20 Tem 2009 için arşiv

20
Tem
09

Sömürgeci Çin ve içimizdeki uzantıları

Çin, Doğu Türkistan’ı tam bir sömürge haline getirmiş, yeraltı ve yerüstü zenginliklerini sömürürken orada yaşayan milyonlarca Uygur ve Kazak Türkünü de asimile etmeye çalışmaktadır.

Çin, Doğu Türkistan’ı tam bir sömürge haline getirmiş, yeraltı ve yerüstü zenginliklerini sömürürken orada yaşayan milyonlarca Uygur ve Kazak Türkünü de asimile etmeye çalışmaktadır.

Çin emperyalizmi ve Doğu Türkistan

Çin, bugün komünist bir yönetim altında olmasına rağmen, dünyanın en büyük emperyalist güçlerinden biridir. Bu ilk bakışta bir çelişki gibi görünebilir ama gerçek budur. Ekonomik olarak Batı düşüncesini uygulayan Çin, ucuz enerji ve ucuz iş gücü ile, çok kısa bir zamanda dünya ülkelerini tehdit eden bir ekonomik güç olmuştur. Ekonomideki bu hızlı büyüme, Çin’in çok yakın bir gelecekte dünyanın en büyük ekonomik gücü olacağı hakkındaki görüşlere haklılık kazandıracak düzeydedir.

Çin imparatorluğu, kurulduğu ilk günden itibaren batısı ile ilgilenmiş ve batıya doğru yayılma politikası uygulamıştır. O dönemlerde bu istek Orta Asya’nın güçlü devletlerinin direnişi ve tepkisi ile karşılaşmış, bin dokuz yüzlü yıllara kadar Çin, Türkistan adı verilen batısındaki toprakları işgal edememiştir.

Bugün Çinlilerin Sincan, bizlerin Doğu Türkistan dediğimiz topraklar, batısı ile bir bütün teşkil eder ve bütün olarak bu toprakların adı tarih boyunca Türkistan olmuştur.

Okumaya devam edin ‘Sömürgeci Çin ve içimizdeki uzantıları’

20
Tem
09

Yargı hattı-boru hattı

Yekta Güngör Özden

İktidarın imdadına Nabucco yetişti. Hazar petrolünü Avrupa ortalarına ulaştıracak boru hattının 2/3’nin Türkiye’den geçmesi, kimi birlikteki ülkelerin vergi ve indirim konusundaki istemleriyle Rusya’nın soğuk duruşu dışında, yatırım yönünden katkı sağlayabilir bir girişimdir. Görkemli olmasına özen gösterilen imza töreniyle hem dikkatler başka yöne çekilmiş, hem de büyük bir başarı biçiminde sunulmuştur. Yan ve ağız değiştiren medyanın önyargılarıyla iktidarın gerilen sinirleri biraz olsun gevşemiş görünmektedir. 13 Temmuz 2009 imzaları bakalım neler getirecek? Neler götürecek? Yoksa umutlar sönecek mi?

Ama huylu huyundan vazgeçmiyor. Günümüz Başbakanı kendisine yöneltilen eleştirileri mahalle kavgasına tutuşanların ağzıyla karşılayarak “deterjan-sen-yahu” sözcüklerini sıklıkla kullanıyor. Hele “aklan da gel” demesi iyice güldürüyor. Kendisinin Meclis’te bekletilen dokunulmazlık dosyalarındaki suçlarını gözardı ederek siyasi tutumları kınaması kimi halksözlerini-atasözlerini anımsatıyor. Düzeyimizi koruyarak eleştirimizi kendimize yaraşır biçimde yapıyoruz.

Okumaya devam edin ‘Yargı hattı-boru hattı’

20
Tem
09

Ay’a gerçekten ayak basıldı mı…???

moon7rm10do8bs8tn1cq6mr3ix3sa

20
Tem
09

Belge unutuldu

Taraf gazetesinin gündeme getirdiği, üzerinde günlerce tartışılan, TSK’ye ağır eleştiriler yöneltilen, varlığı kesinmiş gibi sunulan İrticayla Mücadele Eylem Planı, “fotokopi” olmaktan öteye gidemedi. Aradan geçen zamana karşın belgenin aslının bulunamaması “Belge sahte miydi?” sorusunu gündeme getirdi. Belgenin aslı bulunamadığı gibi, belgeyi hazırlayanlar da ortaya çıkarılamadı.

İrticayla Mücadele Eylem Planı iddialarına dayanarak Taraf gazetesinde “AKP ve Gülen’i Bitirme Planı” başlığıyla yayımlanan haber kamuoyunda uzun süre tartışma yaratmıştı. AKP yandaşı ve dinci basın belgeyi gerekçe göstererek günlerce TSK’ye saldırmıştı. Belgenin Albay Dursun Çiçek tarafından hazırlandığı iddia edilmişti. Haberin ardından Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, geniş kapsamlı soruşturma talimatı vermişti. Genelkurmay Askeri Savcılığı araştırmaların ardından belgenin Genelkurmay’da hazırlanmadığını açıklamıştı. Askeri savcılık Albay Çiçek hakkında da “kovuşturmaya yer olmadığına” karar vermişti.

Askeri savcılığın kararının ardından basın toplantısı düzenleyen Genelkurmay Başkanı Başbuğ, TSK’ye yönelik, medya aracılığıyla “asimetrik psikolojik harekat yürütüldüğünü” söylemişti. Başbuğ, Genelkurmay Askeri Savcılığı’nın yürüttüğü soruşturmanın aşamalarını İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ile paylaştığını belirtmişti. Başbuğ, bazı kriminal raporların maksatlı şekilde kısmen basına sızdırıldığına dikkat çekmişti. Belgeyi “kâğıt parçası” olarak niteleyen Başbuğ, hazırlayanların bulunmasını istemiş, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurularında bulunulduğunu dile getirmişti. Başbuğ, 26 Haziran’daki basın toplantısında şunları söylemişti:

“Bizim istediğimiz şudur; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan istiyoruz, diyoruz ki, bu belgenin gerçek olmadığı noktasından hareketle bu kâğıt parçası kimler tarafından, ne amaçla hazırlandı? Bunu bulun.

Okumaya devam edin ‘Belge unutuldu’

20
Tem
09

Terörist ailesine kan parası

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün “Kürt sorununda iyi şeyler olacak… Tarihi fırsatı kaçırmayalım” gibi söylemleri ile başlayan tartışmalar, 2 ay aranın ardından yeniden başladı. İmralı’da yatan bebek katili Öcalan’ın sözde Kürt sorununun çözümüne ilişkin yol haritası açıklayacağını duyurmasının ardından, AKP içinde de hareketlenme başladı. Daha önce hakkında “terör örgütü propagandası yapmaktan” soruşturma açılan AKP Diyarbakır Milletvekili İhsan Arslan, Akşam gazetesine şok açıklamalarda bulundu. Öcalan’ın 15 Ağustos’ta açıklaması beklenen “Kürt sorununda yol haritası” ndan önce partisinin mutlaka harekete geçmesi gerektiğini ifade eden Arslan, sözde sorunun çözümü için Öcalan’ın muhatap alınmasını gerektiğini öne sürdü.

’Öcalan’a mecburuz’
Öcalan’ın muhatap alınmasının bir zorunluluk olduğunu iddia eden Arslan “Siz ona bir güç vermiyorsunuz, onun elinde böyle bir durum var. Onda var olanı kabul ederseniz, sorunun çözümünde kullanabilirsiniz. Abdullah Öcalan PKK’yı yönetiyor, örgütü de onun siyasal uzantısını da yönetiyor. Taban üzerinde de mutlak bir etkisi var. Bunları yadsıyamayız. Hapiste olması bunları değiştirmez” dedi. Sözde sorunun çözümü için, devletin de PKK’nın da geri adım atması gerektiğini ileri süren Arslan “ne gibi adımların atılması tartışılıyor?” sorusuna ise şöyle karşılık verdi:

Kürt ifadesi kullanılmalı
“Çerçevemiz şu olsun: İçinde Türk kelimesi geçen her cümledeki Türk yerine Kürt dersek sorun çıkmıyorsa mesele çözülmüştür. Talep edene Kürtçe eğitim versek ne olur? Belki kimse talep etmeyecek ama konu başka, onurla ilgili. Vatandaş o hakka sahip olduğunu bilsin. Kürtçe öğrenmek isteyene seçmeli ders verilebilir. Şehitlere üzülüyoruz, onların ailesi var.

Okumaya devam edin ‘Terörist ailesine kan parası’

20
Tem
09

Ülkücüler komaya soktu

Kağıthane’deki Talatpaşa MHP Mahalle Teşkilatı’nda zaman geçiren Şişli Endüstri Meslek Lisesi öğrencisi 18 yaşındaki Ülkücan Avcı’nın taksici babası Turgut Avcı, oğlunun son dönemde eve gelmemesi üzerine enişelenerek artık buraya gitmemesini istedi. Lise son sınıf öğrencisi bir türlü babasını dinlemedi.

8 Temmuz’da mahalle teşkilatını arayan Turgut Avcı, oğlunun uzaklaştırılması için yardım istedi. Telefonda hakaretle karşılaşan baba Turgut Avcı, mahalle teşkilatına gitti. Çıkan tartışma sırasında Turgut Avcı’nın MHP mahalle teşkilatı başkanı Emrah Tosun ve beraberindekilerin saldırısına uğradığı öne sürüldü. İddiaya göre, 5 kişilik grup, beyzbol sopasıyla Turgut Avcı’nın başına vurdu.

Aldığı darbenin etkisiyle yere yığılan Avcı, ağır yaralandı. Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ameliyata alınan Turgut Avcı, önceki gün durumu ağırlaşınca ikinci ameliyata alındı.

Radikal’de yer alan habere göre; doktorların `yaşama şansı düşük’ dediği Turgut Avcı’nın hayati tehlikeyi atlatamadığı belirtildi. Olaydan sorumlu tutulan 5 kişi, polisteki ifadelerinin ardından soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı’nın talimatıyla serbest bırakıldı.

SUÇLULAR GEZİYOR

Okmeydanı Eğitim Araştırma Hastanesi’nde oğlundan gelecek iyi bir haber bekleyen baba Kasım Avcı, gözaltına alınan 5 şüphelinin serbest bırakılmasına tepki gösterdi.

Okumaya devam edin ‘Ülkücüler komaya soktu’

20
Tem
09

20 Temmuz kutlamaları başladı

KKTC’de 20 Temmuz Barış Harekatı’nın 35. yılı kutlamasına ilişkin törenler KKTC Meclis Başkanı’nın Hasan Bozer’in ev sahipliğinde bir resepsiyonla başladı. Resepsiyona katılanlar kadar katılmayanlar da ilgi çekti.

Resepsiyonun onur konuğu KKTC’nin Kurucu cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’tı. KKTC tarafından Başbakan Deviş Eroğlu ve çık sayıda bakanın katıldığı resepsiyonda Türk tarafını ise Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ve Dışişleri Müsteşarı Ertuğrul Apakan temsil etti.

Resepsiyona KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, CTP Lideri Ferdi Sabit Soyer, Kıbrıs Türk Barış Gücü Komutanı Korgeneral Akın Zorlu ve TSK’yı temsilen törenlere katılmak üzere adaya gelen Birinci Ordu Komutanı Ergun Saygun katılmadı.

KOMUTANLAR GEMİDE RESEPSİYONDA

Orgeneral Saygun ve Korgeneral Zorlu’nun resepsiyon saatinde yine törenler için adaya gelen Giresun Fırkateyni’nde bir resepsiyonda oldukları öğrenildi.

Resepsiyonda Kıbrıs yöresi halk oyunları örnekleri verildi ve resepsiyon marşlarla sona erdi.

20
Tem
09

Sudan’da açık giyinen kadına kırbaç cezası

Lubna Ahmed El HüseyinDünyanın gündemine daha çok Darfur bölgesinde işlenen savaş suçları ile gelen Sudan bu kez anlamsız Şeriat yasalarının vahşice uygulanışı ile geldi. Sudan’ın başkenti Hartum’da halka açık bir alanda İslami ahlaka aykırı “açık saçık” kıyafet giydikleri suçlamasıyla bir grup kadın kırbaç cezasına çarptırıldı. Kadınların İslama aykırı bulunan kıyafetleri ise pantolon ve bluz.

Olayı dünyanın duymasını sağlayan ise Sudan’ın ünlü kadın gazetecilerinden biri olan ve aynı zamanda Sudan’daki Birleşmiş Milletler (BM) temsilciliğinde çalışan Lubna Ahmed El Hüseyin oldu. Lubna, Hartum’da bir lokantada otururken 20-30 kadar polisin lokantaya baskın yaptığını, polisin o sırada lokantada pantolon ve bluz giyen bütün kadınları tutukladığını söylüyor: “Pantolon ve bluz giymiştim. Benim gibi giyinen 10 kız bu işin bir an önce bitmesi için suçu kabullendiler ve oracıkta 10 kez kırbaçlandılar. Ama ben ve diğerleri avukatlarımızla konuşma ve akıbetimizi beklemeyi tercih ettik.”

Lubna şimdi mahkemeye çıkarılacağı günü bekliyor. Mahkemenin suçlu bulması halinde ise çarptırılacağı ceza diğer kadınlardan daha ağır olacak. Çünkü Sudan’da Şeriat mahkemeleri İslami ahlaka aykırı giyinen kadınları 40 kırbaçla cezalandırıyor. Eğer Lubna da diğer kadınlar gibi sessizce olayı kabullenmeyi tercih etseydi 10 kırbaç cezası ile kurtulmuş olacaktı.

Okumaya devam edin ‘Sudan’da açık giyinen kadına kırbaç cezası’

20
Tem
09

Nabucco gerçekten bir zafer mi?

Nabucco Haritası

Nabucco imza töreni

Avrupa Birliği üyesi ülkelerin doğalgazda Rusya’ya bağımlılığını azaltmayı amaçlayan ve yapımı adeta yılan hikayesine dönen Nabucco’da geçtiğimiz hafta Ankara Rixos Otel’de düzenlenen törenle imzalar nihayet atıldı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Avusturya Başbakanı Werner Faymann, Bulgaristan Başbakanı Sergei Stanishev, Macaristan Başbakanı Gordon Bajnai, Romanya Başbakanı Emil Bocile ve AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso’nun katıldığı “Hükümetlerarası Anlaşma” imza töreni, tam anlamıyla siyasi bir gövde gösterisi gibiydi. Yanına Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Enerji Bakanı Taner Yıldız ve AB ile ilişkileri yürüten Egemen Bağış’ı alan Başbakan Tayyip Erdoğan, zafer kazanmış bir komutan edasıyla Barroso’ya “çak adamım” yaparken ve Türkiye’nin enerji transferinde tarihi misyonunu üstlendiğini söylerken kendinden son derece emin görünüyordu. Peki Nabucco gerçekten Tayyip Erdoğan’ın dediği gibi herkesin hayal olarak gördüğü bir projenin somuta dönüşmesi mi, yoksa gerçekte imza töreniyle kalmaya mahkum bir Pirus zaferi mi?

Okumaya devam edin ‘Nabucco gerçekten bir zafer mi?’

20
Tem
09

İsrail askerlerinden katliam itirafı

İsrail ordusu “Dökme Kurşun” adını verdiği bir operasyonla Gazze Şeridi’ne saldırdığında tüm dünyanın gözleri önünde büyük bir katliam yaşanmıştı

İsrail ordusu “Dökme Kurşun” adını verdiği bir operasyonla Gazze Şeridi’ne saldırdığında tüm dünyanın gözleri önünde büyük bir katliam yaşanmıştı

İsrail ordusu “Dökme Kurşun” adını verdiği bir operasyonla Gazze Şeridi’ne saldırdığında tüm dünyanın gözleri önünde büyük bir katliam yaşanmıştı

İsrail ordusu “Dökme Kurşun” adını verdiği bir operasyonla Gazze Şeridi’ne saldırdığında tüm dünyanın gözleri önünde büyük bir katliam yaşanmıştı. 27 Aralık 2008’de başlayan ve tam 3 hafta süren operasyonda İsrail ordusu emperyalizmin modern çağdaki en büyük katliamlarından birini gerçekleştirerek çoğu çocuk ve sivil olmak üzere 1.400’ün üzerinde Filistinliyi katletmişti. İsrail ordu sözcüsünün daha harekatın ilk gününde yaptığı açıklama aslında İsrail’in sivil-asker ayrımı yapmadan Gazze’de bir katliam yapmaya hazırlandığın işaretlerini veriyordu: “Teröre destek olan, evinde terörist barındıran, eşlerini ve çocuklarını insan kalkanı olarak hedeflere gönderen herkes terörist olarak kabul edilecek.” Tabii ki kimin terörist olup olmadığının takdir hakkı da İsrail ordusuna aitti.

Operasyondan sonra tüm dünyadan İsrail’e bütün insanlık değerlerini çiğnediği ve savaş hukukunu bile tanımadığı için büyük tepki yağdı. Katliam herkesin gözleri önünde gerçekleşmişti gerçekleşmesine ama gerek İsrail hükümeti olsun gerekse de İsrail ordusu olsun büyük bir utanmazlıkla yaptıklarının yalnızca meşru bir savunma olduğunu, “İsrailli sivillere terör estiren bir düşmana karşı büyük bir profesyonellikle ve uluslararası hukuka uygun hareket ettikleri” masalını tekrarlayıp durdu.

İsrail bu iddiasının dayanak noktası olarak, kendisinin oluşturduğu 5 ayrı inceleme ekibinin raporunu gösteriyordu. Elbette ki, İsrail’in kendisinin kurduğu ekiplerden tarafsız bir inceleme gelmesi beklenemezdi.

Okumaya devam edin ‘İsrail askerlerinden katliam itirafı’

20
Tem
09

Ayşe Arman’dan türbanlı mahalle mukayesesi

 

Ayşe Arman’dan türbanlı mahalle mukayesesiAyşe Arman, 8 Temmuz günü köşesinde şöyle diyordu: “Tatil yaptığımızı zannediyorsanız fena halde yanılıyorsunuz… Gece gündüz çalışıyoruz… Yazı yazacak vakit yok… Çok çok acayip bir şey yapıyoruz… Biz de yaptığımız şeye inanamıyoruz… Bir daha yapar mıyız hiç bilmiyoruz… Pazar gününü bekleyin…”

Okumaya devam edin ‘Ayşe Arman’dan türbanlı mahalle mukayesesi’

20
Tem
09

Sivil Vali coştu bir kere

 

Halil İbrahim AkpınarSivil Vali Halil İbrahim Akpınar, ilginç çıkışlarda bulunmaya devam ediyor. Vali Bey’in son yumurtlamaları ise MGK, Askeri Yargıtay ve Genelkurmay Başkanlığı’nın Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanması ile ilgili. Sivil Vali Bey’in kişisel internet sitesinde yayımlanan yazıdan okuyalım: “Genel Kurmay Başkanı, Bakanlar Kurulu kararıyla, Kuvvet Komutanları ise müşterek kararname ile atanmalı, diğer generallerin atanmasında Savunma Bakanı oluru yeterli olmalıdır. Jandarma teşkilatının varlığı gözden geçirilmelidir. Milli Güvenlik Kurulu kaldırılmalıdır. Askeri Yargıtay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılmalıdır. Anayasa Mahkemesi üyelerinin en az yarısı, TBMM tarafından seçilmelidir. Siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin düzenleme tamamen kaldırılmalıdır. Anayasa Mahkemesinin Yüce Divan görevi Yargıtay’a devredilmelidir.

 

Okumaya devam edin ‘Sivil Vali coştu bir kere’

20
Tem
09

Türklük karşıtı son kampanya: Andımız kaldırılsın

 

Mazlum-Der adlı bölücü dernek tarafından DTP’li Osman Baydemir’in başkanlığını yaptığı Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin tahsis ettiği bilbordlara asılan afişlerde “Andımız Kaldırılsın” diyorduAKP’nin iktidarda olduğu yıllar, Türkiye’de Türklük bilincinin aşındırılmasına yönelik saldırıların her geçen gün arttığı bir dönemdir. Şöyle bir düşünürsek, 2002 yılından bu yana Türklüğe yönelik sistemli bir saldırıyla Türklük bilinci aşındırılmaya çalışılırken diğer taraftan da farklı etnik gruplar palazlandırılarak Türk milleti bölünmeye çalışıldı. Türklük adeta aşağılanma vesilesi haline getirilirken diğer etnik gruplar hem iktidar tarafından hem de ABD ve AB tarafından sürekli el üstünde tutuldu. Türklüğü savunanlar açıktan faşist ilan edilirken PKK destekçisi ve Kürt ırkçısı kesimler demokrasi şampiyonu ilan edildiler.

 

Okumaya devam edin ‘Türklük karşıtı son kampanya: Andımız kaldırılsın’

20
Tem
09

Vakit-Alperen Ocakları ortak yapımı: Saray Basmaca

 

Alperen Ocakları 12 Temmuz tarihli gazetelerin hemen hepsinde yer alan bir başlık: “Alperenler’den saraya baskın”. Görünce insan bir şaşırıyor önce. Alperenler Çin sarayını mı bastılar ne? Malum iki haftadır Doğu Türkistan’da yaşanan olaylar nedeniyle bütün dünyanın gözü Doğu Türkistan’daki soydaşlarımıza çevrilmişken Alperenler de böyle bir sansasyonal eylemle tepkilerini ortaya koymak istemiş olabilirlerdi. Hem bunlar değil midir 40 kişiyle Çin sarayını basan Kürşad hikayeleriyle birbirlerini gaza getirenler. Başlıkları görünce ilk izlenim bu oldu ama haberlerden iki satır okuyunca Alperenler’in bastıkları sarayın Çin sarayı değil Türk sarayı olduğu ve sarayın içinde de Çinli değil Türk müzikseverlerin olduğu anlaşıldı.

 

Okumaya devam edin ‘Vakit-Alperen Ocakları ortak yapımı: Saray Basmaca’




İstatistikler

  • 2.276.880 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Temmuz 2009
P S Ç P C C P
« Haz   Ağu »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

En fazla oylananlar