22 Haz 2007 için arşiv

22
Haz
07

Bol kepçeden vaat dağıttılar

22 Temmuz genel seçimleri öncesinde vatandaşlara seçim bildirgelerini açıklayan siyasi parti liderlerinin vaatleri arasında yok yok. Vaatler arasında en çok dikkati çeken ise mazotun fiyatının düşürülerek, Türk çiftçisinin ekonomik durumun kalkındırmak var. GP lideri Ceml Uzan mazotun fiyatını 1 YTL olarak açıklarken, Demokrat Parti Başkanı Mehmet Ağar ise mazotun fiyatının 1 YTL’nin de altında olacağı vaatini meydanlarda verdi. CHP ise ÖSS’yi kaldıracağını vaat ediyor.  Vaatler arasında fındığın 8 YTL olacağı, kadına şiddetin son bulacağı da var. Seçim beyannamelerinde ve seçim kürsülerinde vaatte sınır tanımayan partiler, seçmenin düş gücünü zorluyor. İşte partilerin seçim vaatleri….

CHP’NİN SEÇİM VAATLERİ

•10 yıllık zorunlu temel eğitime geçilecek.
• Üniversiteye giriş sınavları (ÖSS) kaldırılacak.
• Yargıda siyasallaşma önlenecek.
•  Muhtaç sanatçıların, muhtarların ve yoksulların primlerini devlet ödeyecek.
• -Ulusal sağlık sigortası kurulacak. Tüm yurttaşlar sadece nüfus cüzdanını göstererek sağlık hizmetlerinden eşit olarak yararlanacak.
• Çiftçi ve besiciye verilecek tarımsal destekler 2 katına çıkarılacak.
• Kadınlara uygulanan her türlü şiddetle mücadele edilecek.
• Dokunulmazlıklar kaldırılacak milletvekili de hesap verecek.

GENÇ PARTİ’NİN VAATLERİ:
• Mazot 1 YTL olacak.
• Her işsize 350 YTL maaş verilecek.
• Emekliye 14 maaş verilecek.
• Fındık 8 YTL olacak.
• Gıdada KDV oranları düşürülecek.
• GP iktidarında Türkiye AB üyeliğinden çekilecek.
• Üniversite sınavı kalkacak.
• Şehitlerin hesabı sorulacak.

DP’NİN VAATLERİ:

• Çiftçinin kullandığı “yeşil mazot” 1 YTL’nin altında olacak.
• İlaçta, tohumlukta, gübrede, elektrikte ve suda çiftçinin AB ülkeleriyle başedebileceği fiyatlar getirilecek.
• Vatandaş namerde muhtaç edilmeyecek.

AK PARTİ’NİN VAATLERİ:

AK Parti, 22 Temmuz seçim beyannamesini henüz açıklamadı. Ancak edinilen bilgilere göre Ak Parti, daha yüksek oyla bile gelse farklı hayat tarzlarına müdahale edilmeyeceği konusunda kamuoyuna güvence verecek. 22 Temmuz seçimleri için Eskişehir’den adaylığını koyan Maliye Bakanı Unakıtan seçim vaatlerini eleştirdikten sonra kulüp yöneticilerine ilginç bir vaatte bulundu: “Kimisi 2 tane anahtar veriyordu, kimisi ’kim verirse 5 kuruş daha fazla ben vereceğim’ diyordu. Önceden seçimler böyle yapılıyordu. Türkiye’yi bu duruma getiren, verilen seçim vaatleri” dedikten sonra, “İsterseniz Alex’i de alayım!” dedi.
• Anayasa Mahkemesi’ne üye seçimi yeniden düzenlenecek.
• Hakim ve savcıların terfi sistemi değiştirilecek sicillerinin objektif kriterlere göre düzenlenmesi sağlanacak.
• Gerçek anlamda hukuk devleti tesis edilecek.
• Yükseköğretim sistemi esnek açık ve güçlü olarak yeniden yapılandırılacak.

MHP’NİN VAATLERİ:

Seçim bildirgesini açıklayan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)’nin 121 sayfalık seçim vaadleri arasında zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılmasından, “her eve ve herkese internet” vaadine, kamu görevlilerinin hediye kabul etmelerinin engellenmesinden “Milli çizgi film endüstrisinin geliştirilmesine” kadar çok sayıda vaat yer alıyor:

• Enflasyon kalıcı olarak yüzde 3’e düşürülecek.
• İşsiz ve muhtaç aile reislerine 200 YTL işsizlik yardımı ödenecek.
• Asgari ücret tümüyle vergi dışı bırakılacak.
• Ekonomi Bakanlığı kurulacak.
• Her yıl yüzde 7 büyüme 5 yılda 3,5 milyon istihdam sağlanacak.
• Kamu görevlilerinin hediye kabul etmeleri engellenecek.
• Güvenlik mensuplarına aylık 230 YTL güvenlik tazminatı verilecek.
• Gece güvenlik görevlileri istihdam edilecek güvenlik kamera sistemi yaygınlaştırılacak.
• Üniversite giriş sınavı kaldırılacak.
• Vatandaş hastane ve hekim seçme hakkına sahip olacak.
• Türkçe’nin bütün lehçeleriyle kullanılabilir olması sağlanacak.

BAĞIMSIZ TÜRKİYE PARTİSİ’NİN (BTP) VAATLERİ:

• Mazot 80 Ykrş olacak.
• 500 YTL vatandaşlık parası ödenecek.
• 2000 YTL asgari ücret verilecek.
• 15 bin YTL doğum ikramiyesi verilecek.
• Ev hanımlarına 500 YTL maaş verilecek.
• 250 YTL çocuk maaşı verilecek.

22
Haz
07

MHP, Başbakan ve AKP’lilerin ’gaf’larını klip yaptı

MHP, AKP hükümetinin ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın söylediği ve ’gaf’ olarak nitelenen bazı sözlerini ’A’dan Z’ye RTE’ isimli bir klipte topladı. İnternet ortamında yayılması beklenen klipte, iktidar ’basiretsiz ve korkak’ olmakla suçlanıyor.
Recep Tayyip Erdoğan’ın gaf olarak nitelenen bazı sözleri, MHP tarafından  ’A’dan Z’ye RTE’ isimli bir klipte toplandı. Seçim nedeniyle hazırlatılan klip, iktidara ’basiretsiz ve korkak’ yakıştırmasıyla başlıyor. AKP hükümeti döneminde dönemde terörün Türkiye’ye kafa tuttuğurun vurgulandığı klipte, yine bu dönemde Türk halkının onurun kırıldığı ifade ediliyor. Hükümetin AB’nin tüm söylediklerini sorgulamadan yerine getirdiği öne sürülen klipte, hükümetin ’AB türküsü söylediği’ de vurgulanıyor.Klipte, AKP hükümeti döneminde dış borcun 179 milyar dolar arttığı, Telekom ve Tüpraş gibi önemli kurumların satıldığı, asgari ücretin sadece 32 lira artırıldığı belirtilerek, AKP’nin iktidarını türbana borçlu olduğu, ancak Anayasa’yı bile değiştirecek güce sahip olmalarına karşın konuyla ilgili hiçbir adım atmadıkları ifade edildi. Klipte, bununla da kalmayıp, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrünnisa Gül’ün Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ndeki türban davasını geri çektiği, Erdoğan’ın ise yine türbanla ilgili olarak ’geneli kucaklayalım’ dediği belirtildi.

Klipte de yer alan, ’gaf’ olarak nitelenen sözler ise şöyle: Erdoğan: ’Lan terbiyesizlik yapma, hadi ananı da al git’, ’toprak satılıyorsa alıp götürmüyorlar ya’, ’Sayın Öcalan düşüncelerinin değil, şuanda, almış olduğu kellelerin hesabını veriyor’, ’askerlik yan gelip yatma yeri değildir’.
Arınç: ’Başörtüsü bizim namus borcumuzdur’.
Mehmet Ali Şahin: ’Başörtüsü yüzde 1.5’in sorunudur toplumu ilgilendirmez’.
Sami Güçlü: ’Gözünüzü toprak doyursun’.
Kemal Unakıtan: ’Babalar gibi satarım’. 

SINIRDAKİ TOPRAKLAR BİLE SATILIYOR

İktidara gelmeden önce  ’AB diyerek karın doymaz’ diyen Edoğan’ın daha sonra hem AB, hem de İMF ile ilgili düşüncelerini değiştirdiği belirtilen klipte, Türkiye’nin sınırlarının değişeceğini söyleyen ABD’ye ses çıkarmadığı ifade ediliyor. Klipte, Türk askerinin başına çuval geçirildiği de anımsatıldı. Türk sınırındaki toprakların kapış kapış alındığını belirten klipte, Erdoğan’ın Türkiye’de 36 etnik grup bulunduğunu söylediği, teröre yardım ve yataklık edilmesini neredeyse suç olmaktan çıkardığı, ’Türkiyeli’ diye bir üst kimlik tanımı yaptığı, Kürt sorununu tanıdığı, Öcalan’a af teklifi getirmeye çalıştığı belirtildi. Erdoğan’ın Refah Partiliyken söylediği, ’Bu demokrasi araç mı olacak amaç mı? Demokrasiye inandığını söyleyenler bunun neticesine de katlanmak zorundadırlar’, 1993’te Bursa’da söylediği ’hem laik hem Müslüman olunmaz’ sözlerinin de anımsatıldığı klipte, Erdoğan’ın Başbakan olduktan sonra ’Demokrasi, laiklik bir araçtır. Dinler de bir araçtır’ dediği kaydedildi. Değiştiğini iddia eden Başbakan’ın, Kasımpaşa, Kartal’da daire, 336 metrekare arsa, bir şirkette yüzde 10 pay, işsiz oğluna 3 milyon dolarlık bir gemi ve Üsküdar’da değeri trilyonları bulan villalar alarak ’gerçekten’ çok değiştiği, hatta vatandaşa ’senin de oğlun işsiz kalsın’ diyebildiği vurgulandı. AKP hükümeti döneminde işsiz sayısının 2 milyon 700 bine ulaştığı belirtilen klipte, 22 Temmuz günü herkesin sandık başına gitmesi istendi. ANKA

22
Haz
07

FT: PKK’nın barışçıl bir şekilde dağdan inmesi zor

Kandil Dağı’ndüa PKK militanlarıyla görüşen Financial Times gazetesi muhabiri Steve Negus,”PKK üyeleri dağdaki yerleşimlerinden muhtemelen askeri bir operasyon ile çıkarılamayacak ama muhtemelen yakın zamanda barışçıl bir şekilde inmeleri de zor” diye yazdı.
The Guardian gazetesinden sonra Financial Times gazetesi de Kandil Dağı’nda bulunan PKK’lılarla görüştü. Financial Times gazetesi muhabiri Steve Negus, Kandil Dağı’ndaki PKK kampına gitti. Negus’un yorumu, “PKK üyeleri dağdaki yerleşimlerinden muhtemelen askeri bir operasyon ile çıkarılamayacak ama muhtemelen yakın zamanda barışçıl bir şekilde inmeleri de zor” şeklinde oldu. Kandil’e giden Steve Negus, dağdaki iki bayrak direğinin, terör örgütü PKK kontrolündeki bölgeye girildiğini işaret ettiğini yazdı. Haberde kampta Abdullah Öcalan’ın portresinin olduğu ifade edilirken, vadideki bir köy evinin de PKK tarafından “halkla ilişkiler bürosu” olarak kullanıldığı belirtildi. Haberde, yabancı basının buraya kadar alındığı ve artık bundan sonrasına geçmesine “güvenlik” nedeniyle izin verilmediği ifade edildi. Kandil’in İran sınırına yakın korunaklı bir dağ olduğu belirtilen haberde, dağda PKK’ya bağlı bir başka örgüt olan İranlı PJAK’ın da bulunduğu vurgulandı. Haberde pek çok Kürdün PJAK’ın Tahran yönetimine baskı kurması için ABD’den destek aldığına inandığını belirtti.

Gazeteye konuşan ve Suriye kökenli bir Kürt olduğu belirtilen terör örgütü yöneticisi Rustem Cudi, örgütün Irak’tan Türkiye’ye yönelik saldırı yapmadığını iddia etti. Örgütün silah bırakması için genel afın tek başına yeterli olmayacağını da söyleyen Cudi, “Sadece affedilmek için dağa çıkmadık” dedi. Terör örgütü yetkilisi, örgütün Öcalan’ın yakalanması ardından bağımsız bir Kürt devleti fikrinden vazgeçtiğini ancak bu fikre daha sonra tekrar dönebileceklerini de söyledi. Haberde son olarak PKK üyelerinin dağdaki yerleşimlerinden muhtemelen askeri bir operasyon ile çıkarılamayacağı ancak yine yakın zamanda barışçıl bir şekilde inmelerinin de mümkün olmadığı ifade edildi. ANKA

22
Haz
07

vekil maaşı azalacak.

İşçi Partisi Başkanı Doğu Perinçek de, dün düzenlediği basın toplantısıyla partisinin seçim bildirgesini açıkladı. Doğu Perinçek, iktidar olmaları durumunda emeklinin maaşını iki katına çıkaracaklarını, milletvekillerinin maaşını da yarıya indireceklerini bildirdi.
Perinçek, Türkiye’nin kaynaklarının bir kısmının, tarımı, ucuz mazot, gübre, ilaç ve faizsiz kredi ile yeniden canlandırmak için kullanılacağını söyledi. İktidar olur olmaz iç borç faizlerini 10 yıllık takside bağlayacaklarını, hortumcunun malına 6 ay içinde el koyacaklarını bildiren Perinçek, mazotu 1 YTL’nin altına indireceklerini iddia etti. Perinçek, özelleştirmeye son vererek, KİT’lerin verimli işletilmesini sağlayacaklarını ve özelleştirilen KİT’lerle ilgili Danıştay ve idare mahkemelerindeki iptal ve yürütmeyi durdurma kararlarının uygulanacağını söyledi. Perinçek, Türkiye’de kamu ekonomisinin tekrar rayına oturtulacağını kaydetti.  

Memurun ve işçinin insanca yaşayacağı aylık ve ücrete kavuşacağını anlatan Perinçek, emekli maaşını iki katına çıkaracaklarını, milletvekili maaşlarını da yarıya indireceklerini söyledi. Terörün kökünü kazıyacaklarını ve bunun için 9 maddelik bir programları bulunduğunu belirten Perinçek, programın içeriğini, “güçlü devlet, halk seferberliği ve Orta Doğu’da ittifak” olarak açıkladı.

Perinçek, Türkiye’nin, ABD’nin atadığı iktidar döneminden kurtularak, birkaç yıl içinde milli hükümet dönemine gireceğini söyledi. Perinçek, ayrıca yurt dışındaki Türkler için de bir devlet bakanlığı kuracaklarını bildirdi.

22
Haz
07

AKP için AB amaç değil, araç!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasal söylemindeki tepeden inmeci, dayatmacı ve antidemokratik tarz hiç değişmedi. Mili Görüş gömleğini giyerken de öyleydi, muhafazakâr demokrat gömleğini giyerken de öyle!

13/11/2005 (404 defa okundu)

HAKKI UYAR (E-mektup | Arşivi)

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Fransa varoşlarında yaşanan olayların ana nedenini, Fransa’nın türban konusunda takındığı tavra bağlaması Erdoğan’ın da AKP’nin de zihniyet dünyasını ele veriyor. Halbuki, geçtiğimiz yıl içerisinde Fransa, okullarında sadece türbanı değil haç ve kippa’yı da yasaklamıştı. Sömürgecilik geleneğinden gelen ve eski sömürgelerindeki nüfusun bugün Fransa’da yaşadığı entegrasyon sorununu türban meselesine bağlamayı nasıl yorumlamak gerekir? Başı ağrıyana, ‘Türban takmıyorsun, ondan başın ağrıyor’, karnı aç olana ‘Türban taksan acıkmazdın’ demekle, Fransa varoşlarında yaşanan sosyal ve ekonomik sorunları türbana bağlamak arasında ne fark var? Türkiye’de son yıllarda revaçta olan her şeyi komplo teorileriyle açıklayan anlayışta olduğu gibi, her sorunu türbana bağlayıp işin içinde çıkmak, en hafif deyişle ‘ucuz politika’dır. Bu bakış açısı, Erdoğan’ın ne kadar değişebildiğinin ipuçlarını da veriyor.
‘2. Cumhuriyet Tartışmaları’ (Başak yay., Ankara, 1993) adlı kitapta Tayyip Erdoğan ile yapılan röportajda, Erdoğan “(…) Eğer halk totaliter bir rejim istiyorsa buna saygı duymalıyız. … rejim geldi ve halk bundan memnun değil, bunu değiştirecek olan yine halktır”. Erdoğan’ın 1993 yılında söylediklerini bugün savunacağını sanmıyorum. Ancak, buradaki düşüncenin devamı olarak, Meclis üstünlüğü sistemine inandığı ve Meclis’in her istediğini yapabileceği fikrinde olduğu kanaatindeyim. Oysa bugün çağdaş demokrasilerde Meclis üstünlüğü değil, Anayasa’nın üstünlüğü sistemi geçerli.
Nilgün Cerrahoğlu’nun 14 Temmuz 1996 tarihinde (Milliyet) yaptığı röportajda Erdoğan “Demokrasi amaç mı, araç mı? Haa, burada bizim kesin bir ayrılığımız var. Biz diyoruz ki, demokrasi amaç değil, araçtır” diyordu. Erdoğan daha sonra, “Ben hiçbir zaman demokrasi araçtır açıklamasında bulunmadım” diyerek, bu sözlerini tümüyle inkâr etti. Cerrahoğlu, “Referansınıza ters kanun kalkacak mı?” diye sorduğunda ise, Erdoğan şöyle konuşuyordu: “Tabii. Kanunları da insanlar yapıyor…” Erdoğan’ın bu sözleriyle ne demek istediği yorum gerektirmeyecek kadar açık. Erdoğan, ‘1) Demokrasiyi yalnızca bir araç olarak gördüğünü, 2) İktidara geldiklerinde yasaları İslami referanslara göre düzenleyeceklerini’ belirtiyordu (Sedat Ergin, “Tayyip Erdoğan Orta Yolcu mu?”, Hürriyet, 12 Temmuz 1998).
Tayyip Erdoğan’ın bugün değiştiği, artık şeriat istemediği, “Milli Görüş gömleğini çıkardığı” ileri sürülebilir. Değişip değişmediği bir yana, o tarihten bu yana Erdoğan’ın siyasal söylemindeki tepeden inmeci, dayatmacı ve antidemokratik tarz hiç değişmedi. Mili Görüş gömleğini giyerken de öyleydi, muhafazakâr demokrat gömleğini giyerken de öyle! Dün, Taksim’e cami yapmak için RP dayatıyordu bugün, Göztepe’ye cami yapmak için AKP dayatıyor!
Tepeden inmecilik
Türkiye’de tepeden inmecilik dendiğinde genelde akla Kemalistler gelir. Ama bu düşünce yanlıştır ya da en azından eksiktir. Türkiye siyasetinin tüm aktörlerinde az çok bu tepeden inmecilik görülür. AKP de tepeden inmeciliğin, dayatmacılığın pek çok örneklerini sunuyor. İktidara geldiğinden beri AKP, her kesime dönük yukarıdan, hatta bazen de aşağılayıcı bir bakış açısını temsil etti. Zaman zaman bunu gösterdi de. Örnek mi?
Erdoğan, Cumhurbaşkanı Sezer’in 29 Ekim’de vereceği resepsiyona bütün üniversitelerin rektörlerini davetiyle ilgili “Bu sorunun muhatabı ben değilim. Soruyu muhatabına sorarsanız iyi olur bir. İki, adama derler ki, bayram değil seyran değil” dedi. Erdoğan’ın ekibinden bir milletvekili yine Cumhurbaşkanı Sezer’e dokunulmazlıkların kaldırılması ile ilgili olarak “Yemezler Cumhurbaşkanım” diye cevap verdi.
Van’da tutuklanan rektöre sahip çıkan üniversite rektörlerine tavır aldı ve yargıya karışmakla suçladı Erdoğan. Halbuki kendisi ve hükümeti de Orhan Pamuk olayında, Hrant Dink olayında, Ermeni Konferansı’nda yargıya karışmış ve yol göstermişti. Van’da, geçmişte tutuklanan uyuşturucu kaçakçısı Kürtçü-İslamcı şahsiyete gösterilen “hoşgörü”, yine Van’da tutuklanan “laik” rektöre gösterilmediğinde yargının tarafsız olmadığı söylenince niye herkesi “ideolojik” davranmakla suçluyorlar ki?
Pamukova’daki hızlı tren kazasında Ulaştırma Bakanı, Malatya Çocuk Yuvası olayında ilgili Bakan, intihal meselesinde Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer’in istifası istendiğinde “ideolojik” mi davranılıyor? Yoksa bu, demokratik bir geleneğin uygulanmasının istenmesinden mi ibaret?

Gütmek ve siyaset
Eskiden Süleyman Demirel, muhaliflerini eleştirmek ve beceriksizliklerini ortaya koymak için “Bunlar iki kaz gütmemiş” derdi. Şimdi de Erdoğan “Bunlar iki koyun gütmemiş” diyor. Gütmek kavramı, Nomad/Çoban kültürün ürünü. En azından geleneksel toplumun/tarım toplumunun düşünce tarzı. Modern toplumun ürünü olan demokraside, hâlâ birilerini gütmekten söz etmenin ne anlamı olabilir ki? Sahi bir zamanlar Vahdettin de “Bu millete bir çoban lazım. O da benim” mi demişti?

Sonuç
AKP kendi iktidarına meşruiyet sağlayan AB’yi amaç olarak görmüyor. Ne AB’yi, ne demokrasiyi içselleştirebilmiş (kurulduğu günden bugüne AKP’de azalan, zayıflayan parti içi demokrasiye dikkat etmek lazım!) durumda.
Ülkede meşruiyet sağlamak, türban gibi laiklikle ilgili sorunları özgürlükler çerçevesinde AB üzerinden çözmek derdinde AKP! AB, amaç değil araç! Böyle olunca da, AKP’nin inandırıcılığı kalmıyor. AKP, Türkiye’yi AB’ye sokmak için değil, rejimle ilgili sorunlarını çözmek için AB’ye muhtaç. Bu muhtaçlık yüzünden de AB ile ilişkilerini de iyi tutmak zorunda. Bu sağlıklı olmayan ilişkinin, Türkiye-AB ilişkilerini nereye götüreceği tartışmaya açıktır elbet!




İstatistikler

  • 2,203,615 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Haziran 2007
P S Ç P C C P
    Tem »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
252627282930  

En fazla oylananlar