26
Tem
09

Sömürgeciliğe karşı durmak bir insanlık görevidir

Emperyalizmin ülkemize dayattığı Kürtçü-İslamcı faşizm, Atatürkçülerin örgütsüzlüğü nedeniyle hızla yol almaktadır. Halkımızın Kemalist devrimle kazandığı değer yargıları bir bir yıkılmış, kolaycı ve faydacı kapitalist zihniyet toplumumuzun bütün katmanlarını sarmıştır. Tüm değerlerin yerine para geçmiştir. Medyatik ve elektronik saldırılarla yaratılan bilgi kirliliği, halkımızın gerçekleri kavramasını engellemektedir.

Ancak bunu anlatamadığımız zaman, ortada da bir şey kalmayacaktır. Atatürk nasıl bir devrimci yaratıcılıkla halkı arkasına almışsa, biz de bir şekilde bu halka ulaşmak zorundayız. Türkiye, Ortadoğu’da emperyalizme karşı devrim geleneği olan bir direnme noktasıdır. Sanayi ve tarım tasfiye edilmekte, ülkenin temel direnç noktaları hızla yok olmaktadır. Yok olmaya giden bir ülkede, sözde işçi, memur, köylü örgütleri “nasıl bir şeyler kaparız”ın peşinde. Atatürkçü geçinen mandacı parti ve dernekler, büyük tehlikenin ya ayırdında değil ya da el altından destek vermektedirler. Türkiye çökertildiği zaman herkes bu çöküntünün altında kalacaktır. Ulus diye bir şey kalmayacaktır. Emperyalizmin nasıl bir acımasızlığa evrildiğini sadece halkımız değil, işbirlikçiler ve mandacılar da hesap etmek zorundadır. Burnumuzun dibindeki Irak’tan hala ders çıkartmamakta ısrar ediyoruz.

Bu denli şaşırmış bir toplumda, Atatürkçüler bir şekilde halka ulaşmak ve uyarmak zorundadır. Yığınlara bu gidişin toplumsal bir intihar olduğunu anlatmak zorundayız.

Değişen iç ve dış dinamikler, bazen çelişkilerin daha iyi kavranmasına neden olabilir. Temel sorunlar ve çelişkiler yakalandığı zaman, aslında Kemalist bir devrimin de alt yapısı oluşmaktadır. Ülkemizin halkçı, devletçi, Atatürkçü bir devrimin dışında çıkış yolu görünmüyor. Böyle bir devrim ise, başta Ortadoğu olmak üzere tüm dünya dengelerini değiştirecektir. Sömürgecilik, 26 Ağustos 1922’de aldığı darbeden daha büyük bir darbe almış olacaktır. Bunu diğer ülkelerdeki Kemalist devrimler takip edebilir. Atatürk’ün, Sultan Galiyev’in, Che’nin hayali olan uluslararası emperyalizmin çökertilmesi ve insanlığın rahat bir nefes alması hiç de uzak bir ihtimal değildir. Bu, gezegenimizin kurtarılması için bile yapılması gereken bir harekettir. Türkkaya Ataöv Hocamızın da geçen haftalardaki yazılarında belirttiği gibi, çevrenin ve gezegenimizin kirlenmesinin ve yok olmasının tek sebebi kapitalist sistemdir. Sömürgecilik, suçluluk duygusu ile yaptıklarını mazlumların üzerine yıkmaya çalışmaktadır. Sadece yoksulluktan değil, gezegensel yok oluştan kurtulmanın yolu da kapitalizmden kurtulmaktan geçmektedir.

Doğal olarak bunların yapılabilmesi için, Atatürkçü, devrimci bir partiye ihtiyaç vardır. Bu parti, halkçı devletçi duruşuyla, başta yoksul halka, ama tüm topluma seçenek olduğunu anlatmalıdır. Bu devletçiliğin, batıdaki gibi burjuva zenginler devleti olmadığını, halkın devleti olduğunu, Kemalist bir devlet olduğunu göstermelidir. Yoksulluktan kurtulmanın, sınıf sendikacılığından değil, sömürgeciliğe karşı ulusal direnişten geçtiğini anlatmalıdır. Günümüzde emek sendikacılığının düştüğü duruma bakın: ya bölücü, ya Amerikancı ya da dinci olarak hepsi emperyalizmin kontrolünde. Meslek odaları, ilerleyen faşizme direnmektense, özelleştirme talanından birkaç kırıntı koparmanın peşinde. Burada Karl Marks’ın proletarya yüceltmesinin ilginç bir yanlışlamasını da görmekteyiz.

Dış dinamikler hızla değişmekte, Ortadoğu’da hiç hesap edilmeyen süreçler yaşanmaktadır. Türkiye her an savaşın içinde bulabilir kendini. İşte Türk örgütlenmesi, Kemalist örgütlenme, iç ve dış saldırıla karşı vatan savunmasının temel dayanak noktası olacaktır.

Ancak bu dayanak noktası etrafında gelişecek bir örgütlenme ile Türkiye Ortadoğu’daki sürece hâkim olabilir. Sıcak savaştan ve büyük yıkımlardan uzak durabilir. Emperyalist her türlü oyunu bozabilir. Ancak istemeden girilen bir savaştan Kemalist bir devrimle çıkılması da olasılık dâhilindedir. Sömürgecilik, üçüncü bir Türk bozgununa hazır olmalıdır. İçerdeki işbirlikçiler, bölücüler ve gericilerin daha akıllı düşünmelerinde ülkemiz ve kendileri için büyük yarar vardır. Çünkü Türklerin böyle bir savaştan yenik çıkması mümkün değildir. Kimse Türkleri ordu-millet sistemi ile çalışan bir savaş makinesi olmaya zorlamasın. Önüne çıkan her engeli ezer geçer.

Ancak savaş istenmeyen bir şeydir. Ne yapalım ki barış da ancak sömürgecilik yok edildikten sonra olacaktır. Mustafa Kemal “Yurtta sulh cihanda sulh” söylemini sömürgecileri kovduktan sonra söylemiştir.

Emperyalizm yenilmeden dünyanın hiçbir yerinde barışa olanak yoktur. Ya da illa barış olsun diyorsanız, sefalete ve köleliğe razı olacaksınız.

Arif Bakır


0 Responses to “Sömürgeciliğe karşı durmak bir insanlık görevidir”



  1. Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s


İstatistikler

  • 2.276.880 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Temmuz 2009
P S Ç P C C P
« Haz   Ağu »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

En fazla oylananlar


%d blogcu bunu beğendi: