07 Haz 2010 için arşiv

07
Haz
10

Provokatör Türkiye’yi savaşa sokacak.!!!

Tayyip  Erdoğan’ın  Davos  şovundan  sonra  ikinci  şovunu  izliyoruz  ama  bu  defa

gülerek değil,  çünkü  bu  defa  karşımızda  bir  “komedyen”  değil  bir  “provokatör”  var !

Önce  basit  bir  soru  soralım  kendimize,  Tayyip  Erdoğan’ın  antiamerikancı,

antiemperyalist  ya  da  antiisrailci  olması  mümkün mü ?

Bunca  yıllık  icraatına   bakınca,  “hayır”  diyoruz.

O  halde  sahnede  oynanan  bu  oyun  ne ?

Tayyip  Erdoğan’dan  antiisrailci  olamayacağına  göre  bu  rol  ne  rolü ?

——————————————————————————————————————————————————————————————————-

Provokatörün  rolü  ne..?!!!

Açık açık söyleyelim: Tayyip Erdoğan’a verilen rol, Türkiye’yi böldürtmek rolüdür.

Plan birkaç aşamadan oluşur…

İlk aşamada Tayyip Erdoğan İsrail’le ilişkileri gerer…

Son bir yıldır bu aşama tamamlanmıştır.

İkinci aşamada İsrail’le ilişkilerde fiili çatışma durumu yaratılır.

Son gemi olayında bu aşamanın provası yapılmıştır.

Ama bu kanlı prova gerçeğe de dönüşebilirdi…

Ya da önümüzdeki günlerde böyle bir olay çıkar…

Mesela…

1. Gün

Türkiye, sivil yardım gemilerini yola çıkartır, gemilerde bulunan bir AKP milletvekili ya da diplomat İsrailli askerlerce vurulur…

Ya da tam tersi, sivil yardımcılardan biri İsrailli askerlere ateş açar ve öldürür.

Bu iki durumda da ya Türkiye İsrail’e misillemede bulunur…

Ya da İsrail Türkiye’ye misillemede bulunur…

Sonrası kanlı bir savaştır…

2. Gün

Savaş kızışır. İsrail’den kalkan jetler Türkiye’yi bombalamaya başlar…

Türk hava kuvvetleri İsrail’e cevap verir…

İki tarafta da yoğun kayıplar vardır…

3. Gün

Tüm Ortadoğu’da gösteriler başlar… Arap kamuoyu savaş ruh haline so­kulur..

4. Gün

Filistinli Şeriatçı gruplar İsrail’e saldırır, çok sayıda sivil ölür.

5. Gün

İsrail şiddeti arttırır, Filistin’de kitlesel bir bombalı katliama girişir.

Aynı gün İran İsrail’e savaş ilan eder.

6. Gün

İran İsrail’e nükleer saldırı düzenler.

İsrail’de binlerce ölü vardır…

7. Gün

ABD ve Avrupa İsrail’in yanında savaşa girer.

Aynı anda ABD, İsrail, Fransız, İngiliz jetleri İran’ı vurmaya başlar.

İsrail nükleer bombayı Tahran’a atar.

7. Gün sonunda Ortadoğu:

İran:

İran’da hükümet devrilir.

Kürtler ayaklanır ve bağımsızlık ilan eder.

Türkiye:

İran ve Irak’taki Kürt gruplar Türkiye sınırına doğru yürüyüşe geçer.

O ana kadar sesizce duran Türkiyeli Kürtler de ayaklanır.

ABD Türkiye’ye müdahale eder.

Tampon bölge oluşturulur…

Türkiye’ye Güneydoğu’ya giriş yasaklanılır.

Filistin:

İsrail ordusu tüm Filistin’i işgal eder.

Kudüs ele geçirilir.

Filistinli halk göçe zorlanılır.

Diğer Müslüman ülkeler:

Sokaklarda intikam gösterilerine katılan milyonlarca Müslümana kendi hükümetleri müdahale eder.

Mısır ve Suriye’de kanlı müdahalelerde binlerce radikal Müslüman öldürülür.

Avrupa:

Avrupa ülkeleri savaşı kışkırtan Türkiye’ye karşı yaptırım kararı alır.

Rusya:

İsrail’i destekler…

Çin:

İsrail’i destekler.

ABD:

Türkiye’ye yaptırım kararı alır. Herhangi bir karşı çıkışta nükleer güç kullanacağını söyler.

Türkiye:

Provokatör görevini tamamlamıştır. Türkiye bölünmüştür…

BOP Eşbaşkanı BOP haritasını hayata geçirmiştir!

Sahi  Birinci  Dünya  Savaşı’na  nasıl  girmiştik

Olur mu olmaz mı diyecekler için tarih geniş malzeme ile doludur.

İsterseniz önce Arap-İsrail savaşlarının tarihini açın ve İsrail’in nasıl da genişlediğini görün.

Ya da geriye gidin ve Birinci Dünya Savaşı’nın nasıl çıktığını, bir suikastin nasıl dünya savaşı başlatabildiğini görün.

Dahası o Birinci Dünya Savaşı’na ülkemizin nasıl sokulduğunu hatırlayın…

Meclis’ten ve hükümetten gizlice alınan bir kararla, Rus donanmasını bombalayan Türk zırhlıları hatırlayın.

Girdiğimiz, sürüklendiğimiz savaşta, ülkemizin işgal edildiğini…

Önce Mondros’un imza edildiğini… Sonra Sevr’in gündeme getirildiğini…

Ve  o  savaşı  provoke  eden  Enver Paşa’ların  ülkeden  kaçıp  gittiğini…

Bu  ülke  için  kanı  dökenlerin  yine  bu  ülkenin  sıradan  insanları  olduğunu…

Okumaya devam edin ‘Provokatör Türkiye’yi savaşa sokacak.!!!’

07
Haz
10

Tayyip’i destekleyenlere sorular

İsrail’in Gazze’ye yönelik ablukasını delmek gibi bir niyetin varsa bunu neden sivilleri kullanarak yapıyorsun.

Sen devletsin devlet olarak tavır al.

Sivillerin arkasına saklanma, mert ol!

….

Üstelik İHH insani bir yardım kuruluşu değil yan örgüt, paravan örgüt, Şeriatçı terör örgütleri ile bağlantılı bir örgüt.

Hamas’ın arka bahçesi.

Kaldı ki taşıdıkları malzeme yardım malzemesi değil, inşaat malzemesi!

Üstelik niyet yardım yapmak değil, çünkü yardım yapacak kuruluşlara bu yol açık.

Türk devleti istiyorsa Kızılay’ı devreye sokup yollayabilir.

Ama burada bile yandaş vakıf devlet kurumunun önüne geçmiş.

Türk devleti bir vakfın faaliyetini hangi kararla destekler?

Bu gemiye binenler pasaport kontrolünden geçirildi mi?

İçindeki yolcuların vizesi var mı?

Varsa hangi ülkeye?

Gemide bulunan İslami Hareket üyelerinin sorumluluğu da Türk devletine mi ait?

Aynı şekilde Türkiye’deki Kürtlere yardım için bir gemi çıksa ne yapacaksınız?

Hele hele aynısını İsrailli bir yardım kuruluşu yapsa, gemileri yola çıkartsa?

Türkiye PKK’yla savaşırken Ordu’yu engelliyorsun, barış istiyorsun da…

Filistin ve İsrail zaten barış görüşmesi yaparken, neden provokatörlük yapıp barışı sabote ediyorun?

Şehitlerimizi savunmak için neden kılın kıpırdamıyor da Gazze için yeri göğü inletiyorsun?

Ordu Kuzey Irak’a girmesin diye daha dün yırtınıyordun unuttun mu?

Ordu Irak’a diyenleri provokatörlükle suçluyordun, ABD ile ilişkilerimizi bozmayız diyordun.

Ordu Ermenistan’ın işgal ettiği Karabağ’a da müdahale edemiyor, ettirmiyorsun…

Sen Karabağ’ı işgal eden Ermenistan’la barış görüşmesi yapan iktidarsın.

Gazze için bu heves ne ?

Ve Tayyip’i destekleyen avanaklar…

Savaşa odun taşıdığınızı…

Povokatör’e alet olduğunuzu…

Görmüyor musunuz ?

Okumaya devam edin ‘Tayyip’i destekleyenlere sorular’

07
Haz
10

Gemidekilerin ölüm emrini Tayyip Erdoğan verdi !

AKP  ve  Tayyip  Erdoğan’ın  İsrail  dostluğu

Ulusal  Parti Genel Başkanı Gökçe Fırat Çulhaoğlu

Ulusal Parti Genel Başkanı Gökçe Fırat Çulhaoğlu 2 Haziran 2010’da İstanbul İl Merkezinde basın açıklamasını yaparken. Solda İstanbul İl Başkanı Nizamettin Aydın, sağda Genel Başkan Yardımcısı Cafer Özsoy.

Pazartesi günü Gazze’ye giden “insani yardım” gemilerine baskın yapan İsrail Ordusu, içlerinde Türk vatandaşları da bulunan 9 sivili öldürdü. Olay nereden bakarsak bakalım, uluslararası hukuka, insan haklarına, kamu vicdanına aykırıdır ve kabul edilemez. İsrail’in kuruluşundan bu yana gelenek haline getirdiği şiddet ve katliam politikasının devamıdır.

Ancak son gemi olayı çok daha karmaşık bir olaydır ve dikkatli ele alınmalıdır. Olay uluslararası büyük organizatörler tarafından planlanan “Yeni Türkiye” projesi kapsamında ele alınmalıdır.

Öncelikle İsrail’e karşı çıkışlarıyla gündeme gelen AKP’nin de Tayyip Erdoğan’ın da değil İsrail karşıtı olmak bizzat İsrail Mamulü (Made in Israel) birer politik figür olduklarını görmemiz gerekir.

ABD desteği ile kurulan AKP yine aynı destekle hükümet yapılmıştır. Ve AKP’nin kuruluşuna da hükümet yapılmasına da ABD kadar aynı zamanda İsrail devleti, İsrail Lobisi ve MOSSAD büyük destek vermiştir.

Nitekim Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir hükümetin ve hiçbir liderin yapamadığını AKP ve Tayyip Erdoğan yapabilmiştir, Türk tarihinin en yakın İsrail dostluğu AKP dönemine denk düşer.

Şimdi İsrail’e katil devlet diyen Tayyip Erdoğan, bu katil devletin en büyük katili olan Şaron’un elini sıkan tek Ortadoğuludur. İsrail liderlerinin elindeki kan Tayyip Erdoğan’ın da eline bulaşmıştır.

Tayyip Erdoğan’lar şimdi rest olarak İsrail’le olan askeri tatbikatları iptal edeceklerini söylemektedir ama bu bile Tayyip Erdoğan hükümetinin askeri alanda bile İsrail’le işbirliği yaptığını ortaya koymaktadır.

Sadece askeri alanda değil özellikle ekonomik alanda İsrail’le AKP arasında büyük dostluk vardır. Türk KİT’lerinin İsrail sermayesine satışı da bizzat Tayyip Erdoğan tarafından sağlanmıştır.

İsrail  karşıtlığı  bir  rol

Peki İsrail’le arası bu kadar iyi olan Tayyip Erdoğan neden bir anda İsrail karşıtı bir lidere dönüşmüştür?

Bu soru son derece önemlidir ve bilelim ki bu Tayyip Erdoğan’ın kendi seçimi değildir. Çünkü Tayyip Erdoğan kendi iradesi ile hareket eden bir lider değil, kendisini yönlendiren danışmanları tarafından hareket ettirilen birisidir.

Bu nedenle son 1 yılın İsrail karşıtı politik yönelimi de önceden çizilmiş bir senaryonun parçasıdır. Tayyip Erdoğan ise bu filmde, belagatini konuşturan, artistlik yeteneğini gösteren bir oyuncudur.

Planı çizenler Türkiye’ye AKP’nin gelişini kotaranlardır ve aynı ekip şu anda da AKP’siz bir Türkiye planlamaktadır.

Tayyip Erdoğan,  ABD  tarafından   üzerinin  çizildiğini  gayet  iyi  bilmektedir.

Bu nedenle danışmanlarının önerilerine artık çok daha açık bir haldedir.

Okumaya devam edin ‘Gemidekilerin ölüm emrini Tayyip Erdoğan verdi !’

07
Haz
10

PKK’dan iç savaş çığlıkları

PKK  terör  eylemlerini  daha  geniş   bir  coğrafyaya  yaymaya  çalışıyor.

Hatay  üzerinden  Akdeniz’e,  Tunceli  ve  Maraş üzerinden  İç  Anadolu’ya,  Tokat  ve

Giresun  üzerinden  ise  Karadeniz’e  girmek  istiyor.

——————————————————————————————————————————————————————————————-

İskenderun’da  Deniz  Kuvvetleri’ne  İsrail  mi  saldırdı ?

AKP İskenderun’daki saldırının ardında İsrail
olduğunu iddia ededursun Emine Ayna saldırıyı
sahiplendi üstelik terör eylemlerinin tüm Türkiye’ye yayılacağı tehdidinde bulundu.

İskenderun’da Deniz Kuvvetleri’ne bağlı Deniz İkmal Komutanlığı’na yönelik PKK saldırısında 7 askerimiz şehit düştü. Ama Gazze’ye giden gemilere yönelik İsrail saldırısı nedeniyle İskenderun’da yaşanan bu terörist saldırı unutuldu gitti.

4 Türk’ün öldüğü Gazze yardım gemileri için dünyayı ayağa kaldıran AKP, 7 askerimizin şehit düştüğü bu saldırıyı geçiştirmeye kalkıştı. Hatta daha da ileri gittiler, olayın ardında İsrail olduğunu söylediler ve PKK’nın adını bile ağızlarına almadılar. AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik şu açıklamayı yaptı:

“Bir başka terörist saldırı maalesef İskenderun’da askeri birliğimize yapılmıştır. Yapılan bu saldırıyı nefret ve şiddetle kınıyoruz. Bu iki saldırının eş zamanda olmasının tesadüfi olmadığını düşünüyoruz.”

Hüseyin Çelik aklı sıra iki saldırının bir tesadüf olmadığını söyleyerek PKK’yı sorumlu tutmuyor, suçu İsrail’in üstüne atıyor.

Halbuki Çelik bu açıklamaları yaptığı sırada PKK saldırıyı çoktan üstlenmişti. Hatta 2 gün sonra aynı yerde bir saldırı daha gerçekleştirdiler.

AKP bunu da görmek istemedi.

İşin ilginci, AKP’yi devirecek lider olarak ortaya çıkan Kılıçdaroğlu da bu meselede AKP’yle aynı tavrı aldı. O da İskenderun’daki saldırının ardında İsrail olduğu propagandasına girişti ve böylece PKK’nın sorumluluğunu görmezden geldi. Zaten Dersim isyanında Atatürk’ü suçlu bulan, genel af ilan ederek Apo’yu da serbest bırakacağını söyleyen Kılıçdaroğlu’ndan PKK’yı kınamasını bekleyemezsiniz. Bakın, aynen BDP’liler gibi, iş PKK’yı kınamaya geldi mi, nasıl da konuyu değiştirip kıvırıyor!

İran’dan  öğrenin :  Asıl  askeri  tehdit  Kürt  bölücülüğü !

İskenderun saldırısının böyle üzerinin örtülmesi şu soruyu gündeme getiriyor: Türkiye’yi askeri olarak asıl tehdit eden kim?

Kürt ölücülüğü mü, İsrail mi?

Şüphesiz İsrail Ortadoğu için de Türkiye için de büyük tehdit. Ancak en büyük tehdit size silahını doğrultmuş olandır. Bu stratejik gerçeği en iyi bilenin İran olduğu geçtiğimiz günlerde ortaya çıktı. Nasıl mı?

Herhalde İran’ın İsrail karşıtlığını kimse sorgulayamaz. Ahmedinejad’ın ne kadar İsrail karşıtı olduğunu tüm dünya biliyor. Üstelik, Tayyip gibi Davos’larda esip gürleyerek değil gerçekten İsrail karşıtlığı yapıyor. Bırakın AKP gibi İsrail’le askeri tatbikatlar yapmayı, ticaret ortağı olmayı, İran İsrail’in baş düşman ilan ettiği bir ülke. Hatta İsrail şu günlerde ABD ile birlikte Basra Körfezi girişinde tatbikatlar yapıyor. Hedefin İran olduğunu da belirtmekten kaçınmıyor.

Peki İran, İsrail kendisine karşı savaş tatbikatı yaparken ne yapıyor?

Tayyip gibi İsrail’e atıp tutuyor mu ?

Yani öncelikli tehdit olarak İsrail’i mi görüyor ?

Hayır.

Bölücü Kürt terörünün asıl büyük tehdit olduğunun bilincinde, PJAK ile savaşıyor.

Hatta Tayyip Filistin’e giderken ölenler için ağlayıp PKK’nın şehit ettiği Mehmetçikleri unuturken, aynı günlerde İran Kandil Dağı’nda PJAK kamplarına baskın düzenliyor !

Anlayacağınız Tayyip Türk Ordusu’nu İsrail’e göndermeye çalışırken İran kendi ordusunu Kandil’e Kürt örgütlerine karşı gönderiyor.

En büyük ve öncelikli tehdidin Kürt bölücülüğünden geldiğini biliyor çünkü…

PKK  terörü  arttı

Kılıçdaroğlu ve AKP İskenderun’a yönelik saldırının aslında İsrail tarafından yapıldığı yalanını atadursun, PKK’lılar saldırıyı açıktan savunmaya başladı bile.

Örneğin BDP’li Emine Ayna şu açıklamayı yaptı:

“Ben İskenderun’da gerçekleşen eylemden şunu okudum. Artık bu savaş sadece Kürdistan’da olmayacak. Bu mudur hükümetin, Başbakan’ın istediği? Bu savaşın bütün Türkiye’ye yayılması mıdır? Zevk mi alıyor insanların ölmesinden, haklarının ihlal edilmesinden? Nedir derdi? Yeter artık. Bir çağrı yapıyorum herkese. Kürdüne, Türküne herkese çağrı yapıyorum: Öyle görünüyor ki, bundan sonra bir savaş gelişirse geçirdiğimiz 30 yıl gibi olmayacak.”

Emine Ayna’nın bu açıklamasını çok iyi anlamak gerekiyor.

Birincisi PKK’nın İskenderun saldırısını açıktan sahiplendiğini gösteriyor.

İkincisi, PKK’nın bölücü terörist saldırılarının sadece “sözde Kürdistan”da yani PKK’nın güçlü olduğu Doğu ve Güneydoğu’daki kimi illerle sınırlı kalmayacağını söylüyor.

Bu PKK’nın Türk milletine açık bir tehdidir.

Okumaya devam edin ‘PKK’dan iç savaş çığlıkları’




İstatistikler

  • 2.304.234 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Haziran 2010
P S Ç P C C P
« May   Tem »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
282930  

En fazla oylananlar