10 Ara 2009 için arşiv

10
Ara
09

Batı’dan gelen açılım mektubu

Açılın  dostlarım  Anadolu’da,

Bölünerek  güle  güle  açılın,

El verirken  sakınmayın  kolu  da,

Kopacağı  bile  bile  açılın.


Açılmazsan  bil  ki  kabuğun  çatlar,

Umulmadık  yerde  bombalar  patlar.

Kaldırılsın  artık  kırmızı  hatlar,

Çizgileri  sile  sile  açılın.


Söylüyoruz  size  burdan  kaç  aydır,

Ulus  devlet  deprem  yapan  bir  faydır.

Bölününce  yönetmesi  kolaydır,

Ülkenizi  böle  böle  açılın.


Kıbrıs’ta  “Yes Annem”  dedirten  biziz,

Her  yerde  terörü  kudurtan  biziz.

Herkese  sözünü  yedirten  biziz,

Sözümüze  gele  gele  açılın.

Okumaya devam edin ‘Batı’dan gelen açılım mektubu’

10
Ara
09

Anadolu’nun Türk hakimiyetine girişi

Selçuklu  sonrası   ikinci  Türk  etnojenezi

Halife Müstedi’den sonra iktidara gelen Halife Nasır, İran’da, Horasan’da ve Harzem’de egemen olan Harzemşahlar devletinin sultanı Sultan Muhammed Harzemşah’ın kendisini sultan ilan eden hutbenin Bağdat’ta okunma isteği teklifini reddetmiştir. Bunun üzerine Bağdat’a akın yapan Harzemşah Muhammed, Zağros dağlarındaki kötü hava şartlarında tufana kapılarak ordusuyla telef olmuştur. Ve Nasır bunu dünyevi ve uhrevi dini liderliğini pekiştirmek için kullanmıştır.

Bu süreçte Selahattin Eyyubi Musul’u almak için 3 kez akın yapmış, Azerbaycan’a geçme ve İsmaililerle savaşma teklifi Azerbaycan Emiri Kıpçak kökenli İldeniz oğlu Cihan Pehlivan tarafından reddedilmiştir. Ve Selahattin Eyyubi Ahlat’ta durdurulmuştur. Musul’u 3 akından sonra fetheden Selahattin Eyyubi, Halep ve Musul üzerindeki egemenliği döneminde kardeşi Melik Adil ile birlikte Diyarbakır’ı da fethetmiştir.

Yavuz Sultan Selim’in Şah İsmail’le yaptığı Çaldıran Savaşı ve daha sonra
Mısır’ı fethi, üç ayrı otoritenin Verimli Hilal’deki mücadelesinin sonunu oluşturmaktadır. Bu mücadele sonrası Verimli Hilal’de Şafileşme öne çıkmıştır. Çünkü Osmanlı’da dinsel laik yapısından halifeliğin istanbula taşınmasıyla yeni bir dinsel kimliğe kavuşmuştur. Bu boyutuyla baktığımızda halifelerle sultanların mücadelesi dinsel mücadelelerden çok etnik temele dayanan mücadelelerdir.

Böyle bir dönemde Mısır’da Selahattin’in oğlu ve torunları Türkmen komutan Ayberk tarafından katledilmiş ve aile sonlandırılmıştır. Melik Adil ve Selahattin’in yeğeni Melik Eşref, Musul, Halep ve Diyarbakır’da egemenlik sürdürmektedir. Yani Türklüğün Araplık tarafından örtülmeye başladığı 1200 yılları başında doğudan kopup gelen İlhanlı Tatarları İran’dan sonra Bağdat’ı da fethederek buradaki tüm Arap direnişini kılıçtan geçirerek sonlandırmış ve Arap milliyetçiliğine dönüşen Abbasi halifesi Muntasır’ı öldürerek halifeliği Verimli Hilal’den sonsuza değin uzaklaştırmıştır. Aynı şekilde Diyarbakır, Ahlat, Musul gibi bölgelerde de Selahattin Eyyubi ve yeğenlerinin devamı olan aileleri tümüyle kılıçtan geçirerek Eyyubi hanedanlığını sonlandırmıştır. Eyyubi hanedanından kalan küçük bir grup Hıfsı Keyfa’da varlığını devam ettirmiş ise de bu da Akkoyunlu Uzun Hasan tarafından tümüyle ortadan kaldırılmıştır.

İlhanlıların bölgedeki egemenliği Türk-İslam tarihçileri tarafından Türklüğün ve İslamlığın geriletilmesi gibi gösteriliyorsa da Turanlı Türklerden oluşan İlhanlı Tatarları bölgede yeni bir etnojenez başlatmıştır. Bu etnojenez Diyarbakır ve çevresinde Musul çevresinde Oyrat kabileleri, Azerbaycan ve Doğu Anadolu-Erzurum çevresinde Sunduz Çoban Tatarları, Irak-ı Acem ve Bağdat’ta ise Celayir kabileleri egemenleşmiştir. Bu Tatar kabilileriyle birlikte bölgeye gelen daha sonra Karakoyunlu ve Akkoyunlu kabileleri olacak kabileler, Tatarlarla beraber Verimli Hilal’de Selçuklu sonrası ikinci Türk etnojenezini geliştirmişlerdir.

Okumaya devam edin ‘Anadolu’nun Türk hakimiyetine girişi’




İstatistikler

  • 2,203,615 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Aralık 2009
P S Ç P C C P
« Kas   Oca »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

En fazla oylananlar