08 Haz 2010 için arşiv

08
Haz
10

Yeni Osmanlı ve 1. RECEP

Tarihten  ders  almayanlar,

tarihin  acı  tokadından

kurtulamazlar….

——————————————

Bugün :

“Hamas  terör  örgütü  değildir !”

“Kudüs’ün kaderi İstanbul’un kaderinden, Gazze’nin kaderi Ankara’nın kaderinden; Ramallah’ın, Refah’ın, Hanyunus’un, Beytüllahim’in kaderi Konya’nın kaderinden ayrı değildir!”

diyen  RECEP BEY,  yarın  da ;

“PKK  terör  örgütü  değildir !”

“Türk  bayrağı  Filistin  bayrağından;  Atatürk  Yaser  Arafat’tan   farklı  değildir”

derse  şaşıracak  mısınız ?

Sizi  bilmem  ama,  ben  asla  şaşırmayacağım !

Çünkü ;

Anladığım kadarıyla Recep Bey’in kafasındaki yeni devlet modelinde “ULUS DEVLET” anlamında bir “VATAN” kavramı değil, özerklikler tanınmış EYALETLER ve “DİNSEL AİDİYET” esastır.

ULUS değil ÜMMET olmak önemlidir.

Durum böyle olunca KUDUS’ÜN kaderiyle İSTANBUL’UN kaderi haliyle birbirinden farklı olmayacaktır…

Nasılsa ikisi de Müslüman ya !…

Recep Bey’in 2002′den beri attığı bazı adımlar bu tezi doğrulamaktadır.

Şöyle  ki:

2001′de Amerika’da “BOP EŞ BAŞKANI” olduğunu açıklayan,
2003′de ABD’NİN IRAK İŞGALİNE ve ANADOLU’DAN IRAK’A SEVKİYAT YAPMA İSTEĞİNE yeşil ışık yakan,
2004′te ve 2005′de YAHUDİ CESARET ÖDÜLÜ alan,
2008′de ERGENEKON TERTİBİYLE yurtseverlerini tasviye eden,
2009′da KÜRT AÇILIMI’YLA, “TERÖRLE MÜCADELE” YERİNE “TERÖRLE MÜZAKERE” SÜRECİNİ başlatan,
2010′da BAŞKANLIK SİSTEMİ’Nİ TARTIŞMAYA açan,
2010′da MAVİ MARMARA OLAYI SONRASINDA İSRAİL’E BAĞIRIP ÇAĞIRARAK 2. KEZ (ilki One Minute Olayı) ARAP DÜNYASI’NDA KAHRAMANLIĞINA soyunan

Recep Bey’in planı (tabi ki evdeki hesap çarşıya uyarsa);

ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi (BOB) çerçevesinde kurulması planlanan YENİ OSMANLI’NIN yeni PADİŞAHI olmaktır:

I. RECEP BEY… “Padişahım çok yaşa!…”

Türkiye’de son yıllarda iyice hızlanan KARŞI DEVRİM’İN nihai amacı, Atatürk’ün PADİŞAHIN KULLARI olmaktan kurtarıp BİREYLEŞTİRDİĞİ insanmızı yeniden kul’laştırmaktır.
BOB çerçevesinde kurulması planlanan YENİ OSMANLI sizin düşündüğünüz gibi “klasik bir Osmanlı” olmayacaktır.

Bu Osmanlı Fatih’in, Yavuz’un, Kanuni’nin Osmanlısı değil, V. Murat’ın, Vahdettin’in Osmanlısı olacaktır.

Bu  Osmanlı,  tıpkı  Osmanlının  son  iki  yüzyılındaki  gibi,  “dışa  bağımlı”,  “kontrol

altında  tutulan”  ve  büyük  güçlerin  Orta  Doğu’daki  “taşeronluğunu”  yapan  bir

OSMANLI olacaktır…

Değişen  tek  şey :

O  zamanki  İngiliz  taşeronluğunun  yerini,  şimdi  ABD   taşeronluğu  alacaktır….

Bu  kadar  basit…

Şimdi anlıyor musunuz Recep Bey’in neden ARAP FATİHLİĞİ’NE soyunduğunu…

Okumaya devam edin ‘Yeni Osmanlı ve 1. RECEP’

08
Haz
10

İslamcı hassasiyet

İSLAMCI hassasiyet ulusal çıkarlara dahil değildir!

Bu nedenle, Gazze seferi ve şamatası AKP iktidarının göstermeye çalıştığı gibi bir ulusal sorun değil, bizzat kendisinin, Milli Görüş’ün Saadet Partisi’nin ve bazı tarikatların dinsel saplantısının dışavurumudur.

Başbakan, ülkenin çıkarlarına aykırı söylediği, “Kudüs’ün kaderi İstanbul’dan, Gazze’nin kaderi Ankara’dan ayrı değildir” (Taraf, 05.06.2010) cümlesinin hesabını asla veremez. Bu cümle, İran’ın Humeyni devriminden önce İsrail’in düşmanı olmadığını, Türkiye’nin son günlerde İran’ın yoluna girdiğini söyleyen İsrail’in dışişleri bakanını haklı çıkarmaktadır.

‘DÖNECEK  YERİM  YOK’

2001 yılı mayıs ayında Telaviv’de, solda yer alan Meretz Partisi’nin Başkanı, eski Eğitim Bakanı Yossi Sarid’le uzun uzun söyleşmiştik. (Bak: Özdemir İnce, “Gördüğünü Kitaba Yaz”, Doğan Kitap, s. 109) Yossi Sarid’in şu sözünü hiç unutmadım:

“Benim ailem bundan yetmiş yıl önce Polonya’dan İsrail’e geldi. Bu topraklardan kovulunca onların geri dönecek bir yerleri vardı. Ben burada doğdum. Benim geri dönecek bir yerim yok. Üstelik bir aylık bir dedeyim. Artık çocuklarımızın, torunlarımızın geçmişleri bu topraklar üzerinde.”

İsrail konusunda söz almak isteyen, İsrail’in işlerini, eylemlerini, tepkilerini anlamak ve değerlendirmek isteyen herkes Yossi Sarid’in yukarıdaki sözlerini hiç aklından çıkartmamalıdır. Çünkü her İsrail vatandaşı Yossi Sarid gibi düşünmektedir.

FİLİSTİNLİLER  SATTILAR

İsrail’in kurulmasının yasallığını tartışmayı bir yana bırakmak zorundayız.

İsrail  devletini  kuranlara  topraklarını  sen,  ben,  biz  satmadık.

Bizzat  Araplar,  Filistinliler  sattılar.

Ama Arap devletleri ve halkı Müslüman olan devletlerin çoğunluğu 1948’den bu yana İsrail devletini resmen tanımadılar.

Barışı sabote eden olgu budur.

AKP hükümetinin eğer Arap devletleri nezdinde herhangi bir etkisi ve itibarı varsa, yapacağı ilk iş, Arap devletleri ile öteki Müslüman devletleri İsrail’i tanımaya ikna etmek olmalıdır.

Başta İran ve Gazze’nin Hamas yönetimi olmak üzere Arap ve Müslüman devletler İsrail’i ortadan kaldırmak, denize dökmek ideallerinden vazgeçmiş değiller.

Türkiye’den insani (İslami) yardım götüren kafilenin lideri durumundaki kişi (İHH Başkanı Bülent Yıldırım) amaçlarının on yıl içinde İsrail’i toptan abluka altına almak olduğunu gizlememektedir.

Böyle bir durumda İsrail’in nasıl davranması beklenmektedir ?

Okumaya devam edin ‘İslamcı hassasiyet’

08
Haz
10

İsrail üzerinden mesaj verenler

Şu  manzarayı  unutmam !..

Taksim’e toplanan bindirilmiş kıtalar, “anıtın” tepesine tırmandılar!..
Kurtuluş Savaşı kahramanlarını temsil eden anıta…
Atatürk’ün üstüne, Filistin Bayrağı örttüler!..
Bunların derdi Filistin’in çok ötesindedir…
Verdikleri mesaj budur…
Meydan okunan, gövde gösterisi yapılan, İsrail’den çok Atatürk Cumhuriyetidir…

Geminin içinde öyle tipler vardır ki, iktidar müteahhitlerinin çıkardığı yayın organlarında Cumhuriyet Devrimlerine açık açık saldıran..
PKK, Kürtçü bayraktarlık yapan tiplerdir bunlar…

Bu gemi seferi irdelenemiyor !..

Çünkü arkasında iktidar gücü var…

Konuyu irdeleyecek olan basının da patronları ya esir ya teslim konumunda…

Bu yüzden sorulamıyor, “Siz bu seferin sonunu bile bile neden bunları gönderdiniz” diye…

Ölenlere bakın!..
Sade ve saf, “inanmış-militan” kimselerdir.

Yardım heyetinde, “Şehit olmaya gidiyoruz” diye yola çıkmış bir kitle…

Ve  ölenlerin  kimlik  yapısı…

Şehit  olma  amaçlı  kamikaze  seferinde  liderlerden  yara  bere  alan  yok.

Çok   şükür,  “komutanlar”  dimdik  ayakta…

Tam  gaz  meydan  okumayı  sürdürüyorlar…

Ölenler ??!

19 yaşındaki lise öğrencisi, okulu tatilde bile değilken, gemi kadrosuna alınıyor.

Babası, Kayseri’de bir üniversitede öğretim üyesi.

Adam, bu mensubiyeti doğal karşılıyor.

Tekrarlayayım, öğretim üyesiymiş…
Kadın, bebeğini “oraya taşımayı” marifet gibi anlatıyor.

Aklı başında olan “neyin ne” olduğunu biliyor ama sorgulayamıyor, çünkü “mahalle baskısı” ağır!..

“Gazze seferi” buram buram “Türkiye’yi bloke etme niyeti-mesajı” kokuyor.

İsrail’den yenilen darbeyi Türkiye’de koltukları bloke etme rantına çevirme gayreti tavan yapıyor.

İktidarın elinde “dokuz ölümlü” bir ağır dosya var…

Cemaate “Şehit oldular, mutluyuz” açıklamaları verdirilip dosya lehte kullanılıyor !..

Okumaya devam edin ‘İsrail üzerinden mesaj verenler’

08
Haz
10

Dış Politikayı İç Politikada Kullanmak : Türkiye Savaşa mı Sürükleniyor ?

Sevgili okurlarım, dünya büyük bir değişim ve kapitalist sistemin yarattığı büyük bir bunalım içinde.

Ortadoğu bölgesi ve bölgedeki savaş, dünyanın bu hızlı değişiminden, kapitalizmin büyük bunalımından en çok etkilenecekler arasında.

Ortadoğu ve buradaki savaş nereye gidiyor?

ABD Dışişleri Bakanı Rice’ın daha seneler önce ifade ettiği gibi bölgede sınırlar değişecek mi?

Türkiye bu süreçten nasıl etkilenecek?

Bu soruların yanıtları ne “günlük çıkarlara odaklı işportacı mantığıyla”, ne stratejik derinlik taşıdığı öne sürülen, ama içi bir türlü doldurulamayan “komşularla sıfır sorun” politikasıyla verilebilir.

Hele hele, ırkçı, dinci ya da milliyetçi, mezhepçi tepkilerin, popülizmi ve halk dalkavukluğunu körükleyen mantığıyla hiç verilemez.

Bu soruların yanıtlarını bulmak için, tarih, siyaset, sosyoloji ve ekonomi bilimlerinin ışığında dünyayı ve Ortadoğu’yu iyi irdelemek gerekir.

Ama önce, Ortadoğu savaşı bağlamında, Türkiye’nin bu konudaki dış politikasının, iç politikada malzeme olarak kullanılmasının çok tehlikeli bir strateji olduğunu ve ülkeyi savaşa sürükleme riski taşıdığını belirtmek istiyorum.

Bu riski abarttığımı düşünenler olabilir.

Ama daha şimdiden bir yardım gemisinde dokuz canımızı yitirdiğimiz düşünülürse…

Başta AKP iktidarının sorumluları olmak kaydıyla, hemen hemen herkesin “Biz böyle bir şey beklemiyorduk, çok şaşırdık…” diyerek öngörüsüzlüklerini ve tedbirsizliklerini açıkladığı anımsanırsa…

Türkiye’nin AKP iktidarının önderliğinde bir savaşa sürüklenme tehlikesi ile karşı karşıya olduğu riski açıkça ortaya çıkar.

Okumaya devam edin ‘Dış Politikayı İç Politikada Kullanmak : Türkiye Savaşa mı Sürükleniyor ?’




İstatistikler

  • 2.309.441 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Haziran 2010
P S Ç P C C P
« May   Tem »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
282930  

En fazla oylananlar