01
Eyl
08

Uygarlık, sosyalizm ve ulus

İki zıt kavram:Piyasa ve uygarlık

Çağımızda her türlü sosyalist yaklaşımın, aralarındaki tüm farklara rağmen ortak olarak kabul ettikleri şey dünyada kurulu bulunan sistemin temel dayanağının, özünün bir kısım insanın ezdiği ve sömürdüğü, diğer geniş kesimin de bunların sömürüsü altında ezildiğidir. Burada ana tartışmamıza geçmeden önce bir kez daha belirtmeliyiz ki, sol olarak tanımlanmanın ana koşulu, öncelikle çağımızın sömürü sistemi olan emperyalizme gerçek bir karşı duruş sergilemektir. Bu temel kriteri ayaklar altına almış bulunan Türkiye’ye özgü AKP yandaşı sosyal faşist güruhu tamamen dışarıda bıraktığımız ortadadır.

Sol öncelikle sömürünün ortadan kalkması için çalışmaktadır ancak bunu yapabilmek için de sömürünün nasıl ortaya çıktığının, hangi şartlar altında geliştiğinin kavramlaştırmasını gerçekleştirmek durumundadır. Bu aslına bakılırsa düşmanın doğasını kavrayarak ona karşı durmanın ve onu ortadan kaldırmanın yollarını aramaktır aslında. Marks’tan önceki ütopik sosyalistlerden günümüze bunun tartışması yapılmıştır. Sol teorinin ana tartışma konularından biri de bu olmuştur. Açıklamaları bilimsel bir zemine taşıma çabasının kilometre taşı Marksizm oldu.

Marks, ciddi bir soyutlama yaparak sadece işçilerin, burjuvaların yer aldığı bir dünyanın analizini yapıyordu. Sömürüyü ve sermaye birikimini bu soyutlaması çerçevesinde açıklamaya çalıştı. Marks’ın burada ortaya koyduğu temel tez, kapitalizm çağının sömürüsünün açık zora dayanan bir köle emeği sömürüsü olmadığıydı. İktisadi sömürüye dayanan “özgür” işçilerin emeğinin yarattığı artı değere el konulan salt ekonomik bir süreç olduğuydu.

Marks’tan sonra emperyalizm çağını açıklamaya çalışan Lenin’in düşüncesi de aslında bu açıklama tarzının bir adım daha ileri götürülmesini kapsamaktadır. Kapitalizm, Avrupa içindeki iktisadi sömürüsünü sürdüremeyeceği bir durumla karşı karşıya kaldığı andan itibaren oklarını dışarıya çevirmiştir. Sermaye ihracı, doğrudan yatırım gibi yöntemlerle bu sefer de dünyanın kalan kısmının sömürüsünü başlatmıştır. Bu sömürü de toplumları emperyalizme bağımlı kılarak varlığını devam ettirir.

Bu açıklama tarzı çok önemli doğruları yakalamakla beraber kapitalistlerin her şeyden daha güçlü olarak gördükleri piyasanın ve bunun tam karşısında yer alan uygarlığın zıtlığını analize dahil etmemektedir. Her şeyden önce Avrupa’da kapitalizmin kuruluşu ezilen ulusların elindeki tüm zenginliğin talan yoluyla Batıya aktarılmasına dayanmıştır. Yani Amerika’nın sömürgeleştirilmesi olmasaydı ne Batı kapitalizmi gelişecekti ne de dünya çapında bir sistem olarak sömürü yerleşecekti. Bir anlamda kapitalizmin iktisadi sömürüden ibaret olduğu tezi daha ilk etapta çöküyordu.

Bunun da ötesinde olan gerçeklik, Batının bu bölgeleri sömürmesinin daha kapitalizmin şafağında başlamış olmasının yanında sadece iktisada dayanan bir sömürü düzeni olarak açıklanamaz olmasıdır. Marks’ın Kapital’de anlattığı soyut dünyada geçerli olan ve kendi içinde tutarlı olan kanunlar gerçek dünyada çalışmamaktadır. Kapitalizm her şeyden çok açık zorbalıkla işini görmektedir.

Aslına bakılırsa kapitalizm her şeyi, toplumsal dokuları, insanları silip süpüren ve piyasa adı verilen tabuyla yayılmaktadır. Piyasanın temel özelliği uygarlıklarla beraber var olamamasıdır. Kapitalizmin gelişinden önce bir uygarlık çerçevesi içerinde yaşayan ezilen dünya bölgeleri, bu piyasa kavramı tarafından bireylere, daha doğrusu artık gerçek insan olmayan insanlara dönüştürülmektedirler. Bu nedenle piyasacılığın ve kapitalizmin gerçek vahşete, Batını barbar olarak tanımladığı ulusların yapılarının ise uygarlığa karşılık geldiğini rahatça söyleyebiliriz.

Sömürgeleştirmenin ana koşulu uygarlığı yıkmak

Tam da bu nedenle sömürgeciler ezilen dünyaya saldırdıkları andan itibaren burayı iktisadi sömürüleri altına almanın tek koşulunun, ezilenlerin medeniyetlerini ortadan kaldırmak olduğunu anladılar. Karşılarına bir medeniyetin parçaları olarak çıkan insanlar, asla onların sömürüsüne dayanacak bir yapıda olamazlardı. Bu insanların piyasada kardeşlerini, emeklerini ve vatanlarının tüm değerlerini Batılı sömürgecinin önüne döken bireyler haline getirilmesi gerekiyordu. Yani uygar olmayan insanın adı bireydi.

Ancak sömürgecilerin onca çabasına rağmen bu birey de bir türlü yaratılamadı. Ezilen insan, insan kalmakta direndi.

Kapitalizmin medeniyet yıkıcılığının altında bu yatmaktadır. Batılı insan öyle ya da böyle bir şekilde kendisini bu kapitalist piyasaya teslim etmiş durumdadır bugün. Aslına bakılırsa bu piyasanın dünya çapında yaygınlaşmasından da çıkar sağlamaktadır. Sol genelde pek görmek istemese de bu durum Batının işçileri açısından bile geçerlidir. Batı toplumu piyasa toplumudur ve gerçek bir uygarlığı yoktur. Doğru Batının teknolojisi vardır ve çok gelişkindir ama bu teknoloji ezilen dünya uygarlıklarının karşısında sık sık yenilgiye uğramaktadır. Bunun ilk örneğini veren de Türk medeniyetinin, Türk Ulusu’nun ta kendisidir. Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Türk Ulusu’nun Batının sömürgeci işgalini geri teknikle yenebilmesinin temelinde de bizim binlerce yıllık uygarlığımızın mirası yatmaktadır. Batı kapitalizminin piyasası ve tekniği on bin yıllık miras karşısında dökülmektedir.

Ya da dünya çapında bakış açımızı genişletirsek sadece Türkiye, Çin, İran, Hindistan gibi Batılının anlayışını felç edecek kadar büyük uygarlıkların mirasçıları olan ülkelerin bugün ezilen dünyanın ne yapılırsa yapılsın ortadan kaldırılamayan kesimini oluşturduğunu görmekteyiz.Batılı da bunu çok iyi bildiği için tüm enerjisini ulusların, medeniyetlerin yıkılmasına harcamaktadır.

Uygarlığımızı ve emeğimizi savunmak için Ulusal Sola sarılmalıyız

Batılı her zaman bize topluluk olmanın, ulus olmanın ilkellik olduğunu anlatır durur. Birey olmak çağdaşlıktır ve bunun için de kapitalizmin çarkından geçmek gerekir. Ancak tek gerçek uygarlığın aslında insanın toplumsal kolektif içinde yaşadığı ezilen ulusların uygarlığı olduğu da ortadadır. Kapitalizm en çok bu özelliği öldürmeye çalışır. Ulusal kurtuluşçular, ezilen ulus milliyetçileri de Batılının parçaladığı uygarlığı ve kolektifi yeniden inşa etmenin mücadelesini verirler. Bu nokta aslına bakılırsa sosyalizmle ezilen ulus milliyetçiliğinin birbirlerinden neden kopamayacağının açıklamasını bünyesinde barındıran noktadır. Sosyalizm de özünde insanı toplumsal bir varlık olarak tanımlar ve bu varlığın sömürüden uzak yaşayabilmesinin savunusunu yapar. Bu toplumsallığın tek adı da piyasada kimliğini kaybetmiş bireyler değil gerçek anlamda ulus olmaktır. Yani tutarlı sosyalistler olmak için savunulması gereken ezilen ulusun medeniyetidir ve yeniden ulusal diriliştir.

Diğer taraftan da ezilen ulusun tutarlı bir savunusun yapmanın tek yolu da antikapitalist bir mücadele vermekten, iyi birer sosyalist olmaktan geçer. Ezilen ulus emekçilerinin kurtuluşu hem emperyalizme ve kapitalizme karşı sosyalizm mücadelesi vermekten hem de Batının bireyci ideolojisine, piyasacılığına karşı kendi kimliğini yeniden bulacağı, uygarlık mirasına sıkı sıkı sarılacağı bir milliyetçilikten geçer.

Kapitalist piyasacılık nasıl ki birbirinden tecrit olmuş “özgür bireyler”in sömürüsüne dayanmaktaysa ezilen ulusun varlığı da toplumsallaşmanın tek gerçek yolu olan kendine özgü bir sosyalizmden geçmektedir.

Birbirinden kopmayacak ve birbirini yaratan, bittiği yerde yeniden dirilten iki zenginliğimiz var: Uygarlığımız ve emeğimiz. Sömürgecinin moleküllerine ayırarak ortadan kaldırmaya çalıştığı ulusumuz da eninde sonunda bu ikisinin bir ürünüdür aslında. Parçalanmış ulus, sömürgeleştirilmiş ülke ve piyasada satılığa çıkarılmış emek demektir. Aslında gerçek yabancılaşma da budur: Ezilen ulusun kendisine ve emeğine yabancılaşması.

Bu yabancılaşmanın ve sömürgeleşmenin tek kırılma noktası Atatürk’le oldu. Atatürk, Türk uygarlığının ve ulusunun yeniden doğuşunu sağladığı gibi dünya çapında ezilen ulusların mücadelesinin de yolunu aydınlattı. Bugün onun açtığı yolda Ulusal Sol’a sarılmalıyız. Uygarlığımız da emeğimiz de bizim ellerimizle kurtulacaktır. Mümkün olan tek sol mücadele de tek milliyetçi mücadele de budur: Atatürkçü ve Ulusal Solcu olmak….


0 Responses to “Uygarlık, sosyalizm ve ulus”



  1. Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s


İstatistikler

  • 2.329.042 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Eylül 2008
P S Ç P C C P
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930  

En fazla oylananlar


%d blogcu bunu beğendi: