03
Haz
08

Türkiyede sosyoloji – ihtiyaçlar ve cevaplar

Sosyolojinin kurumsal kronolojisi 1887’de Durkheim’ın Bordeaux Üniversitesi’nde, Fransız Devrimi’nin ardından henüz gerçekleşemeyen bir ideali, yani devlete laik bir ahlak anlayışı ile bağlı vatandaşlar yetiştirmek üzere, öğretmen adaylarına pedagoji dersleri vermesi ile başlar. Bu derslerde Durkheim, doktora tez konusu olan toplumsal dayanışma’yı(1893) anlatacağını beyan etmiştir (Tiryakian, 1997; 201-203). Daha sonra ise Durkheim, dünyada ilk sosyal bilim (sosyoloji) kürsüsünü 1897’de Bordeaux Üniversitesi’nde kurmuş ve 1902 yılında Sorbonne Üniversitesi’nde ahlaki eğitim kürsüsüne geçmiştir.

Fransız Devrimi ve sanayi kapitalizminin Batı Avrupa’ya rengini verdiği 19. yy.da ortaya çıkan sosyoloji, sivil toplumun içindeki toplumsal ve ekonomik çatışmalara “çâresâz” olmak üzere biçimlenmiştir. Sosyoloji, kapitalizmin nasıl işlediği (Marx), kapitalizmi oluşturan unsurlar ve modern toplumların nasıl biçimlendiği (Weber), yeni burjuvanın (teknokrasi) toplumsal örgütlenme ütopyası (Saint-Simon), toplumsal uzlaşımın düşünsel boyutta nasıl oluşacağı (Comte) ve kapitalizmin yarattığı toplumsal çatışmanın sivil bir ahlak ile nasıl giderileceği (Durkheim) temel konularla zuhurunda ilgilenmiştir.
Türkiye’ye baktığımız vakit ise sosyoloji dünyada ikinci kürsü olarak İstanbul Darülfünunu’nda 1914’de Ziya Gökalp tarafından kurulmuştur (Yazan, 1997; VII). Türkiye’de sosyoloji, Batı Avrupa’dan farklı olarak tamamen bir devlet bilimi şeklinde gelişmiştir. Zaten ilk sosyoloji dergimiz olan Ulum-u İktisadiye ve İçtimaiye Mecmuası’nın “Mukaddime”sinde bu bilim, devlet bilimleri arasında sayılmıştır (Akpolat, 1994; 5). Osmanlı devletini kurtarma ve yeni kurulacak devletin yönünün tartışılmaya başlandığı 19. yy. sonu ve 20. yy. başında, çeşitli alternatifler arasında öne çıkan Batılılaşma ve Türkleşme alternatiflerinin sentezlenmesi ile birlikte yeni devletin Batıcı ve ona eklemlenmiş bir şekilde milliyetçi resmi kimliğinin ideolojik alt yapısını sosyoloji güçlendirmiştir. Bu itibarla Türk sivil toplumunun değil de yeni ulus-devletin ve vatandaşının siyasal kimliğini oluşturmak sosyolojiye düşmüştür. Sosyolojimizin kurucusunun eserleri yeni devlete ve vatandaşına yeni bir siyasal kimlik, tarih ve kültür inşası ile içeriklenmiştir. 1923’de basılan Türkçülüğün Esasları resmi ideolojinin bir ifadesi gibidir (Gökalp, 1923). Ancak, kuruculardan Prens Sabahattin, Türkiye Nasıl Kurtarılabilir? adlı eserinde (ilk basım 1334, yeni harflerle basım 1999) ve Ahmed Şuayıb, Batılılaşmanın siyasal kimlikten öte Türk sivil toplumunun yapısal, bireyin kişisel ve değersel dönüşümü ile gerçekleşebileceğinde ısrarlı olmuşlardır. Nitekim Türk sosyolojisi içinde Ankara ekolü olarak adlandırılan ve genellikle Toplumsal Yapı ve Değişme odaklı çalışmalar Prens Sabahattin’in açtığı çığırı devam ettirmişlerdir. İstanbul ekolü ise Ziya Gökalp’in Durkheimcı sosyolojisinin sivil olmayan siyasi bir yorumu ile beslenmiştir (Akpolat, 2004b). (İstanbul ve Ankara ekolü ayrımlaşması için Bkz. Kaçmazoğlu, 1991)


0 Responses to “Türkiyede sosyoloji – ihtiyaçlar ve cevaplar”



  1. Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s


İstatistikler

  • 2.331.799 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Haziran 2008
P S Ç P C C P
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30  

En fazla oylananlar


%d blogcu bunu beğendi: