16 Eki 2009 için arşiv

16
Eki
09

Osman Gazi’den Gazi Kemal’e

Atatürk
Atatürk’ün yazdırdığı “Türk Tarihi’nin Ana Hatları” kitabında Osmanlı’dan şöyle bahsediliyor: “Konya Selçukileri tarafından Söğüt havalisinde yer verilmiş olan Osmanlı Beyliği de bu küçük beyliklerden biridir. O vakit Kayı Türklerinin Reisi Ertuğrul Bey idi.” Osmanlı’yı Osman Gazi kurmuştu, Türkiye Cumhuriyeti’ni ise Gazi Kemal! Bu bile Atatürk’ün tarihsel meşruluk ve geleneğe yaslanma özenini gösterir. Biz ise bugün Osmanlı hanedanının devamı değiliz ama Osmanlı’nın torunlarıyız. Mustafa Kemal’in ise devamıyız. Bu kitabın yazımında, “Tarih” kitabının yazımında ve genel olarak Atatürk’ün tüm tarih çalışmalarında en büyük yardımcısı manevi kızı Afet İnan’dı. Afet İnan evliliğinde de Atatürk’ün yanındaydı. (solda)

Türk  ulusal  değerinin  sınırları

Türkiye, değerlerini tartışıyor. Aslında bu ülkemizde uzunca bir süredir devam eden bir tartışma. Her kesim kendi siyasi geleneğini ülkenin değeri görüp diğer gelenektekileri dışlamaya alıştığı için, bu tartışmanın sürüp gitmesinde şaşılacak birşey yok. Siyasi geleneklerin yerini ulusal gelenek alamadığı için bunun böyle olmasını da doğal görmeliyiz.

Ama tartışmada sonuç almak ve ortak değerlerde uzlaşmak istiyorsak, öncelikle hangi değeri aradığımızı ortaya koylalıyız. Eğer Türkiye’nin, Türk milletinin ortak değerlerini arıyorsak, burada değerin ölçütü son derece nettir: Türklük.

Ancak inanılmaz bir şekilde asıl tartışma Sağcılarla Solcular, Ulusalcılarla Mozaikçiler arasında da sürmüyor. Kendisini ulusalcı, milliyetçi, millici, laik, Atatürkçü, Solcu gibi kavramlarla tanımlayan geniş bir kesim de kendi içinde ciddi bir kafa karışıklığı yaşıyor.

Kafa karışıklığının en önemli sebebi ise aslında cehalet. Tarih tartışmasına girenleri televizyonlarda gördükçe, gazetelerde okudukça düzeyin ne kadar düşük olduğunu hemen tespit edebiliyoruz. Tarihten konuşacak insanların elbette öncelikle tarihi değerlendirme usullerinin olması gerekir ki esasa geçip tartışılabilsin. Ama tarih usulü hakkında hiçbir şey bilmeyenlerle ne tartışılabilir ki…

Ve bu tartışma Türkiye’de Ulusal Solculuğun ve Türk Sosyalizminin temellerini de son derece yakından ilgilendiriyor.

Osmanoğlu  Ertuğrul’un  cenazesi

Geçtiğimiz hafta önemli bir ölüme şahit olduk. Osmanlı hanedanının en yaşlı üyesi Osmanoğlu Ertuğrul Bey vefat etti. Cenazesi Fatih Camii’nde kaldırıldı. Cenaze şalvarlı, cübbeli bir kısım yobaz görünüşlü kesimin gövde gösterisine dönüştü.

Ancak ülkemizin garip çelişkisi bu cenazede ve sonrasında hemen beliriverdi. Osmanlı’yı ecdadı sayan Şeriatçılar elbette Ertuğrul Bey’in ardından ağıtlar yakıp durdular. Fakat cenazesini kaldırdıkları Osmanlı hanedanının en kıdemli üyesi ve ailesi hiç de cenazedeki cübbeli yobazlar gibi değildi. Ertuğrul Bey takım elbise ve kravat takan bir beyefendi, eşi başı açık ve eteği dizlerinde bir hanımefendiydi.

Üstelik  ölümünden  önce  verdiği  bir  röportajda  şöyle  diyordu  Ertuğrul Bey :

“Bir  şeyi  unutmayın..!!!

Eğer  Mustafa  Kemal  Paşa  olmasaydı  hiçbirimiz  olmazdık.  Yaptığı  devrim  belki

hanedan  için  kötü  oldu  ama  Türkiye  onun  sayesinde  var.  Siz,  ben,  hepimiz

varlığımızı  ona  borçluyuz.”

Osmanlı hanedanı bile çağa ayak uydurur ve üstelik Atatürk’ün açtığı kılık-kıyafet devrimini izlerken, Osmanlıcı olanların çağdışı görüntüsü en büyük tezattı.

Ancak o kara cübbeli kalabalık, ecdatlarının kravatına, hatta eşinin kısa eteğine, açık başına bile aldırış etmeden, sırf Osmanlı olduğu için bir benimseme ve sahip çıkma tavrı gösteriyordu.

Resmin diğer tarafı ise cenazedeki yobaz güruhla Osmanlı’yı, Ertuğrul Bey’le dedesi Abdülhamit’i, Osmanlı padişahları ile Vahdettin’i eşleştiren ve aralarında hiçbir ayrım görmeden tümünü dışlayan bir tür ulusalcı Atatürkçü kesimdi. Yobazların sahiplenmeciliği Atatürkçülerde tam tersi bir kurtulmacılığa ve dışlamacılığa dönüşüyordu.

Türkiye’nin yobazlarını medenileştiremeyeceğimize göre Atatürkçülerimize Atatürk’ün bakış açısını göstermek daha mantıklı olacaktır.

Osmanlı’yı  Atatürk  mü  yıktı..?!!

( Sivri  zekalı  hain  kontenjanın  ısrarla   yaymaya  çalıştığı bu  sakat  anlayışa

maalesef  bazı  “saf”  vatandaşlarımız  da  kulak  asabilmektedir..!!  Osmanlı’yı  yıkmak

isteyenlere   karşı  çıkıp,  başarılı  olanın  hatırasına  en  büyük  nankörlüktür  bu..!!! )

“Atatürk Osmanlı’ya karşıydı, biz de karşı olalım” şeklinde bir basitleştirici tavır genel olarak Atatürkçü kesimde hakim.

Hatta yıllarca Osmanlıcılık yapan ülkücü kesim bile son dönemde Osmanlı düşmanlığına soyunmuş durumda.

Peki ama Atatürk Osmanlı’ya düşman mıydı?

Elbette hayır.

Atatürk “hayatta en hakiki mürşit ilimdir” diyen, bilimsel bakış açısını koruyan bir insandı ve her şeyden önce tarih bilinci son derece sağlamdı.

Öncelikle şunu belirtelim Atatürk Osmanlı’yı yıkmamıştır. Osmanlı zaten 1. Dünya Savaşı’ndan yıkık çıkmış ve Mondros’la yok olmaya terk edilmiş bir devletti. Osmanlı’yı Atatürk değil Batılı devletler yıkmıştı.

Okumaya devam edin ‘Osman Gazi’den Gazi Kemal’e’




İstatistikler

  • 2.309.441 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

En fazla oylananlar