13 Tem 2009 için arşiv

13
Tem
09

Doğum günü 8 Temmuz

Atatürk8 Temmuz: Profesyonel devrimcilik günü

Geçtiğimiz hafta, Amerikan Bağımsızlık haftası olarak ilan edilen 4 Temmuz’u kutladılar. Bir kutlama Irak’ta Saddam Hüseyin’in sarayında yapıldı. Amerikalılar; “Saddam mezarında ters dönsün, O’nun sarayında 4 Temmuz’u kutluyoruz” diyerek Saddam Hüseyin’in ölüsünden bile intikam aldılar. Aynı gün bir başka kutlama da bizim ülkemizde yapılıyordu. Amerikan büyükelçiliğinin verdiği resepsiyona siyasi parti liderlerimiz, üst düzey komutanlarımız ve bürokratlarımız eşleriyle birlikte katılarak emperyalizme bağlılıklarını bildiriyorlardı.

Oysa her 4 Temmuz’dan sonra 8 Temmuz gelir. 8 Temmuz Mustafa Kemal’in emperyalizmle savaşma kararlılığıdır. Anadolu işgal altındadır. Yine paşalar ve beyler emperyalizme biat etmektedir. İyi eğitimli paşalar ve beyler Amerikan mandasına mı girsek, Almanya’ya mı yanaşsak diye tartışmaktadır.

Okumaya devam edin ‘Doğum günü 8 Temmuz’

13
Tem
09

Günümüz insanı: Meta tüketen metalar

Günümüz insanı: Meta tüketen metalarEğitim sistemimiz

Türkiye’nin ekonomik düzeninden herkes şikayetçi. Hele hele eğitimli solcu ve Atatürkçü kesimlere gelindiğinde ekonomik sistemden şikayetler iyice artar. Lüks tüketim hummasından tarımın çökertilmesine, ülkenin yeraltı kaynaklarının talanından yoksulluğa ve eşitsizliğe kadar pek çok eleştiri yapılır.

Marks’tan bugüne sol kesimler kapitalist iktisadi sistemi ve onun yarattığı dünyayı hep eleştirdiler. Bu eleştiriler elbettte doğru eleştiriler ama eleştiri noktaları ve eleştirenlerin sınıfsal kimlikleri üzerinde biraz daha düşünmekte fayda var.

Örneğin günümüz eğitim sistemi.

Herkes bu sistemden şikayetçi çünkü çocuklar daha ilkokuldan başlayarak sınav yarışına sokuluyor. Bu sınavlara hazırlanmak için çocuklar dershaneye ya da özel derse gönderiliyor.

Okul ve dershane arasında sıkışan çocuklar bir de sınav baskısı altında 6 ile 18 yaş arası çocukluk ve ergenlik dönemlerini geçiriyorlar. Genel olarak da bu dönemde yaşamaları gereken çocukluklarını yaşayamıyor ve duygusal gelişimlerini tamamlayamıyor, olgunlaşamıyorlar.

Peki bu eğitim sisteminin sorumlusu kimler?

İktidar mı, emperyalizm mi, sermaye mi?

Yoksa aslında aileler mi?

Okumaya devam edin ‘Günümüz insanı: Meta tüketen metalar’

13
Tem
09

İki AKP’li Dışişleri Bakanı…

Abdullah Gül

Ahmet Davutoğlu

İki AKP’li Dışişleri Bakanı…

Biri Süleymaniye’de Türk askerinin başına çuval geçirildiğinde memleketi Kayseri’de mantı yiyordu.

Diğeri de Doğu Türkistan’da soydaşlarımız katledilirken Körfez Ülkeleri dışişleri bakanlarıyla Boğaz keyfi yapıyordu.

13
Tem
09

Gül yine onayladı

Abdullah Gül askerlerin sivil mahkemede yargılanmasına ilişkin yapılan yasal düzenlemeyi onayladıGeçtiğimiz haftanın en önemli gündem maddelerinden biri de askerlerin sivil mahkemede yargılanmasına ilişkin yapılan yasal düzenlemeydi. AKP gece yarısı yapılan oylamada muhalefetin de gaflet uykusunda olmasından yararlanarak gerekli düzenlemeyi TBMM’de kabul ettirmişti. Ertesi sabah uykudan uyanan muhalefet ah edip vah edip ağlayarak AKP’yi suçlamıştı ama olan olmuştu bir kere.

Okumaya devam edin ‘Gül yine onayladı’

13
Tem
09

Çüş be Hoca..!!!

Barbie

Müslüman Barbie

Nakşibendi Tarikatı İsmailağa Kolu’nun önemli isimlerinden ‘Cüppeli Ahmet Hoca’ olarak da bilinen Ahmet Ünlü adlı bir yobaz var bilirsiniz. Bu adam ara sıra verdiği uçuk sözde fetvalarla gündeme gelir ve genel olarak da sinirlerimizi bozduğu için gülüp geçeriz. İşte bu Cübbeli Ahmet geçenlerde sitesinden öyle bir fetva yayınladı ki, en hafifinden “Çüş!!!” demek zorunda kaldık.

“Dini bütün” hocanın bu seferki hedefi ise oyuncak bebekler. Cübbeli Ahmet, oyuncak bebeklerle ilgili şunları söylüyor: “Öyle bebekler yapıyorlar ki, saçlarını tarıyorlar, uzun bacaklı falan, bunlara izin verilmiyor. Çünkü normal insanı tahrik edecek gibi. Tıpatıp bebekler, tıpa tıp benzetim var, sanki resim gibi, üstelik çıplak gibi.”

Yukarıdaki sözler bizzat Cübbeli Efendiye ait ve bu sözleri bildiğimiz Barbie bebekler için söylüyor. Böyle bir söze de ne denir bilmiyorum ama bu adamın her şeyden önce bir psikoloğa görünmesinde fayda var. Ama psikoloğun da bu adam hakkında yapabileceği fazla birşey yok aslında. En iyisi mi bu tip adamları toplum yaşamından izole etmek. Çünkü insan içinde geçirdikleri her saniye sapıklıkları artıyor. Oyuncak bebekten bile tahrik olacak kadar aklı uçkurunda olan birinin insan içinde geçirdiği her an bütün insanlık için büyük bir tehlike arz ediyor. Evet evet bu adamı bir an önce bir yere kapatmak gerek.

İnsan düşünüyor tabii, bir adam, üstelik din adamı olarak biliniyor, el kadar bir oyuncak bebekten nasıl tahrik olur diye. Bir insanın kafası sırf tahrik olmaya çalışırsa bal gibi olur. Demek ki bu Cübbeli denen adamın da aklı fikri tahrik olmakta ki, etrafında gördüğü her şeyden tahrik olabiliyor.

Okumaya devam edin ‘Çüş be Hoca..!!!’

13
Tem
09

Tayyip’in Maocuları

Çin’deki son Türk katliamının ardından Aydınlıkçılar klasik “Türk Düşmanı” tavırlarını göstermeye devam ettiler. Kıbrıs’ta Türk’e karşı Rum’u, Güneydoğu’da Türk’e karşı PKK’yı, Ermeni meselesinde Türk’e karşı Ermeniyi savunan bu hareketin, Doğu Türkistan’daki Türk katliamına seyirci kalmasını beklemek doğru olmazdı. Nitekim Çin Hükümeti’nin bile açık açık söylemediği biçimde olaylarda Uygur Türklerini sorumlu tuttular. Katliamı yok saydılar. Çin Hükümeti’ni desteklediler.
Ulusal Kanal değil sanki Çin Devlet Televizyonu:
“ABD’nin örgütlediği birkaç küçük terör organizasyonu”

Perinçek’in televizyonu Ulusal Kanal Doğu Türkistan’daki katliamı Çin kaynaklarına dayanarak ve Uygur Türklerini suçlayarak verdi. İşte ilk günkü haber:

Okumaya devam edin ‘Tayyip’in Maocuları’

13
Tem
09

Doğu Türkistan’da Türk katliamı

Doğu Türkistan’da Türk katliamıSincan değil Doğu Türkistan!

Çin’de Doğu Türkistan bölgesinde yüzlerce Türk katledildi. Türk basını doğal olarak bu konudaki haberleri manşetlerine taşıdı.

Ancak ortada bir yanlış bilgilenme ve üslup var. Hemen hemen bütün haberlerde yer alan bir cümleye dikkatinizi çekerek başlayalım: “Çin’e bağlı Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde çıkan olaylarda 156 Uygur öldürüldü.”

Her şeyden önce olayların yaşandığı bölgenin binlerce yıllık tarihsel adı “Doğu Türkistan”. “Sincan” ise Çin’in o bölgeyi işgal ettiği 1880’li yıllarda verilmiş bir isim. Anlamı da “Yeni fethedilmiş toprak”. Dolayısıyla o bölgeye “Sincan” demek, Çin’in işgalini kabullenmek anlamına geliyor. Doğu Türkistan’a “Sincan” demenin, örneğin Batı Trakya’ya “Doğu Makedonya” demekten bir farkı yok. Yunanistan’ın idari örgütlenmesinde Batı Trakya resmi olarak “Doğu Makedonya” diye geçiyor. Biz Türkler ise o bölgeyle tarihsel bağımızı hatırlatmak için ısrarla “Batı Trakya” diyoruz.

Alıntı yaptığımız cümledeki ikinci büyük yanlış ise ölenlere “Uygur” denmesi. Halbuki Uygur diye bir millet yok. Türk diye bir millet var. Bu yüzden Uygur Türkü demek daha doğru olacaktır. Aynen Kırgızlara Kırgız Türkü, Azerilere Azerbaycan Türkü, Kıbrıslılara Kıbrıs Türkü dememiz gibi. Uygur Türküne Uygur demek emperyalizmin Türk milletini parçalara ayırma çabaları karşısında pes etmek anlamına gelir.

Okumaya devam edin ‘Doğu Türkistan’da Türk katliamı’




İstatistikler

  • 2.265.956 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Temmuz 2009
P S Ç P C C P
« Haz   Ağu »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

En fazla oylananlar