Ekim 2007 için arşiv

27
Eki
07

BARZANİ’NİN ŞİRKETİLERİ

İşte size Mesut Barzani’nin Türkiye’de sahip olduğu veya ilişkide bulunduğu şirketler:

* Golden Universal
* Feder Dış Ticaret
* Dolphin Dış Ticaret
* Sunset Adviser
* Sönmezler Nakliyat
* As Pazarlama

Irak’taki sigara şirketleri
* Kany Company
* Fahir İbrahim Muhammet

27
Eki
07

PKK nasıl bölgesel güç oldu?

İran, Suriye ve Irak’a bakmadan PKK’yı anlamak mümkün mü? ‘Dört parçacı’ eğilim PKK’da neden yeniden güçleniyor? Ruşen Çakır’ın analizi

BUNDAN SONRA? 3
Türkiye’de 1970’li yılların ortasında “Beş Parçacılar” diye bilinen solcu-Kürtçü küçük bir grup vardı
Türkiye, Irak, İran, Suriye ve o zamanların Sovyetler Birliği’ne bağlı olan Ermenistan’da yaşayan tüm Kürtleri tek bir bağımsız devlet altında birleştirmek istiyorlardı. PKK ile silahlı çatışmaya giren bu grup kısa sürede tarih sahnesinden silindi ama tüm Kürtleri birleştirmeye yönelik “Pan-Kürtçülük” fikri Türkiye’de hep varlığını sürdürdü. Ne var ki bu hareketin unsurları, Marksist, Leninist, hatta bazıları Maoist oldukları için, milliyetçiliğe de karşı çıkmaya çalışıyorlardı.
Bu arada Barzani ailesinin yönetimindeki IKDP de, feodal ilişkileri kullanarak, soldan mümkün olduğunca uzak ve ABD’ye de yakın olmaya çalışarak bir başka Pan-Kürtçü hareket yaratmaya çalışıyordu. Ancak Barzani ailesi Türkiye’de hep sol duvara tosladı. Hatta Irak’ta da Celal Talabani liderliğindeki solcu aydınlar ayrılıp KYB’yi kurdular.


PKK’nın yavru örgütleri

1984’de sistemli silahlı eylemlere başlayan PKK uzun süre “kaba solculuk” yaptı ve milliyetçiliği öne çıkaran diğer Kürt grupların hemen tümüyle çatıştı ve büyük kısmını ortadan kaldırdı. Ancak Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından PKK bayrağındaki “orak-çekiç” i atıp Batılı ülkeler ve devletlere daha şirin gözükeceğini umduğu yeni bir üslup benimsedi ve siyasallaşmayı ana hedef olarak benimsedi.


Bu süreçte PKK, Irak’ta Demokratik Çözüm Partisi (PÇDK), İran’da Özgür Yaşam Partisi (PJAK) ve Suriye’de Demokratik Birlik Partisi (PYK) adlarında kukla örgütler kurdu ve adım adım bu üç ülke Kürtlerini kendi saflarına çekmeye çalıştı. İlginçtir, İran ve Suriye rejimleri PKK’yı Türkiye’ye istikrarsızlık verdiği için, pek de gizlemeye gerek duymadan destekliyorlardı. PKK’nın kendi Kürtlerini örgütlemesi ve bunları Türkiye’ye karşı savaştırmasından rahatsız olmuyor, hatta kendi ülkelerinde rejim karşıtı Kürt hareketlerinin çıkmasını engellediği için memnun da kalıyorlardı.
Fakat bugün PJAK’ın ABD’nin örtülü desteğiyle Tahran rejimini en fazla zorlayan örgüt haline gelmesi, PKK’nın nasıl bir silahtan çok “bumerang” olduğunun, onu kullanmaya çalışanların elinde patladığının kanıtıdır. Benzer bir gelişmeye çok geçmeden Suriye’de de tanık olabiliriz. Zira hem ABD, hem İsrail buradaki Baas yönetimini yıkmak istiyor ve Müslüman Kardeşler’den sonra ülkenin en ciddi muhalefet hareketinin, sayıları çok az da olsa Kürtler içinde yeşerdiği biliniyor.

Öcalan’ın çabaları

Tekrar PKK’ya dönecek olursak. Abdullah Öcalan yakalandıktan sonra “birleşik ve bağımsız Kürt devleti” fikrinden uzaklaştı ve Atatürk’e sistemli bir şekilde övgüler düzerek önce Türkiye, ardından tüm bölgedeki Kürt hareketlerini Ankara’nın rotasına sokmak için gönüllü oldu. İstikrarlı bir şekilde Barzani ve Talabani’yle, doğal olarak Kuzey Irak’taki Kürt oluşumuna karşı mücadele etti. Öcalan örneğin, 2003 yılı sonunda yaptığı değerlendirmede şöyle demişti: “Kerkük Kürt milliyetçiliğinin, Diyarbakır Kürt demokratikleşmesinin kalesi olabilir. Kürtler bunu derinliğine kavramalıdır. Demokrasi gelişmezse, iki taraf milliyetçiliği katliamlar yaratır. Bu durumda Amerika ve İngiltere kârlı çıkar.”
Ancak o tarihlerde PKK’nın eylemlerine ara vermiş olmasının da verdiği rehavetle, devlet içinde Öcalan’ı muhatap alma seçeneği pek bir taraftar bulmadı. Öcalan’ın, samimi olup olmadığı şüpheli, meseleyi Türkiye’nin kendi içinde çözme önerisi Ankara’da ilgi görmedikçe PKK saflarında yeniden milliyetçi, hatta Pan-Kürtçü eğilimler yeniden güçlenmeye başladı. Bu noktada PKK’ya ev sahipliği yapan Irak Kürtlerinin müdahale ve teşviklerinin de hayli etkili olduğu açıktır.

Sonuç olarak:

1) Bugünün PKK’sında “dört parçacı” (çünkü Ermenistan’daki Kürtler önemsenmeyecek kadar azlar) yaklaşımı öne çıkıyor;
2) Irak’taki Kürt oluşumuyla stratejik bir ilişki içindeler;
3) Irak Kürtleri üzerinden bir şekilde ABD ve hatta İsrail’e de uzanabilirler;
4) İran’da PJAK, Suriye’de PYK’yı da bu iki ülkeye ulaşmada araç olarak kullanıyorlar.
İşte muhtemel bir sınır ötesi operasyonu tasarlarken bunun Kürt sorununun bölgesel geleceğini ve PKK’nın uluslararasılaşmasını nasıl etkileyeceğini çok iyi hesaplamak gerekiyor.

27
Eki
07

PKK’lı teröristleri o ücra bölgeden çıkarmak zor’

ABD Dışişleri Bakanı Condeleezza Rice, ABD Temsilciler Meclisi’nde ağzındaki baklayı çıkardı

‘Barzani İmralı’ya girmeden PKK bitmez’
ABD’li komutan ‘gerçeği’ açıkladı

PKK’nın Kuzey Irak’ta bölgenin çok uzak ve ücra köşesinden eylem yaptığını belirten Rice, “Dolayısıyla terör örgütü PKK’yı oradan çıkarmak çok zor” dedi. Irak’ın kuzeyinde kürtlerin denetimindeki bölge için yine “Kürdistan” diyen Rice sözlerine şöyle devam etti: “Türk hükümetine, istikrarsız bir ortamda şiddet kullanarak kazanılacak hiçbir şey olmadığını söylemekteyiz. Şu ana kadar, diplomatik yola başvurduk. Bu problemle başa çıkmada, istihbarat ve bilgi paylaşımında birlikte çalıştık.” ABD Dışişleri Bakanı, daha önce başka bir kongre oturumunda da “Kürdistan” sözünü kullanmış ve Amerikan Dışişleri Bakanlığı sözcüleri, “Bakan Rice’ın, Irak’taki bölgesel Kürt yönetiminden bahsettiği açık” yönünde bir açıklama yapmıştı. Ermeni tasarısına karşı oy veren Kongre üyelerini takdir ettiğini belirten ABD Dışişleri Bakanı Rice, Türkiye için de “İslami demokrat müttefikimiz” ifadesini kullandı.

 

27
Eki
07

Barzani: PKK bahane!

“Türkiye’nin olası sınır ötesi operasyonunun amacı bölgenin kalkınmasını engellemek”

Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin
başkanı Mesud Barzani, Türkiye’nin olası sınır ötesi operasyonunun amacının bölgenin kalkınmasını engellemek olacağını savundu.

Mesud Barzani, El Arabiya Televizyonu’na yaptığı açıklamada, Iraklı Kürtler’in Türkiye tarafından bölgeye yapılacak herhangi bir askeri müdahaleye direneceklerini söyledi.

Barzani, açıklamasında, “Açıkçası PKK bir bahane. Amaç, Kürt bölgesinin kalkınmasını engellemek ya da durdurmak” dedi.

PKK terör örgütünün aslında Türkiye’de üslendiğini öne süren Barzani, terör örgütünün Kuzey Irak’taki herhangi bir kentte, bölgede ya da köyde yerinin olmadığını, ancak Irak’ın köylerinin, peşmergelerin ve sınır güçlerinin olmadığı uzak bölgelerinde olabileceğini ileri sürerek, “PKK, Türkiye’nin içinde mevcut” diye konuştu.

27
Eki
07

Operasyon ne zaman?

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Irak resmi heyetinin Ankara temaslarını değerlendirmekten kaçınırken “Ainesı iştir kişinin lafa bakılmaz” dedi. Dışişleri Bakanı Babacan’ın dün kendisiyle bir araya geldiğini belirten Büyükanıt özetle şöyle konuştu:

Teoriden pratiğe

PKK konusunda Başbakan’ın ABD’den dönüşünü beklemek zorundayız. Artık iş teoriden pratiğe doğru hareket ediyor. Başbakan’ın oraya gidip dönmesi gerekli. Bu konularda yorum yaptığınız zaman hata edersiniz.

Tezkerede mutabıkız

Bu tezkere için Dışişleri’yle beraber çalışmıştık. Henüz bir talepte bulunmadık. İhtiyaç halinde talepte bulunabiliriz. Bu işler şöyle işler. Ya Hükümet kendiliğinden talimat verir ya da biz talepte bulunuruz, öyle talimat verir. İkisi arasında hiçbir fark yoktur.

Etle tırnak

Dışişleri Bakanı Ali Babacan’la görüştüm ama bunda anormal bir şey yok. Dışişleri ile etle tırnak gibiyiz. Onlarla hep beraber çalışıyoruz. Her zaman görüşüyoruz. Irak’lı heyetle ilgili olarak asıl görüşme öğleden sonra. O konuda henüz bir bilgi almadık. Akşam ayrı bir değerlendirme toplantısı düşünmüyorum. Iraklı heyetle ilgili söyleyecek bir şey yok. Ainesi iştir kişinin lafa bakılmaz.

Erdoğan: Bir yaparız pir yaparız

Romanya dönüşü havaalanında soruları cevaplayan Başbakan Erdoğan sınır ötesi operasyon konusunda atılacak adımların ve takvimin birileri tarafından belirlenemeyeceğini söyledi. “Muhalefet partileri ya da vatandaşlarımız talep ediyor diye operasyon yapamayız” diyen Erdoğan, sorumluluk mevkiinde birinci derecede Hükümet’in sonra da başta TSK olmak üzere diğer güvenlik birimlerinin bulunduğunu kaydetti. Erdoğan, sınır ötesi operasyon konusunda hassas olunması gerektiğini belirterek, “Bir düşüneceğiz bir yapacağız ama pir yapacağız” ifadesini kullandı. ABD Başkanı Bush’la görüşeceğini hatırlatan Erdoğan, “O zamana kadar ne olur ne olmaz onu bilemem ama 5 Kasım’da olağanüstü bir hal olmadıktan sonra sayın Başkan’la bu konuyu da konuşacağız” dedi

27
Eki
07

Vur emrini bekliyorlar!

PKK kamplarını 181 ve 182’inci filodaki F- 16’lar vuracak..

Asker sınır ötesi operasyona hazır. Diyarbakır’daki 8’inci Ana Jet Üssü’nde bulunan 181 ve 182’nci F-16 filoları ‘vur’ emri gelir gelmez PKK kamplarına bomba yağdıracak. Kara topları da hedefe kilitlendi, operasyon kararını bekliyor…

Türk askeri bir yandan Güneydoğu’daki terörist barınaklarını yerle bir ederken, bir yandan da olası sınır ötesi operasyon için son hazırlıklarını tamamlıyor. Teröristlerden temizlenen bölgedeki arazileri didik didik arayan Mehmetçik, çok sayıda PKK barınağını ortaya çıkararak imha etti.

Bombalı tuzaklar bulundu

Şırnak’ın dağlık arazi kesiminde güvenlik güçlerinin yaptığı arama-tarama faaliyeti sırasında teröristler tatafından tuzaklanarak hazırlanan 5 kilo TNT patlayıcı düzeneği bulundu. Hakkari’nin Yüksekova İlçesi Dağlıca bölgesinde ise teröristlerin 6’sını tuzakladığı 14 el bombası ve mühimmat ele geçirildi. Asker Kandil’deki PKK kamplarına yönelik operasyon için de ’vur’ emrini bekliyor. Olası bir hava operasyonunda Türkiye’nin Doğu hava sahasını kontrol eden Diyarbakır’daki 2’nci Taktik Hava Kuvvet Komutanlığı’na bağlı 8’inci Ana Jet Üssü’nden kalkan uçakların görev alacağı belirtildi. Ana Jet Üssü’nde bulunan 181 ve 182’nci filolarda yer alan F- 16 av ve bombardıman uçaklarının, Irak sınırına en yakın bölgede olması nedeniyle kampların havadan bombalanmasında aktif görev almaları bekleniyor.

Av-önleme filoları

2’nci Hava Kuvveti Komutanlığı, vurucu gücünün yanı sıra av, bombardıman filoları, gece gündüz her türlü hava şartlarında kullanılabilen av-önleme filoları ve ülkenin hava savunması ile ilgili radar sistemini de bünyesinde barındırıyor. Komutanlığa bağlı Merzifon’da bulunan 5’inci Ana Jet Üs Komutanlığı bünyesinde ise F-16’lardan oluşan av ve bombardıman uçaklarından oluşan 151 ve 152’nci filolar, Malatya’daki Er- Haç Hava Üssü’nde ise F4- E ve F- 4’lerden oluşan 171 ve 172 saldırı filoları bulunuyor.

TOPLARIN MENZİLİ 25 KM

Şırnak’ta Sivri Dağı eteğindeki Şenoba’da uzun namlulu kara topları operasyona hazır. 8 tekerlekli 120 mm’lik havan topları 5 ton ağırlığında ve 20-25 km uzaktaki hedefi vurabiliyor.

5’er dakika arayla 3’er helikopter havalanıyor

Askerlerimize yapılan hain saldırının ardından başlatılan operasyonla 30 teröristin öldürüldüğü Hakkari’nin Yüksekova İlçesi Dağlıca bölgesine yoğun bir asker ve mühimmat sevkıyatı yapılıyor. 21’inci Sınır Jandarma Tugay Komutanlığı’ndaki helikopter pistinden 5’er dakika arayla iniş ve kalkış yapan helikopterler asker ve mühimmat taşıyor. Pistinin yanında ambulanslar da bekletiliyor.

 

09
Eki
07

E-devlet logosu

E-devlet kapısı ihalesi 2005 yılında yapılmıştı.ama logosu ve sloganı Ulaştırma bakanlığınca düzenlenen bir yarışma belirledi.Sloganı DEVLETİN KISA YOLU seçildi.

 İŞte logosu:logo-small1.jpg

09
Eki
07

PKK Alçaklığını İtiraf Etti

15 fidan hayatının baharında kırıldı. Türkiye ağladı. PKK o hain saldırıyı üstlendi… Terör örgütü PKK, Şırnak’ın Gabar dağı Küpeli bölgesinde 13 askerimizin şehit edilmesi eylemini üst

2007-10-09  14:03 15 fidan hayatının baharında kırıldı. Türkiye ağladı. PKK o hain saldırıyı üstlendi…
Terör örgütü PKK, Şırnak’ın Gabar dağı Küpeli bölgesinde 13 askerimizin şehit edilmesi eylemini üstlendi.

Örgütün silahlı kanadı Halk Savunma Güçleri’nin (HPG) internet sitesinde, 13 askerin şehit edilmesi yayınlandı. ‘Basına ve kamuoyuna’ başlığı ile yayımlanan açıklamada, “Bahardan bu yana binlerce askerini Botan’da ve birçok alanda konumlandıran Türk ordu birliklerine karşı 7 Ekimde gerçekleştirilen eylem, gerillalarımız tarafından gerçekleştirilmiştir. Gerilla güçlerimiz tarafından gerçekleştirilen bu eylemin ayrıntıları daha sonra kamuoyuna duyurulacaktır” denildi.

Açıklamada, saldırı sonrasında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, ‘Medya savunma alanı’ olarak belirtilen Kuzey Irak’ın PKK denetimindeki Haftanin, Metina, Zap, Çemço, Avaşin ve Hakurk bölgelerinin önceki akşam saat 20.30’da obüs ve havan toplarıyla yoğun şekilde bombalandığı belirtildi. Bombalamada örgütün kayıp verip vermediği açıklanmadı.

08
Eki
07

İnterpol de yardım istedi

Uluslararası Polis Teşkilatı Interpol, uzun süredir aradığı bir suçlunun bulunabilmesi için, tarihinde ilk kez kamuoyundan yardım istedi. Çocukları cinsel olarak istismar ettiği fotoğrafları internette yayımlayan bir kişiyi yakalamak isteyen Interpol, tacizcinin resmini yayımladı.

Tacizci, 200 fotoğrafta 12 erkek çocuğunu cinsel olarak istismar ederken görülüyor. http://www.interpol.int sitesinde verilen bilgilere göre, çocuklar 2002 ve 2003 yıllarında Vietnam ve Kamboçya’dan kaçırılmışlar.

Polis, yayımlanan fotoğraflardaki kişinin tanınmaması için resimlerin dijital olarak değişikliklere uğratıldığını ancak uzmanların bu değişikliklerin bir kısmını geri alabildiğini ve tanımlanabilir fotoğraflar üretebildiklerini açıkladı.

Interpol Başkanı Ronald Noble, “Bu kişiyi adalet önüne çıkarmak için diğer tüm yolları denedik ama bulamadık” dedi. Noble, kamuoyunun yardımı olmadan bu kişinin çocukları tecavüze ve istismara devam edeceğine kanaat getirdiklerini ve bu nedenle yardım istemeye karar verdiklerini söyledi.

Söz konusu kişinin ilk fotoğraflarının üç yıl önce Almanya’da yayımlandığını bildiren Interpol, tacizcinin 35 ila 40 yaşlarında olduğunu duyurdu.

186 ülkedeki polis güçlerinden oluşan bir ağa sahip olan Interpol’den yetkililer, tüm çabalarına rağmen, fotoğraflardaki kişinin kimliğini tespit edemediklerini belirtiyor. Teşkilat, şimdiye dek 31 ülkeden istismara uğrayan 600 kadar çocuğu kurtardı

08
Eki
07

Muhalefetten ilginç referandum çıkışı!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Türkiye bundan böyle referandum kültürüne de alışmalıdır. Bu ülkede öyle konular gündeme gelecek ki artlık bu konuları sahibine götüreceğiz” sözlerine, muhalefet tepki gösterdi.

DSP Eskişehir Milletvekili Tayfun İçli, ANKA’ya yaptığı açıklamada, “Referandumu dillerine dolayanlar, ilk referandumda, ‘Başbakan ve Bakanların oğulları gemi alsın mı almasın mı, kişiye özel yasalar ve aflar çıkarılmalı mı çıkartılmamalı mı’ diye sormalı” dedi.
İçli, AKP’nin halkı önemsediği izlenimi vermeye çalıştığını ancak 21 Ekim referandumuna sadece 12 gün kalmasına rağmen halkın hala neye oy vereceğini bilmediğini söyledi. İçli, “Bunlar aslında halkı aldatma yaklaşımlarıdır” diye konuştu.

PAÇACI: “VERGİ KALKSIN MI DİYE SORULUR MU?”

MHP Genel Başkan Yardımcısı Cihan Paçacı, her konu için referanduma gidilemeyeceğini, aksi halde demokrasinin kurallarının değiştirilmiş olacağını söyledi.

Paçacı, ANKA’ya, “Her konu referanduma götürülecekse, o zaman milletvekillerine ne ihtiyaç var. Referandum, demokratik sistemin tıkandığı noktalarda kullanılacak bir mekanizmadır. Tüm vergilerin kaldırılması için referanduma gidilebilir mi? Her konuda referanduma gidilmez” dedi.

KART: “GERGİNLİK ARTIR”

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart da, ANKA’ya, “Sayın Başbakan’ın, kafasındaki dayatmacı anlayışı hayata geçirebilmek amacıyla kutuplaşma yaratma pahasına bu mekanizmayı işletmeyi amaçladığı anlaşılıyor. Kaygı ile ifade ediyorum bu, gerginlik sürecini ve sosyal bölünme sürecini hızlandıracaktır” diye konuştu.
Kart, AKP’nin referandumu gelişigüzel kullandığı ve bunu adeta sürekli hale getirdiğinde, toplumda kutuplaşma ve gerginliğin kaçınılmaz olarak artacağını söyle

08
Eki
07

İngiliz BBC’nin PKK tanımı şok etti

Image13 askerimizin şehit edilmesi dünya basınında da geniş yankı uyandırdı. BBC yayın akışını kesip canlı bağlantı yaptı ama ekrandaki ifadeler görenleri şok etti. BBC İstanbul muhabiri hem Şırnak’taki hem de İstanbul’daki patlamalarla ilgili bilgi verdi..

Canlı yayında ise ekranda “KURDS REBELS” ifadesi dikkat çekti… Rebels “asi” “isyancı” anlamına geliyor..

Yani dünyaca ünlü haber kanalı PKK’lılara terörist demekten kaçındı ve askerlerimizi şehit edenleri Kürt isyancılar diye niteledi…

08
Eki
07

Bu kitap Ertuğrul Özkök’ü bitirecek ve götürecek

Ve Emin Çölaşan’ın 22 yıllık Hürriyet macerası ”Kovulduk ey halkım unutma bizi” ismiyle yayınlandı.

Ertuğrul Özkök’ün Tayyip Erdoğan ve Aydın Doğan arasında, ”cambazlık yaptığını” Özkök’ün kendi ifadeleriyle anlatan kitap epey ses getirdi. Bu kitap belki de mesleki anlamda sık sık ”gel gitler yaşadığı anlaşılan” Ertuğrul Özkök’ün Genel yayın Yönetmenliği yaşamının da sonu olacak.

HACIBAYRAM’DA 22 YIL ARAYLA AYNI DUA

Emin Çölaşan adaşı ve baba dedesi Fizan sürgünü Yüzbaşı Emin Bey ile anne dedesi Adnan Menderes’in ilk Adalet Bakanı Refik Şevket İnce’den ”vatan sevgisi ve dürüstlük” genleri aldığını anlatarak kitabına başlıyor. Refik Şevket İnce’nin ”manevi mürşidi” olan Trablus sürgünü Hüsamettin Öztürk’ün oğlu Kazım Öztürk’ün kendisine 30 yıl önce gönderdiği mektubu yayınlıyor.

Hürriyet’te işe başladığı gün olan 7 Şubat 1977 tarihinde Hacıbayram’da Allah’a ”Beni dürüstlükten ayırma” duası ediyor. Kovulduğu 15 Ağustos 2007 tarihinde yani 22 yıl sonra yine Hacıbayram’da, ”şükür duası” ile Hürriyet günleri sona eriyor.

AYDIN DOĞAN VE AİLESİ SAYGIN, MÜTEVAZİ

Vurulduk Ey Halkım Unutma Bizi isimli kitap ”dört ana başlıkta topladığı” kırgınlıklar olsa da ne Aydın Doğan, ne Vuslat Doğan, ne Mehmet Ali Yalçındağ üzerine kurulmamış. Hatta, ”AKP iktidarına kadar patron iyi adam. Hoşgörülü, mütavazı, Çok düzgün bir ailesi var. Dört kızı da eşi de saygın insanlar” sözleriyle memnuniyet içeren ifadeler var.

Kitap Ertuğrul Özkök ile başlayıp Ertuğrul Özkök ile bitiyor…

Emin Çölaşan patronu ve tavla arkadaşı Aydın Doğan’ın kendisine Cem Uzan ile ilgili yazı yazmadığı, Başbakan’ın eşi Emine Erdoğan’dan, ‘karı” diye bahsettiği için sık sık sitem ettiğini anlatıyor. Kendisinin ”karı koca” savunmasının dikkate alınmadığını, bu kırgınlıkların 2004 yılında başladığını ve dört ana başlıkta toplandığını Kelkit’te Atatürk Posteri yazısı ile iplerin koptuğuna vurgu yapıyor.

İlişkinin bozulmasında Ertuğrul Özkök’ün ”yönlendirmesi olduğunu” açık açık ima ediyor. İkili oynadığını ve kendisinin yanında durmadığı gibi yazılarını sürekli sansürlediğini örneklerle ortaya koyuyor.

ERTUĞRUL ÖZKÖK YÖNLENDİRMESİ

Ertuğrul Özkök’ün yönlendirmesi ile o dönemde ”en yakını” olan Fatih Altaylı’nın kendisinin aleyhine yazılar yazdığını da anlatan Emin Çölaşan, Mehmet Emin Karamehmet adına Serdar Turgut, Nuray Başaran, İsmail Küçükkaya, Turgay Ciner ve Fatih Altaylı adına da Yavuz Donat’ın, Cem Uzan adına da üç defa Fatih Çekirge’nin bu dört yıllık dönemde zaman zaman kendisini aradığını, bu açık iş tekliflerini çekinmeden reddettiğini Aydın Doğan’a anlattığını, buna karşılık Ertuğrul Özkök’ün ”iş teklifleri ve hükümet ile ilgili şikayetler” konusunda patronu tek yönlü atraksiyonlarla aleyhte etkilediğini sık sık vurguluyor.

DOĞAN AİLESİNDEN ŞİKAYETÇİ OLAN ÖZKÖK,
”BEN GAZETECİ DEĞİL CAMBAZ VE JONGLÖRÜM” DİYOR

Kendisini, ”jonglör ve cambaz” olarak tanımlayan Ertuğrul Özkök’ün 10 Mart 2004 tarihinde Sedat Ergin ve Bekir Coşkun’un yanında Aydın Doğan’dan şu sözlerle şikayetçi olduğunu anlattı:

Ben cambazım cambaz. Cambazlık yapıyorum. Siz bilmezsiniz. Benim zamanımın yüzde 20’si gazetecilikle yüzde 80’i cambazlıkla geçiyor. Karşımda patronum, kızları ve damadı var. Hangisine dert anlatacağımı şaşırıyorum. Yediğim fırçanın haddi var hesabı yok. Sen de takıntılarından arınacak ve dediğimiz gibi yazacaksın.”

TANSU DOĞALGAZ BORUSUNU AĞZINA TUTSUN

Zaman zaman da Aydın Doğan adına da konuşulan sohbetlerde Tayyip Erdoğan ve hükümet için, ”Şimdi erken zamanı gelince onlara dünyayı dar edeceğiz.” sözlerinin de aktarıldığı kitapta zaman zaman traji komik diyaloğlar da yer alıyor:

Topal’dan alıntı yapmışsın yapma
Topal kim?
Doğu Perinçek
……

Sen biraz frene bas. Keyfimize bakalım. Paramız iyi, maaşımız iyi, niye kendimizi sıkıntıya sokalım. Frenli git.
……
Yav Fethullah Gülen ve Zaman ile ilgili bir şey yazma
Niye?
Zaman’ın dağıtımını biz yapıyoruz. Her gün 500 bin gazete. Yoksa Sabah’a gider
…….
Patronu ara. Duygusal oldu son yıllarda. Bak yılbaşı geliyor. Bakarsın iyi bir prim verir. rahatımıza bakalım bu Dünya’da be. Bize ne yolsuzluktan, siyasetten.
…..
Medya’yı eleştirince Beni kasdediyorsun. Medya Benim..
….
Ben artık bu aracılık görevinden yorgun düştüm. İkiniz ne haliniz varsa görün arkadaş. Hesabını patrona verirsin
Benim kimseye verecek hesabım yok.
……
Ama Aydın bey kinleniyor. Ama zamanı gelince bunların (….)
……

Sen Beni öldüreceksin. Kendimi 11. kattan aşağı mı atayım?

Hayır Tansu’ya (eşi) söyle doğalgaz borusunu boğazına dayasın. Daha acısız oluyormuş.

İPİN KOPUŞU VE ÖZKÖK HEDEFTE

Emin Çölaşan’a, ”patronun gönlünü al” diye yılarca baskı yapan Ertuğrul Özkök muhalif yazar Yılmaz Özdil’i kadrosuna dahil ettikten sonra rahatlamış bir biçimde İzmir Deniz Restoran’da kovma işini bizzat ve keyifle tebliğ ediyor. Bu arada, ”bize iyi şaraplar alacak para veriyor” dediği Aydın Doğan’ı araması ve gönlünü alması yönündeki ısrarını sürdürüyor.

Herhalde ”hayır” cevabı ile refüze etmek ve yılların rövanşını almak için.

Kitapta özellikle onlarca sansür olayı satır satır örnekleriyle anlatılıyor.

Aslında Ankara’nın birinci Gündemi Anayasa değişikliği ve yüreğimizi yakan 13 şehidimiz başta olmak üzere yeniden hortlayan PKK terörü. O konuya bir sonraki yazıda değişik bir açıdan bakacağız.

Medya’nın iç gündemi ise şu:

Bu kitap Özkök’ü götürecek mi? Aydın Doğan daha ne kadar Özkök’ü taşıyabilecek? Emin Çölaşan Ertuğrul Özkök’ü anlatan müstakil bir kitap yazacak mı?

08
Eki
07

‘Gazeteciler nasıl seçiliyor?’

Tamaylıgil Başbakanlık gezilerindeki kriterleri sordu. CHP Genel Sekreter Yardımcısı Bihlun Tamaylıgil, Başbakan’ın gezilerine katılan gazeteciler ile yeşil kart ve otomatik vize uygulaması konularında Başbakan Erdoğan ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ’a iki ayrı soru önergesi yöneltti.

Tamaylıgil, Başbakan Erdoğan’a yazılı yanıtlaması istemiyle yönelttiği soru önergesinde, gezilere katılacak medya temsilcilerinin seçiminde ayrımcı uygulamalar yapıldığını belirterek, “Açıklamalarınızda kadın-erkek eşitliğine inandığınızı belirtiyor ve bu konuda güvenceler veriyorsunuz. Söyleminizin uygulamanıza da yansıtılması düşünülmekte midir?” dedi. Tamaylıgil’in diğer soruları ise şöyle,

“-59. ve 60. hükümetin Başkanı olarak gerçekleştirmiş olduğunuz gezilerinize katılan yazılı ve görsel medya mensuplarının, medya kuruluşları bazında listesi nedir?

-Bu medya heyetleri tespit edilirken hangi kriterler göz önüne alınmaktadır?”

-YEŞİL KART UYGULAMASI NEDEN ERTELENDİ?-

Tamaylıgil Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ yazılı olarak yanıtlaması istemiyle yönelttiği soru önergesinde ise, yeşil kart ve otomatik vize uygulamasında son tarihin 30 Mayıs 2007 olduğunu belirterek, “Hangi sebeplerden dolayı bu tarih 15 Temmuz 2007 tarihine ertelenmiştir?” dedi. Tamaylıgil, şu soruları yöneltti:

“-Otamatik vize sistemine geçişe hangi nedenlerden dolayı ihtiyaç duyulmuştur?

-Otamatik vize sisteminden önce yeşil kart sahiplerinin kullanım hak edişlerinin kontrolü hangi sistemle yapılıyordu?

-Kartları geçerliliğini kaybetmiş bulunan vatandaşlar bu uygulamadan nasıl haberdar edilmektedir?”

08
Eki
07

Yönetmenden Kanal 24 övgüsü

Karaalioğlu, Moderatör kavramını köşesine taşıdı. Star gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karaalioğlu, Kanal 24’teki “Moderatör” programını ele aldığı yazısında ilginç tespitlerde bulundu.

İlk haftanın raporu: Tiraj ve kalite artışı

Gazetecilik mesleğinin en keyifli yanlarından birisi, okurla sahici ve iki tarafın birbirini anlayabildiği diyaloglar kurabilmektir. Gazetenin ve okurun ayrı dünyalarda gezindiği değil; iki tarafın birbirini yakalayabildiği bir ilişki kurabilmek. Bir gazete kültürü yaratabilmenin, medya sisteminde var olabilmenin yolu da buradan geçmektedir.

star, okuruyla her dönemde kalıcı bir ilişki kurabilmeyi başaran bir gazete oldu. Kendine has tarzı, sert, agresif gazetecilikle başlayan ama zaman içinde durulan hareketli seyrine rağmen star her dönemde adından söz ettirmeyi başardı.

Herkesin fark ettiği gibi şimdi yeni bir star’la karşınızdayız. Son haftalarda sadece sayfalarımızı yansıttığımız yenilikler değil, farklı ürünlerle ‘yeni’leniyoruz. Hafta içi günlük ilavemiz Mola ve hafta sonu düşünce ilavemiz Açık Görüş yeni dönemin ürünleri olarak ilk haftadan büyük ilgi gördü. Pazar ilavemizin sayfa sayısı arttı ve rakipleriyle boy ölçüşebilecek duruma geldi. Şampiyon ilavesi star’ın spordaki geleneksel üstünlüğünü perçinledi…

star, yeni mizanpajı, yeni yazarları ve ilaveleriyle Eylül-Ekim dönemine en hazırlıklı giren gazete oldu. Bunların yanı sıra, pazar payımızı genişletmek için güçlü promosyonları da başlatıyoruz.

Amacımız, Türkiye’ye toplumun ortak değerleriyle barışık, demokrat, yenilikçi, haberci ve heyecanlı bir gazete kazandırmaktır. Yalansız, insana ve insan haklarına saygılı, spekülasyonsuz bir gazete. Herkesin okuyabileceği, kimsenin zekasını hafife almayan bir gazete için kolları sıvadık.

Rakamlar da bize daha ilk günlerden doğru yolda olduğumuzu gösteriyor… Tirajımız 100 binlerden, 125 bin düzeyine çıktı ki medyadaki sert rekabet şartlarında bunun ne kadar değerli bir sıçrama olduğu ortadadır.

En az tirajdaki sıçrama kadar bir başka değişim de içerikte ve ürün çeşitliliğindeki isabeti doğrulayan okur kalitesi değişiminde yaşandı. Belki de Türk medya tarihinde benzeri görülmeyen bir değişimle star’ın okur grubu C’den daha eğitimli, daha çok kazanan ve toplum içinde etkisi yüksek okurların oluşturduğu AB’ye doğru yöneldi. Gazetelerin okur kalitesi, eğitim, tüketim ve ilgilerini araştıran BİAK raporuna göre, sadece 3 ay önce yüzde 12.5’lar seviyesinde olan AB grubu okurumuz bugün yüzde 21’lerin üzerine çıktı. Medyada, okur karakterinde böylesine yüksek ve olumlu değişim bu kadar kısa süre içinde görülmedi.

star’ın ‘yeni’lenme çabasının hem doğruluğunu hem de kısa süre içinde pozitif algılandığını gösteren tiraj ve BİAK raporları bizim için cesaret vericidir.

Bu değerler aynı zamanda; iyi gazete okumak, ciddiye alınmak ve sağduyunun sesine kulak vermek isteyen okur kitlesinin gücünü de göstermektedir. Gazetedeki değişim durmaksızın devam edecek. Şu kadarını söyleyeyim… Bayramdan hemen sonra, yıl sonuna kadar gittikçe güçlenen bir çizgi için start veriyoruz.

Bir kalite markası: 24

Artık daha fazla evde uzaktan kumandalar yeni bir haber kanalına ayarlanıyor. Bir yıla bile varmayan kısa bir sürede Türkiye standartlarının üzerinde yayın kalitesi yakalayan 24’ün yükselişi dikkat çekiyor. Grubumuzun televizyonu 24, haber kanalları içinde rekabete yeni bir soluk getirmeyi başardı ve önce kendiyle rekabet ederek ‘marka’ olmayı başardı. 24, Türk televizyon yayıncılığına getirdiği yüksek standartlar sayesinde özel bir projedir. Bir yıl öncesine kadar kimsenin bilmediği ‘moderatör’ kavramının bugün sıradan bir televizyon deyimi haline gelmesi bile bunu anlatmaya yeterlidir.

Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Hoş ve arkadaşlarının mesleki birikimleri üzerine koydukları özverili bir çalışmanın sonucunda 24 yeni yayın dönemine, yıllardır yayında olan televizyonlar gibi yüksek hedefler koyarak giriyor. 24’ün kalitesi ve giderek artan erişimi star gazetesine de büyük bir güç katıyor. Herkes gibi biz de 24’ün yeni yayın dönemini sabırsızlıkla bekliyoruz.

08
Eki
07

atv’ye meclisten tepki

Şehit  haberleri  geldiği  sırada  yapılan  program,  CHP  tarafından  Meclis’e  getirildi.

CHP İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek, Şırnak’ta 13 askerin şehit edildiğine ilişkin haberlerin verildiği sırada, televizyonlarda magazin programlarının kesilmemesini TBMM gündemine taşıdı.

Özyürek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın cevaplandırması istemiyle TBMM Başkanlığına sunduğu soru önergesinde, ”Şırnak’ta 13 askerin şehit olduğuna dair üzücü haberin televizyon ekranlarından halka duyurulurken, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) bünyesinde bulunan ATV televizyonunun, dansözlü magazin programını kesmek lüzumunu görmediğini” ifade etti.

Eğlence programlarının diğer bazı kanallarda da devam ettiğini belirten Mustafa Özyürek, ”Böyle bir durum ülkemizin bütünlüğünü borçlu olduğumuz şehitlerimizin aziz hatırasına saygısızlık değil midir? Böyle bir durum, söz konusu bazı televizyonlar tarafından artık terörün kanıksandığı ve aziz şehitlerimizin boşuna öldüklerinin düşünüldüğünü mü göstermektedir?” diye sordu.

CHP’li Özyürek, bir kamu kurumu olan TMSF bünyesinde yer alan ATV yöneticileri hakkında herhangi bir işlem yapılıp yapılmayacağının açıklanmasını istedi.

08
Eki
07

ATV’deki eğlence Meclis’te

08
Eki
07

Bir operasyonu daha vardı!

Şırnak’ta şehit düşen Kasım Aksoy, son telefon görüşmesinde ailesine ne demişti?

Şırnak’ta görev yapan bir birliğe terör örgütü PKK tarafından yapılan saldırıda şehit olan er Kasım Aksoy’un, 4 gün önce telefonda görüştüğü ailesine, bir gün sonra düzenlenecek son operasyona katılacağını ve Ramazan Bayramı’ndan sonra da terhis olacağını söylediği öğrenildi.

Şehit Er Aksoy’un ölüm haberi, ailesinin yaşadığı merkeze bağlı İncirli köyüne giden askeri yetkililer tarafından dün gece iletildi. Kasım Aksoy’un şehit olduğunu öğrenen köylüler, şehidin ailesine başsağlığı ziyaretinde bulundular.

Şehidin ağabeyi Ömer Aksoy, Güneş (3) ve Zeliha (2) isimli çocukların babası olan kardeşiyle ölümünden önce sık sık telefonla görüştüğünü söyledi.

Çocuklarına çok bağlı olan Kasım Aksoy’un, köyüne erken dönebilmek için 7 günlük dağıtım izninden sonra hiç izin kullanmadığını belirten Ömer Aksoy, ”4 gün önce telefonda görüştük, bir gün sonra son operasyona katılacağını ve Ramazan Bayramı’ndan sonra da terhis olacağını bize söylemişti. İki hafta sonra terhis olacağı ve ailesine kavuşacağı için mutluydu” dedi.

Bu arada, şehidin eşi ve annesi, taziye ziyareti için köye gelenlerle birlikte gözyaşı döktü.

07
Eki
07

Başbakan’a kadar uzanan skandal!

Büyükşehir Belediyesi’nin 18 inşaatı mühürlemesi üzerine, inşaatlara gözyuman yardımcısı Özkan Kıral’ı görevden almak isteyen AKP’li Belediye Başkanı Hakan Örünç, tam bir şok yaşadı. İddiaya göre, görevden alınacağını duyan İmardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Kıral, elindeki silahla birlikte belediye başkanının odasına girdi.

İmar rantının geldiği noktanın son örneği: Ruhsatsız inşaat kavga çıkardı.

İstanbul’da yaşanan ‘imar rantı’ kavgasında son örnek: Belediye Başkanı, ruhsatsız bina yaptıran yardımcısını görevden almak istedi. Başkan yardımcısı, odaya silahla girdi ve “Beni görevden alamazsın” dedi. Olay Başbakan Erdoğan’a aktarıldı. Erdoğan, “Bu işi çözün” talimatı verdi.

BAŞBAKAN’A UZANAN SKANDAL

Ümraniye’ye bağlı AKP’li Yenidoğan Belde Belediyesi’nde yaşanan skandal, imar rantının büyüklüğünü bir kez daha gösterdi.

İmardan Sorumlu Belediye Başkan Yardımcısı Özkan Kıral’ın “su havzası”nda faaliyete soktuğu 18 bina, Büyükşehir Belediyesi’ne yazılan bir ihbar mektubu sonucu “mühürlendi.” Mühürlenen binaların içinde büyük bir sitenin de olması, inşaata gözyuman AKP’li Başkan Yardımcısı Özkan Kıral’ı çileden çıkardı.

ODAYA SİLAHLA GİRDİ

Büyükşehir Belediyesi’nin 18 inşaatı mühürlemesi üzerine, inşaatlara gözyuman yardımcısı Özkan Kıral’ı görevden almak isteyen AKP’li Belediye Başkanı Hakan Örünç, tam bir şok yaşadı. İddiaya göre, görevden alınacağını duyan İmardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Kıral, elindeki silahla birlikte belediye başkanının odasına girdi.

KES ŞOK İÇİNDE

İddiaya göre, odasındaki misafirleriyle sohbet ederken birdenbire baskına uğrayan Örüng, “Ne yapmaya çalışıyorsun?” diye tepki gösterdi. Odada bulunan müteahhit misafirler ise panikle elinde silah olan Başkan Yardımcısı Kıral’ı sakinleştirmeye çalıştı.

Kıral, misafirlerin de araya girmesiyle, koridora çıkarıldı. Belediye personali ise korkudan odalarına çekildi. Kıral, sakinleştirildikten sonra, belediyeden çıkarıldı.

BAKAN’A ŞİKAYET ETTİ

GERÇEK GÜNDEM’e ulaşan bilgiye göre, olay bununla da bitmedi. Görevden alınacağını anlayan Kıral’a, “hatırlı kişiler” araya girerek “istifa etmesi”ni önerdi. Kıral, “olayan kapatılması” için bir istifa mektubu yazdı. Mektup başkan Hakan Örüng’e teslim edildi.

Ancak “haksızlığa uğradığı”nı düşünen Başkan Yardımcısı Kıral, sorunu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a aktardı. Söğüt Şenlikleri için Bilecik’e gelen Erdoğan’ın yanına giden Kıral, “Belediye Başkanı çalışmama izin vermiyor. İnşaatlarımı mühürlettiriyor” dedi.

BAŞKANI PAPUÇÇU’YA TALİMAT

Başbakan Erdoğan bunun üzerine, Söğüt’ten AKP İstanbul İl Başkanı Aziz Papuççu’yu aradı. Papuççu’ya ne olup bitiğini soran Başbakan Erdoğan, “Bu işi çözün. Kadir Topbaş Bey’le konuşun. Sorun istemiyorum” talimatı verdi.

Papuççu, 9 Eylül günü kendisine gelen telefon üzerine, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ı aradı. Başbakan’ın talimatını kendisine aktaran Papuççu, Topbaş’tan şu yanıtı aldı: “Sayın Başkan, bu işi nasıl çözelim? 18 bina mühürlü. Ayrıca, olayı anlamak için, 3 tane de müfettiş yolladım. Mühürlü binaları mı açalım?”

Papuççu bunun üzerine, Başbakan Erdoğan’ı aradı ve Topbaş’ın söylediklerini aktardı. Erdoğan, sorunun basına yansımamasını istedi.

07
Eki
07

EMİN ÇÖLAŞANIN MİLLETLE DALGASI

Emin Çölaşan, ‘’Kovulduk ey halkın unutma bizi’’ adlı kitabını tamamladı.

Hürriyet Gazetesindeki işine son verilen gazeteci-yazar Emin Çölaşan, ‘’Kovulduk ey halkın unutma bizi’’ adlı kitabını tamamladı. Bilgi yayınlarından çıkan kitap, pazartesi gününden itibaren satışa sunulacak. İlk etapta 48 bin adet basılan kitapta Çölaşan, Hürriyet Gazetesinden kovulma sürecini anlatıyor.

Çölaşan kitabını yaklaşık bir aylık bir çalışma sonucu tamamladığını belirterek GAZETEPORT’a ‘’ Yaşadıklarımı gün gün saat saat yazdım. 200 sayfayı aşkın bir kitap oldu. Aslında bir medya belgeseli. Okuyucularım ile yeniden buluşacağım için mutluyum. ’’ dedi. Kitabın kapağında ise Hürriyet Gazetesi ve manşetinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafı ile ‘’Durmak yok, yola devam’’ sözü yer alıyor.

18. KİTAP

‘’Kovulduk ey halkım unutma bizi’’ adlı kitap Çölaşan’ın 18. kitabı olacak. Ankara’da doğan ve ODTÜ İdarî İlimler Fakültesi’nden mezun olan Çölaşan, Devlet Planlama Teşkilatı, Maliye Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve Petkim’de çalıştıktan sonra 1977’de Milliyet gazetesinde gazeteciliğe başladı. 1985’te Hürriyet gazetesine geçti. Meslekte 30 yılını tamamladı.

Çölaşan’ın kitapları arasında 24 Ocak Bir Dönemin Perde Arkası, 12 Eylül Özal Ekonomisinin Perde Arkası, Banker Skandalı’nın Perde Arkası, Önce İnsanım Sonra Gazeteci, Turgut Nereden Koşuyor, Turgut’un Serüveni, Yalçın Nereye Koşuyor, Yalçın’ı Kim Kurtaracak, Biz Kırk Kişiyiz Birbirimizi Biliriz, Bir Dönemin Yazıları, İcraatın İçinden, Sor Bakalım, Tarihe Düşülen Notlar, Unutulmayan Söyleşiler, Şu Benim Gazetecilik yaşadıklarım, Ah Refah Vah Refah, Muhteşem İkili bulunuyor.

.

07
Eki
07

Mumcu vekillerini naslı tehdit etmiş?

Malatya eski Milletvekili Miraç Akdoğan, Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu’nun cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde TBMM’ye girilmemesi konusunda Anavatan’lı milletvekillerini tehdit etiğini ileri sürdü.

Ankara’da bir açıklama yapan Miraç Akdoğan, Nisan 2007’de yarıda kalan 11. Cumhurbaşkanı seçim sürecile ilgili olarak Erkan Mumcu’yu sert sözlerle eleştirdi. Ramazan Bayramı sonrası yapılacak olağanüstü kongrede Anavatan’ın yanında, Erkan Mumcu’nun ise karşısında olacağını vurgulayan Miraç Akdoğan; Mumcu’ya da “Partinin yakasından düş” çağrısı yaptı.

Erkan Mumcu’nun milletten kaçarak siyaset yapmayı tercih ettiğine işaret eden Anavatan eski milletvekili Miraç Akdoğan, Nisan 2007’deki 11. cumhurbaşkanlığı seçiminde Anavatan Partili milletvekillerinin Meclis’e girmemesinin

büyük bir yanlış olduğunu söyledi. Akdoğan, Cumhurbaşkanlığı seçiminin yapıldığı gün Mumcu’nun milletvekillerine, “Gül için milletvekilleri Meclis’e gitmeyecek. Cumhurbaşkanlığı seçimi günü Meclis’e giren milletvekili de bundan sonraki siyasi yaşamını kendi başına sürdürür. Ama girmeyen milletvekilleri arkadaşlarım ise benim namusumdur” dediğini iddia etti.

Mumcu’nun milletvekillerini açıkça tehdit ettiğini savunan Miraç Akdoğan, Anavatan ile DP birleşmesi sırasında Mumcu’nun bu namus sözünü de yerine getirmediğini kaydetti. Akdoğan, “DP ile birleşim sırasında ve milletvekili aday listelerinin verildiği son günde ‘Benim namusumsunuz’ dedi kaç milletvekili arkadaşını listeye koymuştu? Kendisinin itirafına göre en son aşamada Ağar’a 8 milletvekili ismi vermiş. Oysa ki 18 milletvekili vardı. Bu satışı nelere göre yaptı? Çıkıp bunları açıklaması lazım” diye konuştu.

Miraç Akdoğan, Mumcu ile çok eski siyasi arkadaş olduklarını hatırlatarak, 28 Şubat’ta tepkisini gösteren ve Özal’ın cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP’nin tavırlarına tepkiler veren Erkan Mumcu’nun siyasi olarak çok değiştiğini vurguladı. Akdoğan, “Cumhurbaşkanlığı seçiminde tam anlamı ile CHP’nin dümen kuyrukluğunu üstlenmiştir. Ya o eski Mumcu sahte ya da şimdi ki Mumcu sahte” diye konuştu.




İstatistikler

  • 2,249,207 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Ekim 2007
P S Ç P C C P
« Eyl   Ara »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

En fazla oylananlar