08 Nis 2012 için arşiv

08
Nis
12

Yunus Gibi

“Gitti   beyler   mürveti,   Binmişler  birer   atı

Yediğü   yoksul   eti,   içtiği   kan   olısar”

Yunus  Emre,    “Ahır   Zaman” /   “mürvet”

(yiğitlik)”,   “olısar”  (olmuştur)

Kıran   vurdu   memleketi

Zalimler   hakan   olmuştur

Yedikleri   yoksul   eti

İçtikleri   kan   olmuştur

Kula   kulluk   etmeyenin

Vicdanını   satmayanın

Haram   lokma   yutmayanın

Mekânı   zindan   olmuştur

Yalan  dolan  yazıp  çizen

Kudretliye   övgü   düzen

Dün   dinsizim   diye   gezen

Bugün   Müslüman   olmuştur

Emeksiz   zengin   olanın

Kitapsız   bilgin   olanın

Sermayesi   din   olanın

Rehberi   şeytan   olmuştur

Haramisi,   soyguncusu

Uğursuzu,   vurguncusu

Cellat   ruhlusu,   soysuzu

Bakan,   sadrazam   olmuştur

Korkan   varsa   konuşmaya

Anlam   yükleyip   susmaya

Gerek   kalmadı   korkmaya

Çünkü   korkulan   olmuştur

Sesime   kulak   ver   gülüm

Tutsaklığa   yeğdir   ölüm

Nerde   varsa   böyle   zulüm

Çaresi   isyan   olmuştur..!!!

Ataol  BEHRAMOĞLU

http://www.ilk-kursun.com/haber/100854

08
Nis
12

Tam Bir Maskaralık !

Maskara sözcüğü, her ne kadar bazı sözlüklerde Arapça kökenli görülüyorsa da, Türkçeye İtalyanca ve Fransızcadan geçmiş bir kelimedir.

Maskara olmak, maskara etmek, maskaralık, maskaralık yapmak gibi fiil ve isim biçimlerinde de kullanılır.

Günlük konuşmada, kirpiklere sürülen makyaj malzemesi ve ayakkabıların önündeki enine süs dikişi anlamlarını  bir  yana  bırakırsak,  bir  kısmı  birbiriyle  de  çelişen  pek  çok  anlama  gelir:

1) Festival, eğlence, gösteri, geçit töreni…

2) İnsanları eğlendirmeye çalışan gülünç insan…

3) Sevimli insan…

4) Kendini bayağılaştıran, rezil eden insan…

5) Maskeli, gizlenmiş insan…

6) Kendini gizleyerek, başkalarını aldatan, yanıltan insan…

7) Öteki  anlamlar,  yani  yukardakilerden  nüanslarla  ayrılan  daha  pek  çok  kavram…

Ve  bu  anlamlara  dayalı  olarak  üretilmiş  fiiller !

Sözcüğün bu denli çok anlam taşımasının nedeni, farklı dillerdeki değişik kullanımların Türkçeyi etkilemesi ve dilimizdeki çeşitlemelerle de zenginleşmiş olmasıdır.

***

12 Eylül sürecinin yargılanması, tam bir maskaralığa dönüşmüş durumda…

Ben her zamanki iyimserliğimle, bu maskaralığın dikkatimizi çektiği konuları ve bunlardan alınacak dersleri düşünüyorum:

Birinci ders, “Milli İrade” kavramı hakkındaki sorular.

1) Aldığı yüzde 50 oya dayanarak kendisini “Milli İrade’nin tek temsilcisi” gibi sunan bir siyasal iktidar, yüzde 92 oy ile kabul edilmiş bir süreci nasıl yargılar?

2) “Milli İrade” sadece alınan oy oranı mıdır; yüzde 50 oy, bütün “Milli İrade”yi temsil edebilir mi?

3) “Milli İrade” sadece oya bağlansa bile, hangisi daha meşru ve güçlüdür; yüzde 50 mi yoksa yüzde 92 mi?

4) “Milli İrade”yi çarpıtarak oy oranları üzerinden halk dalkavukluğu yapanlar, yüzde 92 oy oranının, yanlış, haksız ve gayri meşru olduğunu nasıl açıklıyorlar?

5) Ve “Milli İrade” konusundaki maskaralıklar hakkında akla gelebilecek daha pek çok soru.

İkinci ders, hukuk hakkındaki sorular.

1) 1980 süreci ve bunun ürünü olan 1982 Anayasası gayri meşru ise (ki ben daha o zaman bunun gayri meşru olduğunu söylemiş ve yazmıştım) bu anayasaya dayalı olarak 1982’den beri yapılan bütün kamusal, özel ve tüzel işlemler geçerliliklerini yitirmez mi; bütün seçimler, bütün yasalar, bütün evlenme ve boşanmalar, bütün alım-satımlar gayri meşru mudur?

2) Bir iktidarın meşruiyetini sağlayan anayasa gayri meşru ise, o anayasaya göre gerçekleştirilen seçimler sonunda ortaya çıkan iktidar meşru kabul edilebilir mi?

3) Bir siyasal iktidar, kendi meşruiyetinin dayalı olduğu anayasayı yapanları yargılayabilir mi?

4) Yapıldığı sırada suç kabul edilmeyen, hatta tam tersine övülen bir fiil, sonradan çıkarılan bir yasa ile geriye dönük olarak yargılanabilir ve cezalandırılabilir mi?

5) Dönemin tek sorumluları bugün yargıya çıkarılanlar mıdır; onlara destek verenler, hizmet edenler, fiilen suç işleyenler nerededir; örneğin, darbeye tam destek verdiği bilinen ABD ve darbe hükümetlerinde baş sorumlu olarak görev alan Turgut Özal da yargılanacak mıdır?

6) Ve anayasa hukuku ile ceza hukuku konusundaki maskaralıklar hakkında akla gelebilecek daha pek çok soru.

Üçüncü ders, uygulamalar hakkındaki sorular.

1) AKP iktidarı 1980 darbesine ve bu darbenin ürünü olan 1982 Anayasası’na karşıysa, neden bu anayasanın siyasal partiler ve seçimler üzerine getirdiği, başta yüzde 10 barajı olmak üzere, sınırlama ve kısıtlamaları kaldırmıyor?

2) AKP iktidarı, 1982 Anayasası’nın kurduğu YÖK’ü, üstelik de kaldıracağına ilişkin söz vermişken, neden sürdürüyor?

3) Bugünkü Özel Yetkili Mahkemeler o zamanki Sıkıyönetim ve Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin bir benzeri ve hatta devamı değil midir?

4) İnsanlık dışı suçlar işlemiş olan birtakım insanların bu yargılamaya mağdur olarak katılmak istemeleri ne anlama geliyor?

5) Süreçte, işkence gören, hapse tıkılan, görevinden atılan gerçek mağdurlar ve bu işlemleri yapan gerçek sorumlular, suçlular, yargılamanın neresindedir?

6) Pek çok kesimin tepkisini çeken 4+4+4 eğitim yasasının ve halkın belini büken insafsız zamların tam yargı sürecinin başlamasından önce yürürlüğe sokulması tesadüf müdür?

7) Ve uygulamalardaki maskaralıklar konusunda akla gelen daha pek çok soru.

Dördüncü ders, medyanın durumu ve kişisel izlenimler.

Yarına !

Emre  KONGAR

7 Nisan 2012  –  Cumhuriyet

http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=328056




İstatistikler

  • 2.311.620 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Nisan 2012
P S Ç P C C P
« Mar   May »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30  

En fazla oylananlar