26 Ara 2009 için arşiv

26
Ara
09

Sorun güvercin – şahin Kürtler değil Devekuşu “Türk”lerdir

Talabani ve Apo ile kol kola olan Ahmet Türk… Sene 1993… Şu fotoğrafı gören hiç kimse Ahmet Türk’ün “güvercin” olduğunu falan düşünmez. Tabii bir “devekuşu” değilse.

Ahmet Türk  için  üzülenler !

Anayasa Mahkemesi 12 Aralık’ta Türk milletine müjdeli haberi verdi: DTP kapatıldı!

Tam bütün millet rahat nefes almışken, herkes evlerine bayrak asıp kutlamaya başlamışken, şu kadarcık sevinci bile bize çok gördüler.

Gazetelerden buyurun size bir manşet: “DTP’nin kapatılması PKK’ya yaradı…”

Örneğin Reha Muhtar… Bugün pek çok Atatürkçünün “ne kadar da ulusalcı” yazıyor diye (maalesef) okuduğu o Reha Muhtar da şöyle başlık atmış: “PKK’nın da istediği aynen buydu…”

Başka örnekler de var: “Güvercine yasak. Şahine özgürlük.”

Neymiş efendim, DTP kapatıldıktan sonra partinin güvercin kanadından Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk’a siyaset yasağı getirilmesi yanlışmış.

Böylece, yandaşından muhalifine bütün medyada büyük bir propaganda başlıyor: “Ahmet Türk’e yazık oldu.”

Bütün televizyonlarda Ahmet Türk’le röportajlar görüyoruz. Ve hep aynı şekilde tanıtılıyor: “Kürt siyasetinin ılımlı ismi.”

İstiyorlar ki, DTP’nin kapatılmasına sevinenler, Ahmet Türk’ün milletvekilliğinin düşmesine üzülmeye başlasın!

O zaman sormak lazım…

Ahmet Türk gerçekten de ılımlıysa, DTP’nin başına nasıl geçti? DTP ılımlı bir parti mi? DTP, PKK’ya alternatif olarak “teröre karşı, sivil siyaset yürütme” amaçlı kurulmuş bir parti de Ahmet Türk o yüzden mi ılımlı?

Tabii ki hayır.

Anayasa Mahkemesi kararıyla da tescillenmiştir ki DTP, PKK’yı destekleyen bir partidir.

Bu hükmü Türk milletinin vicdanı da çoktan vermiştir.

Hatta, bugün Ahmet Türk’ün çok ılımlı olduğu palavralarını dile getirenlerden Vatan gazetesi yazarı Ruşen Çakır bile aynı görüştedir. Bakın Ahmet Türk’ün ılımlı kanat olduğunu iddia ettiği yazısında şöyle övünüyor Ruşen Çakır: “DTP’nin Apo’nun talimatıyla kurulduğunu ilk Ruşen Çakır açıklamıştı.” Gerçekten de Vatan gazetesinin 23 Ekim 2004’teki manşeti şu: “Talimat İmralı’dan.”

Öyleyse Ruşen Çakır’a sormak lazım, Apo, kendi talimatıyla kurdurduğu bir partide ılımlı birisinin genel başkan olmasına göz yumar mı?

DEVEKUŞLARINDAN ÖRNEKLER


Cumhuriyet’ten keşke kapatılmasaydı yorumu:
“Yansımaları sıkıntı yaratacak.”



Ruşen Çakır Ahmet Türk’ü güvercin ilan eden analizini yayınlıyor ama aynı sayfada kendi kendini yalanlıyor: “DTP’nin kuruluş talimatını Apo verdi.”




Hürriyet ve Yeni Şafak ise bütün DTP’yi güvercin ilan edivermiş! Hakkari’de bir polisin DTP’liler tarafından linç edilmekten son anda kurtulmasını şöyle vermişler: “DTP’liler polisi linçten kurtardı.”
Bu kadar çarpıtma olur. Peki ayaklananlar kim?
Polisi linç etmeye kalkışanlar kim? DTP’liler değil mi!

Ahmet Türk  20 yıldır  PKK’nın

yasal  partilerinin  lideri

Öyle bir hava yaratılıyor ki, Ahmet Türk ılımlı olarak tanındığı için, PKK tarafından bir maşa olarak kullanılmış ve bir makyaj olarak DTP’nin başına konmuş!

Ama Ahmet Türk ilk kez PKK yanlısı bir partide bulunmuyor ki! Ahmet Türk bölücü hareketin yıllardır önde gelen isimlerinden biri oldu.

Unutulmuş galiba, hatırlatalım… Ahmet Türk’ün Apo’yla kol kola olduğu bir resim vardır. Hani şu Apo’nun Talabani’yle birlikte 1993’te sözde ateşkes ilan ettiği o toplantıda.

Talabani ve Apo ne kadar ılımlıysa Ahmet Türk de işte o kadar ılımlıdır.

Ahmet Türk’ün Kürt siyasetindeki misyonu zaten “PKK’nın yasal temsilcisi” olmaktır.

Önce bir yanlışı düzeltelim: PKK ve DTP farklı hareketler değildir. Türkiye’de tek bir Kürt hareketi vardır. Ve bu hareketin değişik alanlarda örgütlenmeleri vardır.

PKK bu Kürt hareketinin silahlı kanadıdır. Doğal olarak yasadışıdır.

Bölücülerin bir de silahlı olmayan, yasal olanakları kullanacak bir kanada ihtiyacı vardır. DTP işte o kanattır. Yasal bir parti olduğu için söylemi tabii ki PKK’yla aynı değildir. Ama PKK gibi Apo tarafından yönetilir ve yönlendirilir.

İşte Ahmet Türk Kürt bölücülüğünün bu yasal kanadının hep ön saflarında yer almıştır.

PKK’nın ilk yasal partisi HEP’i 1990’da kuran milletvekillerinden birisidir.

1993’te HEP kapatılınca kurulan DEP’in de genel başkanlığını üstlenmiştir. Leyla Zana’ların ünlü Meclis’te Kürtçe yemin etme eylemi Ahmet Türk’ün genel başkanlığı döneminde gerçekleşmiştir.

DEP kapatılınca kurulan HADEP’te genel başkan olmamıştır, ama bütün kongrelerde HADEP Genel Başkanı Murat Bozlak’ın arkasında olduğunu göstermiş ve HADEP yönetimini desteklemiştir. O dönem seçimlere girmek için Saadet Partisi, ÖDP, Emek Partisi gibi partilerle yürütülen bütün ittifak görüşmelerinde HADEP heyetlerinde yer almıştır.

Yani HADEP’in resmi genel başkanı değildir, ama HADEP’in temsilcisidir.

HADEP kapatıldıktan sonra kurulan DTP’nin de kuruluşundan itibaren genel başkanlığını yürütmüştür.

Anlayacağınız, Ahmet Türk PKK’nın kurduğu yasal partilerin tümünde en ön saflarda yer almıştır. Hepsinin kurucusu, ikisinin de genel başkanıdır.

Bu mudur ılımlılılık?

Ahmet Türk,   Apo’nun sözcüsü,

PKK eylemlerinin  savunucusudur

Üstelik Ahmet Türk 1989’dan beri yürüttüğü “yasal” bölücülük faaliyetlerinde bir an bile PKK’nın çizgisinden çıkmamıştır. Sürekli Apo’nun kontrol ve denetiminde çalışmış, Apo’nun gayriresmi sözcüsü gibi davranmıştır. Bunun bir örneği yukarıda da bahsettiğimiz gibi Apo’nun 1993’te sözde ateşkes ilan ettiği toplantıdır. Bir diğerini ise Zaman gazetesine verdiği bir röportajda Ahmet Türk’ün kendisi itiraf ediyor:

“Biz rahmetli Özal’ın mesajını götürmek üzere Öcalan’la görüştük. Özal, bize ‘Akan kanın durması için çaba içinde olmanız gerekir.’ deyince, kendisine ateşkesin sürmesi için Bekaa’ya gitmeyi düşündüğümüzü söyledik. ‘Elbette’ dedi.”

Bir de geçtiğimiz seneyi hatırlayalım. PKK’lıların Apo hapishanede öldürülüyor bahanesiyle sokaklara döküldüğü o günlerde, PKK eylemlerini şöyle savunmuştu Ahmet Türk:

“Bugün bizleri buraya toplayan neden, PKK lideri sayın Abdullah Öcalan’a uygulanan fiziksel şiddettir. 2006 yılında zehirlenerek yavaş yavaş öldürülmek istendi. Görüşüne uzun aralıklarla izin verilmedi. Hücrede kalmasına rağmen, hücre cezası verildi. 2008 yılının başında bu kez saçları zorla kazıtıldı. Halk yine refleksini gösterdi. Bugün ise, yönelimler fiziksel şiddet boyutuna çıkarılmıştır. Bir sonraki adım ne olacak? Ölüm mü? Abdullah Öcalan’a dönük geliştirilen her türlü politikanın Kürt halkına yönelik olduğunu, oradaki en ufak onur kırıcı, irade kırıcı uygulamanın Kürtlerin onur ve iradelerini kırmaya olduğunu hepimiz biliyor, görüyoruz.”

Fazla söze gerek yok. Görüldüğü gibi Ahmet Türk, PKK’nın “yasal” alandaki bölücü faaliyetlerini rahatlıkla teslim edebildiği bir liderdir. Apo’nun sözcüsüdür. “Yasal bölücülüğün başı”dır.

Üstelik son yıllarda değil.

1989’dan beri.

Yani 20 yıldır!

Okumaya devam edin ‘Sorun güvercin – şahin Kürtler değil Devekuşu “Türk”lerdir’

26
Ara
09

Yurttan


Vakit’in 8 Aralık tarihli birinci
sayfası (solda). Görüldüğü gibi Vakit’in manşet ve sürmanşetinde şehitlerimiz ve Serap değil Obama var. 14 Aralık tarihli Vakit (üstte) Diyarbakır’da ölen Ceylan’ın ailesiyle yapılan görüşmeye daha fazla yer ayırmış. Vakit’te Ceylan’ın annesinin feryadına yer var, Serap’ınkine yok.

Yandaş  medyanın  çifte  standardı

Yandaş medyanın çifte standardı ve vicdansızlığı hepimizin malumu. Geçtiğimiz hafta Serap Yeşiltuna arkadaşımızın yazısında yandaş medyanın PKK tarafından yakılarak öldürülen Türk kızı Serap Eser olayı ile ilgili yaklaşımını ortaya koyan kupürlere yer vermiştik. Zaman’ından Vakit’ine, Yeni Şafak’ından Taraf’ına kadar yandaş medyanın 8 Aralık tarihli manşet ve sürmanşetinde Tayyip ile Obama’nın Oval Ofis’teki el ele göz göze resimleri yer alıyordu ancak PKK tarafından yakılarak öldürülen Serap kardeşimiz ya hiç yer bulamadı ya da çok küçük bir haber olarak yer buldu.

Gerçi yandaş medyanın Türk’e karşı tutumu herkesin bildiği bir şeydi. Ancak şu son olayla birlikte yandaş medya artık hiçbir şekilde Türk’ün yanında yer almayacağını ortaya koydu. Onların birinci sayfalarında Obama baştacı edilirdi ama PKK terörüne hedef olan masum Türk insanına yer yoktu.

Hatırlarsanız Eylül ayında bir olay olmuştu. Diyarbakır Lice’de Ceylan Önkol adlı bir kız çocuğu meydana gelen bir patlamada hayatını kaybetmişti. Günlerce bu çocukla ilgili çarşaf çarşaf yayınlar yapıldı. Yandaş medya Kürtten çok Kürtçülük yaparak Ceylan Önkol’un ölümünü askere yıkmaya çalıştılar. Ancak Serap Eser’in ölümü aynı gazetelerin bırakın birinci sayfalarını, iç taraflarında bile Ceylan Önkol haberlerinin yüzde biri kadar bile yer almadı.

Bu ikiyüzlülüğün ve çifte standardın bir örneğini Serap’ın cenazesine katılan Genç Siviller denen Fethullah uzantısı güruh yaptı. Cenazeye “Ceylan” yazılı çelenkle katılan Genç Siviller, akılları sıra Serap Eser’le Ceylan Önkol’u aynı kefeye koyuyorlardı. Hatta işi azıtan Ahmet Altan gibi Türklüğünü sadece utanç duyacağı zaman aklına getirenlerden bazıları, Diyarbakır’da Apo için gösteri yaparken öldürülen Aydın Erdem’i bile aynı kefeye koymaya çalıştılar.

Bu adi propagandanın bir örneğini de geçtiğimiz hafta Vakit gazetesi verdi. Serap Eser’in ölümüne küçük bir yer ayıran Vakit, geçtiğimiz hafta Ceylan Önkol’un ailesiyle bir röportaj yaptı. Ceylan Önkol ile ilgili bilindik propagandaların yanı sıra o kadar abuk subuk şeyler var ki, güler misiniz ağlar mısınız bilemem. Bir örnek verelim. Vakit’in yaptığı söyleşide Ceylan Önkol’un annesinin sözleri şöyle:

“Daha ilkokuldayken Kuran-ı Kerim’i öğrenmişti. 18 kez Kuran’ı hatmetmişti.” Vakit’in röportajda öne çıkaracağı şey de bu olur ancak. Allah bilir bu kısmı da uydurmuşlardır. Kız zaten 14 yaşında, 7 yaşında Kuran okumayı öğrense yine de 18 kez hatmetmeye kalan 7 yıllık ömrü yetmez. Bunun yanı sıra bir dolu da duygu sömürüsü cabası.

Ceylan Önkol’un ailesiyle yapılan söyleşi ile ilgili 14 Aralık tarihli Vakit’in birinci sayfasında “Ceylan’ın annesi feryad ediyor” başlıklı bir haber de yapılmış.

Söz konusu haber, birinci sayfa için hatırı sayılır ölçüde büyük.

O kadar ki, 8 Aralık tarihinde Serap Eser için ayrılan yerin en az üç katı.

Okumaya devam edin ‘Yurttan’

26
Ara
09

Zülfiyare dokunduk

“Hasan iki çay!”

“Geliyor Kısmet dayı!”

Kahveci Hasan, Kısmet dayı ile babası Fahri emmiye çaylarını koyarken onlar da koyu bir sohbete dalmışlardı. Sohbetin konusu çiftçiye bu yıl verilecek olan kredilerdi. Kısmet dayı oldukça dertliydi bu konuda.

“Ne etçem bilmem ki Fahri. Torunlar şeherden haber salmış. Dedem uğraşıvermesin artık koyunlarla diye.”

“Çok biliyorlar!”

“Ben de öyle dedim. Kadriye ise kızma dedi. Sen belini doğrultamıyon artık, onun için deyivermişlerdir, dedi.”

“Ne etçekmişsin peki, onu da kararlaştırıvermişler mi?”

“Ben başka iş mi bilirim Fahri! Bildiğimi yapmazsam da ölmeden mezara girerim!”

“Krediler ne oldu? Yeni bir haber var mı?”

Hasan çayları getirdi o sırada. Kısmet dayı devam etti.

“Henüz bişiy yok. Ama bugün mecliste konuşuverceklermiş bunları. Hasan oğlum, açıversen şu kanalı. Başlamıştır meclis konuşmaları.”

“Aç oğlum, aç da bakalım.”

Hasan diğer masalara da çayları götürdükten sonra televizyonu açtı. Meclisten canlı yayın ekranda göründü.

“Sesini de açıver oğlum!”

“Hemen.”

“Dinleyelim de görelim bakalım, belki iyi bir haber çıkıverir.”

“Hiç sanmıyom ya Kısmet, dinleyiverelim gari.”

Kahvedekilerin de dikkati televizyonun sesinin açılması ile ekrana yöneldi böylece.

Başkan: Sayın vekil sakin olun efendim! Devam edin konuşmanıza.

İktidar Konya milletvekili (kürsüde): Efendim, sataşma var. Çekemiyorlar tabi, ne kadar büyük işler yaptığımızı…

Muhalefet Edirne milletvekili: Sizin neyinizi çekemiycez yahu!

Muhalefet Kars milletvekili: Millet çekemiyor sizi artık! Gittiğiniz gün bayram ilan edilecekmiş!

İktidar grubu İstanbul milletvekili: Başkanım, arkadaşımızı konuşturmuyorlar!

Muhalefet Edirne milletvekili: Karnından konuşuyor zati. Konuşsa kaç yazar!

İktidar Konya milletvekili (kürsüde): Sizin gibi boşa konuşmuyoruz ya. Bizim konuşmalarımız oy olarak geri dönüyor. Milletimiz sandıkta size en güzel cevabı veriyor.

Muhalefet İzmir milletvekili: Faili meçhul oyları hiç ettiğiniz sandıklarla mı !

Okumaya devam edin ‘Zülfiyare dokunduk’

26
Ara
09

Dünyadan

Berlusconi’nin  yüzünde  güller  açtı !





Berlusconi, partisi Halkın Özgürlüğü’nün Milano’da düzenlenen mitinginde biraz sonra olacaklardan habersiz şov yapıyordu.

Konuşması kesildiği sırada burnu ve iki dişi kırılmıştı bile.

Berlusconi’ye katedral çarpmıştı, Duomo di Milano Katedrali…

Partisinin mitinginde kendini kaptırmış giderken, Massimo Tartaglia adlı vatandaş elinde tuttuğu Duomo di Milano Katedrali’nin minyatür bir heykeliyle Berlusconi’ye dokundu!

Katedralden aldığı darbeyle kendinden geçen Berlusconi hastaneye kaldırıldı ve kendisine taburcu olduktan sonra da on beş gün iş görmez raporu verildi.

Berlusconi’nin yüzünde güller açtıran Tartaglia tutuklanarak hapse atılırken, internet sitelerinde kendisine övgüler düzülmeye başlamış bile.

Polis merkezindeki sorgusu sırasında yaptığından son derece memnun olan Tartaglia, televizyonda Berlusconi’yi ağız burun dağılmış şekilde görünce “Amma da oturtmuşum ha” demiş.

Gerçekten de Tartaglia, adı da tartaklamayı andırıyor, iyi oturtmuş!

Bu arada olay Berlusconi’nin çapkınlıklarına dayanamayan eski karısında da bir yumuşama yaratmış ve Berlusconi’ye geçmiş olsun dileklerini iletmiş.

Belki de ağzını burnunu bu yüzden dağıttırmıştır, kim bilir?

Başta İtalyanlar olmak üzere olaydan haberdar olan birçok insan, Berlusconi’nin bu halinden epey keyif almıştır diye düşünüyorum.

Özellikle uzun süredir Berlusconi’ye tahammül etmek zorunda kalan İtalyanlar, Başbakanlarının yeni imajını oldukça beğenmiş olsa gerek.

İtalya, Başbakanının ağız burun dağılmış halini o kadar sevmiş ki, olayın hemen ardından piyasayı “Yumruk yemiş Berlusconi” oyuncakları sarmış.

Başbakanlarının bu anını ölümsüzleştirmek isteyen anne babalar, aynı zamanda çocuklarına verebilecekleri güzel bir oyuncağa da kavuşmuş oldular.

Muhalefetteki İtalyan Değerler Partisi lideri Antonio Di Pietro yaptığı açıklamayla belki birçok İtalyana tercüman oldu:

“Ben, şiddet olsun istemiyorum. Ancak Berlusconi davranışlarıyla ve umursamazlığıyla insanları kışkırtarak şiddete yöneltiyor. İnsanların böyle bir Başbakanı her gün görmekten duydukları rahatsızlığı gayet iyi anlıyorum.”

Okumaya devam edin ‘Dünyadan’




İstatistikler

  • 2.276.880 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Aralık 2009
P S Ç P C C P
« Kas   Oca »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

En fazla oylananlar