30
Kas
11

Bu zulüm artık sona ersin, Meclis seyirci kalmasın..!!!

CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay “içeride” 1000 günü doldururken  “Biz  de  Ankara’da  zulümhanedeyiz”  diyen eşi Gülşah Balbay siyasetçilere  “Bu  zulüm  artık  sona  ersin,  Meclis  seyirci  kalmasın”  diye  sesleniyor.

Yıllardır basının önüne çıkmayan Gülşah Balbay, eşinin tutukluluğunun bininci gününde suskunluğunu bozdu.

Gülşah Balbay’a sorularımız ve yanıtları şöyle :

– Bininci  günde  neler  hissediyorsun,  neler  düşünüyorsun ?
– İnsan doğasının bir gün bile kaldıramayacağı, katlanamayacağı bir yerde eşim bininci gününü tamamladı. Savunmasını yaptı, savcının tüm tezleri çürütüldü, buna rağmen karar verilmedi ve 1000 gündür tutuklu. Silivri toplama kampında tek kişilik hücrede. Buna katlanmak, dayanabilmek mümkün değil. Eşim sekiz adıma bir adım hücrede. Tuvaleti, banyosu içinde, koşulları çok ağır. Havalandırmada da tek başına. Tecritte 275 gün deniyor, ama bu tecrit rakamı eksik. İlk gözaltına alındığında da 1.5 ay tek başına kaldı. Cezaevinde ayrıca ceza verdiler ona. Bir anne, eş olarak, ülkesini seven bir yurttaş olarak bu zulmün sona erdirilmesini istiyorum. Hukukun üstünlüğüne olan inancımı her şeye rağmen yitirmedim. İzmirli seçmenlerin seçtiği birinin 1000 gündür tutuklu kalmasına Meclis’in de seyirci kalmaması gerekir. Meclis’e görev düşüyor. İlgili yasa maddesindeki bir cümlelik değişiklik için neden hâlâ bekleniyor? Siyasilere sesleniyorum: Şikeyle ilgili yasa değişikliği 1 günde tamamlandı, 3 yıldır eşimin tutukluluğuyla ilgili bir adım atılmadı. Bu zulmün en kısa zamanda sona erdirilmesi Türkiye’nin yaşamış olduğu gergin havanın sona ermesi bakımından da çok olumlu olacaktır. İleri demokrasinin gerçekleşmesi için de büyük bir adım olacaktır.

– Başbakan  Yardımcısı  Arınç’ın  açıklamalarını  nasıl  karşılıyorsun ?
– Samimi bulmuyorum. Meclis’in çoğunluğu onlardayken hâlâ bir adım atmamış olmaları inandırıcılıklarını kaybettiriyor.

– Çocuklarla  birlikte  gittiğiniz  bir  görüş  gününü  anlatır  mısın ?
– Açık görüşlere üç kapıdan aranarak giriyoruz. Çocuklar da aranıyor ayakkabılarına kadar, ayakkabılarının içi aranıyor. Sonunda masalar, üzerinde saten örtüler, ortada plastik çiçekler olan bir salona giriyoruz. Bu salonda başımızda en az bir gardiyan bulunuyor. Oğlum bir oyuncak dahi sokamıyor. Beraber bir oyuncakla oyun imkânı yok. Araba sokmak falan yasak. Kızım kendi defterlerini götürmek, okulda yaşadıklarını, öğrendiklerini göstermek istiyor, yasak. Hiçbir şey paylaşamıyoruz. Bol bol birbirimize sarılıyoruz. Ayrı kaldığımız günlerin acısını gidermeye çalışıyoruz. Sevgi depoluyoruz. Bazen hiç konuşmadan birbirimize sarıldığımız zamanlar oluyor. Çocukların biri bir kolundan, diğeri bir omuzdun sarılıyor, babayı bırakmak istemiyorlar.

– En  zoru  ayrılış  anı  değil  mi ?
– En kötüsü ayrılırken, eşimi orada bırakırken oluyor. “Görüş bitti” diye gardiyan sesleniyor, oğlum Deniz “Zil çaldı, gitmelisin baba” diyor. Bazen de görüş sırasında ağlıyor. Babasının iki kolundan tutup, “kalk, hadi” deyip bizi çıkış kapısına götürüyor, çıkış kapısına kadar gidiyoruz. Mustafa, “Oğlum ben gelemeyeceğim, annen seni gezdirsin, gene getirsin” diyor. Oğlum donuk oluyor, kızım ağlıyor. Dönüş yolunda da çocukların ağzını bıçak açmıyor. En acısı ayrılırken, orada bir kere daha eşimi bırakmış olmanın verdiği yara…

– Balbay  milletvekili  seçildikten  sonra  tahliye  edilmeyince  ne hissettiniz ?
– Seçimlerden sonra eşimin çıkacağını ümit ediyorduk. O gelecek diye hazırlıklar yaptık evde, yemekler hazırlandı. Seçim gecesi bekledik, ikinci, üçüncü gün bekledik, bir haftayı geçince uzayacağını kabullendik. Çok büyük yıkım oldu. Özellikle kızım çok büyük hayal kırıklığına uğradı, çok etkilendi. Kızım, artık “Babam ne zaman dönecek” diye sormuyor. Bana inanmıyor, “bir hafta, iki hafta sonra, bayramda, yılbaşında…” diyorduk ve bugüne kadar çıkmadı. Yağmur artık inanmıyor. Bu beni çok yaralıyor.

– Bu  süreçte  iki  çocukla  çalışamadın  da…  Kendini  hiç  yalnız  hissettin  mi ?
– Daha önce hiç tanımadığım insanlardan inanılmaz sıcaklıklar gördüm, yalnızlığımı onlarla aştım. Sayın Kılıçdaroğlu kol kanat gerdi, CHP’liler hep yanımızda oldu. Cumhuriyet gazetesi yanımızda oldu. Ergenekon mağduru olarak iş bulmam çok zordu, çalışamadım. Çocuklarıma sarıldım. Çocuklarımla dimdik ayakta durmaya çalıştım. Onlara hem anne, hem baba olmaya çalıştım. Bu dönemi hasarsız atlatmaları için çaba gösterdim. Eninde sonunda babamız dönecek, sizleri sağlam, sağlıklı, iyi bulmalı, dedim.

– Mahpusta  yatacak  olanların  eşlerine  neler  öğütlersin ?
– Başları dik olsun, en şerefli günlerini yaşıyorlar. Çocuklarına şerefli bir soyad bırakıyor babaları. Tam bir cumhuriyet kadını olarak dik başlı olmalılar.

http://www.ilk-kursun.com/haber/88388


0 Responses to “Bu zulüm artık sona ersin, Meclis seyirci kalmasın..!!!”



  1. Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s


İstatistikler

  • 2.272.773 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Kasım 2011
P S Ç P C C P
« Eki   Ara »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
282930  

En fazla oylananlar


%d blogcu bunu beğendi: