21
Tem
09

Bilge Kağan’dan Türk’e öğüt

Bilge Kağan’dan Türk’e öğüt:

Çin milletinin tatlı sözüne, yumuşak ipek kumaşına aldanıp çok çok,

Türk milleti öldün;

Türk milleti öleceksin!

Türkiye ve Doğu Türkistan. Aynı ay yıldızın çocukları, aynı milletin evlatlarıyız.

Türkiye ve Doğu Türkistan. Aynı ay yıldızın çocukları, aynı milletin evlatlarıyız.

Türkiye ve Doğu Türkistan.
Aynı ay yıldızın çocukları, aynı milletin evlatlarıyız.

Perinçek’ten Atatürkçülere
“Amerikancı Uygurlar” tuzağı

Önceki sayımızda Ulusal Kanal’ın Doğu Türkistan’daki Türk katliamını Çin yanlısı bir şekilde nasıl yayınladığını göstermiştik. Aydınlık’ta da olayların Amerikan tertibi olduğunu yazmaya devam ettiler.

Böylece ulusalcılar içinde büyük bir kuşkunun oluşmasını sağladılar: Acaba olayların ardında ABD mi var?

Aydınlık’ın Çin Devleti Resmi Haber Ajansı tarzı yayınlarını ve Uygur Türkü düşmanlığını anlıyoruz. Ne de olsa yılların Maocusu adamlar… Ancak farklı çevrelerden de benzer tepkilerin gelmesi Perinçek’in ne kadar zararlı olduğunu göstermiş oldu. Örneğin ADD… Şöyle bir açıklama yapmışlar:

“Küresel karanlık güçlerin son marifetinin Çin Halk Cumhuriyeti’nde uygulandığı görülmektedir. Dünyanın çıkarları yerine, kendi çıkarlarını gerçekleştirmek için, ulus devleti ortadan kaldırmayı dış politikalarının esası yapmış olan emperyalist güçler, şimdi Çin’de yeni bir faciaya neden olmuşlardır. Ne acıdır ki, bugün bu facianın baş mağdurları bizim kardeşlerimiz Uygur Türkleri olmuştur.

Dileğimiz Çin’de ve tüm dünyada bütün tarafların bu kışkırtmalara alet olmamaları ve emperyalislerin acımasız oyunlarının boşa çıkarılmalarıdır.”

Açıklamaya bakın. Katliamdan hiç bahsedilmiyor. Uygur Türkleri Çin’i bölmek isteyen “emperyalist kışkırtmalara kapılmış.” Bu yüzden de “mağdur” olmuş. Resmen “kendin ettin kendin buldun” demek istiyorlar!

Açıklamada gözden kaçırılmaması gereken bir nokta daha var: Olaylar Çin ulus devletini ortadan kaldırmak isteyen ABD’nin bir tertibiymiş… Ama daha da komik bir şey var. Çin bir ulus devlet değil ki! Çin, anayasasında kendisini zaten federasyon olarak tanımlıyor. Yani kendisi bile ulus devlet olma iddiasında değilken, bizim “Atatürkçüler” Çin ulus devletini savunmaya kalkışıyor.

Benzer yorumlar ülkücü cenahtan da geldi. Yıllarca “esir Türkleri” kurtaracağız edebiyatı yapan ama aslında komünizm düşmanlığından başka bir şey yapmayan bu sözde milliyetçiler, katliamın ardından olayları aynen Maocu Perinçek gibi değerlendirdi. Örneğin Yeniçağ’da günlerce “kardeşlerimiz, soydaşlarımız” edebiyatı yapan Arslan Bulut, satır aralarında Perinçek ağzıyla konuştu:

“Doğu Türkistan adını kullanmamaya özen gösteren Amerika uzantısı medya ise Türkçülükte Türkçüleri bile geride bırakmış görünüyor! (…) Bütün bu görüntülerden ve işin içinde NED ve Soros parmağı bulunmasından da çok net bir şekilde anlaşılıyor ki, olayların düğmesine basan Amerika’dır. (…) Türkiye’nin Türk Dünyası’nda, mesela Kerkük’te, Telafer’de, Tebriz’de veya Urumçi’de bir projesi yoktur. Buralarda uygulanan projeler, içinde Türklerin de kullanıldığı Amerika projeleridir.”

Arslan Bulut sonra devam etmiş: “Yalnız Türklere yönelik baskı, zulüm, katliam hatta soykırım gibi uygulamalara, sırf olayları kışkırtan Amerika’dır diye kayıtsız kalamayız veya ideolojik gözle bakamayız.”

Yani olayların ardında ABD olduğunu kabul ediyor. Öyleyse sormak gerekir, Doğu Türkistan Çin tarafından 1750’lerde, yani ABD kurulmadan yıllar önce, işgal edilmeye başlandı. O da mı ABD provokasyonuydu?

Orhun Anıtı

Türk’ün yapması gereken kendi davasına sahip çıkmaktır. Tataristan’ından Doğu Türkistan’ına bütün Türk Dünyası’nda tarih boyunca Türk’ü düşman görenlere karşı safça “dostluk” politikası izlemeyi bırakmak olmalıdır. Türk, kendisini düşman bilenleri dost gördükçe daha çok itilir, kakılır, katledilir, soykırıma uğrar. Ve sonuçta kendi öz yurdumuzda bir de bakmışız “azınlık” konumuna düşmüşüz.

Bu, yüzlerce yıl önce, 8. yüzyılda, Bilge Kağan’ın bize bıraktığı bir öğüttür. Orhun Abidelerinde yazdığı gibi:

“Çin milletinin sözü tatlı, ipek kumaşı yumuşak imiş. Tatlı sözle, yumuşak ipek kumaşla aldatıp uzak milleti öylece yaklaştırırmış. Yaklaştırıp, konduktan sonra, kötü şeyleri o zaman düşünürmüş. İyi bilgili insanı, iyi cesur insanı yürütmezmiş. Bir insan yanılsa kabilesine, milletine, akrabasına kadar barındırmaz imiş. Tatlı sözüne, yumuşak ipek kumaşına aldanıp çok çok, Türk milleti, öldün; Türk milleti, öleceksin!”

Doğu Türkistan’da Amerikan parmağı var mı?

Dünya Uygur Kongresi Başkanı Rabia Kader’in ABD’de yaşaması dışında, Çin’deki olayların ardında ABD’

nin olduğunu gösterecek en ufak bir kanıt yok. Her şeyden önce, ABD’nin örgütlediği bütün etnik çatışmaları ve askeri darbeleri biliyoruz. ABD gizli olarak destekler, sonra da BM’deki gücünü kullanarak bir uluslararası kamuoyu yaratmaya çalışır.

Peki Doğu Türkistan’da böyle bir şey oldu mu? Hayır!

ABD’nin Uygur Türklerini destekleyen en ufak bir açıklaması oldu mu? Hayır! Bir tek Hillary Clinton “endişeliyiz” dedi o kadar.

Son olarak şu soruyu da sormak gerekir: ABD Türkleri destekler mi? Buna da koskoca bir hayır!

ABD Çin’i bölmek için Tibetlileri ya da Tayvan’ı destekleyebilir ama Türkleri asla desteklemez. Bunun gayet basit bir nedeni var. Tibet’in bağımsızlığı ABD için bir tehdit oluşturmaz. Bölgede Amerikan hakimiyetinin oluşmasına katkısı olur o kadar.

Ama Doğu Türkistan’ın bağımsızlığını aynı şekilde görmez ABD. Çünkü Doğu Türkistan’a komşu başka Türk devletleri de var. Kırgızistan, Özbekistan ve Kazakistan gibi. Ve onlara komşu başka Türk devletler de… Türkmenistan, Azerbaycan gibi. Ve onlara komşu başka Türk devletler… KKTC ve Türkiye gibi. Ve şu an Rusya işgali altında yaşayan başka özerk Türk devletler de… Tataristan, Başkırdistan, Yakutistan, Altay Türkleri gibi…

Kısacası Türklerin yoğun olarak yaşadığı bu coğrafyanın, yani Türk dünyasının birlik olması emperyalizmin en büyük korkusu.

Bir kere Rusya’dan bile büyük bir yüzölçümünden bahsediyoruz. Ve Rusya ya da ABD gibi emperyalist karakterde olmayan bir milletten bahsediyoruz. İşte emperyalizme esas darbe vuracak olan budur.

