29
Kas
11

Ben özür dilemiyorum..!!!

Tarih   23  Aralık  1930

23 Aralık sabahı Derviş Mehmet adında bir gerici, yobaz sürüsüyle birlikte ellerinde baltalar, bıçaklar ve hançerlerle birlikte Menemen’e girer.

Aslında 107 kişilik teşkilatı ile önceden planlıdır. Mehti olduğunu ve 70 bin kişilik halife ordusunun da yakında geleceğini bildirir.

Camiden  yeşil  bayrağı  alarak  halkı  isyana  çağırır..

Kendilerine  karşı  gelen  öğretmen  Kubilay’ı  öldürürler.

Ölmeden  önce  boğazına  geçirilmesi  için  Hayımoğlu  Jozef  adındaki  bir  Yahudi  esnaf  yağlı  urgan  getirir.   Ve  hep  birlikte  el  ele  vererek  Türk  Devriminin  yeni  öğretmenini  öldürürler.

Katlederler  Kubilay’ı…

Derviş Mehmet, Kubilay’ın başını kesip bir sırığa takar..

Bununla  da  yetinmez..

Kanını  içer..

Bu  elim  olay  karşısında  bütün  ülke  yasa  boğulur.

Atatürk   sinirlenir   ve   Balıkesir’den   seslenir :

“Gericilerin   varlığını   müsamaha   ile   karşılayanlar,  

Menemen’de   Kubilay’ın   başı   kesilirken   kayıtsızca  

seyretmeye   tahammül   edenlerle   ve   hatta  

alkışlamaya   cesaret   edenlerle   birdir.”

Olaya  derhal  müdahale edilir,   Derviş  Mehmet  ve  hempaları  ile  çatışmaya  girilir.

Derviş Mehmet adlı terörist çatışmada öldürülür.

Adamları ise çok geçmeden yakalanır..

Köylüler, Derviş Mehmet adlı teröristin adamlarına bir tokat gibi şu soruyu sorarlar :

“Biz Milli Mücadelede köyünüze geldiğimizde Yunan Menemen’i kan gölüne çevirmişti.

Ezan susmuştu..

Yunan askerleri süngülerine takılmış Türk çocuklarıyla eğlence yapmışlardı..

Ezan sesleri gitmiş, çan sesleri gelmişti..

O zaman bize katılmanızı istedik, “Menemene baskın yapalım” dedik..

Siz ise bize “Mehti çıkmadan düşmana kurşun atmayız” dediniz.

Ve gavur varken Menemeni basmadınız..

Şimdi Menemen’de gavur yok..

Çan sesleri yok..

Papazlar yok..

Çan sesleri yerine ezan sesleri geldi..

“Din elden gitti” diye naralar atarak Menemen’i neden şimdi bastınız?

Papazlar gidince mi din elden gidiyor?    Ve mehti   “çıkıyor”..

Bu  mehti  nasıl  bir  methi ?”

Bu soruların karşısında suskun kalan yobazlara yine aynı köylüler şu sözü söyleyerek son noktayı koyar:

“9 Eylülde İzmir’de biz düşmanı denize döktüğümüzü sanıyorduk..

Meğer düşman bu yobazlar yerlerine vekil bırakmışlar.

Korkarım ki, düşman ruhunu bu yobazlara yükleyip de gitmiştir.

Eğer bir gün bu yobazlar iktidar olursa, biliniz ki işimiz bitmiş olacaktır”

Ardından, sağ kalanlardan suçlu bulunan yobazlar Mustafa Muğlalı Başkanlığında kurulan bir Mahkeme ile asılır..

Ancak bu sıradan bir olay değildir..

Olayın gerisinde ilginç detaylar vardır.

Olaydaki yobazlardan Giritli İbrahimoğlu İsmail, Giritli Alioğlu Hasan ve Mehmet Emin adındaki failler “Hüsnüyadis” ile kardeş çocuklarıdır.

Hüsnüyadis ise; Manisayı Yunanlılara teslim eden ve Türklerin katledilmesine neden olan Damat Ferit Hükümetinin Valisi Hüseyin Hüsnü’dür..

Hüseyin Hüsnü’nün daha çok Rumları ve işgalcileri kayırması nedeniyle Türkler ona “Hüsnüyadis” Lakabını takmışlardır..

Hüsnüyadis, Kurtuluş Savaşından sonra Yunanistan’a kaçmış ve Hristiyan olmuştur..

Kuzenleri ise Derviş Mehmet adlı teröristin ortaklarıdır.

Yunan işgalinde Manisa Valisi Hüseyin Hüsnü Yunan Komutana giderek şu sözlerle teşekkürlerini bildirmiştir..

“Bizi Milliyetçilerden kurtardığınız için teşekkür ederiz” Milliyetçiler dediği de Kuvayı Milliye askerleridir.

Aradan 80 yıl geçer.

Menemen’de o gün katillere o soruları soranların korkuları gerçekleşmiş gibidir..

“Korkarım  ki,  düşman  ruhunu  bu  yobazlara  yükleyip 

de  gitmiştir.

“Eğer bir gün bu yobazlar iktidar olursa, biliniz ki işimiz bitmiş olacaktır” diyen köylüler sanki haklı çıkmış gibidirler..

Çünkü  bir  söylenti  dolaşır  dillerde.

Bazı internet sitelerinde AKP ‘nin kurucusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, Derviş Mehmet’in torunlarından olduğu söylenir.

Ayrıca Derviş Mehmet’in adamlarının da Hüsnüyadis ile kuzen olmaları bir tesadüf değildir.

Köylüler  sanki  haklı  çıkmıştır..

Önce Atatürk’e ve arkadaşlarına saldırılar başlar..

Okullardan adı silinmek istenir..

İnönü’yü bıyığından dolayı Hitler’e benzetirler..

Milli Mücadeleye saldırılar. Ardından Menemen olayında Mahkeme Başkanı Mustafa Muğlalı’nın adının verildiği kışlada tabela indirilir ve hafızalardan kazınır.

Oysa Mustafa Muğlalı sadece Kubilay olayında gerici teröristleri asan bir subay değil, 1912–1913 yıllarında Balkan Savaşı’na, 1914–1918 yıllarında Birinci Dünya Savaşı’na ve ardından 1920-1922 yıllarında Kurtuluş Savaşına katılmış bir Subaydır..

O insanlar yaptıklarından hiç pişman olmadılar.

Türkiye Cumhuriyetini kurtardılar..  Kurdular.

Özür dilenecek bir şey yapmadılar.

Bu gün bunlar unutulmuş ve unutturulmuştur.

Ve bu gün unutulmuşluğun yerini özürler almıştır.

Tarih yanlı ve yanlış bir şekilde deşelenir. Hükümet lehine propaganda amaçlı kullanılır.

Yobazlara  satılır  satırlar.

İhanetler, İsyanlar ve İşbirlikler, Satılmışlıklar ülkesine dönmüştür memleket.

Tüm  bu  garabetler  içinde  kim  ne  özür  dilerse  dilesin..

Ben  de  özür  dilemiyorum..

Çünkü Jozef Hayım’ların, Hüsnüyadis’lerin ve Derviş Mehmed’lerin izinden değil, Kubilay’ın ve Mustafa Kemal’in izinden gidiyorum..

Yazar :  Aydın KELEŞOĞLU

KEMALİST  GENÇLİK


0 Responses to “Ben özür dilemiyorum..!!!”



  1. Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s


İstatistikler

  • 2.260.076 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Kasım 2011
P S Ç P C C P
« Eki   Ara »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
282930  

En fazla oylananlar


%d blogcu bunu beğendi: