04 Tem 2009 için arşiv

04
Tem
09

KKTC’de Talat faşizmi ve Kıbrıslılık kepazeliği…

Dimitri Hristofyas ve Mehmet Ali Talat
Dimitri Hristofyas ve Mehmet Ali Talat

Komünist olanı, KKTC’nin topraklarını “Rum vatanı” olarak sunarken, şovenist iktidar ortağı; “vatan topraklarına” 1974 ten sonra göç etmek zorunda kalan Rum göçmenler dönmediği sürece çözümü kabul etmeyeceğiz, diyor. El insaf be ustura tıraşlı Talat ve sürüsü; siz nasıl bir robotlar güruhusunuz ki, üç yaşında bir çocuğun dahi görebileceği gerçeklere gözlerinizi kapatabiliyorsunuz? Bu kadar mı Rumların hizmetkârı oldunuz? Bu şekildeki bir ihanetin hesabını değil halkınıza, çoluğunuza çocuğunuza nasıl vereceksiniz?

KKTC de “Kıbrıslılar” yoktur
Türkler vardır

Bunlar “robotturlar” ve programlanmışlardır. Türkçe konuşur, Türkçe anlaşırlar. Dünyayı o güzelim Türkçe ile kavrarlar. Senden benden daha bir Türk kökenlidirler. Hatta belki de bazı sülalelerin kökeni 1571’e kadar da gidiyor olabilir. Osmanlı’dan sürekli göç almış bir halkın torunlarıdırlar. Başka halklarla karışmamışlardır. Çünkü, bir adada yaşamakta ve o yüzden de soylarını sürdürmek nedeniyle kendi cemaatlerinin içerisinden evlenmek zorundadırlar. Rum ile karışmaları da söz konusu değildir. Nedeni de çok basittir; Kıbrıs Türkü’nün dini de kökeni de ayrıdır ve çok uzun yüzyıllar adada Osmanlı’nın bir parçası halinde egemen bir halk olarak var olmuşlardır. Osmanlı’nın adayı terk etmesinden sonra da bir zamanlar egemen unsur olan bu vakur halkın, kendilerinin efendisi oldukları bir halkla karışmaları zaten mümkün değildir.

İşte Türk kimlikleri bu derece net ve sarih olan bu “ele geçirilmişler”, Türklüklerinden nefret ederler. Hem ulusalcılık hem de ölesiye bir Türkiye düşmanıdırlar. Sömürgeci güçlerin dizayn ettiği işbirlikçi ve teslimiyetçi sol ideolojilerinin doğrultusunda “Kıbrıslılık” diye bir kimlik uydurmuşlardır. Hiçbir toplumbilimsel, etnik ve tarihsel temeli olmayan bu saçmalığın peşine akıl hastalığı bağımlılığıyla takılmış gitmektedirler. Bu manyaklığa hizmet edecek en ufak olayla karşılaştıklarında ona balıklama dalarlar. Gerçi karşılarına bu özelliklere sahip hiç denecek kadar az olay çıkar ama, onlar yine de ezberlerini bozmazlar.

Okumaya devam edin ‘KKTC’de Talat faşizmi ve Kıbrıslılık kepazeliği…’

04
Tem
09

Fethullahçı örümcek ağı

Taraf’ın “Eylem Planı” manşetinin ardından Türk basınındaki Fethullahçı koro Ordu düşmanı yaygarayı başlattı. Yaygaranın büyüklüğü, Türk basınındaki Fethullahçı yapılanmanın ne kadar güçlü olduğunu gösterdi. Dergileri Aksiyon zaten yıllardır Ordu düşmanlığı yapıyor. Zaman ve Samanyolu deseniz, cemaatin yayın organları. Bugün ve Star’ın yeni sahipleri cemaatten. Sabah gibi gazetelerde cemaate üye yazarlar hakim. Hürriyet’te bile haber koordinatörlüğüne Fethullahçı Eyüp Can Sağlık getirildi. Anlayacağınız Türk basını da Fethullahçı örümcek ağı tarafından sarılmış durumda.

Abant Platformu:
Ordu düşmanı yaygara platformu

Geçtiğimiz hafta sonu toplanan Fethullahçı Abant Platformu’nun sonuç bildirgesi şu maddeyle başlıyor:

“Askeri darbeler ve demokratik siyasi sürece karşı gerçekleştirilen müdahaleler, Türkiye’nin siyasal, sosyal ve ekonomik gelişmesine büyük zavar vermiştir. Demokrasimizin gelişip yerleşmemesinin en önemli sebebi bu darbe ve müdahalelerle yerleşen vesayet rejimidir.”

Bu bildirge 12 Eylül Askeri darbesinin ardından ortaya konulan “solu yok etme, bütün toplumsal muhalefeti ezme, serbest piyasa rejimini kurumsallaştırıp yerleştirme” programına karşı mı yazılmış. Hayır!

Ya da 12 Mart faşist askeri darbesini uyguladığı “Atatürkçü ve ilerici bütün aydınları içeri alma, devrimci gençlik hareketinin önderlerini yok etme, işçi ve köylü örgütlenmesini tarumar etme” programına karşı mı? Yine hayır…

Bu iki darbe de Türk toplumunu Amerikancı politikalar etrafında tekrar biçimlendirme, Amerikancılığa karşı çıkanları ezme amaçlıydı.

Tabii Abant Platformu’nda tartışılan bu değildi.

“Askeri darbelere ve askeri anayasalara karşıyız” derken neyi kastettikleri yapılan konuşmalarda ortaya çıktı. “Askeri darbe” derken idam edilen bir başbakan ve iki bakana ağıtlar yakıyorlardı. Yani 27 Mayıs’ı kastediyorlar. “Askeri anayasa” derken de 12 Eylül’den bahsediyorlar. Ama onu da hep belirttiğimiz gibi Kürtçü-İslamcı şekilde değiştirmek için eleştiriyorlar.

Çünkü normali şudur: Madem 12 Eylül Anayasasına karşısın, 12 Eylül döneminin baskısından, işkencelerinden, solu nasıl ezdiğinden bahsetmelisin!

Bunu tabii ki yapmazlar.

Solu ezen darbeye alkış, sağı durduran 27 Mayıs’lara hayır! Fethullahçı yaygaranın özü budur..,

Okumaya devam edin ‘Fethullahçı örümcek ağı’

04
Tem
09

Mahir’e MİT’çi diyen SHP Başkanı

Kaya Ataberk Mahir

30 Mart 1972 günü Kızıldere…
Mahirler sarıldıklarını biliyorlardı.
İlk olarak rehineleri kurşun isabeti almayacak bir yere götürdüler. Hâlâ onları korumaya çalışıyorlardı.
Evin pencerelerine siper alındı.
Mahir, çatıya çıkarak bazı kiremitleri kaldırdı. Bu aralıklardan ateş açmayı düşündüler. Umutsuz bir savaş başlamak üzereydi. On gence karşı bir ordu ateşe geçecekti. Son birkaç cümle edildi.
Dönmeye değil, ölmeye gelmişlerdi.
Sonuna kadar çarpışacaklardı. Teslim olmamaya kararlıydılar.Öldürüleceklerinin de bilincindeydiler ama savaşmayı seçtiler.

Ağzını  bozma,  ağzını  kırarız

“Mahir Çayan MİT ajanıdır” diye buyurmuş.

Konuşan Hüseyin Ergün isimli biri.

SHP’nin yeni genel başkanıymış.

Daha önce Rasim isimli biri Deniz Gezmiş’e Ergenekoncu suçlaması yapmıştı. Şimdi ise Hüseyin Ergün benzer hakaretlerde bulundu.

Neşe Düzel “kırmızı koltuktan” soruyor, Hüseyin isimli şahıs geçmişte üç kuruşluk solculuk yapmış ya; tüm devrimci değerleri, devrimci mirası ve devrim şehitlerini “kırmızı koltukta” meze yapma hakkını kendinde bulmuş, konuşmuyor kusuyor:

“Sol bütün bu provokasyonları bilinçli mi yaptı?

Aşağıdakiler farkında değildi ama şefler bunun farkındaydı. Gençlerin şef pozisyonunda olanları da durumun farkındaydılar.

Deniz Gezmiş’ler… Askeri yönetimi iktidara getirmek için eylem yaptıklarının farkındalar mıydı?

Şöyle söyleyeyim. Bir tanıklığımı anlatayım. Yusuf Küpeli 1980 sonrasında cezaevinden çıktıktan sonra bana geldi. ‘Biz baştan sona kullanıldık’ dedi. Ben de ‘Nasıl farkında değildiniz? Asker adam geliyor, size silahı veriyor. Size, biraz ortalığı karıştırın, biz gereğini yapacağız diyor. Siz bütün bunlara rağmen farkında değil miydiniz.’ dedim. Bana cevabı şu oldu. ‘Ben bunu Mahir’le de (Mahir Çayan) konuşurdum. Ona, ‘MİT falan bizim bu kadar içimizde. Ne oluyoruz’ diye sordum. Mahir de bana, ‘Biz güçlü bir siyasi hareketiz. Elbette MİT de bizimle ilişki kuracak’ dedi.’ Gerçek şu ki Türkiye’de silahlı gençlik hareketini 1970 ve 1980 öncesinde askerler kullandılar. Askerler tarafından kullanıldıklarını gençlik hareketlerinde şef pozisyonunda olanlar kesinlikle biliyorlardı. Orduyla ittifakı, iktidara gelmenin bir yolu olarak görüyorlardı.”

CIA ve MİT’in pavyonu : Taraf gazetesi

İşin ilginci devrimcilere yönelik ajan suçlamasında bulunan gazetenin her gün manşetinde CIA, MİT veya Emniyet Teşkilatından servis edilen bir belge var. Paralarının nereden geldiği belli değil. ABD askeri uydusunun çektiği, Türk Ordusu’nun bile elinde olmayan fotoğraflar bunların elinde. Kocası CIA ajanı, ABD diplomatı kendi ne idiğü belirsiz tipler, eski MİT’çiler (MİT’çiliğin eskisi olmaz tabii ki) ve halen görevde olan Emniyetçiler, işleri ajanlık olan ABD vatandaşı komiserler alenen köşe yazarları.

Ve utanmadan, MİT-MOSSAD-CIA’nın Kızıldere’de şehit ettiği Mahir Çayan’a küfür ediyorlar.

Sizden ala ajan mı olur?

Sizden ala provokatör mü olur?

Evet, Taraf gazetesinden bahsediyoruz.

Okumaya devam edin ‘Mahir’e MİT’çi diyen SHP Başkanı’




İstatistikler

  • 2.276.879 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Temmuz 2009
P S Ç P C C P
« Haz   Ağu »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

En fazla oylananlar