Temmuz 2008 için arşiv



04
Tem
08

CHP, ZEKERİYA ÖZ HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAK

CHP, Ergenekon tertibini yürüten Savcı Zekeriya Öz hakkında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na suç duyurusunda bulunacak. CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, Ergenekon tertibi ile bilgilerin basına sızdırıldığına dikkat çekerek “Zanlıların avukatlarına bile bu bilgiler verilmiyor. Bilgileri kim basına sızdırıyor?” diye sordu. Anadol, Ergenekon tertibine kanıt olarak gösterilen Ümraniye bombalarının imha edilmesini de “delillerin karartılması” olarak yorumladı.

CHP, Ergenekon tertibini yürüten Savcı Zekeriya Öz hakkında bilgilerin sızdırıldığı gerekçesiyle suç duyurusunda bulunacak. CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, Meclis’te yaptığı basın toplantısında Ergenekon tertibini sahipsiz çocuğa benzetti. Tertibe yönelik iddianamenin 13 aydır hazırlanmadığına dikkat çeken Anadol, “Zanlıların avukatlarına bile dosyaları verilmiyor. Savcıya soruyorum, avukatlara bile verilmeyen bu bilgiler nereden çıkıyor, basına kim sızdırıyor. Savcı mı, yardımcıları mı katipler mi, iyi saatte olsun birileri dosyaları alıp gazetelere mi götürüp veriyor?” diye sordu.

Ümraniye’de bulunan bombaların imha edilmesini delillerin karartılması olarak niteleyen Kemal Anadol, Savcı Zekeriya Öz’ün zanlıların aleyhinde delil toplamaya çalıştığını vurguladı.

04
Tem
08

ATO’YA GLOCK’U BIRAKANLARLA İP’YE CD’LERİ KOYAN AYNI ÇETE

Ergenekon tertibiyle gün yüzüne çıkan Fethullahçı gladyo suç işlemeye devam ediyor. Kanunsuz aramalarına devam eden çete, bulduğunu iddia ettiği delilleri ise imha ediyor. Son olarak ATO Başkanı Sinan Aygün’ün odasına önceden yerleştirildiği ortaya çıkan ve Nisan ayında bulunan Glock marka tabancanın kimler tarafından yerleştirildiği merak ediliyor. İşçi Partisi Genel Sekreter Vekili Mehmet Cengiz, Genel Merkezlerinde bulunduğu iddia edilen cd’leri yerleştirenlerle, Aygün’ün odasına silah koyanların aynı kişiler olduğunu vurguladı.

Nisan ayında ATO Başkanı Sinan Aygün’ün ofisinde bulunan glock marka tabancanın sırrı Aygün’ün Ergenekon tertibinde 1 Temmuz’da gözaltına alınmasıyla aydınlandı. ATO Meclis Başkanı Nurettin Gürgür, silahın şofbenin tamiri sırasında ortaya çıkmasının bir şans olduğunu, belirterek bu olayın şaibeli olduğunu ima etmişti. İşçi Partisi de konu ile ilgili bir açıklama yaptı ve ATO’da bulunan “glock” marka silah ve İşçi Partisi Genel Merkezinde bulunduğu iddia edilen cd’lerin aynı çetenin elemanlarınca yerleştirildiği” belirtildi.

İP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Cengiz açıklamasında, silahının önemli bir gerçeği ortaya çıkartığını ifade etti. Cengiz, “Ümraniye’de ele geçtiği iddia edilen ve benzerlerinin Cumhuriyet Gazetesi’ne saldırıda kullanıldığı ileri sürülen 27 el bombasının, bulunmasından hemen sonra imha edilmiş olması da anlamlıdır.” dedi. ATO Başkanı Sinan Aygün’e oynanan oyunun benzerini 21 Mart gecesi İşçi Partisi’ne yapılan baskında yaşadıklarını vurgulayan Mehmet Cengiz, “Ege Ordusu”, “Çiğli Ana Jet Üssü”, “NATO Karargâhı”, “Yargıtay Krokisi”, “Org. Büyükanıt’ın Balıkesir Gezisi” gibi esrarengiz CD’ler sahipsiz masalarının üzerine bırakılarak İşçi Partisi’nde bulunduğu iddia edilmiştir.” dedi.

Cengiz açıklamısına şöyle devam etti: “Sabahın dördünde, birkaç nöbetçinin bulunduğu altı katlı Ankara Genel Merkez binasıyla yine altı katlı İstanbul İl binasına gelen toplam yüze yakın görevli, çok sayıda oda ve salonlara parti görevlileri ve avukatları olmaksızın girmişlerdir. Aramaya ilişkin yasal kuralların çiğnendiği bu koşullarda binaya dışarıdan getirilmiş her türlü dosya ve aracın bırakılmasının mümkün olduğu açıktır.

Nitekim “Gizli” olduğu ileri sürülen belgelerin ortalıkta ve masalarda bulunduğunun iddia edilmesi de dikkat çekicidir.” Sahneye konan tertibin, siyasal, askeri ve yargı kurumlarını hedef aldığını vurgulayan Cengiz,” Bu kanunsuz ve karanlık girişimlerde bulunanları derhal ortaya çıkarmak  gereklidir.

04
Tem
08

AKP’LİLER SÖZLÜ SAVUNMADA BOP EŞBAŞKANLIĞINI İNKARI SÜRDÜRDÜ

AKP, dün Anayasa Mahkemesi’ne verdiği sözlü savunmada BOP eşbaşkanlığı inkarını sürdürdü. AKP’liler savunmada, Başsavcı Yalçınkaya’nın iddialarını, 14 Mayıs günü İşçi Partisi’nin Anayasa Mahkemesi’ne sunduğu belgelere dayandırdığını ileri sürdü.

AKP dün Anayasa Mahkemesi’ne verdiği sözlü savunmada, Tayyip Erdoğan’ın 31 ayrı yerde itiraf ettiği BOP eşbaşkanlığını inkarını sürdürdü. AKP’liler sözlü savunmada şunları söyledi: “İddia makamının BOP konusundaki görüşlerini desteklemek üzere dosyaya koyduğu CD’ler, 14 Mayıs 2008 tarihinde İşçi Partisi Genel Merkezi tarafından gündeme getirilen bir dosyadan alınmıştır. Resmi dökümanlardaki adıyla “Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Girişimi” olarak bilinen bu girişim, G-8’lerin organize ettiği ve Tayyip Erdoğan’ın da davet edildiği resmi bir konferanstır.”

AKP daha önce de Tayyip Erdoğan imzasıyla Anayasa Mahkemesi’ne verilen ön savunmada, Erdoğan’ın BOP eşbaşkanı olduğunu inkar edilmişti. İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Cengiz de 14 Mayıs günü,Tayyip Erdoğan’ın BOP eşbaşkanlığını, belgeleriyle Anayasa Mahkemesi’ne sunmuştu.

AKP’liler Yüksek Mahkeme de inkar etmeyi sürdürse de; Gerçek ortada ….

04
Tem
08

Taraf gazetesi bilgisayarları taşıdı

Taraf gazetesi, “Dağlıca baskınını askerin bildiği” yönündeki haberinin ardından askeri savcılıktan gelen tebligat üzerine herhangi bir baskın olasılığına karşı bilgisayarları taşıdı.

“Dağlıca baskınını TSK biliyordu” haberini yayınlayan Taraf Gazetesi, dün akşam Askeri Savcılık tarafından gönderilen tebligatın şokunu yaşıyor. “Bu haberin belgesini tarafımıza iletin!” talimatının ardından panikleyen gazete çalışanları, herhangi bir baskına karşı önlem almak amacıyla gazetedeki bir kısım bilgisayarı aynı binada bulunan Alkım Yayınevi’nin ofislerine taşıdı…
 
7 TEMMUZ’A KADAR SÜRE TANINDI

 

Genelkurmay Askeri Savcılığı tarafından dün Taraf Gazetesi’ne geçilen faks, gazete çalışanlarını panikletti. Söz konusu faksta, “Dağlıca baskını biliniyordu” haberinin belgesini isteyen Askeri Savcılık, Taraf’a 7 Temmuz’a kadar süre tanıdı. Faksta o haberin belgeleri ve diğer yayınlanmayan belgelerin teslim edilmesini, aksi takdirde Taraf Gazetesi’ne gelinip arama yapılacağı bildiriliyordu.
 
GAZETE ÇALIŞANLARI NÖBET TUTUYOR
Askeri Savcılıktan gelen bu faksla adeta panikleyen gazete çalışanları dün gece başladıkları nöbeti devam ettiriyorlar. Ansızın baskın olma ihtimaline karşın gazetedeki bir kısım bilgisayarı, gazetenin finans desteğini sağlayan ve aynı binada iş gören Alkım Yayınevi ofislerine taşıdı.

04
Tem
08

TRT’de Fethullah Rüzgarı

Kurumda birçok program Fethullah Gülen’e yakın isimler tarafından hazırlanıyor.

AKP iktidarının sesi haline gelen TRT’de birçok program dinci basın kurumlarında görev yapan ve Fethullah Gülen cemaatine yakın isimler tarafından hazırlanıp sunuluyor.

Programcılar arasında, Fethullah Gülen ‘in şiirlerini ve metinlerini seslendirenlerin yanı sıra daha önce Samanyolu ve Kanal 7 gibi televizyonlarda görev yapan isimler de yer alıyor.

AKP iktidarının hazırladığı yasa tasarı’yla yapısını baştan sona değiştirmeyi planladığı TRT’de, programların içeriği ve sunucuları da hızla değişiyor. Bu programlardan bazıları ve sunucuları şöyle:

Enine Boyuna:

TRT-1’de Cuma günleri 23.05’te yayımlanan programı Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı Yöneticisi Dr. İbrahim Kalın sunuyor. Kalın aynı zamanda Zaman ve Today’s Zaman gazetelerinde yazıyor.

Sen-Siz Olmaz/ Olur mu?

Çarşamba günleri 21.55’te TRT 1’de canlı olarak ekrana gelen programda bir dönem polis akademisi dekan yardımcılığı görevini yürüten Dr. Önder Aytaç , konuklarla sohbet ediyor. Aytaç, Polis Akademisi’nden 4 öğretim üyesi ile birlikte hazırladığı Türkiye Güvenlik Sektörü ve Demokratik Gözetim adlı raporla tepki çekmişti.

Ezber Bozan:

Daha önce Zaman ve Yeni Şafak gazetelerinde köşe yazan Tamer Korkmaz tarafından hazırlanan program, salı günleri TRT 1’de saat 22.55’te yayımlanıyor.

Felsefe Konuşmaları:

Programda Prof. Dr. Teoman Duralı belirlenen bir konu üzerinde konuşuyor. Teoman Duralı’nın yazıları Yeni Şafak ve Zaman gazetelerinde yayımlanıyor.

Rengâhenk:

İlker Gültekin tarafından hazırlanan program TRT-2’de hafta içi her gün saat 20.30’da yayımlanıyor. Gültekin, Fethullah Gülen’in yazdığı metinleri seslendiriyor.

Gündeme Dair:

TRT-1’de pazartesi günleri saat 13.30’da yayımlanıyor. Gazeteci Emre Aköz ve AKP’li Özlem Türköne ‘nin eşi Mümtazer Türköne tarafından sunuluyor.

Şenlik Var:

Program daha önce Samanyolu TV’de Maceracı adlı programı hazırlayan Murat Yeni tarafından sunuluyor.

Bedirhan Gökçe ile Gecenin Kıyısında:

Çarşamba günleri TRT 1’de yayımlanan programı, daha önce Kanal 7’de
program yapan Bedirhan Gökçe sunuyor. Gökçe, Fethullah Gülen’in şiirlerini de seslendiriyor.

04
Tem
08

Fetullah Gülen’in Atatürk Düşmanlığı

1986′da, Özal’ın Başbakan olduğu dönemde, “Kendi okulunu kendin yap” kampanyası başlamıştı ve kampanyayı dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren açmıştı.

Özal, vakıfların, derneklerin de özel teşebbüs olarak okul açabilmesi için yasal düzenlemeye gidince Fetullah’a okul açma önerisi gelir.

Ama ilk başlarda eski nurcular ve Gülen pek sıcak bakmıyorlardı.

Okul açma önerisine şu şekilde karşı çıkmıştı Gülen:

“Atatürk büstü koymadan okul açılmaz. Okul açıp Atatürk büstleri koyarsak millet bize ne der? Allah bize gazap verir.”

Gülen, söz konusu tepkileri gerekçe göstererk okullara tereddüt gösterdi, fakat dışarıya karışı şu açıklamayı yaptı:

“Biz yapamayız… Öğretmenimiz yok, okul idaresinden anlamayız. Yetişmiş elemanımız idari ve eğitim kadromuz yok..”

Buna rağmen, İzmir’in Bozkaya semtideki talebe yurdunu “Yamanlar Koleji” adıyla koleje çevirdiler ve böylece ilk fesat tohumu ülkeye atıldı..

Buna rağmen Gülen rahat değildi, nasıl “putu” yani “Atatürk büstünü ve resmini oraya koyarız diye…”

Nitekim okulun bir tarafından arkadan lambayla aydınlatıldığında görülebilen camdan bir siluet halinde yapıldı Atatürk portresi… Bir yetkili okula geldiğinde, lamba yakılıyor ve Atatürk portrresi görülüyordu. Yetkili gittiğinde ise duvarda siyah bir cam görülüyordu sadece!!!

1980′lerin ikinci yyarısındayken Atatürk’ün resmine bile tahammül düzeyi bu kadardı…

Bir gün, yukarıda anlattığımız Atatürk portresinin bulunduğu yerde, kablo ateş aldıve yangın çıktı. Gülen o derece Atatürk düşmanıdır ki olayı şöyle açıkladı:

“İşte “bu adamın” yüzünden! Allah’ın hoşuna gitmedi ve o da yandı. İşte görüyorsunuz, Allah razı değil!”

“Bu adam” dediği, Yüce Atatürk’tü…

Gülen, Kestane pazarında da kayıt yapacağı öğrencilere soru olarak “Atatürk’ü sevip sevmediklerini” sorardı. Sevdiği cevabı veren öğrencilerin kaydını da tabi ki yapmıyordu.

Gülen şimdi televizyonlarda Atatürk’ün ne kadar büyük bir asker olduğunu anlatıyor.. Oysa seneler boyunca yaptığı Atatük düşmanlığı biliniyor.

Hoca CHP’yi de “cehennem partisi” olarak adlandırıyordu…

04
Tem
08

Bu kez AKP karşıtları yürüyor

image Eylem için hazırlanan afişler

“Ülkemizin ve cumhuriyetin sahipsiz olmadığını gösterelim” diyen Yurtsever Cephe 6 Temmuz’da yürüyüş düzenliyor. Yurtsever Cephe, 6 Temmuz Pazar günü saat 14’te İstanbul Beyoğlu’ndaki Tünel girişinde eylem yapıyor. AKP karşıtlarının bir araya geleceği eylemde Galatasaray’a kadar yürünecek ve basın açıklaması yapılacak.

Yurtsever Cephe Yürütme Kurulu’ndan yapılan açıklamada, “12 Eylül faşist askeri cuntasını destekleyenlerle, bugün ‘solcu’ bilinenler kol kola yürüyor. İlericilik, aydınlanmacılık ve bağımsızlıkçılık ayaklar altına alınıyor” denirken son operasyonlarla ilgili olarak “AKP’nin emriyle hareket geçen emniyet güçleri çok sayıda kişiyi gözaltına alıyor, gazete büroları, dernekler, evler basılıyor. AKP darbe tehlikesini bahane ederek kendi diktatörlüğünü kuruyor” değerlendirmesi yapıldı.

Eyleme çağrı amacıyla bildiri olarak da dağıtılan açıklama şöyle sonlanıyor: “Gerçek tehlike emperyalizmdir, gericiliktir, yağmadır. Bugün yaşanan bir Amerikan darbesidir. Bu darbe durdurulmalıdır. 12 Eylül uzantısı, ABD maşası AKP’ye dur deme zamanı gelmiştir! Ülkemiz sahipsiz değildir! Amerikancılığa, Karanlığa ve Piyasacılığa karşı ülkemizin bütün yurtseverlerini, ilericilerini, devrimcilerini, sosyalistlerini ülkemize ve geleceğimize sahip çıkmaya çağırıyoruz!”

04
Tem
08

Ankara’ya yürüyen tarikat camide basıldı

Müftü dışarı attırdı, izin veren imam hakkında soruşturma açıldı.İSTANBUL’da dini bir cemaate mensup oldukları ileri sürülen 9 kişilik grup, sırtlarında çanta, başlarında takkeyle yürüyerek Ankara’ya giderken, Bolu’da propaganda için girdikleri köy camisinden müftünün talimatıyla çıkarıldıİstanbul Sultançiftliği’nde oturdukları belirtilen ve güzergah boyunca köylere uğrayarak camilerde cemaat propagandası yaptıkları ileri sürülen 9 mürit dün öğlen saatlerinde Bolu’nun merkeze bağlı Yenigeçitveren Köyü’ne uğradı. Aptes alıp köy camisinde cemaatle birlikte öğlen namazını kılan bu kişiler, namaz sonrası imam Sabahattin Özkan’a yorgun olduklarını, biraz dinlenmek istediklerini söyleyerek camide kaldı.

İmam Sabahattin Özkan’ın camiden ayrılmasından sonra, içerde kalan köylülere cemaat propagandası yapmaya başlayan grup, daha sonra evleri ziyaret etmek istediklerini söyledi.

JANDARMADAN KİMLİK KONTROLU

Olayı gören bazı köylüler jandarmaya, `Camide müritler toplandı’ ihbarında bulundu. Hemen camiye giden jandarmalar bir yandan da Bolu Müftüsü Yaşar Yaprak’a toplantıdan haberinin olup olmadığını sordu.

Haberinin olmadığını söyleyen Müftü Yaşar Yaprak, hemen köy imamı Sabahattin Özkan’ı arayıp “Camiyi kime emanet ettin?” diye sordu ve bu kişilerin hemen çıkarılmasını istedi. İmam Sabahattin Özkan da camiye giderek içerdeki grubu tek tek dışarı çıkardı.

Çıkışta avluda bekleyen jandarmayı gören grupdakiler şaşırdı. Bu kişilerin kimliklerini alan jandarma tek tek güvenlik soruşturması yaptı. Grupta bulunanlar arasında aranan olmadığı anlaşıldı.

Camideki toplantının ardından evlere gidip köylülere propaganda yapmayı planlayan grup, jandarma ve müftünün müdahalesi üzerine bundan vazgeçti.

Ankara’ya yürüyerek gitmek üzere yollarına devam edeceklerini söyleyen cemaat mensupları, köylere ziyareti `Allah’ın rızasını almak ve peygamberin sünnetini yerine getirmek için yaptıklarını’ ileri sürerek, müslümanları bilgilendirmek istediklerini söyledi.

Bolu Müftüsü Yaşar Yaprak ise bu tür kişilerin insanların zihnini bulandırdığını söyledi. Cemaat mensuplarının camiye girmelerine izin veren Yenigeçitveren Köyü imamı Sabahattin Özkan hakkında soruşturma açıldı.

04
Tem
08

İnanılmaz Gerçek

 

 

12 Haziran 2007’de Ümraniye’de bir gecekonduda ele geçirilen 27 adet el bombası, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği karar doğrultusunda, bomba uzmanlarınca patlatıldı.
‘Ergenekon bombaları’ imha edildi
Ümraniye’de bir gecekonduda ele geçirilen el bombalarının İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği karar doğrultusunda geçen yıll imha edildiği ortaya çıktı
Mahkemenin 13 Haziran 2007’de aldığı kararda; Ümraniye Çakmak Mahallesi Güngör Sokak No: 2’deki evde yapılan inceleme neticesinde evin çatısında siyah renkli naylonla örtülmüş ahşap kasanın içinde, 1 adet üzerinde 15.06.1997 yazılı kağıt, 18 adet MKE yapımı el bombası ve bunlara ait fünye, 7 adet NATO standartlı el bombası ve 2 adet Alman yapımı toplam olmak üzere 27 adet el bombası elde edildiği belirtildi. Mahkeme, Anayasanın 20 ve 21. maddeleri uyarınca ateşli silahlara ve bombalara el konulmasına, el konulan silahlara ve bombalara kriminal yönden incelenmesine, kriminal inceleme sonucunda CMK’nin 137. maddesi uyarısınca imha edilmesine karar verdi. Mahkemenin kararının ardından el bombaları, bomba uzmanları tarafından 26.06.2007 tarihinde imha edildi.

Benzerleri kadar etkili
Hazırlanan imha tutanağına bombaların benzerlerini eşdeğer şekilde etkili patladıkları belirtildi ve tespit tutanağa şu cümlelerle geçildi: “İstanbul Beşiktaş 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Ümraniye İlçesi Çakmak Mahallesi Göngör Sokak Numara 2 adresinde ele geçirilen bombaların imhası istenmektedir. 27 adet el bombalarından 4 adet DM 41 model ve 3 M26 model el bombalarının içindeki patlayıcısı pres halinde olduğundan gövdelerinin tamamı, 18 adet MKE yapımı, 2 adet RFX Amerikan el bombalarının içinde bulunan patlayıcıları çıkarılarak, 4 adet DM41, 3 adet M26 model el bombasına ait kapsüller de dahil olmak üzere kapsüllere sökülerek ayrı ayrı imha edilmişlerdir. İmha neticesinde emsallerine eşdeğer patladıkları görülmüştür.”

 

04
Tem
08

İncirlik bombası

En az 50 başlık!
İncİrlİk Üssü’nün nükleer silah deposuna dönüştüğü, ABD Hava Kuvvetleri’nin raporuyla da belgelendi. Üste 50 ila 90 nükleer başlıklı silah bulunduğu, ancak güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğu kesinleşti.

 
Bu ne rahatlık!
Amerİkan Bilimciler Federasyonu, ‘İncirlik’teki nükleer başlık depoları ve personelin yetersiz olduğunu’ açıkladı. Rapordaki,  “Bina ve güvenlik sistemi yetersiz, acemi asker nöbet tutuyor” ifadeleri korkuttu.

 
Büyük tehlikeyi duyurmuştuk
İncirlik Üssü’nün nükleer silah deposu ve adeta bir cephanelik haline getirildiğini gazeteniz Yeniçağ gündeme getirmişti. Gelişmeler, tehlikenin sanılandan da büyük olduğunu gösteriyor.

 
İncirlik’te nükleer tehdit çok büyük!
Adana’daki İncirlik Hava Üssü’nde 50 ila 90 arasında nükleer silah bulunduğu belirtilirken, bunların güvende olmadığı duyuruldu.

Bir süre önce yayınlanan raporlarda Adana’daki İncirlik Hava Üssü’nün nükleer cephanelik olduğu belgelenmişti. Şimdi de bu raporlar ışığında yapılan araştırmada, buranın büyük bir tehdit içerdiği ortaya çıktı. Amerikan Hava Kuvvetleri’nin son resmi raporunu değerlendiren Amerikan Bilimciler Federasyonu ’İncirlik’teki Amerikan nükleer başlık depolarının ve personelin yetersiz’ olduğunu açıkladı. Amerikan Hava Kuvvetleri’nin geçen cuma günü yayımladığı resmi raporu değerlendiren Amerikan Bilimciler Federasyonu, Nükleer Bilgi Projesi Direktörü Hans Kristensen “İncirlik’teki nükleer başlıkların güvende olmadığını” söyledi.

Korunamıyor
Rapora göre ABD’nin Avrupa’daki nükleer depolarının güvenliği tehlikede. Türkiye’nin de dahil olduğu bu ülkelerdeki nükleer depoların hem bina, hem personel açısından yetersiz. ABD’nin Almanya, Hollanda, Belçika, İtalya, İngiltere ve Türkiye’deki üslerde toplam 200 ila 350 arasında savaş başlığı bulunduğu belirtilen rapor değerlendirmesinde, Adana’daki İncirlik Hava Üssü’nde 50 ila 90 arasında nükleer silah bulunduğu kaydedildi. Bu rakam, diğer ülkelerdeki üslerde bulunan Amerikan nükleer başlıklarından daha fazla.  Hans Kristensen, üslerdeki nükleer bombaların, “Pentagon güvenlik düzenlemelerine” uygun olarak korunmadığını ve üslerin ’bina, ışıklandırma ve güvenlik sistemleri’bakımından eksik olduğunu kaydetti. Personelin bilgisizliğine ve donanım yetersizliğine dikkat çeken Kristensen, bazı üslerde acemi askerlerden başka kimsenin nöbet tutmadığını ve üslerin güvenlik riski taşıdığını belirtti.

03
Tem
08

HANGİ ÇETE ?

Bir ülkenin başına çöreklenen çete….
Bu çete vatandaşların oylarıyla oluşturulmuş % 46 lık yasama ,denetim ve güvenlik organlarının demokratik süreci ve şartları kullanarak nasıl bir anda çeteye dönüşebileceğinin dramatik ve ibret verici bir dışa vurumlarından biri sadece,bu dönüşümün fethullah ve iktidara nasıl ilham edildiğini bilmek isteyenler,Amerikanın politik tarihini okuyabilirler…
Şimdilerde yürütme,ordu ,istihbarat ve emniyet başta olmak üzere kritik devlet birimlerinin kontrolünü elinde bulunduran yeni çete.Arkasına yasama ve danışma organlarındaki %46 ile seçilmişlerin de desteğini alarak işini yürürtüyor.
Bir ülke demokrasiyle yönetiliyor olsada, faşizim kendine hep ir su yolu bulup akmaya devam edebileceğini,acı tecrübelerle de olsa bizlere gösteriyor.
Seçilmişlerin has evlat ,seçmeninde üvey evlat muamelesi gördüğü bir ülkede bunlara şaşıyormuyuz yooo..Dogal artık değilmi alıştırıldık,uyuşturulduk…
Şimdi ne olacak ABD ve AB bütün zamanların en büyük çetesinin nereye kadar yanında olacak.
Peki ya çete; Kendi ülkesindeki vatansever insanları devredışı bırakma,kendi insanlarını yalanlarla kandırma geleneğinden vazgeçebilecekmi.? Böyle bir çeteyle dansetmeye çalışmak, onun çirkefliklerinden,şirretliğinden ve pisliklerinden sakınmak nekadar da zordur iyi bilirim.Bir ülkenin sokaktaki adamı ve sokakta ki kadını kendilerinin oylarıyla yönetilmediğini anlamalı, para babalarının,ABD ve AB nin icazetiyle yönetildiklerini fark etmeli. zamanınn geldiğini artık zaman ın masaya yumruğunu vurup kendi için,eşi için,çocukları için,ülkeyi düzlüğe çıkarmak için demokratik hakkını kendinden yana,kendi iyiliğinden yana,kendi çıkarlarından yana kullanmalı…..ya da 6 yıldır olduğu gibi çetenin bir şubesi gibi çeteye destek vermeye devam…

Terör örgütü yandaşları Türk bayrağını indirip yakıyor. Kendi çaputlarını bayrak diye taşıyor. Güvenlik güçleriyle çatışıyor. İktidar yetkililerinden ses yok. İzmir’de 7 belediye otobüsünü yakıyorlar. Basında haber bile olmuyor. Bir mayıs ta işçiler, emekçiler kimseye zarar vermeden yürüyüş yapıyorlar. Eksi 15 derece soğukta üzerlerine su sıkılıyor, coplanıyorlar,hastane bahçelerine gaz bombaları atılıyor,kadınlar dövülüp yerlerde sürükleniyor.İşte Akp nin demokrasi anlayışı.

Şemdinli ve terör örgütü yanlısı bir partinin kapatılma davalarında; “Savcı görevini yapıyor. Yargıya müdahale edemeyiz. Kapatılmayı hak ediyorlar” diyorlar. Neden, demokrasi için mi? Ama aynı kişiler kendi partilerinin kapatılma davasında, savcıya yargısız infaz yapıyorlar. “% 47 oy almış bir parti nasıl kapatılır? Partiyi halk kapatır” diyorlar. Kapatılmaması için Anayasa’yı değiştirmeye kalkıyorlar. Yoksa parti kapatmak demokrasiye aykırı olduğu için mi? Halkın seçtiği Hitler’in ne suçu vardı mı diyeceğiz? Ama Almanya’da bu liderin adını anmak bile yasak. Türkiye’de de terörist başının adını anmak yasak ama kimse takmıyor. Bunun, hangisi demokrasi?

Yayın yasağı olmasına rağmen, Yargıtay Başsavcısı’nın fotoğraflarını manşetlerden indirmeyip hedef göstermek demokrasi için mi? Ama Ergenekon savcısının fotoğrafları basılmıyor. Neden, demokrasiye aykırı olduğu için mi?

Orhan Pamuk ve Elif Şafak’a soruşturma açıldığında, ortalığı ayağa kaldıran Avrupalı namussuzlar,

Emekli Tuğgeneral Veli Küçük
Emekli Kurmay Albay Mehmet Fikri Karadağ
İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek
Emekli Binbaşı Zekeriya Öztürk
Emekli Astsubay Oktay Yıldırım
Emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin
Emekli Astsubay Mahmut Öztürk
Emekli Binbaşı Fikret Emek
Emekli Yüzbaşı Gazi Güder
Büyük Hukukçular Birliği Başkanı Avukat Kemal Kerinçsiz
Susurluk hükümlüsü Sami Hoştan
Kuvva-i Milliye Derneği Teşkilat Başkanı Hüseyin Görüm
Kuvva-i Milliye Derneği Yöneticisi Oğuz Alpaslan Abdülkadir
Kuvay-i Milliye 1919 Derneği Pendik Şube Başkanı Hüseyin Gazi Oğuz
Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Danışmanı Sevgi Erenerol
Ele geçirilen 27 el bombasının bulunduğu gecekondunun sahibi Mehmet Demirtaş
Eski polis memuru Muzaffer Şenocak
Eski polis memuru Aydın Yüksek
İşadamı Kuddusi Okkır
Kuvva-i Milliye Derneği Genel Başkanı Bekir Öztürk
Araştırma kuruluşu SESAR’ın Başkanı İsmail Yıldız
Yazar Ergün Poyraz
Asuman Özdemir
Mete Yalazangil
Uzman Çavuş Muhammet Yüce
Kuvay-i Milliye Derneği Teşkilat Başkan Yardımcısı Kahraman Şahin
Erol Ölmez
Özel büro sorumlusu Erkut Ersoy
Kuvay-i Milliye Derneği üyesi Abdullah Arapoğlu
Yazar Ümit Oğuztan
Vatan Bölükbaşı
Doç. Dr. Ümit Sayın
Doç. Dr. Emin Gürses
Doç. Dr. Orhan Tunç
Kuyumcu Hayrettin Ertekin
Gazeteci Vedat Yenerer
Noel Baba Vakfı Başkanı Muammer Karabulut
Abdulmuttalip Tongar
Selim Akkurt
Ferit İlsever
Hayati Özcan
Adnan Akfırat
Nusret Senem
Hikmet Çiçek
Serhan Bolluk
Rasim Görüm
Ali Kutlu
Behiç Gürcihan
Murat Çağlar
tutuklandığında neredeydi? İlhan Selçuk için yapılanlar da malum..!

Taraf gazetesi, zaman gazetesi vb Ergenekon medyası yine bangır, bangır ne pahasına olursa olsun,çirkefçe ve uğursuzca bütün yöntemleri kullanarak bu insanların hayatlarını karartma yarışına girmiş,din yok,Allah korkusu yok ,kuldan utanma desen zerresi yok…..Kurgulanan görüntü ne olursa olsun gerçeğin görüntüsü giderek çirkinleşmeye başladı ” YA SUSUN AKP YE KARŞI MUHALİF OLMAYIN, YA ZİNDANLARDA ÇÜRÜYÜN ” e zorladığı günler geldi çattı.
Avrupa ya gelince nihayet artık Türkiye diplomasi ile ikiyüzlülük arasındaki ince ayrımı öğrenmeye başladı.Bu gün AB,ABD ve AKP nezdinde türk insanının değer verdiği şeyin paraları ve hatta hayatları değil de idealleri olmasının çıkarlarına aykırı görmeleri nedeniyledirki gerçek vatansever insanlara karşı böylesine korku ,öfke ve tehdit karışımı tepki gösteriyorlar.

Veeee Ergenekon da ikinci perde
Yazan ve yöneten;ABD,AB VE CEMAAT
OYUNCULAR;AKP VE ERGENEKON MEDYA

Emekli Orgeneral Hurşit Tolon
Emekli Orgeneral Şener Eruygur
ATO Başkanı Sinan Aygün
Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay
Tercüman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi
Gazeteci-yazar Erol Mütercimler
Emekli Tupamiral İlker Güven
Türkiye Gençlik Birliği Kurucu Başkanı Adnan Türkkan
Prof. Dr. Ercüment Ovalı
Kemal Aydın
Neriman Aydın
Hamza Demir
Emekli Albay Atilla Uğur
Turhan Çömez

Hatırlayınız 1960 İhtilali sonrası Celal Bayar, Menderes ve arkadaşları Yassıada’da tutukluyken, bunları seven iki kişi meyhanede “Buradan tünel kazıp, onları kurtarsak” dedikleri için 4 ay tutuklu kalmışlardı. Şimdi de sivil ihtilal mi yapıldı ne? İktidara karşı olanlar tek tek gözaltına alınıyor, ya da içeri tıkılıyor.

Eski Bayındırlık Bakanı Koray Aydın’ı “Yolsuzlukları meydana çıkaracağız” diye, bu iktidar Yüce Divan’a vermişti. İki sene yargılandı ve oybirliği ile beraat etti. 1 yıldır dava bile açılmayan Ergenekon tutukluları da yarın beraat ederse, bunların itibarını kim geri verecek? Bugün yargısız infaz yapan o dinci fethullahçı erkgenekon medyası, o zaman ne yapacak?

“Keser döner, sap döner. Bir gün hesap da döner”. Selam, sevgi ve saygılarımla, sağlıklı, gözaltısız günler dilerim.

03
Tem
08

DOĞU PERİNÇEK: DELİĞE SÜPÜRÜLEN ADAM”IN İNTİHAR EYLEMİ

100 günü aşkın süredir cezaevinde tutulan İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Genel Başkan Vekili Mehmet Bedri Gültekin aracılığı ile açıklama yaptı. Ergenekon tertibinde yaşanan gelişmeleri değerlendiren Perinçek, operasyonun doğrudan ABD makamları tarafından yürütüldüğünü ve Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül’lerin hiçbir inisiyatife sahip olmadıklarını söyledi. “Amerika, Tayyip Erdoğan’ları, Türk Ordusu’nu kuşatma ve köşeye sıkıştırmada kullanıyor” diyen İşçi Partisi Genel Başkanı Perinçek, “ABD Ergenekon Operasyonu yoluyla Ordu’ya karşı büyük bir tahrikte bulunuyor. ABD, Türk Ordusu’nun sinirlerini bozmak istiyor” değerlendirmesinde bulundu. İşte Doğu Perinçek’in cezaevinden kaleme aldığı çarpıcı açıklaması…

Nasıl terör örgütleri, bazı elemanlarına uyuşturucu hapı içirip beline bombaları sararak intihar eylemine yolluyor, Türkiyemiz’de 1 Temmuz 2008 sabahı yaşanan da budur. “Deliğe süpürüldüğü” söylenen adam, adeta uyuşturucu hapı içmiş gibi beline bombaları sarıp intihar eyleminde bulundu. Daha doğrusu onu intihar eylemine ittiler. Tayyip Erdoğan iktidarına uyuşturucu hapını içirten ABD’dir. Tayyip Erdoğan’ın beline bombaları sardıran da, ABD’dir. ABD, Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanı’nı kendisinden talep edildiği gibi, son defa “kullanıp” deliğe süpürmektedir.

OPERASYONUN BAŞINDA DOĞRUDAN ABD VAR

Ergenekon Operasyonu’nu Türkiye’deki AKP yönetimi yürütmüyor. Hiçbir karar yetkileri yoktur. Operasyon, doğrudan ABD makamları tarafından yürütülmektedir. Tayyip Erdoğan’lar, “ABD ile 2 sayfa 9 maddelik gizli anlaşma” yaptığını itiraf eden Abdullah Gül’ler polis içine yuvalanan Fethullahçı Gladyo, artık hiçbir inisiyatife sahip değildir; Ankara’ya gelip Ergenekon Operasyonu için yerleşmiş bulunan CIA-Pentagon heyetinin kararlarını uygulamaktadırlar. İntihar eylemi yapılmaz, intihar eylemi yaptırılır.

ORDUYA İÇ HATLARDAN KUŞATMA

ABD, Türkiye’yi AKP hükümeti aracılığıyla denetim altına alamadı; alamazdı. Ama şunu başardı, Ordu’yu yalnız Kuzey Irak üzerinden, yani dış hatlardan değil, iç hatlardan, hükümet mevzilerinden kuşattı. ABD, AKP iktidarı döneminde kalabalıklara hükmeden bir mafya-tarikat gücü oluşturdu. Dahası polis içindeki tarikatçı cuntayı geliştirdi ve Fethullahçı Gladyo’yu kurdu. Deniz Baykal’ın “AKP’nin Derin Devleti” dediği örgütlenme tamamlandı. En az bunun kadar önemli: ABD, Türkiye’yi AKP iktidarı döneminde borç batağına sürükledi; Türkiye’nin ekonomik direnme olanaklarını yıprattı. Türkiye’nin millî güçleri, bu ABD kuşatmasına Cumhuriyet’in yasallığıyla, AKP’yi kapatma davasıyla cevap verdiler ve çemberi yarmak için bir millî harekât başlattılar. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın olayı Cumhuriyet Devrimi ile karşıdevrim arasında bir hesaplaşma olarak saptaması, meselenin özüdür. Ya çember yarılacaktır; ya da Cumhuriyet boğulacaktır.

ORDU’YA BÜYÜK TAHRİK

Bu kritik durumda, ABD Ergenekon Operasyonu yoluyla Ordu’ya karşı büyük bir tahrikte bulunuyor. ABD, Türk Ordusu’nun sinirlerini bozmak istiyor. Ordu içinde kargaşalık yaratmak, disiplini bozmak, komuta kademesine güveni sarsmak; Ordu’yu hesapsız hareketlere kışkırtmak, ABD’nin taktik hedefleri olarak gözüküyor. Bunların hepsi AKP sonrası iktidarla ilgili hesaplardır.

DARBE DEĞİL MİLLÎ HÜKÜMET

Millî güçler, AKP sonrasıyla ilgili olarak, yalnız ABD cephesinin plan ve seçeneklerini konuşuyor. Oysa AKP sonrasını planlamak, milletin meselesidir. Bir çözüm üretmek halka dayanan, halkı seferber edecek bir Millî Hükümet kurmak, günün görevidir. Öncelikle belirtelim: Türkiye, askerî darbeyle bir yere varamaz. Millet ile Ordu’nun sımsıkı birleşmek zorunda olduğu dönemlerde darbe olmaz.

Önümüzdeki dönemin vazgeçilmezleri vardır:

1. Milletin güçleri, ABD ve AB’den gelen hükümet dayatmalarına karşı birleşip kendi seçeneğini oluşturacaktır. Bu birlik İstiklâl Savaşı değerleri üzerinde olacaktır.

2. AKP’nin iktidar dönemi yolsuzluklarının üzerine gidilecektir. Citibank’ın 3 milyar dolar vergi borcu silinirken alınan rüşvetler, haramzadelerin altına çekilen gemiciklerin kaynakları, örtülü ödeneklerin kullanılması, Fethullah Hoca’ların artık CIA’nın diline düşen 25 milyar dolarlık yağmalarının kaynağı ortaya çıkarılacaktır. Milletvekili dokunulmazlığı zırhıyla korunanlar, yağmanın hesabını verecektir.

3. Millî Hükümet bir Millî Direnme Ekonomisi inşa ederek kriz döneminin sorunlarını çözecek ve halkın geçimini ve refahını sağlayacaktır. İşçi Partisi’nin ürettiği program tartışılmalıdır.

4. Büyük kışkırtmalarla karşı karşıya olan Türk Ordusu sinirlerine hakim olacak ve disiplinini koruyacaktır. Ordumuzun bu birikimi vardır; güveniyoruz.

5. Milletimiz Ordusu’na sahip çıkacaktır. Millete de güveniyoruz. Türkiye, bu zorluklardan Atatürk Devrimi rotasına girerek çıkacaktır.

03
Tem
08

EMEKLİ GENERALLER ASIL HEDEF TSK

Emekli orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon’un gözaltına alınması, emekli generaller tarafından, “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hedef alınması” olarak değerlendirildi. Emekli Generallerin görüşleri şöyle.

Armağan Kuloğlu (Global Strateji Enstitüsü Başdanışmanı – Emekli Tümgeneral):

Türkiye’ye İslami yaşam tarzını giydirmek isteyen bir iktidar, bir düşünce vardır. Bu düşünce, hedefine varmak için her türlü çareye başvuruyor. Buna karşılık Atatürkçü düşünce sistemini koruyan, Cumhuriyet ilkelerine sahip çıkan, ulus devlet anlayışına sahip çıkan birçok Cumhuriyet kurumu var. Bu kurumlarından birisi de Türk Silahlı Kuvvetleri’dir. İslami yaşam tarzını getirmek isteyen zümrenin önündeki en büyük engel Türk Silahlı Kuvvetleri’dir. Buna destek olan 2. cumhuriyetçi, aşırı liberal olarak kendini gösteren küreselleşme dalgalarından etkilenen, ulusal devlet anlayışını yok etmeye çalışan bir başka zümre daha vardır. Bunlar da hedefe ulaşabilmek için önlerinde engel olarak bulunan TSK’nin etkinliğini kırmak istemektedir.

Osman Özbek (Emekli Tuğgeneral):

Türkiye’de eğer birileri böyle sabah dörtte gözaltına alınacaksa, bir başka ülkenin projesinde “ben eşbaşkanım” diyenler yada “Atatürk devrimleri, Cumhuriyet Devrimleri Türk toplumunda tramva yaratmıştır” diyenler gözaltına alınmalıdır. Yaşar Demirbulak (Emekli Korgeneral): Yapılan uygulamaların Türkiye’ye hiçbir hayır getirmeyeceğini ve Türkiye’yi bölmeye ve yönetmeye yönelik dış güçlerin çok özel bir oyunu olduğunu ve bu oyunu ustaca sergilediklerini görüyoruz. Nitekim dış basına baktığınız zaman özellikle Avrupa Birliği ve Amerika “Ergenekon tutuklamaları polis işidir, kanun işidir biz onların iç işlerine karışmayız”. Ama AKP’nin kapatma davasına gelince “Bu bir yargı darbesidir” diyecek kadar ileri gittiklerine göre demek ki bu bir oyundur. Türkiye’de bazı kesimler Ordu’yu düşman ordusundan daha aşağıda görüyorlar. Zaten bütün hedefte TSK’nın oteritesini kırmak.

Cihangir Dumanlı (Emekli Tuğgeneral):

TSK’nin bir geleneği vardır. Kurumsallaşmıştır ve kişilerle değişmeyen bir yapısı vardır. Temeli, kökü oturmuştur ve bu kök de Atatürkçü çizgidir. Türkiye’de çok açık olarak devrim-karşıdevrim mücadelesi sürüyor. TSK, karşıdevrimcilerin en önemli hedeflerinden biri. Ergenekon dosyasından tutturulamadı, şimdi bunun darbe iddiaları ile bağlantısını kurup başka iddialar geliştirmeye çalışılıyor. Ama asıl hedefleri TSK. Görevleri sürmekte olan TSK mensuplarına bir şey yapamıyorlar, ama emekli orgeneralleri gözaltına alarak TSK’yi yıpratma girişiminde bulunuyorlar.

Ali Rıza Selmanpakoğlu (Emekli Tuğgeneral – Hacıbektaş Belediye Başkanı):

Türkiye’ye büyük hizmetler vermiş, orgenerallik rütbesinin ötesinde kuvvet komutanlığı, ordu komutanlığı yapmış komutanlarımızın gelişigüzel götürülmesi ulusumuzda kaygı yaratmıştır. Bu insanlar, ender yetişen değerlerdir. Devlet umurunun ne olduğunu bilen insanlardır. Bugüne kadar yaptıklarıyla, temsil ettikleri görevler, sivil yaşamda da gerçekleştirdikleri ile son uygulamayı hak etmedikleri görüşündeyim.

 

03
Tem
08

FETULLAHÇI MEDYA ÇETESİ PALAVRA HABER ÜRETİM MERKEZİ

Fethullahçı Gladyo’nun tetikçi medyasıyla Emniyet içindeki F tipi çetenin yalan haber makinesi çalışmaya devam ediyor. Aramalarda elkonulan belgeler daha çuvallardan çıkarılmadan, “gizli belgeler bulundu” haberleri bugün de tetikçi medyanın manşetlerindeydi. Bugünkü yalan kampanyası “7 Temmuz’da isyan başlatacaklardı” başlığı altında yürütüldü.

Tayyip Erdoğan’ın yarı resmi yayın organı Yeni Şafak, “Kanlı Plan” başlığıyla birinci sayfadan verdiği haberde, aramalarda ele geçirilen ve Emekli Orgeneral Şener Eruygur’a ait olduğu ileri sürülen bazı belgelerde kanlı bir senaryonun yer aldığı palavrasını atıyor.

Erdoğan’ın sağladığı devlet parasıyla Çalık’a satılan Sabah da aynı palavrayı manşete çıkardı. Sabah’ın Yeni Şafak’tan tek farkı planın hayata geçirileceği tarihti. Sabah’a göre plan 7 Temmuz’da uygulanacaktı. Diğer bir tetikçi gazete Star’da, 7 Temmuz’da tetiğe basılacağını yazdı. Yeni Şafak, kendilerine servis edilen palavralarda tarih kısmını her ne kadar yanlış anlamış olsa da, düzmece haber üç tetikçide de aynı içerikle yayınlandı.

Yalan haber konusunda oldukça deneyimli olan tetikçiler işi o kadar abarttı ki; Sinan Aygün’ün başbakan yapılacağını bile dillendirdiler. Aynı kalemden çıktığı her halinden belli oldan uydurma haberlerin; emniyetteki F tipi çete tarafından servis edildiği artık herkesçe biliniyor. Aynı tetikçiler, dün de palavra haberler yayınlamışlardı. Dünkü yalanlar arasında ADD Genel Başkanı Emekli Orgeneral Şener Eruygur ve Emekli Orgeneral Hurşit Tolon’dan gizli belgeler çıktığı, Fenerbahçe Orduevi içinde Orgeneral Eruygur’a ait gizli bir ofis olduğu hatta Emekli Orgeneral Hurşit Tolon’un aramadan önce polislere direndiği bile vardı. Ancak düzmece haberler gün içinde bir bir yalanlanmıştı.

03
Tem
08

ERGENEKON İDDİANAMESİNİ POLİS Mİ YAZIYOR?

Fethullahçı gladyonun Ergenekon tertibinin iddinamesini de polis yazıyor. Ulusal Kanal’ın emniyet ve başsavcılık kaynaklarından edindiği bilgiye göre, iddianame Levent Adliyesi’nde 3 savcı ile sayıları 35’e varan bir grup emniyetçi tarafından kaleme alınıyor. İddianame için Ankara’dan da “özel ekip” gönderildiği ve bu ekibin iddianamenin hazırlık ve yazım aşamasında etkili olduğu belirtiliyor.Tertibi düzenleyenler iddianamesini de yazıyor. Ulusal Kanal’ın emniyet ve başsavcılık kaynaklarından ulaştığı bilgilere göre Ergenekon iddinamesini polis kaleme alıyor. İddianame Levent Adliyesi’nin üst katında Ankara’dan gelen özel ekiple birlikte yazılıyor. Ekibin başında da 3-4 kişilik polis şefi var ve bu polis şeflerinin gözetimi altında iddianamenin yazımı gerçekleştiriliyor.

Ankara’dan gelen özel ekibin Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı personeli olduğu belirtiliyor. Bilgiler Ankara’ya anında aktarılıyor ve Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı da bu bilgileri İstihbarat Dairesi ile paylaşıyor. Ayrıca İstanul’dan da Terörle Mücadele ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nden ekipleri de yer aldığı gelen bilgiler arasında.

Peki polis iddianame yazabilir mi? İddianameyi kim kaleme alır? Konuyu  Emcet Olcaytu aydınlattı. Yasaya göre iddianamelerin sadece Cumhuriyet savcıları tarafından hazırlanması gerektiğini söyleyen Emcet Olcaytu, “eğer iddianamenin polis tarafından yazıldığı kanıtlanırsa o iddianame savcılığa iade edilir” dedi.

03
Tem
08

CHP Sosyalist Enternasyonal’de kaldı

Sosyalist Enternasyonal üyeliği tartışma konusu olan CHP’nin üyeliği devam edecek. 23’üncü genel kurula katılmayan CHP, Sosyalist Enternasyonel’e “sosyal demokrat” bir parti olmadığı gerekçesi ile şikayet edilmişti.

Türkiye’de CHP’nin üyeliği ile DTP’nin toplantılara katılımı ile tartışma konusu olan Sosyalist Enternasyonal’in (SE) 23’üncü Genel Kurulu, Atina’da sona erdi. CHP’nin ”sosyal demokrat olmadığı” gerekçesi ile Sosyalist Enternasyonel’den uyarı alması gündeme gelirken, AKP milletvekili Haluk Özdalga’nın Sosyalist Enternasyonel’e CHP’yi şikayet eden bir mektup yazdığı ortaya çıkmıştı. Bunu izleyen süreçte ise Ufuk Uras, Baskın Oran ve Mustafa Sarıgül de CHP’yi eleştiren mektuplar kervanına katılmıştı. CHP vesilesi ile Türkiye’de sol ve sosyal demokrasi tartışması gündeme gelmişti.

Sosyalist Enternasyonel’in Başkan yardımcılığı görevini üstlenen Deniz Baykal ise genel kurula katılmazken, Sosyalist Enternasyonal Genel Sekreteri Luis Ayala, ”Türkiye’deki iç gelişmelere bakılırsa, burada olmaları şaşırtıcı olurdu. CHP üyemizdir ve üyemiz olmaya devam ediyor” açıklamasında bulundu.

SE Başkanı Yorgo Papandreu, toplantının ardından Genel Sekreter Luis Ayala ile düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlarken, Türkiye’deki gelişmeleri izlediklerini belirtti. Yunanistan’daki PASOK partisinin lideri olan Yorgo Papandreu, “Türkiye’de siyasi meselelere yargının karışması olasılığına ilişkin bir endişe var. Yunan hükümetini bu alanda dikkatli tutum alınması yönünde uyarmıştım” ifadelerini kullandı.
CHP’nin kendi kararı
Ayala da Türkiye’nin Genel Kurul toplantısında ele alınmadığını, ancak gelişmeleri izlediklerini belirtti. CHP’nin toplantıya katılmamasının kendi kararı olduğunu kaydeden Ayala, “Türkiye’deki iç gelişmelere bakılırsa, burada olmaları şaşırtıcı olurdu. CHP üyemizdir ve üyemiz olmaya devam ediyor. Bu kez burada olmamaları kendi kararlarıdır” diye konuştu.

03
Tem
08

Teyid edildi: İncirlik’te nükleer silah var

image

Geçen hafta yeniden gündeme gelen “İncirlik’te 50-90 arası nükleer bomba var” iddialarına bir doğrulama daha.

 Amerikan Hava Kuvvetleri’nin yayımladığı son resmi raporda Türkiye’nin de içinde bulunduğu Avrupa’daki nükleer depolarının güvenliğinin tehlikede olduğu, personelin ise yetersiz kaldığı yer alıyor.

Amerikan Bilimciler Federasyonu Nükleer Bilgi Projesi Direktörü Hans Kristensen’in değerlendirdiği rapora göre, Almanya, Hollanda, Belçika, İtalya, İngiltere ve Türkiye’deki üslerde 200 ila 350 savaş başlığı bulunuyor. Adana’daki İncirlik Hava Üssü’nde 50 ila 90 nükleer silah bulunduğunu söyleyen Kristensen, üslerdeki nükleer bombaların, Pentagon güvenlik düzenlemelerine uygun olarak korunmadığını ve üslerin ‘bina, ışıklandırma ve güvenlik sistemleri’ bakımından eksik olduğunu kaydetti.

Bazı üslerde acemi askerlerden başka kimsenin nöbet tutmadığı da açıklanırken üslerin ciddi güvenlik risklerinin olduğu ortaya çıktı.

03
Tem
08

Din sömürüsünden ekonomik sömürüye!

Oturdum, son bir ayda gazetelerin utana sıkıla verdikleri zam haberlerini topladım. İşte bazıları:
* BOTAŞ, konutlarda kullanılan doğal gaz fiyatını yüzde 7.4 artırdı!
* Birçok büyükşehir belediyesi, toplu taşıma ücretlerine yüzde 10’lara varan oranlarda zam yaptı!
* Başta İstanbul olmak üzere birçok kentte ekmek fiyatları zamlandı. İstanbul’da 350 gramlık ekmeğin fiyatı 1 YTL oldu!
* Konutlarda tüketilen elektriğin fiyatı yüzde 21 arttı. Yılbaşından bu yana elektriğe yapılan zamların oranı yüzde 45’i buldu!
* Cep telefonu konuşma ücretleri yüzde 3.6 zamlandı!
* Video kamera, televizyon, kozmetik ürünleri gibi gibi tüketim mallarından alınan ÖTV artırıldı, zam oranı yüzde 20’yi buldu!
* Dün de arabaların zorunlu trafik sigortasına yüzde 147’yi bulan oranlarda zam yapıldı.

***
Dikkat edin çarşıdaki pazardaki zamdan söz bile edemiyorum.
Çünkü “yaşasın serbest piyasa…” Domatesin, biberin, patlıcanın, karpuzun, şekerin, tuzun fiyatını bilmek de kontrol etmek de mümkün değil!
Bu konuda sadece kendimden örnek verebilirim:
Geçen yıl bugünlerde yaptığım 70 YTL’lik bir alışverişin fişini cebime koydum…
Aynı markete gidip, aynı markaları, aynı miktarlarda aldım.
Sonuç felaket:
113 YTL’ye çıktım!
***
Diyorlar ki “AKP başarılı!”
Cumhuriyetin temel niteliklerini tartışılır hale getirmesini, halkımızı tam ortadan ikiye bölmesini, yargıya duyulan güveni azaltmasını falan bir kenara koyuyorum…
Haydi ekonomi iyiye gitse, halkın alım gücü yükselse, bu mutluluğu anlayabilirim…
Ama zamlar ortada…
Bunun karşılığında emekli maaşlarına yapılan zam, alt tarafı yüzde 2!
O zaman bu “mutluluğun” ve “bağlılığın” sırrı ne?
Basit:
Şeyh-mürit ilişkisi!
İktidardakiler şeyhleşti; kendisini mürit görenler ise ses çıkarmanın “günah” olduğuna inanmaya başladı.
AKP’yi eleştirmek, “kâfirlik”le bir hale getirildi.
İktidardakilerin “ülkeyi yönetmedeki beceriksizliği”, “inanç sömürüsündeki başarısı”nın yanında gölgede kaldı.

***
Bu yazının sonunda “mesaj” falan beklemeyin!
Mesaj ortada…
Alabilecek durumdaysanız, bana ihtiyacınız yok…
Ama “müritleşmişseniz…”
O zaman da zaten mesaj vermeye çalışmanın yararı yok!

*****
GÜNÜN SORUSU

Bizim “aydınlar” AKP’nin gerçek yüzünü nihayet gördü. Ay nasıl üzgünler, tahmin bile edemezsiniz!
Olayı biliyorsunuz:
Yazar Latife Tekin, Karabük Festivali kapsamında düzenlenen bir konferansa davet edilmiş. Hükümetin enerji politikasını eleştirmeye kalkınca, AKP’li Belediye Başkanı tarafından susturulmuş…
Şimdi bütün “sözde aydınlar”, Belediye Başkanı’na ateş püskürüyor!
Başkan bana göre kesinlikle suçlu değil, doğru bildiğini yapmış…
Asıl suç, okudukları onca kitaba karşın, “demokrasiyi kullananları”, “demokrat” sanan ve onların her davetine koşanlarda!
Sahi; Latife Hanım:
O toplantıya giderken, size sonsuz özgürlük vereceklerini mi sanıyordunuz?

*****
‘Basit vize’ymiş… Yedik!

Fethullah Gülen cemaatine ait Zaman Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı dün yine Gülen’in avukatlığına soyunmuş: “Hani Sayın Gülen Amerika’nın adamıydı? Yeri göğü inletiyordunuz. Ne oldu? Basit bir vizeyi bile vermemişler işte!”
Bir konu ancak bu kadar çarpıtılır…
Çünkü Fethullah Gülen’in ABD’den talep ettiği “basit bir vize” değil, oturmasını ve çalışmasını sağlayacak Yeşil Kart!
Dumanlı’ya kendi üslubuyla yanıt vereyim:
“Hani Fethullah Gülen Amerika’nın adamı değildi? Öyle olmasaydı ABD gizli haber alma servisi CIA’nın iki üst düzey yöneticisi ve eski ABD Büyükelçisi referans mektubu verir miydi? Bugüne kadar ABD’den Yeşil Kart ya da vize(!) almak isteyen hangi Türk, CIA’den referans mektubu sunabildi?”

***
Ekrem Bey…
ABD öyle bir devlet ki, hem işkence yaptırtır, hem de o işkencecileri yargılar!
Yani kullanıp, atar!
Bilmem anlatabildim mi?

02
Tem
08

The Gülen Movement!

Başlık bizim değil…

Fethullah Gülen çevresinde gerçekleştirilen uluslararası toplantıların kalıplaşmış adı; Türkçe söyleyişle Gülen Hareketi… Gülen Türkiye’den çok Amerika’ya mal olmuş bir kişilik sergilediğinden adlandırma da yakışıyor.

Örneğin, 2007 yılı ekim ayında İngiltere Lordlar Kamarası’nın salonları bu hareketin düzenlediği toplantılara açıldı. Kaç kurum Lordlar Kamarası’nda böylesine olağanüstü ilgiyle karşılanır; okurun yorumuna bırakalım.

Gülen’le ilgili gelişmeler hızlı seyrediyor. Yargıtay’ın kararı genel anlamda bilinenin ilanıydı. Gülen’in silahlı terör örgütü çerçevesinde yargılanmasının temeli yoktu. Olayın asıl boyutu ABD’de seyrediyor…

Gülen, Türkiye’ye geliş koşullarının kolaylaştığı şu günlerde, ABD’de kalış koşullarını güçlendirmeye çalışıyor. Yeşil Kart almak için yaptığı başvuru reddedildi. Savcının Gülen’le ilgili dile getirdiği kuşkular ilginç; insanın Amerikan savcısı iyi bir Cumhuriyet okuru mu, diyesi geliyor!

***

Gülen, ABD’de kalış zeminini güçlendirmek için “iş, bilim, sanat, eğitim ve spor alanında olağanüstü yetenekli” kişilere verilen oturma ve çalışma izni almak istedi. Mahkeme şu yanıtı verdi:

“Bu alanlardan biri hakkında olağanüstü yeteneğini belgeleyememiştir!”

Gülen’in çevresindekiler hemen şöyle bir tümce ürettiler:

“Kendileri, dini hoşgörüyü eğitim kurumlarına sokma metotları geliştirmiştir..”

Mahkeme sordu:

“Nedir bu metotlar?”

Buna verilen yanıt da tatmin edici olmadı… Bütün bunların üstüne savcı demez mi:

“Gülen’in olağanüstü büyük maddi gücü var. Bu güce erişmede CIA ile ilişkilerinin rolü olabilir!”

Gülen hareketinin CIA ile bağlantısı var mı yok mu sorusu, şöyle bir soru kadar abes:

Mayoyla denize giren kişi ıslanır mı?

Bu soruya Gülen mantığıyla yanıt vermek için önce şu sorunun yanıtlanması gerekir:

Deniz ıslak mıdır?

Gülen’in 1990’lı yılların başından itibaren hızla büyümesinin temel etkeni şöyle özetlenebilir:

ABD, yıkılan Sovyetler Birliği’nin ardından Orta Asya’yı kendi nüfuzu altına almak için Gülen’i taşeron olarak kullandı. Her şey bu temelin üstüne oturtuldu.

***

Geçen hafta ABD’den gelen haberler ilk bakışta kafa karıştırıcı nitelikteydi…

1997’den beri ABD’de yaşayan Gülen’le igili Amerikan makamlarının kafasında neden ani soru işaretleri oluşmuş gibi bir hava veriliyor?

Beş şık sıralayalım:

A- ABD, Gülen’i Orta Asya’da yeterince kullandı. Zamanla gerçek kimliği açığa çıktı. Rusya, Özbekistan Gülen okullarını kapattı. ABD, Gülen’in son kullanma tarihinin dolduğunu düşünüyor.

B- ABD, Gülen’in yeni dönemde Afrika’da kullanılmasını planlıyor. Bu süreçte tüm iplerin kendi elinde olmasını sağlamak için oturma iznini sallantıda bırakıyor. Kendisine bağlı Gülen’i daha da bağımlı kulluğa çekiyor.

C- Türkiye’nin iç dengelerini dikkate alıyor. Önümüzdeki dönemin nasıl sonuçlanacağını kestiremediği için Gülen’e karşı daha ortada bir duruş sergiliyor.

D- AKP’nin kapatılması davası sonrasında Gülen hareketi nasıl bir tavır sergileyecek? Bu konuda netleşmiş bir anlaşma olmadığı için ABD, Gülen’e “çizgimizden çıkarsan çizeriz” mesajı veriyor.

E- Hepsi.

Gülen, ABD’den gelir-gelmez ayrı konu. Biz Türkiye’dekilere seslenelim:

Kendinize gelin!

02
Tem
08

Toprak Ağası, Demokrasi ve Travma

Adamlar Toprak Ağası

Adamlar Şeyh

Adamlar Şıh

Adamlar toprağın sahibi

Adamlar toprağın üzerindeki bitkilerin sahibi

Adamlar toprağın üzerindeki hayvanların sahibi

Adamlar toprağın üzerindeki insanların sahibi

***

Adamlar her zaman her yerde

Adamlar Padişahın yanında

Adamlar Şeriatın yanında

Adamlar tarikatların başında

Adamlar partilerin yönetiminde

Adamlar devlet yönetiminde

***

Bir amcaoğlu padişahçı, bir amcaoğlu cumhuriyetçi

Bir amcaoğlu iktidarda, bir amcaoğlu muhalefette

Bir amcaoğlu dağda, bir amcaoğlu bağda

Bir amcaoğlu köyde, bir amcaoğlu kentte

***

Rejim değişir

İktidarlar değişir

Adamlar değişmez

Adamlar iktidarın gerçek sahibi

Adamlar Sarayda

Adamlar Mecliste

Adamlar her zaman, her yerde

***

Adamlar hem uhrevi iktidarın sözcüsü

Hem dünyevi iktidarın

Adamlar hem dini yozlaştırır

Hem siyaseti

***

Bir kolları Kuvva-i Milliyeci, Atatürkçü

Bir kolları Kuvva-i İnzibatiyeci, Padişahçı

Bir kolları Tek Parti Yönetiminde, CHPde

Bir kolları Terakkiperver Partide, Serbest Partide, Toprak Reformuna karşı çıkan ve muhalefeti oluşturan Demokrat Partide

Her zaman iktidarda

***

İktidarda kalabilmek için her türlü takıyyeyi yapanlar, hem Atatürkçü, hem Atatürk karşıtı olanlar onlar

Devrimleri yozlaştıran onlar

Dinciliğin lideri onlar

Cumhuriyeti yozlaştıran onlar

Laikliği yozlaştıran onlar

Demokrasiyi yozlaştıran onlar

Eğitimi yozlaştıran onlar

İnsanlara kul, köle, kadınlara mal muamelesi yapanlar onlar

***

Sandığı vatandaşın önüne koyarsan içinden demokrasi çıkar….

Sandığı müritlerin, kulların önüne koyarsan, ağa çıkar, şeyh çıkar, şıh çıkar

***

Değişme ve gelişmeyle güçleri azalanlar onlar..

Değişen, gelişen ülkeye ve dünyaya direnen onlar

Travmayı yaşayan onlar

Travmayı yaşatan onlar

***

Onlar iktidarlarını korumak için şeytanla bile işbirliği yapar:

Kendi çıkarları adına ülkeyi, rejimi satarlar

Kendi çıkarları adına dış güçlerle işbirliği yaparlar

Kendi çıkarları adına ülkeyi bölerler

Kendi çıkarları adına halkı birbirine düşman ederler

***

Son demlerini yaşıyorlar

Hırçınlıkları bundan

Merak etmeyin:

Uygarlık çizgisindeki değişme ve gelişme eninde sonunda ülkemizde de egemen olacaktır

Uyduruk, ağalara, şeyhlere, şıhlara hizmet eden, yağmacılığı koruyan oligarşik yapı değişecek, halkın çıkarlarının temsil edildiği gerçek demokrasi sonunda ülkemizde de işleyecektir




İstatistikler

  • 2.265.956 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Temmuz 2008
P S Ç P C C P
« Haz   Ağu »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

En fazla oylananlar