09 Haz 2007 için arşiv

09
Haz
07

T.C. BAŞBAKANI EL-KADI’YA NEDEN KEFİL OLUYOR?

Yasin El Kadı’nın mal varlığı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin terörü finanse edenler listesinde 39. sırada yer alması nedeniyle, Bakanlar Kurulu kararı ile 22 Aralık 2001 tarihinde dondurulmuştu.

Nedim Şener, “Hayırsever Terörist” adlı kitabının 38. sayfasında “Cumhuriyet Savcısı; ‘kadı ve Jelaidan hayırsever iş adamları’ başlığı altında Kadı’nın Savcılıklardan nasıl kurtulduğunu anlatıyordu:

Değişik “siyasi ve bürokratik” engellemelerle ilerleyen rapor bir süre MASAK’ta bekledi. Nihayet iki ay sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi.

MASAK raporu çerçevesinde başlatılan soruşturmalardan bir tanesi “kara para aklama”, diğeri “terör örgütü El Kaide’ye üye olmak ve yardım etmekten” açıldı.

2004/22072 hazırlık numarasıyla açılan “kara para aklama” soruşturmasını yürüten Savcı Sadi Yoldaş, Yasin El Kadı’nın ortağı Mehmet Fatih Saraç’ın ifadesini aldıktan sonra verdiği belgeleri, iki haftalık bir süre sonunda MASAK’a göndererek incelemenin yeniden yapılmasını talep etti.

MASAK bu kez daha önceki raporun tersine bir rapor daha yazdı. Yasin El Kadı, Jelaidan ve Mehmet Fatih Saraç hakkındaki yeni incelemeyi 11 Kasım 2004 tarihinde yeni bir raporla savcılığa gönderdi.

Rapora, Mehmet Fatih Saraç’ın ifadeleri damgasını vurdu. Caravan Dış Ticaret Ltd. Şti’nin Albaraka Türk‘te açmış olduğu hesaplara yatan paralar bizzat Yasin El Kadı’nın kendisi tarafından yatırılmıştı. Yine Saraç’ın ifadesine dayanarak, Al Baraka Türk’teki Yasin El Kadı hesabına yatan paraları dünyanın bir çok yerinde yatırımı olan Yasin El Kadı’nın Türkiye’de yatırım yapmak için getirip kendi hesabına yatırdığı belirtildi.

Raporda Baş Müfettiş Hamza Kaçar tarafından düzenlenen 31 Mart 2004 tarihli raporun sonuç bölümünde belirtilen hususla ilgili olarak, hesap ekstrelerinden elde edilen bilgiler doğrultusunda, 1 milyon USD’nin 13 Ekim 1997 tarihinde nakit teslimat olarak Yasin El Kadı’ya ait 143100 numaralı hesaba yatırıldığı ve yine bu hesaptan 14 Ekim 1997′de ‘Yasin El Kadı’ açıklamasıyla ‘Abrar Global Asset M’ adına Bank Of New York unvanlı bankaya havale edildiği, kanaat ve sonucuna varıldığı bildirildi.

Bu bilgilerin elinin altında olduğu İstanbul Cumhuriyet Savcısı Sadi Yoldaş, 24 Aralık 2004 tarihinde, “Sanıklar hakkında unsurları oluşmayan müsnet suçtan takibata yer olmadığına” karar verdi.

Böylece El Kadı ve Saraç hakkındaki soruşturma “kara para” yönünden “Takipsizlikle” sonuçlanmış oldu.

Maliye Bakanlığı’nın karara itiraz etmesi gerekirken etmediği ortaya çıkıyordu. Nasıl etsin ki, çıkardıkları af ve benzeri kararlarla bu zatlara en az 5 trilyon kazandırmışlardı.

Kara para yönünden verilen bu takipsizlik kararını eski adı Devlet Güvenlik Mahkemesi olan, yeni adıyla özel görevlendirilmiş İstanbul Cumhuriyet Savcılarından İdris Ermeydan’ın tartışmalı kararı izledi.

Danıştay 10. Dairesi’ne başvuran Yasin El Kadı, isminin listeden çıkarılmasını mal varlığının serbest bırakılmasını istiyordu. Danıştay 10. Dairesi 20 Temmuz 2006 tarihinde bire karşı dört oyla Kadı’nın isteği doğrultusunda karar verdi.

Danıştay’ın bu kararında muhalefet şerhi olan üye; “BM sözleşmesini imzalayan ülkelerin, BM’nin aldığı kararlara uyma yükümlüğünün olduğunu vurguluyordu. Yasin El Kadı’nın ismi BM kararlarında yer aldığı sürece dondurma kararının kaldırılamayacağını ifade ediyordu. 

31 Ağustos 2006 tarihinde Başbakanlık 1. Hukuk Müşavirliği Danıştay’ın bu kararını temyiz ediyordu.

“Dilekçelerin ortak konusu; BM’nin kararları doğrultusunda haksızlığa uğradığını iddia eden kişilerin BM nezdinde itiraz yollarının açık olduğu belirtiliyor, ve şöyle deniyordu:

“Yasin El Kadı’nın Türkiye’deki mal varlıklarının dondurulmasıyla ilgili olarak alınan Bakanlar Kurulu Kararı’nın aksi yönde karar alan Danıştay 10. Dairesi’nin kararının uygulanması halinde, Türkiye uluslararası anlaşmalardan doğan yükümlülüklerini yerine getirmeyen bir ülke durumuna sokulacaktır. Bu durum da telafisi güç ve imkânsız zararlar doğuracaktır…”

Başbakan, Danıştay kararının temyiz edildiğini öğrenince yaygarayı basıyordu. Yasin El Kadı’nın ortağı Mehmet Fatih Saraç ile Ansiklopedi çıkaran Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer devreye giriyor, temyiz dilekçesini hazırlayanları azarladığı iddiaları gündemi oluşturuyordu.

5 Eylül 2006 tarihli temyizden feragat dilekçesi Dışişleri Bakanlığı’ndan geliyordu. Oysa Dışişleri Bakanlığı aynı gün Danıştay’ın kararını temyiz etmişti. 6 Eylül 2006 tarihli Başbakan adına Müsteşar Yardımcısı Mustafa Çetin imzalı temyizden feragat dilekçesini veren kurum Başbakanlık oluyordu… Böylece Başbakanlık ve Dışişleri Bakanlığı Yasin Al Kadı davasını temyiz etmek istemiyordu…

Kadı davasını temyiz edemeyen Bakanlık Hamza kaçar’ı bildik yöntemlerle saf dışı etme gayretine giriyordu.

Biz bu filmi daha önce görmüştük

Ankara 6. İdare Mahkemesi’nde dava açan Hamza Kaçar, 16 Aralık 2004 tarihinde verilen mahkeme kararıyla hukuk mücadelesini kazanarak eski görevine geri döndü. Eski görevine dönen Kaçar, yarım kalan soruşturmaları tamamlamak istedi ve ne olduysa bundan sonra oldu. Bildik senaryo oyuna kondu ve Hamza Kaçar, “Genelkurmay dâhil binlerce hesaba inceleme yaptı” diyerek görevden alındı.

Bu olay, bize Fetullah Gülen hakkında soruşturma açan DGM’ye rapor gönderen Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral, Yardımcısı Osman Ak’ın ve arkadaşlarının başına gelen uydurma “Telekulak” skandalını hatırlattı. Gülenciler bu müdürlerin başını yemek için uydurma dosyalar oluşturmuş, “Genelkurmay dâhil her yeri dinlemişler” diyerek yaygara yapmış, her tarafı ayağa kaldırmışlardı. Oysa dosyalar incelendiğinde 1800‘lü(!?) yıllarda telefonların dinlendiği, bazı numaraların hiç olmadığı, 0(sıfır) dakika gibi zaman dilimlerinde dinleme yapıldığı şeklinde uydurma evraklarla dosyalar oluşturulmuştu.

Gerek Osman Ak gerekse Cevdet Saral yıllardan beri atılan bu çamuru temizlemeye çalışırken, Fetullahçılar önlerindeki en büyük engelden kurtulmuşlardı.

Şimdi aynı senaryo ile Ülker-Al Kadı, Unakıtan-Al Kadı, Tayyip-Al Kadı ilişkilerini gün yüzüne çıkaran Baş Müfettiş Hamza Kaçar susturulmak isteniyordu.

09
Haz
07

ÇIKTI TESKERE HAYDİ

BİLAL ERDOĞAN EMİNİZ Kİ SEN ENİŞTEN BERAT GİBİ 1 AY BEDELLİ ASKERLİK YAPMAYACAK DELİKANLI GİBİ GÖNÜLLÜ OLUP GÜNEYDOĞU DA UZUN DÖNEM ASKERLİK YAPIP PKK İLE SAVAŞACAKSIN YADA YURT DIŞINDA ÇALIŞIYORUM ZATEN BABAMIN DEDİĞİ GİBİ ASKERLİK YAN GELİP YATMA YERİ DEYİP NE İŞİM VAR ORALARDA DİYECEKSİN BUNU ZAMAN İÇİNDE GÖRECEĞİZ.EĞER İKİNCİ ŞIKKI SEÇERSEN O ZAMAN BABAN VE ANNEN ŞEHİT ANALARININ YÜZÜNE NASIL BAKACAKLAR. EĞER ONLAR BİR TÜKÜRÜRSE BOĞULUP GİDERLER.

ONLAR askere giderken yan gelip yatmak istiyordu! Vatan görevini deniz kıyısında motelde yapacaklar, yiyip içecekler, gece eğlenip sonraki günlerde aynı hayatı yaşayacaklardı!
Fakat olmadı. Bazılarının ataması Güneydoğu’daki birliklere çıktı. Bazıları pusuya düşürüldü, mayına bastı, vuruldu, şehit düştü. Askerliğin yan gelip yatma yeri olduğunu zannedenler fena halde yanılmıştı! Zaten onlar hep yanıldı! Yanılmasalardı, PKK terörünün başladığı 1984 yılından beri yan gelip yatanlardan 6 bin’den fazlası şehit olmaz, binlercesi vurulmaz, sakat kalmazdı.Askere giden ana baba kuzuları, onları uğurlayan ana babalar, kardeşler, nişanlılar, eşler ve birlik komutanları da bu gerçeğin farkında değildi.
Onlara sorulduğunda hep aynı şey söylenirdi:
“Rahat olun, askerlik yan gelip yatma yeridir!”

09
Haz
07

Kandil Dağı’na bombardıman

HAKKARİ’nin Irak sınırındaki Çukurca İlçesi’nde gece yarısına doğru yoğun top atışı sesleri duyuldu

HAKKARİ’nin Irak sınırındaki Çukurca İlçesi’nde gece yarısına doğru yoğun top atışı sesleri duyuldu. Askeri kaynaklardan tatbikat atışı yapıldığı ifade edilirken, Kuzey Irak’taki yerel kaynaklar ise Türkiye sınırında PKK kamplarının bulunduğu bölgeye top mermilerinin düştüğünü bildirdi.

Türk Silahlı Kuvvetleri son zamanlarda Kuzey Irak sınırına yığınak yaparken, bu gece saat 23.15’te sınıra sıfır noktada bulunan Çukurca İlçesi top atışı sesleriyle yankılandı. Askeri kaynaklar tatbikat atışı yapıldığını ifade etti. Ancak, yaklaşık 10 yıldır bölgede böylesine bir yoğun top sesleri duyulmadığı için yöre halkı endişeye kapıldı. Çukurca’da halk evlerine çekildi. Top atışı sesleri ise 45 dakika sonra saat 24.00’te kesildi.

Çukurca Kaymakamı Perviz Ayhan Akpay, basın mensuplarının ısrarlı soruları üzerine top seslerini kendisinin de duyduğunu belirterek, “Ben de duydum. Bana ulaşan bir bilgi yok. Bu konuda önemli bir şey olsaydı, benim haberim olurdu” dedi.

Askeri kaynaklardan tatbikatı Çukurca Asayiş Komando Taburu ve Taktik Sınır Jandarma Alay Komutanlığı’nın ortaklaşa gerçekleştirdiği öğrenildi.

Çukurca’da bu gelişmeler yaşanırken, Doğan Haber Ajansı’nın Kuzey Irak’ta bulunan muhabirinin yerel kaynaklardan aldığı bilgiye göre, Zaho’ya bağlı sınırdaki Derkar Kasabası’nın Hezil Çayı kıyısındaki PKK kamplarının bulunduğu bölgeye top mermilerinin düştüğünü duyuruldu.

Bu arada Irak Devlet Başkanı Celal Talabani’nin lideri olduğu Kürdistan Yurtsever Birliği’nin (KYB) resmi internet sitesi, Haftanin bölgesindeki Guli Dağı’na 3 Türk askeri helikopterinin indiğini iddia etti.

İRAN SINIRINDAN DA TOP SESLERİ

Kuzey Irak’taki yerel kaynaklar, İran’ın, PKK’nın kendi topraklarında uzantısı olan Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) kampları ile terör örgütünün ele başlarının bulunduğu Kandil Dağı’ndaki kamplarına topçu atışı yaptığını duyurdu.

09
Haz
07

Şehitlere son görev

Siirt-Şirvan kara yolunda terör örgütü PKK’nın döşediği mayının patlatılması sonucu şehit olan 4 asker için cenaze töreni düzenlendi. Şehit yakınlarının gözyaşları yürekleri yaktı.

Siirt-Şirvan kara yolunda terör örgütü PKK’nın döşediği mayının patlatılması sonucu şehit olan 4 asker için cenaze töreni düzenlendi. Siirt 3. Komando Tugay Komutanlığında düzenlenen törene, Vali Hüseyin Avni Mutlu, Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Abdullah Atay, 3. Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Abdullah Barutçu ve Belediye Başkanı Mervan Gül’ün yanı sıra çok sayıda vatandaş katıldı.

Törende konuşan 3. Komando Tugay Komutanlığı Harekat Şube Müdürü Kurmay Binbaşı Mustafa Özkan, vatanın bölünmez bütünlüğü, birlik ve beraberliği için canlarını hiçe sayarak Siirt-Şirvan kara yolunda yol kontrol ve arama sırasında bölücü terör örgütü mensuplarınca yola döşenen mayının patlaması sonucu 4 askerin şehit olduğunu söyledi. Bu olayın bölücü terör örgütünün kanlı vahşetten başka bir şey istemediğini, özgürlük, barış ve insan hakları gibi söylemleri, hain emellerine ulaşmak için birer araç olarak kullandığını ortaya koyduğunu belirten Kurmay Binbaşı Özkan, şöyle dedi: ”Bu olay, terörün, teröristlerin ve yandaşlarının gerçek yüzünü bir kez daha göstermiştir. Vatanın bölünmez bütünlüğü ve bağımsızlığına göz diken hainlere karşı bu yıl bahar aylarında başlatılan kararlı ve inançlı operasyonlar ile bölücü terör örgütüne darbe üzerine darbe vurulmaktadır. Karşısında yüce Türk milletinin kahraman evlatlarını bulan ve her zaman olduğu gibi yine hüsrana uğrayan bölücü terör örgütü, önümüzdeki günlerde bu aziz milletin bağrından çıkmış olan Türk Silahlı Kuvvetlerinin gücünü bir kez daha görecektir. Asırlardır sürüp gelen milli varlığımızı devam ettirme mücadelesinde vatan, millet, bayrak ve hürriyet uğruna yiğitlerimizi şehit verdik. Daha nice şehitler versek de vatanımızın bölünmesine asla izin vermeyeceğiz.” Konuşmanın ardından İl Müftüsü Mahmut Gürlen’in okuduğu duanın ardından şehit cenazeleri memleketlerine uğurlandı. Şehit cenazelerinin uğurlanması sırasında çok sayıda vatandaş, PKK aleyhinde sloganlar attı.

UZ.ÇAVUŞ SERBÜLENT YALÇINTAŞ KIRIKKALE’YE

Siirt-Şirvan kara yolunda teröristlerce döşenen mayının patlaması sonucu şehit olan Jandarma Uzman Çavuş Serbülent Yalçın’ın cenazesi, Batman’dan uçakla Kırıkkale’ye uğurlandı. Siirt 3. Komando Tugay Komutanlığında gerçekleştirilen cenaze töreninin ardından kara yoluyla Batman’a getirilen şehit Yalçın’ın cenazesi, Batman Havaalanı’nda düzenlenen törenle, memleketi Kırıkkale’ye uğurlandı.

Törene, Vali Recep Kızılcık, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Erhan Güder, Cumhuriyet Başsavcısı Fehmi Mercan ve İl Emniyet Müdürü Arif Öksüz ile şehidin silah arkadaşları katıldı. Şehit Yalçın’ın cenazesi uçakla Ankara’ya oradan da memleketi olan Kırıkkale’ye gönderildi.

SERBÜLENT YALÇINTAŞIN TAYİNİ ÇIKMIŞTI

Şehit jandarma uzman çavuş Serbülent Yalçıntaş’ın Kırıkkale’deki baba evinde yas var. Kırıkkale’nin Kaletepe Mahallesi’nde yaşayan baba Ali ve anne Meliha Yalçıntaş, çocuklarının şehit olduğu haberini gece öğrendiklerini bildirdiler. Çocuklarının şehit olması üzerine Yalçıntaş’ın yakınları eve gelerek aileyi teskin etmeye çalıştı. Şehit Yalçıntaş’ın üniversitede okuyan kız kardeşi Yasemin Yalçıntaş ağabeyinin evlilik resmini göğsüne basarak, ”Biricik ağabeyim seni izine bekliyorduk sen nereye gittin bizi bıraktın” şeklinde ağıt yaktı.

Anne Meliha Yalçıntaş ise oğlunun şehit olduğuna inanmak istemediğini ve her an kapıdan içeri girmesini beklediğini söyledi. Şehit Yalçıntaş’ın Malatya’da kendisi gibi uzman çavuş olarak görev yapan ağabeyisi Güngör Yalçıntaş da annesine sarılarak teskin etmeye çalıştı. Bu arada, şehit uzman çavuş Serbülent Yalçıntaş’ın tayininin Yozgat’a çıktığı ve 29 Haziranda Kırıkkale’ye izne geleceği ve izin bitiminin ardından yeni yerinde görevine başlayacağı öğrenildi. Şehit Yalçıntaş’ın 4 yıllık evli olduğu ve eşiyle birlikte Silvan’da yaşadığı bildirildi. Şehit Yalçıntaş’ın cenazesinin ailesinin isteği üzerine yarın doğum yeri olan Balışeyh ilçesine bağlı Koçubaba beldesinde toprağa verileceği kaydedildi.

KIDEMLİ ASTSUBAY ÜSTÇAVUŞ MUSTAFA KÖMÜRCÜ’NÜN AĞABEYİ DE ASTSUBAY OLARAK GÖREV YAPTI

Bir diğer şehit jandarma kıdemli astsubay üstçavuş Mustafa Kömürcü’nün (27) baba evinde yas var. Hürriyet Mahallesi Kurdini Caddesi üzerinde bulunan baba evine gelen İslahiye Kaymakamı Bekir Yılmaz, Belediye Başkanı Mehmet Uludağ, Emniyet Müdürü Kadir Durmuş ve jandarma yetkilileri, şehit ailesine baş sağlığı diledi. Şehit dedesi Mustafa Kömürcü (70), baş sağlığı ziyaretinde, ”Ağlamayacağım. O cennette bizleri bekleyecek, vatan sağ olsun” dedi.

2 kız çocuğu bulunan şehit Mustafa Kömürcü’nün parkinson hastası annesi Fatma Kömürcü ise şehit haberini aldıktan sonra sakinleştirici ilaçlar ile teskin edilmeye çalışılıyor. Sürekli fenalaştığı belirtilen Fatma Kömürcü’ye eve gelen sağlık ekipleri müdahale ediyor. Güçlükle ayakta durabilen ağabey Mehmet Kömürcü’nün ise sadece ‘vatan sağ olsun’ diyebildiği gözlendi. Kömürcü ailesinin en küçük çocuğu olan şehit Mustafa Kömürcü’nün bir ağabeyinin Sivas’ta astsubay, bir ağabeyinin ise Ordu’da astsubay olarak görev yaptığı belirtildi. Şehit Mustafa Kömürcü’nün cenazesi, yarın İslahiye’de yapılacak törenin ardından, İslahiye Şehitliğine defnedilecek.

‘SON KONUŞMAMIZDA AYAKKABI İSTEMİŞTİ’

Siirt-Şirvan kara yolundaki hain saldırıda şehit olan 4 askerden Jandarma Komando Er Tolga Kargıoğlu’nun Adana’daki evinde de büyük hüzün yaşanıyor. Tolga Kargıoğlu’nun şehit olduğunu öğrenen yakınları, arkadaşları ve bölgede görev yapan güvenlik görevlileri, Toros Mahallesi 96 Sokak’taki evine taziye ziyaretinde bulunuyorlar. Baba Cihangir Kargıoğlu, taziyeleri kabul ederken, anne Zehra Kargıoğlu da oğlunun yasını tutuyordu. Cihangir Kargıoğlu, oğluyla sürekli telefonda görüştüklerini ifade ederek, ”Sabah da annesiyle konuşmuş, ‘Anne, babam bana çok güzel bir ayakkabı alsın’ demiş. Yakınlarda yeni bir ayakkabı mağazası açılmıştı. Sonra bana da telefon etti. Ben de ‘Yeter ki sen bitir gel askerliği, alırız oğlum’ dedim” diye konuştu.

Konuşmanın ardından akşam yürüyüşe çıktığını ifade eden Cihangir Kargıoğlu, ”Her gün haberleri kaçırmazdım. Ama akşam hiç dinlemedim. Bir süre sonra bir baktım ki bütün akrabalar toplanıp bize geldi. Ben zaten hemen anladım” diyerek, gözyaşlarına boğuldu. Arkadaşları da şehit er Kargıoğlu ile sürekli telefonda görüştüklerini, kendilerine rahatının yerinde olduğunu söylediğini ifade ederek, askerden önce yaş pasta imalatında çalıştığını, bitirdiğinde babasının evini satıp, Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde ona bir iş yeri açmayı planladığını söylediler. Şehit Kargıoğlu’nun cenazesinin, yarın memleketi Osmaniye’nin Kadirli ilçesine bağlı Durmuşsofular köyünde toprağa verileceği öğrenildi

MAYIN PATLAMASIYLA İLGİLİ 18 KİŞİ GÖZALTINDA

Siirt Valiliği, Siirt-Şirvan kara yolunda teröristlerce döşenen mayının patlaması sonucu 4 askerin şehit olduğu olayla ilgili 18 kişinin gözaltına alındığını bildirdi. Valilikten yapılan açıklamada, şöyle denildi: ”7 Haziran 2007 günü saat 20.00 sıralarında Siirt-Şirvan kara yolu üzerinde patlayıcı madde döşemek suretiyle 4 güvenlik görevlisinin şehit olmasına, 4 güvenlik görevlisinin de yaralanmasına neden olan olayla ilgili olarak 18 kişi gözaltına alınmış olup soruşturma halen devam etmektedir




İstatistikler

  • 2,203,613 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Haziran 2007
P S Ç P C C P
    Tem »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
252627282930  

En fazla oylananlar