ABD, kendisine alternatif olarak Rusya, Çin, AB gibi başka emperyalist kutuplardan rahatsız olmaz. Rakip olurlar ama belli noktalarda da anlaşır, dünyayı neşe içinde paylaşırlar. Yüzlerce yıl yaptıkları gibi.

Ancak Türklerin, ve benzer bir şekilde Arapların, Afrikalıların, Güney Amerikalıların, yani mazlum ulusların emperyalizmin çizdiği sınırları kabul etmeyip birliğe yönelmesi emperyalizm için büyük risktir. Bu, emperyalist-kapitalist sistemi tıkayacak, hatta yıkılmasına neden olacak ve sonuç olarak ABD’yi bile vuracak bir tehlikedir.

Çin’in bölünmesi Türkiye’yi mi ABD’yi mi böler?

Düşünün. Türkiye’den Moğolistan’a kadar uzanan tek bir Türk ülkesi… Bu ülkenin sahip olacağı nüfus, doğal kaynaklar, sanayi… Bu ABD’nin yalnızca Asya’daki değil, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki etkinliğine bile zarar verecek bir gelişme olur. İşte bu nedenlerle ABD, Çin’de bir Türk ayaklanmasını desteklemez.

1920’lerden beri Türkiye’de ve hatta tüm Türk dünyasında solcular Çin’in ve Sovyetler’in Türk dünyasını işgal etmesini “sosyalizm adına” sessiz kalarak izledi. Kabullenildi. Sonuçta Orta Asya’ya ve Kafkaslar’a sosyalizm geliyordu.

Halbuki sosyalizm işgalle gelmez. Devrimle gelir. Yani Rusya’nın ya da Çin’in imparatorluk dönemlerine benzer bir şekilde Türk bölgelerini işgal etmesi, o bölgeler üzerinde hegemonya kurması, aslında sosyalist görünümlü yeni bir imparatorluk kurulması anlamına geliyordu. Sovyetler Brliği böyle böyle Stalin’le birlikte sosyalist olduğunu söyleyen emperyalist bir ülkeye dönüştü. Çin de bugün farklı bir kimlikte değil.

Doğu Türkistan 1750’lerden 1949’daki Çin Devrimi’ne kadar sürekli Çin saldırılarına uğradı. Dönem dönem işgal edildi, dönem dönem tekrar bağımsızlığını kazandı. Bölgedeki Çin hakimiyeti tam olarak Mao’nun devriminden sonra sağlanabildi. Ve dünyanın bütün solcuları o işgale “sosyalizm adına” ses çıkarmadı, hatta sempatiyle baktı. Sonuç? Çin İmparatorluğu’nun 200 yılda yapamadığı 60 yılda gerçekleşti. Bugün Doğu Türkistan’ın yarısı Han Çinlisi, yarısı Uygur Türkü. 60 yıl önce bu oran %95’e %5’ti.

Doğu Türkistan’ın Kürtleri kim?

Doğu Türkistan’ın Çin’den ayrılmasını, yani bağımsızlığını kazanmasını Çin’in Sevr’i olarak görmek çok yanlış başka bir sonuca daha ulaştırıyor bizi: Öyleyse biz Türkler de Kürtlerin yaşadığı bölgede işgalci olarak bulunuyoruz. Yılların Kürtçüsü Perinçek’in ısrarla “Çin’in Sevr’i” demesinin bir başka nedeni de bu olsa gerek.

Benzer bir görüşü pek çok İkinci Cumhuriyetçi de savunuyor. Örneğin Mehmet Altan, “Uygur Kürtleri” başlıklı bir yazısında önce Uygur Türklerine yönelik baskıları anlatıyor ve şu sonuca varıyor:

“Soydaşların ya da dindaşların başına gelen bu tür büyük felaketler hepimizi alabildiğine öfkelendiriyor… Ama… Devlet olarak da, birey olarak da… Kendi Kürt kökenli vatandaşlarımıza benzer baskıları yapabiliyor, o baskılar gündeme geldiğinde bununla pek de ilgilenmiyor hatta o baskıları destekleyebiliyoruz.”

Peki Doğu Türkistan’ın Kürtleri gerçekten de Uygur Türkleri mi?

Aksine, Türk, orada da Türk, burada da Türk. Bizimle aynı yazgıya sahipler. Ama Kürdün yaptığını orada Han Çinlisi yapıyor. Nasıl mı?

Türkiye’de terör estiren kim? Kürtler. Peki Doğu Türkistan’da terör estiren kim? Han Çinlileri. Fotoğrafları gördünüz. Ellerinde sopa, Türk avına çıkmışlar.

Türkiye’de zenginliğin esas kaynağı kıyı şeridini adeta istila eden, nüfusunu hızla artıran Kürtler. Çin’in doğal zenginliklerinin çoğunun yer aldığı Doğu Türkistan’ı istila eden ve 60 yılda %5’lerden %50’lere varan nüfus yoğunluğuna ulaşan ise Han Çinlileri.

Türkiye’de doğum kontrolü uygulayan Türkler, hızla çoğalan Kürtler. Çin’de doğum kontrolü zorla uygulanan Uygur Türkleri, hızla çoğalan Han Çinlileri.

Türkiye’nin kurucusu ve bu toprakların binlerce yıldır sahibi Türkler. Doğu Türkistan’da da Uygur Türkleri. Türkiye’de hak iddia eden ise Kürtler, Doğu Türkistan’da da Han Çinlileri.

Türkiye’de ekonomi adım adım Kürtlerin eline geçiyor, mafya bile Kürtleşti. Doğu Türkistan’da aynı şekilde ekonomik güç Han Çinlilerinde…

Batı da Rusya da Çin de Türk düşmanıdır

Görüldüğü üzere Türkiye’de de, Doğu Türkistan’da ezilen aynı: Türk…

Bu gerçeği Türk’ün yaşadığı bütün coğrafyada görebilirsiniz.

Kıbrıs’ta katledilen Türk.

Bulgaristan’da oy kullanırken faşistlerden meydan dayağı yiyen yine Türk.

Irak’ta Kürtler ve Amerikalılar tarafından katledilenler yine Türk.

Türkiye’de PKK tarafından öldürülenler yine Türk.

Azerbaycan’da Ermeniler tarafından katledilenler yine Türk…

Görüldüğü üzere Türk’ün yazgısı maalesef değişmiyor. Neden dersiniz?

Bu tarihsel bir intikam.

Batı Türk düşmanıdır. Çünkü Türk, Batının sömürgeci saldırılarına en çok direnen milletlerdendir. Dikkat edin Türklerin yaşadığı bölgeler, Batının en son ve en zor sömürgeleştirebildiği yerler olmuştur. Türk, Batının Doğuya Asya’ya doğru genişlemesini engellemiş bir millettir. Hatta Attilâ, Cengiz Han, Timur, Kanuni gibi liderleriyle Batılıyı korkutan millet olmuştur.

Batının Türk düşmanlığı bu nedenle tarihseldir. Bunu anlamak kolay. Ama nedense Rusya ve Çin’in de tarihsel olarak Türk düşmanı olduğu gerçeği aynı netlikte görülmüyor.

Rusya 1000’li yılların başında kurulduğunda, Altınordu isimli bir Türk hanlığının kuzeyinde küçük bir şehir prensliğiydi. Ve sadece Türklerle savaşa savaşa topraklarını genişletti. Bu işgal harekâtı 500-600 sene sürdü. O yüzden yüzlerce yıl Türklerle savaşmış bir milletin Türk düşmanlığından vazgeçmesini kimse beklemesin.

Aynı şekilde Çin de tarihi boyunca Türklerle savaştı. Hatta Ruslardan daha çok yaptılar bunu: 3-4 bin yıldır savaşıyoruz. Malum, o koca Çin Seddi’ni bile atalarımızın Çin’i ele geçirmesini engellemek için yapmışlardı.

Bu yüzden Çin’in de Türk düşmanlığını içinden attığını kimse düşünmesin.

Türk düşmanlığı Batılının da Rusun da Çinlinin de milli kimliği haline gelmiştir.

Çin’in Türk’e ne faydası var?

Öyleyse, bir soruyu daha yanıtlamak gerekiyor: Çin’in Türkiye’ye ne yararı olmuş ki biz Çin’i savunalım? Hangi sorunumuzda bizi desteklediler?

Örneğin Kürt bölücülüğü ve Irak’ta kurulmak istenen Kürdistan meselesine bir bakalım. Irak’taki sözde Kürt devletiyle ilk ilişki kuran ülkelerden biri Çin. Talabani Irak Cumhurbaşkanı olduktan hemen sonra 2003’te Çin’e gitmişti. Bugün Kürt yönetimiyle Çin’in çok büyük ticari ortaklığı var. O kadar ki, Karamehmet’in Kuzey Irak’taki petrol şirketinin en büyük ortağı Çinliler oldu.

Mesela Kıbrıs. Çin KKTC’yi tanımadı Aksine Türkiye’yi Kıbrıs’ta işgalci olarak nitelendiren bütün Güvenlik Konseyi kararlarında Çin’in imzası var. Hatta Karamanlis 2006’daki Çin ziyaretinde Kıbrıs konusunda verdikleri destek için teşekkür etmişti.

Şimdi soruyoruz, Çin’in bağımsızlığını savunmak hangi konuda çıkarımıza? Üstelik Çin Türkleri katlediyorken bağımsızlığını savunmak Türklere mi kalır? Türk’ün bağımsızlığını savunmak varken neden Çin’inkini savunalım ki?

Herkes kendi ülkesinin bağımsızlığını savunsun

Mandacılık Türk aydınının önemli bir sorunu. Tanzimat’tan beri Batıcılık Türk aydınını bir sömürge aydınına dönüştürdü. Sömürge aydını sömürgecisini o kadar hayrandır ki, onun katliamlarını bile görmezden gelir. Hatta sömürge olmayı medenileşmek olarak görüp destekler.

Benzer bir yanılsamayı ülkemizin solcuları da yaşadı yıllarca. Sağcılar ABD sömürgeciliğini nasıl desteklediyse, solcular da Çin ve Rusya sömürgeciliğini destekler oldu. Sağcılar “hür dünya adına” savundu sömürgeciliği solcular ise “sosyalizm adına”… Doğuya sosyalizmi götürüyor diye Çin ve Sovyetler hep desteklendi.

Halbuki her millet yalnızca kendikendi sosyalizmini kurmakla yükümlüdür. Türk’ün sosyalizm için de bağımsızlık için de kimsenin önderliğine ihtilacı yoktur.

Aksine Türk’ün yapması gereken kendi davasına sahip çıkmaktır. Tataristan’ından Doğu Türkistan’ına bütün Türk Dünyası’nda Türk’ün yapması gereken, tarih boyunca Türk’ü düşman görenlere karşı safça “dostluk” politikası izlemeyi bırakmak olmalıdır. Türk, kendisini düşman bilenleri dost gördükçe daha çok itilir, kakılır, katledilir, soykırıma uğrar. Ve sonuçta kendi öz yurdumuzda bir de bakmışız “azınlık” konumuna düşmüşüz.

Bu aslında, yüzlerce yıl önce, 8. yüzyılda, Bilge Kağan’ın bize bıraktığı bir öğüttür. Orhun Yazıtlarındaki gibi:

“Çin milletinin sözü tatlı, ipek kumaşı yumuşak imiş. Tatlı sözle, yumuşak ipek kumaşla aldatıp uzak milleti öylece yaklaştırırmış. Yaklaştırıp, konduktan sonra, kötü şeyleri o zaman düşünürmüş. İyi bilgili insanı, iyi cesur insanı yürütmezmiş. Bir insan yanılsa kabilesine, milletine, akrabasına kadar barındırmaz imiş. Tatlı sözüne, yumuşak ipek kumaşına aldanıp çok çok, Türk milleti, öldün; Türk milleti, öleceksin!”

Özgür Erdem


0 Responses to “Bilge Kağan’dan Türk’e öğüt”



  1. Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s


İstatistikler

  • 2.276.880 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Temmuz 2009
P S Ç P C C P
« Haz   Ağu »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

En fazla oylananlar


%d blogcu bunu beğendi: