23 Tem 2009 için arşiv

23
Tem
09

Nâzım Türkistanlının gözbebeklerine baktığında ne görmüştü…

“Yeni dünya”dan “yeni topraklar”a

Galeano, Latin Amerika’nın Kesik Damarları kitabında Kolomb’un Amerika’ya ilk ayak bastığı zaman buraya “yeni dünya” adını verdiği yazar.

Çin’in uzun yıllar boyu istila ettiği beş bin yıllık Türk yurdu Doğu Türkistan’a verdiği isim de hayli benzer: Sinciang ya da Sincan. Anlamı ise “yeni topraklar.”

Doğu Türkistan’da en son yaşanan katliam girişimi sonucu 156 Türk’ün öldürülmesi bugün için bakınca yeni bir olay, ama kesinlikle ilk değil.

Peki her şey nasıl mı başladı?

Okumaya devam edin ‘Nâzım Türkistanlının gözbebeklerine baktığında ne görmüştü…’

23
Tem
09

Bir işbirlikçi kalemşör profili…

Bir işbirlikçi kalemşörİşbirlikçi “aydın” nedir?

Bunlar hiçbir türlü vazgeçmezler!

İleri sürdükleri savların bilimsel olarak da hiçbir geçerliliği olmadığı halde, bıkmadan usanmadan geçersiz iddialarını körlemesine savunmaktan bir an olsun geri durmazlar.

Bunlar kalemşör, hatta silâhşördürler.

Hele bazıları sadece silâhşördür. Tabiatiyle silahşör olan kişinin bilgiyle ve okumayla da ilgisi olmayacakttır.

Entellektüel diye geçinirler ama bilgi donanımaları “kes, yapıştır” yöntemiyle oluşturulmuştur. Oradan buradan tırtıkladıkları ansiklopedik ve bölük pörçük bilgileri birleştirerek ve onları bazı orjinal kelime, isim ya da kavramlarla süsleyerek millete yutturmaya kalkarlar. Okuyan da bu süslü kelime, kavram veya isimlere bakarak o yazının çok içerikli bir metin ve silahşör kalemşörün de çok derin bir münevver olduğunu zanneder. Oysa bunların hiçbir derinlikleri olmadığı gibi kapasiteleri de derinleşmeye müsait değildir. Hep “sığ sularda” gezinirler. Ayrıca bunların gerçek ve doğru ile de işleri olmaz. Onların “kes yapıştır” bilgileri sadece ve sadece “dezenformasyona” yönelik olup toplumu yanıltmak ve kandırmak için tetikçilik amacıyla kullanılır. Zaten misyonları da gerçekleri saptırmak ve bilgiyi “efendilerinin” çıkarları doğrultusunda “sanallaştırmaktan” ibarettir.

Bunların iç dünyaları da karmakarışık ve kaypaktır. Bu yüzden kindar, agresif ve yanar dönerdirler. Saplantılı bir şekilde düşman belledikleri kişilere ve görüşlere inanılmaz bir fanatiklikle savaş açmışlardır.

Bunların çoğu “dönme”dirler! Bir zamanlar sıkı bir “Marksist” iken, birdenbire “liboş” oluvermişlerdir. Bu “dönmelik” durumları da zaten onların etik değerleri hakkında yeterli ipuçlarını vermektedir.

Ancak bu “etik deformasyon” sıradan bir “dönmelikle” sınırlı değildir. Bu deformasyon beraberinde katıksız bir “sömürgeci askeri” olma özelliğini de getirmiştir. Yani bu zevat, bir zamanlar sıkı bir Marksistken, “dönme” olduktan sonra birdenbire daha da sıkı bir şekilde “sömürgeci militanı” kesilivermiştir. Çünkü, “dönmeler” genelde çok fanatik olurlar.

Okumaya devam edin ‘Bir işbirlikçi kalemşör profili…’

23
Tem
09

Doğu Türkistan ve antiemperyalist politika

Çinliden daha çok Çinciler

Doğu Türkistan’da yaşanan olaylar Türkiye’deki sağ ve sol siyasetlerin hangi noktada durduklarını göstermek açısından önemli bir fırsat yarattı. Genellikle sağ siyasetler Türklere yönelik katliama tepki koyar gibi görünürken sol siyasetler hep yaptıkları gibi Türk Milletinden koparak meseleye başkalarının gözlükleriyle bakmayı tercih ettiler. Böylelikle Türklerin hakkının savunulacağı; Türk milleti ve sol arasında yeni bir bağ kurulabilecek bir zemin daha sağcılara teslim edildi.

Olayların geçtiği bölgenin adını doğru ifade etmek yaşananlara hangi pencereden bakıldığını çok da güzel ortaya koyuyor. Söz konusu coğrafyanın adı Doğu Türkistan ve katliama maruz kalanlar ise Uygur Türkleri. Türk stratejisi açısından kavramlar bunlar. Ancak tartışmalarda çoğunlukla “Sincan Özerk Bölgesi” ve “Uygur” kavramları kullanılıyor ki bu aslında Çin stratejisinin kavramsal düzeyde bile kabul edildiğinin önemli bir göstergesi. Bunun ne önemi var peki? Başkalarının ağzıyla konuşmaya başladığınızdan itibaren başkalarının çıkarlarını savunmaya başlıyorsunuz.

“Sincan”ın anlamı “yeni fethedilmiş bölge”. Bu Çinlilerin kullandığı isim. Yani Çinlilerin ele geçirdikleri yeni topraklar. “Uygur” ise zaten tek başına hiçbir anlam ifade etmiyor. Çünkü herkesin bildiği gibi “Uygur” bir ulusun adı değil. “Uygur Devleti” ise tarihte kurulmuş Türk devletlerinden bir tanesi. Yani Uygurlular Türk ulusunun bir boyu ve bölgede katledilenler de Türk coğrafyasının bir parçası olduğu için de bizleri yakından ilgilendiriyor.

Sol kesime baktığımız zaman hiçbir metinde Uygur Türkü kavramı kullanılmadığını görüyoruz. “Türk” kelimesine karşı duyulan rahatsızlığın basit bir göstergesi.

Okumaya devam edin ‘Doğu Türkistan ve antiemperyalist politika’

23
Tem
09

Askere sivil yargı: Miloseviç sonuna bir adım daha

Büyükanıt'a Miloseviç Sonu Hazırlıyorlar

TÜRKSOLU’nun 20 Mart 2006’da yazdıklarına bakalım. O dönemde Büyükanıt’a hazırlanan Miloseviç sonuna dikkat çekmiştik ve ciddi uyarılarda bulunmuştuk. Başta Büyükanıt olmak üzere birçok komutan, savaş suçlusu ilan edilerek Lahey’e gönderilmeye çalışılıyordu. En nihayetinde de bu komutanları Miloseviç’inki gibi bir son bekliyordu. O dönemde durdurulan süreç bugün daha da güçlenmiş bir şekilde karşımızda.

Askere sivil yargı yasası nasıl geçti?

Albay Dursun Çiçek’in eylem planıyla ilgili tutuklanması ve bırakılması sürecinde Türkiye 28 Şubat’tan beri görmediği kadar uzun bir MGK toplantısı yaşamıştı. Bu kapılar bu kadar uzun kapalı kalıyorsa pazarlık çok sıkı demektir genellikle. 28 Şubat’ta bastıran taraf askerlerdi ve sonucunda Erbakan istifa etmişti.

Tam da bunlar yaşanırken AKP’liler bir anda askerlere sivil mahkemelerde yargılanmanın yolunu açan yasa önergesini hazırladı. Hızla Meclis’te oylandı ve apar topar bir gece yarısı genel kuruldan geçirildi. AKP yaptığı ufak bir değişiklikle CHP ve MHP’yi uyutmuştu! Hayır, hayır mecazi bir uyku değildi bu… Gerçekten de “maalesef saat çok geç olduğu için” CHP ve MHP’nin ağır topları, o güzide hukukçu vekilleri ya evlerinde istirahata çekilmişlerdi ya da Meclis sıralarında kestiriyorlardı. Yasanın geçmesinin ardından da “ama biz uyuyorduk, hiç etik değil” diye ağladılar. Fakat işin kuralı buydu. Ne yaparsınız… Onlar uyuyunca birileri de geçirivermişti!

Muhalefet; yasayı Gül de onaylayınca iyice şaşırdı. MHP’li Mehmet Şandır; “Keşke Sayın Cumhurbaşkanı Meclis’e gönderseydi. Düzenlemenin ilgisi olmayan bir kanunda, milletvekillerinin önergeleriyle, devlet kurumlarının görüşleri alınmadan yapılmış olması aslında Türkiye’ye yakışmamıştır.” diyordu.

Evet, Türkiye’ye yakışmamıştı ama sizin gibi muhalefete de cuk oturmuştu, değil mi ya!

CHP’li Onur Öymen de “Gece yarısı darbesiyle TBMM’den geçen yasayı onaylayan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül taraflı davranmıştır. Son gelişme kaygı verici olmuştur.” demiş.

Yani biraz çabalasalardı bu “darbeyi” önlemeleri hiç de zor olmayacaktı. Bu arada atı alan AKP, Fethullahçılar ve PKK, Üsküdar’ı çoktan geçti bile.

Okumaya devam edin ‘Askere sivil yargı: Miloseviç sonuna bir adım daha’




İstatistikler

  • 2.260.991 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Temmuz 2009
P S Ç P C C P
« Haz   Ağu »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

En fazla oylananlar