27
Tem
09

Ölmüşüz ağlayanımız yok…

196 Uygur Türkü kurşuna dizilerek idam edildi! “Başını  kaldıranı  vurun !”

Üç hafta önce Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine yönelik katliam bu parolayla başlamış. Çin Komünist Partisi yetkilisinin verdiği emirle birlikte başlayan katliamın sonunda 197 Uygur Türkü dünyanın gözleri önünde katledildi.

Olay bu şekilde seyrederken etrafta ne kadar çok Çinci olduğunu da görmüş olduk. Tabi bir o kadar da Türk düşmanı…

O kadar ileri gittiler ki, beş bin yıllık yurtlarında Türklerin katledilmesinden bile Türkleri sorumlu tuttular.

Türklerin ölmesi, katledilmesi o kadar doğal geliyor ki, günlerce Çin haber ajansının Türkiye şubesi gibi Çin haberlerini servis ettiler.

Ölenlerin çoğu Han Çinlisiymiş de, esas katliamı Uygur Türkleri yapmış da…

Ama katliam emrini veren Çinli yetkili, yaptığı işten o kadar keyif almaş olacak ki, çıktığı televizyon programında içini dökmüş:

“Kardeşim  bu  işin  lamı  cimi  yok… Kafasını  kaldırdı  mı  Uygur  Türkü  alnının  ortasına

yapıştıracaksın  kurşunu ! Saldırmalarını  beklemeden  hemen  gebertmeliyiz !”


Ardından da bundan sonraki yol haritasını açıklamış:

“Bütün bölgede bağımsızlık eylemlerine yönelik ıslah faaliyetini başlatacağız.”

Çok geçmeden bu “ıslah” faaliyeti yine dünyanın gözü önünde başlatıldı. Çin’in olaylarla ilgili ilk soruşturmayı tamamladığı haberleri yayınlandı.

Soruşturma nasıl yapılmış?

Belli değil. Sadece sonuç var.

Çin ilk olarak olaylarla bağlantılı olduğunu belirttiği 1000’den fazla Uygur Türkü için tutuklama kararı çıkartıp, tutuklamaları gerçekleştirdi.

Çin, bunun yanında ayrılıkçılıkla mücadele ile ilgili yasama çalışmasını hızlandırıp, en kısa zamanda tüm Doğu Türkistan’da uygulanabilecek hale getireceğini de bildirmiş. Yani “ıslah” çalışmasının yasal olarak devam edeceğinin de işaretini vermiş oluyor.

Tutuklananlardan da haber alınamıyordu ki, son gelen haberle birlikte Çin’in yaptığı ilk soruşturmanın, aslında son soruşturma olduğu ortaya çıktı.

“Başını kaldıranı vurun” diye başlayan Türk katliamı, adalet ve yargılama adıyla aynı şekilde devam etti.

196 Uygur Türkü kurşuna dizilerek idam edildi!

Hocalı

Telafer

Batılı, yaşanan Türk katliamı konusunda hep sessiz… Son olayların benzeri Azerbaycan’da yaşanmıştı. 1992’de Ermeniler Hocalı’da Ruslar’dan aldıkları destekle bir gün içinde tüm dünyanın gözü önünde tümü savunmasız 63 çocuk, 106 kadın, 70 yaşlı olmak üzere 613 kişiyi katlettiler. Aynı durum Saddam sonrası Irak’ta da geçerli. Kerkük’te Kürt peşmergeler ABD desteğiyle Türk şehri olan Kerkük’ü Kürtleştirmek için Türkleri katletti. Yine ABD askerleri ve Kürt işbirlikçileri Telafer’e saldırdı ve orada da Türkleri katletti.

Dış politika: Ortadoğu’da Osmanlıcılık,

Türkistan’da  Çincilik

Türk toprağında Türklere yönelik bir katliamın ardından Tayyip’ten de Gül’den de beklendiği gibi hiç tepki gelmedi. Onlar için söz konusu Türk ise gerisi değil, Türkler teferruattır çünkü.

Gerçi Tayyip bir Davos oyunu daha oynamaya kalktı ama, Çin’in küçük bir ayar çekmesiyle her şey normale döndü.

Gül de olaylardan kısa zaman önce Çin’le milyon dolarlık bir anlaşmayı imzalamıştı. Çin devlet başkanıyla birlikte gelecek yıllar için “Türkiye yılı”, “Çin yılı” gibi planlar yapıyordu.

Peki Dışişleri?

Öyle ya, önce yaşanan bir katliam sonucu 197 Türk öldürülüyor. Ardından olayların sorumlusu olarak binlerce Türk tutuklanıyor, günlerce hiçbirisinden haber alınamıyor ve birkaç gün içinde 196 Türk daha kurşuna dizilerek katlediliyor.

Normali, böyle bir olay karşısında Türkiye’nin çok net bir biçimde tepkisini ortaya koyması, ikili ilişkileri dondurması, diplomatlarını geri çekerek rahatsızlığını belirtmesi olmalı ama, nerdee!..

Türklükle sorunu olan AKP iktidarının, Türkiye’deki Türkleri koruyamazken, Doğu Türkistan’daki Türkler için bir şey yapması beklenemezdi zaten.

Tayyip’in yaşananları soykırım olarak değerlendirir gibi yaptığı yeni Davos oyunu, Çin tarafından tepki alınca durumu yumuşatmak da Dışişleri’nin “stratejik derin” adamı Ahmet Davutoğlu’na düşmüş.

Olayların ardından Davutoğlu’nun Çin Dışişleri Bakanıyla yaptığı bir saati aşan telefon görüşmesinde iyi bir performans sergilediği görülüyor.

Davutoğlu, Çin’den olayların sorumlularının “ivedilikle ve şeffaflıkla” bulunmasını beklediklerini söylerken şöyle demiş:

“Son dönemde yaşananlar Türk kamuoyunda büyük hassasiyet yaratmıştır. Türkiye’nin Çin’in içişlerine karışma niyeti yok, olaya sadece insan hakları açısından bakıyoruz. Uygur halkını Çin-Türkiye ilişkilerinde bir dostluk köprüsü olarak görüyoruz.”

Davutoğlu Çin’den beklentilerini sıralayadursun, Çin sorumluları çoktan buldu: Türkler!

196 Türk’ü daha kurşuna dizerek son yıllarda yaşanan en büyük katliama imza attı. Davutoğlu’ndan ise ses yok!

Zaten sorumlular geçmişte de Türklerdi, bugün de Türkler, yarın da Türkler olacak onlara göre! Yani “Türk milleti hep öldü, hep ölecek!”

Davutoğlu olaylara insan hakları açısından baktığını söylediğine göre sanırım kurşuna dizilen 196 Türkü de insan yerine koymuyor. Onun da dediği gibi Uygur Türkü Çin-Türkiye ilişkilerinde iki ülke arasında adeta üzerine basılan bir köprü gibi.

Çin Dışişleri Bakanı, ölenlerin çoğunun Han Çinlisi olduğunu da kabul ettirmiş Davutoğlu’na. Davutoğlu da Tayyip’in aslında soykırım demek istemediğini dili döndüğünce anlatmaya çalışmış Çinliye.

Öte yandan Davutoğlu, olaya “tamamen duygusal” bakmaya da çalışıyor. Katliamdan önce Gül’ün Çin’le imzaladığı milyon dolarlık anlaşmadan payına düşene bakınca anlıyoruz.

Gül, Çankaya’daki tadilat nedeniyle Dışişleri Bakanlığı’nın lojmanında kaldığı için Davutoğlu’na maliye bakanlığının çıkardığı bir ek bütçeyle aylık kirası yirmi bin dolarcık olan bir villa kiralanmış.

Çin’deki büyükelçi ise yaşadığı zorluklardan bahsediyor. Nasıl mı?

“Sincan Uygur Özerk Bölgesi, Çin Halk Cumhuriyeti’nin bir parçasıdır. Uygurlar da cumhuriyetin birer vatandaşıdır. Herkes nedenini ararken basındaki Çin ile ilgili ağır haberler bizi güç duruma düşürdü. Tam da Urumçi’ye başkonsolosluk açmayı planlıyorduk. Diplomatik hayatımın en zor günlerini geçirdim.”

Türkler katledilip, sorgusuz sualsiz kurşuna dizilirken sesi soluğu çıkmayan konsolos, Urumçi’ye başkonsolosluk açmaktan bahsediyor. İyi de Türkleri savunmayacaksan konsolosluğu ne diye açıyorsun? Dükkan mı bu?

Bir de Çin’in toprak bütünlüğü ne oluyor? Çin o topraklarda işgalci ve bu da Türk devleti tarafından kabul edilmiş oluyor.

Türkler yeni Osmanlıcılıkla Kerkük’te, şimdi de Çincilikle Doğu Türkistan’da katlediliyor.

Söz  konusu  Türklerse…

Türk katliamına tüm dünya kör, sağır ve dilsiz…

Türkiye’deki AKP iktidarının savunmaktan kaçındığı Türk davası konusunda diğer ülkelerden de hiçbir tepki yok.

Mesela o çok “medeni” Batı… Çin’i kınayan tek bir Batılı ülke var mı?

Konu Avrupa Parlamentosu’nda tartışılmış. Toplantıda Çin’in farklı etnik ve dini kimliklere saygılı “ahenkli bir toplum”a dönüşmesi gerektiği söylenmiş. Sadece o kadar ama. Somut bir adım yok!

Aynı toplantıda Honduras’taki darbenin de tartışılıp, büyükelçilerin geri çekilmesi ve parasal yardımın geçici olarak kesilmesi gibi somut adımlar atılmasından hareketle; AB’nin dönem başkanlığı görevini yürüten İsveç Dışişleri Bakanı’na Uygur Türkleri ile ilgili ne gibi somut adımlar atılacağı sorusu cevapsız kaldı.

Öte yandan bir İngiliz parlamenter, bahane olarak Türkiye’nin Doğu Türkistan konusunda devreye girmesini ortaya sürerek eleştirmiş ve şöyle demiş:

“Türkiye’nin bölge halkları için sarf ettiği efor gerçeklere dayanmıyor. Türkiye hâlâ Ermeni soykırımını kabul etmeyen, Kürt kökenlilere baskı uygulayan bir ülke.”

Avrupa’nın tarihsel Türk düşmanlığı Uygur Türkü’nün katledilmesi olayında da ortaya çıkmış oldu. İngiliz parlamenterin verdiği “soykırıma uğrayan Ermeniler” ve “baskı gören Kürtler” örneği durumu açıkça ortaya koyuyor.

Ermeni soykırımı iddiaları, Avrupa’da Ermeni lobileri başta olmak üzere tüm ülkeler tarafından destekleniyor.

Aynı şekilde PKK da!

Peki ABD?

ABD de iki tarafı karşılıklı sakinleşmeye çağıran bir açıklama yaptı:

“Urumçi’de meydana gelen şiddet olaylarında çok sayıda kişinin öldüğü ve yaralandığı yönündeki haberler karşısında derin endişe duymaktayız.”

Beyaz Saray olaylardan ve ölümlerden büyük endişe duyuyormuş o kadar!

Obama da Türkiye’yle gelince DTP ile görüşmüş, açık açık Ermenilerin ağzıyla “büyük felaket” yani “Ermeni soykırımı” demişti.

Bu mesele eğer BM’ye taşınacak olsa da şunu belirtmekte fayda var. Çin, BM Güvenlik Konseyi’nde veto hakkı olan beş ülkeden biri! Geri kalanların da pek Türk dostu olduğu söylenemez!

Batılı, yaşanan Türk katliamı konusunda hep sessiz…

Son olayların benzeri Azerbaycan’da yaşanmıştı. 1992’de Ermeniler Hocalı’da Ruslar’dan aldıkları destekle bir gün içinde tüm dünyanın gözü önünde tümü savunmasız 63 çocuk, 106 kadın, 70 yaşlı olmak üzere 613 kişiyi katlettiler.

Ermeniler yaptıkları katliamın ortaya çıkmaması için ilk gün kimsenin Hocalı’ya girmesine izin vermemişlerdi. Ancak birkaç gün sonra gerçek, üzeri örtülemeyecek derecede olduğundan, ortaya çıktı.

Ama Batının gözleri şartlı olarak kapalıydı ve Ermenilerin yaptığı Türk katliamının üzeri örtüldü.

Bugün Çin de Doğu Türkistan’da aynısını yapıyor. Çin, Doğu Türkistan’ı adeta kapalı bir kutu haline getirdi. Gözaltına alınan ya da tutuklananların akibeti ancak kurşuna dizilerek katledildikleri zaman ortaya çıktı.

Aynı durum Saddam sonrası Irak’ta da geçerli.

Kerkük’te Kürt peşmergeler Türk şehri olan Kerkük’ü Kürtleştirmek için ABD desteğiyle Türkleri katletti. Yine ABD askerleri ve Kürt işbirlikçileri Telafer’e saldırdı ve orada da Türkleri katletti.

Kerkük ve Telafer’de yapılanlar Kürtlerin ABD desteğiyle başlattıkları etnik temizliğin örnekleriydi. Bugün Uygur Türkü’ne yapılanın da bu amaçla yapıldığı ortadadır.

Han Çinlilerinin Doğu Türkistan’daki nüfus oranlarının muazzam artışı da bunu kanıtlamaktadır.

Bugün Ortadoğu’da kurulması planlanan “Büyük Kürdistan” için de, Türkistan’daki Türklerin birleşmesi ihtimalini en başından engellemek için de Türklerin yok edilmeleri gerekli.

Onlar da yaşanan ve işlerine gelen bu katliama kimi zaman bizzat katılıyor kimi zaman da seyirci kalıyorlar.

Hem de ellerini ovuşturarak.

İnsan hakları sadece ve sadece onlar için var çünkü.

Türk’ün  dostu  yok !

Doğu Türkistan’daki Türk’ün dostu yok. Hatta Doğu Türkistan Uygur Özerk bölgesinin Valisi Nur Bekri’nin açıklamaları, Türklerin başlarındaki yöneticileri tarafından da terk edilmiş durumda olduklarının vahim bir göstergesi.

Bekri, yaşanan katliamı, kendi vatandaşlarının katledilmeleri olayını Çin hükümetinin birliğini, toprak bütünlüğünü, toplumsal asayişi ve egemenliğini korumak için aldığı önlemler olarak değerlendiriyor.

Yaşanan katliama soykırım ya da katliam dememekte ısrarlı olan Bekri yaşananları “yurtdışında planlanan ve yurtiçindeki ayrılıkçılar tarafından uygulanan dehşet verici suç eylemi” olarak tanımlıyor.

Türkiye’den beklentisi ise Çin’in Türk katliamına karşı anlayışlı olmasıymış! AKP iktidarı da isteneni gereğinden fazla yerine getiriyor zaten.

Maalesef Türk katliamı karşısında diğer Türk cumhuriyetlerinden de tepki gelmedi.

Örneğin Kazakistan…

Kazak hükümetinin kaygısı çoğu ticaret yapan Doğu Türkistan’daki vatandaşlarının sorunsuz bir şekilde ülkelerine dönebilmeleri olmuş.

Oysa Doğu Türkistan’da bir milyona yakın Kazak Türkü yaşıyor ve Uygur Türkleri gibi baskı görüyorlar. Kazakistan’da da 300 bine yakın Uygur yaşıyor. Hatta Kazakistan Başbakanı da bir Uygur Türkü.

Ancak  tüm  bunlara  rağmen  Türk devletleri  Uygur  Türklerine,  aslında  kendilerine

yönelik  bu  katliama  ses  çıkaramıyorlar.

Neden  mi..?

Mesela geçtiğimiz nisanda Çin’le Kazakistan arasında “petrol karşılığı kredi” anlaşması yapıldı. Çin Kazakistan’a karşılığı petrolle ödenmek üzere 10 milyar dolarlık kredi vermeyi kabul etti.

Ayrıca Şanghay İşbirliği Örgütü dahilindeki dört Türk devletine ekonomilerini düze çıkarmaları için yine 10 milyar dolarlık bir kredi daha önerdi.

Maalesef bu devletlerin hapsoldukları reel politika, Türk birliği inancının ve belki de ahlâkın önüne geçmiş durumda.

Yani Uygur Türkü’nü desteklemenin getirisi yok denecek kadar az görülüyor.

Ne kendi iktidarı, ne kardeşleri, ne de dünyanın geri kalanı…

Anlıyacağınız  ölmüşüz  ağlayanımız  yok !

Tuğrul Çelik


2 Responses to “Ölmüşüz ağlayanımız yok…”


  1. 1 wewewwew
    Temmuz 31, 2009, 12:25 pm

    1. Ölenlerin bir çoğu Çinli
    2. Olaylar Uygurlar tarafından başlatılmıştır
    3. Olayları suçlusu Çin değil bölgedeki yeraltı kaynakları ile ilgili emperyalist politikalar güden devletlerdir

  2. 2 wewewwew
    Temmuz 31, 2009, 12:27 pm

    ne kadar sığsınız…bütün bir konuuyu nasıl sadece Türkler eksenin değerlendirebiliyorsunuz….Akli dengeniz yerinde mi? Belki size sorulabilecek en uygun ve gerekli soru bu.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s


İstatistikler

  • 2.260.991 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Temmuz 2009
P S Ç P C C P
« Haz   Ağu »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

En fazla oylananlar


%d blogcu bunu beğendi: