28
Tem
09

Kimse gerçek Atatürkçülere Atatürkçülük dersi veremez

Tayyip ve Atatürk tüccarlığı

Atatürkçülük, hep tartışma konusu olmuştur. Kimin gerçek Atatürkçü; kimin ise sahte Atatürkçü olduğu tartışılır durur. Ama bu Atatürkçülük tartışmalarını açanların da hep Atatürk düşmanı oldukları görülür. Özellikle siyasetin kızıştığı bugünlerde Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı olanların, solcu ve Atatürkçüleri köşeye sıkıştırmak için söyledikleri klasikleşmiş sözler vardır: “Siz, Atatürk’ten geçiniyorsunuz”, “Siz, sahte Atatürkçünüz” gibi…

Bu klasikleşmiş sözlere yakın bir benzerini ise son olarak Tayyip söyledi. “Atatürk kalksa, bunların hepsini mezara gömer.” diyen Tayyip, yine Baykal ve CHP üzerinden Atatürkçü ve solcu kesimi vurmaya çalışıyor. Aslına bakılırsa Baykal ve CHP’nin Atatürkçü olmadığı konusunda Tayyip ile hemfikiriz (Kaderde Tayyip ile aynı fikirde olmak da varmış). Evet, bu ülkede Atatürkçülerin sahtesi olduğu gibi, Atatürkçü olmayıp Atatürkçülere sürekli saldıranların da olduğu gerçeği ile karşı karşıyayız. Ama Tayyip gibiler sahtesi bile olmayı beceremiyor. Cumhuriyet ve Atatürk konusunda sicili bozuk birisinin bu konularda ahkam kesmesi de bayağı bir abes kaçmıştır aslında.

Hani dinime söven Müslüman olsa denir ya, herhalde bu söz Tayyip için söylenmiş olsa gerek! Anlamadığı konularda ahkam kesmeye çalışan Tayyip, Atatürkçü-solcu kesime Atatürkçülük dersi vermeye çalışıyor.

Ne diyor Tayyip?

“Hani bunlar diyor ya, ‘Biz Atatürkçüyüz, filan’. Atatürk kalksa bunların hepsini mezara gömer. ‘Muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkaracağız’ demiyor mu? Atatürk diyor. Ne yaptınız? Hani Türkiye’nin dört bir yanını demir ağlarla örecektik. Ne yaptınız? Hiçbir şey yok. Bunlar yan gelip yattılar ama AKP çalışıyor, dimdik ayakta, evelallah… İşte buyurun, Ankara-Eskişehir, bitti, çalışıyor. Şimdi Eskişehir-İstanbul devam, Ankara-Konya, inşallah önümüzdeki yıl sonu bitiyor.”

İki kara yolu, iki tren yolu yapmakla Atatürkçüleri solladığını zanneden Tayyip’in acaba bu ülkede Atatürk’ün mirasını ortadan kaldırma konusunda diğer işbirlikçileri solladığını, geçtiğini bilmem hatırlatmaya gerek var mı? Tayyip, Atatürk tüccarlığı ve Atatürkçülük takiyyeciliği yapmaktadır.

Tayyip’in Atatürk karşıtlığı

Geçen sene partisinin İzmir il teşkilatında konuşan Tayyip, kendisini eleştirenleri kast ederek “Bunların bir bildiği Atatürk, Atatürk, Atatürk, Atatürk. Sürekli bunu tekrar ediyorlar. Memlekette ciddi bir Atatürk tüccarlığı var” diyerek, aslında içindeki Atatürk karşıtlığını başka bir şekilde ifade ederek gün yüzüne çıkarıyor.

Ya Tayyip’in AKP’yi kurduğu yıllarda kırdığı potlara ne demeli? AKP’nin laiklik ve din konusundaki düşüncelerini soran gazeteciye verdiği cevapta: “Atatürk’ün bütün doğrularını aynen uygularız.” diyordu. Atatürk’ün yanlışları olduğunu düşünen Tayyip bu yanlışlara örnek olarak devletçiliği gösteriyordu. Devamında laiklik anlayışını Atatürk’ün değil, İnönü’nün getirdiğini iddia ediyordu. (Cumhuriyet, 13.09.2001)

Atatürk’ün yanlışları olduğunu söyleyen Tayyip, 2004 yılında basına verdiği bir demeçte ise “Atatürkçülük vazgeçilmez ilkemizdir.” diyordu. Herhalde devletçilik de vazgeçilmez ilkesi olmuş Tayyip’in! Atatürkçüleri, Atatürk tüccarlığı yapmakla suçlayana bak hele. Asıl tüccarlığı kendisi yaparmış da haberimiz yokmuş! Her şeyin pazarlığını, tüccarlığını yapan Tayyip acaba bu Atatürkçülüğünü kaça pazarlıyor dersiniz?

Oysa o Tayyip değil miydi daha düne kadar “Türkiye kendine din olarak Kemalizmi almış ve başka hiçbir dine hayat hakkı tanımayarak kitlelere zorla dikte ettirmiştir. Türkiye’nin yarınında artık Kemalizme ve Kemalizm benzeri rejimlere, sistemlere yer yoktur.” diyen?

Şimdi diyeceksiniz ki, Tayyip değişti ve gelişti, o eskidendi. Yok, canım kendi demedi mi “Değiştik, ama değişimden kastedilen, birtakım oligarşik güç odaklarının etkisi altına girmekse, böyle bir değişim yanımıza gelmez. Temel ilkeler ve ahlaki değerlerimizde değişim söz konusu değil” diye?

Demek ki, Tayyip’in Atatürk karşıtlığında bir değişim söz konusu değil, kendi ağzıyla söylüyor!

Bir başka yerde de Tayyip şöyle diyordu: “Milli egemenlik, milli devlet, laiklik gibi kavramların demokratik gelişmeye paralel şekilde yeni anlamlar kazandıkları, hayatın ve dünyanın bütünü gibi değişime açık oldukları unutulmamalıdır.”

Gerçek Atatürkçülük

Zaten Atatürk düşmanlarının da yapmaya çalıştığı budur. Atatürk ilkelerinin zamana ve mekana göre değiştiğini söyleyip, Atatürk ilkelerini kendi özünden kopararak, kendi tip Atatürkçülüğünü yaratmaktır.

Bu tip Atatürkçülükte; Atatürk’ün antiemperyalist, tam bağımsızlıktan yana olduğu bilindiği halde Batıcılık ve emperyalizmle işbirliği yapmak vardır. Atatürkçülük demek laik olmak demek olduğu halde türbanı ve siyasal İslamı sözde demokrasi içinde kabul ettirme girişimi vardır. Atatürkçülük demek, üniter milli devletçi olmak demek iken, bunun yerine başta Kürtlük olmak üzere birçok etnik federasyonu kabul ettirme girişimi vardır.

Bu tip sahte Atatürkçülükte ise devletçiliğe yer olmadığı çoktan anlaşılmıştır. Zaten Tayyip özelleştirmelere karşı olanlara ne diyordu: “Bu kişiler komünist zihniyetli. Bu zihniyeti aşarak yolumuza devam edeceğiz.”

Özelleştirme yerine devletçiliği savunanlar zaten yıllar yılı bu ülkede komünist olmakla suçlanmıştır. Atatürk de Kurtuluş Savaşı’nın ilk yıllarında komünist olmak ve komünistlerle işbirliği yapmakla suçlanıyordu muhalefet tarafından. Oysa Atatürk, Bolşevik bir komünizmin Türkiye’ye uygun olmadığını ve Türkiye’nin kendisi gibi olacağını, Türkiye’ye özgü bir yönetim biçimi olacağını söylüyordu. Batı ve Doğu tipi rejimlere karşıydı.

Atatürk, başka hiçbir devletin yönetim biçimine benzemeyen ve taklit etmeyen bu yönetim biçiminde devletçiliği esas alıyordu. Çünkü, “Atatürk çözüm olarak Batıya karşı antiemperyalist milliyetçi bir çizgi, Batının ülke içindeki uzantısı olan kapitalizme karşı ise halkçı bir çizgi benimsemişti. Milliyetçilik ve halkçılık, emperyalizme ve kapitalizme karşı ülkenin bağımsızlığının teminatıydı.” (Gökçe Fırat, Gerçek Atatürkçülük, İleri Yayınları, s. 62)

Tam bağımsızlığın teminatı olan milliyetçilik-halkçılık devletçi olmayı gerektirmektedir. O nedenle komünist olmak için devletçilik yapılmamaktadır; tam bağımsız olmak için devletçilik yapılmaktadır! Atatürk de bunu bildiği için yabancıların elinde bulunan birçok elektrik, liman ve maden işletmelerini millileştirmiştir (devletleştirmiştir).

Temel saldırı milliyetçiliğe

Atatürk’ün devletçiliği de milliyetçiliğinden geliyordu. O nedenle sıkı bir devletçi olmak için de çok iyi bir milliyetçi olmak gerekir ki, o da zaten Atatürk’te mevcuttu. Atatürk Türk milliyetçiliğinin gerektirdiği gibi ülke içindeki milli birlik ve bütünlüğü ise Türkçülük anlayışıyla sağlamaya çalışmıştır.

Fakat bu milli birlik ve bütünlüğe karşı olanların hepsi ne tesadüf ki, bu ülkede devletçiliğe karşı oldukları gibi Türklüğe savaş açtıklarını görmekteyiz; bu ülkede Türklüğe düşman olanların aynı zamanda Şeriatçıları destekledikleri, Şeriatçılarla iç içe olduklarını hatta Türklüğe karşı başta Kürtlük olmak üzere sözde etnik kimlikleri savunduklarını görmekteyiz.

Daha açıkçası Atatürkçülüğün olmazsa olmazı olan Türk milliyetçiliğine yani Türklüğe düşman olanlar, birbirinden ayrılmaz ve iç içe girmiş ilke ve inkılaplarını ortadan kaldırmak için topyekun Türk milliyetçiliği ile mücadele ettiğini görmekteyiz. Çünkü, Atatürkçülüğü çözecek, ortadan kaldıracak kilit Türk milliyetçiliğinin aşındırılmasıyla açılacaktır. Çünkü Türk milliyetçiliği yoksa diğer beş ilkenin de yok demek olduğunu bu ülkede Kürt-İslamcılar, Atatürkçülerden çok daha iyi bilmektedir!

Sahte Atatürkçüler

Zaten Kürt-İslamcılar da o nedenle Türklüğe karşı Kürtçülük; milliyetçiliğin sigortası olan laikliğe karşı Şeriatçılık ve siyasal İslam ile karşı çıkmaktadır. Kürt-İslamcılar, laik Türk milliyetçiliğin karşısına çıkartılan Kürt-İslamcılık ile bugün hedeflerine adım adım yaklaşırken maalesef Kürtçülük ve siyasal İslamcılık davası güden AKP’yi bile kabullenmiş hatta Kürtlüğü ve siyasal İslamcılığı kabullendiği gibi benimsemiş, içselleştirmiş bir Atatürkçü kesim oluşmuştur.

Buna en iyi örnek ise CHP olmuştur. Kürtçülük konusunda AKP ile hemfikirdir. Hatta Baykal, Cumhurbaşkanlığı seçiminde Cumhurbaşkanın eşinin türbanlı olmasının sorun olmadığını bile söyleyebilmiştir. Tüm bunlara rağmen Atatürkçü kesim CHP’yi halen desteklemektedir. Türkçülük yerine Kürtçülük yaptığı bilinen CHP’nin elinde sadece bir laiklik vardı şimdi artık o da yoktur.

Tabii bunda en önemli etken ise Atatürkçülüğün bir ideoloji olarak benimsenmemesidir. Herkes Atatürk’ü sever ama onun ilkesi olan Altı Ok’u tam anlamıyla savunmaz. Sanki Atatürk ortaya birbiriyle iç içe girmiş bir ilke, bir birikim, bir doktrin bırakmamış gibi davranılır. Bu da içi doldurulamamış daha doğrusu boş bırakılmış bir Atatürkçülüğün maalesef Kürt-İslamcılık karşısında yenilgisi demektir.

Atatürkçülük bir tavır, tutum, gelip geçici bir moda veyahut bir siyasal akım değildir. Atatürkçülük başlı başına bir ideolojidir. Zamana ve mekana göre değişen değil, kendini sürekli yenileyen ve gelişen, çağa ayak uyduran ama özünden, esasından kopmayan bir ideolojidir. Zaten böyle olduğu için de bugün birçok ideolojiler yıkılırken veyahut yanlışlığı ispatlanırken; Atatürkçülük sanki doğruluğunu ispatlarcasına bugün hâlâ ayakta dimdik durmaktadır.

Fakat böyle bir birikim, böyle bir ideoloji Atatürk’ü ve onun ilke inkılaplarının kıymetini bilmeyenler tarafından heba edildiği gibi ona düşman olup, savaş açan Kürt-İslamcılar tarafından da yıkılmaya çalışılmaktadır.

AKP, Türklük, laiklik özetle cumhuriyet düşmanı da, Atatürkçüler Atatürk ilkelerine sahip çıkıyor mu?

Bugün bu yıkım işini iktidardaki işbirlikçi AKP üstlenmiştir. Bugünlerde yurtsever insanlar PKK’lıların sözde itirafları ile içeri atılırken, sözde Kürt sorunun çözümünde teröristbaşı katil Öcalan’ın muhatap alınması AKP’nin gündemindedir!

Türk milliyetçiliği anlayışına karşı olduğunu her eylemiyle gösteren AKP, Türklüğü ortadan kaldırmak için Kürtlüğü ve Kürtçülüğü yüceltirken, Atatürkçü kesim tarafından bu siyasi parti sadece Şeriatçılık, siyasal İslamcılık yapıyormuş gibi bu yönüne dikkat çekilmektedir. Doğrudur, AKP siyasal İslamcılığı yüzünden Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmamış, laiklik karşıtı odağı haline geldiği için de sözde çok ciddi uyarı almıştır(!) ama laiklik karşıtlığının yanında bölücü olduğunun gözden kaçırılması bu partinin bölücü olmadığı aksine demokrat olduğu yönünde algılanmasına neden olmuştur.

Tayyip bize Atatürkçülük dersi veremez

Bölücülüğü konusunda esamesi okunmayan AKP’nin artık siyasal İslamcı, Şeriatçı bir parti olduğu bile konuşulmamaktadır. Gündemdeki Ergenekon davası ile AKP adeta aklanmıştır. Yani Türklük, laiklik düşmanı bir parti özetle cumhuriyet düşmanı bir parti artık meşru bir parti olmuştur.

Atatürkçülük dersi vermeye çalışan Tayyip ve onun partisi AKP, Atatürk gibi Türkçü değil, Kürtçüdür. Oysa Atatürk Kürtçü değil, Türkçüydü. Atatürk siyasal İslamcı, Şeriatçı değil, laikti. Oysa Tayyip hem Müslüman hem laik olunamayacağını söylemektedir. Buradan Atatürk’ün laik olduğu için Müslüman bile olamayacağını çıkartabiliriz!

Yaptığı boş konuşmalar, kendi çıkarttığı tartışmalarla ve “ben öyle demek istemedim” gibi sözlerle iş götüren Tayyip, artık Atatürkçü kesim ile hesaplaşmaktadır. Daha düne kadar Atatürk ve Cumhuriyet karşıtı olduğu bilindiği için köşeye sıkıştırılmaya çalışan Tayyip, artık Atatürkçü kesimi köşeye sıkıştırmaya çalışmaktadır.

Tayyip ve partisi Türk milliyetçisi değil, laik olmadığını biliyoruz. Devletçi hiç değil, onu da biliyoruz. O halde Atatürk’ün tüm fikirlerine karşı olan biri, biz gerçek Atatürkçülere nasıl Atatürkçülük dersi verebilir ki? Ne oldu da Atatürkçü kesim bu yenilgiyi kabullendi, Tayyip’in iftiralarına cevap veremez oldu?

Cevabı aslında çok basit; Atatürkçülüğü bir ideoloji olarak değil de, bir akım, bir moda olarak benimser, hatta ulusalcılık diye geçmişi sağcı olan kimi sözde Atatürkçülerin peşinden gidilirse bu hezimet e kaçınılmaz olur.

Ulusalcı olduğunu söyleyen kimi Atatürkçülerimiz “Hem ulus devleti savunduğunu iddia etmektedir ama bir ulus devlette tek dil ve tek millet olacağını reddetmektedirler… Cumhuriyet dönemi boyunca da Takriri Sükun, İskan Kanunu vb. uygulamalarla Türkleştirme politikası uygulamıştır. Bu uygulamaları gören ulusalcılar o uygulamalara karşı çıkmakta ama yine de Atatürkçü olduklarını iddia etmektedirler. İşte bu tam da İkinci Cumhuriyetçilerin yaptığıdır. İkinci Cumhuriyetçiler de Atatürk’ü bir tarihi kişilik olarak kabul eder ama O’nun uyguladığı tüm politikaların günümüz çağdaş koşullarına uymadığını söyler.” (Gökçe Fırat, Gerçek Atatürkçülük, İleri Yayınları, s. 101)

Yani bugün Atatürkçülüğe düşman AKP’nin karşısında aslında tam bir Atatürkçü oluşum yoktur. Tüm sorun da buradan kaynaklanmaktadır. Tayyip gibi Kürt-İslamcılarda bu gerçeği bildiği için böylesine atıp tutmakta, efelenmektedir! İş Atatürkçülerin Atatürk tarafından gömülme meselesine kadar getirilmiştir.

Evet, Atatürkçü kesimde bir ideolojik yoksunluk söz konusudur. Varsayımlar üzerinden konuşmamak gerekir ama, biz yine de bir an varsayalım(!) Atatürk mezarından kalksa sözde Atatürkçülerden önce bu işbirlikçi, Kürtçü, Şeriatçı Tayyip’i ve AKP’sini mezara gömer bu tespiti yapalım.

O nedenle Atatürkçüler sahte Atatürkçülerin peşinde gitmek yerine artık gerçek Atatürkçülerin peşinden gitmelidir. O zaman kimse size Atatürkçülük dersi veremez. Bugün ise gerçek Atatürkçülüğü savunan ve gerçek Atatürkçülük yapan TÜRKSOLU’dur.

Yunus Yılmaz


1 Response to “Kimse gerçek Atatürkçülere Atatürkçülük dersi veremez”


  1. Ağustos 1, 2009, 6:09 am

    Atatürk’e saldırma yarışı

    Atatürk’ün ilkeleri hedefte,
    Azarak saldıran prim yapıyor.
    Eski değer yoktur imalı lafta,
    Yazarak saldıran prim yapıyor.

    Devir döneklerin, gün uğursuzun,
    Nasıl göneniyor bak uzun uzun.
    Resmini çarpıtıp ulusumuzun,
    Çizerek saldıran prim yapıyor

    Utanmadan övüp iğrenç talanı,
    Karalıyor Atatürk’ten kalanı.
    Birbiri peşinden onca yalanı,
    Düzerek saldıran prim yapıyor.

    Kulağı dayayıp AB sesine,
    İhanet ediyor Türkiyesine.
    Kemalist çevrenin içerisine,
    Sızarak saldıran prim yapıyor.

    Hakaret yağdırıp kaypak bir dilden,
    Söz ediyor güya insani halden.
    Hokkabazca, Mustafa’yı Kemal’den,
    Süzerek saldıran prim yapıyor.

    İlgisi kalmayan yoksulla, açla,
    Milleti eğliyor baldırla, kıçla.
    Dinciye yamanıp aldığı güçle,
    Ezerek saldıran prim yapıyor.

    ABD önünde elpençe durup,
    BOB tezgahlarına postunu serip,
    Ordan ora koşup konferans verip,
    Gezerek saldıran prim yapıyor.

    Travma geçiren birden ayılıp,
    Hükümler veriyor adam sayılıp.
    Halkın otağında yere yayılıp,
    Kazarak saldıran prim yapıyor.

    Örümcek kafalı gerip ağları,
    Bilmez görünüyor geçmiş çağları.
    Atatürk’ün bağladığı bağları,
    Çözerek saldıran prim yapıyor.

    Atatürk düşmanı maskeyi attı.
    Etiği, namusu çöpe fırlattı.
    Köpürdü, kudurdu, sanki tırlattı,
    Kızarak saldıran prim yapıyor.

    Nevzat uyarıyor, sakin olunuz.
    Atatürk yenilmez bunu biliniz.
    Bir yere kaçmasın sonra diliniz,
    Büzerek saldıran prim yapıyor

    Halk Ozanı Karamanlı Nevzat


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s


İstatistikler

  • 2,243,109 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Temmuz 2009
P S Ç P C C P
« Haz   Ağu »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

En fazla oylananlar


%d blogcu bunu beğendi: