01 Haz 2010 için arşiv

01
Haz
10

Geçen Hafta Yurt’ta

Kürtler  Kandil’e  gitsin  geri  gelmesin !


PKK’lılar işi iyice azıttı. Önceki hafta Murat Karayılan denen terörist, PKK adına barış şartları sıraladı. İngiliz The Economist dergisi aracılığıyla barış şartı ileri süren Karayılan’ın şartları ise okuyanlara pes dedirtecek cinsten. Karayılan’ın şartları, “Apo’nun tecridine son verilerek ev hapsinde tutulması, tüm askeri operasyonların durdurulması ve tutuklanan BDP’lilerin tahliye edilmesi” şeklinde.

Bir kere adama sorarlar ki, sen kimsin?

Türkiye ile kimin adına barış yapmak istiyorsun? Amerikan hizmetlisi kıytırık bir terör örgütü adına mı?

Tayyip iktidarı ile birlikte biti iyice kanlanan PKK, artık Türkiye Cumhuriyeti’ni birlikte masaya oturabileceği bir eşiti gibi görmeye başladı.

Bir taraftan Apo teröristi İmralı’dan tehditlerde bulunurken diğer taraftan Karayılan denen Amerikan uşağı Kandil’den sözde barış şartları ileri sürmeye başladı.

Neymiş efendim, Apo’ya ev hapsi istiyormuş. Dünyanın hangi ülkesi kendini bölmek için teröre başvuran bir örgütün liderini ev hapsinde tutuyor ki Türkiye tutsun? Apo denen teröristin İmralı’daki konforu bile fazla. Apo çoktan yağlı ilmeğin ucunda sallandırılmalıydı ama gel gör ki mecliste idamı kaldıran Amerikancılar Apo’nun hayatını kurtardılar. Adam da şimdi oturduğu yerden Türkiye’yi tehdit ediyor.

Karayılan denen terörist bir de operasyonların durdurulmasını ve tutuklu PKK yandaşı BDP’lilerin serbest bırakılmasını talep ediyor. Oldu olacak istedikleri sınırları çizip devletlerini de kendi ellerimizle kurup teslim edelim.

Hoş Tayyip Efendiye kalsa çoktan onu da yapacak ama henüz o kadar uzun boylu açılamıyor.

Bunun yanısıra BDP’liler geçtiğimiz hafta yine sözde barış naraları atarak Yüksekova’da yürüyüş yaptılar.

Son dönemde BDP’lilere yönelik düzenlenen operasyonları protesto etmek isteyen Kürtler, yine terörist Apo posterleri ve PKK bayrağı adını verdikleri paçavralarla sınırda yürüyüş yaptılar.

Yüksekova İlçe merkezinde bir araya gelen ve aralarında BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, BDP Van milletvekilleri Özdal Üçer ve Fatma Kurtulan, Bitlis Milletvekili Nezir Karabaş, Hakkari Milletvekili Hamit Geylani, kapatılan DTP’nin siyasi yasaklı milletvekili Aysel Tuğluk ve beraberindeki Kürtler 5 kilometre mesafede bulunan askeri havaalanına kadar yürüdü. Yürüyüşün ardından bir açıklama yapan BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, “Kandil’e savaş uçaklarını değil, barış heyetini gönderin. Biz BDP olarak da kalıcı barış için Kandil’e gitmeye hazırız” dedi.

Adamlardaki yüzsüzlük orana vurulamayacak kadar fazla. Bugüne kadar PKK’ya bir kez bile silah bırak diyemeyen PKK yandaşları, her fırsatta Türkiye’ye utanmadan barış çağrılarında bulunuyorlar.

Madem barış istiyorsunuz, madem çocuklarınızın dağdan inmesini istiyorsunuz, ölümler dursun diyorsunuz, bir kez olsun bu çağrılarınızı PKK’ya yapın.

Peki ya köşelerini Kürtle dolduran uzaktan kumandalı Şeriatçısından Tarafçısına, “sol”cusundan liberaline sözde gazetecilere ne demeli ?

Onların bu tablodaki katkıları unutulacak mı ?

Elbette unutulmayacak.

Okumaya devam edin ‘Geçen Hafta Yurt’ta’

01
Haz
10

Vurdukları yerde ‘gül’ bitiyor

Açıldığımız yerden tokat yiyoruz !

Uğruna Azerbaycan bayraklarını çöpe attıkları Ermenistan’ın
Eurovision sahnesinden yağdırdığı iftira ve tehditler az geldi, biraz da Dalaras’tan dinleyecekler
“Uzun yıllar önce, ben küçük bir çocukken / Annem bana ’bilmelisin ki bizim dünyamız acımasız ve vahşi’ dedi / Ama sen yolunu soğuk ve sıcaktan geçerek bulabilirsin
Bana anayurdumdan geri verilen elimde saklı kayısı çekirdeği / Kayısı çekirdeği, onu donmuş toprağa düşüreceğim / Bırak, onun yetişmesine izin ver / Bana anayurdumdan geri verilen kayısı çekirdeği…”
Bir kayanın üzerinde kaval çalan takkeli adam…
Omuzlarında su testileri, terlerini silerek yol almaya çalışan kadınlar…
Ve neredeyse feryat figan “Ezebilirler, ancak kazanamayacaklar” diyen Eva Rivas…
Kısaca;
Sahnede ayan beyan bir “tehcir” oratoryosu; hakaret, iftira, tehdit, ajitasyon ne ararsan var.
İzlerken en çok Baskın Oran’ı düşündüm, acaba “tam puan” vermiş midir, tam da özrüne layık olan bu cevaba…
Sonuca bakılırsa vermiş…
Bizzat olmasa bile, yarattığı çeşitli boy ve ebatlardaki “Baskın Oran kafalılar” aracılığıyla…
Ahmet İnsel kafalılar…
Cengiz Aktar kafalılar…
Amberin Zaman kafalılar…
Orhan Pamuk kafalılar…
Etyen Mahcupyan kafalılar…
Ali Bayramoğlu kafalılar…
Puanlar açıklandığında, Türkiye’den bu rezilliğe 6 puan çıktığını gördüğümüzde anladık ki, “Kayısı çekirdeği”ni de yutmuşlar !

Okumaya devam edin ‘Vurdukları yerde ‘gül’ bitiyor’

01
Haz
10

Partiler ve liderler değil Düzen Değişmeli

Ulusal Parti Genel Başkanı Gökçe Fırat ÇulhaoğluDüzeni  değiştirmek  için  geliyoruz

Türkiye’nin tek bir sorunu var o da AKP. Dolayısıyla bizim AKP iktidarından, yani bugün ülkemizi yöneten bu faşist iktidardan kurtulmak gibi bir sorunumuz var. Nitekim Türkiye’de pek çok kesim ki buna parlamentodaki partiler de dahildir, Türkiye’yi AKP iktidarından kurtarmaktan bahsediyor.

Arkadaşlar 1938’den bu yana Türkiye’yi bir sürü parti yönetti, bir sürü lider yönetti. 1938’den beri her gelen yeni iktidar bir öncekini eleştiriyor, her yeni çıkan parti bir öncekinden kurtulmanın hesabını yapıyor.

Ve 1938’den bu yana partiler değişiyor. Kimi zaman sağcı partiler geliyor, kimi zaman solcu partiler geliyor. Bir bakıyorsunuz Demirel’ler yönetiyor, Özal’lar yönetiyor, Baykal’lar yönetiyor. Liderler değişiyor, partiler değişiyor, insanlar değişiyor, her şey değişiyor ama Türkiye’de ne hikmetse düzen değişmiyor.

Meselemiz zaten tam da bu. Ulusal Parti bu düzeni değiştirmek, bu düzeni sadece değiştirmek değil bu işbirlikçi düzeni tüm uzantılarıyla birlikte ortadan kaldırıp ulusal bir düzen kurmak için geliyor.

Sömürge  ülke  Türkiye

Diğer partilerin çözüm önerilerini parti programlarından okuyabilirsiniz. Diyelim ki bugün parlamentoda temsil edilen MHP ve CHP’nin yüzlerce sayfalık önerileri var. Bu yüzlerce sayfalık öneride bahsedemedikleri tek bir şey var o da Türkiye’nin düzenidir.

Türkiye’nin düzeni nedir peki?

Türkiye ABD’ye, Türkiye AB’ye, Türkiye emperyalizme, Türkiye kapitalizme bağımlı sömürge bir ülkedir!

Türkiye’nin sömürge düzenini değiştirmeden, bunu değiştirmek için yola çıkmadan bu ülkede hiçbir şeyi değiştiremezsiniz.

Okumaya devam edin ‘Partiler ve liderler değil Düzen Değişmeli’

01
Haz
10

Geçen Hafta Dünya’da

Türklük  düşmanının  Türk  dünyası  aşkı

Abdullah Gül geçtiğimiz hafta Kazakistan’daydı. AKP’nin Kürt açılımını geçtiğimiz sene uçakta “İyi şeyler olacak” diyerek başlatan Gül, geleneği bozmayarak yine uçakta şunları söylemiş:
“Adına ister terör meselesi deyin, ister demokratik açılım deyin, isterseniz Kürt meselesi deyin; adını ne koyarsanız koyun, bu mesele Türkiye’nin en önemli meselesidir.”
Gül, Kazakistan’ı ziyaretinde sürekli olarak Türk dünyasının Türkiye için öneminden bahsetmiş durmuş, ama kendisinin Türk düşmanlığı ile Türk dünyası aşkı birbirini hiç tutmuyor. Hatırlanacağı üzere cumhurbaşkanı olur olmaz soluğu Güneydoğuda almış ve kimlerin cumhurbaşkanı olacağının sinyalini vermişti. Hemen ardından da icraatlara girişmişti. Gül, Atatürk’ün “Ne mutlu Türk’üm diyene” sözüyle ilgili olarak da görüşlerini açıkça ortaya koymuş ve bunu bir ilkellik olarak değerlendirmişti.
“‘Ne Mutlu Türk’üm Diyene’ lafını, tutup her yere yaza yaza ve bunu özellikle hiç olmayacak yerlere yaza yaza, Türkiye aslında ilkel bir hale dönmüştür…” diyen Gül’e göre “Türk’üm” demek ilkellikti.
Gül, Kazakistan gezisinde Orta Asya’nın Türkiye için son derece önemli olduğundan, oraya tarihi ve kültürel bağlarla bağlı olduğumuzdan bahsetmiş. Türklükle sorunu olan Gül acaba hangi tarih ve kültürden bahsediyor anlamadık doğrusu.
Öyle ya Orta Asya tarihi Türk tarihi, kültür ve medeniyeti Türk kültür ve medeniyetidir. Kazakistan’daki Ahmet Yesevi Üniversitesi’nden fahri doktora ünvanı alan Gül, yine Türk dünyası aşkından olsa gerek “Türklerin kutsal yurdu Türkistan’da ve bu üniversitede bulunmaktan büyük heyecan ve mutluluk duyuyorum.” demiş. Ama aynı Gül “kutsal yurt”larında katledilen Uygur Türkleri için kılını bile kupırdatmamıştı. Hatta aynı dönem Çin’le yaptığı ticaret anlaşmasıyla Türk kanı bulaşmış eli de sıkmıştı. Uygur Türkleri resmen pazarlık konusu olmuştu.
Sadece bu mu?
Gül, Sarkisyan’ın da elini sıkmıştı.

Dün Hocalı’da katliam yapan katiller sürüsünün Savunma Bakanı, bugün Devlet Başkanı olan Sarkisyan’ın elini.

Türklük düşmanının Türk dünyası aşkı da böyle oluyor işte.


Dikkat  Chavez  çıkabilir !

Venezüella’nın başkenti Caracas’ta yolun sağ şeridinde küçük kırmızı bir araç kendi halinde ilerlemektedir.

Trafik sakin bir şekilde ilerlemektedir, ta ki arkadan hızla gelen bir kamyonun klakson sesi duyuluncaya kadar…

Kamyon kırmızı aracı sıkıştırdıktan onu sonra sollayarak geçip gitmiştir.

Trafikte yaşanan sıradan bir olay gibi görünüyor değil mi ?
Sıkıştırıldıktan sonra sollanıp geçilen kırmızı arabanın şoförü de kendisini rahatsız eden kamyonun peşine takılır ve bir kovalamaca başlar.

Bu kısım da trafikte hergün yaşanan sıradan bir olayın devamı gibi değil mi ? Derken kırmızı araç kamyonu geçer ve önüne kırarak onu durdurur.

Kamyon şoförü hiddetle iner ve…
Hikayenin sonu oldukça ilginç.

Kamyon şoförü kırmızı aracın sürücüsüne haddini bildirmeyi düşünürken karşısındakinin her hafta televizyonda gördüğü başkanı Hugo Chavez olduğunu görünce oldukça şaşırır ama azarı yemekten kurtulamaz.

Anlattığımız olay gerçekten de böyle gelişmiş.

Trafik sorununa eğilen Chavez kendisinin başına gelen bu olayı örnek olarak anlatırken, sorunu çözmek için sert tedbirler alacağını belirtiyor.

Yollar trafik canavarından geçilmiyor” diyen Chavez, trafik polislerine benzer durumlarda tereddüt etmeden ceza kesmelerini söyledi.

Alo Başkan ve Aniden Chavez’le ile hiç olmadık anlarda ortaya çıkan, emperyalizmin “Kara Bela”sı Chavez, bundan böyle Venezüellalı trafik canavarlarının da yollardaki korkulu rüyası olacak gibi duruyor.

Okumaya devam edin ‘Geçen Hafta Dünya’da’




İstatistikler

  • 2.304.234 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Haziran 2010
P S Ç P C C P
« May   Tem »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
282930  

En fazla oylananlar