuk” oturduğunu düşünmüştüm. Artık, sadece düşünmüyor, buna tam olarak ve sonuna kadar inanıyorum. Ancak tek farkla, buna, maalesef ki “Art niyetli”yi de ekleyerek bu sefer.</p>
<p>Bakın, neler diyorlar!</p>
<p>Efendim; ne gerek varmış, 40 bin insan hayatını boşuna, gereksiz yere kaybetmiş. İsimlerini Kürtçe olarak koyabilselermiş, yaşadıkları yerleri Kürtçe olarak adlandırabilselermiş, anadillerinde konuşabilselermiş. Bütün bunlar 25 yıl evvel yasaklanmasaymış, hak ve özgürlükleri, insani talepleri verilseymiş de, bu olup bitenlerin tümü, akan kan ve gözyaşı keşke hiç yaşanmasaymış!</p>
<p><span id="more-9673"></span></p>
<p>Çünkü, bütün mesele sadece bu imiş; “anadil, Kürtçe isim ve Kürtçe yerleşim yeri”!!! Meğer ne safmışız millet olarak, halk olarak, toplum olarak, Hükümetler olarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak! Ne aptal ve ne akılsızmışız topyekûn, hepimiz!<br />
Şimdi, her şeyi bir kenara bırakın ve şu ana kadar ki bildiklerinizi, bildiğinizi sandıklarınızı, duyduklarınızı, gördüklerinizi, yaşadıklarınızı, sadece bir dakikalığına unutun, arkanıza yaslanın. Derin bir nefes alın, on’a kadar sayın içinizden ve o güzel beyninizi sıfırlayın. Basının, çok çok önemli olmasına rağmen, pek de üzerinde nedendir bilinmez durmadığı Öcalan’ın bir sözü bile, PKK’nın gerçek hedefinin ne olduğunu ispatlayan tek bu sözü bile, belki bir nebze de olsa, “gözünüze taktığınız at gözlüklerinizi çıkartmanıza ve romantik bakışlarınıza gerçekçilik kazandırmanıza yardımcı olabilir” diye düşünüyorum.<br />
“Artık Türkiye’yi BÖL-MEK-ten vazgeçtim”. Söz kimin; Öcalan’ın.<br />
Ne’den vazgeçmiş muhterem; “Türkiye’yi BÖL-MEK’ten”.<br />
Şimdi anlayabildiniz mi, PKK’nın gerçek hedefinin baştan beri ne olduğunu?<br />
Şimdi görebildiniz mi, neyin boşa gidip gitmediğini?<br />
Şimdi idrak edebildiniz mi, verilen mücadelenin anlamını, akan kanın değerini?<br />
Nihayet şimdi çıkarttınız mı/çıkartabildiniz mi at gözlüklerinizi?</p>
<h3><span style="color:#ffffff;"><em>Sabahattin Talu</em></span></h3>
<p><a href="mailto:sabahattintalu@gmail.com">sabahattintalu@gmail.com</a></p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/skyturkvngenc.wordpress.com/9673/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/skyturkvngenc.wordpress.com/9673/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/skyturkvngenc.wordpress.com/9673/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/skyturkvngenc.wordpress.com/9673/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/skyturkvngenc.wordpress.com/9673/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/skyturkvngenc.wordpress.com/9673/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/skyturkvngenc.wordpress.com/9673/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/skyturkvngenc.wordpress.com/9673/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/skyturkvngenc.wordpress.com/9673/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/skyturkvngenc.wordpress.com/9673/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=skyturkvngenc.wordpress.com&blog=1212785&post=9673&subd=skyturkvngenc&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://skyturkvngenc.wordpress.com/2009/11/05/bolmekten-vazgectim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">skyturkvngenc</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>GÜCÜMÜ GÖRMEK İSTEDİM…</title>
		<link>http://skyturkvngenc.wordpress.com/2009/11/05/gucumu-gormek-istedim%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://skyturkvngenc.wordpress.com/2009/11/05/gucumu-gormek-istedim%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Nov 2009 17:05:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>skyturkvngenc</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://skyturkvngenc.wordpress.com/?p=9665</guid>
		<description><![CDATA[“Mahmur  ve  Kandil’e  çağrı  yapmamın  amacı;  onları  sınamak  ve 
gücümü  görmekti”.
Öcalan’ın sarf ettiği bu söz, üzerinde hassasiyetle durulması, önemle altı çizilmesi gereken bir sözdü, ancak bu söze, nedendir bilinmez, ne basın, ne de siyasi partiler gerekli ilgiyi pek göstermediler.
Öcalan, bilindiği üzere 22 Eylül tarihinde, Kandil’den ve Mahmur’dan seçilecek iki grubun, “sorunun çözümüne ve sürece katkıda [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=skyturkvngenc.wordpress.com&blog=1212785&post=9665&subd=skyturkvngenc&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><h3><span style="color:#ffffff;"><em>“Mahmur  ve  Kandil’e  çağrı  yapmamın  amacı;  onları  sınamak  ve </em></span></h3>
<h3><span style="color:#ffffff;"><em>gücümü  görmekti”.</em></span></h3>
<p>Öcalan’ın sarf ettiği bu söz, üzerinde hassasiyetle durulması, önemle altı çizilmesi gereken bir sözdü, ancak bu söze, nedendir bilinmez, ne basın, ne de siyasi partiler gerekli ilgiyi pek göstermediler.</p>
<p>Öcalan, bilindiği üzere 22 Eylül tarihinde, Kandil’den ve Mahmur’dan seçilecek iki grubun, “sorunun çözümüne ve sürece katkıda bulunmak üzere” Türkiye’ye gelmeleri çağrısında bulunmuş ve gruplar 19 Ekim günü Irak’tan Türkiye’ye gelmişlerdi.</p>
<p>DTP tarafından şova dönüştürülen (bu arada M.A.BİRAND buna “show” diyor) geliş sonrasında Öcalan, önemsiz gibi görülen şu açıklamayı yaptı; “Gelen gruplar için şükranlarımı sunuyorum. Bu gruplara çağrı yapmamdaki amaç; sınamaydı. Hem tıkanan siyasetin önünü açmak, hem bağlılıklarını görmek/göstermek için çağrıda bulundum, onlar da geldiler ve bana bağlılıklarını gösterdiler” dedi ve arkasından, gelinen durumu; “Bu sayede PKK, devleti, devlet de PKK’yı sınamış oldu” sonuç cümlesiyle özetledi.</p>
<p>Kendine güvensiz, gelip giden ve oturmamış bir kişiliğin, narsist, megaloman bir kişilik ile birbirine karışmasının tezahürü denebilecek Öcalan’ın bu sözlerinin ne anlama geldiğini kavrayabilmek için galiba biraz daha açmak gerekiyor. Aslında son derece açık olmasına rağmen, ne demek istenildiğini, arkasındaki olası mesajları ve bu mesajların kime veya kimlere ve ne amaçla verilmek istediğini ortaya koymak ve dikkat çekmek gerekiyor.</p>
<h3><span style="color:#ffffff;"><em>Öncelikle,  ilk  mesaj  kendinedir.</em></span></h3>
<p>Örgütün, DTP’nin ve bağlı sempatizan kitlesinin ne denli kendisini dinlediğini, izlediğini, takip ettiğini, talimatlarının birebir yerine getirilip getirilmediğini görmek, öğrenmek istiyor Öcalan. Bu nedenledir ki, örgütü PKK için; “Onlara şükranlarımı sunuyorum, bana bağlılıklarını gösterdiler” diyor. Dolayısıyla, ilk mesaj kendisine.</p>
<p><span id="more-9665"></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><strong>İkinci mesaj; T.C.Devleti ve hükümetinedir ve bir anlamda “aba altından sopa göstermek” gibi bir durum söz konusudur burada.</strong></em></p>
<p>Denilmek istenilen ve verilmek istenilen mesaj kısaca şudur; “Bir sözüm ile PKK silah da bırakabilir veya yeniden eline alabilir. Bu nedenle, bu konuda ne DTP’dir ve ne de PKK’dır muhatap alman gereken. Tek muhatap benim ve hem PKK’yı, hem DTP’yi ve hem de Kürtleri ben yönetirim”dir açıkça.</p>
<p><em><strong>Üçüncü ve son mesaj; “DTP ile PKK ve DTP’yi destekleyen kitleyedir.</strong></em></p>
<p>“Sizler benim arkamda durduğunuz, beni desteklediğiniz, bana harfiyen itaat ettiğiniz sürece gündemde kalabilir ve isteklerimizi, taleplerimizi TC Devleti’ne, hükümetine zor da olsa kabul ettirebiliriz”dir, buradaki son mesajın adresi ve anlamı.</p>
<p>Öyle veya böyle, doğru veya yanlış, içeriden veya dışarıdan, “açılım” denilen bu sürece, bir şekilde girilmiştir. Gelinen bu aşama ve yakın gelecekte “Sil baştan” yerine “Her şeye rağmen devam” kararı alınırsa ve eğer gerçekten bir çözüm, bir çare isteniyor, 25 yıldır akan bu kan dursun isteniyor, gönülden analar ağlamasın deniyorsa, üçüncü adresin pozisyonu çok daha, geçmişte olduğundan çok daha önem kazanmıştır.</p>
<p>Belki de bu fırsat, hiçbir zaman bir daha ele geçmeyecek büyük bir fırsattır ve bir şekilde yakalanmıştır. Bu nedenle DTP, gerçekten samimi ise, bir kez ve tek kez olsun Öcalan’ın kuklası olmaktan çıkıp, “sözde değil özde çözümün” ele geçen gerçek tarafı olma fırsatını, hiç olmazsa bu kez tepmemelidir.</p>
<p>Çözümü, barışı ve toplumsal huzuru, “tutukluluk halimin düzeltilmesi şart” diyerek, açıkça ve öncelikle kendisinin özgürlüğüne bağlayan ve “aksi halde kan akmaya devam eder” diyerek tehdit eden İmralı’nın keyfiyetine bırakılması, her talimatına sorgusuz sualsiz, körü körüne itaat edilmesi, çözümü değil, aksine çözümsüzlüğü ilelebet dayatır. Bu nedenle DTP, işte tam da bu noktada tarihi bir karar vermeli, kan ve kardeşlik konusunda gerçekten samimi olduğunu Türkiye kamuoyuna ispatlamalı, İmralı ve Kandil’in kuklası olmadığını, hiç olmazsa bu kez, hiç olmazsa bir tek bu kez samimiyetle göstermelidir.</p>
<h3><span style="color:#ffffff;"><em>Sabahattin Talu</em></span></h3>
<p><strong><a href="mailto:sabahattintalu@gmail.com">sabahattintalu@gmail.com</a></strong></p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/skyturkvngenc.wordpress.com/9665/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/skyturkvngenc.wordpress.com/9665/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/skyturkvngenc.wordpress.com/9665/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/skyturkvngenc.wordpress.com/9665/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/skyturkvngenc.wordpress.com/9665/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/skyturkvngenc.wordpress.com/9665/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/skyturkvngenc.wordpress.com/9665/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/skyturkvngenc.wordpress.com/9665/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/skyturkvngenc.wordpress.com/9665/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/skyturkvngenc.wordpress.com/9665/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=skyturkvngenc.wordpress.com&blog=1212785&post=9665&subd=skyturkvngenc&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://skyturkvngenc.wordpress.com/2009/11/05/gucumu-gormek-istedim%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">skyturkvngenc</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>